<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dini Bilgiler &#8211; İsme Özel Şiir</title>
	<atom:link href="https://sevdalilarmekani.com/kategori/dini-bilgiler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sevdalilarmekani.com</link>
	<description>Taner temel&#039;in şair ruhlu duygularıyla kurumuştur.Duygularını aktarabileceği bir blog sitesidir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 May 2025 20:50:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/07/cropped-icon-150x150.png</url>
	<title>Dini Bilgiler &#8211; İsme Özel Şiir</title>
	<link>https://sevdalilarmekani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Köy evinde aklım başıma geldi</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 May 2025 20:50:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Köy evinde aklım başıma geldi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=34113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllarca eşime baktım, ama iki yıl önce onu kaybettim. Yalnız kalmak istemediğim için kızımın yanına yerleştim, tabi bunu kızımda damadımda çok istedi. Para sıkıntım yok, gezmeyi de harcamayı da severim, neşeli bir kadınım ben, sohbet etmeyi gülmeyi severim. Kızımda tam aksine durgun biridir, pek sevmezdi, süreki tv dizileri izleyip yemek ve ev işleri yapmayı severdi. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html">Köy evinde aklım başıma geldi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html/2"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-33689 size-full" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta.png" alt="" width="1280" height="719" srcset="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta.png 1280w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta-300x169.png 300w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta-1024x575.png 1024w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta-768x431.png 768w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta-390x220.png 390w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></a></p>
<p>Yıllarca eşime baktım, ama iki yıl önce onu kaybettim. Yalnız kalmak istemediğim için kızımın yanına yerleştim, tabi bunu kızımda damadımda çok istedi. Para sıkıntım yok, gezmeyi de harcamayı da severim, neşeli bir kadınım ben, sohbet etmeyi gülmeyi severim. Kızımda tam aksine durgun biridir, pek sevmezdi, süreki tv dizileri izleyip yemek ve ev işleri yapmayı severdi. Damadimla bu konu hiç anlaşamazlardı, çünkü oda benim gibi, gezmeyi eğlenmeyi mutlu olmayı seven bir erkekti. Biz sohbet ederken biraz fazla gülersek kızım bize tepki gösterirdi kızardı başım ağrıyor biraz susun derdi. Damadım bir gun yanıma geldi Perihan anne neşe dolu bir insansın seninle gülmek konuşmak bana çok iyi geliyor dedi, biraz utandım ama sevindim de tabi. Teşekkür ettim kendisine. Sonra bana aramızda kalacağına söz verirsen sana bir sey diyeceğim dedi, ne demek tabiki aramızda kalır soyle dedim. ” Burada ne konuşsak ne yapsak leyla bize kızıyor, ben bu aralar işten güçten çok sıkıldım bikacgun izin aldım kafamı dinlemeye köydeki eve gideceğim istersen sende benimle gel dedi ” gelirim ama Sevdaya ne diyeceğiz dedim, önce ben giderim sende bikac gun arkadaşında kalacagini söylersin gelirsin köydeki eve dedi, bu plan aklıma yatmisti ama arada ben ne yapıyorum böyle diyede kendimi sorguluyordum, ama bir an düşünmeden tamam demiş bulundum. Planımızı uyguladık 1 gün sonra damadim gitti bende bikac saat sonra, arkadaşıma gidiyorum belki bir gün belki bir kaç gün gelmeyebilirim kızım beni bekleme dedim sonrada evden çıktım. Hemen bir taksiye bindim köyün dışındaki eve gittim… Olayın tamamını okumak için lütfen diğer sayfaya geçiniz….</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html">Köy evinde aklım başıma geldi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ücretsiz Dini Sohbet Hizmeti</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ucretsiz-dini-sohbet-hizmeti.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ucretsiz-dini-sohbet-hizmeti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2020 20:14:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ücretsiz Dini Sohbet Hizmeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=30950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ücretsiz Dini Sohbet Hizmeti Ülkemiz çapında sunulmakta olan Dini sohbet hizmetleri, çeşitli platformlar dahilinde işleme alınırken milyonlarca insan tarafından da deneyimlenebilmektedir. Hal böyle olunca insanlar arası etkileşim adına hizmet sağlamakta olan firmalar tarafından Dini sohbetler konusuna geçiş yapılmış ve her biri, en prestijli muhabbet hizmetini ücretsiz olarak sunabilmek için belirli periyotlarda güncelleme çalışmalarına gitmiştir. Bu &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ucretsiz-dini-sohbet-hizmeti.html">Ücretsiz Dini Sohbet Hizmeti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ücretsiz Dini Sohbet Hizmeti</strong></p>
<p>Ülkemiz çapında sunulmakta olan <a href="http://www.dinisohbetler.net"><strong>Dini sohbet</strong></a> hizmetleri, çeşitli platformlar dahilinde işleme alınırken milyonlarca insan tarafından da deneyimlenebilmektedir. Hal böyle olunca insanlar arası etkileşim adına hizmet sağlamakta olan firmalar tarafından <a href="http://www.dinisohbetler.net"><strong>Dini sohbetler </strong></a>konusuna geçiş yapılmış ve her biri, en prestijli muhabbet hizmetini ücretsiz olarak sunabilmek için belirli periyotlarda güncelleme çalışmalarına gitmiştir. Bu bağlamda kurulan ve ülkemizin ücretsiz olarak sunulmakta olan en kaliteli <a href="http://www.dinisohbetler.net"><strong>Dini chat</strong></a> işlemlerine sahip olan Dini Sohbetler sitesi, bünyesinde barındırmakta olduğu binlerce kaliteli referans sayesinde güvenilirliğini her alanda kanıtlayabilmiş durumdadır. Sizde dini muhabbet adına kolay ulaşılabilen ve ücretsiz bir platform arıyorsanız Dini Sohbetler oluşumunun resmi adresini günün her saatinde ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1552 size-full" src="https://www.gunlukburcum.com/wp-content/uploads/2020/11/Ucretsiz-Dini-Sohbet-Hizmeti.jpg" alt="" width="650" height="350" /><br />
<strong>Ücretsiz ve İnteraktif Dini Sohbet Hizmeti<br />
</strong><br />
Sohbet hizmetleri, yıllardır ülkemiz çapında interaktif olarak sunulmakta ve kişisel olarak da sıklıkla tercih edilmektedir. Hal böyle olunca ücretsiz olarak dini sohbet hizmetleri vermekte olan sitelerde faaliyet alanını genişletmiş ve ülke çapında milyonlarca insana erişim sağlamayı başarabilmiştir. Bu bağlamda kurulan ve ücretsiz interaktif olarak sunulan en <strong>kaliteli sohbet</strong> hizmetlerini bünyesinde barındırmakta olan Dini Sohbetler hizmeti, her yıl binlerce potansiyel müşteriyi de bünyesinde katmakta ve işlem aralığını genişletmeye çalışmaktadır. Sizde en kaliteli dini sohbet özelliğine ücretsiz ve interaktif olarak erişim sağlamak istiyorsanız Dini Sohbetler firmasının resmi adresini 7/24 ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ucretsiz-dini-sohbet-hizmeti.html">Ücretsiz Dini Sohbet Hizmeti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ucretsiz-dini-sohbet-hizmeti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeytani İlimlere Dikkat</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/seytani-ilimlere-dikkat.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/seytani-ilimlere-dikkat.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Sep 2019 09:18:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[hiç duyulmamış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytani İlimlere Dikkat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29886</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okumak önemli ancak okuduğunu düşünüp hazmetmek, yaşamımızda kullanmak dahada önemli. Okuduğunuzu yaşantımızda uygulamıyorsak neye yarar okumak&#8230; Nice okumuşlar gördük. Bu dünyaya niçin geldiğinin bilincinde bile değil. Hayat sınavından bi haber. Bu dünyada iki ilim vardır.. Biri şeytani ilimler. diğeri Rahmani ilimler. Şeytani ilimlerde her şey serbest, yalan, hile, yalakalık, zulüm yapmak, iftira atmak, kural bir &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/seytani-ilimlere-dikkat.html">Şeytani İlimlere Dikkat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okumak önemli ancak okuduğunu düşünüp hazmetmek, yaşamımızda kullanmak dahada önemli. Okuduğunuzu yaşantımızda uygulamıyorsak neye yarar okumak&#8230; Nice okumuşlar gördük. Bu <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/seytani-ilimlere-dikkat">dünya</a>ya niçin geldiğinin bilincinde bile değil. Hayat sınavından bi haber. Bu dünyada iki <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/seytani-ilimlere-dikkat">ilim</a> vardır..<br />
Biri şeytani ilimler. diğeri Rahmani ilimler. Şeytani ilimlerde her şey serbest, yalan, hile, yalakalık, zulüm yapmak, iftira atmak, kural bir tane. Rahmani ilimlerden uzak durmak. Rahmani ilimlerin kuralları çok, yalan yok, hile yok, haksızlık yok, sözünden dönmek yok, Emanete ihanet yok, zorluk çok, yanlışlara tövbe var, kul hakkında ceza çok. Mükafatın azı bu dünyada, çoğu ahirette. Bu yüzden, Rahmani ilimler zor geliyor.. Helalleri kazanmak zor, Zor olanın bereketi çok, sonu cennettir İnşaAllah. Şeytani ilimler haramların yolu, kazanmak çok kolay, güzelliği yalan, çirkinliği çok, sonu cehennem.. Rahmani ilimlerde yorulanlarımız bereketli olsun. İNŞAALLAH&#8230;<br />
Şeytani ilimlerin uzmanı şeytan, elemanları siyonist yahudiler, Cahil Müslümanları ve Hristiyanları kullanırlar.. her kılığa girerler. Bazen papaz olurlar, bazen imam, bazen dilenci, zengin.. Değişmeyen karakter bukalemunluk. Bin bir suret onlara uyar..<br />
Şeytani ilimlerden çok uzak, Rahmani ilimlerde olan günleriniz bereketli ve daim olsun. İNŞAALLAH.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>HANIMLAR KESİNLİKLE OKUYUN</strong>&#8230;</p>
<p>ERKEKLER DE HANIMLARINA VE KIZLARINIZA AKTARSINLAR!<br />
HZ. ALİ (R.A) ANLATIYOR:<br />
BEN VE FATIMA RESULULLAH (S.A.V)&#8217;İN YANINA GİRDİK?. O&#8217;NU ÜZÜNTÜLÜ VE AĞLAR DURUMDA BULDUK, SEBEBİNİ SORDUK. RESULULLAH (S.A.V) BUYURDU Kİ: BEN MİRAÇ GECESİNDE GÖKLERDE ÜMMETİMİN KADINLARINI ÇOK ÇEŞİTLİ AZAP OLDUKLARINI GÖRDÜM. ONLARIN GÖRDÜKLERİ O ŞIDDETLİ AZAPLARINA DAYANAMAYIP ÜZÜLDÜM VE AĞLADIM&#8230;<br />
1-) ONLARDAN BİR KISMINI SAÇLARINDAN ASILMIŞ (ATEŞTEN KOR KAFALARININ ÜSTÜNE KOYMUŞLARDI) BEYİNLERINİ KAYNARKEN GÖRDÜM&#8230;<br />
2-) BİR KISMINI DİLERİNDEN ASILMIŞ BOĞAZLARINDAN KATRAN AKITILIRKEN GÖRDÜM&#8230;<br />
3-) BİR KISMINI ELLERİ BOYUNLARINA VE AYAKLARI GÖĞÜSLERİNE BAĞLANMIŞ OLARAK GÖRDÜM. YILAN VE AKREPLER ONLARI SOKUP ZEHİRLIYORLARDI&#8230;<br />
4-) BİR KISMINI GÖĞÜSLERİNDEN ASILI OLARAK GÖRDÜM&#8230;<br />
5-) BİR KISIM KADIN GÖRDÜM Kİ BAŞI DOMUZ GÖVDESI, MERKEP GÖVDESİ GİBİ BİN BİR ÇEŞİT AZAP İLE AZAP OLUYORLARDI&#8230;<br />
6-) BİR KISIM KADIN GÖRDÜM Kİ SURETLERİ KÖPEK SURETİNDE ATEŞ AĞIZLARINDAN GİRİYOR ARDINDAN ÇIKIYORDU, MELEKLER TOKMAKLARIYLA DURMADAN BAŞLARINA VURUYORLARDI&#8230;<br />
İŞTE ONLARI HATIRLADIM, ÜZÜLDÜM VE AĞLADIM. HZ. FATIMA AĞLAYIP AYAĞA KALKTI: EY SEVGİLİ BABACIĞIM. ACABA BUNLAR NELER YAPARLAR Kİ BU KADAR ÇEŞİTLİ AZAPLARLA KARŞILAŞTILAR DİYE SORDU. RESULÜ EKREM (S.A.V) ;<br />
1-) SAÇLARINDAN ASILMIŞ BEYİNLERİ KAYNAYIP AZAPLANANLAR, BAŞINI ÖRTMEYİP SAÇINI BAŞINI YABANCI ERKEKLERDEN GİZLEMEYEN KADINLARDIR&#8230;<br />
2-) DİLİNDEN ASILMIŞ, BOĞAZINDAN KATRAN DÖKÜLÜP AZAPLANANLAR, DİLİ İLE KOCASINA EZİYET EDİP SERVET MAL MÜLK İSTEYEN KADINLARDIR&#8230;<br />
3-)ELLERİ BOYUNLARINA VE AYAKLARI GÖĞSÜNE BAĞLANMIŞ OLUP YILAN VE AKREPLERLE ZEHİRLENİP AZAPLANANLAR, CÜNÜPLÜKTEN VE HAYIZLIKTAN YIKANMAYIP NAMAZA İHANET EDEN, NAMAZ KILMAYAN KADINLARDIR&#8230;<br />
4-) GÖĞÜSLERİNDEN ASILIP AZAPLANANLAR, KOCASININ HİZMETİNİ YAPMAYIP YATAĞINDA EZİYET EDEN, GÖĞSÜNÜ YABANCI ERKEKLERDEN SAKINMAYIP ÖRTÜNMEYEN KADINLARDIR&#8230;<br />
5-) BAŞI DOMUZ GÖVDESİ MERKEP GÖVDESİ GİBİ OLUP BİNBİR ÇEŞİT AZAPLANANLAR (SAÇINI BAŞINI SÜSLEYİP PÜSLEYİP, AÇIK SAÇIK DAR VE AÇIK RENKLİ GİYİNİP, VÜCUT HATLARINI BELLİ ETTİRİP BİNBİR CİLVELERLE YABANCI ERKEKLERİN GÖNLÜNÜ ÇEKEN) KADINLARDIR&#8230;<br />
6-) KÖPEK SURETİNDE OLUP ATEŞ AĞZINDAN GİRİP ARDINDAN ÇIKANLAR HASED EDİP KOCASIYLA MÜSLÜMANLARIN ARASINI BOZMAK İÇİN SÖZ GEZDİRİP YALAN KONUŞAN KADINLARDIR&#8230;<br />
YAZIKLAR OLSUN ALLAH VE RESULÜ (S.A.V)&#8217;İN EMİRLERİNİ YAŞAMAYIP YAŞATMAYANLARA, İSLAMIYETİ YAŞAMAYIP İSYAN EDENLERE BUNLARIN DUALARI KABUL OLMAZ CENNETE DE GİREMEZLER CENNETİN KOKUSUNU DAHI ALAMAZLAR&#8230;<br />
KAYNAK: MÜSNED-I AHMED, İBNİ MÂCE, İBNİ CERÎR, BEYHAKÎ, HÂKİM, İBNİ EBÎ HÂTİM, TABERÂNÎ, BEZZÂR, İBNİ İSHÂK, İBNİ MERDÛYE, EBÛ DÂVÛD. RÂVİLER: HZ. EBÛ HUREYRE, HZ. EBÛ SA&#8217;İD HUDRÎ VE HZ. ENES BİN MÂLİK)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/seytani-ilimlere-dikkat.html">Şeytani İlimlere Dikkat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/seytani-ilimlere-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/deprem.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/deprem.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Sep 2019 10:20:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[hiç duyulmamış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29876</guid>

					<description><![CDATA[<p>‼️Depremler kıyamet alametlerindendir. Buhari’deki hadis-i şerifte, (Depremler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz) buyurulmuştur. Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmedi. ‼️ Fakat, Peygamber Efendimiz birçok alametlerini haber verdi: Mehdi gelecek, İsa gökten inecek, Deccal çıkacak. Yecüc Mecüc her yeri karıştıracak. Güneş batıdan doğacak. Büyük depremler olacak. Din bilgileri unutulacak. Kötülük çoğalacak. Dinsiz, ahlaksız, kimseler Emir olacak, Allahü teâlânın emirleri &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/deprem.html">Deprem</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="_5mfr"><span class="_6qdm"></span></span><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/deprem">Depremler</a> kıyamet alametlerindendir. Buhari’deki hadis-i şerifte, (Depremler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz) buyurulmuştur. Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmedi.<br />
<span class="_5mfr"><span class="_6qdm"></span></span><br />
Fakat, Peygamber Efendimiz birçok alametlerini haber verdi:<br />
Mehdi gelecek, İsa gökten inecek, Deccal çıkacak. Yecüc Mecüc her yeri karıştıracak. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/deprem">Güneş</a> batıdan doğacak. Büyük depremler olacak. Din bilgileri unutulacak. Kötülük çoğalacak. Dinsiz, ahlaksız, kimseler Emir olacak, Allahü teâlânın emirleri yaptırılma<span class="text_exposed_show">yacak. Haramlar her yerde işlenecek, Yemen’den bir ateş çıkacak. Gökler ve dağlar parçalanacak. Güneş ve Ay kararacak. Denizler birbirine karışacak ve kaynayıp kuruyacaktır.<br />
<span class="_5mfr"><span class="_6qdm"></span></span><br />
İlahi ikazdır<br />
İnsanların isyandan vazgeçmesi için ilahi bir ikaz olan depremden ibret alınmalıdır. Sel, deprem, kuraklık gibi, ilahi musibetlerin ara sıra zuhur edişi, Allahü teâlânın sonsuz nimetlerine, lütuf ve ihsanına karşı isyanda olanları ikaz mahiyetindedir. Hiçbir nimet ve felaket sebepsiz değildir. Düşünebilenler için nice hikmetleri vardır. Günahların affına sebep olduğu gibi başka hikmetleri de vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Ümmetim için depremler günahlarına kefaret olur.) [Hakim]
<span class="_5mfr"><span class="_6qdm"></span></span><br />
Âlimler, (Tehlikelerden, gücünüz yettiği kadar sakınınız. Çünkü, güç yetmeyen, dayanılamayan şeylerden uzaklaşmak, Peygamberlerin âdetidir) buyurmaktadır.<br />
<span class="_5mfr"><span class="_6qdm"></span></span><br />
Kapalı yerde iken deprem olursa, oradan açık bir yere kaçmak müstehaptır. (Bezzâziyye)<br />
<span class="_5mfr"><span class="_6qdm"></span></span><br />
Deprem olunca evden çıkıp açık yere gitmelidir. Resulullah efendimiz, yolda eğri duvarın önünden koşarak geçti. (Hindiyye)<br />
<span class="_5mfr"><span class="_6qdm"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/16.0.1/72x72/203c.png" alt="‼" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></span></span><br />
Bu fetvalardan anlaşıldığına göre, depremden kaçmayan intihar etmiş sayılmaz. Müstehabı terk etmiş olur. Depremden kaçmayan mutlaka ölür diye bir şey yoktur. Depremde ölenin imanı varsa mutlaka şehittir.</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/deprem.html">Deprem</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/deprem.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NE VERİRSEN ELİNLE O GİDER SENİNLE</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ne-verirsen-elinle-o-gider-seninle.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ne-verirsen-elinle-o-gider-seninle.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Sep 2019 12:30:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[hiç duyulmamış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[NE VERİRSEN ELİNLE O GİDER SENİNLE]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29851</guid>

					<description><![CDATA[<p>NE VERİRSEN ELİNLE, O GİDER SENİNLE İnsanoğlu bu dünyaya imtihan için gönderilmiştir. Burada belirli bir süre kalacak, daha sonra ölüm denilen kapıdan geçerek ahiret yurduna varacaktır. Ahirette ise dünyada yaptığı küçük-büyük her şeyi karşısında bulacaktır (Kehf, 18/49). O gün herkese işlediği amelin karşılığı tastamam verilecek (Âl-i İmrân, 3/185), kimseye haksızlık yapılmayacaktır. Peygamber Efendimiz; “İnsanoğlu öldüğü &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ne-verirsen-elinle-o-gider-seninle.html">NE VERİRSEN ELİNLE O GİDER SENİNLE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NE VERİRSEN ELİNLE, O GİDER SENİNLE</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ne-verirsen-elinle-o-gider-seninle">İnsanoğlu</a> bu dünyaya imtihan için gönderilmiştir. Burada belirli bir süre kalacak, daha sonra <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ne-verirsen-elinle-o-gider-seninle">ölüm</a> denilen kapıdan geçerek ahiret yurduna varacaktır. Ahirette ise dünyada yaptığı küçük-büyük her şeyi karşısında bulacaktır (Kehf, 18/49). O gün herkese işlediği amelin karşılığı tastamam verilecek (Âl-i İmrân, 3/185), kimseye haksızlık yapılmayacaktır. Peygamber Efendimiz; “İnsanoğlu öldüğü zaman, amel defteri kapanır. Üç kimse bundan müstesn<span class="text_exposed_show">adır: Sadaka-i cariye sahibi kimseler, topluma yararlı bir ilim (eser) bırakanlar ve kendisine hayır dua eden hayırlı çocuk yetiştirenler.” (Tirmizî, Ahkâm, 36) buyurmuşlardır. İnsanların faydalandığı müesseseler kuran, eserler bırakan kimse, kendisi ölse bile, insanlar o şeyden faydalandıkları müddetçe onun sevabını almaya devam edecektir. Özetle; nimeti paylaşmak bize bu dünyada huzur verecek, ahiret yurdunda Allah’ın rızasını kazanmamıza vesile olacaktır&#8230;</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ne-verirsen-elinle-o-gider-seninle.html">NE VERİRSEN ELİNLE O GİDER SENİNLE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ne-verirsen-elinle-o-gider-seninle.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Mürşidin Hikayesi</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bir-mursidin-hikayesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bir-mursidin-hikayesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Sep 2019 09:50:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Mürşidin Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[hiç duyulmamış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29847</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dergahlara Sohbetlere gelemeyenler iyi dinlesinler; Zamanin birinde Dergaha uzun süredir gelmeyen sofisini ziyarete giden bir mürşidin hikayesi&#8230; Bir kış günü talebenin kapısını çalar hocası.Talebe bakarki hocası ayağına kadar gelmiştir. Utanır, mahçup bir edayla içeri davet eder hocasını.. Hocası selam verir yanmakta olan ocağın başına oturur, alır eline maşayı karıştırır ateşi. Sükut sohbeti bir müddet sürer.Sofi &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-mursidin-hikayesi.html">Bir Mürşidin Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="js_4sq" class="_5pbx userContent _3576" data-testid="post_message" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;K&quot;}">
<div id="id_5d8bc0b7141bf0212038168" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>Dergahlara Sohbetlere gelemeyenler iyi dinlesinler;</strong></p>
<p>Zamanin birinde Dergaha uzun süredir gelmeyen sofisini ziyarete giden <strong>bir <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-mursidin-hikayesi">mürşidin</a> hikayesi</strong>&#8230;<br />
Bir kış günü talebenin kapısını çalar hocası.Talebe bakarki hocası ayağına kadar gelmiştir.<br />
Utanır, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-mursidin-hikayesi">mahçup</a> bir edayla içeri davet eder hocasını..<span class="text_exposed_show"><br />
Hocası selam verir yanmakta olan ocağın başına oturur, alır eline maşayı karıştırır ateşi.<br />
Sükut sohbeti bir müddet sürer.Sofi daha sonra içeri gider ikram için bir tas dolusu hoşaf getirir. Hocasına ikram eder,hocası yine sükut halde ateşi karıştırmaktadır. sessizce&#8230;Bir kor alır ateşten ayırır kenara bir müddet bekler korun ateşi söner.<br />
Derki ;<br />
Evladım bak ateşten ayrılan kor nasılda söndü, ateşini yitirdi. Bunun tekrar yanması için ateşe girmesi gerek.<br />
Aynen bunun gibi sofide Allah aşkı ve muhabbetini murad ediyorsa sofilerden ve dergahtan ayrı kalmayacak,eğer ayrı kalırsa bu odun gibi söner kimseye bir faydası olmaz.<br />
Sen sen ol bir daha dergahtan uzaklaşma der ve geldiği gibi gider.<br />
Hikaye bitti, biz alacağimiz hisseye bir bakalım&#8230;.</span></p>
<div class="text_exposed_show">
<p>Ebu Turab Nahşebi hz.leri derki:<br />
Bugüne bakarım,dün geçti,yarın varmı?<br />
Gençliğine güvenme, ölen hep ihtiyarmi?<br />
Evet.<br />
Azrail (a.s)ile randevu ne zaman bilinmez.Hep birlikte sönük korlar olmamak ve etrafımıza da aşk taşımak istiyorsak önce kendimizi düzene koyarsak, gerisi kendiliğinden düzelir inşallah&#8230;.</p>
</div>
</div>
</div>
<div class="_3x-2" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;H&quot;}">
<div data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;H&quot;}">
<div class="mtm">
<div>
<div class="_1ktf" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;E&quot;}"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-mursidin-hikayesi.html">Bir Mürşidin Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bir-mursidin-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölüm Rabıtasıdır</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/olum-rabitasidir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/olum-rabitasidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Sep 2019 06:30:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[hiç duyulmamış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm Rabıtasıdır]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29830</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsana en çok fayda veren bir şey de ölüm rabıtasıdır. Ölüm rabıtası tul-i emeli yıkar, ihlas ve yakîni doğurur. Hazret (k.s.), her gün yakınlarından ahirete gidenlerin isimlerini zikrederek &#8221;sıra bize geldi&#8221; derdi. Rabıta, nefse karşı en büyük ilaçtır. Rabıta kuvvetlendikçe insan, nefsin hile ve azgınlıklarından kurtulur. Rabıtaya devam ediniz. İnsan kendini mahlukatın en aşağısı olarak &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/olum-rabitasidir.html">Ölüm Rabıtasıdır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsana en çok fayda veren bir şey de <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/olum-rabitasidir">ölüm</a> rabıtasıdır. Ölüm rabıtası tul-i emeli yıkar, ihlas ve yakîni doğurur.<br />
Hazret (k.s.), her gün yakınlarından ahirete gidenlerin isimlerini zikrederek &#8221;sıra bize geldi&#8221; derdi.<br />
Rabıta, nefse karşı en büyük ilaçtır. Rabıta kuvvetlendikçe insan, nefsin hile ve azgınlıklarından kurtulur. Rabıtaya devam ediniz.<br />
İnsan kendini mahlukatın en aşağısı olarak görmelidir. Köprü gibi olmalıdır. Üzerinden herkes geçse o görevini yapmalıdır. Nakşibendi nisbeti, nefsini terbiye eden, ihlas ve teslimiyet sahibi kimselerin üzerine gelir. Evrad-ı nakşibendiyeden maksad nefsi ıslahtır. Şeytanın helakı, kendini üstün görmesindendir. Cenab-ı Rabbu&#8217;l alemin bizleri nefsin şerrinden muhafaza eylesin.&#8217;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/olum-rabitasidir.html">Ölüm Rabıtasıdır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/olum-rabitasidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/dort-karis-boynuzlu-koc.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/dort-karis-boynuzlu-koc.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 16:50:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29755</guid>

					<description><![CDATA[<p>DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ ! İmâm-ı Ebu Yusüf hazretleri zamanında bir kişi, bir oğlu olmasını çok istiyor, ama bir türlü olmuyordu. Muradına kavuşmak için adak yapmak hatırına geldi. “Yâ Rabbî! Bana bir oğul verirsen senin rızan için ‘dört karış’ boynuzlu bir koç kurban edeceğim” diye nezretti. Çok geçmedi. Bir oğlu oldu. Sıra nezrini yapmaya gelmişti. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dort-karis-boynuzlu-koc.html">DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ !</strong></p>
<p>İmâm-ı Ebu <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dort-karis-boynuzlu-koc">Yusüf</a> hazretleri zamanında bir kişi, bir oğlu olmasını çok istiyor, ama bir türlü olmuyordu.<br />
Muradına kavuşmak için adak yapmak hatırına geldi.<br />
“Yâ Rabbî! Bana bir oğul verirsen senin rızan için ‘dört karış’ boynuzlu bir koç kurban edeceğim” diye nezretti.<span class="text_exposed_show"><br />
Çok geçmedi.<br />
Bir oğlu oldu.<br />
Sıra nezrini yapmaya gelmişti.<br />
İyi de “dört karış” boynuzlu koçu nerede bulacaktı?.. Ne kadar arasa da bulamıyor, bunun için de nezrini yapamıyordu.<br />
Birçok âlime sordu.<br />
Çıkar yol bulamadılar.<br />
Bir ahbabı, ona;<br />
“Sen Ebu Yusüf hazretlerine git, O, bu işi hâlleder” dedi.<br />
Hemen koştu bu büyük âlime.<br />
Ve anlattı derdini.<br />
Büyük İmam;<br />
“Bu iş kolay, ancak bir şartım var. Okumak isteyen çok genç var, ama mektebimiz yok&#8230; Sen zenginsin, bu gençler için şöyle büyük bir mektep yaptırırsan, işini hâllederim” buyurdu.<br />
Adam “kabul” dedi.<br />
Ebu Yusüf hazretleri;<br />
‘Öyleyse bir ‘koç’ ile bir ‘çocuk’ bul getir” buyurdu.<br />
Koşup getirdi bu ikisini.<br />
Ebu Yusüf hazretleri, karışlattı o çocuğa koçun boynuzunu. Çocuğun karışıyla dört karıştan fazlaydı.<br />
“Bu koçu kurban et” buyurdu.<br />
Adam nezrini yerine getirdi ve büyükçe bir mektep inşa ettirdi o beldede&#8230;</span></p>
<p>Abdüllatif Uyan &#8211; Türkiye Gazetesi / 17.12.2015</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dort-karis-boynuzlu-koc.html">DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/dort-karis-boynuzlu-koc.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYAT AĞACI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hayat-agaci.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hayat-agaci.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 15:24:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[HAYAT AĞACI]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29750</guid>

					<description><![CDATA[<p>HAYAT AĞACI… Çinliler, ‘Hayat Ağacı’ adını verdikleri bambu ağacını söyle yetiştirir: Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci sene tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci sene de toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü senelerde her sene yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hayat-agaci.html">HAYAT AĞACI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7e9d9edd8b62869792762" class="text_exposed_root text_exposed">
<p>HAYAT AĞACI…</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hayat-agaci">Çinliler</a>, ‘Hayat Ağacı’ adını verdikleri bambu ağacını söyle yetiştirir:<br />
Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci sene tohumda herhangi bir değişiklik olmaz.<br />
Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci sene de toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü senelerde her sene yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı toh<span class="text_exposed_show">um bu sene de filiz vermez.<br />
Çinliler büyük bir sabırla beşinci sene de de bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Bambu tohumu bu süre içinde toprağın altındadır, herhangi bir hareket göstermez.<br />
Ve <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hayat-agaci">nihayet</a> beşinci senenin sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.<br />
Akla gelen ilk soru şudur: Bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı yoksa beş sene + altı haftada mı ulaşmıştır?<br />
Bu sorunun cevabı tabii ki beş sene + altı haftadır.<br />
Büyük bir sabır ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik?…<br />
Başarının şartları her zaman çok açıktır.<br />
» ÇALIŞIN, SABREDİN…<br />
» HER ZAMAN İNANIN VE HİÇBİR ZAMAN GERİ DÖNMEYİN…<br />
» ASLA VAZGEÇMEYİN…</span></p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hayat-agaci.html">HAYAT AĞACI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hayat-agaci.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LİSELİ GENÇLER VE YAHYA KEMAL</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/liseli-gencler-ve-yahya-kemal.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/liseli-gencler-ve-yahya-kemal.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 14:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[LİSELİ GENÇLER VE YAHYA KEMAL]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29745</guid>

					<description><![CDATA[<p>LİSELİ GENÇLER VE YAHYA KEMAL Bir edebiyat hocasından dinledim: Bir lise sınıfında Yahya Kemal’in “Açık Deniz” şiiri okunuyormuş. Balkanlar’daki acı ve tarihi Türk muhaceratlerinden (göçlerinden) derin yankılar taşıyan bu şiirin: Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum; Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum. Kalbimde vardı &#8220;Byron&#8221;u bedbaht eden melâl Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl&#8230; Aldım &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/liseli-gencler-ve-yahya-kemal.html">LİSELİ GENÇLER VE YAHYA KEMAL</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>LİSELİ <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/liseli-gencler-ve-yahya-kemal">GENÇLER</a> VE YAHYA KEMAL</strong></p>
<p>Bir edebiyat hocasından dinledim: Bir lise sınıfında Yahya Kemal’in “Açık Deniz” şiiri okunuyormuş. Balkanlar’daki acı ve tarihi Türk muhaceratlerinden (göçlerinden) derin yankılar taşıyan bu şiirin:</p>
<p>Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;<span class="text_exposed_show"><br />
Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.<br />
Kalbimde vardı &#8220;Byron&#8221;u bedbaht eden melâl<br />
Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl&#8230;<br />
Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını,<br />
Duydum, akıncı cedlerimin ihtirâsını,<br />
Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu&#8230;<br />
Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu&#8230;<br />
Mağlûpken ordu, yaslı dururken bütün vatan,<br />
Rü&#8217;yâma girdi her gece bir fâtihâne zan.<br />
Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duygular&#8230;<br />
Mahzun hudutların ötesinden akan sular,<br />
Gönlümde hep o zanla berâber çağıldadı,</span></p>
<p>Mısraları okuduktan sonra, hoca talebesine sormuş:</p>
<p>&#8211; <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/liseli-gencler-ve-yahya-kemal">Şairin</a>, “her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum..,&#8221; mısralarındaki özdeyiş ne için, neye karşı duyulmuştur?</p>
<p>&#8211; Efendim demişler, şair; &#8220;Balkan şehirlerinde dolaşırken tabiî Türkiye’den uzakta bulunuyordu. Duyduğu özleyiş asîl memleketine karşı bir vatan hasreti&#8217;dir.&#8221;</p>
<p>Hoca merak etmiş, aynı soruyu bazı lise öğrencilerine de soracak olmuş… Çok az istisnalarla hemen aynı cevabı almış…</p>
<p>Görülüyor ki, çocuklarımız henüz kıymetli bir Türk şairinin çocukluğunu Balkan şehirlerinde geçirdiği çağlarda, bu şehirlerin bugünkü Edirne gibi, Bursa ve Ankara gibi bizim öz şehirlerimiz olduğunu hayli zor hatırlıyorlar.</p>
<p>Bu hazin hâfızasızlık, elbette çocuklarımızın kendi kusurları değildir: Biz hayli zamandan beri devlet siyaseti ile mektep tedrisatını birbirine karıştırmış bulunuyoruz. Mekteplerimizde gerçek ilmin ve milli ülkülerin icab ettirdiği bir tedrisat yerine günlük siyasilerimizin emrettiği bir öğretim tutturduk.</p>
<p>Devletimizin halkı ve tabiî sulh siyaseti dolayısıyle Balkanlar’da gözümüz olmadığını, olmayacağını ispat sâikasiyle bu toprakların bizim eski topraklarımız olduğunu çocuklarımıza daha doyurucu bir lisanla haber vermekten çekinir olduk. Yine türlü yakın mâzimizin şereflerini tanıtmak istemediğimiz için de onların hafızasını bir takım çok eski ve kısmen hayalî Türk medeniyetleriyle yorduk.</p>
<p>Halbuki bundan bir müddet evvel bana küçük Balkan devletlerinden birine ait bir harita göstermişlerdir. Bu haritada bizim sevgili İstanbul’umuz o devletin kendi şehirleri arasında görünüyordu. Böyle bir takım kurbağa teşekküllerin bile aşırı büyüme hayalleri yanında bizim, mâzimize âit şerefli hakikatleri unutup gizlemeğe çalışmamız bence millî bir hizmet değildir.</p>
<p>&#8211; Nihat Sami Banarlı</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/liseli-gencler-ve-yahya-kemal.html">LİSELİ GENÇLER VE YAHYA KEMAL</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/liseli-gencler-ve-yahya-kemal.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VERMEYİNCE MABUD NEYLESİN SULTAN MAHMUD</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 12:33:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[VERMEYİNCE MABUD NEYLESİN SULTAN MAHMUD]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29741</guid>

					<description><![CDATA[<p>VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUD Sultan Mahmud Han, tebdili kıyafet yaparak bir kahveye girer. Yaşlı çaycıya herkesin tıkandı baba diye hitap ettiğini görüp, bu lakabın nereden geldiğini sorar. Çaycı anlatır: -Bir gece rüyamda çeşmemin daha iyi akması için çomak sokup açmaya çalıştım. Çomak kırıldı, suyun akması iyice azaldı, uğraşırken temelli tıkandı, su hiç akmaz oldu. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud.html">VERMEYİNCE MABUD NEYLESİN SULTAN MAHMUD</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUD</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud">Sultan</a> Mahmud Han, tebdili kıyafet yaparak bir kahveye girer. Yaşlı çaycıya herkesin tıkandı baba diye hitap ettiğini görüp, bu lakabın nereden geldiğini sorar. Çaycı anlatır:</p>
<p>-Bir gece rüyamda çeşmemin daha iyi akması için çomak sokup açmaya çalıştım. Çomak kırıldı, suyun akması iyice azaldı, uğraşırken temelli tıkandı, su hiç akmaz oldu. Bunu komşulara <span class="text_exposed_show">anlatınca, adım tıkandı babaya çıktı.</span></p>
<p>Sultan Mahmud Han, vezire,</p>
<p>&#8211; Bir ay, her gün bu adama bir tepsi baklava getirin. Her <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud">dilimin</a> altına bir altın koyun, diye talimat verir.</p>
<p>Ertesi gün baklava gelir. Çaycı, &#8220;Baklavayı satayım da üç beş kuruş alayım, der. Bir Yahudi baklavayı rayiç fiyattan daha aşağı alır. Baklavayı yerken altınları görür. Yahudi bir şeyler anlamaya çalışır.</p>
<p>Ertesi günü çaycıyı görüp,</p>
<p>-Sana baklava getiren olursa ben yine daha yüksek fiyattan alırım, der.</p>
<p>Yahudi her gün fiyatı artırarak almaya devam eder. Çaycı da, iyi para kazanıyorum diyerek baklavaya hiç dokunmadan satar.</p>
<p>Bir ay sonra, baklava getirme işi biter. Sultan, çaycı epey zenginlemiş diye düşünür. Padişah kıyafetiyle, çaycının yanına gelir. Çaycıda bir değişiklik olmadığını anlayınca,</p>
<p>&#8211; Baklavaları ne yaptın? diye sorar.</p>
<p>O da, hiç birini yemeden sattığını söyler. Hazineden bir miktar altın vermek üzere, çaycıyı saraya davet eder. Sonra,</p>
<p>&#8211; Şu küreği al, altınlara daldır, kürekte ne kadar altın kalırsa hepsi senin olsun, der.</p>
<p>Çaycı heyecanlanır, daha çok altın almak için küreği daldırır. Aksine ters daldırdığı için küreğin üstünde bir altın kalır. Sultan:</p>
<p>&#8211; Demek nasibin bu kadarmış, der.</p>
<p>Daha başka imtihana tabi tutarlar. Hiç birinden netice alınmayınca, sultan der ki:</p>
<p>&#8211; Vermeyince Mabud, neylesin sultan Mahmud!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud.html">VERMEYİNCE MABUD NEYLESİN SULTAN MAHMUD</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herşey Ona İtaat Eder</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 09:59:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Ona İtaat Eder]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herşey ona itaat eder Selmân-ı Fârisî &#8220;radıyallahü anh&#8221; hazretleri bir gün yanında misâfiri olduğu halde Medayinden çıkıp bir yere gidiyorlardı. Yolda karınları acıktı. Yiyecek bir şeyleri de yoktu. Orada geyikler vardı ve süvari atıyle dahi onlara yetişemezdi. Kuşlar vardı. Fakat avcılar onları vuramazlardı. Zira uzaktan hemen kaçarlardı. Selmân-ı Fârisî &#8220;radıyallahü anh&#8221; bir geyik ile bir &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html">Herşey Ona İtaat Eder</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7e96fe04f957b08725562" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>Herşey ona itaat eder</strong></p>
<p>Selmân-ı Fârisî &#8220;radıyallahü anh&#8221; <a href="https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html">hazretleri</a> bir gün yanında misâfiri olduğu halde Medayinden çıkıp bir yere gidiyorlardı. Yolda karınları acıktı. <a href="https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html">Yiyecek</a> bir şeyleri de yoktu. Orada geyikler vardı ve süvari atıyle dahi onlara yetişemezdi. Kuşlar vardı. Fakat avcılar onları vuramazlardı. Zira uzaktan hemen kaçarlardı. Selmân-ı Fârisî &#8220;radıyallahü anh&#8221; bir geyik ile bir kuşu <span class="text_exposed_show">yanına çağırdı. İkisi de yanlarına geldi. Onlara &#8220;Bu kimse benim misâfirimdir. Sizi ona ikram etmek istiyorum&#8221; buyurdu. Geyik ve kuş hiç itiraz etmediler. Onları kesip yediler. O zât bu işe çok hayret etti ve &#8220;Ey efendim geyik ve kuşu çağırdınız hiç kaçmadan yanınıza geldiler, ben buna hayret ettim&#8221; dedi.</span></p>
<p>Selmân &#8220;radıyallahü anh&#8221; buyurdu ki: &#8220;Bunda hayret edilecek bir şey yok. Bir kimse Allahü teâlâ&#8217;ya itaat eder ve O&#8217;na hiç günah işlemezse, her şey ona itaat eder.&#8221;</p>
</div>
<div id="fbPhotoSnowliftProductMiniListHscroll" class="fbCommerceProductMiniListHscroll"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftLegacyTagList" class="pts fbPhotoLegacyTagList">
<div></div>
</div>
<div id="fbPhotoSnowliftCallToActionButton" class="fbPhotosPhotoButtons"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftPhotoFundraiser"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftOwnerButtons" class="mvm fbPhotosPhotoOwnerButtons stat_elem"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftOriginalStory" class="_56lj"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftComputerVisionAnnotation" class="fbPhotosPhotoCVAnnotation"></div>
</div>
<div id="fbPhotoSnowliftVideoFundraiser"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftViews" class="_4p3v"></div>
<form id="u_25_2" class="fbPhotosSnowliftFeedbackForm commentable_item collapsible_comments" action="https://www.facebook.com/ajax/ufi/modify.php" method="post" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;]&quot;}">
<div id="fbPhotoSnowliftFeedback" class="fbPhotosSnowliftFeedback"></div>
<div>
<div>
<div class="_6iib" data-testid="fbSnowliftUFI/feedbackSummary">
<div class="_6iic">
<div class="_6iid"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</form>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html">Herşey Ona İtaat Eder</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİSAFİR&#8217;İN BEREKETİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/misafirin-bereketi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/misafirin-bereketi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 06:45:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[MİSAFİR'İN BEREKETİ]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29732</guid>

					<description><![CDATA[<p>MİSAFİR&#8217;İN BEREKETİ… Bir gün Sevgili Peygamber Efendimize bir Sahabi hanımından şikâyete gelir. &#8220;Benim hanımım misafiri sevmiyor. Bana bir tavsiyede bulunur musunuz Efendim?&#8221; der. Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem); &#8220;Yarın size misafir olacağım. Hanımın, ben size girerken de baksın, çıkarken de baksın der.&#8221; Sahabi hanımına efendimizin geleceğini müjdeler. Hanımı çok sevinir. Yalnız dışarıdan içeri girerken de çıkarken &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/misafirin-bereketi.html">MİSAFİR&#8217;İN BEREKETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MİSAFİR&#8217;İN BEREKETİ…</strong></p>
<p>Bir gün <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/misafirin-bereketi">Sevgili</a> Peygamber Efendimize bir Sahabi hanımından şikâyete gelir. &#8220;Benim hanımım misafiri sevmiyor. Bana bir tavsiyede bulunur musunuz Efendim?&#8221; der.<br />
Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem); &#8220;Yarın size misafir olacağım. Hanımın, ben size girerken de baksın, çıkarken de baksın der.&#8221;<br />
Sahabi hanımına efendimizin geleceğini müjdeler. Hanımı çok <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/misafirin-bereketi">sevinir</a>. Yalnız dışarıdan içeri girerken de çıkarken de bakmasını tembih eder ve hazırlıklarını yapar.<br />
Ertesi gün olur. Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem) gelirken Pencereden bakınca ne görsün ki! Efendimiz gümüşten tepsi içinde, cennetten çeşit çeşit yiyecekleri de beraberinde getirmiş.<br />
Efendimizi çok büyük bir sevinç içinde ağırladıktan, sonra Efendimiz yola koyulmuş. Sahabenin hanımı tekrar pencereden bakmış. Birde ne görsün ki! Getirdiği tepsinin içinde yılanlar çıyanlar akrepler böcekler doldurmuş geri gidiyor. Hemen beyine seslenmiş. Korku içinde anlatmış.<br />
Sahabe efendimiz koşarak Efendimizin yanına sormaya gitmiş. Peygamber (sallallahü aleyhi vesellem) bu durum karşısında;<br />
&#8220;Hanımına anlat. Misafirin güzelliği, yiyeceklerle ikramlarla bereketle gelir ve evden giderken bütün kötülükleri alır ve götürür.<br />
Tepside gördüğü kötülükler, günahlar, kavgalar, dövüşler, böcekler yılanlar çiyanlar misafir ile çıkar ve gider eve huzur ve bereket gelir.<br />
Misafir gelmeyen eve kavga, dövüş, huzursuzluk ve bereketsizlik, fakirlik baş gösterir.&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/misafirin-bereketi.html">MİSAFİR&#8217;İN BEREKETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/misafirin-bereketi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 20:35:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29759</guid>

					<description><![CDATA[<p>ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP YAZAN HÜKÜMDAR &#160; “Allah’ın nebisi ve resûlü, peygamberlerin sonuncusu, âlemlerin Rabbinin elçisi, Abdullah oğlu Muhammed’e birinci Tübbe’den&#8230;” Tübbe’ antik çağda Yemen’in Himyer mıntıkasında, Belkis’in memleketinde hüküm süren Kahtan meliklerindendir. Siyer kitaplarında 4000 kadar müşaviri bulunduğu, onlara danışmadan bir iş yapmadığı; güçlü bir ordusu olduğu, Türkistan’a, Hindistan’a seferler yaptığı, Semerkant’ı kurduğu, Hindistan’da &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup.html">ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP YAZAN HÜKÜMDAR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Allah’ın <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup">nebisi</a> ve resûlü, peygamberlerin sonuncusu, âlemlerin Rabbinin elçisi, Abdullah oğlu Muhammed’e birinci Tübbe’den&#8230;”</p>
<p>Tübbe’ antik çağda Yemen’in Himyer mıntıkasında, Belkis’in memleketinde hüküm süren Kahtan meliklerindendir. Siyer kitaplarında 4000 kadar müşaviri bulunduğu, onlara danışmadan bir iş yapmadığı; güçlü bir ordusu oldu<span class="text_exposed_show">ğu, Türkistan’a, Hindistan’a seferler yaptığı, Semerkant’ı kurduğu, Hindistan’da öldüğü, Antik Çağ meliklerinden dünyayı gezen beş kişiden biri olduğu rivayet edilir. Diğerleri Süleyman, Feridun, İskender ve Erdişir’dir. Bazılarına göre İskender-i Zülkarneyn, Tübbe’dir.</span></p>
<p>KÂBE ÖRTÜSÜ<br />
Bazı siyer kitaplarında yazdığına göre, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup">Tübbe</a>’ bi’setten, yani Hazret-i Muhammed’in peygamberliğinin müjdelenmesinden 700 veya 1000 sene evvel bir gün Mekke şehrine geldi. Ancak Mekkeliler kendisini karşılamaya çıkmayınca kızdı. Müşavirlerine bunun sebebini danıştığında, “Buranın halkı Araptır. Burada bir bina vardır ki, Kâbe derler, Allah’ın evidir. Bu binanın imar ve muhafazasında bulundukları için şeref ve kıymetleri artmıştır. Gururlarının sebebi bu olsa gerektir” dediler.</p>
<p>Tübbe’ bunun üzerine Kâbe’yi yıkmaya; halkını öldürüp mallarını almaya niyetlendi. Ama şiddetli hastalanıp baş ağrısından gözünü açamadı. Üç gün gökyüzü karardı. Tübbe’ bunun ilahî işaret oluğunu anlayarak tövbe ve İbrahim dinine iman edip hac erkânını öğrenerek Kâbe’yi tavaf etti. Mekkelilere ihsanlarda bulundu.</p>
<p>Bir gece rüyasında “Mekkelilere ihsanda bulunduğun gibi, Kâbe’ye de ikram et, ona elbise giydir” hitabına muhatap oldu. Evvela hasır, sonra altın ve gümüşle süslü ipekten örtüyle örttü. Kâbe’nin süslü bir ipekli örtüyle örtülme âdeti ondan kalmadır.</p>
<p>ENSARIN ATALARI<br />
Tübbe’ sonra o zamanki ismi Yesrib olan Medine’ye geçti. Benî İsrail âlimlerinden, âhir zaman peygamberinin geleceğini işitti. Burada yerleşip o müjdelenen peygamberi beklemeye niyetlendi. Fakat sonra bundan vazgeçti.</p>
<p>Müşavirlerinden 400 tanesini seçip, yanlarına nesilleri kesilmesin diye eşler ve cariyeler katıp Medine’ye yerleştirdi. İçlerinden birini reis yaptı. Resulullah için bir ev yaptırıp, bir de hürmetkâr mektup yazdı. Gelince verirsiniz diye bu âlimlere teslim etti. İşte Medine halkından iman edip Müslüman olanlar, hep o âlimlerin neslindendir. Ebu Eyyüb el-Ensârî de onların reisi Şâmul’un 21. Kuşaktan evladıdır.</p>
<p>ÖMRÜM OLURSA…<br />
İbn İshak ve başkalarının rivayetine göre Tübbe’nin mektubunda şunlar yazılıydı:</p>
<p>“Ahmed hakkında şahidlik ederim ki o, bütün canlıları yaratan Allah’tan bir resuldür. Ömrüm uzatılırsa, o hayata geleceği vakte kadar, ben onun yardımcısı ve amcası oğlu olurdum. Şimdi ben sana ve sana indirilen kitaba iman ettim. Ben senin dinin ve sünnetin üzereyim. Senin ve her şeyin Rabbine iman ettim. Rabbinden gelen İslâm&#8217;ın bütün şeriatine de iman ettim. Eğer sana yetişecek olursam ne güzel. Şayet yetişmeyecek olursam, bana şefaat et ve kıyamet gününde beni unutma. Ben senin ümmetinin ilklerindenim. Sen gelmeden önce sana biat ettim. Ben senin ve baban İbrahim dini üzereyim.”</p>
<p>Daha sonra mektubunu mühürleyip, üstüne, “Önünde de, sonunda da emir Allah’ındır” diye nakşetti. Mektubunun üzerine adres olarak da şunu yazdı:</p>
<p>“Allah’ın nebisi ve resûlü, peygamberlerin sonuncusu, âlemlerin Rabbinin elçisi, Abdullah oğlu Muhammed’e birinci Tübbe’den.”</p>
<p>&#8220;MERHABA SALİH KARDEŞİM&#8221;<br />
Hazreti Peygamber, Medine’ye doğru yola çıktığında, Ebu Eyyüb mektubu Medinelilerin çok itimat ettiği Benî Süleym’den Ebû Leylâ’ya verdi. Kendisini karşılayanların arasında Resulullah onu görünce, “Sen Ebû Leylâ değil misin?” buyurdu. “Evet” deyince “Hani Tübbe’nin mektubu?” buyurdu. Kendisini henüz tanımayan Ebû Leyla çok şaşırdı. Elbisesinin arasına sakladığı mektubu takdim etti. Resulullah mektubu alıp okutunca, Tübbe’den razı olup, üç defa “Merhaba salih kardeşim” buyurdu.</p>
<p>Ebû Leylâ Medine’ye dönüp o hazretin yolda olduğunu, yakında şehri şereflendireceğini haber verdi. Herkes bu müjdesine karşılık kendisine ihsanda bulundular.</p>
<p>PEYGAMBER Mİ?<br />
İsmi Ebû Kerb Es’ad bin Kerîb bin Tübbe’dir. “Tübbe’yi kötülemeyin. O mümin idi; bilemiyorum peygamber midir?” hadis-i şerifinde geçen Tübbe’ budur. Hatta İbn Abbas, “Tübbe’ bir peygamber idi” buyurdu.</p>
<p>Rum hükümdarlarına Kayser, İran hükümdarlarına Kisra dendiği gibi, Tübbe’, zamanla Yemen meliklerinin unvanı olmuştur. Tübbe’ gölge manasına olup, güneşin doğduğu yeri takip ederek, askerleriyle birlikte doğuya doğru yolculuk etmiş olmasından dolayıdır.</p>
<p>Duhân sûre-i celilesinin, “Bunlar mı, yoksa Tübbe’nin kavmi ve ondan evvelkiler mi hayırlıdır? Biz o günahkârları bile imha ettik” meâlindeki 37. âyetinde geçen Tübbe’, muayyen bir kişi değildir. Bununla bütün Yemen hükümdarları kastedilir. Burada müşriklere, Tübbe’ kavmi misal gösteriliyor. Şu hâlde âyetin mânâsı, “Onlar daha güçlü olduğu hâlde, Allah onları mağlup etti” şeklindedir.</p>
<p>Kâf sûresinin 12. âyet-i kerimesinde Eykeliler gibi Tübbe’ kavminin de dini yalanladığından bahsedilmiştir. Âyet, kavmini kötülemiş; ama Tübbe’yi kötülememiştir.</p>
<p>ŞEREFLİ EV<br />
Resulullah’ın Medine’de 6 küsur ay alt katında oturduğu ev, işte Tübbe’nin yaptırdığı ve Şamul’u oturttuğu evdir. O zaman Ebû Eyyüb Hâlid bin Zeyd’in elindeydi ki, Resulullah’ın babaannesi, bu zâtın ailesi olan Beni Neccar’dandı.</p>
<p>Mescid-i Nebevî’nin hemen kıble cihetindeki ev, Ebû Eyyüb’ün azatlısı Eflah’a geçti. Duvarlarından gedikler açılmaya başladığı, yıkılmaya yüz tuttuğu zaman, Emevî vâlisi Mugîre bin Abdurrahman onu Eflah&#8217;ın oğlundan bin dinar altına satın alarak tamir ettirip vakfetti.</p>
<p>Zamanla yine harab olan bu mübarek evi Eyyübîlerden Melik Muzaffer Şihabüddin Gazi satın alıp üzerine dört mezhep talebesinin okuyacağı mükemmel bir medrese yaptırdı. Bu medrese için, kendi memleketinde, Dımaşk’ta, Medine’de ve sair yerlerde zengin vakıflar tesis etti. Medresenin içinde, pek çok nefis kitaplar bulunan bir kütüphanesi de vardı.</p>
<p>Sonraları, bakımsızlık yüzünden harab olup küçük bir zâviye hâline gelen, Zâviye-i Cüneydiyye adıyla anılıp ziyaret edilen bina, 1843’te Sultan Abdülmecîd tarafından mükemmel bir surette tamir edildi. Bu iki katlı tipik Medine yapısı, 1993 senesinde yıktırılmıştır ki, muhtemelen Medine’de ayakta kalmış son sahabi eviydi.</p>
<p>Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci – Türkiye Gazetesi &#8211; 03.06.2019</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup.html">ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BÜLBÜL İLE ŞAHİN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bulbul-ile-sahin.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bulbul-ile-sahin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 16:13:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[BÜLBÜL İLE ŞAHİN]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29716</guid>

					<description><![CDATA[<p>BÜLBÜL İLE ŞAHİN Bülbül şahine der ki: İkimiz de kuş olduğumuz halde, sen padişahın sarayındasın, ben ise bahçenin dikenliğindeyim. Sen kuşları avlayıp yersin, padişahın yanında değer kazanır muradına erersin. Kuşların sultanı olursun. Ben ise günü güne eklerim, her gece sabaha kadar gülün açılmasını beklerim. Ben uyumadan o açmaz, uyanınca açılmış görürüm. Açıldığını göremem, muradıma eremem. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bulbul-ile-sahin.html">BÜLBÜL İLE ŞAHİN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BÜLBÜL İLE ŞAHİN</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bulbul-ile-sahin">Bülbül</a> şahine der ki:</p>
<p>İkimiz de kuş olduğumuz halde, sen padişahın sarayındasın, ben ise bahçenin dikenliğindeyim.<br />
Sen <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bulbul-ile-sahin">kuşları</a> avlayıp yersin, padişahın yanında değer kazanır muradına erersin. Kuşların sultanı olursun.<br />
Ben ise günü güne eklerim, her gece sabaha kadar gülün açılmasını beklerim. Ben uyumadan o açmaz, uyanınca açılmış görürüm. Açıldığını göremem, muradıma eremem.</p>
<p>Diken arasında muratsız ağlarım, yüreğimi dağlarım.</p>
<p>Şahin şöyle cevap verir:</p>
<p>Ben bin murat alırım ama birini söylemem. Sen bir murat almadan bin söylersin. Susan murat alır, öten muratsız kalır.</p>
<p>******</p>
<p>* Sükut, yorulmadan yapılan ibadet, masrafsız takılan bir ziynet, hükümdarlığa muhtaç olmadan ele geçen bir devlet, duvara ihtiyaç duyulmadan yapılan kale, çalışmadan kazanılan zenginlik ve ayıpların kapatılmasıdır.</p>
<p>Hayırlı söz keramet, sükut selamettir.<br />
Yalan zayıflatır imanı, rezil eder insanı.</p>
<p>Dedikodu gıybettir, şiddetli bir afettir.<br />
Alay belki güldürür, ama kalbi öldürür.</p>
<p>Güzel söz sadaka, mahşere nafakadır.<br />
Çok söz kalb katılaştırır, Haktan uzaklaştırır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bulbul-ile-sahin.html">BÜLBÜL İLE ŞAHİN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bulbul-ile-sahin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bir-iyi-niyet-hikayesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bir-iyi-niyet-hikayesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 15:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29712</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ: Ormanda bir ayının ayağı, kütük arasına sıkışır, kurtaramaz. Avcının biri bunu görüp, ayının ayağını kütüğün arasından çıkarır. Ayı da bu adama, bir iyilik düşünür. Ormandaki arıların yaptığı petekleri alıp getirir. Adam balı yiyince orada uyumaya başlar. Fakat tatlının kokusunu alan sinekler, adamın yüzüne konarak rahatsız eder. Ayı ise, kendisine iyilik eden &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-iyi-niyet-hikayesi.html">BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ:</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-iyi-niyet-hikayesi">Orman</a>da bir ayının ayağı, kütük arasına sıkışır, kurtaramaz. Avcının biri bunu görüp, ayının ayağını kütüğün arasından çıkarır.<br />
Ayı da bu adama, bir iyilik düşünür. Ormandaki arıların yaptığı petekleri alıp getirir. Adam balı yiyince orada uyumaya başlar.<br />
Fakat tatlının kokusunu alan sinekler, adamın yüzüne konarak rahatsız eder. Ayı ise, kendisine iyilik eden adam rahat uyusun diye sinekleri kovar.<br />
Bakar ki kovmakla gitmiyor, sinekleri öldüreyim bari diye, kocaman bir taş alıp, adamın yüzüne konan sineklere vurur. Netice malum…<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-iyi-niyet-hikayesi">Ayı</a>nın ilmi olmadığı için, iyi niyeti fayda yerine zarar vermiştir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-iyi-niyet-hikayesi.html">BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bir-iyi-niyet-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 14:07:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29707</guid>

					<description><![CDATA[<p>ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR Zünnun-i Mısri &#8220;rahmetullahi aleyh&#8221; hazretleri anlatır: Bir gün elbiselerimi yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmiştim. Nehrin kenarında dururken, bir de baktım ki, görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor. Çok korkmuştum. Akrep nehre geldiğinde, sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi. Akrep kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir.html">ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7d49ba879790e36980621" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR</strong></p>
<p>Zünnun-i Mısri &#8220;rahmetullahi aleyh&#8221; hazretleri anlatır:</p>
<p>Bir gün elbiselerimi yıkamak için <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir">Nil</a> nehrinin kenarına gitmiştim. Nehrin kenarında dururken, bir de baktım ki, görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor. Çok korkmuştum.</p>
<p>Akrep nehre geldiğinde, sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir">Akrep</a> kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp gittiler. Bu bana çok şaşırtıcı gelmişti. Ben de onların nehrin kenarında takip ettim.</p>
<p>Nehrin karşı yakasına geçtiklerinde, akrep kurbağayı bırakıp dalları büyük, gölgesi çok olan bir ağacın yanına gitti. Bir de baktım ki, ağacın altında sarhoş bir genç sızmış, uyuyor.</p>
<p>Kendi kendime: &#8220;La havle vela kuvvete illa billah. Bu akrep nehrin ötesinden buraya kadar, bu genci sokmak için geldi&#8221; dedim. Bir de baktım ki karşıdan büyük bir yılan, genci öldürmek için, gence doğru geliyor.</p>
<p>Bu sırada akrep yılanın üzerine hücum etti ve başını sokmaya başladı. Yılan öldükten sonra akrep nehre döndü. Kurbağa da onu orada bekliyordu. Akrep tekrar kurbağaya binip nehrin öte yanına geçti.</p>
<p>Sonra gencin yanına geldim: &#8220;Ey uyuyan genç; Allahü teala seni, sen fark etmesen de karanlığın içindeki her türlü kötülükten korur. Sen uyusan bile Allahü teala uyumaz. O kullarına çok merhametlidir&#8221; dedim.</p>
<p>Genç benim bu sözlerim üzerine uyandı ve başından geçen olayları kendisine anlattım. Genç hemen tevbe etti ve salihlerden oldu.</p>
<p><strong>Huzur Pınarı</strong></p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir.html">ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 12:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29703</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER&#8230; Âdem Aleyhisselam ile Havva Validemiz cennette huzur içindedirler. Şeytan onları aldatmaya ahd etmiştir, hile ile yanlarına girer ve ağlamaya başlar. “Yazık! Bu nimetler elinizden alınacak. Çok acıyorum sizlere. Hâlbuki şu meyveden yemiş olsaydınız var ya…” Çok saf ve temizdirler, birinin yalan söyleyebileceğine ihtimal vermez, inanırlar. Yasak meyveden yer ve &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger.html">İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER&#8230;</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger">Âdem</a> Aleyhisselam ile Havva Validemiz cennette huzur içindedirler. Şeytan onları aldatmaya ahd etmiştir, hile ile yanlarına girer ve ağlamaya başlar. “Yazık! Bu nimetler elinizden alınacak. Çok acıyorum sizlere. Hâlbuki şu meyveden yemiş olsaydınız var ya…”<br />
Çok saf ve temizdirler, birinin yalan söyleyebileceğine ihtimal vermez, inanırlar. Yasak meyveden yer ve c<span class="text_exposed_show">ennetten çıkarılırlar.<br />
Âdem aleyhisselam Serendip Adası’na (Seylan) indirilir, Havva Validemiz ise Cidde civarına.<br />
Eş yok, dost yok, bak bak derya, dön dolaş sahra…<br />
İkisi de pişman olur, yüzlerce yıl af diler, yakarırlar. Ta ki Hazreti Âdem &#8220;Ya <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger">Rabbi</a> Muhammed Aleyhisselâm hürmetine bizi affeyle&#8221; deyinceye kadar.<br />
-Sen onu nereden tanıyorsun? Onu yaratmadım ki daha?<br />
-Ya Rabbi baktım adı arş-ı âlâda yazılı senin adınla.</span></p>
<p>AFÜVVÜN KERİMÜN<br />
(O, affı sever, affeder!) Allahü teâlâ onları Habibinin (sallallahü aleyhi ve sellem) hatırına bağışlar. Âdem Aleyhisselamla, Havva Validemiz Arafat Ovası’nda buluşurlar.<br />
Kavuşmaları göz yaşartıcıdır, asırların ayrılığı hasreti dile kolay… İşte bu yüzden Rahmet Dağı’nı ziyaret eden zevc ve zevceler &#8220;Ya Rabbi Âdem babamızla Havva annemize verdiğin ülfetten bizi de nasiptâr eyle&#8221; diye niyazda bulunurlar.<br />
Sonra Müzdelife ve Mina üzerinden Mekke&#8217;ye gelirler. Âdem Aleyhisselam meleklerin yardımı ile Kâbe&#8217;yi bina eder. Ki her sene gelip haccedecektir hayatı boyunca.</p>
<p>YALAN DÜNYA<br />
Sonra Şam&#8217;da yerleşirler. Yerkürede kimse yoktur daha. Kendileri eker, kendileri biçer, kendileri öğütür un yaparlar. Hamuru onlar yoğurur, fırını onlar yakar. Hayvan bakar, süt sağar, iplik eğirir, hırka örer, ev kurarlar.<br />
Hayatları meşakkatlidir, yardımcıları yoktur, her şey onlara bakar.<br />
Derken çocukları olur, büyür, boylanırlar…<br />
Tam istirahate hazırlanıyorlardır ki oğullarından Kabil katil olur, Habil düşer toprağa…<br />
La rahate fi&#8217;d dünya.</p>
<p>YEK HUN BİN GAM<br />
Havva Validemiz 20 kez hamile kalır, Şit aleyhisselam hariç çocukları her sene ikiz doğar.<br />
Bir kız bir oğlan. Biri kız biri oğlan…<br />
Hazreti Âdem&#8217;in şeriatinde ikizlerin nikâhı yasaktır. Oğlanlar bir sonra doğan kızları alır, yuvalarını kurarlar.<br />
Kabil’in ikizi (İklima) çok güzeldir, onu Habil&#8217;in alması gerektir ama Kabil razı olmaz.<br />
Açık işaretlere rağmen (sunduğu kurban kabul olmamıştır mesela) isyan eder babasına. Uyuyan kardeşine kıyar, elini kana bular.<br />
O günden sonra dayı, hala, amca ve teyze çocukları ile evlenmeleri emredilir, kuzenler evlilik çağına gelmişlerdir zira.<br />
Âdemoğulları değişik lisanlarla konuşur, tabletler üzerine yazarlar. Semavi kitaplardan tıp, ecza, kimya öğrenir ve uygularlar. Demek ki ilk insanların mağaralarda yaşadıkları külliyen yalan!</p>
<p>MELEKLERİN HOCASI AZAZİL<br />
Ateşin hem nuru hem dumanı vardır. Allahü teâlâ melekleri nurdan, cinleri ise dumandan halk eder.<br />
Melekler daim ibadet ile meşgul olur, Cinler ibadet de eder, isyanda ve tuğyanda da bulunurlar.<br />
Azazil, cin taifesinden abid bir kuldur. Arş-ı âlâda yakuttan bir minber üzerinde oturur, meleklere ders verir zamanla.<br />
Gök ehli ona imrenir. Hatta Cennet meleklerinin reisi Rıdvan &#8220;Ya Rabbi&#8221; der, &#8220;bütün gök tabakalarındaki melekler Azazil&#8217;le birlikte taatte bulundular haz aldılar. Birkaç gün de cennete gelse, buradakiler de istifade etseler ondan?</p>
<p>DÜNYA SEVGİSİ<br />
Bu arada yeryüzünde bir taife çoğalır ki günahkârdırlar. Azazil bunları hak yola çağırmak için izin ister Hak teâlâ’dan. Kabul edilir, yeryüzünün idaresini ona verir hatta.<br />
Gel zaman git zaman gönlü dünyaya meyleder, bağlanır bu vefasız toprağa. Eğer Cenâb-ı hak bu vazifeyi elinden alırsa, kabullenemeyecektir galiba.<br />
O günlerde melekler levh-i mahfuzda Allah’a (Celle Celalüh) yakın isimlerden birinin helâk olacağını okurlar. Bu belanın kendilerine gelmesinden korkarlar. Gelip Azazil&#8217;den dua isterler. Onlara dua eder ama kendi gelmez aklına.<br />
Cennet kapısında &#8220;Benim bir kulum vardır. Onu çeşitli nimetlerle mükerrem kıldım, yerden göğe, gökten cennete ilettim. Sonra bir şey emretsem yapmaz!&#8221; yazısını görür, &#8220;o şahsa&#8221; lanet eder kendi hakkında bir endişe duymaz.</p>
<p>KİM BU ŞEYTAN?<br />
Levh-i mahfuzda &#8220;euzu billahimineşşeytanirracim&#8221;<wbr /> yazısını görünce sorar. &#8220;Ya Rabbi kimdir bu şeytan?&#8221;<br />
-Kullarımdan bir kuldur, nice nimetler veririm de yine emrimi dinlemez. Ben de onu zelil ve hakir eyler, tart ederim.<br />
-İlahi onu bana göster, helak edeyim.<br />
-Yakında görürsün!</p>
<p>İLİM AMEL İHLÂS<br />
İblisin gökyüzünde Cenâb-ı hakka ibadet etmediği bir karış yer kalmaz. Hem âlim, hem de abiddir. İlim, amel tamam da ihlâs olmayınca.<br />
Âdem aleyhisselama doğru secde emri verilince kibrinden secde edemez ve kovulur haddi aşmış bir melun olarak.<br />
Hâlbuki Hazreti Âdem ve Havva boyun büker sığınırlar: &#8221;Ey Rabbimiz&#8221; derler, &#8220;biz kendimize yazık ettik. Eğer bizi bağışlamaz, esirgemezsen, zarara uğrayanlardan olacağız.&#8221;<br />
İblis kendi suçluluğunu asla kabul etmez, nedamet duymaz, affını istemez. Ve en fenası Allah&#8217;ın rahmetinden ümidini keser.<br />
O ki “Âdem yüzünden bu hâle geldim ben de onun evlatlarından intikam alırım” der.<br />
Cenâb-ı hak ona &#8220;Sana kıyamete kadar izin verdim. Ama sen senin gibi habisleri yanına alırsın. İhlâslı kullarımı kandıramazsın&#8221; buyurur. Müminleri onun şerrinden korur.</p>
<p>GURUR KİBİR<br />
İblis, Musa aleyhisselama gelir.<br />
-Ey Musa, Rabbine &#8216;Mahlukûndan birisi tevbe etmek istiyor&#8217; diye haber verir misin?<br />
Allahü teâlâ vahiy yoluyla Hazreti Musa&#8217;ya bildirir &#8220;Ey Musa, sana gelene çağrısına icabet ettiğimi söyle. Âdem&#8217;in kabrine secde ettiği takdirde kendisini affedeceğim!&#8221;<br />
İblis öfkelenir: “Ben onun dirisine secde etmedim, ölüsüne mi edeceğim?”</p>
<p>ÂDEM ALEYHİSSELAMIN DUASI<br />
Allâhümme ecirnâ min&#8217;en-nâr ve edhılne&#8217;l-Cenne-te mea&#8217;l-ebrâr, bi fazlike ve keremike yâ azîzü yâ ğaffar, Allâhümme yâ muhavvil&#8217;el-havli ve&#8217;l-ahvâl, havvil hâlenâ ilâ ahsen&#8217;il-hâl, rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve in lem tağfir lenâ ve terhamnâ le nekûnenne min&#8217;el-hâsirîn.<br />
&#8220;Allahım! Bizi cehennemden koru. Ey bağışlaması bol yüce olan Allahım! Lütuf ve kereminle bizi ebrarla (faziletli kişilerle) birlikte cennete koy. Ey güç ve hâlleri değiştiren Allahım! Bizim hâlimizi en güzel hâle çevir. Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz.&#8221;</p>
<p>&#8211; İrfan Özfatura</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger.html">İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ogretmenlerinin-onlari-ayirt.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ogretmenlerinin-onlari-ayirt.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 09:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29699</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT EDEMEYECEĞİNİ DÜŞÜNMÜŞLER Saçlarını Aynı Kestirerek Öğretmenlerinin “Kafasını Karıştıran” İki Kafadar&#8230; O kadar şirin bir haber ki, yüzünüzde bir gülümseme ile okuyacağınıza eminiz.. 5 yaşındaki Jax ve en iyi arkadaşı Reddy, öğretmenlerine bir şaka yaparak onların kafasını karıştırmak istemiş. Saçlarını aynı kestirecek olan kafadarlar, bu sayede öğretmenlerinin onları ayırt edemeyeceğini düşünmüş. Dünyanın böyle &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ogretmenlerinin-onlari-ayirt.html">ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT EDEMEYECEĞİNİ DÜŞÜNMÜŞLER</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ogretmenlerinin-onlari-ayirt">Saç</a>larını Aynı Kestirerek <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ogretmenlerinin-onlari-ayirt">Öğretmen</a>lerinin “Kafasını Karıştıran” İki Kafadar&#8230;</p>
<p>O kadar şirin bir haber ki, yüzünüzde bir gülümseme ile okuyacağınıza eminiz..</p>
<p>5 yaşındaki Jax ve en iyi arkadaşı Reddy, öğretmenlerine bir şaka yaparak onların kafasını karıştırmak istemiş. Saçlarını aynı kestirecek olan kafadarlar, bu sayede öğretmenlerinin onları ayırt edemeyeceğini düşünmüş. Dünyanın böyle şirin masumluklara o kadar çok ihtiyacı var ki…</p>
<p>Planlanan bu şaka Jax’ın annesinin konuyu Facebook’ta paylaşmasıyla ortaya çıkmış ve haber en şirin haber olarak tüm dünyada yayılmış,</p>
<p>Annenin yazdığı notta: “Jax ile saçını kestirmesi gerektiğini tartışırken, saçlarının arkadaşı Reddy’ninki gibi kısacık olması gerektiğini, bu sayede Pazartesi okula gittiklerinde öğretmenlerinin onları ayırt edemeyeceğini söyledi. Aralarındaki tek farkın saçları olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Bu, nefret ve ayrımcılığın sonradan öğrenilen bir şey olduğunun isbatı değil midir?&#8221;</p>
<p>Gerçekten gözlerindeki ışık birbirlerine o kadar çok benziyor ki; kalpleriyle, beyinleriyle. tertemiz, pırıl pırıl.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ogretmenlerinin-onlari-ayirt.html">ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ogretmenlerinin-onlari-ayirt.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜÇ ŞARTIM VAR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/uc-sartim-var.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/uc-sartim-var.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 06:53:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ÜÇ ŞARTIM VAR]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29695</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÜÇ ŞARTIM VAR Şöyle naklederler: &#8220;Birisi bir gün Hâtim-i Esam&#8217;ı evine dâvet etmişti. Fakat kabûl etmedi. Isrâr edince ona: &#8220;Gelirim ama üç şartım var. Nereye istersem oraya otururum. İstediğimi yerim. Ne dersem onu yapacaksınız.&#8221; dedi. Adam kabûl etti. Hâtim-i Esam dâvet edenin evine gitti ve ayakkabıların konulduğu yere oturdu. Senin yerin orası değil dediklerinde, &#8220;Ben &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uc-sartim-var.html">ÜÇ ŞARTIM VAR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7d46ab971261a53782686" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>ÜÇ <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uc-sartim-var">ŞARTIM</a> VAR</strong></p>
<p>Şöyle naklederler: &#8220;Birisi bir gün Hâtim-i Esam&#8217;ı evine dâvet etmişti. Fakat kabûl etmedi. Isrâr edince ona:</p>
<p>&#8220;Gelirim ama üç şartım var. Nereye istersem oraya otururum. İstediğimi yerim. Ne dersem onu yapacaksınız.&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uc-sartim-var">Adam</a> kabûl etti. Hâtim-i Esam dâvet edenin evine gitti ve ayakkabıların konulduğu yere oturdu.</p>
<p>Senin yerin orası değil dediklerinde,</p>
<p>&#8220;Ben önceden şart koştum.&#8221; dedi.</p>
<p>Sofra gelince, yanında getirdiği ekmeği çıkarıp yedi. Efendim buradan yiyin dediklerinde;</p>
<p>&#8220;Ben ne istersem onu yerim diye şart koşmuştum.&#8221; dedi.</p>
<p>Sofra kalktıktan sonra hizmetçiye;</p>
<p>&#8220;Demir tavayı ateşte kızdır getir.&#8221; dedi.</p>
<p>Hizmetçi söyleneni yaptı. Hâtim-i Esam demir tavanın içine ayağını koydu ve;</p>
<p>&#8220;Somun yedim.&#8221; dedi.</p>
<p>Sonra oradakilere;</p>
<p>&#8220;Yarın kıyâmet günü yaptığınız her işten ve yediğiniz her şeyden Allahü teâlânın sizden hesap soracağına inanıyor musunuz?&#8221; diye sorunca, oradakiler</p>
<p>&#8220;Evet.&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Diyelim ki, burası Arasat meydanı, her biriniz sırayla gelip şu tavaya ayağınızı koyarak, burada yediklerinizin hesâbını veriniz.&#8221; dedi.</p>
<p>Bunun üzerine oradakiler;</p>
<p>&#8220;Buna gücümüz yetmez.&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Yarın kıyâmet günü Allahü teâlâya nasıl cevap vereceksiniz. Arasat meydanının kızgın zemini üzerinde nasıl duracaksınız? Halbuki Allahü teâlâ meâlen; &#8220;Her nîmetin şükründen muhakkak sorulacaksınız.&#8221; (Tekâsür sûresi: 8) buyurmaktadır.&#8221; dedi.</p>
<p>Bunun üzerine orada bulunanların hepsi ağlamaya başladılar.&#8221;</p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uc-sartim-var.html">ÜÇ ŞARTIM VAR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/uc-sartim-var.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜÇ SÖZ &#8211; ÜÇ BİN AKÇE</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/uc-soz-uc-bin-akce.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/uc-soz-uc-bin-akce.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 04:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ÜÇ SÖZ ÜÇ BİN AKÇE]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29691</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÜÇ SÖZ &#8211; ÜÇ BİN AKÇE İnsanoğlunun rızkını temin etme peşinde en az bugünkü kadar koştuğu devirlerden birinde, bir adamcağızın yolu gurbete düşmüş. Düğününün hemen sonrasında geldiği diyarı gurbette gece dememiş, gündüz dememiş, çalışmış. Geride bıraktığı yeni gelinin hayali ciğerini yaka dursun, bu ev parası, şu arsa parası, öbürü mal melal için derken, adamcağız tam &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uc-soz-uc-bin-akce.html">ÜÇ SÖZ &#8211; ÜÇ BİN AKÇE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÜÇ SÖZ &#8211; ÜÇ BİN AKÇE</strong></p>
<p>İnsanoğlunun <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uc-soz-uc-bin-akce">rızkını</a> temin etme peşinde en az bugünkü kadar koştuğu devirlerden birinde, bir adamcağızın yolu gurbete düşmüş. Düğününün hemen sonrasında geldiği diyarı gurbette gece dememiş, gündüz dememiş, çalışmış.<br />
Geride bıraktığı yeni gelinin hayali ciğerini yaka dursun, bu ev parası, şu arsa <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uc-soz-uc-bin-akce">parası</a>, öbürü mal melal için derken, adamcağız tam on sekiz sene kalmış gurbet el<span class="text_exposed_show">de. O devrin parasıyla da üç bin akçe biriktirmiş. Cümle ihtiyaçları karşılayıp, ufaktan bir iş kurmaya da yeter bu para, diye düşünerek, memleketine gidecek kervanın yolunu gözlemeye başlamış.<br />
Nihayet vakit gelmiş, parasını koynuna saklayıp, aldığı hediyeleri devesine yüklemiş, bin bir hayalle kervana katılmış, düşmüş yollara.<br />
Üç beş gün gittikten sonra, kervanın konakladığı bir kasabada meşgale olur, hasretini dindirir diye çarşıyı dolaşmaya çıkmış. İnsan varacağı yere yaklaştıkça yollar uzamaya başlar ya&#8230; Zaman geçsin diye sağa sola bakıp dolanırken, biraz öteden gelen bir ses dikkatini çekmiş:<br />
&#8211; 1000 akçeye bir sööz, 1000 akçeye bir sööz&#8230;<br />
Yanlış mı duydum, diye bir daha kulak vermiş, hayır&#8230; Kendisinin canını dişine takıp altı senede kazandığı paraya bir tek sözü satıyorlar! Ne garip adamlar var şu dünyada, demiş kendi kendine, kim bir söze 1000 akçe verir ki?..<br />
Önce üstünde durmamış adam. Lâkin kervana doğru yola koyulduğu sırada bir merak ateşi düşmüş içine, kafası karışmış:<br />
Acaba nasıl bir söz bu? 1000 akçe istediklerine göre kim bilir ne kadar kıymetlidir!.. Boşveer, söz değil mi hepsi hepsi? Altı sene çalıştım, dile kolay altı sene o para için ben&#8230; Müşterisi olmasa bu adam da bu işi yapmaz ki canım&#8230; Evi yapıp işi kurmaya 2000 akçe de ye­ter, toprağı biraz az alıveririm. Acaba bu söz ne ki?..<br />
Böyle kendi kendine söylene söylene söz satan adamın yanma kadar gelmiş, 1000 akçeyi uzatıp, söyle demiş, o sözü ben alıyorum. 1000 akçeye bir söz satan adam yaklaşmış bizimkinin kulağına, kimselerin duyamayacağı bir sesle fısıldamış:<br />
&#8211; Kaderde ne varsa o olur&#8230;<br />
Sözü duyunca rengi atmış, benzi uçmuş garibin, ben bunu zaten biliyordum da diyememiş. Neyse&#8230; Hayal kırıklığına rağmen aldığı sözü bir mücevher gibi 2000 akçesinin yanına koymuş, kervana doğru yürümeye koyulmuş. Adamcağız tam çarşıdan çıkacakken, birinin daha şöyle bağırdığını işitivermiş:<br />
&#8211; 1000 akçeye bir söööz, 1000 akçeye bir sööz&#8230;<br />
Kendine kızmayı bırakıp, bu kasabaya, bu çarşıya, bu adamlara söylenmeye başlamış. Başlamış ama merak bu kez ümitlerin bohçasına sarılarak düşmüş yüreğine. Kaybetmenin acısı kazanma arzusuyla birleş ince akıl terk eder sahibini. Bizimkinin aklı da, bu sebeple olsa gerek, terk etmiş onu.<br />
Belki bu defa bu paraya değecek bir sözdür&#8230; 1000 akçem gitti zaten&#8230; Oturduğumuz ev de fena değil aslında&#8230; Köy yerinde bin akçe neyimize yetmiyor&#8230; Derken, uzatmış parayı, söyle bakalım efendi, demiş, neymiş bu kadar değerli söz?<br />
Parayı alan adam, kimsenin dinleyip dinlemediğini kolaçan ettikten sonra sözünü söylemiş:<br />
&#8211; Beyim, gönül neyi severse güzel odur&#8230;<br />
Eski zaman hikâyelerine aşina iseniz, kalan 1000 akçenin de bir başka söze verildiğini tahmin etmekte güçlük çekmeyeceksiniz. Uzatmayalım, bizimkinin son 1000 akçesini de koynundan pır diye uçuran son söz de şöyleymiş:<br />
&#8211; Her şeyin bir vakti vardır, hiçbir şey aceleye gelmez&#8230;<br />
On sekiz senede kazandığını üç söze veren adamcağız, memlekete döndüğümde kime ne söylerim, diye düşünceli düşünceli yürürken, bir kuyunun başında toplanmış kalabalık dikkatini çekmiş. Biraz daha yaklaşınca, kalabalığın arasındaki tellalın sözlerini duymuş:<br />
&#8211; Ey ahali, duyduk duymadık demeyin! Bugüne kadar bu kuyuya girip sağ çıkan olmadı, bunu başarabilene padişahımız ağırlığınca altın verecektir!..<br />
Kalabalıktan, o kuyunun halkın tek su kaynağı olduğunu, kuyudaki canavarın suyu kesip, aşağı inmeye cesaret edebilenleri öldürdüğünü öğrenmiş ki, o anda aklına satın aldığı ilk söz gelmiş: &#8216;Kaderde ne varsa o olur.&#8217;<br />
&#8211; Ben o kuyuya girerim, diye haykırmış kalabalığı yararken.<br />
Beline bir ip bağlayıp aşağıya salmışlar adamcağızı. Aşağı indiğinde, belindeki ipi çözüp başını kaldırmış ki ne görsün? Yerlerde insan kemikleri, karşıda dev bir ejderha, ejderhanın sağında güzeller güzeli bir hatun, solunda çirkin mi çirkin bir kurbağa&#8230; Garibimin korkmasına bile zaman tanımadan haykırmış ejderha:<br />
&#8211; İnsanoğlu, insanoğlu! Söyle bakalım, kadın mı daha güzel, kurbağa mı?<br />
Adamcağız korkudan titreyerek tam kadın güzel diyecekmiş ki, birden satın aldığı ikinci söz gelmiş aklına. Kekeleyerek:<br />
&#8211; Gönül neyi severse güzel odur, deyivermiş.<br />
Bu cevaptan çok memnun kalan ejderhanın kahkahaları kuyunun başındakilere kadar geldiğinde, bizimki ejderhadan kimseyi öldürmeyeceğinin, suyu bırakacağının sözünü çoktan almış bile. Meğer kurbağanın gözüne aşık olan ejderha, kadının güzelliğini duymaya tahammül edemediği için insanların canına kast etmekte, sularına el koymaktaymış.<br />
Uzatmayalım, padişahtan ağırlığınca altını alan adam, güle oynaya evinin yolunu tutmuş. Keyifle muhabbetle dere tepe düz olmuş, memleketine vasıl olmuş. Nice bin hayalle evine varmış. Kapıyı çalmadan evvel pencereden içeriye şöyle bir göz atmış ki, ne görsün! Karısı bir civanla göz göze, diz dize oturuyor sedirin başında.<br />
O anda feleği şaşmış adamcağızın. Ben bunca sene bunun için mi sefil-perişan oldum, deyip çekmiş hançerini, dalmış kapıdan içeri. Fakat Hakk&#8217;ın hikmeti, o anda satın aldığı üçüncü söz gelmiş hatırına: &#8216;Her şeyin bir vakti vardır, hiçbir şey aceleye gelmez.&#8217; Duraklamış, hançeri kınına sokup:<br />
&#8211; Hayırdır hanım, demiş, kim bu delikanlı?<br />
Kadıncağız senelerdir yollarını beklediği kocasına dönmüş:<br />
&#8211; Hani sen giderken&#8230; demeye kalmadan delikanlı babasının ellerine çoktan sarılmış bile.</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uc-soz-uc-bin-akce.html">ÜÇ SÖZ &#8211; ÜÇ BİN AKÇE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/uc-soz-uc-bin-akce.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NE KADAR ZENGİNİZ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ne-kadar-zenginiz.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ne-kadar-zenginiz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 20:22:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[NE KADAR ZENGİNİZ]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29721</guid>

					<description><![CDATA[<p>NE KADAR ZENGİNİZ ? Soğuk yağmurlu bir gündü. Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldı: &#8220;Eski gazeteniz var mı abla?&#8221; Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama giydiklerine gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve su içindeydi. &#8220;İçeri girin de, size bir şeyler ikram edeyim&#8230;&#8221; dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Utana sıkıla &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ne-kadar-zenginiz.html">NE KADAR ZENGİNİZ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NE KADAR ZENGİNİZ ?</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ne-kadar-zenginiz">Soğuk</a> yağmurlu bir gündü. Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldı: &#8220;Eski gazeteniz var mı abla?&#8221;<br />
Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama giydiklerine gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve su içindeydi.<br />
&#8220;İçeri girin de, size bir şeyler <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ne-kadar-zenginiz">ikram</a> edeyim&#8230;&#8221; dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Utana sıkıla bir gölge gibi içeri süzüldüler. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Sıcak bir içeceğin yanında reçel, ekmek de hazırladım. Belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar ocağın önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya koyuldum. Fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti. Başımı uzattım içeriye. Küçük kız hayran hayran elindeki boş fincana bakıyordu. Erkek çocuğu bana döndü; &#8220;Abla, siz zengin misiniz?&#8221; diye sordu.<br />
Çocuğa &#8220;Zengin mi? Yo hayır!&#8221; diye cevap verirken, gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve;<br />
&#8220;Sizin fincanlarınız, fincan tabaklarınız takım&#8230;&#8221; dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu. Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi ama buna gerek yoktu ki. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarımın takım olduklarını hatırlatmışlardı. Pişirdiğim patateslerin tadına baktım, sıcacıktı. Başımızı sokacak bir evimiz, bana saygılı bir beyim vardı ve beyimin de bir işi&#8230;<br />
Bunlar da fincanlarım ve fincan tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri ocağın önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların sandaletlerinin çamur izleri, halının üzerindeydi hâlâ. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de.<br />
Olur ya, unutuveririm ne denli zengin olduğumu&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ne-kadar-zenginiz.html">NE KADAR ZENGİNİZ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ne-kadar-zenginiz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 19:43:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29687</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİNLERCE TOP TÜFEK YAPAMAZ ASLÂ GÖZYAŞININ SEHER VAKTİ YAPTIĞINI… Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır. Zulüm ateşi ile karşı karşıya gelen kimsenin içi yanar, bedduâ yapmak zorunda kalır. Duâsı kabûl mahallinde olur. Ebüdderdâ hazretleri buyurdu ki: Mazlûmun bedduâsından, âhından ve yetîmin gözyaşlarından sakının. Çünkü insanlar rahat uykuda iken onlar dert, sıkıntı, üzüntü içindeler. Çok önceleri, Horasan ilinin çok &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir.html">Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİNLERCE <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir">TOP</a> TÜFEK YAPAMAZ ASLÂ GÖZYAŞININ <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir">SEHER</a> VAKTİ YAPTIĞINI</strong>…</p>
<p>Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır. Zulüm ateşi ile karşı karşıya gelen kimsenin içi yanar, bedduâ yapmak zorunda kalır. Duâsı kabûl mahallinde olur.<br />
Ebüdderdâ hazretleri buyurdu ki: Mazlûmun bedduâsından, âhından ve yetîmin gözyaşlarından sakının. Çünkü insanlar rahat uykuda iken onlar dert, sıkıntı, üzüntü içindeler.<br />
Çok önceleri, Horasan ilinin çok âdil bir valisi vardı. Adı, Abdullah bin Tahir. Bu valinin jandarmaları birgün bir kaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi&#8230; Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. Hadisenin olduğu sırada Hiratlı bir demirci de Nişabur&#8217;a gitmişti. Bir zaman sonra evine dönerken, yolu Horasan&#8217;dan geçiyordu&#8230; Kaçan hırsız olduğunu zannederek, yakaladılar bunu. Diğer hırsızlarla valinin huzuruna çıkardılar&#8230; Vâli:<br />
&#8211; Hepsini hapsedin! dedi.<br />
Bu suçu olmayan demirci, hapishanede, abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp:<br />
&#8216;Yâ Rabbî! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın! &#8216; diye duâ etti.<br />
Bu mazlum demirci böyle yalvarırken, vali evinde uyuyordu. Uyurken dört kuvvetli kimsenin gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uyandı uykudan. Bu rü&#8217;yadan çok korktu. Hemen kalkıp, abdest aldı. Namaz kıldı iki rek&#8217;at. Tevbe istiğfar etip, tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun âhı olduğunu anladı. Gündüzki hırsızlar hatırına geldi. Acaba içlerinde suçsuz olanlar mı var?<br />
Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu:<br />
&#8211; Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı?<br />
Müdür dedi ki:<br />
&#8211; Bunu bilemem efendim. Yalnız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor. Gözyaşları döküyor.<br />
&#8211; Hemen o adamı buraya getiriniz!<br />
Demirciyi vâlinin huzuruna getirdiler. Vâli hâlini sorup, durumu anladı. Ve dedi ki:<br />
&#8211; Sizden özür diliyorum. Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabûl et. Ayrıca herhangi bir arzun olunca bana gel!<br />
Demirci cevaben ne dedi biliyor musunuz?<br />
&#8211; Ben hakkımı helâl ettim&#8230; Verdiğiniz hediyeyi de kabûl ettim. Fakat, işimi dileğimi senden istemeğe gelemem.<br />
&#8211; Niçin gelemezsiniz?<br />
&#8211; Çünkü benim gibi bir fakir için senin gibi bir valinin tahtını birkaç defa tersine çeviren sahibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı hiç? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Nice muradıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım. Rabbim, nihâyeti olmayan rahmet hazinesinin kapısını açmış, sonsuz ihsân sofrasını herkese açmış iken, başkasına nasıl giderim? Kim istedi de vermedi? Kim geldi de boş döndü? İstemesini bilmezsen, alamazsın. Huzûruna edeple çıkmazsan rahmetine kavuşamazsın&#8230;<br />
Tabiî ki, namazın insanı sıkıntıdan kurtarması için şartlarına uygun ve cenab-ı Hakka tam bir tevekkül içinde kılınması şarttır. Allaha tam bir teslimiyet sağınma şeklinde kılınmalıdır. Gerçekten, insan sıkıntıya düştüğünde hemen abdest almalı, namaz kılmalı. Kur&#8217;ân-ı kerîm okumalıdır. Tecrübeyle sabittir, böyle yapanların çok kerre, sıkıntılarının hafiflediği görülmüştür.<br />
*******************<br />
Binlerce top ve tüfek, yapamaz aslâ,<br />
Gözyaşının seher vakti yaptığını,<br />
Düşman kaçıran süngüleri, çok def&#8217;a,<br />
Toz gibi yapar, bir mü&#8217;minin duâsı.<br />
Kaynak; Mehmet Oruç (365 Gün Dua)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir.html">Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İYİ İNSANLAR GÜZEL ATLARA BİNDİLER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 18:59:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[İYİ İNSANLAR GÜZEL ATLARA BİNDİLER]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29675</guid>

					<description><![CDATA[<p>İYİ İNSANLAR, GÜZEL ATLARA BİNDİLER, ÇEKİP GİTTİLER &#160; Başı bulutlara değen dağların yamaçları yer yer altın kızılı güneşle sarıya boyanmış gibiydi. Sisin ve güneşin mücadelesi her tarafta bariz bir şekilde görünüyordu. Bir o, bir diğeri sırayla galip geliyordu bu yamaçlarda. “Garipliğin gözü kör olmasın” diye söylendi! O hep müsbet düşünmeye, en kızgın anlarda bile kahırlı &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler.html">İYİ İNSANLAR GÜZEL ATLARA BİNDİLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İYİ İNSANLAR, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler">GÜZEL</a> ATLARA BİNDİLER, ÇEKİP GİTTİLER</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Başı bulutlara değen dağların yamaçları yer yer altın kızılı güneşle sarıya boyanmış gibiydi. Sisin ve güneşin mücadelesi her tarafta bariz bir şekilde görünüyordu. Bir o, bir diğeri sırayla galip geliyordu bu yamaçlarda. “Garipliğin gözü kör olmasın” diye söylendi! O hep <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler">müsbet</a> düşünmeye, en kızgın anlarda bile kahırlı kelimeler söylememeğe alı<span class="text_exposed_show">ştırmıştı kendini. Gözü yükseklerde bir şeyler arıyordu. Ne aradığını kendi de bilmiyordu. Tepelerde hava önce açıktı, sonra koyulaştı ve her tarafı yoğun gri sisler kapladı. Önce ılık olan hava öğle saatlerinde daha ısınacak yerde hepten soğudu… Hakikaten soğuk muydu, yoksa ona mı öyle geliyordu? Kesin emin değildi. Üstelik buralarda kimseyi tanımıyordu, kimseler de onu… Uzak diyarlardan gelmişti zaten.</span></p>
<p>Gözleri; yeni doğmuş tay gözlerine benziyor, kaşları hilâl gibi, kavruk toprak sarısı benizli, etli dudakları pembemsi, ince, uzun selvi boylu, oldukça yakışıklı bir civandı Abdullah Bey. Gören bir daha dönüp ona bakıyor, “maşallah” diyordu.</p>
<p>Gezmeyi, araştırıp incelemeyi seven bu genç, gidebildiği kadar yerleri, memleketleri dolaşmış en sonunda; pek bakımlı bağ bahçeleri, geniş caddeleri, sokakları, oya gibi işlenmiş birbirinden şirin yapıların süslediği güzel bir şehre gelmişti. Etrafı merakla ve ibretle seyrediyor, tanımaya çalışıyordu.</p>
<p>Bakmağa kıyamadığı şehrin bir köşesinde atından indi. Bulunduğu yerden etrafı bir daha süzdü. Bu memleket de, şehir de başka yerlere hiç benzemiyordu. Uzaktan gördüğü kadarıyla insanları sıcak kanlı, oldukça güler yüzlüydüler. “Tam aradığım yer” diye düşünüyordu ki; biri tebessüm ederek yaklaştı:</p>
<p>&#8211; Hoş gelmişsin bey.<br />
&#8211; Hoş bulduk.<br />
&#8211; Garibisin galiba!<br />
&#8211; Öyle sayılır.<br />
&#8211; Hadi bize; misafirim ol…<br />
&#8211; Beni tanımıyorsunuz, bilmiyorsunuz ki…ne diye hanenize çağırıyorsunuz?<br />
&#8211; Mühim olan tanımadığını, bilmediğini misafir edebilmek bey. Dostlara teklif olunmaz, onlar kendiliğinden gelirler zaten!<br />
&#8211; Ama!!!<br />
&#8211; Aması maması yok! Haydi yürü gidelim, fazla inceleme, kafana da takma! Evde sorarsın düşündüklerini.<br />
&#8211; !!!<br />
Konuşulanlara, adamın vücut diline bakan Abdullah; muhatabının oldukça samimi olduğunu anladı. Zaten misafir etmek için de ısrar ediyordu, “hayır” diyemedi. Duruşu, yürüyüşü her hâliyle itimat veriyordu. Etrafı şöyle bir daha alıcı gözle seyretti ve:<br />
&#8211; Maşallah! Bet bereket adeta taşıyor.<br />
&#8211; Hamd olsun; topraklarımız mümbit, insanımız cömert.<br />
&#8211; Belli belli… dedi, yürüdü adamın peşi sıra.</p>
<p>Yoldan gelip geçenler birbirlerine gülümseyerek selâm verip alıyor, bir ihtiyaçları veya bir sıkıntılarının olup olmadığı soruluyordu. Dikkat etti; bilaistisna hepsi de güler yüzlüydü. Asık suratlı, somurtkan olanı hiç görmedi. “Bu insanlar problemlerini çözmüş, huzur ve saadet içinde oldukları besbelli. Her hâlde bir şikâyetleri varsa, o da yabancılardandır! Yaşamak kadar ölmek bile güzel olmalı bu şehirde” diye söylenerek tanımadığı ev sahibini takip etmeye devam etti.</p>
<p>Geçtikleri yol kenarlarında şahit oldukları sıradan şeyler değildi. Çevre düzeni, intizamı kadar hayvanat da bakımlı ve besiliydi. Sayılmayacak kadar çok koyun ve sığır sürüleri, demir kır, yağız, al atlar, her biri arslan parçası köpekler, allı-çilli tavuklar, kazlar, ördekler dikkatlerden kaçmayacak kadar çok, sağlıklı ve güzeldi. “Burada her şey seçme” dedi içinden gayr-i ihtiyari…</p>
<p>Kısacası Abdullah Bey; bu güzel insanlara, bu cins atlara, bakımlı temiz şehre hayran kaldı adeta. Misafir olduğu hâne sahibiyle sohbetleri ve onu takiben dostlukları ilerledikçe ilerledi. Gösterilen misafirpervelikten dolayı uzun bir müddet kaldı. Sonra fazla yük olmak endişesiyle bu pek sevdiği insanların memleketinden veda edip ayrıldı.</p>
<p>***<br />
Aradan ne kadar zaman geçti bilen yoktu. Zaman; Abdullah beyin saçını, sakalını ağartmış, belini iyice bükmüştü. O yakışıklı genç gitmiş, yerine çok yaşlı, pir-i fani bir ihtiyar gelmişti. Gelmişti ama o güzel memleketin, güzel insanları arasındaki o hatıralarını hiç unutmamıştı.</p>
<p>Günlerden bir gün, kendi kendine; “artık ahir ömrüme geldim; ölmeden, şu güzel memleketi, misafirperver o iyi insanları, o cins atları bir daha göreyim, helallik alayım, hiç olmazsa emr-i Hak vuku bulunca hasretlik çekmeden şu fani dünyadan çekip gideyim gönül rahatlığıyla…” diyerek son bir gayretle hazırlandı, hayran kaldığı o memleketi ve insanları görmek üzere sefere çıktı.</p>
<p>Eskiden yollar ona dar gelirken şimdi zorlanıyordu. Olsundu, o meşakkate değerdi gideceği yer. Bir kere ahd etmişti, sözünde durmalıydı, zorluklara direndi, yılmadı, pes etmedi. Tozpembe hayaller kurduğu, rüyalarını süsleyen o memlekete geldi. Geldi de aradığı hiç bir şeyi yerli yerinde bulamadı. Pişmanlığı hât safhadaydı. “Keşke gelmeseydim” dese de nafileydi. Şehir; ne o eski bakımlı şehir, insanlar ne o eski güleryüzlü, mütebessim insanlardı. Bağlar, bahçeler kurumuş, caddeler, sokaklar eskimiş, tarlalar çayırlar çöle dönmüştü. Hele o cins atlardan ortalıkta eser yoktu. Sanki tufan olmuş, kırgın gelmiş her şeyi silip süpürmüştü. “Hayallerim yıkıldı” diyip hayıflanırken, tanıdık bir sima aramaya başladı. Ortalıkta kimsecikler görünmüyordu. Her şey hak ile yeksan olmuş, değişmiş, bambaşka şekil almıştı. Tek tük karşılaştıkları ise bırak hâl hatır sormayı; “bir şey ister” diye mi ne, kaçarak uzaklaşıyorlardı. Bu ahalinin yüzleri kara ve somurtkan olduğu kadar, kalpleri de karanlık, halleri huzursuzdu… Onun da elinde olmadan içi karardı. Bu ıssız ve harap olmuş şehri yaş dolu gözlerle dolaşırken o eski, huzurlu günlerden kalmış olabileceğini tahmin ettiği oldukça yaşlı bir adama rastladı, selâm verilip alındıktan sonra ona sordu:</p>
<p>&#8211; Gençliğimde uğramış, günlerce kalmıştım burada. Çok memnun olmuş, istemeyerek ayrılmıştım.<br />
&#8211; Doğrudur bey öyleydik.<br />
&#8211; Dahası var! Misafirperver, gülen gözlü, cömert, sıcak kalpli, hayırsever, dost canlısı iyi insanlar, sürmeli gözlü, sülün boyunlu, kalem kulaklı cins atlarınız, bakımlı yemyeşil bağlarınız, bostanlarınız vardı. Onlara ne oldu?<br />
&#8211; !!!<br />
Gön görmüş ihtiyar; kambur belini azıcık doğrulttu, kırış kırış yüzü gerildi, yorgun gözleri eski bir ışıkla parıldadı, derin derin soludu, içten bir “ah” çekti sanki ciğerleri sökülecek gibi olmuştu. Yer yer yosun bağlamış taş duvara sırtını iyice dayayıp kuvvet aldı. Neden sonra başını kaldırdı, yaş dolu gözlerle:<br />
&#8211; O iyi kalpli, güler yüzlü misafirperver insanlar, o güzelim doru taylara, yağız atlara bindiler, çekip gittiler…<br />
&#8211; Ne oldu da çekip gittiler?<br />
&#8211; Ne sen sor ne de ben söyleyeyim!<br />
&#8211; Ben soracağımı sordum! Sıra sende; söyle, çok merak ediyorum!<br />
&#8211; Çok sebep var da ben en mühimini söyleyeyim!<br />
&#8211; !!!<br />
&#8211; İhlâsı kaybettik.<br />
&#8211; Nasıl ?!<br />
&#8211; Eskiden her şeyi Allah rızası için yapardık, şimdiyse desinler için yapıyoruz, onu da beceremedik vesselâm!<br />
&#8211; Öyle ya; Ameller, niyete bağlıdır. Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: &#8220;Dinimizde esas olan niyettir. Güzel ve doğru niyet şarttır. Müminin niyeti, amelinden önce gelir.” İHLÂS VAR HER ŞEY VAR, İHLÂS YOKSA HİÇBİR ŞEY DE YOK, vesselâm!</p>
<p>Ragıp Karadayı</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler.html">İYİ İNSANLAR GÜZEL ATLARA BİNDİLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VAKİT GELDİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/vakit-geldi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/vakit-geldi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 17:59:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[VAKİT GELDİ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29671</guid>

					<description><![CDATA[<p>VAKİT GELDİ Cüneyd-i Bağdâdî, insanlara ilim öğretmek için bir meclis kurdu. Herkes bu sohbetlere gelip istifâde etmeye başladı. Bir gün hıristiyan fakat hıristiyan olduğuna dâir görünüşte bir alâmeti bulunmayan bir genç, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin sohbet ettiği meclise gelip, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye şöyle dedi: &#8220;Ey üstâd! Hazret-i Peygamber buyuruyor ki: &#8220;Müminin firâsetinden korkunuz. Çünkü o, Allahü teâlânın nûru &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vakit-geldi.html">VAKİT GELDİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VAKİT GELDİ</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/vakit-geldi">Cüneyd</a>-i Bağdâdî, insanlara ilim öğretmek için bir meclis kurdu. Herkes bu sohbetlere gelip istifâde etmeye başladı. Bir gün hıristiyan fakat hıristiyan olduğuna dâir görünüşte bir alâmeti bulunmayan bir genç, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin sohbet ettiği meclise gelip, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye şöyle dedi:<br />
&#8220;Ey üstâd! Hazret-i Peygamber buyuruyor ki:<br />
&#8220;Müminin firâsetinden korkunuz. Çünkü o, Allahü te<span class="text_exposed_show">âlânın nûru ile bakar.&#8221; Bunun mânâsı nedir?&#8221;<br />
Cüneyd-i <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/vakit-geldi">Bağdâdî</a> bir müddet sustu. Sonra başını kaldırıp;<br />
&#8220;Müslüman ol. Müslüman olmak zamânın geldi.&#8221; buyurdu. Meğer o genç hıristiyan imiş. Hemen zünnârını kesip orada müslüman oldu.<br />
İmâm-ı Yâfiî buyuruyor ki: &#8220;İnsanlar, bu hâdisede, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin bir kerâmeti var zanneder. Halbuki, bu hâdisede onun iki kerâmeti vardır. Birisi, o gencin hıristiyan olduğunu bilmesi, diğeri de, gencin, müslüman olma vaktinin geldiğini bilmesidir.&#8221;<br />
Kaynak: Evliyalar Ansiklopedisi</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vakit-geldi.html">VAKİT GELDİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/vakit-geldi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEDİKODU VE GIYBET</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/dedikodu-ve-giybet.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/dedikodu-ve-giybet.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 15:25:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[DEDİKODU VE GIYBET]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29666</guid>

					<description><![CDATA[<p>DEDİKODU VE GIYBET Alim bir zât, karşısında duran iki adamı ilgiyle süzerek, “Mesele nedir?” diye sormuş. Adamlardan biri diğerine işaret ederek; “O, yaptığı dedikodularla sadece benim şöhretimi mahvetmekle kalmadı, bu köydeki pek çok insanın da canını yaktı!” demiş. Öteki hemen atılmış: “Üzgünüm… Böyle olsun istememiştim. Söylediklerimin hepsini geri alıyorum.” “Yaa… Bunun gerçekten her şeyi düzelteceğini &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dedikodu-ve-giybet.html">DEDİKODU VE GIYBET</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DEDİKODU VE <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dedikodu-ve-giybet">GIYBET</a></strong></p>
<p>Alim bir zât, karşısında duran iki adamı ilgiyle süzerek, “Mesele nedir?” diye sormuş.</p>
<p>Adamlardan biri diğerine işaret ederek; “O, yaptığı dedikodularla sadece benim şöhretimi mahvetmekle kalmadı, bu köydeki pek çok insanın da canını yaktı!” demiş.</p>
<p>Öteki hemen atılmış: “Üzgünüm… Böyle olsun istememiştim. Söylediklerimin hepsini geri alıyorum.”</p>
<p>“Yaa… Bunun gerçekten her şeyi düzelteceğini mi sanıyorsun?” diye söze katılmış âlim zât, “Yarın köy meydanına kuş tüyü yastığınla gel.”</p>
<p>“Nasıl yani?…”</p>
<p>“Dediğimi yaparsan anlayacaksın.”</p>
<p>Ertesi gün köy meydanında buluşmuşlar. Alim zât, adamın eline bir makas vermiş ve yastığı kesip içindeki tüyleri boşaltmasını söylemiş. Yastıktan boşalan tüyler rüzgârla birlikte etrafa savrulunca, “Şimdi,” demiş bilge, “Bunların hepsini toplayıp bana getir.”</p>
<p>Adam şaşkınlıkla, “Ama bu mümkün değil!” diye cevap vermiş. “Baksanıza, duvarların ardındaki bahçelere kadar savruldular. Öyle geniş bir alana yayıldılar ki, bunların hepsini toplamak imkânsız…”</p>
<p>“Tıpkı başkalarının hakkında sarf ettiğin sözler gibi” demiş âlim zât, “Yaptığın dedikoduların nerelere, ne kadar uzak mesafelere kadar gittiğini ve nelere sebep olduğunu bilebilir misin, söylesene?…”</p>
<p>Gıybet ve <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dedikodu-ve-giybet">dedikodu</a> dinimizde haramdır. Uzak duralım LÜTFEN…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dedikodu-ve-giybet.html">DEDİKODU VE GIYBET</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/dedikodu-ve-giybet.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR MÜSLÜMAN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/cocugunuzu-iyi-bir-musluman.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/cocugunuzu-iyi-bir-musluman.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 12:45:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR MÜSLÜMAN]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29662</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR MÜSLÜMAN OLARAK YETİŞTİRMENİN BİR YOLUNU BULUN. Bir 50 liranız var mı acaba ? Varsa lütfen çıkarıp arka yüzüne bakar mısınız. Orada bir hanımefendinin fotoğrafını göreceksiniz. Para üzerine fotoğrafı basılan ilk Türk kadını. Kendisi ilklere pek yabancı değil aslında. İlk Türk kadın roman yazarı, ilk Türk kadın çevirmen, ilk “muhafazakar” feminist, eserleri batı &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cocugunuzu-iyi-bir-musluman.html">ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR MÜSLÜMAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7be48b82e463b86606038" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cocugunuzu-iyi-bir-musluman">MÜSLÜMAN</a> OLARAK YETİŞTİRMENİN BİR YOLUNU BULUN.</strong></p>
<p>Bir 50 liranız var mı acaba ?<br />
Varsa lütfen çıkarıp arka yüzüne bakar mısınız.<br />
Orada bir hanımefendinin fotoğrafını göreceksiniz.<span class="text_exposed_show"><br />
Para üzerine fotoğrafı basılan ilk <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cocugunuzu-iyi-bir-musluman">Türk</a> kadını.<br />
Kendisi ilklere pek yabancı değil aslında.<br />
İlk Türk kadın roman yazarı,<br />
ilk Türk kadın çevirmen,<br />
ilk “muhafazakar” feminist,<br />
eserleri batı dillerine ve Arapçaya çevrilen ilk Türk kadın yazar ve düşünür&#8230;<br />
Evet, Ahmet Cevdet Paşa’nın muhterem kerimesi Fatma Aliye Hanımdan bahsediyoruz.<br />
Ne kadar parlak bir kariyer ve ışıltılı bir hayat değil mi?<br />
Değil maalesef&#8230;<br />
Çünkü madalyonun bir de öbür yüzü var.<br />
Döneminin hemen hemen bütün İslamcıları gibi “Batı’nın iyi yönlerini almak lazım” diyen Fatma Aliye hanım dört kızından ikisini, Nimet ve İsmet’i o dönemde yeni açılan Fransız okulu Dame de Sion’a kayıt ettirir.<br />
Nimet okuldaki hocaların hristiyanlık telkinlerinden rahatsız olur ve okuldan ayrılır. Fakat İsmet durumdan pek şikâyetçi değildir ve okulda kalmakta ısrar eder. İki kız kardeş daha sonra yüksek tahsil için Fransa’ya giderler. Nimet tahsilini tamamlayıp döner fakat İsmet geri dönmeyeceğini annesine bir mektupla bildirir. Ve uzun süre iletişimleri kopar.<br />
Ve nihayet yıllar sonra sevgili kızından bir haber alır Fatma Aliye Hanım;<br />
İsmet bir katolik rahibesi olmuştur.<br />
Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın yeğeni Faik Bey’den olma, Mecelle’nin müellifi anlı şanlı Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı Fatma Aliye Hanım’dan doğma İsmet Hanım rahibe olmuştur.<br />
“Ölmeden önce ölmek bu olsa gerek”der Fatma Aliye Hanım. Bütün yazı hayatına son verir ve ömrünün bundan sonraki kısmını kızını aramakla geçirir. Yıllarca ne kendisi kızından bir haber alabilir, ne de kimse kendisinden bir haber alabilir. Hatta gazetelerde hakkında çıkan ölüm ilanını düzelttirmek isteyen yakınlarına engel olur, “bırakın öldü bilsinler” der.<br />
Babasından kalan serveti kızını bulmak için harcar fakat nafile.<br />
Nihayet muzdarip ruhu yorgun ve küskün bedenini terk eder ve kızını bulamadan bu dünyadan göçüp gider&#8230;<br />
50 lira hala elinizde mi ?<br />
Onunla varsa kızınız veya oğlunuza bir hediye alın. Çikolata filan da olur tabi, ama başka şeyler de olabilir.<br />
Bir Elifbâ, Namaz Kitabı veya bir İlmihâl Kitabı mesela.<br />
Yavrunuzu kimselerin eline bırakmayın ve O’nu iyi bir Müslüman olarak yetiştirmenin bir yolunu bulun.<br />
(Alıntıdır)</span></p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cocugunuzu-iyi-bir-musluman.html">ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR MÜSLÜMAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/cocugunuzu-iyi-bir-musluman.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YALNIZ SEKİZ DAKİKAN VAR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/yalniz-sekiz-dakikan-var.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/yalniz-sekiz-dakikan-var.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 09:59:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[YALNIZ SEKİZ DAKİKAN VAR]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29657</guid>

					<description><![CDATA[<p>YALNIZ SEKİZ DAKİKAN VAR Efsaneye göre bir kadın, bir gün kucağındaki çocuğu ile birlikte bir mağaranın önünden geçerken içeriden gelen bir ses duyar: &#8220;İçeri gir ve ne istersen al, ama en mühim olanı unutma! Ayrıca: Sen çıktıktan sonra kapının bir daha asla açılmayacağını da dikkate al&#8230; Ancak bu fırsatı kaçırma, ama yine de en mühim &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yalniz-sekiz-dakikan-var.html">YALNIZ SEKİZ DAKİKAN VAR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7be349a21ff0b94994267" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>YALNIZ <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yalniz-sekiz-dakikan-var">SEKİZ</a> DAKİKAN VAR</strong></p>
<p>Efsaneye göre bir kadın, bir gün kucağındaki çocuğu ile birlikte bir mağaranın önünden geçerken içeriden gelen bir ses duyar:</p>
<p>&#8220;İçeri gir ve ne istersen al, ama en mühim olanı unutma! Ayrıca:<span class="text_exposed_show"><br />
Sen çıktıktan sonra kapının bir daha asla açılmayacağını da dikkate al&#8230;<br />
Ancak bu <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yalniz-sekiz-dakikan-var">fırsatı</a> kaçırma, ama yine de en mühim şeyi unutma&#8230;&#8221;<br />
Diyor, durmadan ikaz ediyordu.</span></p>
<p>Kadın mağaraya girer ve büyük bir servetle karşılaşır. Yığınla altın ve mücevherleri görünce şaşkına döner ve çocuğunu yere bırakarak hemen büyük bir hırsla mücevherleri toplamaya başlar.<br />
Bu sırada o esrarengiz ses yine duyulur:</p>
<p>&#8220;Yalnız sekiz dakikan var&#8230;&#8221;</p>
<p>Sekiz dakika çabuk geçer. Kadın toplamış olduğu kıymetli taşlar ve altınlarla birlikte mağaranın dışına koşar ve kapı kendiliğinden kapanır&#8230; Bu sırada çocuğunu içerde unutmuş olduğunun farkına varır, ama iş işten çoktan geçmiştir. Ağlamak, sızlamak, dizini dövmek, saçını-başını yolmak fayda vermez.<br />
Kapı bir kere daha açılmamak üzere kapanmıştır.</p>
<p>Zenginlik uzun sürmez, ama ümitsizlik hep yaşar.<br />
Aynı şey çoğu zaman çoğu insanın başına da gelir.<br />
Bu dünyada yaklaşık 80 senelik ömrümüz vardır ve bir ses daima bize:</p>
<p>&#8220;Sakın en mühim şeyi (hesap gününü) unutma!&#8221; der gibidir.</p>
<p>Mühim olan açık, net bir şekilde bellidir, o da:<br />
&#8220;Ebedi hayatı kazanmak&#8230;&#8221;tır.<br />
Kaybedilme ve riske sokamayacağımız şeyler:<br />
Manevi değerler, doğru itikat, doğru arkadaş, doğru çevre, doğru aile, hakiki dostlar ve sana ayrılan sınırlı hayattır.<br />
Maalesef biz en mühim şeyleri çoktan unutmuşa benziyoruz&#8230;</p>
<p>Sevgi, muhabbet, sohbet, mütevazılık, alçak gönüllülük, mertlik, dürüstlük, ihlas, dostluk, doğruluk, samimiyet..</p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yalniz-sekiz-dakikan-var.html">YALNIZ SEKİZ DAKİKAN VAR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/yalniz-sekiz-dakikan-var.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FAS’IN KEÇİLERİ ARGAN YAĞI ÜRETİMİNDE NASIL ÇALIŞIYOR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/fasin-kecileri-argan-yagi-uretiminde-nasil-calisiyor.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/fasin-kecileri-argan-yagi-uretiminde-nasil-calisiyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 06:59:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[FAS’IN KEÇİLERİ ARGAN YAĞI ÜRETİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29652</guid>

					<description><![CDATA[<p>FAS’IN KEÇİLERİ ARGAN YAĞI ÜRETİMİNDE NASIL ÇALIŞIYOR &#160; Fas’ta yetişen Argan ağaçları, dikenli gövdeleri, şekilsiz ve çelimsiz dalları ile dünyanın en estetik ağaçları sayılmazlar ama onları üzerine tünemiş keçi ordusunu görenler, şaşırıp kala kalıyorlar. Neredeyse sadece Fas’ta yetişebilen Argan ağacının, bilinçsiz kesimler nedeni ile sayıları çok azalmış. Seyrek ormanlık alanda, yaklaşık 20 milyon Argan Ağacı &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/fasin-kecileri-argan-yagi-uretiminde-nasil-calisiyor.html">FAS’IN KEÇİLERİ ARGAN YAĞI ÜRETİMİNDE NASIL ÇALIŞIYOR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>FAS’IN <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/fasin-kecileri-argan-yagi-uretimi">KEÇİLERİ</a> ARGAN YAĞI ÜRETİMİNDE NASIL ÇALIŞIYOR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/fasin-kecileri-argan-yagi-uretimi">Fas’ta</a> yetişen Argan ağaçları, dikenli gövdeleri, şekilsiz ve çelimsiz dalları ile dünyanın en estetik ağaçları sayılmazlar ama onları üzerine tünemiş keçi ordusunu görenler, şaşırıp kala kalıyorlar.</p>
<p>Neredeyse sadece Fas’ta yetişebilen Argan ağacının, bilinçsiz kesimler nedeni ile sayıları çok azalmış. Seyrek ormanlık alanda, yaklaşık 20 mil<span class="text_exposed_show">yon Argan Ağacı var. Ağaçlar ülke tarafından koruma altına alınmış durumda.</span></p>
<p>Normalde çiftçilerin ağaçlara zarar verdiği gerekçesiyle keçilerin dallara çıkmasını engellemesi gerekir. Ancak bu ülkede çiftçiler onların özellikle dallara çıkıp, dikenli ağaçların meyvesini yemelerini istiyor. Çünkü bu keçiler, karınlarını doyururken aynı zamanda birer kozmetik işçisi gibi çalışıyor. Nasıl mı?</p>
<p>Uçsuz bucaksız çöllerde Fas’a özgü argan isimli ağaçlar yetişiyor. 200 yıla kadar yaşayabilen bitkinin badem büyüklüğünde sert çekirdekleri bulunuyor. Çekirdekleri kırmak öyle kolay değil. Keçiler bu lezzete bayılıyorlar.</p>
<p>Argan ağacı yılda bir kez meyve veriyor. Çiftçiler yıl boyunca ağaçların bakımını yapıyor ve keçilerin ağaçlara yaklaşmasını engelliyorlar. Ne zaman ki meyveler iyice olgunlaşıyor, çiftçiler, iştahları kabarmış keçi ordularına, koydukları yasağı kaldırıyorlar. İşte o zaman keçi ordularının muhteşem şöleni başlıyor. Keçi ordusu tarafından istila edilmiş Argan ağacını görenler, gözlerine inanamıyorlar. Çünkü keçiler hem kalabalık gruplar halinde geliyor, hem de dikenlere aldırmadan incecik dallara tırmanabiliyorlar.</p>
<p>Çiftçilerin koruma altındaki Argan Ağaçlarının meyvelerini keçilere sunma nedeni, bu ilginç manzaranın ortaya çıkmasını sağlamak değil. Çiftçiler keçilere izin veriyorlar, çünkü değerli argan yağının üretilmesinde, bu keçi ordularına büyük iş düşüyor.</p>
<p>Keçi ordularının sindirim sistemlerinden geçen meyve çekirdekleri, keçi dışkılarından toplanıp, sıkılarak yağı çıkarılıyor. Çıkarılan bu yağ, kozmetik sanayinde kullanılıyor. Cilde ve saçlara çok faydalı olduğu söyleniyor. Son yıllarda yapılan pazarlama faaliyetlerinin de katkısı ile ticari değeri bir hayli yükselmiş durumda.</p>
<p>Argan yağının faydaları, keçi ordularının keyifli ziyafeti, Fas köylerine geçim kaynağı olması ve “Keçili Ağaç”ların etkili görüntüsü, hepsi harika haberler ancak bölgede yaşayan keçi nüfusu her geçen gün artarken, Argan ağaçlarının sayısı azalıyor. Koruma altında olsa da Argan Ağacının soyunun tükenmesinden korkuluyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/fasin-kecileri-argan-yagi-uretiminde-nasil-calisiyor.html">FAS’IN KEÇİLERİ ARGAN YAĞI ÜRETİMİNDE NASIL ÇALIŞIYOR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/fasin-kecileri-argan-yagi-uretiminde-nasil-calisiyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DERVİŞ VE KUŞ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/dervis-ve-kus.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/dervis-ve-kus.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 04:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[DERVİŞ VE KUŞ]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29648</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERVİŞ VE KUŞ Bir gün yaralı bir kuş Hazreti Süleyman&#8216;a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hazreti Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar; “Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?” Derviş kendini savunur; “Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dervis-ve-kus.html">DERVİŞ VE KUŞ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERVİŞ VE KUŞ</strong></p>
<p>Bir gün yaralı bir kuş Hazreti <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dervis-ve-kus">Süleyman</a>&#8216;a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.<br />
Hazreti Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır.<br />
Ve ona sorar;<span class="text_exposed_show"><br />
“Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?”<br />
Derviş kendini savunur;<br />
“Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı.<br />
Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”<br />
Bunun üzerine Hazreti Süleyman kuşa döner ve der ki; “Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”<br />
Kuş kendini savunur.<br />
“Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”<br />
Hazreti Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.<br />
“Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.<br />
Kuş o anda;<br />
“Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.<br />
“Neden” diye sorar Hazreti Süleyman.<br />
Kuş sebebini şöyle açıklar;<br />
“Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar&#8230;<br />
Siz iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın&#8230;<br />
Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.&#8221;</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dervis-ve-kus.html">DERVİŞ VE KUŞ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/dervis-ve-kus.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/vakti-saati-gelince-olur.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/vakti-saati-gelince-olur.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 19:07:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29679</guid>

					<description><![CDATA[<p>VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR Müslümanlardan birinin yahûdî bir ortağı vardı. Ortağını ne kadar İslâma dâvet etti ise, Müslümanlığı kabûl etmedi. Hattâ bu ortağına; &#8220;Eğer müslüman olursan, malımın üçte birini sana veririm.&#8221; dedi. Yahûdî yine kabûl etmedi. O Müslüman başka bir gün; &#8220;Eğer Müslüman olursan, malımın yarısını sana veririm.&#8221; demesine rağmen yine kabûl etmedi. Müslüman tüccar &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vakti-saati-gelince-olur.html">VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR</strong></p>
<p>Müslümanlardan birinin <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler">yahûdî</a> bir ortağı vardı. Ortağını ne kadar İslâma dâvet etti ise, Müslümanlığı kabûl etmedi. Hattâ bu ortağına;<br />
&#8220;Eğer müslüman olursan, malımın üçte birini sana veririm.&#8221; dedi. Yahûdî yine kabûl etmedi.</p>
<p>O <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler">Müslüman</a> başka bir gün;<span class="text_exposed_show"><br />
&#8220;Eğer Müslüman olursan, malımın yarısını sana veririm.&#8221; demesine rağmen yine kabûl etmedi.<br />
Müslüman tüccar bir süre sonra;</span></p>
<p>&#8220;Eğer Müslüman olursan, malımın üçte ikisini sana veririm.&#8221; dedi. Yahûdî yine kabûl etmedi.</p>
<p>Müslüman tüccar artık ortağının Müslüman olmasından ümidini kesmişti. O Müslüman, bir gün Ebû Saîd Mîhenî&#8217;nin dergâhının yanından geçiyordu. Yahûdî ortağı da yanında idi. Bu sırada dergâha girdi. Ebû Saîd Mîhenî bu sırada sohbet ediyordu. Yahûdî ortağı da kendi kendine;</p>
<p>&#8220;Ben de mescide gireyim, bir dinleyeyim, bakalım neler anlatıyor. Onun halk arasında kabûl görmesinin sebebi nedir bir göreyim? Yahûdî olduğuma dâir üzerimde her hangi bir işâret olmadığı için beni nasıl olsa tanımaz.&#8221; dedi. Yahûdî, gizlenerek mescide girdi. Bir direğin arkasına oturdu. Ebû Saîd Mîhenî sohbet esnâsında bir ara yahûdînin arkasında oturduğu direğe doğru dönerek;</p>
<p>&#8220;Ey yahûdî! Direğin arkasında ne kadar kendini gizlemeye çalışsan da gizlenemezsin.&#8221; dedi.</p>
<p>Yahûdî gayri ihtiyârî ayağa kalktı. Ebû Saîd Mîhenî&#8217;nin yanına vardı. Ebû Saîd hazretleri ona Müslüman olmasını söyleyince, bu dâveti kabûl edip, Müslüman oldu.</p>
<p>Ebû Saîd hazretleri ona;<br />
&#8220;Şimdi ortağının yanına git. Sana Müslümanlığı öğretsin. İşler vakti zamânı gelince olur. Ondan önce olmaz. Zamânı gelince Müslüman olmak için malın üçte birine, yarısına ve üçte ikisini vermeye hâcet kalmaz.&#8221; buyurdu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vakti-saati-gelince-olur.html">VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/vakti-saati-gelince-olur.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/benim-kil-cadirim-bana-yeter.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/benim-kil-cadirim-bana-yeter.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 17:26:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29638</guid>

					<description><![CDATA[<p>BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER! Ömer bin Abdülazîz Hazretleri’nin hayatından: Ömer bin Ömer bin Abdülazîz halife olduktan sonra hilâfet konağına götürülmek üzere alay atları getirdiler. “Bunlar ne?” deyince; “Hilâfete mahsûs bineklerdir” cevâbını işitince; “Kendi atım, benim hâlime daha muvafıktır” diyerek saltanat bineklerini geri çevirip, kendi hayvanına bindi. Hilâfet otağına gitmeyip, “Hilâfet otağında Süleymân’ın ailesi var. Ben &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/benim-kil-cadirim-bana-yeter.html">BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER!</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/benim-kil-cadirim-bana-yeter">Ömer</a> bin Abdülazîz Hazretleri’nin hayatından: Ömer bin Ömer bin Abdülazîz halife olduktan sonra hilâfet konağına götürülmek üzere alay atları getirdiler. “Bunlar ne?” deyince; “Hilâfete mahsûs bineklerdir” cevâbını işitince;</p>
<p>“Kendi atım, benim hâlime daha muvafıktır” diyerek saltanat bineklerini geri çevirip, kendi hayvanına bindi. Hilâfet otağına gitmeyip, “Hilâfet<span class="text_exposed_show"> otağında Süleymân’ın ailesi var. Ben onların rahatsız olmalarını uygun görmem. Onlar yerleşinceye kadar, benim kıl çadırım bana yeter!” buyurdu.</span></p>
<p>Bu sözleri, insafı ve ahlâkî büyüklüğünü ne güzel <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/benim-kil-cadirim-bana-yeter">ifâde</a> etmektedir. Evine gitti, âzâdlı kölesi, Onun pek kederli ve düşünceli olduğunu görünce: Bu hâlinizin sebebi nedir? diye sordu. Cevâbında buyurdu ki: “Doğudan batıya kadar olan Ümmet-i Muhammed’in hukukunu yerine getirme bana vazîfe oldu. Bundan büyük endişe edecek şey olur mu?”</p>
<p>Daha sonra hanımı ve amcası kızı olan Fâtıma binti Abdülmelik’i yanına çağırıp, buyurdu ki; “Eğer benimle birlikte yaşamak istersen ziynet ve mücevherlerini Beyt-ül-mal’a bırak. Zira onlar senin yanında iken ben seninle beraber olamam.”</p>
<p>Fâtıma, bütün ziynet ve mücevherlerini Beyt-ül-mal’a verdi. Fâtıma’nın bu davranışı, Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) kızı Hazreti Fâtıma gibi manevî süsler ve rûhî meziyetler ile yaşamaya karar verdiğini göstermekte idi. Ömer bin Abdülazîz de, ellibin altınının hepsini dağıttı. Bir elbisesi kaldı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/benim-kil-cadirim-bana-yeter.html">BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/benim-kil-cadirim-bana-yeter.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KIBLE YÖNÜ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kible-yonu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kible-yonu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 15:30:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[KIBLE YÖNÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29632</guid>

					<description><![CDATA[<p>KIBLE YÖNÜ Adam, bineceği otobüsün kalkmasına bir saatten fazla süre olduğu için, terminalin yarı aydınlık koridorlarını arşınlıyordu. Ellerini yıkamak üzere biraz ilerideki mescide yanaştığında, iş tulumları giymiş bir genç ona doğru gelerek: &#8211; Herhalde namaz kılacaksınız, dedi. Abdest alma yerimiz de mevcuttur. Adam, elindeki sigaranın külünü delikanlının ayakları dibine silkelerken: &#8211; Sen herhalde görevlisin, diye &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kible-yonu.html">KIBLE YÖNÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIBLE YÖNÜ</strong></p>
<p>Adam, bineceği otobüsün kalkmasına bir saatten fazla süre olduğu için, terminalin yarı aydınlık koridorlarını arşınlıyordu.<br />
Ellerini yıkamak üzere biraz ilerideki mescide yanaştığında, iş tulumları giymiş bir genç ona doğru gelerek:<br />
&#8211; Herhalde namaz kılacaksınız, dedi. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kible-yonu">Abdest</a> alma yerimiz de mevcuttur.<br />
Adam, elindeki sigaranın külünü delikanlının ayakları dibine silkelerken:<span class="text_exposed_show"><br />
&#8211; Sen herhalde görevlisin, diye diklendi. Ne iş yaparsın burada?<br />
Delikanlı, köşedeki süpürgeye işaret ederek:<br />
&#8211; Temizlikçiyim efendim, diye kekeledi. Lavabo ve tuvaleti temizliyorum.<br />
Adam, onu alaycı gözlerle süzerken:<br />
&#8211; Ben, namazı senin gibi çulsuzlara bıraktım, diye sırıttı. Bu iş size öyle yakışıyor ki&#8230;<br />
Temizlikçi genç, adamın hakaretine aldırmayacak kadar olgundu. Fakat namaza karşı yapılan saygısızlık, canını çok sıkmıştı.<br />
Vereceği cevabı bir süre düşündükten sonra, susmayı tercih ederek işine döndü.<br />
&#8230;.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kible-yonu">Adam</a>, mağrur adımlarla oradan uzaklaşırken, başının döndüğünü hissetti. Sırtından çıkartarak koluna aldığı kaşe paltonun ağırlığını da ilk defa fark ediyordu. Biraz önce yediği iki porsiyon kebap, herhalde tansiyonunu yükseltmiş ve kendisini hâlsiz bırakmıştı. Birkaç adim daha attığında âniden fenalaşarak dizleri üzerine çöktü. Allah&#8217;tan ki kolundaki palto ondan önce yere serilmiş ve yeni aldığı takım elbisenin kirlenmesini engellemişti.<br />
Adam, çömelmiş vaziyette olmasına rağmen fırıldak gibi dönen başını yere dayayarak bir müddet dinlendi ve tekrar doğrulduğunda, aynı rahatsızlığı duyarak hareketini tekrarladı. Fakat, başkaları tarafından görülmüş olmaktan endişe ediyordu. Bunun için başını yerden kaldırıp sağa sola bakındığında, terminalin çaycısı olduğu anlaşılan bir gençle burun buruna geldi.<br />
Delikanlı, adamı saygılı bir ifadeyle selâmlarken:<br />
&#8211; Allah kabul etsin bey amca, dedi.<br />
Ama kıble biraz daha sağa doğruydu.</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kible-yonu.html">KIBLE YÖNÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kible-yonu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KIZIM SANA SÖYLÜYORUM</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kizim-sana-soyluyorum.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kizim-sana-soyluyorum.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 12:23:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[KIZIM SANA SÖYLÜYORUM]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29628</guid>

					<description><![CDATA[<p>KIZIM SANA SÖYLÜYORUM Çocuklarıma genel ahlak kurallarıyla ilgili bir konuşma yapmak istiyordum. Konuşmadan önce oturup fikirlerimi metne dökeyim dedim. Yani bu yazı çocuklar için! Yoksa biz yetişkinler için böyle bir yazıya gerek olduğunu düşünmüyorum. Biz zaten zihinsel ve bedensel gelişimimizi tamamladığımız için bu kuralları biliyor ve uyguluyoruz… Maksat çocuklar bilinçlensin işte! Bak evladım! Ben askere &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kizim-sana-soyluyorum.html">KIZIM SANA SÖYLÜYORUM</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7a70cd309fb7c93177422" class="text_exposed_root text_exposed"><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kizim-sana-soyluyorum">KIZIM</a> SANA SÖYLÜYORUM</strong></div>
<div class="text_exposed_root text_exposed">Çocuklarıma genel ahlak kurallarıyla ilgili bir konuşma yapmak istiyordum. Konuşmadan önce oturup fikirlerimi metne dökeyim dedim. Yani bu yazı çocuklar için! Yoksa biz yetişkinler için böyle bir yazıya gerek olduğunu düşünmüyorum. Biz zaten zihinsel ve bedensel gelişimimizi tamamladığımız için bu kuralları biliyor ve uyguluyoruz…<br />
Maksat <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kizim-sana-soyluyorum">çocuklar</a> bilinçlensin işte!<br />
Bak evlad<span class="text_exposed_show">ım!<br />
Ben askere giderken bir arkadaşım kenara çekip şöyle dedi;<br />
“Salih, askerde iki şeye çok dikkat edeceksin; Bir, revirciyle samimi ol. İki; koğuşçuyla iyi geçin. Revirci, hasta olmadığın hâlde sana sevk vererek biraz nefes aldırır. Koğuşçu da gündüz yatmana ses çıkarmaz.”<br />
Ben askere bu vizyonla gittim. Yani neredeyse otuz yaşına gelmiş bir adam olarak vatani görevimi yapmaya giderken en büyük idealim, bu iki kritik pozisyonla iyi geçinmekti.<br />
Sen de bu zihniyetin farklı versiyonlarıyla çok karşılaşacaksın. “Müdürleri boş ver, asıl iş memurda bitiyor!” diyenler olacak mesela çevrende. Sen onlara bakma ve iş yaptırabilmek için illa birilerini “görme!” Çünkü belediyedeki işini halletmek için bir tanıdık araştıranla, belediyeye işçi alırken kendi akrabalarını öne alan adam aynı kişidir. Sürekli eleştirdiğimiz rant kavgası, toplumsal olarak yaşadığımız zaafın devlet kurumlarındaki bir yansımasıdır aslında. Ele talkımı verip, kendin salkımı yutma! Yoksa kendi gölgesine sinirlenen adamdan bir farkın kalmaz.<br />
Sevgili oğlum!<br />
Bir toplumun medeniyet ölçüsü trafikte, tuvalette ve kuyrukta ortaya çıkar. Umumi tuvaletler biraz hususi bir konu olduğu için biz diğer iki konuya bakalım.<br />
Trafik kurallarını ihlal etmek, ihlal etmeyenleri apaçık aptal yerine koymak demektir. Bunu sakın normal görme. İhaleye fesat karıştırmakla, emniyet şeridini ihlal etmek arasında bir fark yoktur. Eğer araç kuyruğuna girmemek için sağdaki çıkışa soldan dalarsan, işini hızlandırmak için rüşvet veren adamla aynı şeyi yapmış olursun.<br />
Bir keresinde arabaya birisini almıştım. Yanıma oturan kişi araba kullanma şeklimden rahatsız olmuş gibiydi. Bir ara telefonu çaldı. Kendisini arayan kişiye, “Biz bir arkadaşla kurallara uya uya geliyoruz. Biraz geç kalabilirim” dedi. Telefonu kapattıktan sonra da “İşe birisini alırken aslında önce arabasına bineceksin. Araba sürüşünden o kişinin ne kadar kıvrak bir zekâsı olduğu ve iş bitirici bir adam olup olmadığı net anlaşılır” dedi.<br />
Yani aslında bana, “Senden bir cacık olmaz!” mesajını verdi. Bu tür insanlarla sen de karşılaşacaksın. Sakın kendini kötü hissetme ve doğru bildiğini yap!<br />
Gelelim kuyruk olayına. Normalde sıra beklemek gayet normal bir hadisedir. Herkesin sıra düzenine uyduğu bir ortamda beş saat de beklesen mesele yok. Bizi asıl yoran şey sıra beklemek değil, aldatılma veya aptal yerine konulma korkusudur. Yani iyi olanın kazandığı kargaşa ortamında pasif kalarak geriye düşme endişesi yorar bizi.<br />
Mesela markette kasa kuyruğunda bekliyorsun. Önünde üç kişi var. Bu sırada yeni bir kasa açıldı. Yeni açılan kasaya, kuyruğun en önündeki kişi geçer. En arkadaki adam koşturarak yeni açılan kasaya saldırmaz.<br />
Veya şöyle söyleyeyim. Aynı bankaya ait iki bankamatik var. İki kişi para çekiyor. Üç kişi de bekliyor. Bu üç kişi kendi aralarında bir sıra yaparlar ve en öndeki, boşalan bankamatiğe geçer. Para çeken kişiler incelenerek, hangisinin işinin önce biteceği tahmin edilerek konum alınmaz.<br />
Bunlar şimdi sana önemsiz gibi gelebilir. Ama inan çok önemli. Çünkü kuyruk düzelirse, baş da düzelir.<br />
Toplumda çok sık kullanılan bir cümle var; “Oyunu kuralına göre oynayacaksın!” Eğer burada kural diye bahsedilen şey kuralsızlıksa, oyundan çık. Her durumda ahlaki davranmak bazen yalnız kalmayı gerektirir. Eğer etik cesaretin varsa bunu göze alabilirsin. Ama kalabalığın her yaptığını mübah görürsen, bir zaman sonra helal-haram dengen bozulur. Bu denge bir kere bozulursa da artık dik duramaz ve bir ömür yalpalamaya devam edersin.<br />
Rantçıları, belediyeden usulsüz iş kapanları veya köşeyi dönen müteahhitleri eleştirmeden önce dönüp kendine bir bak. Başkalarının hakkını gasbetmeyi uyanıklık olarak görüyor, iş bitirici olmanın ilk şartının diğer insanları aptal yerine koymak olduğunu düşünüyorsan, liyakatten dem vurarak başkalarını eleştiremezsin!<br />
Liyakat layık olmak demektir. Sen doğru olanı yap ve işine bak!<br />
Sonuçta layık olduğun şekilde yönetilirsin.</span></div>
<div class="text_exposed_root text_exposed"><span class="text_exposed_show"><br />
<strong>Salih Uyan</strong></span></div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kizim-sana-soyluyorum.html">KIZIM SANA SÖYLÜYORUM</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kizim-sana-soyluyorum.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 09:55:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29624</guid>

					<description><![CDATA[<p>NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI… Ertesi gün ameliyat olacağı için gündüzden bütün evi dipten bucaktan temizlemiş, pırıl pırıl yapıp duşunu almış ve biraz uyumak için yatağına uzanmıştı. Annesi bir kadının evi her zaman temiz olmalı temizlik diriye de ölüye de lazım derdi. Annesi aklına gelince dudaklarına acı bir tebessüm gelip yerleşti ve içinden, haklısın &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini.html">NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI…</strong></p>
<p>Ertesi gün <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini">ameliyat</a> olacağı için gündüzden bütün evi dipten bucaktan temizlemiş, pırıl pırıl yapıp duşunu almış ve biraz uyumak için yatağına uzanmıştı. Annesi bir kadının evi her zaman temiz olmalı temizlik diriye de ölüye de lazım derdi.<br />
Annesi aklına gelince dudaklarına acı bir tebessüm gelip yerleşti ve içinden, haklısın canım annem bak ben de <span class="text_exposed_show">evimi temizledim ölürsem herkes evimi temiz görecek, yaşarsam da kendim evime gelip tertemiz oturacağım diye düşündü. Son zamanlarda hiç iyi değildi yemek yiyemiyor, hızla kilo kaybediyordu. Gittiği doktorlar, karaciğer kanserisin mecburen ameliyat olman lazım demişlerdi. İlk önce kabul etmemiş gittiği yere kadar demiş ama ağrıları dayanılmaz olunca mecburen kabul etmişti. Oğluna üzülmesin diye kanser olduğunu söylememişti.<br />
Fidan elli iki yaşında adı gibi fidan bir kadındı. Babası başlık parasını çok istediği için çok sevdiği kocasıyla kaçarak evlenmiş, kaçarak evlendiği için de babası tarafından evlatlıktan reddedilmişti.<br />
Kocasının bütün iyi niyet girişimleri ve döktüğü diller babasını yumuşatmaya yetmemişti. Zavallı annesinin de çırpınmaları boşa gitmiş, kocasını inadından vazgeçirememişti. Evlendiklerinde Fidan on sekiz, kocası yirmi üç yaşındaydı. Kocası çok sevecen çalışkan, namuslu; hem yetim hem öksüz bir gençti. Annesi babası kömürden zehirlenip ölünce anneannesi yanına alıp büyütmüştü.<br />
Evliliklerinin ikinci yılında Allahü teala nur topu gibi bir erkek evlat vermişti. Artık mutluluklarına diyecek yoktu. Küçük bir ev kiralamış kocasının kazancıyla da gül gibi geçinip gidiyorlardı. Fidan oğlunu çok zor bir doğumla dünyaya getirdiği için kanaması durmamış doktorlar mecburen ameliyat edip rahmini almak zorunda kalmışlardı bunun için de başka çocukları olmamıştı. Karısının çok üzüldüğünü gören adam &#8220;Üzülme canım. Allah bunu bağışlasın yeter&#8221; demişti.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini">Fidan</a> şimdi bunları düşünürken iyi ki de olmamış bir taneyi zor büyüttük ikinci olsa nasıl büyütecektik diye düşünüyordu. Güya uyumak için yatağa girmişti ama ameliyatın heyecanıyla uyuyamıyor, mazi gözlerinin önünden sinema şeridi gibi geçip duruyordu. Oğlunu el bebek gül bebek büyütmüş çok zor şartlarla yeter ki o okusun deyip en iyi okullarda okutmuş ve okul bitince de sevdiği kızla evlendirmişlerdi.<br />
Lakin mutlulukları uzun sürmemiş çok sevdiği kocasını dört yıl önce gittikleri bir ahbaplarının düğününde havaya sıkılan bir kurşunun isabet etmesi sonucu kaybetmişti. Zaten evlendikten sonra sık sık gelmeyen oğlu babası öldükten sonra arayı daha çok açmış lütfen uğrar olmuştu.<br />
Bir gün oğlunun evine misafir olarak gittiğinde gelininin oğluna bak canım annen misafir olarak her zaman gelebilir ama şimdi kocasının öldüğünü bahane edip yalnızım korkuyorum gibi nedenlerle gelip buraya yerleşmesin hiç çekemem dediğini, oğlunun da annem gelmez hem gelirse ben uygun bir dille anlatırım diye cevap verdiğini duymuş oracıkta yüreğine keskin bir hançer saplanmıştı.<br />
Artık oğlunun neden sık sık gelmediğini neden arayıp sormadığını anlamıştı. &#8220;Allah&#8217;ım beni hiç kimseye muhtaç etme bu öz evladım olsa dahi&#8230;&#8221; diye dua etti. Saate bakan Fidan saatin beş buçuk olduğunu gördü; yedide hastanede olacaktı bütün gece gözünü kırpmamıştı yorgun ve bitkindi. Ameliyat olacağını oğluna söyleyince o da nasıl olduysa &#8220;Ben gelir seni hastaneye götürürüm&#8221; demişti. Fidan kalkıp yatağını dizip abdestini alıp namazını kıldı artık hazırdı bundan sonrası Allah&#8217;ın bileceği bir şeydi.<br />
İşte oğlu gelmiş kornaya basıyordu Fidan son kez evine bakıp kapıdan çıkıp arabaya bindi. Yol boyu oğlu tek laf etmemişti oysa oğlu onun hayattaki tek varlığıydı birbirlerinden başka kimseleri yoktu iki çift güzel söz söyleyip annesine moral verebilir, onun heyecanını yatıştırabilirdi annesinin çok beklemesine rağmen yapmadı taş gibi yol boyunca susup durdu. Şimdi ise sırasının gelmesini beklerken iki yabancı gibi yan yana oturuyorlardı.<br />
Tam bu sırada hemşire yanlarına gelip, &#8220;Buyurun Fidan hanım sizi ameliyata hazırlamamız lazım&#8221; deyince Fidan ayağa kalkıp oğluna, &#8220;Yavrum ölüm dirim dünyası kendine iyi bak. Şunu unutma ki sen benim canımdan cansın.&#8221; deyip sarılmak isteyince oğlu, &#8220;Aman anne bu kadar duygusallığa gerek yok. Lütfen abartma&#8221; deyince zavallı annenin sarılmak için açılan kolları iki yanına düştü. Peki yavrum dediğin gibi olsun deyip uzun uzun evladının yüzünü seyrettikten sonra derin bir iç çekip hemşireyle birlikte yürüyüp gitti. Artık hıçkıra hıçkıra ağlıyordu ne olursa olsun onun yavrusuydu sarılamamış kokusunu içine çekememişti.<br />
Annesini hastanede bırakan oğlu eve gidip karısını alıp kaynanasına kahvaltıya gitti. Damadını karşısında gören kaynana, &#8220;Hayırdır oğlum annen hastaneye yatmadı mı?&#8221; diye sorunca damadı &#8220;Evet hastanede. Sabah götürdüm yatırdım birazdan ameliyata girecek&#8221; deyince hayretler içinde kalan kadın &#8220;Aman oğlum neden anneni orada sahipsiz bırakıp geldin?&#8221; deyip kocasına döndü ve &#8220;Bey kalk hemen hastaneye gidiyoruz o kadıncağızın bizden başka kimsesi yok onu oralarda bir başına bırakamayız.<br />
Bugün ona yarın bize&#8230;&#8221; derken kınayan gözlerle hem ,, hem de kızına bakıyordu. Kaynanasının sözleriyle mahcup olan damat tamam hadi hep beraber gidelim deyip hastaneye gelmişlerdi. Onlar hastaneye geldikten bir saat sonra ameliyathaneden çıkan doktor; Fidan Seri&#8217;nin yakınları kim deyince oğlu ayağa kalkıp &#8220;Ben oğluyum&#8221; dedi.<br />
Doktor başını önüne eğip &#8220;Çok üzgünüm annenizi kurtaramadık. Maalesef kanser her yerini sarmış&#8221; dedi. Herkes donup kalmıştı. Kaynanası gözyaşları içinde damadına ve kızına dönüp:<br />
&#8220;Evet, çocuklar şunu unutmayın ki anne ve babalar ölümsüz değildir. Her fani gibi onlar da bir gün göçüp giderler. Onun için kıymetleri yaşarken bilinmeli; öldükten sonra maalesef geçmiş ola&#8230;&#8221; dedi.<br />
Zavallı Fidan Hanım son kez özene bezene temizlediği ve oturmak nasip olmadığı evinden alınıp çok sevdiği kocasının yanında toprağa verileli bir hafta olmuştu.<br />
Oğlu artık gideceği, arayıp soran kimsesi olmamanın, hayatta tek başına kalmanın ne demek olduğunu çok iyi anlamıştı ama artık çok geçti. Şimdi annesinin mezarı başında oturmuş hem ağlıyor hem de: &#8220;Anneciğim beni affet! Nereden bilecektim o sarılmak isteğinin son sarılma olacağını.&#8221; derken eğilmiş toprağını öpüyordu. Evet, o gün Bayramdı ve artık elini öpeceği bir annesi de yoktu&#8230;</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini.html">NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN İTALYAN MAHKEMESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 06:15:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN İTALYAN MAHKEMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29618</guid>

					<description><![CDATA[<p>EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN İTALYAN MAHKEMESİ! 1911 senesi Ramazan Bayramı’nın 3. günü, Libya sahillerine çıkan Müstevli İtalyan askerleri, bulabildikleri herkesi; teslim olanları bile öldürdüler. Trablus’ta kurdukları Divan-ı Harp’te, grup grup getirilen esirlerin yargılanmaları 3’er dakika sürerdi. Karar hemen binanın arkasında duvarın önünde infaz edilirdi&#8230; Bir gün elleri kelepçeli bir yaşlı, bir orta yaşlı, bir de delikanlı, çöl kıyafeti &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi.html">EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN İTALYAN MAHKEMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7a6f09812518816405740" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi">İTALYAN</a> MAHKEMESİ!</strong></p>
<p>1911 senesi <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi">Ramazan</a> Bayramı’nın 3. günü, Libya sahillerine çıkan Müstevli İtalyan askerleri, bulabildikleri herkesi; teslim olanları bile öldürdüler.<br />
Trablus’ta kurdukları Divan-ı Harp’te, grup grup getirilen esirlerin yargılanmaları 3’er dakika sürerdi. Karar hemen binanın arkasında duvarın önünde infaz edilirdi&#8230;<br />
Bir gün elleri kelepçeli bir yaşlı, bir orta<span class="text_exposed_show"> yaşlı, bir de delikanlı, çöl kıyafeti içinde mahkemenin önüne çıkarılır. Başkan Albay Carlo Torelli, bu zavallıları yargılamak için tercümana der ki:<br />
&#8211; Sor bakalım, bunlar kimdir?</span></p>
<p>“Ben bir Osmanlı’yım”<br />
Elleri kelepçeli orta yaşlı olanı, gayet iyi bir İtalyanca ile cevap verir:<br />
&#8211; Reis bey, tercüman istemez. Ben Osmanlı ordusunun albayı Ahmet Alaaddin’im. Bu yaşlı zat emekli Paşa Mehmet benim babamdır. Savaş için görev istedi. Bu delikanlı ise benim oğlumdur. Gönüllü olarak askere gitmiştir.<br />
Hakim donup kalır.<br />
&#8211; Yalan söylüyorsun, bu söylediklerin için belgen var mı?<br />
Ahmet Albay koynundan, kelepçeli elleri ile bir buruşuk kağıt çıkartıp fırlatır.<br />
İtalyan albayı şaşırmıştır. Zira salonda biri İngiliz, biri Fransız iki gazeteci vardır. Hakim sözlerini tarta tarta konuşmaya mecbur kalır:<br />
&#8211; Siz 26 Ekim 1912 günü bizim askerlerimizi arkadan vurdunuz. Bize bağlı kalacağınıza söz verdiğiniz hâlde bunu neden yaptınız?<br />
&#8211; Osmanlı hiçbir zaman arkadan vurmaz. Asıl siz bu topraklarda ne arıyorsunuz? Bu Avrupalıların bir haydutluğudur. O harekâtı bizzat idâre ettim.</p>
<p>“Suçunu itiraf etmiştir”<br />
&#8211; Suçlu, suçunu itiraf etmiştir. Kurşuna dizilmelerine karar verilmiştir.<br />
Bu üç kişi hemen dışarı çıkartılırken, iki yabancı gazeteci ayağa kalkıp, bu mahkûmların önlerinde şapkalarını çıkartarak saygıyla selâmlarlar. Biraz sonra binanın arkasından, bir manganın silah sesleri geldiğinde, gazeteciler, mahkeme heyetine arkalarını dönüp dışarı çıkarken; mahkemenin eşiğine tükürürler&#8230;</p>
<p>Vehbi Tülek &#8211; 24 Ekim 2003 Cuma</p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi.html">EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN İTALYAN MAHKEMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEVİZ KURDU</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ceviz-kurdu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ceviz-kurdu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 04:15:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[CEVİZ KURDU]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29614</guid>

					<description><![CDATA[<p>CEVİZ KURDU!.. Ceviz kurdu, cevize gireceği kadar bir delik açar ve cevizin içine girer. Cevizin içi insan beynine benzer, kurt başlar cevizi yemeye. Elbette ki buraya kadarı normal. Yedikçe şişmanlar şişmanladıkça karnı büyür. Yeterince doyunca yükünü tutunca! Gitmek ister ama girdiği delikten çıkması mümkün değildir istese de çıkamaz. İşin enteresan ve daha da kötü tarafı; &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ceviz-kurdu.html">CEVİZ KURDU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CEVİZ KURDU!..</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ceviz-kurdu">Ceviz</a> kurdu, cevize gireceği kadar bir delik açar ve cevizin içine girer.</p>
<p>Cevizin içi insan beynine benzer, kurt başlar cevizi yemeye.</p>
<p>Elbette ki buraya kadarı normal. Yedikçe şişmanlar şişmanladıkça karnı büyür.</p>
<p>Yeterince doyunca yükünü tutunca! Gitmek ister ama girdiği delikten çıkması mümkün değildir istese de çıkamaz.</p>
<p>İşin enteresan ve daha da kötü tarafı; İçi yenilen cevizin kabuğu da kurumuş ve iyice sertleşmiştir&#8230; Artık o deliği genişletmek te imkansızdır.</p>
<p>Kurtçuk oturup etrafına bakar, düşünür taşınır delikten geçip çıkmak için tek çaresi vardır; zayıflamayı beklemek.</p>
<p>Aç kaldıkça <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ceviz-kurdu">zayıflar</a>, eski cılız haline döner. Ve bir gün bitap düşmek üzere ilk başladığı gibi cevizden çıkar.</p>
<p>Ama çıktığında mevsim bitmiş, ortada aç ve cılız bir kurtçuk ile bir içsiz bomboş bir ceviz kabuğu kalmıştır.</p>
<p>Kimi insanlardaki para ve mal &#8211; mülk hırsı da ceviz kurduna benzer.</p>
<p>O hırsı yenip, artık yeter, dediğinde baharlar ve yazlar bitmiş olur.</p>
<p>Geriye sadece, ömrünün sonbaharı ve belki de çeşitli hastalıklar, ilaçlar ve diyetler ile geçirmek zorunda kalacağı, koskoca bir kara kış kalmış olur&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ceviz-kurdu.html">CEVİZ KURDU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ceviz-kurdu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UYAN ÇAVUŞ TİZ UYAN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/uyan-cavus-tiz-uyan.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/uyan-cavus-tiz-uyan.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Sep 2019 16:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[UYAN ÇAVUŞ TİZ UYAN]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29609</guid>

					<description><![CDATA[<p>UYAN ÇAVUŞ TİZ UYAN Birinci Cihan Harbinde Jandarma çavuşluğu yapmış Murteza Baba İstanbul&#8217;un işgal hangâmesinde sallandığı yıllarda Rumlar Batı Anadolu köylerinde muzırlık yapmaya başlayınca, oralara sevk edilen kuvvetlerin içinde Murtaza Çavuş&#8217;da varmış. RumIarı geri püskürte püskürte Daya Kadın diye bir yere varmışlar. Hem epey yoruldukları için, hem de gece bastırdığı için, orada, Balkan Harbinden kalma &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uyan-cavus-tiz-uyan.html">UYAN ÇAVUŞ TİZ UYAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="js_i" class="_5pbx userContent _3576" data-testid="post_message" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;K&quot;}">
<div id="id_5d7a687686b575d38685645" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>UYAN <a href="https://sevdalilarmekani.com/category/dini-bilgiler/okunmaya-deger-hikayeler">ÇAVUŞ</a> TİZ UYAN</strong></p>
<p>Birinci Cihan Harbinde Jandarma çavuşluğu yapmış Murteza Baba İstanbul&#8217;un işgal hangâmesinde sallandığı yıllarda Rumlar Batı Anadolu köylerinde muzırlık yapmaya başlayınca, oralara sevk edilen kuvvetlerin içinde Murtaza Çavuş&#8217;da varmış.</p>
<p>RumIarı geri püskürte püskürte Daya Kadın diye bir yere varmışlar. Hem epey yoruldukları için, hem de gece bastırdığı için, orada, Balkan Harbinden kalma tabyalarda geceleme durumu hasıl olmuş. Bir nöbetçi dikmişler, diğerl<span class="text_exposed_show">eri yatmış.</span></p>
<div class="text_exposed_show">
<p>Murtaza Çavuş da yatmış tabii, derken, bir müddet sonra <a href="https://sevdalilarmekani.com/category/dini-bilgiler/okunmaya-deger-hikayeler">nöbetçi</a> de uyuklayınca Murtaza Çavuş&#8217;a görünmeyen biri:</p>
<p>Uyan Çavuş tiz uyan!<br />
Atik ol kurnaz davran!<br />
Hemen kaldır eratı,<br />
Aha geliyor düşman!</p>
<p>der gibi tekmelemeye başlıyor! Hemen uyanıyor&#8217; tabii, asker tetikte uyur. Sonra dikkatlice etraflarına şöyle bir bakıyor ki, Rumlar sürüne sürüne kendilerine doğru geliyor! Ayın ondördüymüş o gün, ay ışığında görüyor bunu. Derhal askerleri uyandırarak bir cayırtı koparıyorlar! RumIarın bir kısmı ölü, bir kısmı yaralı def olup gidiyorlar ..</p>
<p>Sabah olunca, gece kendisine görünmeyen bir kimse tarafından tekme atılan yeri kazdırınca bir Türk şehidi çıkıyor.</p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
<div class="_3x-2" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;H&quot;}">
<div data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;H&quot;}">
<div class="mtm">
<div>
<div>
<div class="_5cq3 _1ktf" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;E&quot;}"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uyan-cavus-tiz-uyan.html">UYAN ÇAVUŞ TİZ UYAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/uyan-cavus-tiz-uyan.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR İDAMLIK HALİL VARDI ASILDI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bir-idamlik-halil-vardi-asildi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bir-idamlik-halil-vardi-asildi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Sep 2019 11:41:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[BİR İDAMLIK HALİL VARDI ASILDI]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29604</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİR İDAMLIK HALİL VARDI ASILDI Orgeneral Kenan Evren: “Adalet yerini bulsun diye bir sağdan bir soldan asıyorduk. Asmazsan bunlar virüs gibi çoğalır, işte o zaman Atatürk ilke ve inkılaplarından koparız.” Manisa Saruhanlı’dan bir vatan evladı… Henüz 18 Yaşında. İmam Hatip son sınıfta evlenir ki üç beş günlük damattır daha. Bir bakar darbe olmuş (12 Eylül &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-idamlik-halil-vardi-asildi.html">BİR İDAMLIK HALİL VARDI ASILDI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİR İDAMLIK HALİL VARDI <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-idamlik-halil-vardi-asildi">ASILDI</a></strong></p>
<p>Orgeneral Kenan Evren: “Adalet yerini bulsun diye bir sağdan bir soldan asıyorduk. Asmazsan bunlar virüs gibi çoğalır, işte o zaman Atatürk ilke ve inkılaplarından koparız.”</p>
<p>Manisa Saruhanlı’dan bir vatan evladı… Henüz 18 Yaşında. İmam Hatip son sınıfta evlenir ki üç beş günlük damattır daha. Bir bakar darbe olmuş (12 Eylül 1980) apar topar alınmış karakola. Karıştığı hadise var mıdır, yoksa kulp mu takılır bilmiyoruz. Bildiğimiz şu ki isnat edilen suçları kabul etmeyecektir asla. 3 Haziran 1983 günü radyo ve televizyonda idam edildiğine dair haberler yayınlandığında, emniyete götürülmüş sıkıştırılmaktadır hâlâ&#8230; Kalem kıranların vicdanları da rahat değildir anlaşılan. İşkence iki gün sürecek ve bir şey alamayacaktırlar ondan. Ne belge, bilgi, ne itiraf, ne imza…<br />
Lakin koskoca konsey başkanı “asılsın” buyurmuştur, dönecek değillerdir ya!</p>
<p><strong>MÜSAİT MİSİNİZ HOCAM?</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-idamlik-halil-vardi-asildi">5 Haziran</a> akşamı iki sivil memur Muradiye Camii imamı Abdullah Hoca’ya gelirler, “bi’ nikâhımız vardı hocam!”<br />
-Buyurun gidelim tamam.<br />
Araba Buca Cezaevinin önünde durur. Hâkimler, hekimler, cankurtaranlar… Anlar ki yine darağacı kuruldu avluya…<br />
Abdullah Hoca daha evvel solcu gençlerin infazına getirilmiş ancak onlar “biz Allah’a, kitaba inanmıyoruz” deyip dinî telkini reddedince bükmüş boynunu çekilmiştir kenara.<br />
Elbette endişelidir, terslenmekten çekinir ne de olsa.<br />
Derken kapı açılır, elleri arkadan kelepçeli iki mahpus (Selçuk Duracık ve Halil Esendağ) içeri alınırlar. Gençler “Selamün Aleyküm” derler sıcak, mülayim bir ses tonuyla.<br />
Üzerlerinde kefene benzer libaslar, başlarında akça pakça namaz takkeleri ve ayaklarında bu gün için saklandığı belli çoraplar vardır&#8230; Kar beyaz ama!<br />
Sanki eski bir dost gibidirler, bir yerlerden aşina. Odadakilerle bakışır gülümserler. Ne bir tavır, ne bi’ eda.<br />
Tabip sorar “Herhangi bir şikâyetiniz?”<br />
“Yok, elhamdülilah” derler “taş gibiyiz evvelallah”.<br />
-Son arzunuz?<br />
-Mümkünse cenazelerimiz ailemize verilsin, o kadar.<br />
Hocaefendi “Kardeşlerim” der, “Dünya bir imtihan koridorudur. Ölüm ise ahiret hayatına açılan kapı. Ne mutlu bu yola Allah teâlâya iman ederek çıkanlara…”<br />
Gençler ikişer rekât namaz kılar, son dualarını yaparlar. Nur alâ nur, bir sükûnet oturur simalarına.</p>
<p><strong>BOYNUNDA YAFTA</strong></p>
<p>Ortalık nasıl sessiz, ökçeler çınlar avluda. Projektörler yanınca sehpa daha bir büyür sanki, kara kara gölgeler yollar sağa sola. Yağlı urgan tehditkârdır, hafif hafif salınmakta…<br />
Ürpertici bir manzara… Hoca efendi: “Yaşım altmışı geçmiş” de, “alacağımı almışım dünyadan. Buna rağmen ürkmedim desem yalan olur. Elim ayağım titredi heyecandan.”<br />
İnfaza Selçuk’tan başlarlar. Yafta asılır boynuna, delikanlı dimdik yürür sehpaya.<br />
-Allah’a gidiyorsun Selçuk.<br />
Tebessümle başını sallar “biliyorum hocam, inşallah!”<br />
Tekbir getirir, tevhid söyler, zikri hiç kesmez son ana kadar. Boynuna urganı geçirirken cellatına bir şeyler fısıldar. Adamın yüzü değişir, allak pullak olur âdeta.<br />
Cellat sandalyeyi çeker, o malum çatırtı. Bedeni döner döner ve yüzü kıbleye gelince durur hizada. Hekim tamam deyince alır, masaya yatırırlar, manalı bir tebessüm, sanki başka âlemlere bakmakta.</p>
<p><strong>HÜSN-İ HATİME</strong></p>
<p>Halil “darağacında slogan atacak mısın” diye soran arkadaşlarına “hayır” demiştir, “asla!” Son cümlesinin kelime-i şehadet olmasını ister zira. Yürekli bir çocuktur, intihar olmasın diye tabureyi tekmelemeyecektir, ölümden korktuğundan değil yoksa.<br />
O da arkadaşı gibi eğilip bir şeyler söyler celladının kulağına.<br />
Bedeni aynen Selçuk gibi döner, yüzü kıbleye gelince, son nefesini verir uzunca bir solukla. Boğazından urganı çıkarıp masaya yatırırlar. Gözleri yarı açıktır, belli ki güzel şeyler seyretmektedir o anda.<br />
Abdullah Hoca göz kapaklarını çeker, çenesini bağlar. Yasin-i şerif tilavetine başlar. Mesleği icabı çok ölü görmüştür ama bunlar başka&#8230; Salih bir müminin uyku hâli vardır simalarında.<br />
Cellat duvarın dibine çökmüş, elleri şakaklarında. Hoca efendi çıkarken yaklaşıp sorar “sahi ne söylediler sana?”<br />
-Belki inanmayacaksın ama hakkını helal et dediler hocam. Bize genelde küfredilir oysa…</p>
<p><strong>MÛTÛ KABLE ENTE MÛT!</strong></p>
<p>Halil ölmeden ölen bir gençtir. Allah’tan (celle celalüh) ne gelirse başı üstüne. Kahrın da hoş der, lütfun da…<br />
Devletin vereceği idam gömleğini istemeyecek kadar hassastır, idam hâli bu, ola ki yırtılır, kirlenir zeval gelmesindir milletin malına. Kendine o güne has bir libas yaptırmak ister, bezi helal parayla alınsındır ama…<br />
Koğuşta 23 ülkücü vardır, bakın şu işe ki alayından çıkan para bir bez alamaz. O günlerde içlerinden birine beyaz bir nevresim gelmiştir, terzi ustaca keser biçer, cübbe kefen arası bir şey çıkarır onlara.<br />
Tamam olmuştur işte. Eğer namazlarını bununla kılar, zikre bununla otururlar ve gözyaşlarıyla yuğup yuğup yıkarlarsa…<br />
Halil’in bir niyazı daha vardır Cenâb-ı Hakk’tan. Ah ruhunu, yağmurun hafif hafif çiselediği bir seher vakti teslim edecek olsa.<br />
Arzu işte… Nelere kadir değildir ki yüce Mevla!</p>
<p><strong>BENDEN DUYMUŞ OLMAYIN AMA!</strong></p>
<p>Buca Cezaevinde o gün alışılmadık bir hava vardır. Gazeteler bırakılmamış, mazgal açılmamıştır. Bu “infaz var” demektir temayüllere bakılırsa. Yine kimi sallandıracaklardır acaba? Terzi geçerken fısıldar, “Halil ile Selçuk’u asacaklar haberiniz ola!”<br />
Koğuş buz keser âdeta. Ne yapabilirsin ki? Derhâl abdestler alınır, seccadeler yayılır, okumasına bilen Mushaf-ı şerifini açar, bilmeyenler tespihlerine sarılırlar.<br />
Duvar, duvar, katil duvar.<br />
Dua ile ulaşabilirler anca…<br />
Gece yarısına kadar iki hatim indirir, sık sık parmaklıklara çıkar Salat-ü selam yollarlar Server-i Kâinat’a… Bu yanık seda arkadaşlarının hücrelerine de ulaşıyordur mutlaka&#8230; Şafak sökerken serinlik çöker, inceden yağmur atar. Hani toprak kokusunu yükseltecek kadar.<br />
Tuhaf! Şu kavruk İzmir haziranında!<br />
Koğuştakiler ağlamaklıdır. “Halil’in duası kabul oldu arkadaşlar!”<br />
Ölüme özenilir mi?<br />
Nasıl özenilmez, birazdan can vereceğini biliyorsun ve sana tövbe, helalleşme, kelime-i şehadet imkânı tanınıyor.</p>
<p><strong>ARDIMDAN AĞLAMAYIN!</strong></p>
<p>Ertesi sabah gardiyanlar koğuşun gediklilerini çağırırlar. “Gelin, müdür beyin verecekleri var.” Halil’in emanetleridir bunlar… Yatak döşek, üst baş, cüz, takke, misvak ve dinî kitaplar…<br />
Notlar arasında kıldığı kaza namazlarının listesi vardır. Ölümle ilgili ayet-i kerime ve hadis-i şerifleri toplamıştır bir kâğıda. Ve bir mektup. Annesine babasına hitaben yazılmış. Besmele ile başlar, Resul-i Ekrem’e salat ve selamlarla devam eder. Ebeveynine “sabredin” der, “arkasından yakınmak mevtayı bizar eder zira!”<br />
Ve küçük küçük paketler… Üşenmemiş tek tek etiketlemiştir. Ancak gazeteye sarılı bir bez dikkatlerini çeker. Üzerinde ne yazı, ne işaret. Ya çoraptır, ya fanila. Ne olabilir ki başka?<br />
Tereddütle açarlar. Aaa o da ne? Yeşil bir tülbent! Etrafında zarif bir oya…<br />
İhtimal; iki buçuk yıl kaldığı ölüm hücresinde hanımın danesi dert ortağı olmuştur ona.<br />
Boğazlarda düğümler, yutkunan yutkunana&#8230;<br />
İşe yarayan eşyaları mahpuslara dağıtır, hatıraları ailesine yollarlar. Halil’in babası dindar bir insandır. Olanları tevekkülle karşılar. Annesi de öyledir zahir, lakin bir soru gezinmektedir kadıncağızın kafasında. Tamam, oğlu tekbirlerle, tehlillerle vefat etmiştir ama… Şehadet makamına ulaşmış mıdır acaba?<br />
Mürüvvet Hanım o gece rüyasında cennet bahçelerinde dolanmaktadır. Sahabeler toplanmış, sanki birini bekliyorlar. Merakla sorar: Hayırdır, neler oluyor burada?<br />
Bilmiyor musun, şehit Halil’in düğünü var. Resulullah Efendimiz teşrif buyuracak nikâhını! Süphanallah!</p>
<p><strong>İrfan Özfatura &#8211; Türkiye Gazetesi 12 Eylül 2016</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-idamlik-halil-vardi-asildi.html">BİR İDAMLIK HALİL VARDI ASILDI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bir-idamlik-halil-vardi-asildi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÖVBE</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/tovbe.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/tovbe.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Sep 2019 10:49:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[hiç duyulmamış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[TÖVBE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29590</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÖVBE Ebu Said (radıyallahü anh) anlatıyor: &#8220;Resûlullah (sallallahü aleyhi vesellem) buyurdular ki: Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir râhib tarif edildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânının olup olmadığını sordu. Râhib: &#8211; Hayır yoktur! dedi. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/tovbe.html">TÖVBE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/tovbe"><strong>TÖVBE</strong></a></p>
<p>Ebu Said (radıyallahü anh) anlatıyor: &#8220;Resûlullah (sallallahü aleyhi vesellem) buyurdular ki:</p>
<p>Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir râhib tarif edildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânının olup olmadığını sordu.</p>
<p>Râhib:</p>
<p>&#8211; Hayır yoktur! dedi. Herif onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı.</p>
<p>Adamcağız, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine âlim bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânı olup olmadığını sordu.</p>
<p>Âlim:</p>
<p>&#8211; Evet, vardır, seninle tövben arasına kim perde olabilir? dedi. Ve ilâve etti:</p>
<p>&#8211; Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zîra orada Allah&#8217;a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla Allah ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer.</p>
<p>Adam yola çıktı. Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilâfa düştüler.</p>
<p>Rahmet melekleri:</p>
<p>&#8211; Bu adam tövbekâr olarak geldi. Kalben Allah yönelmişti, dediler.</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/tovbe">Azab</a> melekleri de:</p>
<p>&#8211; Bu adam hiçbir hayır işlemedi, dediler.</p>
<p>Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar.</p>
<p>Hakem onlara:</p>
<p>&#8211; Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin,dedi.</p>
<p>Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldılar.&#8221;</p>
<p>Kaynak: Buharî, Enbiya 50; Müslim, Tövbe 46, (2766)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/tovbe.html">TÖVBE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/tovbe.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ELLERİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/elleri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/elleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jun 2019 06:59:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ELLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=28035</guid>

					<description><![CDATA[<p>ELLERİ Bir gün Avn&#8217;nın babası Efendimiz&#8217;i ziyarete gitti. Onu selamladıktan sonra mübarek elini tuttu ve yüzüne sürdü&#8230; Efendiler Efendisinin eli, kardan daha soğuk, miskten daha hoş kokulu idi. Enes b. Malik de şöyle dedi: O&#8217;nun avucunun yumuşaklığı ne atlasta ne de ipekte bulunur. Hz. Ali, Resulüllah&#8217;m elleri iri, Hind de avuçlarının içi geniş idi, dedi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/elleri.html">ELLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ELLERİ</strong></p>
<p>Bir gün Avn&#8217;nın babası Efendimiz&#8217;i ziyarete gitti.<br />
Onu selamladıktan sonra mübarek elini tuttu ve yüzüne sürdü&#8230;<br />
Efendiler Efendisinin eli,<br />
kardan daha soğuk,<br />
miskten daha hoş kokulu idi.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/elleri">Enes</a> b. Malik de şöyle dedi:<br />
O&#8217;nun avucunun yumuşaklığı ne atlasta ne de ipekte bulunur.<br />
Hz. Ali, Resulüllah&#8217;m elleri iri,<br />
Hind de avuçlarının içi geniş idi, dedi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/elleri.html">ELLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/elleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR ÇİFT POTİN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bir-cift-potin.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bir-cift-potin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jun 2019 04:59:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BİR ÇİFT POTİN]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=28024</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİR ÇİFT POTİN Peygamberimiz(s.a.v). hayatı boyunca çok çeşitli ayakabılar giymişti. Bunlar genelde sıcak iklime uygun papuç ve sandal tarzında idi. Bir de Habeş Kralı Necaşi tarafından kendisine potin hediye edilmişti. Peygamberimiz bu potini eskiyinceye kadar giydi. Bir gün arkadaşlarıyla araziye çıkmıştı. Mübarek ayağında da bu potinler vardı. Peygamber Efendimiz bir ağacın altında oturdu ve potinlerini &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-cift-potin.html">BİR ÇİFT POTİN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİR ÇİFT POTİN</strong></p>
<p>Peygamberimiz(s.a.v). hayatı boyunca çok çeşitli ayakabılar giymişti.<br />
Bunlar genelde sıcak iklime uygun papuç ve sandal tarzında idi.<br />
Bir de <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-cift-potin">Habeş</a> Kralı Necaşi tarafından kendisine potin hediye edilmişti.<br />
Peygamberimiz bu potini eskiyinceye kadar giydi.<br />
Bir gün arkadaşlarıyla araziye çıkmıştı.<br />
Mübarek ayağında da bu potinler vardı.<br />
Peygamber Efendimiz bir ağacın altında oturdu ve potinlerini çıkardı.<br />
İhtiyaç için oradan ayrıldı.<br />
Tekrar ağacın altına döndü.<br />
Potinlerinden birini ayağına giydi.<br />
Diğerini tam giyeceği sırada bir kuş ansızın gelerek potini kaptı ve havalandı.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-cift-potin">Kuş</a> bir hayli yükselince potini ters çevirdi.<br />
İçinden bir şey yere düştü.<br />
O da ne!? Kocaman bir yılan&#8230;<br />
Olayı seyreden Peygamberimiz şöyle buyurdu:<br />
&#8220;Bu koruma bana Allah&#8217;ın bir lütfudur&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-cift-potin.html">BİR ÇİFT POTİN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bir-cift-potin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÜRME ÇEKMESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/surme-cekmesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/surme-cekmesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jun 2019 14:45:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[SÜRME ÇEKMESİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=28021</guid>

					<description><![CDATA[<p>SÜRME ÇEKMESİ Resulüllah Efendimiz, yanında sürmedan bulundurur, her gece yatmadan önce bu sürmedandan üç kez sağ gözlerine, üç kez de sol gözlerine sürme çekerdi. Bu konuda; Gözlerinizi &#8220;İsmid&#8221; ile sürmeleyiniz. İsmid ile sürmelemek göze cila verir ve kirpik bitirir. &#8220;buyururdu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/surme-cekmesi.html">SÜRME ÇEKMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SÜRME ÇEKMESİ</strong></p>
<p>Resulüllah Efendimiz,<br />
yanında sürmedan bulundurur,<br />
her <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/surme-cekmesi">gece</a> yatmadan önce bu sürmedandan üç kez sağ <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/surme-cekmesi">gözlerine</a>,<br />
üç kez de sol gözlerine sürme çekerdi.<br />
Bu konuda;<br />
Gözlerinizi &#8220;İsmid&#8221; ile sürmeleyiniz.<br />
İsmid ile sürmelemek göze cila verir ve kirpik bitirir. &#8220;buyururdu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/surme-cekmesi.html">SÜRME ÇEKMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/surme-cekmesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin KAŞI GÖZLERİ VE KİRPİKLERİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-kasi-gozleri-ve-kirpikleri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-kasi-gozleri-ve-kirpikleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 12:59:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin KAŞI GÖZLERİ VE KİRPİKLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=28010</guid>

					<description><![CDATA[<p>KAŞI, GÖZLERİ VE KİRPİKLERİ Hazreti Hind şöyle dedi: Kaşları uzun, uçları ince ve araları çok yakındı. Kirpikleri ise uzundu. Göz bebeklerinin siyahı çok siyahtı. Cabir Hazretleri de: Resulüllah&#8217;a baktığım zaman iki gözü sürmeli derdim. Oysa gözlerine sürme çekmiş değildi, dedi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-kasi-gozleri-ve-kirpikleri.html">Peygamberimizin KAŞI GÖZLERİ VE KİRPİKLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KAŞI, GÖZLERİ VE KİRPİKLERİ</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-kasi-gozleri-ve-kirpikleri">Hazreti</a> Hind şöyle dedi:<br />
Kaşları uzun, uçları ince ve araları çok yakındı.<br />
Kirpikleri ise uzundu.<br />
Göz bebeklerinin<br />
siyahı çok siyahtı.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-kasi-gozleri-ve-kirpikleri">Cabir</a> Hazretleri de:<br />
Resulüllah&#8217;a baktığım zaman iki gözü sürmeli derdim.<br />
Oysa gözlerine sürme çekmiş değildi, dedi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-kasi-gozleri-ve-kirpikleri.html">Peygamberimizin KAŞI GÖZLERİ VE KİRPİKLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-kasi-gozleri-ve-kirpikleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin YÜZÜĞÜ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-yuzugu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-yuzugu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 09:50:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin YÜZÜĞÜ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=28006</guid>

					<description><![CDATA[<p>YÜZÜĞÜ Hazreti Ali der ki: Resulüllah aleyhisselam yüzüklerini sağ ellerine takardı. Abdullah b. Ömer anlatır: Peygamber Efendimiz&#8217;in gümüşten bir yüzüğü vardı. Onu kaşı avucunun içine gelecek şekilde parmağına takmıştı. Kaşında &#8220;Muhammedün Resulüllah&#8221; yazılıydı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-yuzugu.html">Peygamberimizin YÜZÜĞÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YÜZÜĞÜ</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-yuzugu.html">Hazreti Ali</a> der ki:<br />
Resulüllah aleyhisselam<br />
yüzüklerini sağ ellerine takardı.<br />
Abdullah b. Ömer anlatır:<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-yuzugu.html">Peygamber</a> Efendimiz&#8217;in<br />
gümüşten bir yüzüğü vardı.<br />
Onu kaşı avucunun içine gelecek şekilde parmağına takmıştı.<br />
Kaşında &#8220;Muhammedün Resulüllah&#8221;<br />
yazılıydı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-yuzugu.html">Peygamberimizin YÜZÜĞÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-yuzugu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin SAÇLARI VE SAKALI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-saclari-ve-sakali.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-saclari-ve-sakali.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 06:59:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin SAÇLARI VE SAKALI]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=28002</guid>

					<description><![CDATA[<p>SAÇLARI VE SAKALI Enes İbn Malik: Resulüllah&#8217;m saçı, orta bir saçtı, ne kıvırcık ne de düz idi, dedi. Hind bin Hale ise şöyle anlattı: Saçı, kendiliğinden ikiye ayrılır, yanlarına dökülürse, onları birleştirmezdi. Birleştikleri zaman ise, onları ayırmazdı, oldukları gibi bırakırdı. Saçını uzattığında, kulaklarının memesini geçerdi. Hazreti Ali şunu söyledi: Resulüllah&#8217;ın sakalı sıktı. El-Bera&#8217;nın tarifi: Resulüllah&#8217;ın &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-saclari-ve-sakali.html">Peygamberimizin SAÇLARI VE SAKALI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SAÇLARI VE SAKALI</strong></p>
<p><strong>Enes İbn Malik:</strong></p>
<p>Resulüllah&#8217;m saçı, orta bir saçtı, ne kıvırcık ne de düz idi, dedi.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-saclari-ve-sakali">Hind</a> bin Hale ise şöyle anlattı:<br />
Saçı, kendiliğinden ikiye ayrılır, yanlarına dökülürse,<br />
onları birleştirmezdi. Birleştikleri zaman ise, onları ayırmazdı, oldukları gibi bırakırdı.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-saclari-ve-sakali">Saç</a>ını uzattığında, kulaklarının memesini geçerdi.<br />
Hazreti Ali şunu söyledi:<br />
Resulüllah&#8217;ın sakalı sıktı.<br />
El-Bera&#8217;nın tarifi: Resulüllah&#8217;ın omuzlarına dökülen saçları vardı, şeklindeydi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-saclari-ve-sakali.html">Peygamberimizin SAÇLARI VE SAKALI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-saclari-ve-sakali.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AĞZI VE DİŞLERİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/agzi-ve-disleri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/agzi-ve-disleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 04:51:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[AĞZI VE DİŞLER]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27999</guid>

					<description><![CDATA[<p>AĞZI VE DİŞLERİ Hazreti Cumey, Hind, Ebu Hureyre ve İbni Abbas Efendimizin mübarek ağzını şöyle tarif ettiler: Resulüllah güzel Ve geniş ağızlıydı. Dişleri aralıklıydı. Gülümsediğinde dişleri dolu taneleri Ve nur gibi görünürdü.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/agzi-ve-disleri.html">AĞZI VE DİŞLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AĞZI VE DİŞLERİ</strong></p>
<p>Hazreti Cumey, Hind,<br />
Ebu Hureyre ve İbni Abbas<br />
Efendimizin mübarek ağzını şöyle tarif ettiler:<br />
Resulüllah <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/agzi-ve-disler">güzel</a><br />
Ve geniş ağızlıydı.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/agzi-ve-disler">Dişleri</a> aralıklıydı.<br />
Gülümsediğinde dişleri dolu taneleri Ve nur gibi görünürdü.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/agzi-ve-disleri.html">AĞZI VE DİŞLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/agzi-ve-disleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UYANINCA</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/uyaninca.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/uyaninca.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 May 2019 12:59:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[UYANINCA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27996</guid>

					<description><![CDATA[<p>UYANINCA Ebu Zerr anlattı: Resulüllah uyandığında şu duayı yapardı: Bizi öldükten sonra dirilten Allah&#8217;a hamdolsun. Diriltmek O&#8217;na aittir.&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uyaninca.html">UYANINCA</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>UYANINCA</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uyaninca">Ebu</a> Zerr anlattı:<br />
Resulüllah uyandığında şu duayı yapardı:<br />
Bizi öldükten sonra dirilten Allah&#8217;a hamdolsun.<br />
Diriltmek O&#8217;na aittir.&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uyaninca.html">UYANINCA</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/uyaninca.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamerimizin YATMADAN ÖNCE</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/peygamerimizin-yatmadan-once.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/peygamerimizin-yatmadan-once.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 May 2019 09:54:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamerimizin YATMADAN ÖNCE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27991</guid>

					<description><![CDATA[<p>YATMADAN ÖNCE İbn Abbas, Resulüllah Efendimiz&#8217;in Her gece yatmadan önce, gözlerine üçer defa sürme çektiğini, söyledi. Hazreti Aişe gördüklerini şöyle anlattı: Peygamberimiz her gece, yatağına geldiğinde avuçlarını birleştirip sonra onlara üfleyerek içlerine ihlas, Felak ve Nas surelerini okur, ellerini vücudunun gücü yeten yerlerine sürer ; önce başına, yüzüne ve vücudunun ön kısmına sürerek başlar ve &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamerimizin-yatmadan-once.html">Peygamerimizin YATMADAN ÖNCE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YATMADAN ÖNCE</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamerimizin-yatmadan-once">İbn</a> Abbas,<br />
Resulüllah Efendimiz&#8217;in<br />
Her gece yatmadan önce,<br />
gözlerine üçer defa sürme çektiğini, söyledi.<br />
Hazreti Aişe gördüklerini şöyle anlattı:<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamerimizin-yatmadan-once">Peygamberimiz</a> her gece,<br />
yatağına geldiğinde avuçlarını birleştirip sonra<br />
onlara üfleyerek içlerine ihlas,<br />
Felak ve Nas surelerini okur,<br />
ellerini vücudunun gücü yeten yerlerine sürer ;<br />
önce başına, yüzüne ve vücudunun ön kısmına sürerek başlar ve bunu üç defa tekrar ederdi.&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamerimizin-yatmadan-once.html">Peygamerimizin YATMADAN ÖNCE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/peygamerimizin-yatmadan-once.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAÇ BAKIMI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/sac-bakimi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/sac-bakimi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 May 2019 06:51:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[SAÇ BAKIMI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27987</guid>

					<description><![CDATA[<p>SAÇ BAKIMI Peygamberimiz üst-baş temizliğine çok dikkat ederdi. Saçının düzenli olmasına özen gösterirdi. Ona göre temizlik ne ise bakım da aynı şeydi. Gözü güzel şeyler görmeye alıştırmak ve başkalarının da göz zevkine saygılı olmak zarifliğini her zaman gösterirdi. Bir gün saçı-başı dağınık birini gördü. Adamın halinden hayli rahatsız oldu ve şöyle serzeniş etti: Bu adamcağız, &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/sac-bakimi.html">SAÇ BAKIMI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SAÇ BAKIMI</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/sac-bakimi">Peygamberimiz</a> üst-baş temizliğine çok dikkat ederdi.<br />
Saçının düzenli olmasına özen gösterirdi.<br />
Ona göre temizlik ne ise bakım da aynı şeydi.<br />
Gözü güzel şeyler görmeye alıştırmak ve başkalarının da göz zevkine saygılı olmak zarifliğini her zaman gösterirdi.<br />
Bir gün saçı-başı dağınık birini gördü.<br />
Adamın halinden hayli rahatsız oldu ve şöyle serzeniş etti:<br />
Bu adamcağız, acaba<br />
saçına çeki düzen verecek bir şey bulamamış mıdır!?<br />
Bir başka gün, üstü başı kir içinde birini gördüğünde:<br />
Bu adamcağız, acaba çamaşırını yıkıyacak su bulamamış mıdır!?<br />
Diyerek hoşnutsuzluğunu <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/sac-bakimi">ifade</a> etti.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/sac-bakimi.html">SAÇ BAKIMI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/sac-bakimi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BURUN ŞEKLİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/burun-sekli.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/burun-sekli.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 May 2019 04:50:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BURUN ŞEKLİ]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27983</guid>

					<description><![CDATA[<p>BURUN ŞEKLİ Hind bin Ebi Hale O&#8217;nun burnunu şöyle tarif etti: Resulüllah Efendimizin burun kemiğinin ortasında bir kavis vardı. Burnunda, ona güzellik veren bir parlaklık vardı. Dikkat etmeyen kimse onun burnunun kemiğinin uzun olduğunu zannederdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/burun-sekli.html">BURUN ŞEKLİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURUN ŞEKLİ</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/burun-sekli">Hind</a> bin Ebi Hale<br />
O&#8217;nun burnunu şöyle tarif etti:<br />
Resulüllah Efendimizin<br />
burun kemiğinin ortasında<br />
bir kavis vardı.<br />
Burnunda, ona <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/burun-sekli">güzellik</a> veren bir parlaklık vardı.<br />
Dikkat etmeyen kimse onun burnunun kemiğinin uzun olduğunu zannederdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/burun-sekli.html">BURUN ŞEKLİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/burun-sekli.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin MÜBAREK YÜZÜ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-mubarek-yuzu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-mubarek-yuzu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 May 2019 12:49:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin MÜBAREK YÜZÜ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27979</guid>

					<description><![CDATA[<p>MÜBAREK YÜZÜ Hind, Efendimiz&#8217;in yüzünü şöyle tarif etti: Her türlü büyüklük Resulüllah&#8217;ta (s.a.v) toplanmıştı. Onun yüzü, ayın ondördü gibi parladı. Yanakları da düz idi. Hazreti Ali ise: &#8220;Resulüllah&#8217;ın yüzü yuvarlakçaydı.&#8221; dedi. Ümmü Ma&#8217;bed O&#8217;nun hakkında : &#8220;Güzelliği aşikar ve parlak yüzlü bir zat idi.&#8221; demiştir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-mubarek-yuzu.html">Peygamberimizin MÜBAREK YÜZÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MÜBAREK <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-mubarek-yuzu">YÜZÜ</a></strong></p>
<p>Hind, Efendimiz&#8217;in<br />
yüzünü şöyle tarif etti:<br />
Her türlü büyüklük<br />
Resulüllah&#8217;ta (s.a.v) toplanmıştı.<br />
Onun yüzü,<br />
ayın ondördü gibi parladı.<br />
Yanakları da düz idi.<br />
Hazreti Ali ise:<br />
&#8220;Resulüllah&#8217;ın yüzü yuvarlakçaydı.&#8221; dedi.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-mubarek-yuzu">Ümmü</a> Ma&#8217;bed O&#8217;nun hakkında :<br />
&#8220;Güzelliği aşikar ve parlak yüzlü bir zat idi.&#8221; demiştir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-mubarek-yuzu.html">Peygamberimizin MÜBAREK YÜZÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-mubarek-yuzu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin HALKLA İLİŞKİLER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-halkla-iliskiler.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-halkla-iliskiler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 May 2019 09:59:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin HALKLA İLİŞKİLER]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27974</guid>

					<description><![CDATA[<p>HALKA İLİŞKİLER Hazreti Hasan, Hind&#8217;e: Resulüllah evden çıktığında ne yapardı, diye sordu. O da şu cevabı verdi: Peygamber Efendimiz kendini ilgilendiren araları ısındıran ve soğukluğu kaldıran konularda konuşurdu Hiç kimseden güler yüzünü Esirgemezdi güzel huyunu Ashabını arardı olup bitenleri sorardı Över, desteklerdi iyiyi kötüyü de yererdi Allah&#8217;ı zikretmedikçe ne kalkar, ne otururdu. Oturan herkese Kendiyle &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-halkla-iliskiler.html">Peygamberimizin HALKLA İLİŞKİLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HALKA İLİŞKİLER</strong></p>
<p>Hazreti Hasan, Hind&#8217;e:<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-halkla-iliskiler">Resulüllah</a> evden çıktığında ne yapardı, diye sordu.<br />
O da şu cevabı verdi:<br />
Peygamber Efendimiz<br />
kendini ilgilendiren araları ısındıran ve soğukluğu kaldıran konularda konuşurdu<br />
Hiç kimseden güler yüzünü<br />
Esirgemezdi güzel huyunu<br />
Ashabını arardı<br />
olup bitenleri sorardı<br />
Över, desteklerdi iyiyi<br />
kötüyü de yererdi<br />
Allah&#8217;ı zikretmedikçe<br />
ne kalkar, ne otururdu.<br />
Oturan herkese<br />
Kendiyle birlikte<br />
verirdi nasibini<br />
Öyle ikram ederdi ki<br />
sanırdı yanındaki yok kendinden üstün biri<br />
Kendisinden bir kimse<br />
bulununca istekte<br />
reddetmez verir onu<br />
yada tatlı bir dille<br />
geri çevirirdi onu<br />
Daima <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-halkla-iliskiler">güleryüzlü</a><br />
Yumuşak huylu değildi katı kalpli ne ayıplardı ne de överdi<br />
göz yumardı hoşlanmadığına düşürmezdi umanı umutsuzluğa alıkoymuştu üç şeyden kendisini<br />
ne çekişirdi insanlarla<br />
ne de çok konuşurdu<br />
boş şeylerle uğraşmaktan<br />
kendisi korurdu<br />
görünce bir muhtacı<br />
ona yardım edin derdi<br />
kesmezdi kimsenin sözünü<br />
batıl olmadıkça..<br />
şayet böyle olursa<br />
ya düzeltir sözü<br />
ya da kalkıp giderdi..</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-halkla-iliskiler.html">Peygamberimizin HALKLA İLİŞKİLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-halkla-iliskiler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin İNSANLARLA GÖRÜŞMESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-insanlarla-gorusmesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-insanlarla-gorusmesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 May 2019 06:59:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin İNSANLARLA GÖRÜŞMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27970</guid>

					<description><![CDATA[<p>İNSANLARLA GÖRÜŞMESİ Peygamberimiz biriyle göreşeceği zaman, önce selam verir ve tokalaşırdı. Biri eğilerek kulağına bir şeyler söylerse, o kişi ağzını, kulağından çekinceye kadar onun tarafına yüzünü çevirmezdi. Tokalaşırken de adeti böyleydi. Yani birinin elini tutunca, o kişi elini kendiliğinden çekmediği sürece onun elini bırakmazdı. Bir toplantıda otururken, dizleri hiçbir zaman yanında oturanlardan daha önce olmazdı. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-insanlarla-gorusmesi.html">Peygamberimizin İNSANLARLA GÖRÜŞMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İNSANLARLA <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-insanlarla-gorusmesi">GÖRÜŞMESİ</a></strong></p>
<p><strong>Peygamberimiz</strong></p>
<p>biriyle göreşeceği zaman,<br />
önce selam verir ve tokalaşırdı.<br />
Biri eğilerek kulağına bir şeyler söylerse, o kişi ağzını, kulağından çekinceye kadar onun tarafına yüzünü çevirmezdi.<br />
Tokalaşırken de adeti böyleydi.<br />
Yani birinin elini tutunca,<br />
o kişi elini kendiliğinden<br />
çekmediği sürece onun elini bırakmazdı.<br />
Bir <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-insanlarla-gorusmesi">toplantıd</a>a otururken,<br />
dizleri hiçbir zaman<br />
yanında oturanlardan daha önce olmazdı.<br />
Kendisini ziyarete gelmek isteyen kimse, kapısının önüne gelip durur, önce &#8220;es-Selamü aleyküm&#8221; der, sonra &#8220;İçeri girebilir miyim?&#8221;<br />
diye izin isterdi.<br />
Kendisi de biriyle görüşmek üzere gittiğinde aynı şekilde izin isterdi.<br />
Bu şekilde hareket etmeyenleri kabul etmez, geri çevirirdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-insanlarla-gorusmesi.html">Peygamberimizin İNSANLARLA GÖRÜŞMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-insanlarla-gorusmesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÜZEL KOKU</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/guzel-koku.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/guzel-koku.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 May 2019 04:59:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[GÜZEL KOKU]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27966</guid>

					<description><![CDATA[<p>GÜZEL KOKU Peygamber Efendimiz(s.a.v) güzel kokuyu çok severdi. Herhangi biri güzel kokulu bir şeyi hediye gönderdiğinde, hiçbir zaman geri çevirmezdi. Sükte denilen özel bir kokuyu Peygamberimiz daima kulanırdı. Sahabeler şöyle demiştir: Allah Resulü, hangi sokaktan geçse orası güzel kokuyla dolanırdı. Çoğu kez &#8220;Erkeklerin güzel kokusu öyle olmalı ki güzel koku yayılıp renk görünmemelidir. Kadınların ki &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/guzel-koku.html">GÜZEL KOKU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÜZEL KOKU</strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz(s.a.v)<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/guzel-koku">güzel</a> kokuyu çok severdi.<br />
Herhangi biri güzel kokulu bir şeyi hediye gönderdiğinde, hiçbir zaman geri çevirmezdi.<br />
Sükte denilen özel bir kokuyu<br />
Peygamberimiz daima kulanırdı.<br />
Sahabeler şöyle demiştir:<br />
Allah Resulü, hangi sokaktan geçse orası güzel kokuyla dolanırdı.<br />
Çoğu kez &#8220;Erkeklerin güzel kokusu öyle olmalı ki güzel koku yayılıp renk görünmemelidir.<br />
Kadınların ki ise, güzel <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/guzel-koku">koku</a> yayılmayıp renk görülmelidir, buyurdu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/guzel-koku.html">GÜZEL KOKU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/guzel-koku.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMİZ ELBİSE</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/temiz-elbise.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/temiz-elbise.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2019 06:59:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[TEMİZ ELBİSE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27952</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMİZ ELBİSE Birini kirli elbise giymiş halde görünce: &#8220;Bu adam elbisesini yıkamaktan aciz mi?&#8221; buyurdu. Başka birgün adamın biri berbat bir elbise giymiş olarak huzuruna geldi. Allah Resulü &#8220;Hiç imkanın yok mu?&#8221;diye sorunca, adam:&#8221; Var&#8221;dedi. Bunun üzerine:&#8221;Madem Allah Teala sana ihsanda bulunmuş, o halde bu, üstünde görünmelidir&#8221; buyurdu. Adamın birinin saçını bakımsız ve darmadağın görünce: &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/temiz-elbise.html">TEMİZ ELBİSE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMİZ ELBİSE</strong></p>
<p>Birini kirli elbise giymiş halde görünce:<br />
&#8220;Bu adam elbisesini yıkamaktan <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/temiz-elbise">aciz</a> mi?&#8221; buyurdu. Başka birgün adamın biri berbat bir <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/temiz-elbise">elbise</a> giymiş olarak huzuruna geldi.<br />
Allah Resulü &#8220;Hiç imkanın yok mu?&#8221;diye sorunca, adam:&#8221; Var&#8221;dedi.<br />
Bunun üzerine:&#8221;Madem Allah Teala sana ihsanda bulunmuş, o halde bu, üstünde görünmelidir&#8221; buyurdu.<br />
Adamın birinin saçını bakımsız ve darmadağın görünce:<br />
&#8220;Bu adam saçlarını temizleyip düzeltmeyi beceremez mi?&#8221; buyururdu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/temiz-elbise.html">TEMİZ ELBİSE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/temiz-elbise.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UZUN ELBİSE</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/uzun-elbise.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/uzun-elbise.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2019 04:49:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[UZUN ELBİSE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27947</guid>

					<description><![CDATA[<p>UZUN ELBİSE Peygamber Efendimiz, elbisenin topukları geçecek şekilde uzun olmasını istemezdi. Elbisesini kibir ve gösteriş için yerde sürüyenleri de uyarırdı. Bir gün Ubeyd, Medine sokaklarında elbisesini sürüyerek yürüyordu. Bu sırada arkasından bir ses işitti: Elbiseni yukarı kaldır! Elbisenin yerde sürünmemedi onun daha temiz kalmasını ve uzun süre dayanmasını sağlar. Ubeyd, arkasına dönüp bakınca bu sözleri &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uzun-elbise.html">UZUN ELBİSE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>UZUN ELBİSE</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uzun-elbise">Peygamber</a> Efendimiz, elbisenin topukları geçecek şekilde uzun olmasını istemezdi.<br />
Elbisesini kibir ve gösteriş için yerde sürüyenleri de uyarırdı.<br />
Bir gün Ubeyd, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uzun-elbise">Medine</a> sokaklarında elbisesini sürüyerek yürüyordu. Bu sırada arkasından bir ses işitti:<br />
Elbiseni yukarı kaldır! Elbisenin yerde sürünmemedi onun daha<br />
temiz kalmasını ve uzun süre dayanmasını sağlar.<br />
Ubeyd, arkasına dönüp bakınca bu sözleri söyleyenin Peygamberimiz olduğunu gördü<br />
ve şöyle diyerek özür beyan etti:<br />
Ey Allah&#8217;ın Elçisi! O değersiz bir elbisedir.<br />
Bunun üzerine Resulüllah şöyle buyurdu:<br />
Sen her konuda olduğu gibi, kıyafet konusunda da beni örnek almaz mısın ?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uzun-elbise.html">UZUN ELBİSE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/uzun-elbise.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBLİS VE ADAMLARI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/iblis-ve-adamlari.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/iblis-ve-adamlari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2019 12:50:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[İBLİS VE ADAMLARI]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27942</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBLİS ve ADAMLARI İblis, bir gün adamlarını çağırır, (Size görev veriyorum. İçinizde en başarılı fitneci kimse, onu lider yapacağım. Benim için en makbul olanınız, fitnede en başarılı olandır. Şimdi hepiniz işlerinize dağılın) der. İblis&#8217;in adamları bir müddet sonra geri dönüp rapor vermeye başlarlar. Biri, (Ben namazlarında şaşırttım) der, diğeri, (Ben oruçlarını bozdurdum) der, bir diğeri &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iblis-ve-adamlari.html">İBLİS VE ADAMLARI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iblis-ve-adamlari">İBLİS</a> ve ADAMLARI</strong></p>
<p>İblis, bir gün adamlarını çağırır, (Size görev veriyorum. İçinizde en başarılı fitneci kimse, onu lider yapacağım. Benim için en makbul olanınız, fitnede en başarılı olandır. Şimdi hepiniz işlerinize dağılın) der.<br />
İblis&#8217;in adamları bir müddet sonra geri dönüp rapor vermeye başlarlar. Biri, (Ben namazlarında şaşırttım) der, diğeri, (Ben oruçlarını bozdurdum) der, bir diğeri de, (Ben abdestlerini 30 defa aldırdım) gibi şeyler söyler. İblis, bunlara tek tek, (Tamam, geç!) der. Bir tanesi gelip, (Ben karıyla kocanın arasını açtım. Önce aralarına bir kıskançlık, güvensizlik soktum. Ondan sonra, her gün en ufak meselede münakaşa ettirdim. Şimdi ikisi ayrıldılar, birbirlerine düşman oldular) der. İblis de çok beğenir, onu alnından öpüp (Aferin, en büyük işi başardın, bundan sonra diğer işleri de nasıl olsa bozulur) der.<br />
(Bu <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iblis-ve-adamlari">şeytan</a>ın ismi, Hannâs&#8217;tır. Hannâs&#8217;ın vazifesi, aile arasında, kardeşler arasında, akraba arasında, iş yerinde, birbirini seven insanlar arasında geçimsizliğe sebep olmaktır. Yani İblis, ara bozmak için, Hannâs isminde birini görevlendirmiştir) buyururdu.</p>
<p><strong>Not; Hannas isimli şeytan NAS süresinde de geçer.</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iblis-ve-adamlari.html">İBLİS VE ADAMLARI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/iblis-ve-adamlari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PEYGAMBERİMİZİN İSİMLERİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-isimleri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-isimleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 May 2019 08:30:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[PEYGAMBERİMİZİN İSİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27921</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSİMLERİ Peygamber Efendimiz buyurdu: Benim bir takım isimlerim vardır: Bir ismim &#8220;Muhammed&#8221; dir. Bir ismim de &#8220;Ahmed&#8221; dir. İsmimin biri de &#8220;Mahi&#8221; dir ki, Allah benim vasıtamla küfrü mahveder. Diğer bir ismim de &#8220;Haşir&#8221; dir. Yani kıyamet gününde ben herkesten önce dirileceğim Diğer insanlar ise benden sonra dirilecektir. İsimlerimden birisi de &#8220;Akıb&#8221; dır. Akıb, artık &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-isimleri.html">PEYGAMBERİMİZİN İSİMLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSİMLERİ</strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz buyurdu:<br />
Benim bir takım isimlerim vardır:<br />
Bir ismim &#8220;<strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-isimleri">Muhammed</a></strong>&#8221; dir.<br />
Bir ismim de &#8220;<strong>Ahmed</strong>&#8221; dir.<br />
İsmimin biri de &#8220;<strong>Mahi</strong>&#8221; dir ki,<br />
Allah benim vasıtamla küfrü mahveder.<br />
Diğer bir ismim de &#8220;<strong>Haşir</strong>&#8221; dir.<br />
Yani kıyamet gününde ben herkesten önce dirileceğim<br />
Diğer insanlar ise benden sonra dirilecektir.<br />
İsimlerimden birisi de &#8220;<strong>Akıb</strong>&#8221; dır.<br />
Akıb, artık kendisinden sonra bir daha peygamber gelmeyecek kimse demektir.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-isimleri">Peygamberimiz</a> yirmi üç adı vardır. Bunlar:</p>
<p><strong>Muhammed, </strong><br />
<strong>Ahmed, </strong><br />
<strong>Mahi, </strong><br />
<strong>Haşir, </strong><br />
<strong>Akıb, </strong><br />
<strong>Munaffi, </strong><br />
<strong>Nebiyyu&#8217;r-rahme, </strong><br />
<strong>Nebiyyu&#8217;t-tevbe, </strong><br />
<strong>Nebiyyü&#8217;l-melahim, </strong><br />
<strong>Şahid, </strong><br />
<strong>Mübeşşir, </strong><br />
<strong>Bedr, </strong><br />
<strong>Dahuk, </strong><br />
<strong>Kattal, </strong><br />
<strong>Mütwvekkil,</strong><br />
<strong> Fatih, </strong><br />
<strong>Emin, </strong><br />
<strong>Hatem, </strong><br />
<strong>Mustafa, </strong><br />
<strong>Resul, </strong><br />
<strong>Nebi, </strong><br />
<strong>Ummi,</strong><br />
<strong> Kusem&#8217; dir.</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-isimleri.html">PEYGAMBERİMİZİN İSİMLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimizin-isimleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VÜCUDU</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/vucudu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/vucudu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 May 2019 06:50:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[VÜCUDU]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27917</guid>

					<description><![CDATA[<p>VÜCUDU Hazreti Hasan küçükken, Gönüllerin Sultanı Efendimiz vefat etmişti. Yıllar geçtikçe O&#8217;nu daha çok özleyen Hasan, dayısı Hinde dedesini anlatmasını istedi. O da söze şöyle başlamıştı: Resulüllah&#8217;ın(s.a.v) bütün vücudu düzgündü. Ne şişman ne de zayıftı&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vucudu.html">VÜCUDU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VÜCUDU</strong></p>
<p>Hazreti Hasan küçükken,<br />
Gönüllerin Sultanı<br />
Efendimiz <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/vucudu">vefat</a> etmişti.<br />
Yıllar geçtikçe O&#8217;nu daha çok özleyen <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/vucudu">Hasan</a>, dayısı Hinde dedesini anlatmasını istedi.<br />
O da söze şöyle başlamıştı:<br />
Resulüllah&#8217;ın(s.a.v) bütün vücudu düzgündü.<br />
Ne şişman ne de zayıftı&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vucudu.html">VÜCUDU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/vucudu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RESÜLÜLLAH&#8217;IN BAŞI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/resulullahin-basi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/resulullahin-basi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 May 2019 12:50:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[RESÜLÜLLAH'IN BAŞI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27870</guid>

					<description><![CDATA[<p>RESÜLÜLLAH&#8217;IN BAŞI Hazreti Ali&#8217;ye soruldu: &#8220;Peygamberimizin başı nasıldı?&#8221; &#8220;Onun başı büyüktü.&#8221; dedi. &#8220;Onun alnı nasıldı?&#8221; diye Hazreti Hind&#8217;e sorulunca: &#8220;Resulüllah geniş alınlıydı, dedi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/resulullahin-basi.html">RESÜLÜLLAH&#8217;IN BAŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>RESÜLÜLLAH&#8217;IN BAŞI</strong></p>
<p>Hazreti Ali&#8217;ye soruldu:<br />
&#8220;Peygamberimizin başı nasıldı?&#8221;<br />
&#8220;Onun başı büyüktü.&#8221; dedi.<br />
&#8220;Onun alnı nasıldı?&#8221;<br />
diye <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/resulullahin-basi">Hazreti</a> Hind&#8217;e sorulunca:<br />
&#8220;Resulüllah geniş alınlıydı, dedi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/resulullahin-basi.html">RESÜLÜLLAH&#8217;IN BAŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/resulullahin-basi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAĞ TARAF</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/sag-taraf.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/sag-taraf.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 May 2019 09:39:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞ TARAF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27866</guid>

					<description><![CDATA[<p>SAĞ TARAF Resulüllah aleyhisselatü vesselam bir gün Enesin evindeydi. Sağında bir bedevi, solunda Hazreti Ebu Bekir, karşısında da Ömer oturuyordu. Enes onlar için koyundan süt sağdı. Resülüllah ikram edilen sütten içti. Enes sütü Hazreti Ömer&#8217;e takdim etti. Hazreti Ömer ise önce Hazreti Ebu Bekir&#8217;in içmesini istedi. Resulüllah ise sağ tarafında oturan bedeviye uzatarak : Sağa, &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/sag-taraf.html">SAĞ TARAF</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SAĞ TARAF</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/sag-taraf">Resulüllah</a> aleyhisselatü vesselam bir gün Enesin evindeydi.<br />
Sağında bir bedevi, solunda Hazreti Ebu Bekir, karşısında da Ömer oturuyordu.<br />
Enes onlar için koyundan süt sağdı. Resülüllah ikram edilen sütten içti. Enes sütü Hazreti Ömer&#8217;e takdim etti.<br />
Hazreti Ömer ise önce Hazreti Ebu Bekir&#8217;in içmesini istedi.<br />
Resulüllah ise <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/sag-taraf">sağ</a> tarafında oturan bedeviye uzatarak :<br />
Sağa, sağa, buyurdu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/sag-taraf.html">SAĞ TARAF</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/sag-taraf.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HEM YİYECEK HEM İÇECEK</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hem-yiyecek-hem-icecek.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hem-yiyecek-hem-icecek.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 May 2019 06:50:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[HEM YİYECEK HEM İÇECEK]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27863</guid>

					<description><![CDATA[<p>HEM YİYECEK HEM İÇECEK İbn Abbas şöyle dedi: Resulüllah&#8217;ın en sevdiği içecek süttü. Resulüllah(s.a.v) şöyle buyurdu: Allah bir kimseye bir yiyecek yedirirse: Allah&#8217;ım! Bunu bize mübarek kıl ve bunu daha iyisiyle değiştir, desin. Allah her kime süt içirirse: Allah&#8217;ım! Bu sütü bize mübarek kıl ve bunu bize artır, desin. Biz, sütten başka yiyecek ve içeceğin &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hem-yiyecek-hem-icecek.html">HEM YİYECEK HEM İÇECEK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HEM YİYECEK HEM İÇECEK</strong></p>
<p>İbn Abbas şöyle dedi:<br />
Resulüllah&#8217;ın en sevdiği içecek süttü.<br />
Resulüllah(s.a.v) şöyle buyurdu:<br />
Allah bir kimseye bir yiyecek yedirirse:<br />
Allah&#8217;ım! Bunu bize <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hem-yiyecek-hem-icecek">mübarek</a> kıl ve bunu daha iyisiyle değiştir, desin.<br />
Allah her kime süt içirirse:<br />
Allah&#8217;ım! Bu sütü bize mübarek kıl ve bunu bize artır, desin.<br />
Biz, sütten başka yiyecek ve içeceğin yerine geçecek bir şey bilmiyoruz.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hem-yiyecek-hem-icecek">Süt</a>ten başka hiçbir şey yemek ve su yerine geçmez.<br />
O hem tok tutar hem de harareti keser.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hem-yiyecek-hem-icecek.html">HEM YİYECEK HEM İÇECEK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hem-yiyecek-hem-icecek.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜÇ SOLUKTA</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/uc-solukta.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/uc-solukta.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 May 2019 04:50:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ÜÇ SOLUKTA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27859</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÜÇ SOLUKTA Ebu Katade, Peygamber&#8217;imizin şöyle buyurduğunu söyledi: &#8220;Biriniz bir şey içtiği zaman kabın içine solumasın.&#8221; Enes anlattı: Peygamberimiz su içeceği zaman üç solukta içerdi. Önce besmele çeker bir yudum içer, sonra yine besmele çeker bir yudum daha içer, sonra tekrar besmele çeker bir yudum daha içerdi. Bitince de Allah&#8217;a hamdederdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uc-solukta.html">ÜÇ SOLUKTA</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÜÇ SOLUKTA</strong></p>
<p>Ebu Katade, Peygamber&#8217;imizin şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
&#8220;Biriniz bir şey içtiği zaman kabın içine solumasın.&#8221;<br />
Enes anlattı:<br />
Peygamberimiz <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uc-solukta">su</a> içeceği zaman üç solukta içerdi.<br />
Önce besmele çeker bir yudum içer,<br />
sonra yine <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uc-solukta">besmele</a> çeker bir yudum daha içer, sonra tekrar besmele çeker bir yudum daha içerdi.<br />
Bitince de Allah&#8217;a hamdederdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uc-solukta.html">ÜÇ SOLUKTA</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/uc-solukta.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOKUSU</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kokusu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kokusu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2019 12:50:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27852</guid>

					<description><![CDATA[<p>KOKUSU Peygamberimiz&#8217;in hizmetkarı Enes der ki: Resulüllah&#8217;m yanında on iki yıl kaldım. Bütün kokuları kokladım. Onun kokusundan daha güzel bir koku koklamadım. O&#8217;nun vücudu misk ve amberden daha güzel kokardı.&#8221; Peygamberimiz&#8216;in rengi gül rengi gibiydi. Atlas ve ipek O&#8217;nun vücudundan daha yumuşak değildi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kokusu.html">KOKUSU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KOKUSU</strong></p>
<p>Peygamberimiz&#8217;in hizmetkarı Enes der ki:<br />
Resulüllah&#8217;m yanında on iki yıl kaldım.<br />
Bütün kokuları kokladım.<br />
Onun kokusundan daha güzel bir koku koklamadım.<br />
O&#8217;nun vücudu misk ve amberden daha güzel kokardı.&#8221;<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kokusu">Peygamberimiz</a>&#8216;in rengi <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kokusu">gül</a> rengi gibiydi.<br />
Atlas ve ipek O&#8217;nun vücudundan daha yumuşak değildi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kokusu.html">KOKUSU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kokusu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AYAKLARI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ayaklari.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ayaklari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2019 09:50:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[AYAKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27847</guid>

					<description><![CDATA[<p>AYAKLARI  Hazreti Resulüllaha peygamberlik görevi verilmeden önceydi. Kureyşliler bir kahine: &#8221; Söyle bakalım! İbrahim makamındaki ayak izine içimizde en çok kimin ayağı benziyor?&#8221; dediler. Kahin:&#8221;Şu yere bir yaygı serin, sonra sırayla hepiniz üzerinde yürüyün. Ben de sizlerin ayak izine bakarak cevap vereyim&#8221; dedi. Onlar yere yaygı serip üzerinde yürüdüler. Kahin sıra Peygamberimizin ayak izine gelince: &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ayaklari.html">AYAKLARI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AYAKLARI </strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ayaklari">Hazreti</a> Resulüllaha peygamberlik görevi verilmeden önceydi. Kureyşliler bir kahine:<br />
&#8221; Söyle bakalım! İbrahim makamındaki ayak izine içimizde en çok kimin ayağı benziyor?&#8221; dediler.<br />
Kahin:&#8221;Şu yere bir yaygı serin, sonra sırayla hepiniz üzerinde yürüyün.<br />
Ben de sizlerin ayak izine bakarak cevap vereyim&#8221; dedi.<br />
Onlar yere yaygı serip üzerinde yürüdüler.<br />
Kahin sıra Peygamberimizin ayak izine gelince:<br />
&#8220;İşte! İçinizde İbrahim&#8217;e en çok benzeyiniz budur&#8221; dedi.<br />
Hazreti Hasan&#8217;ın dayısı Hind Efendimizin ayaklarını bize şöyle tarif etti:<br />
Resulüllah&#8217;ın ayaklarınının altı düz değil, çukurdu.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ayaklari">Ayakları</a> hafif etliydi.<br />
Ayaklarının üzerine su döküldüğü zaman etrafa yayılırdı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ayaklari.html">AYAKLARI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ayaklari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOYU</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/boyu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/boyu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2019 06:46:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[boyu]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27843</guid>

					<description><![CDATA[<p>BOYU Hind der ki: Resulüllah normalden daha uzun, çok uzun olandan kısaydı, yani uzuna yakın orta boyluydu. Hazreti Aişe, O&#8217;nun boyundaki mucizeyi şöyle anlattı: Yanına uzun boylu biri gelse, kendisi ondan daha uzun görünürdü. İki uzun boylu kimseyle birlikte yürüdüğünde ise onlardan daha uzun görünürdü. Onlardan ayrılınca, kendisi normal boyuna döner, O iki kişi de &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/boyu.html">BOYU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BOYU</strong></p>
<p>Hind der ki:<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/boyu">Resulüllah</a> normalden daha uzun, çok uzun olandan kısaydı, yani uzuna yakın orta boyluydu.<br />
Hazreti Aişe,<br />
O&#8217;nun boyundaki <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/boyu">mucize</a>yi şöyle anlattı:<br />
Yanına uzun boylu biri gelse,<br />
kendisi ondan daha uzun görünürdü.<br />
İki uzun boylu kimseyle birlikte yürüdüğünde ise onlardan daha uzun görünürdü.<br />
Onlardan ayrılınca, kendisi normal boyuna döner, O iki kişi de uzun boylu hallerine dönerdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/boyu.html">BOYU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/boyu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÜL RENGİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/gul-rengi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/gul-rengi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2019 04:50:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[GÜL RENGİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27838</guid>

					<description><![CDATA[<p>GÜL RENGİ Enes İbn Malik: Resulüllah, insanların en güzel renklisiydi, derken Ebu Hureyre şöyle söyledi: Resulüllah(s.a.v) beyazdı. Sanki gümüştendi. &#8220;Hazreti Ali de: Resulüllah&#8217;ın rengi, kırmızı gül rengine yakın beyazdı, dedi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gul-rengi.html">GÜL RENGİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gul-rengi"><strong>GÜL RENGİ</strong></a></p>
<p>Enes İbn Malik:<br />
Resulüllah, insanların en güzel renklisiydi, derken Ebu Hureyre şöyle söyledi:<br />
Resulüllah(s.a.v) beyazdı.<br />
Sanki gümüştendi. &#8220;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gul-rengi">Hazreti Ali</a> de:<br />
Resulüllah&#8217;ın rengi,<br />
kırmızı gül rengine yakın beyazdı, dedi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gul-rengi.html">GÜL RENGİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/gul-rengi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GİYİMİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/giyimi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/giyimi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2019 12:50:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[GİYİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27832</guid>

					<description><![CDATA[<p>GİYİMİ Peygamberimiz tek tip giyinmezdi. Genel olarak giydiği elbise hermani gömlek ve etekti. Sarığınınucu bazen mübarek göğsüne doğru, bazen de omuzlarının arasına doğru sarkardı. Sarığı çoğunlukla siyah renk olurdu. Sarığının altında başına geçirdiği bir tekke bulunur ve: &#8220;Bizi müşriklerden farklı kılan, sarığın altına tekke takmamızdır&#8221; buyururdu. Giyimde en çok çizgili kumaşları severdi. Hz. Peygamber (s.a.v) &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/giyimi.html">GİYİMİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GİYİMİ</strong></p>
<p>Peygamberimiz tek tip giyinmezdi.<br />
Genel olarak giydiği elbise hermani <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/giyimi">gömlek</a> ve etekti.<br />
Sarığınınucu bazen mübarek göğsüne doğru, bazen de omuzlarının arasına doğru sarkardı.<br />
Sarığı çoğunlukla siyah renk olurdu.<br />
Sarığının altında başına geçirdiği bir tekke bulunur ve:<br />
&#8220;Bizi müşriklerden farklı kılan, sarığın altına tekke takmamızdır&#8221; buyururdu. Giyimde en çok çizgili kumaşları severdi.<br />
Hz. Peygamber (s.a.v) kırmızı elbise de giymişti.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/giyimi">Kırmızı</a> elbise dedikleri şey,<br />
üzerinde kırmızı çizgilerin bulunduğu Yemen kumaşındam bir elbise olduğu için buna &#8220;kırmızı elbise&#8221; denmişti.<br />
Peygamberimiz siyah, kırmızı, yeşil, sarı, elbise giymişti.<br />
Ancak en sevdiği, beyaz renkli elbise idi.<br />
Efendimiz debdebe ve gösterişten nefret ederdi.<br />
Bununla birlikte kıymetli elbiseler de giyerdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/giyimi.html">GİYİMİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/giyimi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÖRÜNSÜN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/gorunsun.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/gorunsun.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2019 09:40:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[GÖRÜNSÜN]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27829</guid>

					<description><![CDATA[<p>GÖRÜNSÜN Malik bin Nazla adında biri vardı. Bir gün dağınık bir kıyafetle Efendimiz&#8217;in (s.a.v) yanına gitti. Onu bu şekilde gören Resulüllah sordu: Senin malın mülkün var mı? -Evet var ey Allah&#8217;ın Resulü. -Ne gibi malların var? -Allah bana deve, koyun, at sürüleri, arpa ve buğday harmanları ihsan etmiştir. -Eee!.. Allah sana mal-mülk ihsan etmişse, Allah&#8217;ın &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gorunsun.html">GÖRÜNSÜN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖRÜNSÜN</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gorunsun">Malik</a> bin Nazla adında biri vardı.<br />
Bir gün dağınık bir kıyafetle Efendimiz&#8217;in (s.a.v) yanına gitti.<br />
Onu bu şekilde gören Resulüllah sordu:<br />
Senin malın mülkün var mı?<br />
-Evet var ey Allah&#8217;ın Resulü.<br />
-Ne gibi malların var?<br />
-Allah bana deve, koyun, at sürüleri, arpa ve buğday harmanları ihsan etmiştir.<br />
-Eee!..<br />
Allah sana <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gorunsun">mal</a>-mülk ihsan etmişse,<br />
Allah&#8217;ın nimetinin ve ikramının eseri üzerinde görünsün.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gorunsun.html">GÖRÜNSÜN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/gorunsun.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÜZEL GİYİM</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/guzel-giyim.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/guzel-giyim.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2019 06:50:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[GÜZEL GİYİM]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27825</guid>

					<description><![CDATA[<p>GÜZEL GİYİM Çok yakışıklı bir adam Hazreti Resulüllah&#8216;a gelerek: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Ben güzelliğe aşırı derecede ilgi duyan biriyim. Gördüğünüz gibi o güzellikten ben de nasiplendim. Hiç kimsenin benden daha güzel giyinmesine gönlüm razı olmaz. İsterim ki ben herkesten üstün olayım. Hatta bu papucumun tokası bile olsa. Acaba bu davranışım kibir midir? Resulüllah Efendimiz cevap &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/guzel-giyim.html">GÜZEL GİYİM</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÜZEL GİYİM</strong></p>
<p>Çok yakışıklı bir adam<br />
Hazreti <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/guzel-giyim">Resulüllah</a>&#8216;a gelerek:<br />
Ey Allah&#8217;ın Resulü!<br />
Ben güzelliğe aşırı derecede ilgi duyan biriyim.<br />
Gördüğünüz gibi o güzellikten ben de nasiplendim.<br />
Hiç kimsenin benden daha güzel giyinmesine gönlüm razı olmaz.<br />
İsterim ki ben herkesten üstün olayım.<br />
Hatta bu papucumun tokası bile olsa.<br />
Acaba bu davranışım kibir midir?<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/guzel-giyim">Resulüllah</a> Efendimiz cevap verdi:<br />
Hayır, asla!..<br />
Asıl kibir sahip olduğu nimeti hazmedemeyip şımarmak ve insanlara tepeden bakmaktır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/guzel-giyim.html">GÜZEL GİYİM</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/guzel-giyim.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AVUÇLA</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/avucla.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/avucla.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2019 12:50:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[AVUÇLA]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27809</guid>

					<description><![CDATA[<p>AVUÇLA Hazreti Ömer&#8216;in oğlu Abdullah ve arkadaşları, Peygamberimizle (s.a.v) birlikte yolculuk ediyordu. Yolda önlerine bir su havuzu çıktı Suyu görür görmez, hemen eğilerek ağızlarıyla içmeye başladılar. Bu manzarayı seyreden Efendimiz onları şöyle uyardı: Arkadaşlar! Öyle eğilip ağzınızla içmeyiniz. Ellerinizi güzelce yıkayıp avuçlarınızla içiniz. Çünkü avuçtan daha güzel bir kap yoktur. Bir defasında da şöyle buyurmuştu: &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/avucla.html">AVUÇLA</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AVUÇLA</strong></p>
<p>Hazreti <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/avucla">Ömer</a>&#8216;in oğlu Abdullah ve arkadaşları,<br />
Peygamberimizle (s.a.v) birlikte yolculuk ediyordu.<br />
Yolda önlerine bir su havuzu çıktı Suyu görür görmez,<br />
hemen eğilerek ağızlarıyla içmeye başladılar.<br />
Bu manzarayı seyreden Efendimiz onları şöyle uyardı:<br />
Arkadaşlar! Öyle eğilip ağzınızla içmeyiniz.<br />
Ellerinizi güzelce yıkayıp avuçlarınızla içiniz.<br />
Çünkü avuçtan daha güzel bir kap yoktur.<br />
Bir defasında da şöyle buyurmuştu:<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/avucla">Su</a>yu devenin içtiği gibi hiç dinlenmeden bir içişte içmeyiniz.<br />
İki veya üç defa dinlenerek içiniz.<br />
İçmeye besmele ile başlayınız.<br />
Bardağı dudağınızdan ayırınca da &#8220;Elhamdülillah&#8221; deyiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/avucla.html">AVUÇLA</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/avucla.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİNLENMİŞ SU</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/dinlenmis-su.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/dinlenmis-su.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2019 09:45:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[DİNLENMİŞ SU]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27805</guid>

					<description><![CDATA[<p>DİNLENMİŞ SU Peygamberimiz, dostu Ebu Bekir&#8217;le birlikte, Medineli bir sahabeyi ziyarete gitti. Sahabe bahçesini sulamaktaydı. Efendimiz ona: Su testisinde gecelemiş suyun varsa bize ikram et, yoksa şu sudan içeriz, dedi. O da : Var Ey Allah&#8217;ın Elçisi, testide dinlenmiş suyum var, dedi. O sudan Resulüllah&#8217;a ikram etti. Suyu içtikten sonra Peygamberimiz de Ebu Bekir&#8217;e ikram &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dinlenmis-su.html">DİNLENMİŞ SU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİNLENMİŞ SU</strong></p>
<p>Peygamberimiz,<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dinlenmis-su">dostu</a> Ebu Bekir&#8217;le birlikte,<br />
Medineli bir sahabeyi ziyarete gitti.<br />
Sahabe bahçesini sulamaktaydı.<br />
Efendimiz ona:<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dinlenmis-su">Su</a> testisinde gecelemiş suyun varsa bize ikram et, yoksa şu sudan içeriz, dedi.<br />
O da : Var Ey Allah&#8217;ın Elçisi,<br />
testide dinlenmiş suyum var, dedi. O sudan Resulüllah&#8217;a ikram etti. Suyu içtikten sonra Peygamberimiz de Ebu Bekir&#8217;e ikram etti.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dinlenmis-su.html">DİNLENMİŞ SU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/dinlenmis-su.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR ŞEHRE GİRERKEN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bir-sehre-girerken.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bir-sehre-girerken.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2019 06:50:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BİR ŞEHRE GİRERKEN]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27801</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİR ŞEHRE GİRERKEN Efendimiz herhangi bir yerleşim merkezine girerken şu duayı okurdu: Ey yedi kat göğün ve üzerine gölgesini yaydığı her şeyin Rabbi olan Allahım! Ey yedi kat yerin ve onun üzerinde yaşayan her şeyin Rabbi olan Allahım! Ey şeytanların ve onların yoldan çıkardığı bütün nefislerin Rabbi olan Allahım! Ey rüzgarların ve onların uçurduğu eşyaların &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-sehre-girerken.html">BİR ŞEHRE GİRERKEN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİR ŞEHRE GİRERKEN</strong></p>
<p>Efendimiz herhangi bir yerleşim merkezine girerken şu duayı okurdu:<br />
Ey yedi kat <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-sehre-girerken">göğün</a> ve üzerine gölgesini yaydığı her şeyin Rabbi olan Allahım!<br />
Ey yedi kat yerin ve onun üzerinde yaşayan her şeyin Rabbi olan Allahım! Ey <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-sehre-girerken">şeytan</a>ların ve onların yoldan çıkardığı bütün nefislerin Rabbi olan Allahım!<br />
Ey rüzgarların ve onların uçurduğu eşyaların Rabbi olan Allahım!<br />
Senden bu beldenin ve bu beldede yaşayanların iyiliği istiyor ve bu beldede bulunanların şerrinden Sana sığınıyorum. &#8220;Medine&#8217;ye her dönüşünde önce mescide gider ve iki rekat namaz kılardı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-sehre-girerken.html">BİR ŞEHRE GİRERKEN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bir-sehre-girerken.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÜLÜMSEMESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/gulumsemesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/gulumsemesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2019 04:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[GÜLÜMSEMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27797</guid>

					<description><![CDATA[<p>GÜLÜMSEMESİ Hz.Aişe şöyle anlattı : Ben şimdiye kadar, Resulüllah&#8217;ın çok aşırı neşelendiğini küçük dilini görüncüye kadar güldüğünü görmedim. O, yalnız gülümserdi. Abdullah Ibnu&#8217;l-Haris de şunu söyledi : Resulüllah&#8217;tan daha çok gülümseyeni görmedim. Resulüllah Efendimiz arkadaşlarıyla yemek yiyordu. Süheybi gören Peygamberimiz: Buyur sen de ye! diyerek sofraya davet etti. Süheyb, gözünde bir ağrı olduğunu söyleyerek sofraya &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gulumsemesi.html">GÜLÜMSEMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÜLÜMSEMESİ</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gulumsemesi">Hz.Aişe</a> şöyle anlattı :<br />
Ben şimdiye kadar,<br />
Resulüllah&#8217;ın çok aşırı neşelendiğini küçük dilini görüncüye kadar güldüğünü görmedim. O, yalnız gülümserdi.<br />
Abdullah Ibnu&#8217;l-Haris de şunu söyledi :<br />
Resulüllah&#8217;tan daha çok gülümseyeni görmedim.<br />
Resulüllah Efendimiz arkadaşlarıyla yemek yiyordu.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gulumsemesi">Süheybi</a> gören Peygamberimiz:<br />
Buyur sen de ye! diyerek sofraya davet etti. Süheyb, gözünde bir ağrı olduğunu söyleyerek sofraya oturdu. Süheyb iştahla yemeğe başlayınca Resulüllah: Hem gözün ağrıyor, hem de hurma yiyorsun deyince, Süheyb şöyle karşılık verdi: Ağırmayan tarafımla çiğniyorum ya Resulüllah! Süheybin bu cevabı üzerine Efendimiz dişleri gözükünceye kadar güldü.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gulumsemesi.html">GÜLÜMSEMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/gulumsemesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PEYGAMBERLİK MÜHRÜ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/peygamberlik-muhru.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/peygamberlik-muhru.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2019 12:50:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[PEYGAMB ERLİK MÜHRÜ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27793</guid>

					<description><![CDATA[<p>PEYGAMBERLİK MÜHRÜ Selman Farisi&#8217;nin Resulüllahı(s.a.v) müslüman olmadan önceki üçüncü ziyaretiydi. Efendimiz ashabıyla birlikte oturmaktaydı. Selman bu kez daha önce bir Rahibin söylediği peygamberlik mührünü görmeyi istiyordu. Selam verdikten ve belki görürürüm diye, Efendimiz&#8217;in etrafında dolaşmaya başladı. Peygamberimiz Selmanın ne istediğini anladı. Elbisesini omuzundan biraz sarkıtıp : Sana söylenen mührü görmek istersen bak, dedi. Selman şaşırmıştı&#8230; &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberlik-muhru.html">PEYGAMBERLİK MÜHRÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamb-erlik-muhru">PEYGAMBERLİK</a> MÜHRÜ</strong></p>
<p>Selman Farisi&#8217;nin Resulüllahı(s.a.v) müslüman olmadan önceki üçüncü ziyaretiydi. Efendimiz ashabıyla birlikte oturmaktaydı. Selman bu kez daha önce bir Rahibin söylediği peygamberlik mührünü görmeyi istiyordu. Selam verdikten ve belki görürürüm diye,<br />
Efendimiz&#8217;in etrafında dolaşmaya başladı. Peygamberimiz Selmanın ne istediğini anladı. Elbisesini omuzundan biraz sarkıtıp : Sana söylenen mührü görmek istersen bak, dedi.<br />
Selman şaşırmıştı&#8230;<br />
Kendisine, bir Rahibin ne anlattığını Efendimiz bilmekteydi. Evet bu bir mucizeydi. Dikkatle <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamb-erlik-muhru">Resulüllah</a>&#8216;ın mübarek sırtına baktı. İki omuzu arasındaki mührü gördü. Üzerinde şekil,<br />
&#8220;Muhammedün Resulüllah&#8221; yazısına çok benziyordu. Sonunda Selman aradığını bulmuştu. Sevinç gözyaşlarıyla dudaklarından şu cümleler döküldü:<br />
Allah&#8217;tan başka ilah yoktur.<br />
Muhammed O&#8217;nun kulu ve elçisidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberlik-muhru.html">PEYGAMBERLİK MÜHRÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/peygamberlik-muhru.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AĞLAMASI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/aglamasi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/aglamasi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2019 09:50:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[AĞLAMASI]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[paygamberimizin AĞLAMASI]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27789</guid>

					<description><![CDATA[<p>AĞLAMASI Bir gün Peygamber Efendimiz&#8217;e oğlu İbrahim&#8217;in hastalandı haberi geldi. Resulüllah(s.a.v) Abdurrahman ile birlikte aceleyle onun yanına vardı. İbrahim son anlarını yaşıyordu. Efendimiz onu şefkatle kucağına alıp bağrına bastı. O sırada Peygamberimizin mübarek yanaklarından gözyaşları süzülmeye başladı. Abdurrahman: Sen de mi ağlıyorsun Ey Allah&#8217;ın elçisi? Ağlamayı yasaklanmamış mıydın? diye sordu. Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu : &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/aglamasi.html">AĞLAMASI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AĞLAMASI</strong></p>
<p>Bir gün <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/paygamberimizin-aglamasi">Peygamber</a> Efendimiz&#8217;e<br />
oğlu İbrahim&#8217;in hastalandı haberi geldi.<br />
Resulüllah(s.a.v) Abdurrahman ile birlikte aceleyle onun yanına vardı. İbrahim son anlarını yaşıyordu. Efendimiz onu şefkatle kucağına alıp bağrına bastı. O sırada Peygamberimizin mübarek yanaklarından gözyaşları süzülmeye başladı.<br />
Abdurrahman:<br />
Sen de mi ağlıyorsun Ey Allah&#8217;ın elçisi? Ağlamayı yasaklanmamış mıydın? diye sordu.<br />
Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu :<br />
Ben kendisinde bulunmayan özellikleri sayıp dökerek ölü üzerine bağıra bağıra ağlamayı yasakladım. Benim bu ağlayışım ise merhametten ibarettir. Acımayana, acınmaz&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/aglamasi.html">AĞLAMASI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/aglamasi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÖRMESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/gormesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/gormesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2019 06:50:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[GÖRMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27785</guid>

					<description><![CDATA[<p>GÖRMESİ Hazreti Aişe der ki : Peygamber Efendimiz, ışıkta gördüğü gibi karanlıkta da görürdü. Bir defasında Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: Siz benim yalnız ön tarafı mı gördüğümü sanıyorsunuz!? Vallahi rukunuz da, secdeleriniz de bana gizli değildir! Ben sizi arkamdan da görmekteyim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gormesi.html">GÖRMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖRMESİ</strong></p>
<p>Hazreti Aişe der ki :<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gormesi">Peygamber</a> Efendimiz,<br />
ışıkta gördüğü gibi<br />
karanlıkta da görürdü.<br />
Bir defasında Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:<br />
Siz benim yalnız ön <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gormesi">tarafı</a> mı gördüğümü sanıyorsunuz!?<br />
Vallahi rukunuz da, secdeleriniz de bana gizli değildir!<br />
Ben sizi arkamdan da görmekteyim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gormesi.html">GÖRMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/gormesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YÜRÜYÜŞÜ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/yuruyusu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/yuruyusu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2019 04:00:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[YÜRÜYÜŞÜ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27781</guid>

					<description><![CDATA[<p>YÜRÜYÜŞÜ Hz. Ali O&#8217;nun yürüyüşünü şöyle anlattı: Ne Ondan önce ne de Ondan sonra Onun gibisini görmedim. O yürürken, ayaklarını sürümez, adımlarını canlı ve uzun atar, sanki yüksekten iner gibi önüne eğilirdi. Yezid bin Mersed ise şunları söyledi: Peygamberimiz yürüdüğü zaman sür&#8217;atli ve kuvvetli yürürdü. O&#8217;nun arkasında yürüyen biri koşarcasına giderdi, yine O&#8217;na yetişemezdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yuruyusu.html">YÜRÜYÜŞÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YÜRÜYÜŞÜ</strong></p>
<p>Hz. Ali O&#8217;nun yürüyüşünü şöyle anlattı:<br />
Ne Ondan önce ne de Ondan sonra Onun gibisini görmedim.<br />
O yürürken, ayaklarını sürümez,<br />
adımlarını <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yuruyusu">canlı</a> ve uzun atar,<br />
sanki yüksekten iner gibi önüne eğilirdi.<br />
Yezid bin Mersed ise şunları söyledi:<br />
Peygamberimiz yürüdüğü <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yuruyusu">zaman</a> sür&#8217;atli ve kuvvetli yürürdü.<br />
O&#8217;nun arkasında yürüyen biri koşarcasına giderdi, yine O&#8217;na yetişemezdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yuruyusu.html">YÜRÜYÜŞÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/yuruyusu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ELLERİNİ KULLANIŞI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ellerini-kullanisi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ellerini-kullanisi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2019 12:45:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ELLERİNİ KULLANIŞI]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27775</guid>

					<description><![CDATA[<p>ELLERİNİ KULLANIŞI Hz.Aişe şöyle demiştir: Peygamber Efendimiz sağ eli temizlik ve yemek, sol eli de, tuvalet ve temizlik içindi. Resulüllah bir şey aldığında onu sağ eliyle alırdı. Bir şey verdiğinde de, sağ eliyle verirdi. Efendimiz sağ tarafı kullanmayı severdi. Bir iş yapacağı zaman sağ elini kullanır, ayakabasını önce sağ ayağına giyer, mescide önce sağ ayağını &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ellerini-kullanisi.html">ELLERİNİ KULLANIŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ELLERİNİ KULLANIŞI</strong></p>
<p>Hz.Aişe şöyle demiştir:<br />
Peygamber Efendimiz sağ eli temizlik ve <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ellerini-kullanisi">yemek,</a> sol eli de, tuvalet ve temizlik içindi.<br />
Resulüllah bir şey aldığında onu sağ eliyle alırdı.<br />
Bir şey verdiğinde de, sağ eliyle verirdi. Efendimiz sağ tarafı kullanmayı severdi.<br />
Bir iş yapacağı <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ellerini-kullanisi">zaman</a> sağ elini kullanır, ayakabasını önce sağ ayağına giyer, mescide önce sağ ayağını atar, topluluğa bir şey dağıtırken sağ taraftan başlardı.<br />
Bu şekilde herhangi bir işe başlamak istediğinde önce &#8220;Bismillah&#8221; diyerek besmele çekerdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ellerini-kullanisi.html">ELLERİNİ KULLANIŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ellerini-kullanisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KONUŞMASI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/konusmasi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/konusmasi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2019 09:45:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[KONUŞMASI]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27770</guid>

					<description><![CDATA[<p>KONUŞMASI Hz.Hasan bir gün dayısı Hind&#8217;e: Hazreti Peygamber (s.a.v) nasıl konuşurdu? Diye sordu. Hind şöyle anlattı : O daima düşünceliydi. Çoğu zaman sessizdi. Hiçbir zaman gereksiz yere konuşmazdı. Her cümleyi ayrı ve net olarak söylerdi. Eliyle işaret ederken bütün elini kaldırır, bir şeye hayret ettiğinde avucunun içini çevirir, konuşma sırasında bazen elini elinin üstüne vurur, &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/konusmasi.html">KONUŞMASI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞMASI</strong></p>
<p>Hz.Hasan bir gün dayısı Hind&#8217;e:<br />
Hazreti Peygamber (s.a.v) nasıl konuşurdu?<br />
Diye sordu. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/konusmasi">Hind</a> şöyle anlattı :<br />
O daima düşünceliydi.<br />
Çoğu zaman sessizdi.<br />
Hiçbir zaman gereksiz yere konuşmazdı.<br />
Her cümleyi ayrı ve net olarak söylerdi.<br />
Eliyle işaret ederken bütün elini kaldırır, bir şeye hayret ettiğinde avucunun içini çevirir, konuşma sırasında bazen elini elinin üstüne vurur, bazen kayiflenir, sevindiğinde ise gözlerini yere çevirirdi.<br />
Çok az <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/konusmasi">güler</a>, güleceği zaman tebessüm ederdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/konusmasi.html">KONUŞMASI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/konusmasi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TANE TANE</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/tane-tane.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/tane-tane.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2019 06:55:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[TANE TANE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27767</guid>

					<description><![CDATA[<p>TANE TANE Hz. Aişe bir gün dostlarına şöyle anlattı: Resulüllah Efendimiz, sizin konuştuğunuz gibi konuşmazdı. O, açık açık ve tane tane konuşurdu. Öyle ki onu işiten ezberlerdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/tane-tane.html">TANE TANE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TANE TANE</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/tane-tane">Hz. Aişe</a> bir gün<br />
dostlarına şöyle anlattı:<br />
Resulüllah Efendimiz,<br />
sizin konuştuğunuz gibi konuşmazdı.<br />
O, açık açık ve tane tane konuşurdu.<br />
Öyle ki onu işiten ezberlerdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/tane-tane.html">TANE TANE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/tane-tane.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İŞİTMESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/isitmesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/isitmesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2019 04:10:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[İŞİTMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27763</guid>

					<description><![CDATA[<p>İŞİTMESİ Peygamberimizin arkadaşlarından Hakim der ki: Biz, Resulullah Efendimiz&#8217;in etrafında toplanmıştık. O, bizlere sordu: &#8211; Benim işittiğini sizler de işitiyor musun? Biz: -Bir şey işitmiyoruz&#8221; dedik. Buyurdu ki: Ben sizin görmediğinizi görür işitmediğinizi işitirim! Ben göklerdekileri duymaktayım!.. Çünkü göklerde bir karışlık boş yer yoktur, her taraf meleklerle doludur. Meleklerin kimisi secdede, kimisi kıyamdadır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/isitmesi.html">İŞİTMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İŞİTMESİ</strong></p>
<p>Peygamberimizin arkadaşlarından Hakim der ki:<br />
Biz, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/isitmesi">Resulullah</a> Efendimiz&#8217;in etrafında toplanmıştık. O, bizlere sordu:<br />
&#8211; Benim işittiğini sizler de işitiyor musun?<br />
Biz:<br />
-Bir şey işitmiyoruz&#8221; dedik. Buyurdu ki:<br />
Ben sizin görmediğinizi görür işitmediğinizi işitirim!<br />
Ben göklerdekileri duymaktayım!..<br />
Çünkü göklerde bir karışlık boş yer yoktur, her taraf meleklerle doludur.<br />
Meleklerin kimisi secdede, kimisi kıyamdadır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/isitmesi.html">İŞİTMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/isitmesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KUR&#8217;AN OKUYUŞU</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kuran-okuyusu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kuran-okuyusu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2019 12:50:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[KUR'AN OKUYUŞU]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27758</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUR&#8217;AN OKUYUŞU Peygamber Efendimiz, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i tecvidiyle tane tane okurdu. Fakat nağmeli okumazdı. Evdeyken Kur&#8217;an okuduğunda Onu ancak evde bulunanlar işitebilirdi. Sahabeden Abdullah b. Ebi Kays, Hazreti Aişe&#8217;ye sordu : Resulüllah aleyhisselam Kur&#8217;an&#8217; ı sessiz mi yoksa sesli mi okurdu? Her iki şekilde de okurdu. Yerine göre sessiz, yerine göre de sesli.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kuran-okuyusu.html">KUR&#8217;AN OKUYUŞU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KUR&#8217;AN OKUYUŞU</strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz,<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i tecvidiyle tane tane okurdu.<br />
Fakat nağmeli okumazdı.<br />
Evdeyken Kur&#8217;an okuduğunda Onu ancak evde bulunanlar işitebilirdi.<br />
Sahabeden Abdullah b. Ebi Kays,<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kuran-okuyusu">Hazreti</a> Aişe&#8217;ye sordu :<br />
Resulüllah aleyhisselam Kur&#8217;an&#8217; ı sessiz mi yoksa <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kuran-okuyusu">ses</a>li mi okurdu?<br />
Her iki şekilde de okurdu.<br />
Yerine göre sessiz, yerine göre de sesli.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kuran-okuyusu.html">KUR&#8217;AN OKUYUŞU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kuran-okuyusu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASLA ESNEMEDİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/asla-esnemedi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/asla-esnemedi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2019 09:41:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ASLA ESNEMEDİ]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27753</guid>

					<description><![CDATA[<p>ASLA ESNEMEDİ Mesleme şöyle demiştir: Hiç bir peygamber, asla esnememiştir. Yezid bin Asam der ki: Peygamber Efendimiz de hiç bir vakit esnemezdi! Ebu Hureyre şunu söyledi: Peygamberimiz aksırdığında, yüzünü kapatır ve aksırdığını gizlerdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/asla-esnemedi.html">ASLA ESNEMEDİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ASLA ESNEMEDİ</strong></p>
<p>Mesleme şöyle demiştir:<br />
Hiç bir <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/asla-esnemedi">peygamber</a>, asla esnememiştir.<br />
Yezid bin Asam der ki:<br />
Peygamber Efendimiz de hiç bir vakit esnemezdi!<br />
Ebu Hureyre şunu söyledi:<br />
Peygamberimiz aksırdığında, yüzünü kapatır ve aksırdığını gizlerdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/asla-esnemedi.html">ASLA ESNEMEDİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/asla-esnemedi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RESÜLÜLLAH  SEVER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/resulullah-sever.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/resulullah-sever.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2019 06:50:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[RESÜLÜLLAH SEVER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27749</guid>

					<description><![CDATA[<p>RESÜLÜLLAH SEVER Resulüllah şöyle buyurdu: [Dinde] Hastalık bulaşması ve uğursuzluk diye bir şey yoktur. Ancak &#8220;fe&#8217;l&#8221; hoşuma gider. Sahabeler sordu: -Ya Resulallah! &#8220;Fe&#8217;l&#8221; nedir? Efendimiz : -Güzel söz, hayra yorma, diye cevap verdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/resulullah-sever.html">RESÜLÜLLAH  SEVER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>RESÜLÜLLAH SEVER</strong></p>
<p>Resulüllah şöyle buyurdu:<br />
[Dinde] <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/resulullah-sever">Hastalık</a> bulaşması<br />
ve uğursuzluk diye bir şey yoktur.<br />
Ancak &#8220;fe&#8217;l&#8221; hoşuma gider. Sahabeler sordu:<br />
-Ya Resulallah! &#8220;Fe&#8217;l&#8221; nedir?<br />
Efendimiz :<br />
-Güzel söz, hayra yorma, diye cevap verdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/resulullah-sever.html">RESÜLÜLLAH  SEVER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/resulullah-sever.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HEDİYE</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hediye.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hediye.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2019 04:10:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[HEDİYE]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27745</guid>

					<description><![CDATA[<p>HEDİYE Hz.Aişe şöyle derdi: Resulüllah (s.a.v) hediyeyi kabul ederdi. Hediyeye daha güzel bir hediye ile karşılık verirdi. Bana bir paça bile hediye edilse onu kabul ederim, Ben paça yemeğe bile davet edilsem giderim, derdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hediye.html">HEDİYE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HEDİYE</strong></p>
<p>Hz.Aişe şöyle derdi:<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hediye">Resulüllah</a> (s.a.v) hediyeyi kabul ederdi. Hediyeye daha güzel bir hediye ile karşılık verirdi.<br />
Bana bir paça bile hediye edilse onu kabul ederim,<br />
Ben paça yemeğe bile davet edilsem giderim, derdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hediye.html">HEDİYE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hediye.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EVDEKİ HAYAT</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/evdeki-hayat.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/evdeki-hayat.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2019 12:50:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[EVDEKİ HAYAT]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27739</guid>

					<description><![CDATA[<p>EVDEKİ HAYAT Hazreti Hüseyn babası Hazreti Ali&#8217;ye sordu: Resulüllah eve gelince ne yapardı? O da şunları söyledi: Efendimiz evine girdiğinde, vaktini üçe ayırırdı: Bir kısmını Allah&#8217;a, bir kısmını ailesine, Bir kısmını da kendisine.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/evdeki-hayat.html">EVDEKİ HAYAT</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EVDEKİ HAYAT</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/evdeki-hayat">Hazreti</a> Hüseyn babası Hazreti Ali&#8217;ye sordu: Resulüllah eve gelince ne yapardı?<br />
O da şunları söyledi:<br />
Efendimiz evine girdiğinde, vaktini üçe ayırırdı:<br />
Bir kısmını Allah&#8217;a, bir kısmını ailesine,<br />
Bir kısmını da kendisine.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/evdeki-hayat.html">EVDEKİ HAYAT</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/evdeki-hayat.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YOLCULUK ALIŞKANLIKLARI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/yolculuk-aliskanliklari.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/yolculuk-aliskanliklari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2019 09:50:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[YOLCULUK ALIŞKANLIKLARI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27734</guid>

					<description><![CDATA[<p>YOLCULUK ALIŞKANLIKLARI Resulüllah aleyhisselatü vesselam perşembe günü yola çıkmayı sever ve sabah erkenden hareket ederdi. Bineğin yanına gelip de ayağını üzengiye koyduğu sırada, &#8220;Bismillah&#8221; der, semer üzerine oturunca da üç kere tekbir getirir, arkasından da şu ayeti okurdu: &#8220;Bunu bizim emrimize veren Allah&#8217;a hamd ve sena olsun. Halbuki biz onu kendimize boyun eğdiremezdik. Ve biz &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yolculuk-aliskanliklari.html">YOLCULUK ALIŞKANLIKLARI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YOLCULUK ALIŞKANLIKLARI</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yolculuk-aliskanliklari">Resulüllah</a> aleyhisselatü vesselam perşembe günü yola çıkmayı sever ve sabah erkenden hareket ederdi. Bineğin yanına gelip de ayağını üzengiye koyduğu sırada, &#8220;Bismillah&#8221; der, semer üzerine oturunca da üç kere tekbir getirir, arkasından da şu ayeti okurdu:<br />
&#8220;Bunu bizim emrimize veren Allah&#8217;a hamd ve sena olsun. Halbuki biz onu kendimize boyun eğdiremezdik. Ve biz Rabbimize doğru dönenlerdeniz.&#8221; Sonra şu duayı okurdu: Ey Allahım! Yolculuğumuzda senden iyiliği, kötülükten sakınmayı senin seveceğin hareket ve işleri istiyoruz.</p>
<p><strong>Ey Allahım!</strong></p>
<p>Bu seferimizi kolaylaştır. Bu mesafeyi bize aldır. Ey Allahım! Yolculukta Sen arkadaşsın.<br />
Çoluk çocuğa bıraktığımız vekil Sensin<br />
Ey Allahım! Yolculuğun sıkıntısından, geri dönüşün hüznünden ve döndüğümüzde çoluk-çocuğumu ve mallarımı kötü bir halde bulmaktan Sana sığınırım. &#8221;</p>
<p>Peygamber Efendimiz yolculukta bir tepeye çıkarken &#8220;Allahüekber!&#8221; diyerek tekbir getirirdi. Aşağı inerken de &#8220;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yolculuk-aliskanliklari">Sübhanellah</a>&#8221; diyerek tesbih okurdu. Sahabeler de O&#8217;na uyarak aynısını tekrar ederlerdi.<br />
Bir yerde mola verdiklerinde şu duayı okurdu:<br />
Ey yeryüzü! Benim ve senin Rabbin Allah&#8217;tır. Senin ve senin içinde bulunanların şerrinden ve senin içinde yaratılanların kötülüğünden, senin üzerinde yürüyenlerin şerrinden Allah&#8217;a sığınırım. Ey Allahım! Arslanların, yılan ve akreplerin ve bu beldede yaşayan insanların şerrinden Sana sığınırım. &#8220;Yol dönüşü ise; Geri dönücüleriz, Tevbe edicileriz, İbadet edicileriz, Rabbimize hamd edicileriz, diye dua ederdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yolculuk-aliskanliklari.html">YOLCULUK ALIŞKANLIKLARI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/yolculuk-aliskanliklari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OTURUŞ TARZI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/oturus-tarzi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/oturus-tarzi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2019 06:50:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[OTURUŞ TARZI]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin OTURUŞ TARZI]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27730</guid>

					<description><![CDATA[<p>OTURUŞ TARZI Peygamber Efendimiz (s.a.v) genellikle diz çökerek otururdu. Bunun yanında (edeb dairesi içerisinde) bağdaş kurarak, çömelerek, ayağını sarkıtarak v.b. şekillerde de oturmuştur. Kayle der ki :Resulüllah&#8217;ı büyük bir mahviyet ve tevazu içerisinde otururken görünce, heybetinden vucudum titremeye başlamıştı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oturus-tarzi.html">OTURUŞ TARZI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>OTURUŞ TARZI</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-oturus-tarzi">Peygamber</a> Efendimiz (s.a.v)<br />
genellikle diz çökerek otururdu.<br />
Bunun yanında (edeb dairesi içerisinde) bağdaş kurarak, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimizin-oturus-tarzi">çömelerek</a>, ayağını sarkıtarak v.b. şekillerde de oturmuştur. Kayle der ki :Resulüllah&#8217;ı büyük bir mahviyet ve tevazu içerisinde otururken görünce, heybetinden vucudum titremeye başlamıştı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oturus-tarzi.html">OTURUŞ TARZI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/oturus-tarzi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YEMEK TARZI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/yemek-tarzi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/yemek-tarzi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2019 04:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[YEMEK TARZI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27725</guid>

					<description><![CDATA[<p>YEMEK TARZI Efendimiz, sirke, bal, zeytin yağı ve sebze gibi bazı yemekleri çok severdi. Bir gün Ümmü Hani&#8217;nin evine gitti ve &#8220;Yiyecek birşeyler var mı?&#8221; diye sordu. O da &#8220;Sirkeden başka bir şey yok&#8221; deyince, Sirke olan evde hiçbir şey yok denemez, buyurdu. Arabistan&#8217;da &#8220;His&#8221; denen bir yemek türü vardır. Tereyağına peynir ve hurma konarak &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yemek-tarzi.html">YEMEK TARZI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YEMEK TARZI</strong></p>
<p>Efendimiz, sirke, bal, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yemek-tarzi">zeytin</a> yağı ve sebze gibi bazı yemekleri çok severdi. Bir gün Ümmü Hani&#8217;nin evine gitti ve &#8220;Yiyecek birşeyler var mı?&#8221; diye sordu.<br />
O da &#8220;Sirkeden başka bir şey yok&#8221; deyince, Sirke olan evde hiçbir şey yok denemez, buyurdu.<br />
Arabistan&#8217;da &#8220;His&#8221; denen bir yemek türü vardır. Tereyağına peynir ve hurma konarak hazırlanır. Hz. Peygamber (s.a.v) bu yemeği de çok severdi. Peygamberimiz soğuk ve tatlı içecekten hoşlanırdı. Sütü de çok severdi. Sütü bazen katıksız bazen de içine biraz biraz su karıştırarak içerdi. Kayısı, hurma ve üzüm tanesinin de hoşafını içerdi. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yemek-tarzi">Sofraya</a> gelen yemeği beğenmediği takdirde elini uzatmazdı. Ama hiçbir zaman da kötü demezdi. Önündeki yemeğe eli daldırıp eliyle karıştıramazdı. Başkalarını da bundan menederdi. Hiçbir zaman bir yere dayanarak yemek yemezdi. Resülüllah, yemek yerken önünden yerdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yemek-tarzi.html">YEMEK TARZI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/yemek-tarzi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SU DAĞITAN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/su-dagitan.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/su-dagitan.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 May 2019 12:50:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[SU DAĞITAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27721</guid>

					<description><![CDATA[<p>SU DAĞITAN Enes şunu anlattı: Peygamber Efendimiz, arkadaşlarına su ikram ediyordu. Arkadaşları Ona: Ya Resulallah! Kendin içseydin ya, dediler. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: Cemaate su dağıtan, onların en son içenidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/su-dagitan.html">SU DAĞITAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SU DAĞITAN</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/su-dagitan">Enes</a> şunu anlattı:<br />
Peygamber Efendimiz,<br />
arkadaşlarına su ikram ediyordu.<br />
Arkadaşları Ona: Ya Resulallah!<br />
Kendin içseydin ya, dediler.<br />
Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:<br />
Cemaate <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/su-dagitan">su</a> dağıtan,<br />
onların en son içenidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/su-dagitan.html">SU DAĞITAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/su-dagitan.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YEMEĞİN BEREKETİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/yemegin-bereketi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/yemegin-bereketi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 May 2019 09:50:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[YEMEĞİN BEREKETİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27716</guid>

					<description><![CDATA[<p>YEMEĞİN BEREKETİ Bir grup Müslüman Resulüllah&#8217;a gelerek: Biz yiyoruz, yiyoruz ama bir türlü doymuyoruz, dediler. Efendimiz: Herhalde tek tek yiyorsunuz, deyince: Evet, dediler. İnsanlığın Sultanı onlara şu tavsiyede bulundu: O halde sofraya topluca oturun ve besmele çekerek başlayın. Göreceksiniz ki Allah yemeğinizin bereketini artıracaktır. Resulüllah Selmana da bereketle ilgili şunları söylemişti: Yemeğin bereketi hem yemekten &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yemegin-bereketi.html">YEMEĞİN BEREKETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YEMEĞİN BEREKETİ</strong></p>
<p>Bir grup <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yemegin-bereketi">Müslüman</a> Resulüllah&#8217;a gelerek: Biz yiyoruz, yiyoruz ama bir türlü doymuyoruz, dediler.<br />
Efendimiz:<br />
Herhalde tek tek yiyorsunuz, deyince:<br />
Evet, dediler.<br />
İnsanlığın Sultanı onlara şu tavsiyede bulundu:<br />
O halde sofraya topluca oturun ve besmele çekerek başlayın.<br />
Göreceksiniz ki Allah yemeğinizin bereketini artıracaktır.<br />
Resulüllah Selmana da bereketle ilgili şunları söylemişti:<br />
Yemeğin bereketi hem yemekten önce, hem de <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yemegin-bereketi">yemek</a>ten sonra elleri yıkamaktadır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yemegin-bereketi.html">YEMEĞİN BEREKETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/yemegin-bereketi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KUL PEYGAMBER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kul-peygamber.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kul-peygamber.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 May 2019 06:50:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[KUL PEYGAMBER]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27711</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUL PEYGAMBER Bir gün Resulullah Efendimiz, Hazreti Aişe&#8217;ye şöyle dedi: Aişe! ben istersem, altın dağları arkamdan yürür. Bir melek bana gelerek: Rabbi&#8217;nin Sana selamı var. Diyor ki : &#8220;Hükümdar-peygamber olarak mı, yoksa kul-peygamber olarak mı yaşamak istersin? Meleğin yanındaki Cebrail, bana alçak gönüllü olmam işaretini verdi. Ben de kul-peygamber olarak yaşamayı seçtiğimi söyledim. Peygamberimiz o &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kul-peygamber.html">KUL PEYGAMBER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kul-peygamber">KUL</a> PEYGAMBER</strong></p>
<p>Bir gün Resulullah Efendimiz,<br />
Hazreti Aişe&#8217;ye şöyle dedi:<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kul-peygamber">Aişe</a>! ben istersem, altın dağları arkamdan yürür.<br />
Bir melek bana gelerek:<br />
Rabbi&#8217;nin Sana selamı var.<br />
Diyor ki : &#8220;Hükümdar-peygamber olarak mı, yoksa kul-peygamber olarak mı yaşamak istersin?<br />
Meleğin yanındaki Cebrail, bana alçak gönüllü olmam işaretini verdi. Ben de kul-peygamber olarak yaşamayı seçtiğimi söyledim. Peygamberimiz o günden sonra bağdaş kurup, sofraya iyice yerleşerek yemek yemedi.<br />
Diz çökerek yerdi ve hep şöyle derdi: Ben, sıradan bir insanın yediği gibi yer ve sıradan bir kulun oturduğu gibi otururum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kul-peygamber.html">KUL PEYGAMBER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kul-peygamber.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİNEKLERİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/binekleri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/binekleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 May 2019 04:05:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BİNEKLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27706</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİNEKLERİ Allah Resulü ata binmeyi çok severdi. Atı öven bir çok söz söylemişti. Atlardan başka katıra, eşeğe ve deveye de binerdi. Peygamberimizin özel bineği olan atın adı Luhayf, eşeğin adı Afir, Düldül, katırın adı Tih, develerin adı ise Kusva/Adba idi. Peygamberimiz&#8217;in Senceh adında bir atı daha vardı. Bir keresinde onu yarışa çıkardı. Rakiplerini geçince buna &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/binekleri.html">BİNEKLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİNEKLERİ</strong></p>
<p>Allah Resulü ata binmeyi çok severdi.<br />
Atı öven bir çok <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/binekleri">söz</a> söylemişti.<br />
Atlardan başka katıra, eşeğe ve deveye de binerdi.<br />
Peygamberimizin <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/binekleri">özel</a> bineği olan atın adı Luhayf, eşeğin adı Afir, Düldül, katırın adı Tih, develerin adı ise Kusva/Adba idi.<br />
Peygamberimiz&#8217;in Senceh adında bir atı daha vardı.<br />
Bir keresinde onu yarışa çıkardı.<br />
Rakiplerini geçince buna çok sevindi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/binekleri.html">BİNEKLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/binekleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RAMAZAN AYI HAKKINDA PEYGAMBERİMİZİN HUTBESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ramazan-ayi-hakkinda-peygamberimizin-hutbesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ramazan-ayi-hakkinda-peygamberimizin-hutbesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2019 12:50:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[RAMAZAN AYI HAKKINDA PEYGAMBERİMİZİN HUTBESİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27694</guid>

					<description><![CDATA[<p>RAMAZAN AYI HAKKINDA PEYGAMBERİMİZİN HUTBESİ &#8220;Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay sizi gölgesi altına almıştır. Bir ay ki:içinde bin aydan daha hayırlı olan bir gece (KADİR) gecesi vardır. -BİR AY Kİ: Allah gündüz orucunu farz, gece ibadetini (TERAVİH) sünnet kılmıştır. -Bu ayda bir iyilik yapan başka zamanlarda bir farzı yerine getirmiş gibi sevab alır. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ramazan-ayi-hakkinda-peygamberimizin-hutbesi.html">RAMAZAN AYI HAKKINDA PEYGAMBERİMİZİN HUTBESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>RAMAZAN AYI HAKKINDA PEYGAMBERİMİZİN <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ramazan-ayi-hakkinda-peygamberimizin-hutbesi">HUTBESİ</a></strong></p>
<p>&#8220;Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay sizi gölgesi altına almıştır. Bir ay ki:içinde bin aydan daha hayırlı olan bir gece (KADİR) gecesi vardır.<br />
-BİR AY Kİ: Allah gündüz orucunu farz, gece ibadetini (TERAVİH) sünnet kılmıştır.<br />
-Bu ayda bir iyilik yapan başka zamanlarda bir farzı yerine getirmiş gibi sevab alır.<br />
-Bu ayda bir farzı yerine getiren kimse de başka aylarda 70 farz eda etmiş gibi olur.<br />
-Ramazan sabır ayıdır. Sabrın mükafatı cennetir.<br />
&#8211;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ramazan-ayi-hakkinda-peygamberimizin-hutbesi">Ramazan</a> eşitlik ayıdır.<br />
-Ramazan mü&#8217;minlerin rızkının çoğaldığı aydır. &#8220;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ramazan-ayi-hakkinda-peygamberimizin-hutbesi.html">RAMAZAN AYI HAKKINDA PEYGAMBERİMİZİN HUTBESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ramazan-ayi-hakkinda-peygamberimizin-hutbesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAZA VE KEFARET NEYE DENİR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kaza-ve-kefaret-neye-denir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kaza-ve-kefaret-neye-denir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2019 09:50:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[KAZA VE KEFARET NEYE DENİR]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27689</guid>

					<description><![CDATA[<p>KAZA VE KEFARET NEYE DENİR KAZA: Bozulan orucun yerine gününe gün oruç tutmaktır. KEFARET: Bozulan bir gün orucun yerine iki kameri ayı veya altmış gün peş peşe oruç tutmaktır. Ayrıca bozulan orucun da kaza edilme lazımdır. Kefaret sadece Ramazanda tutulan orucun bile bile bozulmasından dolayı lazım gelir. Diğer Oruçların bozulması halinde sadece kaza yani gününe &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kaza-ve-kefaret-neye-denir.html">KAZA VE KEFARET NEYE DENİR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KAZA VE KEFARET NEYE DENİR</strong></p>
<p><strong>KAZA:</strong><br />
Bozulan <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kaza-ve-kefaret-neye-denir">orucun</a> yerine gününe gün oruç tutmaktır.</p>
<p><strong>KEFARET:</strong></p>
<p>Bozulan bir gün orucun yerine iki kameri ayı veya altmış gün peş peşe oruç tutmaktır.<br />
Ayrıca bozulan orucun da kaza edilme lazımdır.<br />
Kefaret sadece <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kaza-ve-kefaret-neye-denir">Ramazan</a>da tutulan orucun bile bile bozulmasından dolayı lazım gelir.<br />
Diğer Oruçların bozulması halinde sadece kaza yani gününe gün oruç tutmak gerekir</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kaza-ve-kefaret-neye-denir.html">KAZA VE KEFARET NEYE DENİR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kaza-ve-kefaret-neye-denir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KULAĞIN ORUCU</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kulagin-orucu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kulagin-orucu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2019 06:50:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[KULAĞIN ORUCU]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27684</guid>

					<description><![CDATA[<p>KULAĞIN ORUCU Kulağınızı da şer&#8217;an dinlenmesi yasak olan şeylerden korunmamız gerekmektedir. Konuşması yasak olan her şeyin dinlenmesi de yasaktır. Bunun için Allah Teala Hazretleri bu gibi sözleri dinleyen ile haramı yiyenleri bir seviyede tutarak şöyle buyuruyor : &#8220;Onlar yalanı dinleyenler, haram yiyenlerdir.&#8221; Hadisi şerifte de gıybet edenin ve dinleyenin günahta olduğu buyrulur. &#8220;Nice oruç tutanlar &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kulagin-orucu.html">KULAĞIN ORUCU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KULAĞIN ORUCU</strong></p>
<p>Kulağınızı da şer&#8217;an dinlenmesi yasak olan şeylerden korunmamız gerekmektedir. Konuşması <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kulagin-orucu">yasak</a> olan her şeyin dinlenmesi de yasaktır.<br />
Bunun için Allah Teala Hazretleri bu gibi sözleri dinleyen ile haramı yiyenleri bir seviyede tutarak şöyle buyuruyor :</p>
<p><strong>&#8220;Onlar yalanı dinleyenler, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kulagin-orucu">haram</a> yiyenlerdir.&#8221;</strong></p>
<p>Hadisi şerifte de gıybet edenin ve dinleyenin günahta olduğu buyrulur. &#8220;Nice oruç tutanlar var ki tuttukları oruçtan, açlık ve susuzluktan başka karları yoktur.&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kulagin-orucu.html">KULAĞIN ORUCU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kulagin-orucu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUCU BOZUP HEM KAZA HEM KEFARETİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozup-hem-kaza-hem-kefareti.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozup-hem-kaza-hem-kefareti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2019 04:23:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ORUCU BOZUP HEM KAZA HEM KEFARETİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27681</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORUCU BOZUP HEM KAZA HEM KEFARETİ GEREKTİREN ŞEYLER Bile bile 1.Yemek-İçmek 2.Cinsel ilişkide bulunmak 3.Sigara içmek 4.Enfiye çekmek 5.Sevdiği bir kimsenin tükürüğünü yutmak ve lezzet almak.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozup-hem-kaza-hem-kefareti.html">ORUCU BOZUP HEM KAZA HEM KEFARETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ORUCU BOZUP HEM KAZA HEM KEFARETİ GEREKTİREN ŞEYLER</strong></p>
<p>Bile bile</p>
<p><strong>1.<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucu-bozup-hem-kaza-hem-kefareti">Yemek</a>-İçmek</strong><br />
<strong>2.Cinsel ilişkide bulunmak</strong><br />
<strong>3.Sigara içmek</strong><br />
<strong>4.Enfiye çekmek</strong><br />
<strong>5.Sevdiği bir kimsenin tükürüğünü yutmak ve <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucu-bozup-hem-kaza-hem-kefareti">lezzet</a> almak.</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozup-hem-kaza-hem-kefareti.html">ORUCU BOZUP HEM KAZA HEM KEFARETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozup-hem-kaza-hem-kefareti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YOLCULUK ÖNCESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/yolculuk-oncesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/yolculuk-oncesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 May 2019 11:54:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[YOLCULUK ÖNCESİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27698</guid>

					<description><![CDATA[<p>YOLCULUK ÖNCESİ Peygamber Efendimiz (s.a.v) yolculuğa çıkarken şu eşyaları yanına alırdı: Ayna, Tarak, Misvak, Sürmedan, Makas, Saç Yağı, Koku Şişesi, Çubuk.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yolculuk-oncesi.html">YOLCULUK ÖNCESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YOLCULUK ÖNCESİ</strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz (s.a.v) yolculuğa çıkarken şu eşyaları yanına alırdı:</p>
<p><strong>Ayna, </strong><br />
<strong>Tarak, </strong><br />
<strong>Misvak, </strong><br />
<strong>Sürmedan, </strong><br />
<strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yolculuk-oncesi">Makas</a>, </strong><br />
<strong>Saç Yağı,</strong><br />
<strong>Koku Şişesi, </strong><br />
<strong>Çubuk.</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yolculuk-oncesi.html">YOLCULUK ÖNCESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/yolculuk-oncesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİLİN ORUCU</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/dilin-orucu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/dilin-orucu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 May 2019 14:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[DİLİN ORUCU]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27672</guid>

					<description><![CDATA[<p>DİLİN ORUCU Oruç bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu vakit sakın cahillik edipte kem söz söylemesin. Şayet birisi kendisine dikleşirse ben oruçluyum desin. Gıybet edenlerin oruçlarının ne hale geldiğini Resulü Ekrem Efendimizden dinleyelim: &#8220;Oruç tutan iki kadın akşama doğru Resulüllah&#8217;a gelerek şöyle dediler. Ey Allah&#8217;ın Resulü, açlık ve susuzluktan helak olacağız. Müsade ederseniz orucumuzu açacağız, &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dilin-orucu.html">DİLİN ORUCU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİLİN ORUCU</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dilin-orucu">Oruç</a> bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu vakit sakın cahillik edipte kem söz söylemesin. Şayet birisi kendisine dikleşirse ben oruçluyum desin.<br />
Gıybet edenlerin oruçlarının ne hale geldiğini Resulü Ekrem Efendimizden dinleyelim: &#8220;Oruç tutan iki kadın akşama doğru Resulüllah&#8217;a gelerek şöyle dediler.</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın Resulü, açlık ve susuzluktan helak olacağız. Müsade ederseniz orucumuzu açacağız, dediler.</p>
<p>Bunun üzerine Resulüllah her ikisinin eline birer bardak vererek kusmalarını söyledi. Kustular her iki bardakta kan ile dolmuştu.</p>
<p>Bu durumu seyredenler ve o iki kadın hayretler içerisinde kaldılar.</p>
<p>Resülüllah buyurdular ki: Siz oruç tuttunuz ama diğer taraftan gıybet ettiniz.</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dilin-orucu">Gıybet</a> ise müslüman kardeşinin etini yemek gibidir.</p>
<p>İşte bu bardağın içindeki kan ve etler gıybetini ettiğiniz kardeşinizin kan ve etleridir.&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dilin-orucu.html">DİLİN ORUCU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/dilin-orucu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUÇLUYA CENNETTE VERİLEN MÜKAFAT</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/orucluya-cennette-verilen-mukafat.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/orucluya-cennette-verilen-mukafat.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 May 2019 12:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ORUÇLUYA CENNETTE VERİLEN MÜKAFAT]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27668</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORUÇLUYA CENNETTE VERİLEN MÜKAFAT &#8220;Cennette REYYAN denilen bir kapı vardır ki, bu kapıdan ancak kıyamet günü oruç tutanlar girebilecektir ve o gün: Oruç tutanlar nerede diye nida edilecektir ve oruç tutanlar kalkacaklar ve REYYAN denilen kapıdan gireceklerdir. Başkaları ise giremeyecek ve kapılar kapanacaktır. &#8220;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucluya-cennette-verilen-mukafat.html">ORUÇLUYA CENNETTE VERİLEN MÜKAFAT</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ORUÇLUYA CENNETTE VERİLEN MÜKAFAT</strong></p>
<p>&#8220;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucluya-cennette-verilen-mukafat">Cennette</a> REYYAN denilen bir kapı vardır ki, bu kapıdan ancak kıyamet günü <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucluya-cennette-verilen-mukafat">oruç</a> tutanlar girebilecektir ve o gün: Oruç tutanlar nerede diye nida edilecektir ve oruç tutanlar kalkacaklar ve REYYAN denilen kapıdan gireceklerdir. Başkaları ise giremeyecek ve kapılar kapanacaktır. &#8220;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucluya-cennette-verilen-mukafat.html">ORUÇLUYA CENNETTE VERİLEN MÜKAFAT</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/orucluya-cennette-verilen-mukafat.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUCUN FAZİLETİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/orucun-fazileti.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/orucun-fazileti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 May 2019 09:43:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ORUÇLUYA CENNETTE VERİLEN MÜKAFAT]]></category>
		<category><![CDATA[oruçun fazileti]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27665</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORUCUN FAZİLETİ Cenab-ı Hak, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;inde Zümer suresinin 10.ayetinde &#8220;Sabır edenlere verilecek ecirlerin hesapsız olduğunu&#8221; buyurur. Sevgili Peygamberimizde: &#8220;Oruç sabrın yarısıdır&#8221; Tirmizi &#8220;Sabır imanın yarısıdır&#8221; buyurmuştur. Bir Hadisi Kudside de: Her hasene (iyilik) 10 mislinden 100 misline kadardır. Yalnız oruç bana mahsustur. Onun mükafatını da ancak ben veririm. Buyururlar. Buhari &#8220;Nefsim yedi kudretinde olan Allah&#8217;a &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucun-fazileti.html">ORUCUN FAZİLETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ORUCUN FAZİLETİ</strong></p>
<p>Cenab-ı Hak, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;inde Zümer suresinin 10.ayetinde &#8220;Sabır edenlere verilecek ecirlerin hesapsız olduğunu&#8221; buyurur. Sevgili Peygamberimizde:<br />
&#8220;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucun-fazileti">Oruç</a> sabrın yarısıdır&#8221; Tirmizi<br />
&#8220;Sabır imanın yarısıdır&#8221; buyurmuştur.<br />
Bir Hadisi Kudside de: Her hasene (iyilik) 10 mislinden 100 misline kadardır. Yalnız oruç bana mahsustur. Onun mükafatını da ancak ben veririm. Buyururlar. Buhari<br />
&#8220;Nefsim yedi kudretinde olan Allah&#8217;a yemin ederim ki oruçlunun <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucun-fazileti">ağız</a> kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur. Aziz ve Celil olan Allah buyurur ki: Kulum yemesini, içmesini şehvetini ancak benim için terk etmiştir. O halde oruç benim içindir. Mükafatını da ancak ben veririm. &#8220;Buhari</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucun-fazileti.html">ORUCUN FAZİLETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/orucun-fazileti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KEFARET ORUCU NASIL TUTULUR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kefaret-orucu-nasil-tutulur.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kefaret-orucu-nasil-tutulur.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 May 2019 06:50:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[KEFARET ORUCU NASIL TUTULUR]]></category>
		<category><![CDATA[ORUÇLUYA CENNETTE VERİLEN MÜKAFAT]]></category>
		<category><![CDATA[oruçun fazileti]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27660</guid>

					<description><![CDATA[<p>KEFARET ORUCU NASIL TUTULUR Ramazan ayında niyet ederek oruca başlayan kimse, özürsüz olarak bile bile yiyip içse veya cinsi ilişkide bulunsa orucu bozulur. Bozulan bu orucun gününe gün kaza edilmesi, ayrıca özürsüz olarak bozulduğu için de kefaret gerekir. Keffaret ara verilmeden tutulacağı için Ramazan ayına ve oruç tutulması haram olan günlere rastlamaması gerekir. Keffaret orucuna &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kefaret-orucu-nasil-tutulur.html">KEFARET ORUCU NASIL TUTULUR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kefaret-orucu-nasil-tutulur">KEFARET</a> ORUCU NASIL TUTULUR</strong></p>
<p>Ramazan ayında niyet ederek oruca başlayan kimse, özürsüz olarak bile bile yiyip içse veya cinsi ilişkide bulunsa orucu bozulur. Bozulan bu orucun gününe gün kaza edilmesi, ayrıca özürsüz olarak bozulduğu için de kefaret gerekir.</p>
<p>Keffaret ara verilmeden tutulacağı için Ramazan ayına ve oruç tutulması haram olan günlere rastlamaması gerekir.<br />
Keffaret orucuna kameri aylardan birinin ilk gününde başlanırsa iki ay peş peşe oruç tutulur. Ayın ilk günü değil de diğer günlerde başlanırsa hiç ara vermeden altmış gün oruç tutarak keffaret tamamlanır.</p>
<p>Başlanan bir <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kefaret-orucu-nasil-tutulur">orucu</a> bilerek bozmanın dünyadaki cezası keffarettir. Yani 60 gün birbiri ardına oruç tutmaktır.</p>
<p>Herhangi bir sebeple keffaret orucuna ara verilir veya eksik tutulursa, yeniden başlayıp 60 günü kesintisiz tamamlamak lazımdır.<br />
Kadınlar keffaret orucu tutulurken araya giren adet günleri tutmazlar.</p>
<p>Adet halleri bitince ara vermeden temiz günlerinde oruca devam ederek 60 günü tamamlarlar.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kefaret-orucu-nasil-tutulur.html">KEFARET ORUCU NASIL TUTULUR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kefaret-orucu-nasil-tutulur.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUCU BOZUP YALNIZ KAZAYI GEREKTİREN ŞEYLER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozup-yalniz-kazayi-gerektiren-seyler.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozup-yalniz-kazayi-gerektiren-seyler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 May 2019 04:15:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[KAZAYI GEREKTİREN ŞEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[ORUÇLUYA CENNETTE VERİLEN MÜKAFAT]]></category>
		<category><![CDATA[ORUCU BOZUP YALNIZ]]></category>
		<category><![CDATA[oruçun fazileti]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27656</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORUCU BOZUP YALNIZ KAZAYI GEREKTİREN ŞEYLER 1. Yenmesi mutat olmayan ve ilaç olarak da kullanılmayan şeyleri yutmak (Toprak, kağıt, pamuk.. v.b. şeyler.) 2. Demir, gümüş, altın gibi madeni birşeyi yutmak. 3. Şırınga yaptırmak 4. Buruna ilaç çekmek. 5. Kulağın içine yağ damlatmak. 6. Abdest esnasında ağzına ve burnuna su alırken kendi elinde olmayarak boğazına su &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozup-yalniz-kazayi-gerektiren-seyler.html">ORUCU BOZUP YALNIZ KAZAYI GEREKTİREN ŞEYLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ORUCU <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucu-bozup-yalniz">BOZUP</a> YALNIZ KAZAYI GEREKTİREN ŞEYLER</strong></p>
<p><strong>1</strong>. Yenmesi mutat olmayan ve ilaç olarak da kullanılmayan şeyleri yutmak (Toprak, kağıt, pamuk.. v.b. şeyler.)<br />
<strong>2</strong>. Demir, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucu-bozup-yalniz">gümüş</a>, altın gibi madeni birşeyi yutmak.<br />
<strong>3</strong>. Şırınga yaptırmak<br />
<strong>4</strong>. Buruna ilaç çekmek.<br />
<strong>5</strong>. Kulağın içine yağ damlatmak.<br />
<strong>6</strong>. Abdest esnasında ağzına ve burnuna su alırken kendi elinde olmayarak boğazına su kaçmak.<br />
<strong>7</strong>. Zorlama sonucu orucu bozmak.<br />
<strong>8</strong>. Uyurken başkası tarafından boğazına su dökülmek.<br />
<strong>9</strong>. Ağız dolusu kusmak (kendi isteği ile)<br />
<strong>10</strong>. Akşam vakti girmediği halde akşam olduğunu zannederek iftar etmek.<br />
<strong>11</strong>. İmsak vakti geçtiği halde imsaka daha vardır zannederek yemek.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozup-yalniz-kazayi-gerektiren-seyler.html">ORUCU BOZUP YALNIZ KAZAYI GEREKTİREN ŞEYLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozup-yalniz-kazayi-gerektiren-seyler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozmayan-seyler.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozmayan-seyler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 12:55:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27651</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER 1.Oruçlu olduğunu unutarak yemek yemek. 2.Kulağına su kaçmak. 3.Göze ilaç damlatmak. 4. Gece yıkanması gerekirken sabah yıkanmak. 5.Kendi isteği olmayarak kusmak. 6.İhtilam olmak. 7.Kan aldırmak. 8.Ağızındaki tükürüğü yutmak. 9.Sürme çekmek. 10. Boğazına toz ve sinek kaçmak.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozmayan-seyler.html">ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER</strong></p>
<p>1.Oruçlu olduğunu unutarak yemek yemek.<br />
2.Kulağına <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucu-bozmayan-seyler">su</a> kaçmak.<br />
3.Göze ilaç damlatmak.<br />
4. Gece yıkanması gerekirken sabah yıkanmak.<br />
5.Kendi isteği olmayarak kusmak.<br />
6.İhtilam olmak.<br />
7.<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucu-bozmayan-seyler">Kan</a> aldırmak.<br />
8.Ağızındaki tükürüğü yutmak.<br />
9.Sürme çekmek.<br />
10. Boğazına <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucu-bozmayan-seyler">toz</a> ve sinek kaçmak.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozmayan-seyler.html">ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/orucu-bozmayan-seyler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orucu Ne Bozar Ne Bozmaz</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/orucu-ne-bozar-ne-bozmaz.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/orucu-ne-bozar-ne-bozmaz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 09:45:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Orucu Ne Bozar Ne Bozmaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27646</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORUÇLUYA MEKRUH OLAN ŞEYLER 1.Bir şeyi yutmadan dil ucu ile tadına bakmak(Kocası titiz olan bir kadın yemek yaparken tadına bakabilir.) 2.Tükürüğünü ağzında biriktirip yutmak. 3. Kendini zayıf düşürecek derecede kan aldırmak. ORUCLUYA MEKRUH OLMAYAN ŞEYLER 1.Koku sürmek 2.Sürme çekmek. 3.Bıyıkları yağlamak. 4. Kan aldırmak. 5.Dişleri misvak veya fırça ile temizlemek (Diş macunu kullanmadan) 6.Ağzına su &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucu-ne-bozar-ne-bozmaz.html">Orucu Ne Bozar Ne Bozmaz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ORUÇLUYA <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucu-ne-bozar-ne-bozmaz">MEKRUH</a> OLAN ŞEYLER</strong></p>
<p>1.Bir şeyi yutmadan dil ucu ile tadına bakmak(Kocası titiz olan bir kadın yemek yaparken tadına bakabilir.)<br />
2.Tükürüğünü ağzında biriktirip yutmak.<br />
3. Kendini zayıf düşürecek derecede kan aldırmak.</p>
<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucu-ne-bozar-ne-bozmaz">ORUCLUYA</a> MEKRUH OLMAYAN ŞEYLER</strong></p>
<p>1.Koku sürmek<br />
2.Sürme çekmek.<br />
3.Bıyıkları yağlamak.<br />
4. Kan aldırmak.<br />
5.Dişleri misvak veya fırça ile temizlemek (Diş macunu kullanmadan)<br />
6.Ağzına <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucu-ne-bozar-ne-bozmaz">su</a> alıp gargara yapmak.<br />
7. Burna su çekip sümkürmek.<br />
8. Serinlemek veya rahatlamak için duş almak.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucu-ne-bozar-ne-bozmaz.html">Orucu Ne Bozar Ne Bozmaz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/orucu-ne-bozar-ne-bozmaz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TERAVİHİN TEK BAŞINA KILINIŞI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/teravihin-tek-basina-kilinisi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/teravihin-tek-basina-kilinisi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 06:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[TERAVİHİN TEK BAŞINA KILINIŞI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27641</guid>

					<description><![CDATA[<p>TERAVİHİN TEK BAŞINA KILINIŞI &#8220;Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya&#8221; diyerek niyet edilir ve aynen sabah namazının iki rek&#8217;at sünneti gibi kılınır. Yirmi rek&#8217;at tamamlanıncaya kadar ikişer rek&#8217;at kılınmaya devam edilir, teravih bitince de Vitir namazı kılınır. İstenirse 4 rek&#8217;atta bir selam vererek kılınabilir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/teravihin-tek-basina-kilinisi.html">TERAVİHİN TEK BAŞINA KILINIŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/teravihin-tek-basina-kilinisi">TERAVİHİN</a> TEK BAŞINA KILINIŞI</strong></p>
<p>&#8220;Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya&#8221; diyerek niyet edilir ve aynen sabah namazının iki rek&#8217;at sünneti gibi kılınır.<br />
Yirmi rek&#8217;at tamamlanıncaya kadar ikişer rek&#8217;at kılınmaya devam edilir, teravih bitince de <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/teravihin-tek-basina-kilinisi">Vitir</a> namazı kılınır.<br />
İstenirse 4 rek&#8217;atta bir selam vererek kılınabilir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/teravihin-tek-basina-kilinisi.html">TERAVİHİN TEK BAŞINA KILINIŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/teravihin-tek-basina-kilinisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TERAVİH NAMAZININ KILINIŞI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/teravih-namazinin-kilinisi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/teravih-namazinin-kilinisi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2019 14:33:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[TERAVİH NAMAZININ KILINIŞI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27632</guid>

					<description><![CDATA[<p>TERAVİH NAMAZININ KILINIŞI Yatsı namazının farzı ve son sünneti kılındıktan sonra teravih namazına başlanır. Namazı kıldıracak imam: &#8220;Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, bana uyanlara imam oldum&#8221; diye niyet ederek iftidah tekbirini alıp ellerini bağlar. İmamın arkasında kılan cemaat de: Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, uydum imama&#8221; diyerek niyet eder &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/teravih-namazinin-kilinisi.html">TERAVİH NAMAZININ KILINIŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TERAVİH NAMAZININ KILINIŞI</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/teravih-namazinin-kilinisi">Yatsı</a> namazının farzı ve son sünneti kılındıktan sonra teravih namazına başlanır.<br />
Namazı kıldıracak imam: &#8220;Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, bana uyanlara imam oldum&#8221; diye niyet ederek iftidah tekbirini alıp ellerini bağlar.</p>
<p>İmamın arkasında kılan cemaat de: Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, uydum imama&#8221; diyerek niyet eder ve imamın tekbirinden sonra &#8220;Allahu Ekber&#8221; diyerek tekbirini alır ve ellerini bağlar.</p>
<p>Bundan sonra imam ve <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/teravih-namazinin-kilinisi">cemaat</a> gizlice &#8220;Sübbanekeyi&#8221; okur. Sübbaneke&#8217;nin okunması bitince (Cemaat ayakta başka bir şey okumaz, sadece imam fatihayı bitirince gizlice &#8220;Amin&#8221; der.)</p>
<p>İmam gizlice Euzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sure okur. Camaatle birlikte rüku ve secdeleri yaptıktan sonra ikinci rek&#8217;ata kalkılır.<br />
Burada yine imam gizlice besmele, açıktan fatiha ve bir sure okuyup cemaatle birlikte rüku ve secdeleri yaparak oturulur.</p>
<p>Bu oturuşta imam ve cemaat Ettehiyyatü, Allahüme salli, Allahüme barik ile Rebbena atina duasını okuyarak selam verilir. Böylece iki rek&#8217;at kılınmış olur.</p>
<p>İsterse dört rek&#8217;atta bir selam vererek kılınabilir. O zaman 3.rek&#8217;atta kalkındığında hem imam, hemde cemaat gizlice Sübbaneke&#8217;yi okur. Sonra imam gizlice Euzü-Besmele, açıktan fatiha ve bir sure okur.</p>
<p>Sonra rüku ve secdelerini yaparak dördüncü rekata kalkarlar.</p>
<p>İmam gizlice besmeleyi, açıktan fatiha ve bir sure okuyarak yine rüku ve secdeler yapılır oturulur.</p>
<p>Bu oturuşta imam ve cemaat Ettehiyyatü, Allahüme salli, Allahüme barik ile Rebbena atina duasını okuduktan sonra selam verilir. Böylece teravih namazının ilk dört rek&#8217;atı kılınmış olur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/teravih-namazinin-kilinisi.html">TERAVİH NAMAZININ KILINIŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/teravih-namazinin-kilinisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TERAVİH NAMAZI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/teravih-namazi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/teravih-namazi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2019 12:55:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[TERAVİH NAMAZI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27627</guid>

					<description><![CDATA[<p>TERAVİH NAMAZI -Teravih namazı, ramazan gecelerinde yatsının farzını ve sünnetini kıldıktan sonra vitir namazından evvel kılınan bir namazdır. Orucun değil Ramazanın sünnetidir. Hastalık, yolculuk gibi mazeretleri sebebiyle oruç tutamayanların da teravih namazı kılmaları erkek ve kadınlar için SÜNNET-İ MÜEKKEDE&#8217;dir. Peygamberimiz şöyle buyuruyor : (Allahu Teala size Ramazan orucunu farz kıldı, Ben de size teravih namazını &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/teravih-namazi.html">TERAVİH NAMAZI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TERAVİH NAMAZI</strong></p>
<p>-Teravih namazı, ramazan gecelerinde yatsının farzını ve sünnetini kıldıktan sonra vitir namazından evvel kılınan bir namazdır. Orucun değil Ramazanın sünnetidir. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/teravih-namazi">Hastalık</a>, yolculuk gibi mazeretleri sebebiyle oruç tutamayanların da teravih namazı kılmaları erkek ve kadınlar için SÜNNET-İ MÜEKKEDE&#8217;dir.</p>
<p><strong>Peygamberimiz şöyle buyuruyor</strong> :</p>
<p>(Allahu Teala size Ramazan orucunu farz kıldı, Ben de size teravih namazını sünnet kıldım.)<br />
-Teravih namazı cemaatle kılındığı gibi yalnız başına da kılınabilir. Tabiki cemaatle kılınması daha faziletlidir.<br />
&#8211;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/teravih-namazi">Teravih</a> namazı 20 rek&#8217;attır. Her iki rek&#8217;atın sonunda selam verilerek kılındığı gibi dört rek&#8217;atla da selam verilerek kılınır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/teravih-namazi.html">TERAVİH NAMAZI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/teravih-namazi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BAYRAM NAMAZLARININ KILINIŞI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazlarinin-kilinisi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazlarinin-kilinisi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2019 09:50:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bayram namazı kaç rekattır]]></category>
		<category><![CDATA[BAYRAM NAMAZLARININ KILINIŞI]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27623</guid>

					<description><![CDATA[<p>BAYRAM NAMAZLARININ KILINIŞI İki dini bayramımız vardır. Biri Ramazan Bayramı, diğeri de Kurban Bayramıdır. Her iki bayramda da Bayram namazı kılınır. Bu namazlar ikişer rekattır. Cemaatle kılınır. Ezan ve kamet okunmaz. Namazı kıldıracak imam: &#8220;Niyet ettim Allah rızası için Bayram Namazını kılmaya, bana uyanlara imam oldum&#8221; diye niyet ederek iftidah tekbirini alıp ellerini bağlar. İmamın &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazlarinin-kilinisi.html">BAYRAM NAMAZLARININ KILINIŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bayram-namazlarinin-kilinisi">BAYRAM</a> NAMAZLARININ KILINIŞI</strong></p>
<p>İki dini bayramımız vardır. Biri Ramazan Bayramı, diğeri de Kurban Bayramıdır. Her iki bayramda da Bayram namazı kılınır. Bu namazlar ikişer rekattır. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bayram-namazlarinin-kilinisi">Cemaatle</a> kılınır. Ezan ve kamet okunmaz.</p>
<p>Namazı kıldıracak imam: &#8220;Niyet ettim Allah rızası için Bayram Namazını kılmaya, bana uyanlara imam oldum&#8221; diye niyet ederek iftidah tekbirini alıp ellerini bağlar.</p>
<p>İmamın arkasında kılan cemaatte &#8220;Niyet ettim Allah rızası için Bayram Namazını kılmaya, uydum imama&#8221; diyerek tekbir alır ve ellerini bağlar.<br />
Bundan sonra imam ve cemaat gizlice</p>
<p>&#8220;Sübbaneke&#8217;yi okur. Sonra imam yüksek sesle cemaat de yavaşca&#8221; ALLAHÜEKBER&#8221; diye üç defa tekbir alırlar. Her tekbirde eller yukarıya kaldırılıp sonra yanlara salınır ve her tekbir arasında</p>
<p>&#8220;sübhanallah&#8221; diyecek kadar durulur. Üçüncü tekbirden sonra eller bağlanarak, imam içinden &#8220;Euzü-Besmele&#8221; çeker fatiha ve bir sure okunur yüksek sesle &#8220;ALLAHÜEKBER&#8221; diyerek namazlarda olduğu gibi rükua ve secdeye gider,</p>
<p>cemaatde aynı şekilde kendisini takip eder. Tekbir alıp ikinci rek&#8217;ata kalkınca imam içinden besmele çektikten sonra yine yüksek sesle fatiha ve zammı sure okur, tekrar üç defa tekbir alınır.</p>
<p>Her tekbirde eller yukarıya kaldırıp salınır ve her<br />
tekbir arasında &#8220;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bayram-namazlarinin-kilinisi">SÜBHANALLAH</a>&#8221;</p>
<p>diyecek kadar beklenir. Dördüncü tekbirde ise eller kaldırılmaz, sadece</p>
<p>&#8220;ALLAHÜEKBER&#8221; diyerek rüku ve secdeler yapıldıktan sonra &#8220;Ettehiyyatü,<br />
Allahüme Salli-Allahüme Barik, Rebbena atina&#8221; duaları gizlice okunarak iki tarafa selam verilir. Sonra imam Hutbe okumak üzere Mindere çıkar.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazlarinin-kilinisi.html">BAYRAM NAMAZLARININ KILINIŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazlarinin-kilinisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İFTAR DUASI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/iftar-duasi-2.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/iftar-duasi-2.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2019 14:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[İFTAR DUASI]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27612</guid>

					<description><![CDATA[<p>İFTAR DUASI &#8220;Allahümme leke sumtu ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme&#8217;l-Ğadi min şehri Ramazane neveytü, feğfirlî mâ kaddemtü ve mâ ahhartü. Ya vesial mağrifeti iğfirli veli valideyye ve lil&#8217;mü&#8217;mine yevme-yekemül hisab. MEALİ (Ya ilahi, senin rızan için oruç tuttum, sana iman ettim, sana tevekkelde bulundum, senin rızkınla orucumu açtım, &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iftar-duasi-2.html">İFTAR DUASI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İFTAR <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iftar-duasi">DUASI</a></strong></p>
<p>&#8220;Allahümme leke sumtu ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme&#8217;l-Ğadi min şehri <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iftar-duasi">Ramazane</a> neveytü, feğfirlî mâ kaddemtü ve mâ ahhartü.<br />
Ya vesial mağrifeti iğfirli veli valideyye ve lil&#8217;mü&#8217;mine yevme-yekemül hisab.</p>
<p><strong>MEALİ</strong></p>
<p>(Ya ilahi, senin rızan için oruç tuttum, sana iman ettim, sana tevekkelde bulundum, senin rızkınla orucumu açtım, Ramazan-ı şerif ayının yakın ki günü orucuna niyet ettim. Artık benim geçmiş ve gelecek günahlarımı yargıla.<br />
Ey affı bol <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iftar-duasi">Allah</a>&#8216;ım beni, anam ile babamı ve bütün mü&#8217;minleri hesap gününde mağrifet buyur.)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iftar-duasi-2.html">İFTAR DUASI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/iftar-duasi-2.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUÇLUNUN İKİ SEVİNCİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/oruclunun-iki-sevinci.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/oruclunun-iki-sevinci.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 12:30:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ORUÇLUNUN İKİ SEVİNCİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27582</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORUÇLUNUN İKİ SEVİNCİ &#8220;Oruçlunun iki sevinci vardır biri iftar anındaki sevinci, İkincisi ise Allah&#8217;a mülaki (Kavuşması) sırasındaki sevincidir.&#8221; ORUÇLUNUN UYKUSU &#8220;Oruçlunun Uykusu ibadettir.&#8221; GENÇLERİN ORUCU Bir hadisi kutside şöyle buyuruluyor: &#8220;Allahu Teala abid olan gençle, meleklere iftihar eder ve şöyle buyurur: -Ey benim için şehvetini terk edip gençliği feda eden genç,sen benim katımda bazı meleklerim &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oruclunun-iki-sevinci.html">ORUÇLUNUN İKİ SEVİNCİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ORUÇLUNUN İKİ SEVİNCİ</strong></p>
<p>&#8220;Oruçlunun iki sevinci vardır biri iftar anındaki sevinci, İkincisi ise Allah&#8217;a mülaki (Kavuşması) sırasındaki sevincidir.&#8221;</p>
<p><strong>ORUÇLUNUN <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oruclunun-iki-sevinci">UYKUSU</a></strong></p>
<p>&#8220;Oruçlunun Uykusu ibadettir.&#8221;</p>
<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oruclunun-iki-sevinci">GENÇLERİN</a> ORUCU</strong></p>
<p>Bir hadisi kutside şöyle buyuruluyor: &#8220;Allahu Teala abid olan gençle, meleklere iftihar eder ve şöyle buyurur:<br />
-Ey benim için şehvetini terk edip gençliği feda eden genç,sen benim katımda bazı meleklerim gibisin.&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oruclunun-iki-sevinci.html">ORUÇLUNUN İKİ SEVİNCİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/oruclunun-iki-sevinci.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUCUN DERECELERİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/orucun-dereceleri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/orucun-dereceleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 09:35:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ORUCUN DERECELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27578</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORUCUN DERECELERİ Orucun dereceleri üçtür. 1.DERECE ORUÇ: Avamın orucu yalnız yemekten, içmekten, şehvetten sakınmaktır. 2.DERECE ORUÇ: Salihlerin orucu 1.derece oruçla beraber, KULAĞINI-DİLİNİ-AYAĞINI-ELLERİNİ-GÖZLERİNİ ve DİĞER AZALARINI günahtan korumaktır. 3.DERECE ORUÇ: 1. ve 2 derece oruçla beraber, kalbini hasis emellerden, dünya düşüncelerinden sıyırmak ve Allah&#8217;tan başka her şeyden çekerek bütün mevcudiyetiyle Allahü Tealaya bağlanmaktır. Bu oruç sıddıkların &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucun-dereceleri.html">ORUCUN DERECELERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ORUCUN DERECELERİ</strong></p>
<p><strong>Orucun dereceleri üçtür.</strong></p>
<p><strong>1.DERECE ORUÇ</strong>:</p>
<p>Avamın orucu yalnız yemekten, içmekten, şehvetten sakınmaktır.</p>
<p><strong>2.DERECE <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucun-dereceleri">ORUÇ</a>:</strong></p>
<p><strong>Salihlerin orucu </strong></p>
<p>1.derece oruçla beraber, KULAĞINI-DİLİNİ-AYAĞINI-ELLERİNİ-GÖZLERİNİ ve DİĞER AZALARINI günahtan korumaktır.</p>
<p><strong>3.<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucun-dereceleri">DERECE</a> ORUÇ:</strong></p>
<p>1. ve 2 derece oruçla beraber, kalbini hasis emellerden, dünya düşüncelerinden sıyırmak ve Allah&#8217;tan başka her şeyden çekerek bütün mevcudiyetiyle Allahü Tealaya bağlanmaktır. Bu oruç sıddıkların ve Mukarreplerin orucudur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucun-dereceleri.html">ORUCUN DERECELERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/orucun-dereceleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUCUN FAYDALARI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/orucun-faydalari.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/orucun-faydalari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 06:50:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[oruçun faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27574</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORUCUN FAYDALARI Her ibadetin kendine göre birtakım maddi ve manevi faydaları vardır. Hiçbir ibadet haşa boşuna emredilmemiştir. Namaz yatıp kalkmaktan, oruç akşama kadar aç durmaktan, zekat malımızın belli miktarını sadece gösteriş için dağıtmaktan ibaret değildir. Bu ibadetlerin hepsinin ayrı ayrı hikmetleri ve faydaları vardır. Biz orucu Allah rızası için tutmakla beraber bize sağladığı faydaları şöyle &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucun-faydalari.html">ORUCUN FAYDALARI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ORUCUN FAYDALARI</strong></p>
<p>Her ibadetin kendine göre birtakım maddi ve manevi faydaları vardır. Hiçbir ibadet haşa boşuna emredilmemiştir. Namaz yatıp kalkmaktan, oruç akşama kadar aç durmaktan, zekat malımızın belli miktarını sadece gösteriş için dağıtmaktan ibaret değildir. Bu ibadetlerin hepsinin ayrı ayrı hikmetleri ve faydaları vardır. Biz orucu Allah rızası için tutmakla beraber bize sağladığı faydaları şöyle sıralayabiliriz.</p>
<p><strong>1.</strong></p>
<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucun-faydalari">ORUÇ</a> AHLAKIMIZI GÜZELLEŞTİRİR</strong><br />
Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor:<br />
&#8220;Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah&#8217;ın onun yemesini, içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur.&#8221;</p>
<p><strong>2.</strong></p>
<p><strong>ORUÇ KÖTÜLÜKLERDEN KORUR</strong><br />
Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: &#8221; Oruç bir kalkandır&#8221;</p>
<p><strong>3.</strong></p>
<p><strong>ORUÇ RAHMET DUYGULARINI GELİŞTİRİR</strong>:</p>
<p>Hz. Aişe Validemiz şöyle buyuruyor :&#8221;Allah&#8217;ın Resulü 3 gün peş peşe karnını doyurmamıştır. İsteseydi doyururdu lakin yoksulları doyurup kendisi aç kalmayı tercih ederdi.</p>
<p><strong>4.</strong></p>
<p><strong>ORUÇ İNSANI <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucun-faydalari">SAĞLIKLI</a> YAPAR:<br />
</strong>Sevgili Peygamberimiz Şöyle Buyuruyor : &#8220;Oruç tutarsanız sıhhat bulursunuz.&#8221;</p>
<p><strong>5.</strong></p>
<p><strong>ORUÇ NİMETLERİN KIYMETİNİ ÖĞRETİR</strong><br />
Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: &#8220;And olsun, şükrederseniz elbette (nimetimi) artırırım&#8221;</p>
<p><strong>6.</strong></p>
<p><strong>ORUÇ SABIRLI OLMAYI ÖĞRETİR</strong><br />
Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: &#8220;Oruç sabrın yarısıdır, Sabır, imanın yarısıdır.&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/orucun-faydalari.html">ORUCUN FAYDALARI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/orucun-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÖZÜN ORUCU</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/gozun-orucu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/gozun-orucu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 04:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[GÖZÜN ORUCU]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27569</guid>

					<description><![CDATA[<p>GÖZÜN ORUCU -Kalbini meşgul edecek, -Kendisini Allah&#8217;ı hatırlamaktan alıkoyacak, -Şer&#8217;an bakılması haram ve mekruh olan her şeyden gözünü çekip korumaktır. Peygamber Efendimiz : Şehvet nazarı ile bakmak, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. -Kim Allah korkusu ile onu terk eder, yani şehvet gözü ile bakmazsa Allahu Teala ona öyle bir iman nasip eder ki; zevkini kalbinde &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gozun-orucu.html">GÖZÜN ORUCU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖZÜN ORUCU</strong></p>
<p>-Kalbini <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gozun-orucu">meşgul</a> edecek,<br />
-Kendisini Allah&#8217;ı hatırlamaktan alıkoyacak,<br />
-Şer&#8217;an bakılması haram ve mekruh olan her şeyden gözünü çekip korumaktır.<br />
Peygamber Efendimiz :<br />
Şehvet nazarı ile bakmak, şeytanın zehirli oklarından bir oktur.<br />
-Kim Allah korkusu ile onu terk eder, yani şehvet gözü ile bakmazsa Allahu Teala ona öyle bir iman nasip eder ki; zevkini kalbinde duyar.<br />
Buyurmuştur.<br />
Başka bir hadisi şerifte ise:<br />
Beş şey orucu bozar.</p>
<p><strong>1.Yalan konuşmak</strong><br />
<strong>2.<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gozun-orucu">Gıybet</a> etmek</strong><br />
<strong>3.Koğuculuk yapmak</strong><br />
<strong>4.Yalan yere yemin etmek</strong><br />
<strong>5.Bir kadına şehvetle bakmak.</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gozun-orucu.html">GÖZÜN ORUCU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/gozun-orucu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZEYTİN ÇEKİRDEKLERİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/zeytin-cekirdekleri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/zeytin-cekirdekleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2019 09:34:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini espiriler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ZEYTİN ÇEKİRDEKLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinin faydaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27554</guid>

					<description><![CDATA[<p>ZEYTİN ÇEKİRDEKLERİ Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hazreti Ali ile birlikte kahvaltı yapıyordu. Hazreti Resulüllah yediği zeytinlerin çekirdeklerini farkettirmeden Hazreti Ali&#8217;nin önüne yığdı. Sonra da Hazreti Ali&#8217;ye önündeki zeytin çekirdeklerini göstererek: Ali! Ne kadar da çok zeytin yemişsin! dedi. Hazreti Ali gayet ciddi, şu şekilde karşılık verdi: Evet! Anlaşılan siz de çekirdekleriyle beraber yemişsiniz! Baksanıza önünüzde hiç &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/zeytin-cekirdekleri.html">ZEYTİN ÇEKİRDEKLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ZEYTİN ÇEKİRDEKLERİ</strong></p>
<p>Peygamber <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/zeytin-cekirdekleri">Efendimiz</a> (s.a.v) Hazreti Ali ile birlikte kahvaltı yapıyordu.<br />
Hazreti Resulüllah yediği zeytinlerin çekirdeklerini farkettirmeden Hazreti Ali&#8217;nin önüne yığdı.<br />
Sonra da Hazreti Ali&#8217;ye önündeki zeytin çekirdeklerini göstererek:<br />
Ali! Ne kadar da çok zeytin yemişsin! dedi.<br />
Hazreti Ali gayet ciddi, şu şekilde karşılık verdi:<br />
Evet! Anlaşılan siz de <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/zeytin-cekirdekleri">çekirdekleriyle</a> beraber yemişsiniz!<br />
Baksanıza önünüzde hiç çekirdek yok.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/zeytin-cekirdekleri.html">ZEYTİN ÇEKİRDEKLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/zeytin-cekirdekleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HER İSTEDİĞİMDE</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/her-istedigimde.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/her-istedigimde.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2019 06:50:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[HER İSTEDİĞİMDE]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin hayatından kesıtler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27547</guid>

					<description><![CDATA[<p>HER İSTEDİĞİMDE Ebu Ubeyd, peygamberimiz için bir tencere et yemeği pişirdi. Etin kol kısmı Resulullah&#8217;ın hoşuna giderdi. Bunu bilen Ebu Ubeyd kol kısmını ona ikram etti. Efendimiz onu yedikten sonra: &#8211; Bana bir kol daha ver, dedi. O da bitince: -Bana bir kol daha ver, dedi. Oda; &#8211; Ya Resulullah! Bir koyunun kaç kolu vardır? &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/her-istedigimde.html">HER İSTEDİĞİMDE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HER İSTEDİĞİMDE</strong></p>
<p>Ebu <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/her-istedigimde">Ubeyd</a>, peygamberimiz için bir tencere et yemeği pişirdi.<br />
Etin kol kısmı Resulullah&#8217;ın hoşuna giderdi.<br />
Bunu bilen Ebu Ubeyd kol kısmını ona ikram etti.<br />
Efendimiz onu yedikten sonra:<br />
&#8211; Bana bir kol daha ver, dedi. O da bitince:<br />
-Bana bir kol daha ver, dedi. Oda;<br />
&#8211; Ya <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/her-istedigimde">Resulullah</a>! Bir koyunun kaç kolu vardır? dedi.<br />
Efendimiz şu cevabı verdi.<br />
Canım elinde olan Allah&#8217;a yemin olsun!<br />
Istediğimi yerine getirseydin,<br />
her istediğimde kol eti verebilirdin.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/her-istedigimde.html">HER İSTEDİĞİMDE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/her-istedigimde.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YEMİNİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/yemini.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/yemini.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 May 2019 15:06:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dinle yalan konuşmamak]]></category>
		<category><![CDATA[dostdoğru yemin etmek]]></category>
		<category><![CDATA[yalan soylemenin gunahı]]></category>
		<category><![CDATA[YEMİNİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27541</guid>

					<description><![CDATA[<p>YEMİNİ İbn Ömer anlattı. Resulüllah&#8217;ın yemini şöyleydi: Kalpleri değiştiren hakkı için, hayır! Ebu Hureyre ise şöyle yemin ettiğini söyledi: Allah&#8217;tan mağrifet dilerim ki Hayır!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yemini.html">YEMİNİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YEMİNİ</strong></p>
<p>İbn <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yemini">Ömer</a> anlattı.<br />
Resulüllah&#8217;ın yemini şöyleydi:<br />
Kalpleri değiştiren hakkı için, hayır!<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yemini">Ebu</a> Hureyre ise şöyle yemin ettiğini söyledi:<br />
Allah&#8217;tan mağrifet dilerim ki Hayır!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yemini.html">YEMİNİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/yemini.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOCUĞA İKRAM</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/cocuga-ikram.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/cocuga-ikram.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 May 2019 12:55:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUĞA İKRAM]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[islamda çocuk nasıl yetiştirilir]]></category>
		<category><![CDATA[islamda sevgi karşılıksızdır]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin çocuk sevgisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27537</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÇOCUĞA İKRAM Efendimiz, sağ tarafında bir çocuk, solunda ise yaşlı insanlar olduğu halde oturuyordu. Bu sırada kendisine içecek bir şey getirildi. O da ondan içti. Sağdan başlamak adeti olan Resulüllah çocuğa: &#8220;Bu içeceği yaşlı insanlara vermem için, izin verir misin?&#8221; diye sordu. Efendiler Efendisi&#8217;nin sunduğu içeceğin manevi kıymetinin farkında olan Çocuk: Vallahi, senden gelen nasibimi &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cocuga-ikram.html">ÇOCUĞA İKRAM</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇOCUĞA İKRAM</strong></p>
<p>Efendimiz, sağ tarafında bir çocuk,<br />
solunda ise yaşlı insanlar olduğu halde oturuyordu.<br />
Bu sırada kendisine içecek bir şey getirildi.<br />
O da ondan içti.<br />
Sağdan başlamak adeti<br />
olan <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cocuga-ikram">Resulüllah</a> çocuğa:<br />
&#8220;Bu içeceği yaşlı insanlara vermem için,<br />
izin verir misin?&#8221; diye sordu.<br />
Efendiler Efendisi&#8217;nin sunduğu içeceğin manevi kıymetinin farkında olan Çocuk:<br />
Vallahi, senden gelen nasibimi<br />
kimseye veremem, dedi.<br />
Bu güzel söz üzerine<br />
Peygamberimiz<br />
suyu, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cocuga-ikram">çocuğa</a> ikram etti.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cocuga-ikram.html">ÇOCUĞA İKRAM</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/cocuga-ikram.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>O&#8217;NUN GİBİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/onun-gibi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/onun-gibi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 May 2019 09:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Ayet Bir Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[O'NUN GİBİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber sevdaliları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27533</guid>

					<description><![CDATA[<p>O&#8217;NUN GİBİ Ebu Kursafe, saadet çağında yaşayan bir çocuktu. Annesi ve teyzesi ile birlikte Resulüllahı aleyhisselatü vesselamı ziyarete gittiler. Bir süre oturduktan sonra izin istediler. Eve doğru yola koyuldular. Peygamberimiz ile görüşmenin sevinci içindeydiler. Bu sırada annesi, teyzesine şunları söylüyordu: Ben O&#8217;nun kadar güzel, O&#8217;nun gibi temiz, O&#8217;nun kadar tatlı sohbet eden birisini görmedim&#8230; Konuşurken &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/onun-gibi.html">O&#8217;NUN GİBİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>O&#8217;NUN GİBİ</strong></p>
<p>Ebu Kursafe, saadet çağında yaşayan bir çocuktu.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/onun-gibi">Annesi</a> ve teyzesi ile birlikte<br />
Resulüllahı aleyhisselatü vesselamı ziyarete gittiler.<br />
Bir süre oturduktan sonra izin istediler.<br />
Eve doğru yola koyuldular.<br />
Peygamberimiz ile görüşmenin sevinci içindeydiler.<br />
Bu sırada annesi, teyzesine şunları söylüyordu:<br />
Ben O&#8217;nun kadar güzel,<br />
O&#8217;nun gibi <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/onun-gibi">temiz</a>,<br />
O&#8217;nun kadar tatlı sohbet eden birisini görmedim&#8230;<br />
Konuşurken mübarek ağzından<br />
sanki nur çıkıyordu&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/onun-gibi.html">O&#8217;NUN GİBİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/onun-gibi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÜZELLER GÜZELİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/guzeller-guzeli.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/guzeller-guzeli.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 May 2019 07:18:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kısallar]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[GÜZELLER GÜZELİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin güzelliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27528</guid>

					<description><![CDATA[<p>GÜZELLER GÜZELİ O&#8217;nun sevdalılarından El-Bera dedi ki: Ben, Resulüllah&#8217;tan daha güzel hiçbir şey görmedim. O ay gibi parladı. Cabir Efendimiz&#8217;in güzelliğini: Peygamber Efendimiz&#8217;i kırmızı bir elbise giymiş olarak gördüm. Bir ona bir de gökteki aya baktım. O, benim gözlerimde aydan daha güzeldi, sözleriyle anlattı. Ümmü Ma&#8217;bed&#8217;in tarifi ise şöyleydi: Uzaktan, insanların en tatlısı ve en &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/guzeller-guzeli.html">GÜZELLER GÜZELİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÜZELLER GÜZELİ</strong></p>
<p>O&#8217;nun sevdalılarından El-Bera dedi ki:<br />
Ben, Resulüllah&#8217;tan daha güzel hiçbir şey görmedim.<br />
O ay gibi parladı.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/guzeller-guzeli">Cabir</a> Efendimiz&#8217;in güzelliğini:<br />
Peygamber Efendimiz&#8217;i<br />
kırmızı bir elbise giymiş<br />
olarak gördüm.<br />
Bir ona bir de gökteki aya baktım.<br />
O, benim gözlerimde aydan<br />
daha güzeldi, sözleriyle anlattı.<br />
Ümmü Ma&#8217;bed&#8217;in tarifi ise şöyleydi:<br />
Uzaktan, insanların en tatlısı<br />
ve en güzeli, yakından da<br />
en açığı ve en güzeliydi.<br />
Hanımı Hazreti <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/guzeller-guzeli">Aişe</a>,<br />
&#8220;Resulüllah,<br />
insanların en güzel yüzlüsü<br />
ve rengi en parlak olanıydı.&#8221; dedi</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/guzeller-guzeli.html">GÜZELLER GÜZELİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/guzeller-guzeli.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>O&#8217;NU ANLAT</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/onu-anlat.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/onu-anlat.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 May 2019 05:38:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[O'NU ANLAT]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimizin sünneti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27523</guid>

					<description><![CDATA[<p>O&#8217;NU ANLAT Ünlü komutan Halid bin Velid(r.a) ordusuyla bir sefere çıkmıştı. Uzun süren yolculuğun ardından bir aşiretin yakınında konakladılar. Aşiret reisi, Halid bin Velid&#8216;i ziyarete geldi. O Kainatın Efendisi&#8217;ni yakından tanımak istiyordu: -Efendim bize Hazreti Muhammed&#8217;i anlatır mısın? -O&#8217;nun güzelliklerini anlatmaya gücüm yetmez! -Bildiğin kadarıyla anlat. -Gönderilen, Gönderen&#8217;in kıymetince olur. (Gönderilen alemlerin Rabbi Allah Teala &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/onu-anlat.html">O&#8217;NU ANLAT</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>O&#8217;NU ANLAT</strong></p>
<p>Ünlü komutan Halid bin Velid(r.a) ordusuyla bir sefere çıkmıştı.<br />
Uzun süren yolculuğun ardından bir aşiretin yakınında konakladılar.<br />
Aşiret reisi, Halid bin <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/onu-anlat">Velid</a>&#8216;i ziyarete geldi.<br />
O Kainatın Efendisi&#8217;ni yakından tanımak istiyordu:<br />
-Efendim bize Hazreti Muhammed&#8217;i anlatır mısın?<br />
-O&#8217;nun güzelliklerini anlatmaya gücüm yetmez!<br />
-Bildiğin kadarıyla anlat.<br />
-Gönderilen, Gönderen&#8217;in kıymetince olur.<br />
(Gönderilen alemlerin Rabbi Allah Teala olunca,<br />
gönderilen <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/onu-anlat">Elçis</a>i&#8217;nin kıymetini var sen hesap et! )</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/onu-anlat.html">O&#8217;NU ANLAT</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/onu-anlat.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUÇ KİMLERE FARZDIR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/oruc-kimlere-farzdir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/oruc-kimlere-farzdir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Apr 2019 09:41:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ORUÇ KİMLERE FARZDIR]]></category>
		<category><![CDATA[oruçu kimler tutabilir]]></category>
		<category><![CDATA[oruçun faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[oruçun sağlımıza sağladığı faydalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27256</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORUÇ KİMLERE FARZDIR &#160; Akil baliğ yani ergenlik cagına gelmiş olan müslüman her erkek ve kadına Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. Ergenlik çagına gelmeyen cocuklara oruç tutmak farz degildir. Ancak bünyesine zarar vermeyecek şekilde cocuklarıda yavaş yavaş oruç tutmaya alıştırmak uygun olur. RAMAZAN ORUCUNU BAŞKA ZAMANDA TUTMAYI MUBAH KILAN ÖZÜRLER Hiçbir bir özrü olmadan Ramazan &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oruc-kimlere-farzdir.html">ORUÇ KİMLERE FARZDIR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ORUÇ KİMLERE <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oruc-kimlere-farzdir">FARZDIR</a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Akil baliğ yani ergenlik cagına gelmiş olan müslüman her erkek ve kadına Ramazan ayında oruç tutmak farzdır.<br />
Ergenlik çagına gelmeyen cocuklara oruç tutmak farz degildir.<br />
Ancak bünyesine zarar vermeyecek şekilde cocuklarıda yavaş yavaş oruç tutmaya alıştırmak uygun olur.</p>
<p><strong>RAMAZAN ORUCUNU BAŞKA ZAMANDA TUTMAYI MUBAH KILAN ÖZÜRLE</strong>R</p>
<p>Hiçbir bir özrü olmadan Ramazan ayında oruç tutmamak günahtır.<br />
Aynı zamanda cezası vardır. Ancak bir kimse şu özürlerden dolayı oruç tutmayabilir.<br />
Veya başlamış oldugu halde orucu bozabilir. Tabiki sonra tutmadıgı oruçları kaza edecektir</p>
<p><strong>1) <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oruc-kimlere-farzdir">HASTALIK</a>:</strong></p>
<p>Oruc farz olması içinb sıhhat şarttır. Hasta olanlarada oruc tutmak farzdır.<br />
Fakat mutlaka Ramazan ayında tutmaları şart degildir.<br />
Onlar için ruhsat vardır. İyileşince tutamadıgı orucları kaza ederler.</p>
<p><strong>2)GEBE VE EMZİKLİ OLMAK:</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oruc-kimlere-farzdir">Gebe</a> veya emzikli olan bir kadın,<br />
oruc tutugu halde kendisie veya cocuguna bir zarar geleceginden korkarsa orucu tutmayabilir.<br />
Gebelik ve Emziklilik hali sona erince tutamadıgı gunleri kaza eder.</p>
<p><strong>3) HAYIZ VE NİFASLI (LOHUSA)OLMAK:</strong></p>
<p>Hayız ve lohusabu hali ile namaz kılamazlar, oruç tutamazlar.<br />
bu hallari sona erincetutamadıkları oruçları kaza ederler. Yanlız kılamadıkları namazları kaza etmezler.</p>
<p><strong>4) YOLCULUK</strong></p>
<p>Ramazan ayında 90 km. mesafe yolculuga çıkan kimse oruç tutmayabilir.<br />
Yolculuk hali bitince tutamadıgı günleri kaza eder.<br />
Oruc tutmasında bir güçlük yoksa yolcunun oruç tutması daha hayırlıdır.</p>
<p><strong>5) YAŞLILIK VE DÜŞKÜNLÜK:</strong></p>
<p>Yaşı ilerlemiş, vucudu gunden gune düşen ve oruça dayanamayan ve iyice<br />
ihtiyarlanmış olan kimseler oruç tutmayabilir. Bunlar sonradan da<br />
oruca kaza edemeyecekleri için tutamadıkları her gunun orucu yerine fidre veririler. Fidyenin tutarı aynen FİTRE kadardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oruc-kimlere-farzdir.html">ORUÇ KİMLERE FARZDIR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/oruc-kimlere-farzdir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUÇ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/oruc.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/oruc.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Apr 2019 06:34:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ORUÇ]]></category>
		<category><![CDATA[oruç nasıl niyet edilir]]></category>
		<category><![CDATA[orucun şartları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27253</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORUÇ İslamın beş temel esaslarından biri de Ramazan ayında oruc tutmaktır. Oruc,tan yerinin agırmasından yani dogu ufkunda beyazlıgın beyazlıgın belirlenmesinden itibaren güneşin batışına kadar: 1) YEMEMEK 2) İÇMEMEK 3) CİNSİ YAKINLIKTA BULUNMAMAK ve diger ORUCU BOZAN hallerden uzak durmak tır. ORUCUN FARZI Orucun farzı üçtür. 1) NİYYET 2) NİYETTİN EVVEL VE SON VAKTİNİ BİLMEK 3) &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oruc.html">ORUÇ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ORUÇ</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oruc">İslamın</a> beş temel esaslarından biri de Ramazan ayında oruc tutmaktır.<br />
Oruc,tan yerinin agırmasından yani dogu ufkunda<br />
beyazlıgın beyazlıgın belirlenmesinden itibaren güneşin batışına kadar:</p>
<p>1) YEMEMEK<br />
2) İÇMEMEK<br />
3) CİNSİ YAKINLIKTA BULUNMAMAK ve diger ORUCU BOZAN hallerden uzak durmak tır.</p>
<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oruc">ORUCUN</a> FARZI</strong></p>
<p><strong>Orucun farzı üçtür.</strong></p>
<p>1) NİYYET<br />
2) NİYETTİN EVVEL VE SON VAKTİNİ BİLMEK<br />
3) SABAHTAN AKŞAMA KADAR orucu bozan şeylerden sakınmaktır.</p>
<p>Ramazan orucuna akşamdan itibaren küşluk vaktine kadar niyet edilebilir.<br />
-Kalben de niyet edilebilir.<br />
-Sahura kalmakta niyyet sayılır.<br />
-Dil ile niyet etmek sünnettir.</p>
<p><strong>ORUCA NASIL <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oruc">NİYET</a> EDİLİR</strong></p>
<p>Oruc tutacak olan kimse hem içinden hem de dil ile&#8221;Niyet ettim ramazanı Şerifin yarınki orucuna&#8221;diye söylemedir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oruc.html">ORUÇ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/oruc.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RAMAZAN AYININ FAZİLETİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ramazan-ayinin-fazileti.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ramazan-ayinin-fazileti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Apr 2019 04:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[oruç hakında bilmek istedikleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[oruç nasıl tutulur]]></category>
		<category><![CDATA[orucun şartları]]></category>
		<category><![CDATA[RAMAZAN AYININ FAZİLETİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=27247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayının müslümanlar yanında özel bir yeri vardır.Pengamber (S.A.V. ) Ramazan ayını:ilk gunleri rahmet ortası af ve mağrifet,sonuda cehennemden azat olmaktır,diye tarif etmişltir.Ramazan iyilikler, ibadetler ve Kur&#8217;an-ı Kerim, Peygamberimize Ramazanda nazil olmaya başlamıştır.Ramazan ayı öyle bir fazilet ayıdır ki:Peygamberimiz onun hakkında şöylr buyurmuştur: &#8220;Kullar ramazanda ne derece sevaplar oldugunu bilseler ümmetim butun senenin Ramazan olmasını &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ramazan-ayinin-fazileti.html">RAMAZAN AYININ FAZİLETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ramazan-ayinin-fazileti">Ramazan</a> ayının müslümanlar yanında özel bir yeri vardır.Pengamber (S.A.V. ) Ramazan ayını:ilk gunleri rahmet ortası af ve mağrifet,sonuda cehennemden azat olmaktır,diye tarif etmişltir.Ramazan iyilikler, ibadetler ve Kur&#8217;an-ı Kerim,<br />
Peygamberimize Ramazanda nazil olmaya başlamıştır.Ramazan ayı öyle bir fazilet ayıdır ki:Peygamberimiz onun hakkında şöylr buyurmuştur: &#8220;Kullar ramazanda ne derece sevaplar oldugunu bilseler ümmetim butun senenin Ramazan olmasını temenni ederdi.&#8221;Müslim<br />
&#8220;Ramazan geldimi Cennet kapılları acılır, Cehennem kapıları kapanır,şeytanlar bağlanır.&#8221;Tecrid-i Sarih &#8220;Her kim iman ederek ve sevabını hesaba katarak Ramazan orucunu tutar, namazını da kılarsa,gunahlarından annesinin doğurduğu gün gibi masum olarak cıkar.&#8221;Müslim<br />
&#8220;Allah benim ümmetime Ramazanı Şerifte beş şey ihsan ederki bunları hiç bir Pengamberin ümmetine vermemiştir.</p>
<p>1) Ramazan birinçi gecesi Allah Mü,minlerine rahmet eder.<br />
2)İftar zamanı nda oruçlunun ağız kokusu, Allah&#8217;a her kokudan guzeldir.<br />
3) Melekler Ramazanın her gece ve gundüzünde <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ramazan-ayinin-fazileti">oruç</a> tuttanların afolmları için dua ederler.<br />
4)Allah oruc tutanlara ahirette vermek için Ramazan&#8217;ı Şerifte yer tayin eder ve: Ey cennet! yakında dünya minnet ve sıkıntılarından kurtarıp ikram ve      rahmetine kavüşturacagım kullarım içib süslen ve hazır ol,buyurur.<br />
5)Ramazan -Şerifin son günü gelince Ramazan-ı Şerifte oruç tutan bütun kullarını affeder.Bilmezmisinizkiiş yapanlara iş bitirdiklerinde üçret verilir    Riyaz-ün Salihin . İşte bu müjdeleri ve faziletleri içerisinde içerisinde bulunduran safa ayı, Zikredenler ayı, sabredenler ayı, sadıklar ayı olan Ramazanı<br />
idrak etmenin mutlulugu içerisndeyiz</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ramazan-ayinin-fazileti.html">RAMAZAN AYININ FAZİLETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ramazan-ayinin-fazileti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SELAM OLSUN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/selam-olsun-3.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/selam-olsun-3.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2018 13:44:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Selam Olsun]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmış olaylar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=24412</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçmişte Yaşanmış Bir Kısadır &#160; İtalyanlara karşı savaşan Ömer Muhtarın hanımı çadırına her gelişinde çadırın perdesini kendisı kaldırır şöyle dermiş: &#8221; Ey Ömer zalimlere kaldırdığın başın hep dik olsun, O izzetli başını çadırdan içeri girmek için bile olsa sakın eğme. &#8221; Selam olsun böyle hanımlara, Selam olsun Allahtan sakınan kadınlara.. Selam olsun iman ve izzet &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/selam-olsun-3.html">SELAM OLSUN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçmişte Yaşanmış Bir Kısadır</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İtalyanlara karşı savaşan Ömer Muhtarın hanımı çadırına her gelişinde çadırın perdesini kendisı kaldırır şöyle dermiş:<br />
&#8221; Ey Ömer zalimlere kaldırdığın başın hep dik olsun, O izzetli başını çadırdan içeri girmek için bile olsa sakın eğme. &#8221;<br />
Selam olsun böyle hanımlara,<br />
Selam olsun Allahtan sakınan kadınlara..<span class="text_exposed_show"><br />
Selam olsun iman ve <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/selam-olsun">izzet</a> abidesi olanlara..<br />
Selam Olsun Fatımayı Haticeyi Meryemi Asiyeyi Aişeyi Zeynebi örnek alabilenlere&#8230;<br />
Selam olsun akşam sabah mushafı elinden düşürmeyenlere ..<br />
Selam olsun besmelesiz selâmsız hareket etmeyenlere..<br />
Selam olsun modayı piyasayı yüreğiyle reddedenlere.<br />
Selam olsun örtüsünü şerefle taşiyanlara..<br />
Selam olsun kendini sakınan hanımlara..<br />
Selam olsun Eşinden helal lokma talep eden abdestli bacılara..<br />
Selam olsun yavrusuna Allahı anlatan annelere..<br />
Selam olsun her <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/selam-olsun">zorluga</a> ragmen Eşine ve evine saygı duyan bacılara..<br />
Selam olsun Ahireti öne alıp dünyayı geriye itebilenlere..<br />
Selam olsun kocasının başına ne gelirse gelsin Hak davasını sürdürenlere..<br />
Selam olsun sokağa maddeye piyasaya kapitalizme meze olmayan tüm izzetli bacılara&#8230;<br />
Esselamu Aleyküm edep ve haya abidesi analar..<br />
Allaha emanet olun bizide Allaha emanet edin<br />
Selam ve dua ile&#8230;</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/selam-olsun-3.html">SELAM OLSUN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/selam-olsun-3.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşte Dabbet-ül Arz Denilen Bu Dev Yaratık Hz.Musa&#8217;nın</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/iste-dabbet-ul-arz-denilen-bu-dev-yaratik-hz-musanin.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/iste-dabbet-ul-arz-denilen-bu-dev-yaratik-hz-musanin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Oct 2018 13:08:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[VİDEOLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Arz Denilen]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel videoları]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Dev Yaratık Hz.Musa'nın]]></category>
		<category><![CDATA[flim izle]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç görüntüler]]></category>
		<category><![CDATA[İşte Dabbet-ül]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[komik videolar]]></category>
		<category><![CDATA[magazin haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[spor haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Video gönder]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=23431</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşte Dabbet-ül Arz Denilen Bu Dev Yaratık Hz.Musa&#8217;nın Asasını ve Hz.Süleyman&#8217;ın Mührünü Getirecek &#160; Dâbbe kelimesi &#8216;canlı, hareket eden varlık&#8217; anlamında kullanılmaktadır ve kıyamet alametlerinden biri de &#8216;dâbbetü&#8217;l &#8211; arz&#8217;ın çıkışıdır. Biz ilk olarak dabbe kelimesinin ne anlamlara geldiğine bakalım. Kelime anlamından hareketli tren, otomobil gibi şeylere de dâbbe denebilir. Mesela, bin yıl önce yaşamış &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iste-dabbet-ul-arz-denilen-bu-dev-yaratik-hz-musanin.html">İşte Dabbet-ül Arz Denilen Bu Dev Yaratık Hz.Musa&#8217;nın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="title style-scope ytd-video-primary-info-renderer"><strong>İşte <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bu-dev-yaratik-hz-musanin">Dabbet-ül</a> Arz Denilen Bu Dev <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bu-dev-yaratik-hz-musanin">Yaratık</a> Hz.Musa&#8217;nın Asasını ve Hz.Süleyman&#8217;ın Mührünü Getirecek</strong></p>
<p><iframe loading="lazy" title="İşte Dabbet-ül Arz Denilen Bu Dev Yaratık Hz.Musa&#039;nın Asasını ve Hz.Süleyman&#039;ın Mührünü Getirecek" width="1220" height="686" src="https://www.youtube.com/embed/5zQEUQRhtnU?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dâbbe kelimesi &#8216;canlı, hareket eden varlık&#8217; anlamında kullanılmaktadır ve kıyamet alametlerinden biri de &#8216;dâbbetü&#8217;l &#8211; arz&#8217;ın çıkışıdır. Biz ilk olarak dabbe kelimesinin ne anlamlara geldiğine bakalım. Kelime anlamından hareketli tren, otomobil gibi şeylere de dâbbe denebilir. Mesela, bin yıl önce yaşamış birisini hayalen günümüze getirsek, yüz vagonlu treni görse işte bu dâbbetü&#8217;l-arz diyebilir. Ama bu kelime daha çok hayvanlar için kullanılır.</p>
<div id="info" class="style-scope ytd-video-primary-info-renderer">
<div id="info" class="style-scope ytd-video-primary-info-renderer"></div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iste-dabbet-ul-arz-denilen-bu-dev-yaratik-hz-musanin.html">İşte Dabbet-ül Arz Denilen Bu Dev Yaratık Hz.Musa&#8217;nın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/iste-dabbet-ul-arz-denilen-bu-dev-yaratik-hz-musanin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GUSÜL FARZLARI VE SÜNNETLERİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/gusul-farzlari-ve-sunnetleri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/gusul-farzlari-ve-sunnetleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 May 2018 16:49:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[GUSÜL FARZLARI VE SÜNNETLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[namazla ilgili konular]]></category>
		<category><![CDATA[sünnetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=21644</guid>

					<description><![CDATA[<p>GUSÜL FARZLARI VE SÜNNETLERİ Gusül, Allâh-ü Teâlâ&#8217;nın emrettiği, hem maddi hem de manevi temizlik şeklidir. Namazın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lazımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zamann kalınca, gusül abdesti alması farzdır. Guslün Farzları: 1- Ağıza su alıp boğaza &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gusul-farzlari-ve-sunnetleri.html">GUSÜL FARZLARI VE SÜNNETLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="icerik-baslik">
<h1>GUSÜL FARZLARI VE SÜNNETLERİ</h1>
</div>
<div class="orta-icerik">
<p><strong>Gusül,</strong> Allâh-ü Teâlâ&#8217;nın emrettiği, hem maddi hem de manevi temizlik şeklidir. Namazın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lazımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, namaz vaktinin sonunda o namazı kılacak kadar zamann kalınca, gusül abdesti alması farzdır.</p>
<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gusul-farzlari-ve-sunnetleri">Guslün Farzları</a>:</strong><br />
1- Ağıza su alıp boğaza kadar çalkalamak.<br />
2- Burna su çekmek ve burnu yıkamak.<br />
3- Tepeden tırnağa bütün vücudu, ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.<br />
<strong><br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gusul-farzlari-ve-sunnetleri">Guslün Sünnetleri</a>:</strong><br />
1- Gusle Besmele ve niyet ile başlamak.<br />
2- Avret yerini yıkamak ve bedenin herhangi bir yerinde pislik varsa onu temizlemek.<br />
3- Gusülden evvel abdest almak.<br />
4- Abdestten sonra, önce başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza su dökmek, bu işlemi aynı sıralamayla üç defa tekrarlamak.<br />
5- Guslederken çok fazla veya çok az su kullanmaktan kaçınmak.<br />
6- Kimsenin göremeyeceği bir yerde yıkanmak.<br />
7- Tenha bir yerde yıkanılsa bile, avret yerini açmamak.<br />
8- Guslederken konuşmamak.<br />
9- Gusül bitince bedeni bir havlu ile kurulamak.<br />
10- Gusülden sonra çabucak giyinmek.</p>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gusul-farzlari-ve-sunnetleri.html">GUSÜL FARZLARI VE SÜNNETLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/gusul-farzlari-ve-sunnetleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Ayet Bir Hadis</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bir-ayet-bir-hadis.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bir-ayet-bir-hadis.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jun 2017 15:02:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Ayet Bir Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[dinde yaşanılan gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hakikatden uvguler]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[mubarek günler için sözler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=19083</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Ayet İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. Fussilet,41/34 Bir Hadis &#8221; Size cehenneme girmeyecek kimseleri bildireyim mi? Cana yakın, uysal, yumuşak huylu ve kolay geçinilen herkes.&#8221; ( Tirmizî, &#8220;Sıfatü&#8217;l-Kıyâme&#8221;, 45)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-ayet-bir-hadis.html">Bir Ayet Bir Hadis</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div class="birayetbirhadis-title"><em><strong><span style="color: #ff0000;">Bir <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-ayet-bir-hadis">Ayet</a></span></strong></em></div>
<p>İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. Fussilet,41/34</p>
</div>
<div class="cl h10"></div>
<div>
<div class="birayetbirhadis-title"><em><strong><span style="color: #ff0000;">Bir <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-ayet-bir-hadis">Hadis</a></span></strong></em></div>
<p>&#8221; Size cehenneme girmeyecek kimseleri bildireyim mi? <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-ayet-bir-hadis">Can</a>a yakın, uysal, yumuşak huylu ve kolay geçinilen herkes.&#8221; ( Tirmizî, &#8220;Sıfatü&#8217;l-Kıyâme&#8221;, 45)</p>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-ayet-bir-hadis.html">Bir Ayet Bir Hadis</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bir-ayet-bir-hadis.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Sevgisi Her Kötülüğün Sebebidir</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/dunya-sevgisi-her-kotulugun-sebebidir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/dunya-sevgisi-her-kotulugun-sebebidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2017 18:07:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dinde yaşanılan gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sevgisi Her Kötülüğün Sebebidir]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hakikatden uvguler]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[mubarek günler için sözler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=17643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla.Alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a hamd ve senalar, Efendimiz Hazreti Muhammed&#8217;e, al ve ashabına salat ve selamlar olsun. Babam Şeyh Hazretlerinden duydum,o şöyle buyuruyordu: İnsanların dinlerinden uzaklaşmalarının, taat ve ibadetleri terk edip günahlara yönelmelerinin sebebi dünya sevgisidir. Bunu içindir ki Peygamber Efendimiz (sav) dünya sevgisi bütün günahların kaynağı, başı ve sebebidir,diye &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dunya-sevgisi-her-kotulugun-sebebidir.html">Dünya Sevgisi Her Kötülüğün Sebebidir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dunya-sevgisi-her-kotulugun-sebebidir">Rahman</a> ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla.Alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a hamd ve senalar, Efendimiz Hazreti Muhammed&#8217;e, al ve ashabına salat ve selamlar olsun.</strong></em></p>
<p><em><strong>Babam Şeyh Hazretlerinden duydum,o şöyle buyuruyordu: İnsanların dinlerinden uzaklaşmalarının, taat ve ibadetleri terk edip günahlara yönelmelerinin sebebi dünya sevgisidir. Bunu içindir ki Peygamber Efendimiz (sav) dünya sevgisi bütün günahların kaynağı, başı ve sebebidir,diye buyurmuşlardır. İnsanda dünya sevgisi olduğu zaman Allah&#8217;ı unutur, ahireti unutur, gururlanır ve ahiret için gerekli hazırlığı yapmayı ihmal eder. Önemli olan insanın dünyaya teslim olmamasıdır. Dünyanın hakimiyeti altına girmemesidir. Bir insanın çalışmasında,işiyle,göreviyle,vazifesiyle uğraşmasında herhangi bir sakınca yoktur. Yeter ki kalbinde dünya sevgisini olmasın,kalbine Allah sevgisini ve korkusunu yerleştirsin.</strong></em></p>
<p><em><strong>Hiç şüphesiz dünya sevgisi <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dunya-sevgisi-her-kotulugun-sebebidir">zaman</a>la yerleşmiş olan bir hastalıktır. Ama bunun da bir çaresi, bir tedavisi vardır.O da ölümü düşünmek,ölümden sonraki olayları, ahiret hayatını ve kabir azabını düşünmektir.İnsan bunları tefekkür ettiği zaman dünya sevgisi belasından kurtulur. Bunun için Nakşibendi tarikatına mensup olanların, bu tarikatın adaplarını tatbik etmeleri gerekiyor. Bu adaplardan birisi de şudur: Bir insan tevbe edip, tarikata girdiği zaman hemen akabinde ölümü tefekkür etmesi gerekmektedir.Bu adaplar müslümanın İslam&#8217;a sarılmasına vesile oluyor. Dinine bağlanmasına vesile oluyor. Allah&#8217;ın muhabbetini kazanmasına vesile oluyor. İnsan Allah&#8217;ın muhabbetini kazandığı zaman kalbi ıslah olur. İnsanın kalbi ıslah olduğu zaman onun bütün organları, bütün azaları ıslah olur.</strong></em></p>
<p><em><strong>Biz dünya muhabbetinden bahsettiğimiz zaman,malı,mülkü serveti olan herkesin mağrur ve aldanmış olduğunu söylemiyoruz.İmanı zayıf olan öyle kimseler vardır ki çok basit bir mala sahip olmalarına rağmen, örneğin bir koyuna sahiptir, onun o tek koyunu kendisini meşgul etmekte,Allah&#8217;ın muhabbetinden alıkoymaktadır.O koyun sahibi,o koyunuyla meşgul olmakla dinin bazı vecibelerini terk edebilmektedir. Örneğin Cuma namazına gitmemektedir. Halbuki birçok insan var ki büyük servetlere sahip olmalarına rağmen,dünya sevgisi kalplerine yerleşmemiştir.Onlar <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dunya-sevgisi-her-kotulugun-sebebidir">Allah</a> sevgisini mallarına, mülklerine ticaretlerine tercih etmişlerdir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Babam Şeyh Hazretlerinden duydum şöyle buyuruyorlardı: Abdurrahman-ı Cami zahiri ilmini bitirip medreseden mezun olduktan sonra, kalbini ıslah etmek,kendini terbiye ve nefsini tezkiye etmek için bir mürşid aramaya koyuldu. Uzun bir müddet bu arayışıyla zamanını geçirdi.Molla Abdurrahman-ı Cami&#8217;ye Ubeydullah-ı Ahrar&#8217;dan büyük bir Nakşibendi mürşidi olarak bahsedilmişti.Molla Cami yanına bir miktar azık alıp, Ubeydullah-ı Ahrar&#8217;ı görmek için yola çıktı.Yolculuk esnasında geçtiği köylerdekilere; Bu köyler kimindir? diye soruyordu. Kendisine bunlar Ubeydullah-i Ahrar&#8217;ın köyleridir,diye cevap veriyorlardı.Biraz daha ilerleyince tarlalar,mezralar, bahçeler gördü.Bu tarlalar kimindir,diye sorunca yine kendisine, bunlar Ubeydullah-ı Ahrar&#8217;ındır,denildi.Mola Abdurrahman-ı Cami hayret etti.Bir mürşidin insanları zühde, takvaya davet edip de bu kadar mal, mülk ve servet sahibi olmasını aklı almadı.Bu nasıl olabilirdi! Bu kadar zengin olup,hem irşad makamında olduğunu iddia etmek hem de insanları zühde davet nasıl olabilirdi!. Şeyh Ubeydullah-ı Ahrar&#8217;ın bin üç yüz tarlası ve bahçesi vardı. Bunun yanında çift sürmek için üç bin öküzü vardı.</strong></em></p>
<p><em><strong>Molla Abdurrahman-ı Cami, Şeyhin dergahına gelince, insanların arasında bir köşeye oturdu. Yemek vakti gelince, Şeyh Ubeydullah (k.s.) hizmetlisine, insanları yemeğe çağır ama şu yabancı kişiyi yemeğe çağırma,dedi.Hizmetçi insanları yemeğe çağırdı. Molla Abdurrahman-ı Cami&#8217;nin yanından geçtiği halde onu çağırmadı.Herkes yemeğe girdiği halde kendisi bir köşede öylece kaldı.Molla Abdurrahman-ı Cami&#8217;nin kalbinde daha büyük şüpheler doğmaya başladı. Bu kadar büyük servete sahip olan bir insanın mürşid olabilmesi mümkün müydü? Bütün insanlar yemeğe çağrılmasına rağmen,kendisi yabancı olduğu halde bile bile yemeğe çağrılmamıştı.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bir müddet sonra hizmetçi, Şeyh Ubeydullah-ı Ahrar&#8217;ın yanına geldi. Şeyh Ubeydullah-ı Ahrar ona,git o yabancıyı da yemeğe çağır,dedi.Hizmetçi gelip Mevlana Abdurrahman-ı Cami&#8217;ye,gel Şeyh seni çağırıyor, seni odasında bekliyor,dedi. Şeyhin evi güzel bir evdi. Mevlana Abdurrahman hizmetçi ile birlikte Şeyhin evine geldi. Basamaklardan çıkıp Şeyhin odasının önüne geldiler.Hizmetçi kendisine içeri girmesini,Şeyhin onu beklediğin söyledi. Mevlana Abdurrahman-ı Cami&#8217;nin beraberinde bir heybesi vardı. İçinde eşyaları bulunuyordu. Mevlana Abdurrahman-ı Cami,Şeyhin huzuruna bu heybe ile girmeyi edebe uygun bulmadı.Dışarıda bıraksa küçük çocukların onu almasından korkuyordu.En sonunda karar verip,başka yapacak bir şey olmadığından heybesini kapının dışında bırakıp içeri girdi.</strong></em></p>
<p><em><strong>Hiç şüphesiz Allah&#8217;ın evliyalarının kerametleri vardır. Nakşibendiler kalplerin casuslarıdırlar. Allahu Teala (c.c.) bazı dostlarını,bazı evliyalarını bazı kullarının kalplerine muttali kılar. Bu şekildeki kerametler aklen ve şeran caiz olup, mümkün olan bir şeylerdendir. Mevlana Cami, Şeyhin odasına girip selam verdikten sonra, Şeyh Ubeydullah-ı Ahrar(k.s.) selamını aldı ve hoş geldin Molla Cami, dedi.Molla Cami bu hitap karşısında hayretler içinde kaldı.Ben buranın yabancısıyım.Hiç kimse beni tanımıyor.Hiç kimse adımı sormadı. Bu insan nereden benim adımı bildi,diye şaşkınlık içinde kaldı.</strong></em></p>
<p><em><strong>Şeyh Ubeydullah-ı Ahrar, Mevlana Cami&#8217;yi yanında oturtup onunla birlikte yemek yemeğe başladı.Yemek yerken sohbet de ediyordu.Sohbetinin konusu dünya sevgisi idi.Dünya sevgisi bütün kötülüklerin başı, bütün günahların sebebidir,diyordu.Mevlana Cami ise kendi içinden bu insan nasıl olur da dünya sevgisinden bahsedebilir, dünya sevgisini eleştirebilir diye geçiriyordu.Bu kadar malı,mülkü, serveti var ve halen de dünya sevgisinden bahsediyor, dünya sevgisini eleştiriyor,diyordu.</strong></em></p>
<p><em><strong>Mevlana Cami, Şeyh Ubeydullah-ı Ahrar ile yemek yerken bir yandan da dışarıda bıraktığı heybesini düşünüyordu.Acaba birileri benim heybemi alır mı,diye telaşlanıyordu. Ama aynı zamanda Şeyh Ubeydullah Ahrar&#8217;ın dünya sevgisinden bahsetmesini de içten içe eleştiriyordu.Tam o sırada Cenab-ı Allah Şeyh Ubeydullah-ı Ahrar&#8217;ı Molla Cami&#8217;nin kalbine muttali kıldı.Ey Molla Abdurrahman-ı Cami o yolda gördüğün bütün köyler, bütün mezralar, bütün bağlar, bostanlar ve bahçelerin hepsi benimdir.Ama inan ki benim o bütün malım, mülküm, servetim kalbimi senin heybenle meşgul olduğun kadar meşgul etmiyor,dedi. Mevlana Cami hemen Şeyh Ubeydullah&#8217;ın ellerine kapanıp tövbe etti,ona beyat etti.</strong></em></p>
<p><em><strong>İşte değerli kardeşlerim,tarikatın faydası budur.İnsan tarikatın adaplarını tatbik ettiği zaman, dünya muhabbetinden kurtulur,ondan sıyrılır ve Allah&#8217;ın muhabbeti kalbine yerleşir.Allah-u Teala cümlemize sahih, selim bir akıl nasip etsin de yolumuzun büyükleri olan maneviyat rehberlerinin adaplarını tatbik edelim ve bu adaplardan istifade edelim.</strong></em></p>
<p><em><strong>(Şah-ı İrfan Seyh Muhammed <a href="https://www.facebook.com/Haznevi-%C4%B0lahiler-137969776694010/?fref=nf">Muta</a> El-Haznevi (K.s)</strong></em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dunya-sevgisi-her-kotulugun-sebebidir.html">Dünya Sevgisi Her Kötülüğün Sebebidir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/dunya-sevgisi-her-kotulugun-sebebidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OKUYUNCA HAYRAN KALACAKSINIZ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/okuyunca-hayran-kalacaksiniz.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/okuyunca-hayran-kalacaksiniz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2016 18:56:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dinde yaşanılan gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hakikatden uvguler]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[OKUYUNCA HAYRAN KALACAKSINIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=17538</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Peygamber Efendimiz bir gün, Hz. Ali&#8217;ye sordu: &#8211; “Ya Ali, Allah&#8217;ı sever misin?” &#8211; “Hiç Şüphesiz!” &#8211; “Beni sever misin?” &#8211; “Elbette.” &#8211; “Peki hanımın Fatımayı?” &#8211; “Evet.” &#8211; Pekâlâ, ya Hasan&#8217;la Hüseyin&#8217;i?” &#8211; Severim ya Resulullah!” Sorduğu sorulara aldığı cevaplardan sonra, Peygamberimiz, Hz. Ali&#8217;ye bu seferde şunu sordu: &#8211; “Peki, bu kadar sevgiyi &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/okuyunca-hayran-kalacaksiniz.html">OKUYUNCA HAYRAN KALACAKSINIZ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/okuyunca-hayran-kalacaksiniz">Peygamber</a> Efendimiz bir gün, Hz. Ali&#8217;ye sordu:</strong></em><br />
<em><strong>&#8211; “Ya Ali, Allah&#8217;ı sever misin?”<span class="text_exposed_show"><br />
&#8211; “Hiç Şüphesiz!”<br />
&#8211; “Beni sever misin?”<br />
&#8211; “Elbette.”<br />
&#8211; “Peki hanımın <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/okuyunca-hayran-kalacaksiniz">Fatıma</a>yı?”<br />
&#8211; “Evet.”<br />
&#8211; Pekâlâ, ya Hasan&#8217;la Hüseyin&#8217;i?”<br />
&#8211; Severim ya Resulullah!”<br />
Sorduğu sorulara aldığı cevaplardan sonra, Peygamberimiz, Hz. Ali&#8217;ye bu seferde şunu sordu:<br />
&#8211; “Peki, bu kadar sevgiyi bir tek kalbe nasıl sığdırıyorsun?”<br />
Hz.Ali, Allah&#8217;ın Peygamberi&#8217;nin bu sorusuna hemen cevap vermedi. Evine gidip, hanımı Fatıma validemize kendisine sorulan soruyu aktardı ve ondan bir cevap istedi. Hz.Fatıma ona şöyle bir cevap verdi:<br />
&#8211; “Bunun cevabı, bilinmeyecek şey değildir. Allah&#8217;ı sevmen imanından ve aklındandır. Peygamberi sevmen, gönlündendir. Beni sevmen nefsindendir. Hasan ve Hüseyin&#8217;i sevmen ise babalığının gereğidir.”<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/okuyunca-hayran-kalacaksiniz">Hz.Ali</a>, Fatıma Validemiz&#8217;den aldığı bu cevabı doğruca Peygamber Aleyhisselam&#8217;a aktardı.<br />
Sorusuna verilen cevaptan memnun olan Resulullah, cevabın kimden geldiğini anlamıştı. Kızı Fatıma Validemiz&#8217;i kastederek şöyle buyurdu:<br />
&#8211; “Bu <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/okuyunca-hayran-kalacaksiniz">meyve</a>, peygamberlik ağacından alınmışa benziyor.”</span></strong></em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/okuyunca-hayran-kalacaksiniz.html">OKUYUNCA HAYRAN KALACAKSINIZ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/okuyunca-hayran-kalacaksiniz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evlilik Nasihatı Gelin İçin</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/evlilik-nasihati-gelin-icin.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/evlilik-nasihati-gelin-icin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Nov 2016 19:16:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dinde yaşanılan gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Nasihatı Gelin İçin]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hakikatden uvguler]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=17210</guid>

					<description><![CDATA[<p>EVLİLİK NASİHATI GELİN İÇİN 1. Beyine hoşlanacağı isim ve sıfatlarla hitap et! 2. Onun sevdiği yemekleri güzel yap ki, evini özlesin. 3. Beyin evden çıkarken onu uğurla; akşam döndüğünde güler yüzle karşıla! 4. En çok güzel görünmen gereken kişinin beyin olduğunu bil! 5. İffetini ve hayanı muhafaza et. En güzel elbisenin takva elbisesi olduğunu unutma; &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/evlilik-nasihati-gelin-icin.html">Evlilik Nasihatı Gelin İçin</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/evlilik-nasihati-gelin-icin">EVLİLİK</a> NASİHATI GELİN İÇİN</em></strong></p>
<p><strong><em>1. Beyine hoşlanacağı isim ve sıfatlarla hitap et!</em></strong><br />
<strong><em>2. Onun sevdiği yemekleri güzel yap ki, evini özlesin.</em></strong><br />
<strong><em>3. Beyin evden çıkarken onu uğurla; akşam döndüğünde güler yüzle karşıla!<span class="text_exposed_show"><br />
4. En çok güzel görünmen gereken kişinin beyin olduğunu bil!<br />
5. İffetini ve hayanı muhafaza et. En güzel elbisenin takva elbisesi olduğunu unutma; her işimizi murakabe eden Allah&#8217;ı düşün!<br />
6. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/evlilik-nasihati-gelin-icin">Sevgi</a>ni beyinle ve çocuklarınla paylaş. Evinin direği ol! Beyin evde olmadığı zaman gözü arkada kalmasın.<br />
7. Beyine her fırsatta teşekkür etmeyi unutma! Gücü yetmeyeceği külfetin altına sokma, başkalarına da şikayet etme!<br />
8. Beyini işlerini makam ve mevkisini bil! Sevincini ve üzüntüsünü <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/evlilik-nasihati-gelin-icin">paylaş</a>!<br />
9. Beyinin izni olmadan ve onun müsaade etmeyeceği yerlere gitme!<br />
10. Tutumlu ol! Müsrif olma. Zor zamanlarda da isyan etme!<br />
11. Temiz ve tertipli ol. Beyinin elbiseleri de temiz ve ütülü olsun.<br />
12. Beyinin akrabalarına ve onun sevdiklerine yedirip içirmekten kaçınma. Onlara güzel davran!<br />
13. Kaynananı tecrübeli bir anne olarak sev ve say ki, beyin üzülmesin.<br />
14. Annenin evine gereksiz ve aşırı gitme ki, evdeki işlerin aksamasın.<br />
15. Çocuklarını hayırlı bir evlat olarak yetiştirmeye gayret et ki, millet de sizi hayırla yad etsin.<br />
Cenab-i Hak&#8217;tan iki cihan saadeti dilerim.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/evlilik-nasihati-gelin-icin">SEVGİLİ</a> DAMAT BEY<br />
1. Evinden çıkarken hanımına Allah&#8217;a ısmarladık diyerek çık. Onun gönlünü hoş tut!<br />
2. Pencerelerden yolunu gözletme, vakitlice evine gel!<br />
3. Dışarıda yediğinden içtiğinden evine de getir!<br />
4. Hanımının kusurlarını başkalarına anlatma, güzelliklerini an!<br />
5. Evini harçlıksız bırakma, onları kimseye muhtaç etme!<br />
6. İş hayatının sıkıntılarını eve yansıtma! Evde sevinç olsun.<br />
7. Düğüne yada gezmeye gittiğinde mümkünse hanımını da götür!<br />
8. Evine geldiğinde selamla ve güler yüzle gir ki, ev halkı senin geldiğine sevinsin.<br />
9. Evini Kuran&#8217;sız, kitapsız ve namazsız bırakma! Sabah namazına kalktığında ev halkını da kaldır ki, rahmet ve bereket gün boyu sizinle olsun.<br />
10. Gayretli ol, kıskanç ol! Ancak tecessüs etme, su-i zan ile hareket etme! Ayıp ve kusur araştırmakla meşgul olma!<br />
11. İnsaflı ol; hanımının gücünün yetmeyeceği işleri ondan bekleme. Gerekirse ona yardim et.<br />
12. Kararlarında hanımınla da istişare etmeyi unutma!<br />
13. Beklenmedik anlarda sürpriz hediyelerle gönül almasını bil!<br />
14. Dünya evine girmek, dünyaya dalmak olmamalı; Ahiretini unutma! Din, vatan ve insanlık için çalışmayı terk etme!<br />
15. Şunu bil ki, az olan helal kazanç, çok olan haram kazançtan hayırlıdır. Haram lokma yeme, hanımına ve çocuklarına da yedirme!<br />
Cenab-i Hak&#8217;tan iki cihan saadeti dilerim.<br />
DEĞERLİ HANIMANNE (Gelin hanımın annesi)<br />
1. Kızını savunma, o şikayete geldiği zaman ona yüz verme! Damadının iyiliklerini başkalarına da anlat!<br />
2. Kızının evine çok sık gitme ki, saygınlığın artsın. Ancak torunların olduğunda yardımını da esirgeme!<br />
3. Kızında ve torunlarında damadının anne ve babasının hakları olduğunu unutma!<br />
4. Hısımlarını akraba bil. Onların hatırını üstün tut!<br />
5. Damadını oğlun bil. Onu da zaman zaman ara, gönlünü hoş tut!<br />
Yavrularınızın güzel günlerini görmeniz dileğiyle.<br />
DEĞERLİ HANIMANNE (Damat beyin annesi)<br />
1. Gelinini kızın gibi bil. El kızı gelip oğlumu elimden aldı deme!<br />
2. Gelinine annelik yap, kusur bulmak için çalışma. Çok da nasihat etme. Kendini sevdir, gerisi gelir.<br />
3. Başkalarının gelinin hakkındaki dedikodularına hemen inanma!<br />
4. Yapabileceğin basit işleri kendin yap, gelininden bekleme! Kendi zamanınla kıyaslama!<br />
5. Gelininden <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/evlilik-nasihati-gelin-icin">gizli</a> oğlunla konuşma ki, gelinin senden endişe etmesin. Sana güvensin.<br />
Yavrularınızın güzel günlerini görmeniz dileğiyle&#8230;<br />
PAYLAŞALIM HERKES OKUSUN.</span></em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/evlilik-nasihati-gelin-icin.html">Evlilik Nasihatı Gelin İçin</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/evlilik-nasihati-gelin-icin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Safvan bin Muattal Kimdir ?</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-safvan-bin-muattal-kimdir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-safvan-bin-muattal-kimdir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2016 21:05:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini konular]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Safvan]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Safvan bin Muattal Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Muattal Kimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=16018</guid>

					<description><![CDATA[<p>ما علمت منه إلا خيرا &#8220;Ben Onun Hakkında Ancak Hayır Biliyorum&#8221; Hz. Muhammed (sav) Adıyaman’da mezarı bulunduğu belirtilen sahabelerden mezarı kesin olarak kaynaklarda aktarılan sahabe Hz. Safvan b. Muattal’dır. Anadolu’daki sahabe mezarlarının bir kısmı konusunda bu kadar şüpheler bulunmasına rağmen, Adıyaman’da bulunan Hz. Safvan b. Muattal’ın kabri konusunda hiçbir ihtilaf bulunmamaktadır. Bütün İslam Tarihi kaynakları &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-safvan-bin-muattal-kimdir.html">Hz. Safvan bin Muattal Kimdir ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ما علمت منه إلا خيرا &#8220;Ben Onun Hakkında Ancak Hayır Biliyorum&#8221; Hz. Muhammed (sav)</p>
<div class="text_exposed_show">
<p>Adıyaman’da mezarı bulunduğu belirtilen sahabelerden mezarı kesin olarak kaynaklarda aktarılan sahabe Hz. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hz-safvan-bin-muattal-kimdir">Safvan</a> b. Muattal’dır. Anadolu’daki sahabe mezarlarının bir kısmı konusunda bu kadar şüpheler bulunmasına rağmen, Adıyaman’da bulunan Hz. Safvan b. Muattal’ın kabri konusunda hiçbir ihtilaf bulunmamaktadır. Bütün İslam Tarihi kaynakları Hz. Safvan b. Muattal’ın Adıyaman’da vefat ettiği konusunda hemfikirdirler. Onun vefat tarihi konusunda ihtilaf olsa da, başka bir yerde vefat ettiğine dair en ufak farklı bir rivayet bile bulunmamaktadır.<br />
Bu anlamda Anadolu coğrafyasını düşündüğümüzde; sahabe kabri olarak Anadolu coğrafyasındaki sahabe kabirleri içinde en kesin olan ilk iki sırayı sayarsak; bu kesinlikle İstanbul Eyüp’teki Hz. Ebu Eyyub El-Ensari’nin mezarı ve Adıyaman’daki Samsat Kâhta arasındaki Hz. Safvan b. Muattal’ın mezarı olmalıdır. Bu konu bu kadar kesindir. Nitekim Adıyaman’daki yöre halkı da Hz. Safvan b. Muattal hakkında “Sahabe-i Paki” şeklinde bir tabir kullanmaktadırlar. Bu tabir, onun ifk hadisesinde Kuran tarafından paklandığını anlatmaktadır.<br />
Hz. Safvan bin Muattal Türbesi Adıyaman&#8217;ın Samsat ilçesine yaklaşık 10.5 km mesafede bulunan, Taşkuyu ve Çiçek Köyleri arasında kalan (Doğanlar Mezrası) mevkide, yüksek bir tepede bulunmaktadır.</p>
<p>Hz. Safvan b. Muattal, Ben-i Süleym Kabilesinde doğmuş olup Hz. Peygamber’in hicretinden yaklaşık 4 yıl sonra Medine’ye gelerek Müslüman olmuş bir sahabedir. Ben-i Süleym, Kays Aylanlar’a mensup kudretli ve isyankâr bir Arap kabilesi olup Arap tarihinde ismi ilk olarak VI. asırda görülen bu kabilenin nesebi şu şekilde verilmektedir; Suleym b. Mansur b. İkrime b. Hasefe b. Kays b. Aylan b. Mudar b. Nizar b. Mad b. Adnan. Buna göre <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hz-safvan-bin-muattal-kimdir">Hz. Safvan</a> b. Muattal ile Hz. Peygamber’in nesebi Adnan’da birleşmektedir. Aynı zamanda Hz. Peygamber’in nenelerinden biri de bu kabiledendir.</p>
<p>Benu Suleym, oldukça kalabalık ve büyük bir Arap kabilesidir. Bu kabileden Benu Zikvan, Benu Buhse, Benu Semmal, Benu Madrut, Benu İmruu’l-Kays, Benu Sureyd, Benu Salebe gibi birçok büyük alt kabile kollarına ayrılmaktadır. Suleym ile Hevazin aynı babanın çocukları oldukları için Hevazin gibi güçlü bir kabile ile de kardeş kabile idiler.</p>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-safvan-bin-muattal-kimdir.html">Hz. Safvan bin Muattal Kimdir ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-safvan-bin-muattal-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teşrik Tekbirleri Yarın Sabah Başlıyor</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/tesrik-tekbirleri-yarin-sabah-basliyor.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/tesrik-tekbirleri-yarin-sabah-basliyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2016 21:15:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bayram namazı kaç rekattır]]></category>
		<category><![CDATA[bayram namazın kılınışı]]></category>
		<category><![CDATA[Tekbirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Teşrik]]></category>
		<category><![CDATA[Teşrik Tekbirleri Yarın Sabah Başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Yarın Sabah Başlıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=15458</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teşrik tekbiri: &#8220;Allahü Ekber Allâhü Ekber Lâ ilâhe İllâllahü Vallâhü Ekber, Allâhü Ekber ve Lillâhi`l-Hamd&#8221; diye söylenir. Anlamı şöyledir: &#8220;Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Allah&#8217;tan başka ilâh yoktur. O Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Hamd Allah&#8217;a mahsustur&#8221;. Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in, kurban bayramının Arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/tesrik-tekbirleri-yarin-sabah-basliyor.html">Teşrik Tekbirleri Yarın Sabah Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/tesrik-tekbirleri-yarin-sabah-basliyor">Teşrik</a> tekbiri: &#8220;Allahü Ekber Allâhü Ekber Lâ ilâhe İllâllahü Vallâhü Ekber, Allâhü Ekber ve Lillâhi`l-Hamd&#8221; diye söylenir.</strong></p>
<p><strong>Anlamı şöyledir:<br />
</strong><br />
&#8220;Allah herşeyden yücedir, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/tesrik-tekbirleri-yarin-sabah-basliyor">Allah</a> herşeyden yücedir. Allah&#8217;tan başka ilâh yoktur. O Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Hamd Allah&#8217;a mahsustur&#8221;.</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in,<strong> kurban bayramının Arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, ikindi namazı da dahil olmak üzere farzlardan sonra teşrik tekbirleri getirdiğine dair rivayetler vardır</strong> (Beyhâkî, es-Sünenü&#8217;l-Kübrâ, Haydarâbâd, 1344, III, 315; Dârekutnî, Sünen, Beyrut, 1966, II, 49).</p>
<p>Buna göre Hanefîlerde tercih edilen görüşe göre arefe günü sabah namazından bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar 23 vakit, her farzın ardından teşrik tekbiri getirmek, kadın erkek her Müslümana vaciptir. Teşrik günlerinde kazaya kalan namaz kaza edilirken teşrik tekbirleri de kaza edilir. Teşrik günleri çıktıktan sonra kaza edilmeleri halinde ise tekbir getirilmez. Namaz kaza edilmedikçe tekbirler kaza edilmez (Serahsî, el-Mebsût, II, 43; İbnü&#8217;l-Hümâm, Fethu&#8217;l-Kadîr, II, 81). Şâfiî mezhebine göre ise teşrik tekbirleri sünnettir (Mâverdî, el-Hâvî, 1994, II, 501).<strong><br />
</strong><br />
<strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/tesrik-tekbirleri-yarin-sabah-basliyor">Kadınlar</a> teşrik tekbirlerini gizli olarak getirirler.</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/tesrik-tekbirleri-yarin-sabah-basliyor.html">Teşrik Tekbirleri Yarın Sabah Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/tesrik-tekbirleri-yarin-sabah-basliyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BAYRAM NAMAZININ KAZASI OLUR MU ?</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazinin-kazasi-olur-mu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazinin-kazasi-olur-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2016 20:38:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[BAYRAM NAMAZININ KAZASI OLUR MU]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram namazı nasıl kılınır ?]]></category>
		<category><![CDATA[bayram namazı saat kaçta]]></category>
		<category><![CDATA[KAZASI OLUR MU]]></category>
		<category><![CDATA[NAMAZININ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=15452</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayram namazının vakti ne zaman başlayıp ne zaman sona erer? Güneş doğup kerahet vakti çıktıktan, yani güneş bir mızrak boyu yükseldikten sonra başlar zeval vaktine kadar devam eder. (Et-Tebyin &#8211; Zeylaî &#8211; Fetâvâ-yi Hindiye) Ama bu hususta, Kurban Bayramı namazını kerahet vakti çıkınca hemen kılmak, Fıtır Bayramı namazını ise biraz geciktirmek efdaldir. (El-Mulâsa &#8211; Bahrirâik &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazinin-kazasi-olur-mu.html">BAYRAM NAMAZININ KAZASI OLUR MU ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bayram-namazinin-kazasi-olur-mu">Bayram</a> namazının vakti ne zaman başlayıp ne zaman sona erer?</strong></em></p>
<p>Güneş doğup kerahet vakti çıktıktan, yani güneş bir mızrak boyu yükseldikten sonra başlar zeval vaktine kadar devam eder. (Et-Tebyin &#8211; Zeylaî &#8211; Fetâvâ-yi Hindiye) Ama bu hususta, Kurban Bayramı namazını kerahet vakti çıkınca hemen kılmak, Fıtır Bayramı namazını ise biraz geciktirmek efdaldir. (El-Mulâsa &#8211; Bahrirâik &#8211; İbn Nüceym.)</p>
<p><em><strong>Bayram namazının kazası olur mu?</strong></em></p>
<p>İmam bayram namazını kıldırdıktan sonra vakit çıksın, çıkmasın Müslümanlardan bir kısmı namaza yetişememişse, artık onu ne yalnız başlarına, ne de cemaat halinde kaza edemezler. (Et-Tebyin &#8211; Zeylai)</p>
<p><em><strong>Bayram <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bayram-namazinin-kazasi-olur-mu">namazı</a> ikinci güne geciktirilebilir mi?</strong></em></p>
<p><strong>Fıtır (Ramazan) Bayramı Namazı</strong> bazı özürlerden dolayı birinci günde kılınamadığı takdirde ikinci günü kılınır. Meselâ, bayramın birinci günü hava kapalı olur da ancak zevalden sonra bayram olduğu tespit edilirse, bu bir özürdür ki namazın ikinci güne kalmasına sebep olur. Üçüncü güne geciktirilmesi caiz değildir. (Fetâvâ-yi Hindiyye &#8211; El-Bedayi&#8217; – Kâsâni.)</p>
<p><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bayram-namazinin-kazasi-olur-mu">Kurban</a> Bayramının </strong>birinci günü namaz kılmaya bir engel çıkarsa, ikinci günü kılınır; ikinci günü de bir özür veya engel çıkarsa üçüncü güne geciktirilir. O günde bir özür çıkarsa, artık dördüncü güne geciktirilmez. Böylece namaz terk edilir. (El-Cevheretü&#8217;n-Neyyire &#8211; Kuduri – Şerhi.) Özürsüz ikinci veya üçüncü güne geciktirilirse, kerahetle caiz olur. Ama Ramazan Bayramı özürsüz ikinci güne geciktirilirse, caiz olmaz ve namaz terk edilir. (Et-Tebyîn &#8211; Zeylai.)</p>
<p>Bir özürden dolayı geciktirilen bayram namazı, ikinci gün yine güneş bir mızrak boyu yükseldikten (yani güneşin doğmasından otuz-kırk dakika geçtikten) sonra kılınır. Tatarhaniyye sahibi de aynı tespiti nakletmiştir.</p>
<p>İmam Ramazan Bayramı namazını abdestsiz kıldırdıktan sonra farkına varırsa, eğer zevalden önce hatırlarsa, namazı iade eder. Zevalden sonra hatırlarsa, artık o gün geçmiş sayılır. İkinci günü kılar.</p>
<p>Abdestsiz kıldığı namaz Kurban Bayramı namazı ise ve imam da bunu ancak zevalden sonra hatırlarsa, kesilen kurbanlar caizdir. Namaz ise ikinci günü iade edilir. İkinci günü hatırlarsa, bu zevalden sonra ise üçüncü güne bırakılır. Zevalden önce hatırlarsa o gün iade edilir. Üçüncü gün zevalden sonra hatırlarsa artık iade edilmez. <em>Ancak birinci günü zevalden önce hatırlar da cemaate durumu bildirirse, o ana kadar kesilen kurbanlar caiz olur, duyulduktan sonra namaz kılınmadan kesilen kurbanlar caiz olmaz.</em> (Fetâvâ-yi Kaadihan &#8211; Fetâvâ-yi Hindiyye.)</p>
<p><em>(Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: II/11-15.)</em></p>
<p><em><br />
(Sorularla İslamiyet)</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazinin-kazasi-olur-mu.html">BAYRAM NAMAZININ KAZASI OLUR MU ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazinin-kazasi-olur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kelime-i Şehadetin ağırlığı</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kelime-i-sehadetin-agirligi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kelime-i-sehadetin-agirligi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Aug 2016 13:52:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kelime-i Şehadet]]></category>
		<category><![CDATA[Kelime-i Şehadet önemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=14929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bir gün, ihlâsla söylenmiş bir kelime-i şehâdetin, âhirette mü&#8217;minin terâzisinin sağ kefesini nasıl yükselteceğini şöyle anlatmışlardır: &#8216;Azîz ve Celîl  olan Allah Teâlâ kıyâmet günü, ümmetimden bir adamı halkın içerisinden alır ve onun için doksan dokuz adet büyük defter açar. Her defter, gözün alabildiği kadar büyüktür. Allah Teâlâ adama sorar: &#8216; Bu defterde &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kelime-i-sehadetin-agirligi.html">Kelime-i Şehadetin ağırlığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/kelime-i-sehadetin-agirligi.html">Resûlüllah</a> (s.a.v.) Efendimiz bir gün, ihlâsla söylenmiş bir <a href="https://sevdalilarmekani.com/kelime-i-sehadetin-agirligi.html">kelime-i şehâdetin</a>, âhirette mü&#8217;minin terâzisinin sağ kefesini nasıl yükselteceğini şöyle anlatmışlardır:</p>
<p>&#8216;Azîz ve Celîl  olan Allah Teâlâ kıyâmet günü, ümmetimden bir adamı halkın içerisinden alır ve onun için doksan dokuz adet büyük defter açar. Her defter, gözün alabildiği kadar büyüktür. Allah Teâlâ adama sorar:</p>
<p>&#8216; Bu defterde yazılı olanları inkâr ediyor musun? Muhâfız kâtiplerim (olmadık şeyler yazarak sana) zulmetmişler mi? Kul:</p>
<p>&#8216; Ey Rabb&#8217;im, hayır, (hepsi doğrudur!) der. Allah Teâlâ sorar:</p>
<p>&#8216; (Bunları işlemenden dolayı beyan edeceğin) bir özrün var mı? Kul:</p>
<p>&#8216; Hayır, ey Rabb&#8217;im, der. Azîz ve Celîl olan Allah Teâlâ:</p>
<p>&#8216; Evet, senin bizim yanımızda (büyük ve makbul) bir de hasenen (iyiliğin) var. Biz bugün sana zulmetmeyeceğiz! buyurur. Hemen bir kart çıkarılır. Üzerinde, &#8216;Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah (Şehâdet ederim ki, Allah&#8217;tan başka ilah yoktur. Ve şehâdet ederim ki, Muhammed Allâh&#8217;ın Resûlü&#8217;dür)&#8217; yazılı.</p>
<p>Sonra Allah Teâlâ buyurur:</p>
<p>&#8216; Ağırlığını (yani amellerini) hazırla! Kul sorar:</p>
<p>&#8216; Ey Rabb&#8217;im! Bu defterlerin yanındaki şu kart da ne? Allah Teâlâ ona:</p>
<p>&#8216; Sana zulmedilmeyecektir! buyurur.</p>
<p>Hemen defterler mîzânın bir kefesine konulur, kart da diğer kefesine. Tartılırlar. Neticede defterler hafif kalır, kart ağır basar. Esasen Allâh&#8217;ın ismi yanında hiçbir şey ağır olamaz!&#8217;</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.faziletnesriyat.com/" target="_blank">Fazilet Takvimi, 2001</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kelime-i-sehadetin-agirligi.html">Kelime-i Şehadetin ağırlığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kelime-i-sehadetin-agirligi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çingene Ali</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/cingene-ali.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/cingene-ali.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Aug 2016 19:14:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çingene Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Çingene Ali kıssası]]></category>
		<category><![CDATA[dinde yaşanmış gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=14754</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun Ama Okuyun Çok Güzel ÇİNGENE ALİ Bir Çingene Ali vardı, umutsuz bir biçimde padişahın kızı Selma&#8217;ya aşık olmuştu&#8230; Öyla ya aşık olduğu padişahın kızı , kendisi ise bir Çingene Ali&#8230; Olacak şey miydi ? Ama aşık olmuştu bir kere Ali, aklı fikri padişahın kızı selma&#8217;da idi&#8230; Kafasını bir oraya vuruyor olmuyor, bir bu yana &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cingene-ali.html">Çingene Ali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><em><strong><span style="color: #000080;"><br />
Uzun Ama Okuyun Çok Güzel<br />
ÇİNGENE ALİ</span></strong></em></div>
<p><span style="color: #000080;">Bir Çingene Ali vardı, umutsuz bir biçimde padişahın kızı Selma&#8217;ya aşık olmuştu&#8230;<br />
Öyla ya aşık olduğu padişahın kızı , kendisi ise bir Çingene Ali&#8230;<br />
</span><span style="color: #000080;">Olacak şey miydi ? Ama aşık olmuştu bir kere Ali, aklı fikri padişahın kızı selma&#8217;da idi&#8230;<br />
Kafasını bir oraya vuruyor olmuyor, bir bu yana vuruyor olmuyor&#8230;<br />
Onu sevenlerden biri &#8221; Sen bir de Abdulkâdir Geylânî kuddise sırruhu&#8217;nun<br />
Halifesi olan <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cingene-ali-kissasi">Ali Heytî</a> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cingene-ali-kissasi">Hazretlerine</a> git be Ali&#8217;m &#8221; dedi.<br />
Ali umutsuz, bîçare Ali Heyti Rahimehullah&#8217;a vardı, meramını anlattı.<br />
Ali Heytî Hazretleri: -Ali, ben ne dersem yapmaya razı mısın padişahın kızına ulaşabilmek için.<br />
dedi. Çingene Ali gözlerini dört açarak: &#8211; Sen bana padişahın kızı Selma&#8217;yı getir;<br />
ne dilersen yaparım, uğruna herşeye hazırım. dedi.<br />
Ali Heyti Hazretleri <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cingene-ali-kissasi">Çingene Ali</a>&#8216;ye: -Ali ben ne dersem yapacaksan bu iş olur;<br />
ama çok önemli şart ne dersem yapacaksın, hem de itirazsız, dedi.<br />
Ali&#8217;nin ise canına minnet, derhal kabul etti bu şartı. Ali Heyti hazretleri,<br />
Çingene Ali&#8217;yi bir dağın tepesindeki mağaraya götürdü. Issız bir yerdi orası ve ona:<br />
Şimdi burada şu kayanın üstüne otur ve kim gelirse gelsin, ne olursa olsun kesinlikle<br />
umursamadan sadece &#8220;Allah&#8221; kelimesini söyle, dedi. Ali şaşkın: &#8211;<br />
Allah demekle padişahın kızının ne alakası var. dedi.<br />
Ali Heyti Hazretleri kızgın: -Ali soru yok!! sen dediğimi yap kız sana gelecek inşaAllah.<br />
dedi. Çingene Ali söylenene uydu: &#8220;Allah Allah Allah&#8221; demeye başladı.<br />
Haftada bir Ali Heyti hazretleri geliyor ve ona yemek getiriyordu.<br />
Çingene Ali, Ali Heyti hazretlerini her gördüğünde: &#8211; Hani, nerede ?<br />
Padişahın kızı ne oldu, niye gelmedi?!! diye soruyor; her defasında<br />
&#8220;Sabret, soru sorma sadece Allah de&#8221; cevabını alıyordu. Ali aşkının<br />
tılsımından bir denileni iki etmiyor, kıza kavuşma ümidiyle,<br />
güvendiği, sözüne inandığı Ali Heyti hazretleri ne derse onu yapıyor ve<br />
&#8220;Allah&#8221; diyordu. Vakit geçti, Ali&#8217;nin namı şehre yayılmaya başladı,<br />
civardan geçen kervanların haber vermesiyle Çingene Ali, &#8221;<br />
Memleketin uzağından gelmiş, ıssız bir mağaraya sığınmış<br />
bir büyük Allah dostu, hiç durmadan Allah diyen bir veli &#8221;<br />
olarak şehirde anılmaya başlanıldı. Öyle ki , onun hakkında,<br />
nice kerametler söylendi, nice kişiler onun tılsımlı nefesinin<br />
kudretinden bahsetmeye başladılar. Bu arada Ali Heyti hazretleri<br />
yine adeti üzere Ali&#8217;nin yanına haftada bir uğruyor yemek getiriyordu.<br />
Çingene Ali Onu her gördüğünde &#8221; Hani kız nerede, niye gelmedi hala?&#8221;<br />
diyordu. Ali Heyti hazretleri ise &#8221; Az kaldı, bekle, Allah de&#8221;<br />
diyordu. Bir gün geldi ki padişahın kızı hastalandı.<br />
Memleketin bütün tabibleri çaresiz kaldılar, hastalık karşısında..<br />
Dediler ki padişaha: &#8211;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cingene-ali-kissasi">Efendim</a> memleketimizin büyüklerinden Allah dostu bir<br />
Ali Heyti Hazretleri var, bir de ona soralım; bu hastalık karşısında biz nâçar kaldık&#8230;.<br />
Padişah, Ali Heyti Hazretlerini davet etti huzuruna. Meramını anlattı.<br />
Ali Heyti Hazretleri: -Padişahım, memleketimizde ün salan ,<br />
bir dağın tepesindeki mağarada sürekli Allah diyen bir kulunuz var belki o bir şeyler yapabilir.<br />
dedi. Zaten padişah o söylenen kişinin namını çoktan duymuştu bile,<br />
derhal buyruk verdi dağa doğru gidilmesi ve o Hazretin ! görüşünün alınması için&#8230;.<br />
Ali Heyti Hazretleri huzurdan ayrıldı ve Çingene Ali&#8217;nin yanına geldi. Ona: &#8211;<br />
Evladım padişah maiyetiyle senin yanına geliyor. Sana ne teklif ederse etsin sakın kabul etme..<br />
toprak, altın, makam.. hiçbirisine iltifat etme ancak kızını teklif ederse zevceliğe ,<br />
senin işin tamamdır, kabul et. dedi. Çingene Ali heyecanlı,<br />
emelinin sarhoşluğunda daha bir şevkle &#8220;Allah&#8221; demeye başladı&#8230;.<br />
Tam kırk gün dolmuştu o paslı mağarada Allah demeye devam edeli,<br />
aklında padişahın kızından başka hiç bir şey yok ve Allah diyordu Ali.<br />
Padişah maiyetiyle mağaraya geldi. Gördüğü manzara: Bir derviş..<br />
hararetle Allah Allah diyor, imrendi ona, ne hoş bir insan,<br />
dünya hiç umurunda değil, dedikleri kadar varmış, ah<br />
nice böyle bir insanla sürekli beraber olsaydım, diye düşündü içinden&#8230;<br />
Çingene Ali&#8217;ye, Ali Heyti Hazretleri padişahın meramını aktardı, padişahın<br />
kızının rahatsızlığından, bütün halkın üzüntülü<br />
olduğundan ve şifanın belki onun duası vesilesi ile Allah&#8217;tan gelebileceğinden bahsetti Ali&#8217;ye..<br />
Ali yüreği yanmış bir halde, sevdiğinin ızdırabını<br />
ciğerlerinde hissetmesine rağmen,<br />
Ali Heyti Hazretlerine verdiği sözü unutmadı ve sadece<br />
&#8221; Allah Allah &#8221; dedi.<br />
Ali Heyti Hazretleri padişaha dönerek: -Padişahım gördüğünüz gibi,<br />
sadece Allah diyor, Ona hediye verseniz iltifatını celbetmek için,<br />
bize yüzünü dönmesi için. dedi. Padişah Ali&#8217;ye mülk hediye etmek istedi.<br />
&#8220;Memleketimin yarısı senin olsun ey Ulu Kişi! &#8221; Ali &#8221; Allah&#8221; dedi&#8230; Padişah makam teklif etti<br />
&#8221; Benim veziri azam&#8217;ım olmaz mısınız ey Ulu Kişi! &#8221; &#8230; Ali &#8221; Allah&#8221;<br />
dedi. Padişah altın dedi &#8221; Ne kadar mal arzu ediyorsanız her istediğinizi<br />
önünüze yığalım ey Ulu Kişi! &#8230;. Ali &#8221; Allah&#8221; dedi&#8230;.<br />
Padişaha yaklaşarak Ali Heyti Hazretleri: -Padişahım bir de kerimenizin izdivacını teklif etseniz dedi.<br />
Padişah düşündü: &#8221; bu erenden daha layık kim olabilirdi ki zaten kızı için,<br />
sürekli &#8220;Allah&#8221; diyen, dünyaya bel bağlamayan, altında devlette gözü olmayan bir Allah Dostu&#8230;<br />
zaten halk ta onu çok seviyor!!&#8221; &#8211; Kızımın, biricik kerimemin nikahını alır mısınız?!!<br />
dedi. Ali şokta&#8230; yanlış mı duymuştu ki; padişah ona,<br />
kızının, Selma&#8217;nın nikahını teklif ediyor ha.. Hem de kime?..<br />
Çingene Ali&#8217;ye öyle mi? Neden neden? Nasıl bir hal bu aman ya Rabbî! Bir çingene Ali,<br />
emeli için kırk gün Allah dedi ve emeline kavuştu&#8230;.. Ali düşündü,<br />
içlice düşündü, içine konuştu, içinde kavruldu: &#8211; Ben ki bir kız için, aşkım için kırk<br />
gün sadece Allah Allah dedim; emelime kavuştum, padişahın kızına kavuştum&#8230;<br />
Ya Rabbî!! Ya Sen&#8217;in için, Şanın için, Sen Sen olduğun için &#8220;Allah&#8221; deseydim&#8230;<br />
Sen her bir emelden öte, en ötede en yakında hakiki hükümdar ve Sevgili&#8217;sin..<br />
Ey şanı Yüce&#8230; Çingene Ali&#8217;nin de, padişahın da Rabb&#8217;i&#8230;.<br />
Çingene Ali herkesin duyabileceği bir sesle &#8220;ALLAH&#8221;<br />
dedi ve oracıkta can verdi&#8230;. Rivayet edilir ki son nefesiyle kutuplar arasında yerini aldı<br />
Çingene Ali namlı, Ali rahimehullah&#8230;. hikayeyi bize bir sohbet<br />
ortamında bir büyük alim zat anlatmıştı. Allah Teala&#8217;ya hakiki manada kul olana,<br />
bütün mahlukat esir olur!&#8230; Hatib ve imam Kuşeyrî&#8217;nin tahric ettikleri<br />
İbni Abbas&#8217;tan gelen bir rivayette Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:<br />
&#8221; Kim âşık olsa, iffetini korusa ve ( aşkını ) gizlese ve bundan dolayı ölse, şehid olduğu halde ölmüştür. &#8220;</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cingene-ali.html">Çingene Ali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/cingene-ali.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cüneyd-i Bağdadi (k.s.) Hayatı/ Bağdat/Irak</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/cuneyd-i-bagdadi-k-s-hayati-bagdatirak.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/cuneyd-i-bagdadi-k-s-hayati-bagdatirak.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Jul 2016 14:14:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyd-i Bağdadi (k.s.) Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyd-i Bağdadi (k.s.) Hayatı/ Bağdat/Irak]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[evliyaların hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ımami rabbanilerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=14132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cüneyd-i Bağdadi (k.s.) Bağdat/Irak Evliyânın büyüklerinden. Tasavvuf ehlinin çok tanınmışlarından olup, Seyyid-üt-Tâife denmekle meşhûrdur. Künyesi, Ebü&#8217;l-Kâsım&#8217;dır. Cüneyd bin Muhammed 822 (H.207)&#8217;de Nehâvend&#8217;de doğdu. Bağdat&#8216;ta büyüdü ve orada yaşadı. 911 (H.298) senesinde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî yedi yaşında iken, mektepten gelince babasının ağladığını görüp, sebebini sordu: &#8220;Zekât olarak dayın Sırrî-yi Sekâtî&#8217;ye birkaç gümüş göndermiştim, almamış. Kıymetli &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cuneyd-i-bagdadi-k-s-hayati-bagdatirak.html">Cüneyd-i Bağdadi (k.s.) Hayatı/ Bağdat/Irak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="js_4" class="_5pbx userContent" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;K&quot;}">
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cuneyd-i-bagdadi-k-s-hayati">Cüneyd-i Bağdadi</a> (k.s.) Bağdat/Irak</p>
<p>Evliyânın büyüklerinden. Tasavvuf ehlinin çok tanınmışlarından olup, Seyyid-üt-Tâife denmekle meşhûrdur. Künyesi, Ebü&#8217;l-Kâsım&#8217;dır. Cüneyd bin Muhammed 822 (H.207)&#8217;de Nehâvend&#8217;de doğdu. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cuneyd-i-bagdadi-k-s-hayati">Bağdat</a>&#8216;ta büyüdü ve orada yaşadı. 911 (H.298) senesinde vefât etti.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî yedi yaşında iken, mektepten gelince babasının ağladığını görüp, sebebini sordu: &#8220;Zekât olarak dayın Sırrî-yi Sekâtî&#8217;ye birkaç gümüş göndermiştim, almamış. Kıymetli ömrümü, Allah adamlarının, beğenip almadığı gümüşler için geçirmiş olduğuma ağlıyorum.&#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Babacığım, parayı ver ben götüreyim.&#8221; deyip dayısının evine gitti. Kapıyı çaldı. Dayısı, kim olduğunu sorunca; &#8220;Ben Cüneyd&#8217;im dayıcığım. Kapıyı aç ve babamın zekâtı olan bu gümüşleri al! &#8221; dedi. Dayısı; &#8220;Almam! &#8221; deyince, Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Adl edip babama emreden ve ihsân edip, seni serbest bırakan Allahü teâlâ için al! &#8221; dedi. Dayısı; &#8220;Allahü teâlâ babana ne emretti ve bana ne ihsân etti? &#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Babamı zengin yapıp, zekât vermesini emretmekle adâlet eyledi. Seni de fakir yapıp, zekâtı kabûl etmek ve etmemek arasında serbest bırakmakla ihsân eyledi.&#8221; dedi. Bu söz Sırrî-yi Sekatî&#8217;nin çok hoşuna gidip; &#8220;Oğlum! Gümüşleri kabûl etmeden önce seni kabûl ettim.&#8221; dedi ve kapıyı açıp parayı aldı.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî dayısına talebe olduktan bir süre sonra onunla berâber hacca gitti. Mescid-i Harâmda dört yüz kadar büyük zât, şükür hakkında konuşuyorlardı. Her zât şükrü târif ve îzâh ettiler. Netîcede dört yüz ayrı îzâh meydana geldi ise de, hepsi de bu târif ve îzâhları yetersiz buldu. Hazret-i Sırrî-yi Sekatî, orada bulunan Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye; &#8220;Mâdem ki buradasın, bu hususta bir de sen bir şeyler söyle.&#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Şükür, Allahü teâlânın ihsân ettiği nîmet ile O&#8217;na isyân etmemek, O&#8217;na isyân için, ihsân ettiği nîmeti sermâye olarak kullanmamaktır.&#8221; buyurdu. Orada bulunanların hepsi bu cevâba çok sevinip; &#8220;Seni tebrik ederiz. Maksadı en güzel şekilde ifâde ettin. Bu, ancak bu şekilde târif edilebilirdi.&#8221; dediler. Sırrî-yi Sekatî; &#8220;Yavrum, öyle anlıyorum ki senin lisanın doğru ve kuvvetli olacak. Böyle güzel söyleyebilmek hâli sana nereden geliyor? &#8221; deyince, Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Sizin sohbetlerinizde bulunmakla efendim.&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cuneyd-i-bagdadi-k-s-hayati">Cüneyd</a>-i Bağdâdî hocasına âid olan evin bir odasında kalırdı. Her an Allahü teâlâyı hatırlardı. Seccâdesi üzerinde, sabaha kadar &#8220;Allah, Allah&#8221; der, aynı abdestle sabah namazını kılardı. Bu hâl senelerce böyle devâm etti.</p>
<p>Bir gece yıkanmak için suya ihtiyâcı oldu. Hava çok soğuk olduğu için; &#8220;Sabah olmasını bekleyeyim, su ısıtırım veya hamama gidip yıkanırım&#8221; dedi. Sonra düşündü ki: &#8220;Ben yıkanmayı tehir için, sabahın olmasını, su ısıtmak, hamama gitmek gibi bir sürü şeyleri istiyorum. Halbuki, Allahü teâlâ bana sâdece bir defâ yıkanmamı emrediyor. Ben de onu tehir için çeşitli bahâneler arıyorum. Benim yaptığım hiç münâsip değil.&#8221; dedi. Hemen, gecelik elbisesi üzerinde olduğu halde, soğuk su ile gusletti.</p>
<p>Tasavvufu, dayısı Sırrî-yi Sekatî&#8217;den öğrendi. Asrının kutbu idi. Binlerce velî yetiştirdi. Otuz defâ yaya olarak hacca gitti. Kerâmetleri, nasîhatları, hikmetli sözleri ve ihlâslı amelleri ile meşhûr oldu. Zâhirî ilimleri, İmâm-ı Şâfiî&#8217;nin talebelerinden Ebû Sevr&#8217;den öğrendi. Ayrıca Hâris-i Muhâsibî, Muhammed Kassâb ve başka zâtlarla da sohbet etti.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri, otuz sene cemâatle namazda ilk tekbiri kaçırmadı. Namazda kalbine dünyâ düşüncesi gelse, o namazı tekrar kılardı. Dâimâ Allahü teâlâyı hatırlardı. Her gün 400 rekat namaz kılardı. Otuz yıl yatsı namazından sonra hiç uyumadan ibâdetle meşgûl oldu.</p>
<p>Hocası Sırrî-yi Sekatî, ona bir meclis kurup, insanlara ilim öğretmesini, nasîhat etmesini söylerdi, fakat o kendini bu işe lâyık bulmayıp, nefsini kötülerdi. Bir Cumâ gecesi Peygamber efendimizi rüyâda gördü. Ona; &#8220;Ey Cüneyd! İnsanlara nasîhat et! Zîrâ senin sözün halkın kalplerinin rahatlık ve ferahlık bulmasına sebeptir. Allahü teâlâ senin sözünü, insanların kurtuluşa ermesi için sebep kılmıştır.&#8221; buyurdu. Uyandı, sabahleyin erkenden hocasının yanına vardı. O hiçbir şey söylemeden; &#8220;Peygamber efendimiz tarafından vazîfelendirilmedikçe, insanlara ilim öğretmekten çekindin.&#8221; dedi. Ertesi gün bir meclis kurup, insanlara Resûlullah&#8217;ın yolunu anlatmaya başladı.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye; &#8220;İhlâsı kimden öğrendiniz? &#8221; diye sorduklarında; &#8220;Mekke-i mükerremede bulunuyordum. Bir berber gördüm. Ona; &#8220;Allah rızâsı için benim saçlarımı düzeltebilir misin? &#8221; dedim. Berber; &#8220;Elbette.&#8221; dedi. O sırada, mevki sâhibi birini traş etmekte idi. Hemen traşını bırakıp; &#8220;Efendi, kalk. Bir kimse Allah için bir şey istedi mi, bütün işler durur, derhal ona bakılır.&#8221; dedi. Sonra berber koltuğuna beni oturtup traş etti. Sonra da bana bir mikdâr altın verip; &#8220;İhtiyaçların için lâzım olur, onlara harcarsın! &#8221; dedi. Ben bu hâle çok hayret edip, elime geçecek ilk parayı kendisine hediye etmeye niyet ettim. Az bir zaman sonra bana Basra&#8217;dan bir kese altın gönderdiler. Hemen götürüp o keseyi ona verince sebebini sordu. Ben de niyetimi açıkladım. Bunun üzerine bana; &#8220;Sen, Allah rızâsı için beni traş et.&#8221; dedin. Ben de o niyetle seni traş ettim. Şimdi bunları alırsam, niyetimde bir değişme olmasından korkuyorum.&#8221; dedi.</p>
<p>Sâlihlerden bir zât rüyâsında Peygamber efendimizi gördü. Cüneyd-i Bağdâdî de yanlarında bulunuyordu. Bu sırada biri gelip, Peygamber efendimize bir suâl sordu. Peygamber efendimiz; &#8220;Bunun cevâbını Cüneyd&#8217;den iste. O cevap versin.&#8221; buyurdular. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Yâ Resûlallah! Sizin mübârek huzûrunuzda ben nasıl konuşabilirim? &#8221; deyince, Peygamber efendimiz; &#8220;Diğer peygamberler ümmetlerinin tamâmı için ne kadar öğünüyorlarsa, ben de, Cüneyd ile o kadar öğünürüm.&#8221; buyurdular.</p>
<p>Zengin bir kimse vardı. Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin huzûruna gelip tövbe etti ve talebeliğe kabûlünü istedi. Malını da fakirlere dağıttı. Bin altını kaldı. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Bu bin altını da Dicle nehrine at.&#8221; buyurdu. O kimse, Dicle kenarına gidip altınları birer birer nehre attı. Geri döndüğünde Cüneyd-i Bağdâdî kendisine heybetle bakıp; &#8220;Niçin hepsini birden atmadın da birer birer sayarak attın? Demek hâlâ, gönlünde onlara muhabbet var.&#8221; buyurdu ve bir müddet kendisini sohbetlere kabûl etmedi. Sonunda o kimse buna da tövbe edip, nihâyet talebeliğe kabûl edildi.</p>
<p>Büyüklerden bir zât, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin yanına gelmişti. Şeytanın, onun yanından hızla kaçtığını gördü. O kimse Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin yanına yaklaşınca, yüz hâllerinden, onun çok öfkelenmiş olduğunu anlayıp, sordu: &#8220;Ey Cüneyd! Biz biliyoruz ki, insan öfkelenince şeytan ona yaklaşır. Fakat görüyorum ki, bu kadar fazla öfkelenmiş olduğunuz halde, şeytan sizden kaçıyor. Bunun hikmeti nedir? &#8221; Cüneyd-i Bağdâdî cevâbında; &#8220;Sen bilmez misin ki, biz kendi nefsimiz için kızmayız. Başkaları, nefsleri için kızarlar. Bunun için de şeytan kendilerine musallat olur. Bizim kızmamız, hep Allah için oduğundan, şeytan bizden kızdığımız zaman kaçtığı gibi başka hiç bir zaman kaçmaz.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;yi tanıyan ve sevenlerden Ebû Amr, bir gün bir ihtiyaç için çarşıya gitmişti. Bir cenâze gördü. &#8220;Cenâze namazına katılayım.&#8221; dedi. Yolda giderken bir kadın görüp ona baktı. Bu yaptığının uygun olmadığını hatırlayıp derhal tövbe etti. Eve geldiğinde yüzünün niçin karardığını sordular. Aynaya baktığında hakîkaten yaptığı o uygunsuz iş sebebiyle yüzünün karardığını anladı. Kırk gün, devamlı olarak bu günahına tövbe ve istiğfâr etti. Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;yi ziyâret etmek hatırına geldi. Bağdat&#8217;a gitti. Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin hânesine varıp kapısını çaldığında, içeriden ona; &#8220;Gel bakalım ey Ebâ Amr! Sen Ruhbe&#8217;de günah işle, biz de Bağdat&#8217;ta bu günâha istiğfâr edelim.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Birisi, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye; &#8220;Gözümü yabancı kadınlara bakmaktan nasıl koruyabilirim? &#8221; diye sordu. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Yabancı kadını gördüğün zaman, Allahü teâlânın seni, senin o kadını görmenden daha iyi gördüğünü hatırla.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Mel&#8217;ûn şeytan, bir üstâdın hizmetçisi kılığında Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin yanına gelip; &#8220;Efendim, size hizmet etmekle şereflenmek, feyiz ve bereketlerinizden istifâde etmek arzusuyla geldim. Lütfen kabûl buyurunuz.&#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî kabûl etti. Şeytan yirmi sene kadar kendisine hizmet etti, ama bir kere olsun vesvese veremedi. Nihâyet ümidini kesip bir gün; &#8220;Ey üstâdım! Siz beni tanıyor musunuz? &#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Ben seni ilk geldiğin gün tanımıştım. Sen iblissin.&#8221; dedi. Şeytan; &#8220;Ey Ebâ Kâsım! Ben senin kadar yüksek makam ve derecelere kavuşmuş olan bir zât daha tanımıyorum.&#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Ey mel&#8217;ûn! Hemen defol git. Şimdi de kendimi beğenme, ucub gibi bir duruma düşürmek ve beni mahvetmek arzusundasın değil mi? Bu çirkin maksadına kavuşamayacaksın. Haydi defol! &#8221; buyurdu.</p>
<p>Hayr-ün Nessâc bir gün evinde oturuyordu. Kalbine; &#8220;Ebü&#8217;l-Kâsım Cüneyd-i Bağdâdî kapıdadır. Çıkıp karşılayayım.&#8221; diye bir düşünce geldi. &#8220;Fakat o buraya gelmez. Kalbime gelen düşünce vesvesedir.&#8221; deyip o düşünceyi kalbinden attı. Biraz sonra aynı düşünce yine geldi. Yine attı. Üçüncü defâ gelince; &#8220;Çıkıp bakayım.&#8221; dedi. Çıktı, Cüneyd-i Bağdâdî kapıda idi. Ona selâm verdi ve; &#8220;Ey Hayr! Kalbine ilk geldiği zaman niçin kalkıp kapıyı açmadın? &#8221; buyurdu.</p>
<p>Bir gün sohbetinde bulunanlardan biri, kendisini imtihan için yanına geldi ve bir suâl sordu. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Bu suâle söz ile mi, yoksa mânevî olarak mı cevap verelim? &#8221; dedi. O kimse; &#8220;İki şekilde de cevap ver.&#8221; deyince, Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Keşke kendi kendini deneseydin. O zaman beni denemeye lüzum görmezdin. Mânevî cevap istiyorsan, böyle yapmakla artık bizim yolumuzdan ayrıldın. Allahü teâlânın dostlarını tecrübe etmeye, onları yaralamaya senin gücün yetmediğini bilmez misin? &#8221; buyurdu. Bunun üzerine hemen o kimsenin yüzü, simsiyah olup, kalbindeki bir parça yakîn de kayboldu. O kimse çok pişman olup yaptığına tövbe etti. Çok istiğfâr etti. Cüneyd-i Bağdâdî yine de o kimseye merhamet edip teveccüh etti. O kimsenin hâli bundan sonra daha düzgün oldu.</p>
<p>Kelâm ehlinden İbn-i Küllâb, bozuk fırkalar hakkında reddiyeler yazıyordu. Bâzı kimseler ona, tasavvuf ehlini de yazmasını söylediler. &#8220;Bunların reisleri kimdir? &#8221; diye sordu. Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;dir dediler. İbn-i Küllâb, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye birisini gönderip görüşlerinin ne olduğunu öğrenmesini söyledi. Cüneyd-i Bağdâdî buna buyurdu ki: &#8220;Bizim yolumuz, bâkî olanı, fânî olandan ayırmak, bâkî olan için, faydası olmayan her şeyden uzak durmaktır.&#8221; Bu cevap, İbn-i Küllâb&#8217;a gelince; &#8220;Bu nasıl bir şeydir ki, bizim bunu anlamamız dahi imkânsız.&#8221; deyip, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin bulunduğu meclise gitti. Ona tevhîd hakkında bir suâl sordu. Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin verdiği cevaptan hayrette kalıp; &#8220;Bu cevâbı tekrarlar mısınız? &#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî daha değişik bir şekilde cevap verdi. İbn-i Küllâb&#8217;ın hayreti daha da artıp; &#8220;Bu cevâbı da tekrar eder misiniz? &#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî bu sefer de daha başka bir şekilde cevap verdi. İbn-i Küllâb; &#8220;Söylediklerinizi kavrayabilmem, ezberleyebilmem imkânsız. Bâri bunları söyleyin de yazayım.&#8221; dedi. Hazret-i Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Eğer, bütün bunları söyleyen, ben olsaydım yazdırırdım.&#8221; buyurdu. Bunun üzerine İbn-i Küllâb, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin büyüklüğünü kabûl ve ona hayranlığını îtirâf etti.</p>
<p>Ebû Amr isminde bir zât bir sene hacca gidiyordu. Vedâlaşmak için Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye uğradı. İhtiyacı olmadığı hâlde, bereket olarak yanında bulunması için kendilerinden bir dirhem borç istedi. Fakat yanlarında hiç para olmadığını da biliyordu. Buna bir müddet baktılar. Sonra cebinden bir dirhem çıkarıp ona verdiler. Hacca gitti. Döneceği zaman, Medîne-i münevverede; Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye bir yüzük alıp hediye götürmek aklına geldi. Yüzüğü aldı. Bağdat&#8217;a döndü. Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin ziyâretine gitti, fakat yüzüğü evde unuttu. &#8220;Neyse şimdi yüzükten hiç bahsetmem, sonra ziyâret ettiğimde yüzüğü takdim ederim.&#8221; dedi. Ziyâret ettiğinde; &#8220;Efendim! Hacca giderken sizden ödünç olarak aldığım bir dirhemi iâde etmek istiyorum.&#8221; dedi. O da; &#8220;Biz onu, Medîne-i münevvereden getirip de evde unuttuğunuz yüzük gibi unuttuk, o zaman hediye etmiştik.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Çocuğu kaybolan bir kadın, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye gelip çocuğunun bulunması için duâ taleb etti. Cüneyd-i Bağdâdî duâ etti. Çocuk bulundu.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî bir gece uyandı. Uyumak istiyor, uyuyamıyordu. Oturmak istiyor, oturamıyordu. Bir zaman sonra kapıyı açıp dışarı çıkınca; birinin üzerine bir aba örtüp, büzüldüğünü gördü. Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;yi görünce başını kaldırdı ve; &#8220;Ey efendim! Bu kadar bekletilir mi? &#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Gece geç vakitte geldiniz.&#8221; buyurdu. O kimse; &#8220;Kalplere hareket veren Allahü teâlâdan, sizin kalbiniz bana teveccüh etsin diye taleb ettim.&#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Ne istiyorsunuz? &#8221; diye sordu. O kimse; &#8220;Nefsin hastalığına ilaç yok mudur? &#8221; deyince, Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Nefsin ilacı, isteklerine muhâlefet etmektir.&#8221; buyurdu. Bunun üzerine o kimse, kendi kendine; &#8220;Ey ahmak nefsim! Bunu ben sana kaç defâ söyledim. Ama sen Cüneyd&#8217;den duymayınca inanmadın.&#8221; dedi.</p>
<p>Bir gün Cüneyd-i Bağdâdî câmide iken bir zât içeri girdi ve iki rekat namaz kıldı; sonra bir kenara çekildi. Biraz sonra, işâret ile Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;yi yanına çağırdı. Yanına gittiğinde; &#8220;Ey Ebü&#8217;l-Kâsım! Allahü teâlâya ve dostlara kavuşma vaktim yaklaştı. Vefâtımdan sonra yıkanmam, kefenlenmem ve defnim bittikten sonra senin yanına bir genç gelir, elbisemi, asâmı ve su kabımı ona verirsin. O, Allahü teâlâ katında mânevî derecesi olan birisidir.&#8221; dedi. O zât vefât edip, gömüldükten sonra Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin yanına bir genç geldi ve; &#8220;Emânet nerede ey Ebü&#8217;l-Kâsım? &#8221; dedi. O da; &#8220;Sen bunu nereden biliyorsun? Bize söyle.&#8221; deyince; &#8220;Falanca yerde bulunuyordum. Gizliden bir ses bana; &#8220;Kalk! Cüneyd&#8217;e git. Ondaki şu şu emâneti al. Sen ebdal denilen evliyâdan birinin yerine tâyin edildin.&#8221; dedi. Bunun üzerine Cüneyd-i Bağdâdî emânetleri ona verdi. O genç gusül abdesti aldıktan sonra, o elbiseleri giyip, gitti.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî bir yolculuğu sırasında Kûfe&#8217;ye uğradı ve şehrin ileri gelenlerinden birisinin sarayını gördü. Saray çok güzel ve süslü, kapısında hizmetçiler vardı. Penceresinde birisi şu mânâda şiir söylüyordu: &#8220;Ey Saray! Sana hüzün, gam, keder, girmez. Zaman senin sâkinlerine, içindekilere bir şey yapmaz. Sen muhtaçlar için ne güzel bir konaksın.&#8221; Aradan bir müddet geçtikten sonra Cüneyd-i Bağdâdî oraya tekrar uğradı. Bu sefer o sarayı öncekinden daha başka buldu. Kapısı kararmış, içinde yaşayanlar dağılmış, o güzelim saray perişan virâne bir vaziyetteydi. O manzara lisan-ı hâl ile sanki şunları fısıldıyordu: &#8220;Bu sarayın güzellikleri gitti. Yerini gördüğün şu manzara, aldı. Zaman içerisinde hiçbir şey aynı iyi hâl üzere kalmaz. İşte gördüğün şu saray güzel durumunu bu yalnızlık, gariplik hâline, sevincini gam ve kedere bıraktı.&#8221; Cüneyd-i Bağdâdî sarayın kapısını çaldı. İçeriden gâyet zayıf bir sesle birisi; &#8220;Buyurun.&#8221; deyince; &#8220;Bu sarayın o güzelliğine ne oldu? Nerede onun o parlak hâli, nerede onun içerisinde en kıymetli elbiselerle gezinenler, hani o gelip giden ziyâretçileri? &#8221; diye sordu. O şahıs ağlayarak; &#8220;Efendim! Onlar burada emânetçi olarak kalıyorlardı. Ömürleri bitip, bu dünyâdan âhirete göçtüler. Dünyânın hâli böyledir. Ona gelen gider. Bu dünyâ kendisine iyilik edenlere kötülük eder.&#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Daha önce buraya uğradığımda birisi bu sarayın penceresinde; &#8220;Ey saray! Sana hüzün, gam ve keder girmez, diyordu.&#8221; deyince, o şahıs ağlayıp; &#8220;Vallahi şiiri okuyan bendim. Bu sarayın sâkinlerinden benden başka kimse kalmadı. Ah! Dünyâya aldananlara yazık! &#8221; dedi. Bunun üzerine Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Bu harâbe, virâne olmuş yerde nasıl kalıyorsun, kalbin nasıl rahat ediyor? &#8221; diye sorunca; &#8220;O nasıl söz. Burası sevdiklerimin evi değil mi? Bu onların yâdigârı hâtırasıdır.&#8221; dedikten sonra, şu mânâda bir şiir okudu: &#8220;Bana dediler, sen sevdiklerinin bulunduğu yerlerde durmayı seviyorsun, ben dedim, her ne kadar buralarda onlarla buluşamıyorsam da, onların kalbimde yerleri büyüktür. O hâlde onların gezip dolaştıkları yerlere olan sevgisi sebebiyle kalbim bağlı iken, bu virâneyi nasıl terkederim? &#8221; Onun bu sözleri Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye çok tesir etti. Sevgisini samîmi bir dille anlatması, virâne olmasına rağmen sevdiklerine bağlılıkta gösterdiği sabır bakımından hoşuna gitti.</p>
<p>Gıybetten çok sakınırdı. Bir gün Şenûziyye mescidinde oturmuş cenâze namazı için cemâat bekliyordu. Bu sırada bir fakir gördü. Hâlinden ibâdet ehli olduğu anlaşılıyordu. Fakat dilenmek ile meşguldü. Kendi kendine; &#8220;Bu adamcağız böyle dileneceğine çalışıp nefsini bu hâle düşmekten korusa daha iyi olmaz mı? Üstelik sağlığı da yerinde.&#8221; diye düşündü. O gece ibâdet yapmak için kalkamadı ve rüyâsında bir tepsi içinde o fakirin eti sunularak; &#8220;Ye bunu.&#8221; dediler. &#8220;Ben onun gıybetini yapmadım ki.&#8221; diyecek oldu. &#8220;Senin gibisinin böyle düşünmesi bile hoş değil, derhal git ondan helâllik dile.&#8221; dediler. Sabah olunca o adamın peşine düştü. Bir yerde bakla yaprağı topladığını gördü. Yanına sokulup selâm verdi. Ona; &#8220;Bir daha böyle yapacak mısın? &#8221; diye sordu. Cüneyd-i Bağdâdî de; &#8220;Hayır.&#8221; karşılığını verdi. &#8220;Allah beni de seni de bağışlasın.&#8221; diye duâ etti.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî bir gün Câfer Huldî&#8217;ye bir dirhem verdi ve bir mikdâr incir almasını söyledi. O da alıp geldi ve önüne koydu. Cüneyd-i Bağdâdî ondan bir tâne alıp orucunu açmak için ağzına götürdü. O sırada ağlamaya başladı, inciri ağzından çıkarıp attı. Su ile de ağzını iyice çalkaladı. Câfer Huldî; &#8220;Niçin böyle yaptınız? &#8221; dediğinde; &#8220;Otuz seneden beri hep incir yemek istedim. O zamandan beri de hiç yemedim. Bugün nefsim ağır bastı ve ondan yemek istedim. Ağzıma aldığım zaman gizliden bir ses bana şöyle dedi: &#8220;Allah için yemesini bıraktığın şeyi yemeye utanmıyor musun? &#8221; Bunun üzerine onu ağzımdan çıkarıp attım. Onu yemeyi sözde durmamak kabûl ettim. Bu da bir hıyânettir. Hâin olan kimse de, Allah katında sevilen biri olamaz.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî, tasavvuf yolunda olmasına rağmen ulemâ elbisesi ile dolaşırdı. &#8220;Niye sofilerin hırkası gibi hırka giymiyorsun? &#8221; diye soranlara; &#8220;Hırka ve yamalı elbise giymenin bir işe yarayacağını bilsem, demirden ve ateşten elbise yaptırıp giyerim. Ama kalbime; îtibâr hırkaya değil, yanık kalbedir, şeklinde de bir ilhâm geliyor.&#8221; karşılığını verdi.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî bir gün arkadaşı büyük velî Ebû Bekir Şiblî&#8217;yi; &#8220;Lâ havle velâ kuvvete illâ billah.&#8221; derken gördü. Ona; &#8220;Bu söz canı sıkılanların kelâmıdır. Can sıkıntısı ise kazâya rızâ göstermemekten kaynaklanır.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Bir kimse, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye; &#8220;Bu zamanda hakîki kardeşlikler azaldı. Nerede o, Allah için yapılan kardeşlikler? &#8221; deyince, Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Eğer senin sıkıntılarına katlanacak, ihtiyaçlarını giderecek birini arıyorsan, bu zamanda öyle bir kardeşi, arkadaşı bulamazsın. Ama, kendisine Allah için yardım edeceğin, sıkıntılarına Allah rızâsı için katlanacağın bir kardeşlik istiyorsan böyleleri çoktur.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Bir kimse Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;den duâ istediğinde şöyle duâ ederdi:</p>
<p>&#8220;Allahü teâlâ senin kalbini dağınık etmesin. Seni, kendisinden alıkoyan her şeyden kurtarsın. Kendisine kavuşturan şeylere kavuştursun. Seni mâsivâdan (kendisinden başka şeylerden) kurtarıp, kendisiyle meşgul eylesin. Sana kendisiyle berâber olmaya lâyık bir edep ihsân eylesin. Kalbinden, râzı olmadığı, beğenmediği şeyleri çıkarıp, kendi rızâsını koysun. Seni kendisine ulaştıran yola kavuştursun.&#8221;</p>
<p>Bir gün; &#8220;Derecesi hocasının derecesinden yüksek olan talebe var mıdır? Diye Sırrî-yi Sekatî hazretlerine sordular; &#8220;Evet vardır. Cüneyd&#8217;in derecesi benden yüksektir.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye; &#8220;Rızkımızı arıyoruz.&#8221; dediklerinde; &#8220;Nerede olduğunu biliyorsanız, orada arayınız? &#8221; buyurdu. &#8220;Allahü teâlâdan istiyoruz.&#8221; dediklerinde, &#8220;Eğer sizi unutmuş sanıyorsanız, hatırlatınız! &#8221; buyurdu. &#8220;Tevekkül ediyoruz, bakalım ne gönderecek? &#8221; dediklerinde; &#8220;İmtihan ederek, deneyerek tevekkül etmek, îmânda şüphe bulunmasını gösterir.&#8221; buyurdu. &#8220;O hâlde ne yapalım? &#8221; dediklerinde; &#8220;Emrettiği için çalışmalı, rızk için üzülmemeli, tedbirlerin arkasında koşmamalıdır. Rızk için Allahü teâlânın verdiği söze güvenmelidir. Emrine uyarak çalışanı, rızkına ulaştırır.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî hastalanmıştı. Vefâtından önce, Ebû Muhammed Cerîrî başucunda idi. Cüneyd-i Bağdâdî, Kur&#8217;ân-ı kerîm okuyordu. Hatmi tamamlayıp tekrar başladı. O zaman Ebû Muhammed Cerîrî: &#8220;Efendim zâten çok hâlsizsiniz. Kendinizi fazla yormasanız&#8230;&#8221;dedi. Ona; &#8220;Ey Ebû Muhammed! Şu anda bunlara benden daha çok ihtiyâcı olan kim vardır? Bak işte vefâtıma az kaldı.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî, vefât edeceği zaman çok üzgündü. Talebeleri korkup; &#8220;Efendim! Bizim ümidimiz, sizin şefâatiniz bereketi ile kurtulmaktır. Sizin ise ızdıraplı ve üzüntülü bir hâliniz var. Bu hâliniz bizim yüreğimizi parçalıyor.&#8221; dediler. Bunlara cevâben; &#8220;Ey dostlarım! Ben, yetmiş senelik ibâdet ve tâatımdan ve sizlere üstâd olmak ile kazandıklarımın hepsini, bir kıl ile asılmış olduğunu ve rüzgâr esmesi ile bir tüy misâli sallandığını hissediyorum. Bu esen rüzgârın, red rüzgârı mı, yoksa kabûl yeli mi olduğunu bilmiyorum.&#8221; buyurdu. Biraz sonra; &#8220;Allah! &#8221; diyerek rûhunu teslim etti. Vefât ettiğinde 91 yaşındaydı.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;yi yıkayan kimse, mübârek gözlerinin içine su ulaştırabilmek için uğraştı ise de, mümkün olmadı. Gizliden bir ses duydu; &#8220;Kendini yorma! Cüneyd&#8217;in gözü Allahü teâlânın zikri ile kapanmıştır. O&#8217;nun dîdârını görmeden açılmaz.&#8221; diyordu. Yıkayan kimse, parmaklarını da açmak için çalıştı. Fakat; &#8220;Kendisi açmayınca açılmaz.&#8221; diye bir nidâ geldi. Mübârek vücûdu yıkandı, kefenlendi ve cenâze namazını oğlu kıldırdı. Cenâze namazında bulunanların sayısı sayılamayacak kadar çoktu. Hocası ve dayısı Sırrî-yi Sekatî&#8217;nin kabrinin yanına defnedildi.</p>
<p>Vefâtından sonra büyük zâtlardan biri kendisini rüyâda görüp; &#8220;Münker ve Nekir&#8217;in suâllerine nasıl cevap verdin? &#8221; diye sordu. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;O iki melek bana gelip, men Rabbüke (Rabbin kim)? Dediler. Ben, Allahü teâlâ benim rûhumu yaratıp, Elestü birabbiküm (Ben sizin Rabbiniz değil miyim)? Diye sorduğu zaman, ben, evet, sen bizim Rabbimizsin, cevâbını vermiştim. Sizin, şimdi tekrar sormanızın mânâsı nedir? &#8221; dedim. Böyle deyince beni bırakıp gittiler.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;yi rüyâsında gören bir başka zât ona; &#8220;Allahü teâlâ sana nasıl muâmele eyledi? &#8221; diye sordu. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;İlim, mârifet dolu sözlerimin hiç faydası olmadı. Öğrendiğim kıymetli bilgiler işime yaramadı. Yalnız gece vakti kıldığım namazlar imdâdıma yetişti. Onun için akıllı insan sâlih ameli terk etmemeli, hâllerden, mânâlardan uzak olmamalıdır.&#8221; buyurdu.</p>
<p>Ebû Câfer el-Haddâd diyor ki: &#8220;Eğer akıl, bir insan olsaydı, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin sûretinde ve şeklinde olurdu.&#8221;</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;den bir kimse bir şey istese onu boş çevirmez, ona faydalı olmaya çalışırdı ve; &#8220;Ben, Peygamber efendimizin güzel ahlâkına uymaya çalışıyorum.&#8221; buyururdu.</p>
<p>Alâüddevle bir gün, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin vaktiyle çile çekmiş olduğu odaya girdi. Burada, ona fevkalâde bir zevk hâli hâsıl oldu. Sonra, Cüneyd&#8217;in mezarına gitti. Orada, önceki zevki bulamadı. Sebebini hocasına sordu. &#8220;O zevkler, Cüneyd sebebi ile mi hâsıl oldu? &#8221; dedi. &#8220;Evet.&#8221; dedi. &#8220;Ömründe birkaç gün kaldığı yerde zevk hâsıl olduğuna göre, senelerce birlikte bulunduğu bedeni yanına gidince, elbette daha çok zevk hâsıl olmak lâzım gelir. Belki, mezarı başında başka şeyleri görerek, ona teveccühün azalmış olabilir.&#8221; dedi.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye; &#8220;Hiç ibâdet ve tâat yapmadan karşılıksız olarak Allahü teâlânın lütfuna kavuşmak mümkün müdür? &#8221; diye sordular. Cevâbında; &#8220;Zâten gelen bütün nîmetler, bütün iyilikler, hep Allahü teâlânın lütfudur. Bu kadar âciz ve zavallı olan insanların yaptıkları ibâdet ve tâatlerin, O&#8217;nun lütfu olan nîmetlere karşılık olması mümkün müdür? &#8221; buyurdu.</p>
<p>Hazret-i Cüneyd, dükkanına girip kapıyı örter, içerde uzun süre namaz kılardı. Buyururdu ki: &#8220;Pazarda öyle kimse tanıyorum ki, her gün üç yüz rekat namaz kılmakta ve otuz bin tesbih okumaktadır.&#8221; Âlim ve ârifler bunun kendisi olduğunu bildirmişlerdir.</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî buyurdu ki:</p>
<p>&#8220;İnsanları Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak yol, yalnız Muhammed aleyhisselâmın yoludur. Bundan başka olan dinler, inançlar, rüyâlar çıkmaz sokaktır. İnsanı saâdete kavuşturmazlar. Kur&#8217;ân-ı kerîmin ahkâmını öğrenmeyen ve hadîs-i şerîflere uymayan kimse câhil ve gâfildir. Buna uymamalıdır.&#8221;</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye; &#8220;Tevâzu nedir? &#8221; diye sordular. Cevâbında; &#8220;Şefkat ve merhamet kanatlarını (ana kuşun yavrularını koruyabilmek için üzerlerine germesi gibi) mahlûklar üzerine germen ve herkese karşı yumuşak davranmandır.&#8221; buyurdu.</p>
<p>&#8220;Rabbim beni serbest bıraksa bir dilekte bulunmam. Kulun dilemesi olmaz. O&#8217;nun dilediğini yapardım.&#8221;</p>
<p>&#8220;Her kim gördüğünden ibret almazsa, onun görmemezliği görmesinden üstündür.&#8221;</p>
<p>&#8220;İbâdet etmek bakımından dünyânın bir saati, kıyâmetin bin senesinden daha iyidir. Zîrâ bu bir saatte, sâlih faydalı amel işlenebilir. Hâlbuki kıyâmetin o bin senesinde bir şey yapılamaz. O halde, ey mümin kardeşim! Vaktini boş şeylerle geçirme! Zamânının kıymetini bil ve en iyi şeyler için kullan! Namazlarını vaktinde kıl ki, kıyâmet günü pişman olmayasın ve büyük sevâba kavuşasın! &#8221; &#8221;</p>
<p>Kendisine gelip duâ talep edenlere Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri şöyle duâda bulunurdu: &#8220;Cenâb-ı Hak, kendisine kavuşturan şeyleri yapmayı nasib etsin! Cenâb-ı Hak zenginliğini kalbine koysun! Seni bütün kötülüklerden alıp, kendisiyle meşgûl kılsın! Sana büyük edep ihsân etsin! Kalbinden râzı olmayacağı şeyi çıkarıp rızâsını koysun. Seni kendine varan en güzel ve doğru yola iletsin.&#8221;</p>
<p>&#8220;İnsanı Allahü teâlâya kavuşturan yol, Peygamber efendimizin izinde bulunanların gittiği yoldur. Bu yola bütün kötü yollar kapalıdır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bir kimse, Allahü teâlâya kavuşmak yolunda, milyonlarca sene sıdk ve ihlâs ile yürüse ve bir an geri dönse, kaybı kazancından fazladır.&#8221;</p>
<p>&#8220;İnsanın, Allahü teâlâya kavuşturan yolda yürümesi, Peygamber efendimize ve O&#8217;nun hakîkî vârisi olan büyük âlimlere tam tâbi ve teslim olmakla mümkündür. Şüphe çukuruna ve bid&#8217;at karanlığına düşmüş olanlar bu yolda yürüyemezler.&#8221;</p>
<p>&#8220;Allahü teâlânın rızâsına nasıl kavuşulur? &#8221; diye sorulunca; &#8220;Dünyâya düşkün olmayı terket, kavuşursun. Nefsin hevâsına uyma ulaşırsın.&#8221; buyurdu.</p>
<p>&#8220;Belâ ve musîbet, âriflerin kandili, müridlerin uyanıklığı, gâfillerin de helâkıdır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Tasavvuf yollarından yalnız Resûlullah&#8217;ın izinde gidenlerin yolu, insanı kemâle ulaştırır. Başka yollar çıkmaz sokağa benzer.&#8221;</p>
<p>&#8220;Kur&#8217;ân-ı kerîmin çizdiği sınırları gözetmeyen ve hadîs-i şerîfleri bilmeyen kimse, mürşid, yol gösterici olamaz. Çünkü tasavvuf yolu, Allahü teâlânın kitâbına ve Resûlullah&#8217;ın sünnetine bağlıdır. Tasavvuf büyükleri, dîne uyan âlimlerdir. Resûlullah&#8217;ın vârisleridir. Sözlerinde, işlerinde ve huylarında hep Resûlullah&#8217;a uyarlar. Yâ Rabbî! O büyüklerden feyz almamızı, bereketlenmemizi nasîb eyle. Âmin! Her zaman söylüyorum ve bildiriyorum ki, Resûlullah&#8217;a uymakta gevşeklik eden, O&#8217;nun sünnet-i seniyyesini terk eden mutasavvıf olamaz. Onu Allah adamı sanmayınız! Onun dünyâdan kaçınır görünmesine, hârikalar göstermesine aldanmayınız! Onun zühd ve tevekkül ve mârifetler anlatan sözlerini kendinden bilmeyiniz! &#8221; &#8221;</p>
<p>&#8220;Ey tasavvuf yolunda bulunanlar! Eğer Allahü teâlâyı tanıdığınızı ve O&#8217;na tâzimde bulunduğunuzu söylüyorsanız, yalnız bulunduğunuz zaman Allahü teâlâya karşı tavrınıza bakınız. Yiyip içmenizde, yatıp kalkmanızda, konuşmanızda ve bütün işlerinizde vakitlerinizi Allahü teâlânın râzı olduğu ve beğendiği işlere sarfedebilirsiniz. Bunları, niyetlerinizi düzelterek yapabilirsiniz. Çünkü ameller niyetlere göredir. Bu bakımdan yemek yerken, su içerken lezzet almak için değil de, ibâdete kuvvet kazanmak, elde ettiği enerji ile daha iyi ibâdet edebilme niyetiyle yiyip içmelidir. Uykuyu, üzerindeki yorgunluk ve bıkkınlığı giderip, ibâdeti daha zinde ve râhat bir şekilde yapabilmek niyetiyle uyumalıdır. Diğer bütün işleri ve edindiği mesleği helâl kazanmak niyetiyle yapmalıdır. Bütün yapılan bu işler, niyeti düzeltmek sûretiyle ibâdet olur. Bir insan hâlis niyetle yaptığı işler sebebiyle sevâba kavuşur. Bu sebeple kalp nûrlanır. Bu nûr, nefse sirâyet eder. O kimse mânevî kirlerden temizlenir. Beşerî tabîatı, melek tabîatı gibi olur. Artık elinde olmadan tâatları, Allahü teâlânın beğendiği işleri yapar. Elinde olmadan ister istemez kötülüklerden sakınır.&#8221;</p>
<p>Birisi yanına gelip; &#8220;Bana nasîhat et.&#8221; deyince; &#8220;Kim sana Allah yolunu gösterirse, onunla berâber ol ve kim sana dünyâ yolunu gösterirse ondan uzak dur.&#8221; buyurdu.</p>
<p>&#8220;Tasavvuf nedir? &#8221; diye soran bir kimseye şöyle cevap verdi: &#8220;İnsanların rızâsını bırakıp, Allahü teâlânın rızâsını aramak, kötü huyları terkedip, nefsânî olan işlerden uzaklaşmak, rûhu yükselten vasıflar kazanmaya gayret etmek, hakîkî ilimlere sarılmak, hep en uygun şekilde hareket etmek, herkese nasîhatta bulunmak, Allahü teâlâya verilen ahidde durmak, Muhammed aleyhisselâmın dînine uymaktır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Kimde şu dört haslet bulunursa, bu hasletler o kimseyi yüksek derecelere kavuşturur. Hem Allahü teâlânın katında, hem de insanlar yanında kıymeti çok olur. 1. Hilm (yumuşaklık ve sabır) sâhibi olmak, 2. İlim sâhibi olmak, 3. Cömert olmak, 4. Güzel ahlâk sâhibi olmak. Yine dört haslet vardır ki, bu hasletler de sâhibini en aşağı derecelere düşürür. Allahü teâlâ katında ve insanların yanında sevilmeyen birisi olur. 1. Kibir (büyüklenme), 2. Ucb (amellerini beğenmek), 3. Cimrilik, 4. Kötü ahlâk.&#8221;</p>
<p>Tasavvufun ne olduğu sorulduğunda, şöyle cevap verdi: &#8220;Tasavvuf on şeyi içerisine alan bir isimdir. Birincisi, dünyâdan (lâzım olan) az bir mikdârı edinmek. İkincisi, kalbin Allahü teâlâya güvenip dayanması. Üçüncüsü, tâat olan Allahü teâlânın beğendiği şeylere rağbet etmek. Dördüncüsü, yediği içtiği ve kullandığı şeylerin helâlden olmasında titiz davranmak. Beşincisi, kalbin Allahü teâlâ ile meşgûl olması. Altıncısı, gizli olarak Allahü teâlâyı hatırlamak. Yedincisi gerçek ihlâsa sâhib olmak. Sekizincisi, şek ve şüpheden uzak, kat&#8217;î bir îmâna sâhib olmak. Dokuzuncusu, tam bir teslimiyetle Allahü teâlâya yönelmek. Onuncusu, ihtiyaçlarını başkasından istemeyip, şikâyette bulunmamak. Kimde bu on haslet bulunursa, tasavvuftan söz etmeye lâyıktır. Yoksa yalancıdır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Allahü teâlânın ihsân ettiği nîmetlerin çokluğunu göreceksin. Bir de, O&#8217;na karşı yaptığın ibâdet ve tâatlardaki kusurlarını göreceksin. Bu iki görüş arasında meydana gelen hâle hayâ denir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Kulluk, her an Allahü teâlâya muhtâc olduğunu bilmek ve O&#8217;nun Resûlüne tam tâbi olmaktır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Allahü teâlâ her şeyi kıymetli yaratmıştır, ama bir şeyi en kıymetli yaratmıştır. O da vakittir. Vakit zâyi olursa tekrar elde edilmesi mümkün değildir. Bunun için en kıymetli şey vakittir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Müslüman temiz toprağa benzer. Temiz toprağa her şey atılır. Ezilip, hakâret görür. Lâkin ondan hep güzel, temiz, faydalı şeyler çıkar.&#8221;</p>
<p>&#8220;Rızâ, belâyı nîmet saymaktır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Tasavvuf, kalbi temizlemek ve her an Allahü teâlâ ile olmaktır.&#8221;</p>
<p>&#8220;İhlâs; ameli, Allahü teâlâ için olmayan karışık düşünce ve niyetlerden arındırmaktır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Birbirlerine muhabbet ve dostlukları çok kuvvetli olan iki kardeşten birinin, diğerinden az da olsa çekinmesi, mutlaka birinin kusuru sebebiyledir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Fakirlik, kimseden bir şey istememek ve kimseye îtirâz etmemektir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bir kimsenin havada bağdaş kurup oturduğunu görseniz, İslâmiyetin emir ve yasaklarına uymaktaki hassâsiyetine bakınız. Eğer bu tam ise ona uyabilirsiniz. Eğer emir ve yasaklara uymakta (çok az da olsa) bir gevşekliği varsa hemen ondan uzaklaşınız, çünkü zararı dokunur.&#8221;</p>
<p>&#8220;Namazda kalbime dünyâ düşüncesi gelse, o namazı tekrar kılardım. İşin esâsı nefse uymamaktır.&#8221;</p>
<p>&#8220;İlim, kendi haddini bilmek; tasavvuf, kalbi temizlemektir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Allahü teâlâdan gâfil olmak, ateşte olmaktan beterdir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Şükretmek, kendini bu nîmete ehil ve lâyık görmemektir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sabır, yüzü ekşitmeden, acıyı yudum yudum içine sindirmektir.&#8221;</p>
<p>Vakit Geldi</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî, insanlara ilim öğretmek için bir meclis kurdu. Herkes bu sohbetlere gelip istifâde etmeye başladı. Bir gün hıristiyan fakat hıristiyan olduğuna dâir görünüşte bir alâmeti bulunmayan bir genç, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin sohbet ettiği meclise gelip, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye şöyle dedi: &#8220;Ey üstâd! Hazret-i Peygamber buyuruyor ki: &#8220;Müminin firâsetinden korkunuz. Çünkü o, Allahü teâlânın nûru ile bakar.&#8221; Bunun mânâsı nedir? &#8221; Cüneyd-i Bağdâdî bir müddet sustu. Sonra başını kaldırıp; &#8220;Müslüman ol. Müslüman olmak zamânın geldi.&#8221; buyurdu. Meğer o genç hıristiyan imiş. Hemen zünnârını kesip orada müslüman oldu. İmâm-ı Yâfiî buyuruyor ki: &#8220;İnsanlar, bu hâdisede, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin bir kerâmeti var zanneder. Halbuki, bu hâdisede onun iki kerâmeti vardır. Birisi, o gencin hıristiyan olduğunu bilmesi, diğeri de, gencin, müslüman olma vaktinin geldiğini bilmesidir.&#8221;</p>
<p>Esas Hasta Benmişim</p>
<p>Bir zaman Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin gözlerinde ağrı meydana geldi. Tabib çağırdılar, gelen tabib, hıristiyan idi. Muâyene edip; &#8220;Gözlerinize su değdirmeyeceksiniz.&#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Su değdirmesem nasıl abdest alırım? &#8221; deyince, tabib; &#8220;Gözleriniz size lâzım ise su değdirmeyeceksiniz.&#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî abdest alıp namaz kıldı ve namazdan sonra bir mikdâr uyudu. Uyandığında gözlerinde hiç ağrı kalmamıştı. O anda duyduğu ses; &#8220;Yâ Cüneyd! Sen bizim için gözlerini fedâ ettiğin için, biz de senden o ağrıyı aldık.&#8221; diyordu. Bir zaman sonra hıristiyan tabib tekrar geldi. Baktı ki gözleri tamâmen iyi olmuş. Hayret edip; &#8220;Nasıl yaptın da iyi oldu? &#8221; dedi. Cüneyd-i Bağdâdî olanları anlatınca, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin elini öpüp îmân etti ve; &#8220;Esas ağrıyan göz sizinki değil benim gözlerim imiş. Hakikatleri göremiyen ben imişim&#8221; dedi.</p>
<p>Şeytanın Pisliği</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin talebelerinden biri şeytanın vesvesesine kapılıp; &#8220;Artık ben kemâle geldim. Sohbete devâm etmeme lüzum kalmadı.&#8221; deyip kendi başına bir yere çekildi. Benlik ve gururundan dolayı şeytânî bir rüyâ gördü. Rüyâsında, bağlık bahçelik içinde güzel nehirler ve çok lezzetli yemekler yediğini gördü. Bu rüyâyı hakîkat zannedip, kibiri daha da arttı ve bu hâlini arkadaşlarına anlattı. Onlar da Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye arzettiklerinde, Cüneyd-i Bağdâdî çok üzüldü ve anlatılan kimsenin yanına gitti. Baktı ki o kimseyi şeytan aldatmış, Ona; &#8220;Seni bu gece Cennet&#8217;e götürürlerse, Cennet&#8217;e vardığında üç defâ Lâ havle oku.&#8221; buyurdu. Hakîkaten o kimseyi rüyâsında Cennet&#8217;e götürdüler. O kimse Cennet&#8217;e vardığında üç defâ Lâ havle okudu. Gördüklerini ve kendisinde hâsıl olan şeytânî hâllerin hepsini unuttu. Bir anda kendisinin pislik ve çöplük içerisinde olduğunu gördü. Uyandığında gördüklerini hatırladı ve içine düştüğü hatâyı anladı. Çok pişman olup tövbe etti ve Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin elini öptü. Sohbetlere devâm edip, talebeler arasındaki yerini aldı. Hazret-i Cüneyd-i Bağdâdî buyurdu ki: &#8220;Herkese bir mürşid-i kâmil lâzımdır. Aksi halde mel&#8217;ûn şeytan gelip kendisine musallat olur ve insan maazallah ona tâbi olur.&#8221;</p>
<p>Kimsenin Görmediği Yerde&#8230;</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin bir talebesi vardı. Bütün iyilik ve fazîletler onda mevcuttu. Sonradan gelmesine rağmen Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri onu pek ziyâde seviyor, diğer talebeler bu hâli çekemiyorlardı. Talebelerinin bu hâli Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye mâlûm oldu. Talebelerinin eline birer kuş verdi ve; &#8220;Her biriniz bu kuşları kimsenin görmediği bir yerde boğazlayıp getirsin.&#8221; buyurdu. Hepsi de kendilerine verilen kuşları aldılar, varıp ıssız bir mahalde boğazlayıp getirdiler. Yalnız o talebesi boğazlamadan getirdi. Cüneyd-i Bağdâdî; &#8220;Niçin boğazlamadın? &#8221; buyurdu. &#8220;Hocam! Siz; &#8220;Kuşları kimsenin görmediği bir yerde boğazlayın.&#8221; demiştiniz. Ben ise ıssız bir yer bulamadım. Her yeri Allahü teâlâ görüyor.&#8221; deyince, Cüneyd-i Bağdâdî buyurdu ki: &#8220;Arkadaşınızın firâsetini gördünüz mü? &#8221; Bunun üzerine; tövbe edip boyunlarını büküp, Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinden affedilmelerini dilediler.</p>
<p>Bana Da Bir Şey Var Mı?</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî ordu ile bir sefere katıldı. Ordu kumandanı ona bâzı şeyler gönderdi. O da istemeyerek alıp, asker ve gâzilerin muhtaçlarına dağıttı. Bir gün öğle namazını kıldıktan sonra oturup; &#8220;Niçin o şeyi kabûl ettim? &#8221; diye kendi kendini kınıyordu. O sırada uykusu gelip uyudu. Rüyâsında, çok süslü bir takım köşkler gördü. &#8220;Bunlar kimin? &#8221; diye sordu. &#8220;Gâzilere dağıtılan malın sâhiplerinin&#8221; denildi. &#8220;Onlarla birlikte bana da bir şey var mı? &#8221; diye sordu. Ona içlerinde en güzel ve büyük olanı gösterip; &#8220;İşte bu senindir.&#8221; dediler. O; &#8220;Bana onlardan üstün tutulmamın ve en iyisinin bana verilmesinin sebebi nedir? &#8221; diye sorunca; &#8220;Onlar mallarını sevap bekleyerek verdiler. Bu sebeple verilen saraylar, ona göredir. Sen ise, o malı kabûl etmekle yanlış bir iş yapmaktan korkarak, nefsini sîgaya, hesâba çekerek dağıttın. İşte Allahü teâlâ bu hâline, böyle düşünmene kat kat sevap verdi.&#8221; dediler.</p>
<p>Yâ Rabbî</p>
<p>Cüneyd-i Bağdâdî her zaman şöyle duâ ederdi: &#8220;Allah&#8217;ım sana dâimâ ve büyüklüğüne lâyık bir hamdle hamd olsun. Resûlullah efendimize, Ehl-i beytine, Eshâbına, O&#8217;nun yardımcılarına hayır duâlar olsun.</p>
<p>Yâ Rabbî! Yerde ve gökte sana itâat edenlere merhamet eyle. Ey kerîm olan Allah&#8217;ım! Lütuf ve keremin hürmetine bütün günahlarımızı, hatâ ve kusurlarımızı affeyle. Yaptığımız zulüm ve haksızlıklar sebebiyle olan kul borçlarından bizi kurtar. Kereminle eğriliklerimizi düzelt. Kötülüklerimizi iyiliğe tebdîl eyle.</p>
<p>Ey dilediğini yok ve var eden Allah&#8217;ım! Kalan ömrümüzde bizi kötülüklerden koru. Râzı olmadığın, beğenmediğin şeyleri bize çirkin göster, beğendiklerini sevdir. Bizlere râzı olduğun işleri yapmayı nasîb eyle. Vefâtımıza kadar bu hâlimizi dâim eyle. İrâdelerimizi bu hususta kuvvetlendir, niyetlerimizi sağlamlaştır. Bunlar için kalbimizi ıslâh eyle. Uzuvlarımızı bu işlere sevkeyle. Bizi muvaffak kıl ve işlerimizde yardım eyle.</p>
<p>Yâ Rabbî! Bize senden utanmayı, beğendiğin her söze koşmayı ihsân eyle. Seçtiklerine, sevdiklerine nasîb ettiğin, beğendiğin işleri yapma ve seni devamlı anma hâlini, sırf senin için yapılan amellerin en güzelini yapmayı ömrümüzün sonuna kadar devâm etmeyi nasîb eyle. Ölümümüzü iyi eyle. Ölümü bize ikram, ihsân, sana yakınlık ve sevinç eyle; pişmanlık, üzüntü eyleme. Kabirlerimize neşe ve sevinç ile girmek nasîb eyle. Kabirlerimizi Cennet bahçeleri ve rahmetinin indiği yerler eyle. Orada bizi korkudan emin eyle. Dirilteceğin güne kadar bizi emin ve kalpleri huzurlu olanlardan eyle.</p>
<p>Ey mahlûkâtı, geleceğinden şüphe olmayan günde toplayacak olan Allah&#8217;ım! Bizim o günden aslâ şüphemiz yoktur. O günün korkularından emin kıl ve sıkıntılarından kurtar. O günün büyük sıkıntısını bizden kaldır. Bizi Muhammed aleyhisselâmın yanında bulunanların arasına kat.</p>
<p>Allah&#8217;ım! Hesâbımızı kolay eyle. Lütfunla kereminle muâmele eyle. Bize amel defterimizi sağ tarafımızdan ver. Sıratı çabuk geçen ve gıbta edilenlerden eyle. Tartı gününde sevâbımızı ağır kıl. Cehennem&#8217;in sesini bize işittirme. Cehennem&#8217;den ve Cehennem&#8217;e yaklaştıracak işlerden ve sözlerden kurtar. Lütuf ve kereminle bizi Cennet&#8217;te kendilerine ihsânda bulunduğun peygamber, sıddıklar, şehîdler ve sâlihler ile berâber eyle. Onlarla arkadaş olmak ne güzel.</p>
<p>Yâ Rabbî! Orada bizi, babalarımız, annelerimiz, yakınlarımız ve çoluk çocuğumuzla en güzel bir hâlde berâber bulundur. Dünyâda iken bizimle ülfetleri, yakınlıkları olanları da bize kat. Onları umduklarına kavuştur. Dilediklerinden fazlasını ver. Dünyâdan îmânla ayrılan bütün mümin erkek ve kadınlara rahmetinle muâmele eyle. Onlardan hayatta olanların günahlarını affeyle, tövbelerini kabûl eyle. Zulüm ve haksızlığa uğrayanlara yardım et. Hastalarına şifâ ver. Bize ve onlara nasûh tövbe etmek nasîb et. Çünkü sen, çok ihsân sâhibisin ve her şeye kâdirsin.</p>
<p>Yâ Rabbî! Senin yolunda cihâd edenlere yardım eyle. Hem idâreciyi hem de idâre edileni ıslâh eyle. Müslümanların işlerini üzerine alanlara, müslümanlara karşı şefkat ve merhamet nasîb et.</p>
<p>Yâ Rabbî! Sözlerimi birleştir. Bizden fitneyi gider. Belâlardan kurtar. Bize müslümanlar arasında ihtilaf gösterme. Bizleri sana yaklaştıran şeylerde birleştir.</p>
<p>Yâ Rabbî! Bizi aziz kıl, zelîl kılma. Bizi, senin rızâna götüren dünyâ ve âhiret işlerinde birleştir. Bu ancak senin yardımınla olur.</p>
<p>Yâ Rabbî! Bize, senden korkmayı, sana tâzim ve hürmeti, sevdiklerine lütfettiğin mârifet ve nîmetlerini bize ihsân ve bunları devamlı eyle.</p>
<p>Yâ Rabbî! Bedenlerimize, bütün kardeşlerimize, bizden sonra gelecek çoluk çocuğumuza, yakınlarımıza, sıhhat ve âfiyet ihsân eyle. Bu âfiyeti diğer bütün mümin erkek ve kadınlara da ver.&#8221;</p>
<p>1) Tabakât-us-Sûfiyye; s.155<br />
2) Hilyet-ül-Evliyâ; c.10, s.255<br />
3) Sıfat-us-Safve; c.2, s.270<br />
4) Tabakât-ül-Kübrâ; c.1, s.98<br />
5) Vefeyât-ül-A&#8217;yân; c.1, s.373<br />
6) Tabakât-üş-Şâfiiyye; c.2, s.260<br />
7) Târih-i Bağdâd; c.7, s.241<br />
8) Tabakât-ı Hanâbile; c.1, s.128<br />
9) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; (48. Baskı) s.1048<br />
10) Eshâb-ı Kirâm; s.210<br />
11) Kıyâmet ve Âhıret; s. 66, 67, 68 192, 195, 321,<br />
12) Tezkiret-ül-Evliyâ; s.223<br />
13) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c.1, s.383<br />
14) Nefehât-ül-Üns; s.81<br />
15) El-Bidâye ve&#8217;n-Nihâye; c.11, s.113<br />
16) Keşf-ül-Mahcûb; s.242<br />
17) Tabakât-us-Sûfiyye; (Abdullah-ı Ensârî); s.161<br />
18) Şezerât-üz-Zeheb; c.2, s.229<br />
19) Risâle-i Kuşeyrî; s.105<br />
20) Hadâik-ul-Verdiyye; s.56<br />
21) Mu&#8217;cem-ül-Müellifîn; c.3, s.162<br />
22) Keşf-üz-Zünûn; s.1727, 1806<br />
23) Ravdât-ul-Cennât; s.164<br />
24) Brockelman; Gal-1, 199, Sup-1, 345; Iı, 214<br />
25) Rehber Ansiklopedisi; c.3, s.257, 258<br />
26) Hazînet-ül-Asfiyâ; c.1, s.81<br />
27) Dirâsât fît-Tasavvuf-il-İslâmî; s.235<br />
28) Tabakât-ül-Evliyâ; s.127<br />
29) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.3, s.121<br />
30) Ravd-ur-Reyyâhîn</p>
<div class="_5wpt"></div>
</div>
<div class="_3x-2"></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cuneyd-i-bagdadi-k-s-hayati-bagdatirak.html">Cüneyd-i Bağdadi (k.s.) Hayatı/ Bağdat/Irak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/cuneyd-i-bagdadi-k-s-hayati-bagdatirak.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram namazı nasıl kılınır ?</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazi-nasil-kilinir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazi-nasil-kilinir.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Jul 2016 01:38:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bayram namazı kılmak]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram namazı nasıl kılınır ?]]></category>
		<category><![CDATA[bayram namazı niyeti nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[bayram namazlarında hangi dualar okunmalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=14028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayram, sevinç günü demektir. Topluca kılınan bayram namazları; Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberliğin güzel bir göstergesidir. Bayramlar Müslümanları birbirine yaklaştıran, dargınlıkları ortadan kaldıran, kardeşlik duygularını kuvvetlendiren önemli günlerdir. Bayramlar, Allah&#8217;ın mü&#8217;min kullarına birer ziyafet günleridir. Bayram sabahı erkenden kalkmalı, yıkanıp temizlenmeli, en iyi ve temiz elbiseleri giyerek güzel kokular sürünmelidir. Yılda iki dini bayramımız vardır: &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazi-nasil-kilinir.html">Bayram namazı nasıl kılınır ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bayram-namazi-nasil-kilinir">Bayram</a>, sevinç günü demektir. Topluca kılınan bayram namazları; Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberliğin güzel bir göstergesidir. Bayramlar Müslümanları birbirine yaklaştıran, dargınlıkları ortadan kaldıran, kardeşlik duygularını kuvvetlendiren önemli günlerdir. Bayramlar, Allah&#8217;ın mü&#8217;min kullarına birer ziyafet günleridir.</p>
<p>Bayram sabahı erkenden kalkmalı, yıkanıp temizlenmeli, en iyi ve temiz elbiseleri giyerek güzel kokular sürünmelidir.</p>
<p>Yılda iki dini bayramımız vardır:</p>
<p><b>1) <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bayram-namazi-nasil-kilinir">Ramazan Bayramı</a>.</b></p>
<p><b>2) <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bayram-namazi-nasil-kilinir">Kurban</a> Bayramı,</b></p>
<p>Cuma namazı farz olan kimselere, bayram namazlarını kılmak vaciptir. Bayram namazı, iki rekattır. Cemaatle kılınır. Bayram namazlarında ezan okumak, ikamet getirmek yoktur. Bayram hutbesi sünnettir ve namazdan sonra okunur. Cuma hutbesi ise farzdır, namazdan önce okunur.</p>
<p>Diğer namazlardan farklı olarak bayram namazlarının birinci rek&#8217;atında üç, ikinci rek&#8217;atında da üç kere olmak üzere fazladan altı tekbir alınır. Bunlara &#8220;Zevaid&#8221; tekbirleri denir.</p>
<p>+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++</p>
<p><b><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bayram-namazi-nasil-kilinir">Bayram Namazının Kılınışı</a> Birinci Rek&#8217;at:</b></p>
<p>1) Cemaat düzgün sıralar halinde imamın arkasında yer alır ve <b>&#8220;Niyet ettim Allah rızası için Ramazan yada Kurban Bayramı namazını kılmaya, uydum imama&#8221;</b> diye niyet eder.</p>
<p>2) imam <b>&#8220;Allahu Ekber&#8221; </b>deyip ellerini yukarıya kaldırınca. Cemaat de <b>&#8220;Allahu Ekber&#8221;</b>diyerek ellerini yukarıya kaldırıp göbeği altına bağlar.</p>
<p>3) Hem imam, hem de cemaat gizlice <b>&#8220;Sübhaneke&#8221;yi </b>okur. Bundan sonra üç kere tekbir alınır. Tekbirlerin alınışı şöyledir:</p>
<p>Birinci Tekbir: imam yüksek sesle, cemaat da onun peşinden gizlice <b>&#8220;Allahu Ekber&#8221;</b>diyerek (iftitah tekbirinde oldugu gibi) ellerini yukarıya kaldırıp sonra aşağıya salıverirler. Burada kısa bir süre durulur.</p>
<p>ikinci Tekbir: ikinci defa <b>&#8220;Allahu Ekber&#8221; </b>denilerek eller yukarıya kaldırılıp yine aşağıya salıverilir ve burada da birincide oldugu kadar durulur.</p>
<p>Üçüncü Tekbir: Sonra yine <b>&#8220;Allahu Ekber&#8221; </b>denilerek eller yukarıya kaldırılır ve aşağıya salıverilmeden bağlanır.</p>
<p>4) Bundan sonra imam, gizlice <b>&#8220;Euzü Besmele&#8221;, </b>açıktan Fatiha ve bir sure okur .(Cemaat bir şey okumaz, imamı dinler)</p>
<p>5) Rüku ve secdeler yapılarak ayağa (ikinci rek&#8217;ata) kalkılır ve eller bağlanır.</p>
<p><b>Bayram Namazının Kılınışı İkinci Rek&#8217;at:</b></p>
<p>6) imam gizlice Besmele, açıktan da Fatiha ve bir sure okur. Sure bitince imam yüksek sesle, cemaat da içinden</p>
<p>(birinci rek&#8217;atta oldugu gibi) üç kere daha tekbir alır, üçüncü tekbirden sonra eller bağlanmadan, dördüncü tekbir ile rükua varılır,.sonra da secdeler yapılarak oturulur.</p>
<p>7) Oturuşta. İmam ve cemaat, Ettehiyyatü. Allahumme salli, Allahumme barik ve Rabbena atina&#8230; duasını okuyarak önce sağa, sonra sola selam verip namazı bitirirler. Namazdan sonra hutbe okunur. Kurban bayramı namazının kılınışı da bunun gibidir. Sadece niyeti değişiktir.</p>
<p><b>Toplum Barısı Açısından Bayramın Önemi</b></p>
<p>Bayram; Allah’ı bir, Peygamberi bir, Kitabı bir, aynı kıbleye yönelen, aynı heyecanı taşıyan Müslümanların sevinçlerini paylaştığı mukaddes bir gündür.</p>
<p>Mü&#8217;minler; Allah&#8217;ın emrini yerine getirmek maksadıyla, bir ay boyunca imsak vaktinden aksama kadar en tabii hakları olan yemeyi, içmeyi terk ederek insani adeta melekleştiren oruç ibadetinin manevi zevkini duyarlar.</p>
<p>&#8220;Düşmanla savaşın küçük cihat, nefisle savasın büyük cihat&#8221; olarak kabul edildiği bu mücadelede mü&#8217;minler büyük bir zafer kazanarak kulluk imtihanında gösterdikleri basarının sevincini taşırlar.</p>
<p>Çok mübarek bir gün olan bayramda, kutsal mekânlar olan camilerde topluca ibadet etmenin suruna eren Müslümanların arsa yükselen tekbir sesleri, kalbilerimizdeki imanın açık bir delili, yan yana gelerek. Omuz omuza vererek cemaat halinde kılınan bayram namazları Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberliğin en güzel göstergesidir.</p>
<p>Yüce Allah Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;de:</p>
<p>&#8220;Şüphesiz mü&#8217;minler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin&#8230;&#8221; (53) buyurarak bütün Müslümanların kardeş oldugunu bildirmiş, birbiri ile dargın olanlar varsa, bunların aralarının düzeltilmesini diğer Müslümanlara görev olarak vermiştir.</p>
<p>Müslümanların birlik ve beraberliği üzerine titreyen Sevgili Peygamberimiz de, din kardeşliğine gölge düşüren davranışlardan sakınmanın gereğine dikkatimizi çekerek söyle buyurmuştur:</p>
<p>&#8220;<b>Bir müslümanın din kardeş ile üç günden fazla dargın durması helal olmaz.</b><em>&#8220;</em> (54)</p>
<p>Dargınlığın uzun süre devam etmesinin, çok büyük bir günah oldugunu da su sözleri ile ifade etmiştir:</p>
<p>&#8220;<b>Bir kimse Müslüman kardeşi ile bir sene küs durursa, onun kanını dökmüş gibi günaha girmiş olur.</b>&#8221; (55)</p>
<p>Müslümanların arasının açılmasına ve toplumda birlik ruhunun zayıflamasına sebep olan kin, haset ve düşmanlık duygularını kalplerimizden söküp atarak bunların yerine insan sevgisini ve kardeşlik duygularını yerleştirip, dargınlıklara son verdiğimiz takdirde, bayram iste o zaman gayesine ulaşmış olacaktır.</p>
<p>Dinimiz bütün Müslümanları tek bir vücut olarak kabul eder, insan vücudunun bir tarafında meydana gelen rahatsızlığı vücudun diğer kısımları hissettiği gibi, dünyanın neresinde olursa olsun herhangi bir müslümanın karsılaştığı sıkıntıyı da diğer Müslümanların yüreklerinde hissetmesi gerekir. Bugün en çok muhtaç oldugumuz şey bu sura sahip olmaktır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazi-nasil-kilinir.html">Bayram namazı nasıl kılınır ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bayram-namazi-nasil-kilinir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOK İBRETLİK BİR KISSA</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/cok-ibretlik-bir-kissa.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/cok-ibretlik-bir-kissa.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jun 2016 20:24:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOK İBRETLİK BİR KISSA]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ilim ögrenme derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13973</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÇOK İBRETLİK BİR KISSA Medine halkından Salebe, cami kuşu denecek kadar sofu bir insandı. Ne var ki, bir ara nefsinin ve şeytanın verdiği telkine uyarak ne pahasına olursa olsun zengin olma hevesine kapıldı. Hatta hayırlı ise olsun bile demiyor, sadece zengin olmayı kafasına koymuş bulunuyordu. Bu yüzden tam üç defa Efendimiz (sas) Hazretleri’ne müracaat ederek &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cok-ibretlik-bir-kissa.html">ÇOK İBRETLİK BİR KISSA</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ÇOK İBRETLİK BİR <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cok-ibretlik-bir-kissa">KISSA</a></p>
<p>Medine halkından Salebe, cami kuşu denecek kadar sofu bir insandı. Ne var ki, bir ara nefsinin ve şeytanın verdiği telkine uyarak ne pahasına olursa olsun zengin olma hevesine kapıldı. Hatta hayırlı ise olsun bile demiyor, sadece zengin olmayı kafasına koymuş bulunuyordu.<br />
Bu yüzden tam üç defa Efendimiz (sas) Hazretleri’ne müracaat ederek zengin olmak için dua istemişti.<br />
&#8211; Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, beni zengin ederse fakirin hakkını fazlasıyla da veririm, diyecek kadar da teminat vermişti.<br />
Efendimiz (sas) <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cok-ibretlik-bir-kissa">Hazretleri</a> ise “Şükrünü yaptığın az mal, şükrünü yapamadığın çok maldan hayırlıdır!” sözleriyle ikazda bulunmuşsa da, ısrarını sürdüren Salebe’nin istediği duayı nihayet yapmış:<br />
&#8211; &#8220;Salebe’ye istediği malı ver ya Rab!&#8221; diye niyazda bulunmuştu.<br />
O sıralarda koyun alan Salebe’nin sürüsü kısa zamanda öylesine çoğaldı ki, camiden çıkmayan Salebe, artık cumaya dahi gelemiyor, çölde sürüsünün peşinde sürüklenip gidiyordu.<br />
Efendimiz (asv) artık camide görünmeyen Salebe’yi soruyor: “Çölde koyunlarının peşinde dolaşıyor.” denince de: “Yazık oldu Salebe’ye.” diye hayıflanıyordu.<br />
Zekat ayetleri geldikten sonra Efendimiz (asv) servet sahiplerine zekat memurları gönderdi. Fakirlerin haklarını alıp hazineye getirecekler, oradan da muhtaçlara taksim edilecekti. Salebe’ye de zekat memuru gönderdi. Onu çölde sürüsünün peşinde bulan zekat memurları anlattılar.<br />
&#8211; &#8220;Malı çok olanların, kırkta birini yoksulun hakkı olarak ayırıp vermesi gerekiyor. Biz bunu alıp götürmek üzere geldik.&#8221;<br />
Salebe, servet sahibi olduktan sonra değişmişti. Öyle her isteyene mal verecek kadar da ürkek biri değildi artık. Nitekim zekat memurlarına ağızlarının payını vermekte(!) çekinmedi:<br />
&#8211; &#8220;Çölde aç susuz dolaşarak kazanan benim. Size ne oluyor ki gelip benden haraç istiyorsunuz? Bu sizin istediğiniz haraçtan başka bir şey değildir.&#8221; diyerek Resulüllah (asv)’ın gönderdiği zekat memurlarını eli boş çevirdi.<br />
Salebe’nin zekat memurlarını reddini duyan Resulüllah (sas) Hazretleri:<br />
&#8211; &#8220;Yazık oldu Salebe’ye!&#8221; diye üzüntüsünü tekrarladı.<br />
Bu olay üzerine Tevbe Sûresi’ndeki ayetler geldi:<br />
&#8211; &#8220;Münafıklardan bazıları da mal mülk verip zengin ettiği takdirde Allah’a daha çok itaat edip, fakirlere daha çok yardım edeceklerine söz verirler de, Allah onlara istediklerini ihsan edince verdikleri sözleri unuturlar, cimrilik edip yoksulun hakkını vermezler!&#8221; (Tevbe, 9/75 ve 76)<br />
Ayetler, verdiği sözünde durmayarak yoksulun hakkını vermeyen Salebe’nin münafıklar sınıfına geçtiğini işaretliyordu. Bunu üzüntü ile anlayan bir yakını, gidip derhal zekatını vermesini, yoksa gelen ayetlerle münafıklardan biri olarak damgalanmış olacağını hatırlattı. Akrabasının bu zorlaması üzerine zekatını alıp Medine’ye gelen Salebe, Resulüllah Hazretleri’ne (asv) istenen yardımı getirdiğini ifade etti. Ancak Resulüllah üzüntülü bir eda ile:<br />
&#8211; &#8220;Senin yardımını alamam artık Salebe, malınla geldiğin yere dön!&#8221; buyurdu.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cok-ibretlik-bir-kissa">Resulüllah</a>’ın (sas) ahirete teşrifinden sonra Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer’e de sırasıyla müracaat eden Salebe, malının zekatını getirmişti ama:<br />
&#8211; &#8220;Resulüllah’ın kabul etmediğini biz de kabul edemeyiz.&#8221; diyerek, zoraki bir duyguyla getirdiği yardımını halifeler de almadılar.<br />
Nihayet Hazret-i Osman (ra) zamanında, son nefeslerini verdiği sıralarda Salebe’nin kulaklarında Resulüllah’ın yaptığı ikazlar yankılanıyordu:<br />
&#8211; &#8220;Şükrünü yaptığın az mal, şükrünü yapamadığın çok maldan hayırlıdır!&#8221;<br />
Ama vakit çok geçti. Salebe zekatını gönül arzusuyla vermeyen cimri zenginlere ibret olacak bir örneği teşkil edecekti artık, tarih boyunca.</p>
<p>Kaynak; Taberânî, Beyhakî,<br />
Okuduysanız Paylaşalım<br />
Bu ibretlik kıssayı Herkes Okusun.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cok-ibretlik-bir-kissa.html">ÇOK İBRETLİK BİR KISSA</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/cok-ibretlik-bir-kissa.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çok Güzel Kıssa</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/cok-guzel-kissa.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/cok-guzel-kissa.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2016 20:24:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Güzel Kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyci kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[güzel kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[hayata bağlayan kıssalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13819</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok Güzel Kıssa.. Avrupada bir müslüman abdest alırken yanına bir yahudi yaklaşır ve ona şöyle der. Siz müslümanlar kirli ayaklarınızı ellerimizi, yüzümüzü yıkadığımız temiz yerlere koyuyorsunuz. Müslüman peki söyle bakalım sen günde kaç defa yüzünü yıkıyorsun diye sorar. Yahudi şaşırır ama cevap verir sabahları bir kez bazen ihtiyaç olursa 2 defa der. Avrupalı müslüman lafı &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cok-guzel-kissa.html">Çok Güzel Kıssa</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cok-guzel-kissa">Güzel</a> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cok-guzel-kissa">Kıssa</a>..<br />
Avrupada bir müslüman abdest alırken yanına bir yahudi yaklaşır ve ona şöyle der.<br />
Siz müslümanlar kirli ayaklarınızı ellerimizi, yüzümüzü yıkadığımız temiz yerlere koyuyorsunuz. Müslüman peki söyle bakalım sen günde kaç defa yüzünü yıkıyorsun diye sorar. Yahudi şaşırır ama cevap verir sabahları bir kez bazen ihtiyaç olursa 2 defa der. Avrupalı <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cok-guzel-kissa">müslüman</a> lafı yapıştırır, Biz müslümanlar ayağımızı Günde 5 defa yıkıyoruz. Şimdi söyle bakalım hangisi daha temiz, senin yüzün mü yoksa benim ayağım mı der..</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cok-guzel-kissa.html">Çok Güzel Kıssa</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/cok-guzel-kissa.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevlana Sözleri</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/mevlana-sozleri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/mevlana-sozleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Jun 2016 15:53:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[hz mevlan gerçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana kıssaları]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana sözleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13775</guid>

					<description><![CDATA[<p>-&#8220;Oruç, can gözünün açılması için bedenleri kör eder. Senin gönül gözün kör de, o yüzden kıldığın namazlar, yaptığın ibadetler sana o aydınlığı vermiyor, hakîkati göstermiyor.&#8221; &#8212;-&#62;Hz. Mevlana&#60;&#8212;-</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/mevlana-sozleri.html">Mevlana Sözleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>-&#8220;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/mevlana-sozleri">Oruç</a>, can gözünün açılması için<br />
bedenleri kör eder.<br />
Senin gönül gözün kör de,<br />
o yüzden kıldığın <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/mevlana-sozleri">namaz</a>lar,<br />
yaptığın ibadetler sana o<br />
aydınlığı vermiyor,<br />
hakîkati göstermiyor.&#8221;<br />
&#8212;-&gt;Hz. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/mevlana-sozleri">Mevlana</a>&lt;&#8212;-</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/mevlana-sozleri.html">Mevlana Sözleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/mevlana-sozleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hadis-i Şerif</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hadis-i-serif.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hadis-i-serif.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jun 2016 19:53:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dinle ilgili ne isterseniz]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis-i Şerif]]></category>
		<category><![CDATA[hadisi şerifler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13745</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hadis-i Şerif &#8220;Oruçlu kimse, yatağında uykuda olsa da ibadettedir.&#8221; Ravi:Hz. Enes (r.a.)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hadis-i-serif.html">Hadis-i Şerif</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Hadis-i Şerif &#8220;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hadis-i-serif">Oruçlu</a> kimse,</strong></em><br />
<em><strong> yatağında uykuda</strong></em><br />
<em><strong> olsa da <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hadis-i-serif">ibadet</a>tedir.&#8221; </strong></em><br />
<em><strong>Ravi:Hz. Enes (r.a.)</strong></em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hadis-i-serif.html">Hadis-i Şerif</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hadis-i-serif.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan’ın faydaları</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ramazanin-faydalari.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ramazanin-faydalari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2016 18:48:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[faydalı bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan’ın faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanın faydası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13692</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’ın faydalarını düşünen ve tefekkür eden kimse muttaki olur. Ramazan’ın faydalarından birisi şudur; Bu faziletli ayda nefsimizi terbiye eder ve onu Allah’a boyun eğdiririz. Çünkü kötülüğü emreden nefis (nefs-i emmare) boynuna gemi takınca durur. Gemi gevşetince de asileşir ve dik başlı olur. Birisi şöyle demiştir: “Nefis onu sahibinin koyduğu yerde durur, bulursa ister, bulamazsa teselli &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ramazanin-faydalari.html">Ramazan’ın faydaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/category/dini-bilgiler">Ramazan</a>’ın faydalarını düşünen ve tefekkür eden </strong></em><br />
<em><strong>kimse muttaki olur. Ramazan’ın <a href="https://sevdalilarmekani.com/category/dini-bilgiler">faydaları</a>ndan birisi şudur; </strong></em><br />
<em><strong>Bu faziletli ayda nefsimizi terbiye eder ve onu Allah’a boyun eğdiririz.</strong></em><br />
<em><strong> Çünkü kötülüğü emreden nefis (nefs-i emmare) </strong></em><br />
<em><strong>boynuna gemi takınca durur. Gemi gevşetince de asileşir ve dik </strong></em><br />
<em><strong>başlı olur. Birisi şöyle demiştir: “Nefis onu sahibinin</strong></em><br />
<em><strong> koyduğu yerde durur, bulursa ister, bulamazsa teselli olur.” </strong></em><br />
<em><strong>Yani bu <a href="https://sevdalilarmekani.com/category/dini-bilgiler">nefis</a> onu sahibi nasıl koyarsa öyle kalır, </strong></em><br />
<em><strong>her zaman yiyeceğini verirse yemeği özler, </strong></em><br />
<em><strong>verdiği sürece yer, vermediği zamansa sabretmeye mecburdur.</strong></em><br />
<em><strong> Nefse, Ramazan’da kendi helal malını yasakladı ki, </strong></em><br />
<em><strong>Ramazan dışında başkalarının haram mallarına el</strong></em><br />
<em><strong> uzatmasın. Kendine mübah olan malını yemesini </strong></em><br />
<em><strong>yasaklamışken, başkalarının malları hakkında </strong></em><br />
<em><strong>bir kötülük düşünebilir misin ?</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong>Şeyh Muhammed Muta Haznevi (ks.)</strong></em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ramazanin-faydalari.html">Ramazan’ın faydaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ramazanin-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günün Duası</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/gunun-duasi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/gunun-duasi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jun 2016 18:47:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sohbetler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Duası]]></category>
		<category><![CDATA[hadisi şerifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13473</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mazlumun dünyasında kıyamet koparken Zalime yatağında rahatlık verme ALLAHIM</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gunun-duasi.html">Günün Duası</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Mazlumun <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gunun-duasi">dünya</a>sında</strong></em><br />
<em><strong> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gunun-duasi">kıyamet</a> koparken <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/gunun-duasi">Zalim</a>e</strong></em><br />
<em><strong> yatağında rahatlık verme</strong></em><br />
<em><strong> ALLAHIM</strong></em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/gunun-duasi.html">Günün Duası</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/gunun-duasi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.) VASİYETİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimiz-s-a-v-vasiyeti-medine-i-munevvereden-gelen-bu-vasiyetnameyi-okuyunuz-ve-okutunuz.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimiz-s-a-v-vasiyeti-medine-i-munevvereden-gelen-bu-vasiyetnameyi-okuyunuz-ve-okutunuz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2016 16:45:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[' İN VASİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimizin vasiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.) ' İN VASİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[PEYGAMBERİMİZ S.A.V]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13445</guid>

					<description><![CDATA[<p>PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.) &#8216; İN VASİYETİ MEDİNE-İ MÜNEVVEREDEN GELEN BU VASİYETNAMEYİ OKUYUNUZ VE OKUTUNUZ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Medine-i Münevverede türbe hatibi Şeyh Ahmet diyor ki; Vallahülazim bu vasiyetnamede zerre kadar yalan yoktur.Bir cuma gecesi namazımı eda edip uyumaya varmıştım.Harem-i Şerif tarafından &#8221;Ya Şeyh Ahmet&#8221; diye bir nida geldi.Lebbeyk Ya Resulallah deyip Peygamber Efendimiz (s.a.v.) &#8216; in şahsını gördüm.Resulallah(s.a.v.) &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimiz-s-a-v-vasiyeti-medine-i-munevvereden-gelen-bu-vasiyetnameyi-okuyunuz-ve-okutunuz.html">PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.) VASİYETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimiz-s-a-v-in-vasiyeti">PEYGAMBERİMİZ</a> (S.A.V.) &#8216; İN VASİYETİ MEDİNE-İ MÜNEVVEREDEN GELEN BU VASİYETNAMEYİ OKUYUNUZ VE OKUTUNUZ</strong></em></p>
<p><em><strong>BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Medine-i Münevverede türbe hatibi Şeyh Ahmet diyor ki; Vallahülazim bu vasiyetnamede zerre kadar yalan yoktur.Bir cuma gecesi namazımı eda edip uyumaya varmıştım.Harem-i Şerif tarafından &#8221;Ya Şeyh Ahmet&#8221; diye bir nida geldi.Lebbeyk Ya <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimiz-s-a-v-in-vasiyeti">Resulallah</a> deyip Peygamber Efendimiz (s.a.v.) &#8216; in şahsını gördüm.Resulallah(s.a.v.) şöyle devam etti: &#8221; Ya Şeyh Ahmet Allah&#8217;u Teala huzurunda yüzüm kalmadı.Sana haber veriyorum ki geçen cumadan bu cumaya 16000 kişi öldü.Ancak içlerinden bir tek Müslüman çıkmadı.Gelenlerin amel defterlerini kara ve sol ellerinde gördüm.Ya Şeyh Ahmet evvela anne ve babalarına asi oldular ve zekatlarını men ettiler.Hacı olup haram yemeyi adet edindiler.Herkes nefsinden başka birşey düşünmez oldu.Dünya malı ile nasip olan tartılarına hıyanet etmeyi adet edindiler.Ya Şeyh Ahmet benim ümmetime haber eyle yaptıkları günahlardan tövbe ve istiğfar etsinler, namaz kılsınlar,zekat vermesini adet etsinler.Ya Şeyh Ahmet ümmetime haber eyle kıyamet alametleri zuhur ediyor.Hak Teala&#8217; ya asi olmasınlar.Çok yakın bir zamanda üç gece güneş tutulacak.Üç günden sonra mağripten doğup, maşrikten batacak.Kur&#8217;an-ı Kerim insanların gözüne gözükmeyecek.Ümmetime söyle günahlarına tövbe etsinler.Yakın bir zamanda İsa (a.s.) &#8216; ın inmesi zuhur edecek.Ya Şeyh Ahmet ümmetime haber eyle her kim kudret kalemiyle bu vasiyetnameyi bir köye, bir kazadan bir kazaya, bir ilden bir ile, bir devletten bir devlete gönderirse huzuru mahşerde günahları affedilir,Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) &#8216; yı şahsı ile görmüş olur.Kim vasiyetnameyi dinlemeyip te yazmasa bir bir köye veya bir ile göndermezse, yüzü kara ola.Türbe-i Şerif hatibi Şeyh Ahmet üç defa yemin edip, vallahülazim bu vasiyetnamede yanlış bilgi verirsem bu dünyadan öbür dünyaya imansız gideyim dedi.Onbeş günde Medine-i Münevverede yazılmış olup tüm müslümanlara gönderilmiştir.Bir cuma günü Kur&#8217;an okurken Şeyh Ahmet uykuya dalar ve rüyasında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onun karşısındadır, ona şunları söyler: Bir hafta içinde 7000 insanın öleceğini ama hiç birinin de gerçek Müslüman olmayacağını, son zamanlarda pek çok insanın Allah&#8217; ın istediği düzgün ve dürüst işler yapmadığını, bu zamanların kötü zamanlar olduğunu, bu zamanda evli kadın ve erkeklerin eşlerine sadık kalmadıklarını, genç kızların erkekler gibi her yere girip çıkıp gezer olduklarını, edeple giyinmediklerini, tüm gençlerin velilerine ve diğer insanlara saygı göstermediklerini, zenginlerin fakirlerle ilgilenmediklerini artık sadaka ve zekat vermez olduklarını,insanların namaz kılmadıklarını ve oruç tutmadıklarını oysa mahşer gününün yaklaştığını kısa bir zaman sonra gökte sadece bir yıldızın kalacağını ve dua kapılarının kapanacağını Kur&#8217;an&#8217; daki yazıların silinerek okunamaz olacağını, güneşin dünyaya çok yaklaşarak tersten doğup batacağını, söyledi.Peygamber Efendimiz ayrıca şunları da ekledi; her kim bunu okurken yanında başkaları varsa onların da okuyabileceği şekilde açıktan okusun, bunu yapan kişiye <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimiz-s-a-v-in-vasiyeti">cennet</a>te bir yer ayrılır, her kim bu mesaja inanmayacak olursa ona cehennemde bir yer ayrılır.Bir dilek sahibi bu mesajı kopyalayıp başka insanlara dağıttığında dileği yerine gelir.Rüyayı anlatan Şeyh Ahmet bunların doğru olduğuna inandırmak için şu yemini etmiş:&#8221;Bunlar doğru değilse gerçek bir müslüman gibi ölemiyeyim.&#8221; Peybamber Efendimiz yukarıdaki durumu tesbitinden sonra şu tavsiyelerde bulunur:Günde beş vakit Namaz kılın, Oruç tutun, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamberimiz-s-a-v-in-vasiyeti">Hırsızlık</a> Yapmayın, Fakirlere yardım edin.Her kim bu mesajı 25 kişiye dağıtacak olursa 3 gün içerisinde mükafatlandırılacaktır.Zira bunu yapan biri çalıştığı firmadan zam almış,biri inanmamış sevdiği zarar görmüş, bir başkası yarın yaparım demiş fakat yapmayacak duruma düşmüş.Lütfen! bunun yalan olduğunu sanmayın bu mesajı silip geçmeyin ve kopyalayıp dağıtın bir ay sonra ne olacağını görün.</strong></em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamberimiz-s-a-v-vasiyeti-medine-i-munevvereden-gelen-bu-vasiyetnameyi-okuyunuz-ve-okutunuz.html">PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.) VASİYETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/peygamberimiz-s-a-v-vasiyeti-medine-i-munevvereden-gelen-bu-vasiyetnameyi-okuyunuz-ve-okutunuz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serçe Allah’a küsmüştü</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/serce-allaha-kusmustu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/serce-allaha-kusmustu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2016 16:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[küsmüştü]]></category>
		<category><![CDATA[Serçe Allah’a]]></category>
		<category><![CDATA[Serçe Allah’a küsmüştü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13440</guid>

					<description><![CDATA[<p>Serçe Allah’a küsmüştü. Günler geçiyordu ve serçe hiçbir şey söylemiyordu. İçine kapanmış derin bir hüzne boğulmuştu. Artık Rabbine bir şey demiyor ve onunla konuşmuyordu! Melekler merakla Allah’a serçeyi soruyorlardı ve her defasında Allah, meleklere “o gelecek” diye cevap veriyordu. “Çünkü onun sesini duyacak tek kulak benim ve onun minik kalbindeki derdini anlayacak olan da tek &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/serce-allaha-kusmustu.html">Serçe Allah’a küsmüştü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Serçe Allah’a küsmüştü.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/serce-allaha-kusmustu">Günler</a> geçiyordu ve serçe hiçbir şey söylemiyordu.<br />
İçine kapanmış derin bir hüzne boğulmuştu.<br />
Artık Rabbine bir şey demiyor ve onunla konuşmuyordu!<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/serce-allaha-kusmustu">Melekler</a> merakla Allah’a serçeyi soruyorlardı ve her defasında Allah, meleklere “o gelecek” diye cevap veriyordu.<br />
“Çünkü onun sesini duyacak tek kulak benim ve onun minik kalbindeki derdini anlayacak olan da tek benim” diyordu.<br />
Bir zaman sonra serçe, kalbi hüzün, gözü yaşla dolu bir halde bir ağacın dalına kondu. Hiçbir şey söylemiyordu öyle sessiz sessiz bekliyordu.</p>
<p>Allah,serçeye <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/serce-allaha-kusmustu">seslendi</a>.</p>
<p>Söyle bana! Canını sıkan ve kalbini hüzne boğan derdin nedir senin?</p>
<p>Melekler serçe ne söyleyecek diye ona bakıyordu.</p>
<p>Serçe mahzun biraz da sitemli ses tonuyla;</p>
<p>“<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/serce-allaha-kusmustu">Küçük</a> bir yuvam vardı. Yorulduğumda dinlendiğim üşüdüğümde sığındığım. Kimseyi rahatsız etmiyordum ve kocaman Dünya’da ufacık bir yerdi kimsenin yerini dar etmiyordu.Sen onu da bana çok gördün neydi o zamansız fırtına? Esip yıktı yuvamı ve beni yuvasız bıraktı.”</p>
<p>Artık konuşamadı serçe sözleri boğazında düğümlendi. Sessizlik Arş-ı rahmanda yankılanıyordu ve melekler başlarını eğmiş Allah’ın vereceği cevabı bekliyordu.</p>
<p>Allah; “ sen, o yuvanda dinlenirken seni avlamak isteyen bir yılan yuvana doğru geliyordu, seni yılandan korumak için fırtınaya emrettim yuvanı yıksın diye böylece sen oradan uzaklaşarak yılandan kurtuldun.</p>
<p>Nice belalar var ki muhabbetimle senden uzaklaştırdım ve sen kuşatıcı muhabbetimi görmüyor geçici belalardan dolayı bana düşman oluyorsun. “ Serçenin gözleri doldu ve hüngür hüngür ağlamaya başladı ve onu çok seven Allah’ın şefkat ve merhametine hayran kaldı.</p>
<p>Utangaç bir sesle “ affet <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/serce-allaha-kusmustu">Allah</a>’ım “ diyebildi sadece.</p>
<p>Ve gönül sözü Arş-ı İlahi’de yankılandı “Affet Allahım”</p>
<p>* Başımıza gelen her musibbette, elbette ki nice hayırlar gizlidir. Rabbimize isyan etmek yerine, olanda hayır vardır diyerek rıza göstermek en güzeli dir</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/serce-allaha-kusmustu.html">Serçe Allah’a küsmüştü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/serce-allaha-kusmustu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oruç Nasiatı</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/oruc-nasiati.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/oruc-nasiati.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2016 20:49:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hadisi şerifler]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç Nasiatı]]></category>
		<category><![CDATA[oruçla ilgili herşey]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmış olaylar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13433</guid>

					<description><![CDATA[<p>Resûlullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem Efendimiz buyurdular ki: &#8220;Nice oruç tutanlar var ki, aç kalmaktan başka bir kazançları yoktur. Ve yine nice namaz kılanlar var ki, yorgunluktan başka namazından elde ettiği bir şey yoktur.”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oruc-nasiati.html">Oruç Nasiatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Resûlullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem Efendimiz buyurdular ki:<br />
&#8220;Nice oruç tutanlar var ki, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucla-ilgili-hersey">aç</a> kalmaktan<br />
başka bir <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucla-ilgili-hersey">kazanç</a>ları yoktur. Ve yine nice<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/orucla-ilgili-hersey">namaz</a> kılanlar var ki, yorgunluktan<br />
başka namazından elde ettiği bir şey yoktur.”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oruc-nasiati.html">Oruç Nasiatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/oruc-nasiati.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İFTAR DUASI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/iftar-duasi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/iftar-duasi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jun 2016 15:15:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İFTAR DUASI]]></category>
		<category><![CDATA[oruç duası]]></category>
		<category><![CDATA[orucunuzu açmadan edilecek dua]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan oruçu açma duası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13345</guid>

					<description><![CDATA[<p>                                                                                  İFTAR DUASI ALLAH&#8217;IM, senin rızan için oruç tutum, sana inandım, sana tevekkül ettim. senin &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iftar-duasi.html">İFTAR DUASI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>                                                                                  <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iftar-duasi">İFTAR</a> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iftar-duasi">DUASI</a></em></strong><br />
<em><strong>ALLAH&#8217;IM, senin <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iftar-duasi">rızan</a> için </strong></em><br />
<em><strong>oruç tutum, sana inandım,</strong></em><br />
<em><strong>sana tevekkül ettim.</strong></em><br />
<em><strong>senin rızkınla orucumu </strong></em><br />
<em><strong>açtım.hamdolsun verdiğin Nimetlere,</strong></em><br />
<em><strong>sağlık ve afiyete ey bağışlaması bol</strong></em><br />
<em><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iftar-duasi">Rabbim</a>! beni,anamı,babamı ve bütün Mü&#8217;minleri </strong></em><br />
<em><strong>bağışla (AMİN)</strong></em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iftar-duasi.html">İFTAR DUASI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/iftar-duasi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allahû Teâla</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 May 2016 09:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Allahû Teâla]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[dinle alakalı herşey]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerimizin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13148</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allahû Teâla; Rahatlık da verir, Huzur da verir, Hatta mutluluk da verir. Sen yeter ki istemesini bil..</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala.html">Allahû Teâla</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Allahû Teâla; </strong></em><br />
<em><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahu-teala">Rahatlık</a> da verir, </strong></em><br />
<em><strong>Huzur da verir, </strong></em><br />
<em><strong>Hatta mutluluk da verir. </strong></em><br />
<em><strong>Sen <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahu-teala">yeter</a> ki istemesini bil..</strong></em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala.html">Allahû Teâla</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Gün Bana Seslenirsen Ya Resullallah</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bir-gun-bana-seslenirsen-ya-resullallah.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bir-gun-bana-seslenirsen-ya-resullallah.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 May 2016 20:11:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Gün Bana]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Gün Bana Seslenirsen Ya Resullallah]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[seni çok seviyoruz ya resullaallah]]></category>
		<category><![CDATA[Seslenirsen Ya Resullallah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13000</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Gün Bana Seslenirsen Ya Resullallah Çıkamam Huzuruna Utanırım Bir Gün Benim İçin Üzülürsen Ya Resullallah Bu Azaba Dayanamam Yanarım Hali Perişan Bir Kul Yanı Başına Gelirse Ya Resullallah Peygamberlerin Yanında Ümmetimdendir Deyip Utanma Sen Sakın Boynunu Bükme Ben Giderim Ya Habiballah Mahşerde Bu Ümmetin Cehennemlik Denirse Sen Üzülme Ben Cennete Girmesem De Olur Yeterki &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-gun-bana-seslenirsen-ya-resullallah.html">Bir Gün Bana Seslenirsen Ya Resullallah</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Bir Gün Bana Seslenirsen Ya <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-gun-bana-seslenirsen-ya-resullallah">Resullallah</a> Çıkamam Huzuruna Utanırım </strong></em><br />
<em><strong>Bir Gün Benim İçin Üzülürsen Ya Resullallah Bu Azaba Dayanamam Yanarım </strong></em><br />
<em><strong>Hali Perişan Bir Kul Yanı Başına Gelirse Ya Resullallah Peygamberlerin Yanında </strong></em><br />
<em><strong>Ümmetimdendir Deyip Utanma Sen Sakın Boynunu Bükme Ben Giderim </strong></em><br />
<em><strong>Ya Habiballah Mahşerde Bu Ümmetin Cehennemlik Denirse Sen Üzülme </strong></em><br />
<em><strong>Ben <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-gun-bana-seslenirsen-ya-resullallah">Cennet</a>e Girmesem De Olur Yeterki Gözünden Yaşlar Süzülmesin </strong></em><br />
<em><strong>Ne Olacak Ki Yanarım Ya Resullallah Eğer Bir Gün Bizi Özlerde Gelmek İstersen </strong></em><br />
<em><strong>Mushap, Sevban, Bilal, Hubeyp, Ebubekir, Dayanamaz Sensizliğe Onları Bırakıp Gelme </strong></em><br />
<em><strong>Ya Resullallah Biz Sana Layık Değiliz Ki Seni Onlar Kadar Sevemedik Ki Rüzgar </strong></em><br />
<em><strong>Saçını Dağıtır Ayağına Diken Batar Diye Üzülmedik Ya Resullallah Hatta Saçını </strong></em><br />
<em><strong>Biz Dağıttık Belki Kalbini <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-gun-bana-seslenirsen-ya-resullallah">Günah</a>larımızla Biz Yaraladık Seni Haketmedik </strong></em><br />
<em><strong>Ya Resullallah Haketmedik Yine Utanmadan Eğer Sana Kavuşmak İçin </strong></em><br />
<em><strong>Görevimi Bitirmeden Gelirsem Yenik Düşersem Firakına Yeter </strong></em><br />
<em><strong>Demişsem Acılara Artık Katlanamaz Olmuşsam İnsanlara </strong></em><br />
<em><strong>Hayır Girmediğim Gönül Kalmışsa Kabul Etme</strong></em><br />
<em><strong> Beni Gönder Kov Kapından Gücenmem </strong></em><br />
<em><strong>Söz Ya Resullallah.</strong></em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-gun-bana-seslenirsen-ya-resullallah.html">Bir Gün Bana Seslenirsen Ya Resullallah</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bir-gun-bana-seslenirsen-ya-resullallah.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuranı Kerim Full Dinle</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kurani-kerim-full-dinle.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kurani-kerim-full-dinle.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 May 2016 19:33:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[full kurkanı kerım baştan sona dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı Kerim Full Dinle]]></category>
		<category><![CDATA[kuranı kerim full inle indir]]></category>
		<category><![CDATA[kuranı kerim maili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=12749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuranı Kerim Full Dinle https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA لأول مرة على اليوتوب فيديو من 22 ساعة بدون توقف. القرءآن الكريم كامل مرتل بصوت الشيخ ماهر المعيقلي. سورة البقرة 00:00:38 سورة آل عمران 01:48:35 سورة النساء 02:48:50 سورة المائدة 03:53:30 سورة الأنعام 04:42:45 سورة الأعراف 05:33:00 سورة الأنفال 06:31:45 سورة التوبة 06:53:34 سورة يونس 07:36:45 سورة هود 08:07:20 سورة &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kurani-kerim-full-dinle.html">Kuranı Kerim Full Dinle</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kurani-kerim-full-dinle">Kuranı</a> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kurani-kerim-full-dinle">Kerim Full Dinle</a></p>
<p>https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA</p>
<div id="watch-description-text" class="">
<p id="eow-description" class="" dir="rtl">لأول مرة على اليوتوب فيديو من 22 ساعة بدون توقف. القرءآن الكريم كامل مرتل بصوت الشيخ ماهر المعيقلي.<br />
سورة البقرة <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">00:00:38</a><br />
سورة آل عمران <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">01:48:35</a><br />
سورة النساء <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">02:48:50</a><br />
سورة المائدة <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">03:53:30</a><br />
سورة الأنعام <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">04:42:45</a><br />
سورة الأعراف <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">05:33:00</a><br />
سورة الأنفال <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">06:31:45</a><br />
سورة التوبة <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">06:53:34</a><br />
سورة يونس <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">07:36:45</a><br />
سورة هود <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">08:07:20</a><br />
سورة يوسف <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">08:40:20</a><br />
سورة الرعد <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">09:10:20</a><br />
سورة إبراهيم <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">09:24:30</a><br />
سورة الحجر <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">09:38:05</a><br />
سورة النحل <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">09:49:00</a><br />
سورة الإسراء <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">10:22:35</a><br />
الكهف <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">10:48:40</a><br />
مريم <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">11:11:55</a><br />
طه <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">11:29:35</a><br />
الأنبياء <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">11:53:27</a><br />
الحج <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">12:13:43</a><br />
المؤمنون <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">12:36:04</a><br />
النور <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">12:54:27</a><br />
الفرقان <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">13:19:57</a><br />
الشعراء <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">13:35:52</a><br />
النمل <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">14:00:14</a><br />
القصص <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">14:20:26</a><br />
العنكبوت <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">14:46:00</a><br />
الروم <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">15:01:43</a><br />
لقمان <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">15:15:42</a><br />
السجدة <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">15:24:27</a><br />
الأحزاب <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">15:30:48</a><br />
سبأ <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">15:53:00</a><br />
فاطر <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">16:10:00</a><br />
يس <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">16:23:30</a><br />
الصافات <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">16:35:07</a><br />
ص <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">16:50:39</a><br />
الزمر <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">17:03:09</a><br />
غافر <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">17:21:51</a><br />
فصلت <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">17:42:04</a><br />
الشورى <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">17:56:25</a><br />
الزخرف <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">18:10:54</a><br />
الدخان <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">18:26:44</a><br />
الجاثية <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">18:33:21</a><br />
الأحقاف <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Ktync4j_nmA#">18:42:32</a></p>
</div>
<div id="watch-description-extras">
<ul class="watch-extras-section">
<li class="watch-meta-item yt-uix-expander-body">
<h4 class="title"></h4>
<ul class="content watch-info-tag-list">
<li></li>
</ul>
</li>
</ul>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kurani-kerim-full-dinle.html">Kuranı Kerim Full Dinle</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kurani-kerim-full-dinle.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yatmadan önce Okunacak Duagalar</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/yatmadan-once-okunacak-duagalar.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/yatmadan-once-okunacak-duagalar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 May 2016 19:00:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Duagalar]]></category>
		<category><![CDATA[dualar]]></category>
		<category><![CDATA[önce Okunacak]]></category>
		<category><![CDATA[süreler ve dau etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Yatmadan]]></category>
		<category><![CDATA[Yatmadan önce Okunacak Duagalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=12688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamber efendimiz (S.a.v), Hz. Ali&#8217;ye buyurdular ki; Ya Ali şu 5 şeyi yapmadan yatma! 1) Kuran-ı Kerimin hepsini okumadan, 2) 4000 dirhem sadaka vermeden, 3) Kabeyi ziyaret etmeden, 4) Cennette yerini hazırlamadan, 5) Küs oldugun biriyle barışmadan. Hazreti Ali: Ya Resulallah! Bu nasıl olur? diye sorunca buyurdular ki: 1) 3 ihlas okumak, kuran-ı kerimi hatmetmek &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yatmadan-once-okunacak-duagalar.html">Yatmadan önce Okunacak Duagalar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yatmadan-once-okunacak-duagalar">Peygamber</a> efendimiz (S.a.v), Hz. Ali&#8217;ye buyurdular ki;<br />
Ya Ali şu 5 şeyi yapmadan yatma!</p>
<p>1) Kuran-ı Kerimin hepsini okumadan,<br />
2) 4000 dirhem sadaka vermeden,<br />
3) Kabeyi ziyaret etmeden,<br />
4) <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yatmadan-once-okunacak-duagalar">Cennette</a> yerini hazırlamadan,<br />
5) Küs oldugun biriyle barışmadan.</p>
<p>Hazreti Ali: Ya Resulallah! Bu nasıl olur? diye sorunca buyurdular ki:</p>
<p>1) 3 ihlas okumak, kuran-ı kerimi hatmetmek gibidir.<br />
2) 4 <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yatmadan-once-okunacak-duagalar">fatiha</a> okumak, 4000 dirhem <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yatmadan-once-okunacak-duagalar">sadaka</a> vermeye eşittir.<br />
3) 10 defa; “ La ilahe illallah vahdehu la-şerike-leh lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyı ve yümit ve hüve ala külli şey’in kadir.” demen de kabeyi ziyarete eşittir.<br />
4) 10 defa; La <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yatmadan-once-okunacak-duagalar">havle</a> vela kuvvete illa billahil aliyyil azim.” Demen , cennette yerini hazırlamana vesiledir.<br />
5) 10 defa; “Estağfirullahel’ azim ellezı la ilahe illa hu el hayyel kayyum ve etubü ileyh.” demen, dargın ve husumetli oldugun insanlarla barışmış derecesinde mükafata vesiledir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yatmadan-once-okunacak-duagalar.html">Yatmadan önce Okunacak Duagalar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/yatmadan-once-okunacak-duagalar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamber EFENDİMİZİN ORJİNAL KABRİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/peygamber-efendimizin-orjinal-kabri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/peygamber-efendimizin-orjinal-kabri.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 May 2016 18:08:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[EFENDİMİZİN ORJİNAL KABRİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimizin gerçek kabri şerifi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber EFENDİMİZİN ORJİNAL KABRİ]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin kabri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=12573</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamber EFENDİMİZİN ORJİNAL KABRİ MUTLAKA 5 DK ZAMAN AYIRIP OKUYALIM VE (paylaşalim lütfen) Sevgili kardeşlerim internette efendimizin kabri olduğu söylenen çok resimler paylaşılıyor ama bilerek ama bilmeyerek bu resimlerde gördüğünüz yer efendimizin orjinal kabridir bunun haricindekiler kesinlikle değildir yani burası yeşil kubbenin alti hücre&#8217;i saadetin içidir hacca umreye gelenler buraları göremezler kesinlikle yasaktır belki devlet &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamber-efendimizin-orjinal-kabri.html">Peygamber EFENDİMİZİN ORJİNAL KABRİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamber EFENDİMİZİN ORJİNAL KABRİ<br />
MUTLAKA 5 DK ZAMAN AYIRIP OKUYALIM VE (paylaşalim lütfen)<br />
Sevgili kardeşlerim internette efendimizin kabri olduğu söylenen çok resimle<span class="text_exposed_show">r paylaşılıyor ama bilerek ama bilmeyerek bu resimlerde gördüğünüz yer efendimizin orjinal kabridir bunun haricindekiler kesinlikle değildir yani burası yeşil kubbenin alti hücre&#8217;i saadetin içidir hacca umreye gelenler buraları göremezler kesinlikle yasaktır belki devlet erkanı girebilir ama su bilinmeliki efendimizin bizzat kabri buranın da içindedir burayı devlet erkanı dahil hiç kimse göremez bu resimleri bana ulaştıran medineden rehber mahmut kardeşime teşekkürederim.</span></p>
<div class="text_exposed_show">
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamber-efendimizin-orjinal-kabri">Peygamberimizin</a> türbesi Yeşil Kubbe&#8217;nin altında bulunuyor. Peygamberimizi ziyaret için Medine&#8217;ye gidenler, Peygamberimizin huzurunda dururlar. Ona salat ü selam okurlar. Baktıklarında gördükleri &#8220;Şebeke-i Saadet&#8221; olarak bilinen Peygamberimizin türbesinin önündeki altın rengindeki parmaklıklardır.</p>
<p>Parmaklıklardan biraz içeri doğru baktıklarında ise Hücre-i Saadetin dış kısmında yukarıdan aşağı doğru sarkıtılmış olan Kelime-i Tevhid motifli yeşil bir örtü görürler. Bu örtü Hücre-i Saadetin üç cephesinden de görülür. Bundan başka bir şey görmek mümkün değildir.</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamber-efendimizin-orjinal-kabri">Hücre-i Saadete</a> girmek için doğu tarafında küçük bir kapı vardır. Bu kapı sürekli kapalıdır. Buranın anahtarı özel görevlilerde bulunur, onlar da ara sıra oranın tozunu almak için girerler. Başka bir şekilde hiç kimsenin girmesine izin verilmez.</p>
<p>Şu anda Peygamberimizin, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer&#8217;in metfun bulunduğu mekân Hz. Aişe Validemizin yaşadığı kendi odasıydı. Hz. Ömer&#8217;in defninden sonra, Hz. Aişe mezarlarla arasına bir duvar örüyor. Mezarlar şöyle sıralanıyor. En önde Peygamberimizin mezarı, Peygamberimizin mübarek ayak hizasından biraz geride Hz. Ebu Bekir&#8217;in mezarı, onun ayakucu hizasından biraz geride de Hz. Ömer&#8217;in mezarı yer alıyor.</p>
<p>Hz. Aişe, Efendimizin kabrinin üzerine yağmur damlası ve bir parça da güneş girmesi amacıyla üstten bir pencere açtırıyor. Emevi Halifelerinden Ömer bin Abdülaziz döneminde bir sel geliyor ve duvarı yıkılıyor. Halife, mezarların etrafını taş duvarla kapatıyor, üstteki pencereyi de muhafaza ediyor.</p>
<p>Peygamberimizin <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/peygamber-efendimizin-orjinal-kabri">mübarek</a> cesedini kaçırmak için Medine&#8217;ye gelen iki yabancının faaliyetlerini haber alan Selçuklu Atabeklerinden Nureddin Mahmud Zengî, her üç mezarın çevresine çok yüksek bir duvar örüyor, temeline de kurşun döktürerek sağlamlaştırıyor. (bk. Eyüp Sabri Paşa, Mir&#8217;âtu&#8217;l-Haremeyn, s. 684-686, İst. 1304)</p>
<p>Daha sonra Memluk Sultanlarından Kayıtbay, Hücre- i Saadetin üzerine mavi renkte bir kubbe yaptırıyor. İleriki yıllardaOsmanlılar döneminde kubbede görülen çatlamalar üzerine Sultan II. Mahmud, kubbeyi yeniden tamirden geçiriyor ve yeşile boyatıyor. O günden bugüne kubbe yeşil olarak korunuyor. Kubbenin üzerindeki küçük pencere bu esnada da korunuyor.</p>
<p>Otuz yıldır Medine-i Münevvere&#8217;de yaşayan, Medine hakkında geniş araştırmaları bulunan yakın bir dostumdan aldığım bilgiye göre, Osmanlılardan sonra 20. yüzyılın başlarında Yeşil Kubbe temizlenirken, o küçük pencereden aşağıya bir güvercinin ölüp düştüğü fark ediliyor.</p>
<p>O sıralar çok zayıf Sudanlı âma bir zatı o pencereden iple aşağıya sarkıtıyorlar. Bu zat aşağı iniyor, güvercin ölüsünü alıp çıkartıyor. Hücre-i Saadet&#8217;in bakımı ile görevli ağavatlardan 120 yaşında vefat eden Şeyh Abdüsselam&#8217;ın ve 400 sene kadar Mescid-i Nebevî&#8217;nin müezzinliğini yapan ailenin temsilcilerinden, geçen sene vefat eden &#8220;yanık sesli müezzin&#8221; olarak bilinen Abdülaziz el-Buharî&#8217;nin de teyit ettiği bilgilere göre, Peygamberimizin ve diğer iki sahabinin mezarlarının etrafı bir karış kadar yüksekliğinde taşlarla çevrili, üzerleri de kırmızı renkte kumla kaplı olarak bulunuyor.</p>
<p>Ama mezarların olduğu yere hiçbir şekilde girmek mümkün değil. Çünkü dört bir tarafı duvarla örülü olduğu için herhangi bir kapısı bulunmuyor. Bütün bu bilgilerle birlikte gerçek anlamda o mübarek mekanın şekli ve mahiyeti bir sır olarak muhafaza ediliyor. Dolayısıyla farklı yerlerde görülen ve Peygamberimize ait olduğu söylenen o sanduka şeklindeki renkli mezarların Peygamberimizin mezarı ve türbesiyle bir ilgisinin olmadığını belirtelim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12575 aligncenter" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/1.jpg" alt="1" width="697" height="942" srcset="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/1.jpg 697w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/1-222x300.jpg 222w" sizes="auto, (max-width: 697px) 100vw, 697px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12576 aligncenter" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/2.jpg" alt="Peygamber EFENDİMİZİN ORJİNAL KABRİ" width="700" height="872" srcset="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/2.jpg 700w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/2-241x300.jpg 241w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12577 aligncenter" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/3.jpg" alt="Peygamber EFENDİMİZİN ORJİNAL KABRİ" width="700" height="538" srcset="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/3.jpg 700w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/3-300x231.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12578 aligncenter" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/4.jpg" alt="Peygamber EFENDİMİZİN ORJİNAL KABRİ" width="720" height="647" srcset="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/4.jpg 720w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/4-300x270.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-full wp-image-12579" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/5.jpg" alt="Peygamber EFENDİMİZİN ORJİNAL KABRİ" width="1440" height="945" srcset="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/5.jpg 1440w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/5-300x197.jpg 300w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/5-768x504.jpg 768w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/05/5-1024x672.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /></p>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/peygamber-efendimizin-orjinal-kabri.html">Peygamber EFENDİMİZİN ORJİNAL KABRİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/peygamber-efendimizin-orjinal-kabri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BELÂLARIN MÂNEVÎ SEBEPLERİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/belalarin-manevi-sebepleri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/belalarin-manevi-sebepleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2016 16:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BELÂLARIN]]></category>
		<category><![CDATA[BELÂLARIN MÂNEVÎ SEBEPLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[MÂNEVÎ]]></category>
		<category><![CDATA[SEBEPLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=12106</guid>

					<description><![CDATA[<p>BELÂLARIN MÂNEVÎ SEBEPLERİ Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN Rh.A Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!.. Cumanız mübarek olsun... Allah nice nice mübarek günlere, gecelere, aylara, yıllara, uzun ömürlere sıhhat afiyetle erdirsin... İki cihanda aziz ve bahtiyar olun. Peygamber SAS Efendimiz'den Sevban RA tarafından rivâyet edilmiş bir hadîs-i şerifle başlamak istiyorum. Üç hadis-i şerif okumak niyetindeyim. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/belalarin-manevi-sebepleri.html">BELÂLARIN MÂNEVÎ SEBEPLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>BELÂLARIN MÂNEVÎ <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/belalarin-manevi-sebepleri">SEBEPLERİ</a></b></p>
<div>
<div class="ecxSection1">
<pre></pre>
<pre>Prof. Dr. <span class="ecxSpellE">Mahmud</span> <span class="ecxSpellE">Es'ad</span> COŞAN <span class="ecxSpellE">Rh</span>.A</pre>
<pre></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">Esselâmü</span> <span class="ecxSpellE">aleyküm</span> ve <span class="ecxSpellE">rahmetullàhi</span> ve <span class="ecxSpellE">berekâtühû</span>!..</pre>
<pre></pre>
<pre>Cumanız mübarek olsun... Allah nice <span class="ecxSpellE">nice</span> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/belalarin-manevi-sebepleri">mübarek</a> günlere, gecelere, aylara,</pre>
<pre>yıllara, uzun ömürlere sıhhat afiyetle erdirsin... İki cihanda aziz ve</pre>
<pre>bahtiyar olun.</pre>
<pre></pre>
<pre>Peygamber SAS <span class="ecxSpellE">Efendimiz'den</span> <span class="ecxSpellE">Sevban</span> RA tarafından rivâyet edilmiş bir hadîs-i</pre>
<pre>şerifle başlamak istiyorum. Üç hadis-i şerif okumak niyetindeyim.</pre>
<pre></pre>
<pre>Üçü de insanın başına gelen olayların mânevî mahiyeti, esrarı, neden</pre>
<pre>olduğuna dâir mânevî sebepleri anlatan hadis-i şerifler olduğu için seçtim</pre>
<pre>bunları...</pre>
<pre></pre>
<pre>Önce birinci hadis-i <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/belalarin-manevi-sebepleri">şerif</a>in metnini okuyayım,</pre>
<pre></pre>
<pre>"<span class="ecxSpellE">Bismillâhir</span>-<span class="ecxSpellE">rahmânir</span>-rahîm" diyerek:</pre>
<pre></pre>
<pre>a. Günahın Cezâsı veya İmtihan</pre>
<pre></pre>
<pre>370/12 (<span class="ecxSpellE">Mâ</span> <span class="ecxSpellE">esâbe</span> <span class="ecxSpellE">abden</span> <span class="ecxSpellE">musîbetün</span> <span class="ecxSpellE">femâ</span> <span class="ecxSpellE">fevkahâ</span> illâ <span class="ecxSpellE">bi</span>-<span class="ecxSpellE">ihdâ</span> <span class="ecxSpellE">hulleteyni</span></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">bi</span>-<span class="ecxSpellE">zenbin</span> <span class="ecxSpellE">lem</span> <span class="ecxSpellE">yekünillàhu</span> <span class="ecxSpellE">liyağfira</span> <span class="ecxSpellE">lehû</span> illâ <span class="ecxSpellE">bi</span>-<span class="ecxSpellE">tilkel</span> <span class="ecxSpellE">musîbeh</span>, ev</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">bi</span>-<span class="ecxSpellE">derecetin</span> <span class="ecxSpellE">lem</span> <span class="ecxSpellE">yekünillàhu</span> <span class="ecxSpellE">liyebluğahû</span> <span class="ecxSpellE">iyyâhâ</span> illâ <span class="ecxSpellE">bi</span>-<span class="ecxSpellE">tilkel</span>-<span class="ecxSpellE">musîbeh</span>)</pre>
<pre>Sadaka <span class="ecxSpellE">rasûlullàh</span>, fî <span class="ecxSpellE">mâ</span> kàl, ev <span class="ecxSpellE">kemâ</span> kàl.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bu hadîs-i şerifte; hani insanların, toplumların başına çeşitli olaylar</pre>
<pre>geliyor, bunlar Allah'ın takdiri, mukadderât... Alın yazısı diyoruz Türkçe</pre>
<pre>olarak. Bunlar <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/belalarin-manevi-sebepleri">Allah</a>'ın yazdığı kader yazısı. Tabii biz hepimiz <span class="ecxSpellE">müslümanlar</span></pre>
<pre>olarak biliyoruz ki, dünya bir imtihan yeridir, Allah bizi imtihan ediyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>"Nasıl kulluk edeceğiz, iyi miyiz, kötü müyüz? İyi mi davranacağız, kötü mü</pre>
<pre>davranacağız? Allah'ın rızâsına uygun, güzel, faziletli, erdemli mi hareket</pre>
<pre>edeceğiz; yoksa şaşırıp, sapıtıp, bozulup eğri büğrü mü hareket edeceğiz?"</pre>
<pre>diye Allah imtihan ediyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bize göre hayat bir imtihan olduğuna göre, başımıza gelen olaylar da bu</pre>
<pre>imtihanın çeşitli soruları olmuş oluyor. Bu soruların karşısında vereceğimiz</pre>
<pre>cevaba göre, bu imtihanın sonucu belli olacak. Yâni <span class="ecxSpellE">geçeceğiz</span> veya</pre>
<pre>kalacağız, başarılı veya başarısız olacağız. Mükâfât alacağız, ödül</pre>
<pre>alacağız, <span class="ecxSpellE">ya</span> da kötülük işleyen insanlar cezâya uğrayacak. Temennî ediyorum</pre>
<pre>ki hiç biriniz cezâya, <span class="ecxSpellE">ikàba</span>, azâba uğramasın...</pre>
<pre></pre>
<pre>Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: (<span class="ecxSpellE">Mâ</span> <span class="ecxSpellE">esâbe</span> <span class="ecxSpellE">abden</span> <span class="ecxSpellE">musîbetün</span> <span class="ecxSpellE">femâ</span> <span class="ecxSpellE">fevkahâ</span>)</pre>
<pre>"İnsanoğluna bir musîbet veya bundan daha fazlası, yâni küçük bir şey veya</pre>
<pre>daha büyük bir şey, tek bir olay <span class="ecxSpellE">ya</span> da bir sürü olaylar isabet etti mi,</pre>
<pre>--başım dertten kurtulmuyor, dediği gibi bazı insanların-- bunun manevî bir</pre>
<pre>sebebi vardır." Neden insanın başına bu olay geldi?.. (İllâ <span class="ecxSpellE">bi</span>-<span class="ecxSpellE">ihdâ</span></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">hulleteyn</span>) "İki sebepten olabilir bu olayın insanını başına gelmesi:</pre>
<pre></pre>
<pre>Bir sebep: (<span class="ecxSpellE">Bi</span>-<span class="ecxSpellE">zenbin</span> <span class="ecxSpellE">lem</span> <span class="ecxSpellE">yekünillàhu</span> <span class="ecxSpellE">liyâğfira</span> <span class="ecxSpellE">lehû</span> illâ <span class="ecxSpellE">bi</span>-<span class="ecxSpellE">tilkel</span>-<span class="ecxSpellE">musîbeh</span>)</pre>
<pre>Bir günah işlemiştir o günah sebebiyle başına bu musîbet geliyordur." Ama</pre>
<pre>Allah yine kulunu dünyada musîbete uğratarak, dünyada başına musîbet</pre>
<pre>vererek, işlediği günahın cezâsını dünyada çektirip kurtarıyor. Yâni bu</pre>
<pre>musîbet dolayısıyla, Allah <span class="ecxSpellE">âhirette</span> <span class="ecxSpellE">azab</span> çekmekten, cehenneme düşmekten</pre>
<pre>kurtaracak, işte bu dünyada çektiğiyle kalacak; yüzü çizildi, parmağı</pre>
<pre>incindi, ayağı burkuldu, veyahut daha başka bir sıkıntı... vs.</pre>
<pre></pre>
<pre>İlâhî kanunda iki defa cezâlandırma yok; dünyada cezâlandırırsa <span class="ecxSpellE">âhirette</span></pre>
<pre>cezâlandırmaz. Meselâ,<span class="ecxSpellE">hadd</span>-i şer'î diyoruz, yâni şeriatın verdiği cezâ...</pre>
<pre>Diyelim bir insan bir suç işlemiş, onun karşısında şeriat bir cezâ</pre>
<pre>kaydetmiş, mahkeme yazmış bu cezâyı, cezâya çarpılmış. Hem bu dünyada cezâya</pre>
<pre>çarptırılıp, hem de aynı suçtan dolayı <span class="ecxSpellE">âhirette</span> bir başka cezâya çarpılmak</pre>
<pre>olmadığını, iki defa cezâlandırılmadığını Peygamber Efendimiz bildiriyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Demek ki, insanın başına bu dünyada bir musîbet gelirse bir günahına kefaret</pre>
<pre>olacak. Allah o günahının dünyada iken silinmesini sağlamak için, o musîbeti</pre>
<pre>başına musallat etmiştir de, bu musîbet ondan başına gelmiştir, günahı</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">affolacaktır</span>. Tabii kendisi bir günah işlemiştir, ama bu dünyada böyle bir</pre>
<pre>musîbetle <span class="ecxSpellE">affolması</span> bir kaç bakımdan iyi:</pre>
<pre></pre>
<pre>1. <span class="ecxSpellE">Âhiretteki</span> cezâlar, cehennem azabı, <span class="ecxSpellE">ikàbı</span> çok fazla olduğundan dünya</pre>
<pre>böyle gelip geçici bir şey, o iyi.</pre>
<pre></pre>
<pre>2. İnsan dünyada bir musîbete uğrayınca aklını başına toplar. "<span class="ecxSpellE">Haa</span>, ben</pre>
<pre>Allah'ın rızâsına aykırı bir iş yaptım, Allah başıma bir musîbet verdi.</pre>
<pre></pre>
<pre>Tövbe <span class="ecxSpellE">yâ</span> Rabbî, ben bir daha bu suçu artık işlemem!" diye, bir de</pre>
<pre>akıllanmasına sebep olur.</pre>
<pre></pre>
<pre>Onun için bazı alimler, böyle dünyada insanın başına gelen belâlara,</pre>
<pre>musîbetlere şefkat tokadı diyorlar. Yâni terbiye <span class="ecxSpellE">tokatı</span>... Allah terbiye</pre>
<pre>etmek için bir tokat vuruyor da, sonunda o suçu bir daha işlemeyecek, hayatı</pre>
<pre>boyunca rahat edecek. Çocukları bazen böyle terbiye ederler <span class="ecxSpellE">ya</span>, onun gibi...</pre>
<pre></pre>
<pre>Demek ki, insanın başına gelen musîbetin bir sebebi, bir günah işlemiştir de</pre>
<pre>Allah o günahı ancak böyle bir musîbet vererek sildiriyor. Kefaret oluyor,</pre>
<pre>ondan dolayıdır.</pre>
<pre></pre>
<pre>Tabi buradan çıkacak olan, bizim alacağımız ders şudur:</pre>
<pre></pre>
<pre>Günah işlemeyelim! İnsan bir günah işlerse bu dünyada bir musîbete uğrar,</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">âhirette</span> de azaba uğrayabilir. Onun için günaha bulaşmamaya dikkat edelim!..</pre>
<pre>Hani, mayın tarlasına girip de mayına basmamak gibi, yolu dikkatli yürümek</pre>
<pre>lâzım! Doğru yoldan yürümek lâzım, tehlikeli yollara, yanlış yollara</pre>
<pre>sapmamak lâzım ki; Allah o işlediği günahtan dolayı bir cezâ, bir musîbet,</pre>
<pre>bir belâ vermesin; huzur içinde, asûde yaşasın, mutlu, bahtiyar olsun;</pre>
<pre>kendisi de mutlu olsun, çevresi de mutlu olsun.</pre>
<pre></pre>
<pre>Demek ki günah işlememeliyiz. Müslüman günah işledi mi cezâyı yer, ilahî bir</pre>
<pre>tokat ensesine veya suratına patlatılır. Ondan sonra "<span class="ecxSpellE">Haa</span>, ben bir</pre>
<pre>edepsizlik ettim, hata işledim, bundan sonra işlemeyeyim." der.</pre>
<pre></pre>
<pre>O da iyi... Demek ki, bir daha o günaha düşmeyecek, <span class="ecxSpellE">tevbe</span> etmesine sebep</pre>
<pre>olacak, bir de <span class="ecxSpellE">âhirette</span> çekmeyecek. O bakımdan bir bakıma iyi.</pre>
<pre>Peki başka neden gelir insanını başına bir musîbet, bir belâ, bir sıkıntı?..</pre>
<pre>Onu da söylüyor Peygamber SAS Efendimiz:</pre>
<pre></pre>
<pre>(Ev <span class="ecxSpellE">biderecetin</span> <span class="ecxSpellE">lem</span> <span class="ecxSpellE">yekünillàhu</span> <span class="ecxSpellE">liyebluğahû</span> <span class="ecxSpellE">iyyâhâ</span> illâ <span class="ecxSpellE">bitilkel</span>-<span class="ecxSpellE">musîbeh</span>)</pre>
<pre>"Yahut da o sevgili kulunu bir manevî makam verilecektir, yüksek bir</pre>
<pre>dereceye çıkaracaktır. Ancak böyle bir imtihandan <span class="ecxSpellE">geçip</span> sabrettiği takdirde,</pre>
<pre>o musîbetin karşısında tavrının güzelliği dolayısıyla, o dereceye çıkması</pre>
<pre>durumu vardır da, ondan o musîbeti göndermiştir."</pre>
<pre></pre>
<pre>İşte <span class="ecxSpellE">enbiyâullahın</span>, yâni Allah'ın peygamberlerinin ve <span class="ecxSpellE">evliyâullahın</span>, yâni</pre>
<pre>Allah'ın sevgili mübarek kullarının başına gelen dünyevî sıkıntılar</pre>
<pre>bundandır. Yâni Allah onları seviyor, Allah'ın sevgili kulu, mübarek kulu,</pre>
<pre>kıymet verdiği kullar... Peygamberi görevlendirmiş, insanlara göndermiş,</pre>
<pre>sevmiş, vazifelendirmiş; elbette iyi insanlar, amma başına musîbetler</pre>
<pre>geliyor <span class="ecxSpellE">geliyor</span>, derece yükseliyor. Yâni zorlu imtihanlardan <span class="ecxSpellE">geçiyor</span>, çok</pre>
<pre>yüksek puanlar kazanıyor, kulların birincisi oluyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Hani üniversite imtihanına <span class="ecxSpellE">yüzbinlerce</span> gencimiz giriyor, birincileri ilan</pre>
<pre>ediyorlar, herkes gıpta ediyor onlara, "Ne kadar üstün başarı sağladılar."</pre>
<pre>diye... Ama o başarı kolay kazanılmaz. Uykusuz geceler geçirerek, uzun</pre>
<pre>çalışmalar yaparak, başka insanların yapmadığı işleri yaparak, gayretleri</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">sarfederek</span>, zahmetleri çekerek kazanılıyor. Demek ki <span class="ecxSpellE">evliyâullahın</span>, Allah'ın</pre>
<pre>sevgili kullarının, peygamberlerin derece kazanması da, o musîbetlerin</pre>
<pre>karşısındaki tavırlarından dolayıdır.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bundan, Peygamber <span class="ecxSpellE">Efendimiz'in</span> verdiği bu güzel bilgiden dolayı çıkacak ders</pre>
<pre>ne olabilir: İnsanın başına bir musîbet gelirse <span class="ecxSpellE">ya</span> bir günahındandır,</pre>
<pre>kendisinin kusurudur, ama o günahın cezâsı bitiyor işte <span class="ecxSpellE">burda</span>; günahım var</pre>
<pre>mı diye düşünsün, bir daha o günahı işlemesin. <span class="ecxSpellE">Ya</span> da bir suçu, bildiği bir</pre>
<pre>hatası olmadığı halde o musîbet geliyor; demek ki, Allah imtihan ediyor. O</pre>
<pre>zaman, imtihanın cevabını en güzel şekilde vermek için güzel davranmalı,</pre>
<pre>sabretmeli, <span class="ecxSpellE">sabr</span>-ı cemîl göstermeli, isyân etmemeli, feverân etmemeli,</pre>
<pre>kızmamalı, bağırmamalı, ortalığı yakıp yıkmamalı, kasıp kavurmamalı!..</pre>
<pre></pre>
<pre>"<span class="ecxSpellE">Haa</span> bak, bu kulum imtihan ettim ama ne kadar güzel davrandı." diye, Allah o</pre>
<pre>zaman onun derecesini yükselttiği için, biz de böyle musîbetler karşısında</pre>
<pre>serinkanlılığımızı korumalıyız, sakin olmalıyız, dikkatli olmalıyız;</pre>
<pre>imtihanı kazanmağa çalışmalıyız, kaybetmemeğe dikkat etmeliyiz.</pre>
<pre></pre>
<pre>Tabii avâmın, yâni <span class="ecxSpellE">İslâmî</span> bilgileri çok olmayan insanların veya çocukların,</pre>
<pre>ilk başta tecrübesi az, toy insanların düşündüğü nedir:</pre>
<pre>"--Allah bir insanı seviyorsa hiç başına musîbet gelmez. O artık çok rahat</pre>
<pre>bir şekilde yaşar."</pre>
<pre></pre>
<pre>Hayır, öyle değil... Allah'ın en sevgili kulu Peygamberimiz, öteki</pre>
<pre>peygamberler de sevdiği kullar, ama hepsi çok sıkıntılar çekmişler.</pre>
<pre></pre>
<pre>Hazret-i İsâ <span class="ecxSpellE">AS'ı</span> düşünelim, hayatını, ne kadar sıkıntılar çektiğini</pre>
<pre>düşünelim. Peygamberlerin hayatını okumalıyız. İlk önce hayatlarını</pre>
<pre>öğrenmemiz gereken insanlar peygamberler...</pre>
<pre></pre>
<pre>Mûsâ <span class="ecxSpellE">AS'ı</span> düşünün, kendinizi o devre götürün, o olayların içine sokun, o</pre>
<pre>olayların karşısında o mübarek peygamberlerin nasıl davrandığına bakın!..</pre>
<pre>Onların büyüklüğünü o zaman daha iyi anlarsınız. Yâni bana tapınacaksınız</pre>
<pre>diyen bir Firavun, kendisini tanrı, put yerine koyan Firavun; ordusu var,</pre>
<pre>gücü var, kuvveti var... Karşı gelenlerin kollarını bacaklarını kesiyor,</pre>
<pre>hurma dallarına asıyor <span class="ecxSpellE">filanÉ</span> Böyle bir insanın karşısına görevli olarak</pre>
<pre>gidip de, Allah'ın emirlerini söylemek, yâni:</pre>
<pre></pre>
<pre>"--Sen put değilsin, <span class="ecxSpellE">mâbud</span> değilsin, tapınılacak tarafın yok, benim gibi</pre>
<pre>basit bir insansın, böyle yapman doğru değil! İnsanları kandırma, insanları</pre>
<pre>kendine taptırma, beşere tapılmaz, <span class="ecxSpellE">yaradana</span> ibadet edilir, senin bu yaptığın</pre>
<pre>doğru değildir." demek kolay değil.</pre>
<pre></pre>
<pre>Mûsâ AS kolay olmayan işi yaptı ve ne kadar sıkıntılara uğradı, ne kadar</pre>
<pre>imtihanlar geçirdi, ölüm tehlikeleri geçirdi. Firavun'un ordusu arkasından</pre>
<pre>kovaladı.</pre>
<pre></pre>
<pre>Daha gerilere, tarihin derinliklerine doğru gidersek, Nuh AS, İbrâhim AS,</pre>
<pre>diğer peygamberler... Onların hayatlarını düşünürsek, onlar da öyle, yâni</pre>
<pre>çok sıkıntılara uğramışlar.</pre>
<pre></pre>
<pre>Demek ki esas itibariyle dünya hayatı yâni şu içinde yaşadığımız hayat,</pre>
<pre>hepimizin buradaki hayatı karışık bir hayattır. İçinde musîbetler de vardır,</pre>
<pre>ferahlıklar da vardır; üzüntüler de vardır, sevinçler de vardır;</pre>
<pre>yorgunluklar da vardır, eğlenmeler, dinlenmeler de vardır.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bunların hepsi imtihandır. Hayatın böyle olduğunu görüyoruz.</pre>
<pre></pre>
<pre>İsterseniz belgesel dizilere bakın, orda ormanlardaki hayatı görün!</pre>
<pre></pre>
<pre>Hayvanların birbirleriyle hayat müdafaalarını savunmalarını ve</pre>
<pre>mücadelelerini görün. Hayatın yapısı bu; yâni yaşamak için mücadele etmek</pre>
<pre>gerekiyor, bu mücadelede sıkıntılar oluyor, ama çalıştığın zaman elde edilen</pre>
<pre>bir takım rahatlıklar ve başarılar da oluyor. Her canlı için bu böyle, hayat</pre>
<pre>böyle.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bu dünyada iyilikler ve kötülükler, yorgunluklarla dinlenmeler, sevinçlerle</pre>
<pre>hüzünler bir arada oluyor. <span class="ecxSpellE">Âhirette</span> cennette ebedî saadet olacak, cehennemde</pre>
<pre>de ebedî <span class="ecxSpellE">azab</span> olacak. <span class="ecxSpellE">Âhirette</span> bu ikisi birbirinden ayrılacak, cennette elem</pre>
<pre>keder olmayacak.</pre>
<pre></pre>
<pre>(Lâ <span class="ecxSpellE">yeravne</span> <span class="ecxSpellE">fîhâ</span> şemsen <span class="ecxSpellE">velâ</span> <span class="ecxSpellE">zemherîrâ</span>.) "Hattâ aşırı güneş ve aşırı soğuk</pre>
<pre>da olmayacak." Her şey tam karar, tam gönlünce olacak, mübarek insanların</pre>
<pre>istediği gibi... Allah memnun etmek <span class="ecxSpellE">murad</span> ettiği için, insanlara en güzel</pre>
<pre>şeyleri ihsân edecek. İnsanlara her şey güzel olacak. Cehennemde de her şey</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">azab</span>, her şey <span class="ecxSpellE">ikàb</span> olacak. Allah cümlemizi Allah'ın rahmetine, rızâsına nâil</pre>
<pre>olanlardan, erenlerden eylesin... Azabına uğrayanlardan eylemesin...</pre>
<pre></pre>
<pre>Demek ki bu hadis-i şerif bizi kuvvetlendiriyor, mâneviyâtımızı</pre>
<pre>kuvvetlendiriyor. Yâni başımıza bir musîbet geldiği zaman, kendimizi kapıp</pre>
<pre>koyuvermemeliyiz, sağlam durmalıyız. İmtihanı kazanmak gerektiğini</pre>
<pre>düşünmeliyiz. Bu musîbet bizim kusurumuzdan olabilir; kusurlarımızı düşünüp,</pre>
<pre>o kusurlara bir daha düşmemeye çalışmalıyız. <span class="ecxSpellE">Ya</span> da Allah bize bir derece</pre>
<pre>vermek için bu zorlu imtihana sokmuştur; arkasından üstün bir başarı ödülü</pre>
<pre>gelecektir, yaldızlı diploma gelecektir. Tabii başarıyı da kaçırmamak için,</pre>
<pre>elde etmek için de dikkat etmemiz gerektiğini anlıyoruz.</pre>
<pre></pre>
<pre>Muhterem kardeşlerim! Böylece bu hadîs-i şerifi not alın, riâyet eyleyin!</pre>
<pre>Hayatın zorluklarından yılmayın, hayatın imtihan olduğunu unutmayın, güzel</pre>
<pre>şeyler yapmağa çalışın, kötü şeyler yapmamağa çalışın!..</pre>
<pre></pre>
<pre>Kötü şeylere ne diyoruz?.. Günah diyoruz. Allah her şeyin iyisini, kötüsünü</pre>
<pre>en iyi bildiği için, kötü şeyleri yapmamayı bize emretmiş ve bunlar dinde</pre>
<pre>günah diye isimlendirmiş. Diyelim ki, içki... Beni dinleyenlerden birileri</pre>
<pre>diyebilir ki:</pre>
<pre>--Bazıları içkiye para da veriyor, zevk duyuyor, keyif duyuyor, ondan</pre>
<pre>içiyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Ama içkinin o zevkinin arkasında sıhhati bozan, toplumu bozan, aileyi yıkan,</pre>
<pre>trafik kazasına sebep olan, kavgalara, cinayetlere sebep olan tarafları</pre>
<pre>olduğunu da biliyoruz. <span class="ecxSpellE">Kur'an</span>-ı Kerim'de de zaten, "Faydası da var ama,</pre>
<pre>zararı daha büyük!" diye <span class="ecxSpellE">buyruluyor</span>. Demek ki, içkinin içilmemesi lâzım!..</pre>
<pre></pre>
<pre>Geçen gün, "İki kardeş içki içiyorken, birisi ötekisine kızmış, bıçaklamış</pre>
<pre>öldürmüş." diye gazeteler yazdı.</pre>
<pre></pre>
<pre>Aziz ve sevgili kardeşlerim! Onun için günahları işlememeye dikkat edeceğiz.</pre>
<pre>Duvarda bir uzun liste olacak, "Bunlar günahtır, bunları yapmamak lâzım!"</pre>
<pre>diye, bunu çoluk çocuk bilecek. Bir de kötü şeyler, günahlar yazıldığı gibi,</pre>
<pre>iyi şeyler de yazılacak. "Bunlar sevaplı şeyler, bunları da yapmağa gayret</pre>
<pre>etmeli!" diye bunlar da öğrenilecek.</pre>
<pre>b. Zekâtın Verilmeyişi</pre>
<pre></pre>
<pre>Gelelim ikinci bir hadîs-i şerife; yine sohbetin bütünlüğüne uygun olacak,</pre>
<pre>bu konuda... Peygamber SAS Hazretleri, <span class="ecxSpellE">Ubade</span> <span class="ecxSpellE">RA'ın</span> rivâyet ettiğine göre,</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">Taberânî'nin</span> ve <span class="ecxSpellE">İbn</span>-i <span class="ecxSpellE">Asâkir'in</span> rivâyet ettiğine göre, buyurmuş ki:</pre>
<pre></pre>
<pre>374/2 (<span class="ecxSpellE">Mâ</span> telefe <span class="ecxSpellE">mâlün</span> fî berrin <span class="ecxSpellE">velâ</span> bahrin illâ <span class="ecxSpellE">bi</span>-men'iz-<span class="ecxSpellE">zekâh</span>, <span class="ecxSpellE">feharrizû</span></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">emvâliküm</span> biz-<span class="ecxSpellE">zekâti</span> ve <span class="ecxSpellE">dâvû</span> <span class="ecxSpellE">merdàküm</span> <span class="ecxSpellE">bis</span>-sadakati <span class="ecxSpellE">vedfe</span> <span class="ecxSpellE">anküm</span></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">tavârikal</span>-<span class="ecxSpellE">belâi</span> <span class="ecxSpellE">bid</span>-<span class="ecxSpellE">duâi</span> <span class="ecxSpellE">feinned</span>-<span class="ecxSpellE">duâi</span> <span class="ecxSpellE">yenfeu</span> <span class="ecxSpellE">mimmâ</span> <span class="ecxSpellE">nezele</span> ve <span class="ecxSpellE">mimmâ</span> <span class="ecxSpellE">lem</span></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">yenzil</span>, <span class="ecxSpellE">mimmâ</span> <span class="ecxSpellE">nezele</span> <span class="ecxSpellE">yekşifühû</span> <span class="ecxSpellE">vemâ</span> <span class="ecxSpellE">lem</span> <span class="ecxSpellE">yenzil</span> <span class="ecxSpellE">yahbisühû</span>) Sadaka <span class="ecxSpellE">rasûlüllàh</span>,</pre>
<pre>fî <span class="ecxSpellE">mâ</span> kàl ev <span class="ecxSpellE">kemâ</span> kàl.</pre>
<pre></pre>
<pre>Deminki hadis-i şerifte Allah'ın bazen insanlara bir günahtan dolayı musîbet</pre>
<pre>verdiğini söylemiştik. Bu hadîs-i şerifte de Peygamber Efendimiz SAS</pre>
<pre>buyuruyor ki:</pre>
<pre></pre>
<pre>(<span class="ecxSpellE">Mâ</span> telefe <span class="ecxSpellE">mâlün</span> fî berrin <span class="ecxSpellE">velâ</span> bahrin illâ <span class="ecxSpellE">bi</span>-men'iz-<span class="ecxSpellE">zekâh</span>)</pre>
<pre></pre>
<pre>"<span class="ecxSpellE">Müslümanın</span> karada, denizde malı telef olmuşsa, bir mal ancak zekât</pre>
<pre>verilmediğinden telef olur. Helâl mal telef olmaz. Denizde veya karada bir</pre>
<pre>mal telef olmuşsa, ancak sahibi zekâtı vermediğinden, cezâ olarak, <span class="ecxSpellE">ikàb</span></pre>
<pre>olarak telef olmuştur." diyor Peygamber Efendimiz SAS.</pre>
<pre></pre>
<pre>Demek ki hani bazı musîbetlerin insana günahtan geldiğini söylemiştik.</pre>
<pre>Günahlar iki çeşittir:</pre>
<pre></pre>
<pre>1. Kötü şeyleri yapmak o günahtır. Meselâ hırsızlık yapmak günahtır; çünkü</pre>
<pre>birisinin malını alıyorsun... Adam yaralamak, öldürmek günahtır; çünkü</pre>
<pre>birisinin malını, canını zedeliyorsun veya hayatını yok ediyorsun.</pre>
<pre></pre>
<pre>2. İyi şeyleri yapmamak da günahtır. Allah emretmiş, iyi şeyleri yapmıyor</pre>
<pre>bir <span class="ecxSpellE">müslüman</span>; o da günahtır.</pre>
<pre></pre>
<pre>--Ben hiç kötü bir iş yapmıyorum.</pre>
<pre></pre>
<pre>Hiç kötü iş yapmıyorsun ama, iyi şeyleri de yapmayınca, o da günah oluyor.</pre>
<pre>Bu hadis-i şeriften onu anlıyoruz.</pre>
<pre></pre>
<pre>O halde <span class="ecxSpellE">müslüman</span> vazifesini bilecek, farzları yerine getirecek.</pre>
<pre>Zekâtını da verecek. (<span class="ecxSpellE">Fe</span> <span class="ecxSpellE">harrizû</span> <span class="ecxSpellE">emvâliküm</span> biz-<span class="ecxSpellE">zekâh</span>)</pre>
<pre>"Zekâtınızı vererek mallarınızı koruyun! Mallarınıza telef gelmemesini</pre>
<pre>istiyorsanız, zekât vazifenizi yapın!"</pre>
<pre>Mallarınız temiz olsun, fukaranın hakkı içinde kalıp da kirlenmesin.</pre>
<pre>Haklı, <span class="ecxSpellE">gasblı</span> bir mal olmasın.</pre>
<pre></pre>
<pre>Demek ki, <span class="ecxSpellE">müslüman</span> günahları yapmayacak, bir de ibadetleri yapacak.</pre>
<pre>İbadetler nelerdir?..</pre>
<pre>En başta zikredilen ibadetlerden birisi namazdır, namazları kılacak.</pre>
<pre></pre>
<pre>--Müslüman mısın?</pre>
<pre>--<span class="ecxSpellE">Elhamdü</span> <span class="ecxSpellE">lillâh</span> <span class="ecxSpellE">müslümanım</span>.</pre>
<pre>--O halde namaz kılıyor musun?</pre>
<pre>--İşte hocam kusura bakma...</pre>
<pre></pre>
<pre>Ben kusura bakmışım ne olacak, bakmamışım ne olacak?</pre>
<pre>Allah emrettiği için yapman lâzım. Yapmayınca suç oluyor, günah oluyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Namazını kılacaksın. Bu cuma <span class="ecxSpellE">abdest</span> alacaksın, gusül <span class="ecxSpellE">abdesti</span> alacaksın,</pre>
<pre>bundan sonra namazını kılmağa, eksiksiz devam edeceksin.</pre>
<pre></pre>
<pre>Ömründe hiç namazı bırakmayan insanlar var, onları düşüneceksin.</pre>
<pre></pre>
<pre>"Ben ne kadar tembelim, niye onlar gibi yapmamışım?" diyeceksin ve bundan</pre>
<pre>sonra namazını kılacaksın.</pre>
<pre></pre>
<pre>Başka?.. Zekâtını vereceksin. İslâm mükemmel bir din. İslâm'da şahsî</pre>
<pre>ibadetler olduğu gibi, kişinin şahsında kalmıyor <span class="ecxSpellE">İslâmî</span> ibadetler, başkasına</pre>
<pre>da iyilik yapmaya yönelik ibadetler var...</pre>
<pre>Zekât da veriyorsun, mâlî bir ibadet; malını çıkartıyorsun, fukaranın</pre>
<pre>hizmetine saçıyorsun, veriyorsun. Fakirlere, yoksullara, yetimlere,</pre>
<pre>yolculara, yolda kalmışlara, <span class="ecxSpellE">mücahidlere</span> vs. veriyorsun. Zekâtın verilmesi</pre>
<pre>de önemli...</pre>
<pre></pre>
<pre>--Efendim vermiyorum, atlattım, şu kadar zekât kasadan çıkmadı, cebimde</pre>
<pre>kaldı.</pre>
<pre></pre>
<pre>--O zaman malına bir yerde bir telef gelir. Araban çarpar, gemin batar,</pre>
<pre>yangın çıkar, bir şey olur, mal telef olur.</pre>
<pre></pre>
<pre>--Neden?..</pre>
<pre></pre>
<pre>--Zekâtı vermedin de ondan. Malının korunmasını istiyorsan, malının zekâtını</pre>
<pre>vereceksin.</pre>
<pre></pre>
<pre>Başka hangi ibadetler var? Herkes biliyor. Hac var, umre var, <span class="ecxSpellE">cihad</span> etmesi</pre>
<pre>lâzım -- <span class="ecxSpellE">cihad</span> da bir ibadet tabi, insanın malıyla, canıyla.</pre>
<pre></pre>
<pre>--Âlimlerimiz kitap yazmışlar, "<span class="ecxSpellE">otuziki</span> farz" demişler, "elli dört farz"</pre>
<pre>demişler, ilmihal kitaplarında bu ibadetler bildiriliyor. Onarı yapmak</pre>
<pre>lâzım.</pre>
<pre></pre>
<pre>Efendimiz, "Mallarınızı zekât vererek koruyun!“</pre>
<pre>Telef olmamasını istiyorsanız, zekâtınızı verin de böylece malınız korunmuş</pre>
<pre>olsun. Başka türlü, bekçi koyarsın bekçi çalar, tedbir alırsın yangın çıkar,</pre>
<pre>bir şey olur. Daha aklımıza gelen gelmeyen, gazetelerde okuduğumuz</pre>
<pre>şekillerde bir telefât olmamasını istiyorsan, zekatını ver!" diyerek</pre>
<pre>başlamışken, devam buyuruyor:</pre>
<pre></pre>
<pre>(Ve <span class="ecxSpellE">dâvû</span> <span class="ecxSpellE">merdàküm</span> <span class="ecxSpellE">bis</span>-sadakati)</pre>
<pre>"Hastalarınızı, onlar nâmına fukaraya sadaka verip öyle tedâvi edin!"</pre>
<pre></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">Burda</span> yine mânevî bir hakikatle karşılaşıyoruz.</pre>
<pre>Bir kula hastalığı veren Allah, şifayı veren de Allah, ilaca şifayı koyan da</pre>
<pre>Allah, şifayı nâsip eden de Allah...</pre>
<pre></pre>
<pre>Bazen ilaç da olsa, ameliyat da olsa, doktor da olsa, <span class="ecxSpellE">hastahane</span> de olsa,</pre>
<pre>hasta iyileşmeyebiliyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Demek ki, Allah'ın rızâsını kazanması lâzım <span class="ecxSpellE">müslümanın</span>...</pre>
<pre></pre>
<pre>Hasta olmuş, hasta nâmına gider fukaraya paraları verir, sadakaları verir.</pre>
<pre></pre>
<pre>Onlar da "Allah senden râzı olsun! Tam aç kalmıştım, açık kalmıştım, bu para</pre>
<pre>imdadıma yetişti, çok makbule geçti." diye can ü gönülden dua eder, öbür</pre>
<pre>taraftan da Allah râzı olduğu için şifasını verir, hastan iyi olur.</pre>
<pre></pre>
<pre>Onun için hastalarınızı sadaka vererek tedavi edin diye de devam ediyor.</pre>
<pre>Bir şey daha ilâve ediyor:</pre>
<pre>c. Belâya Karşı Dua</pre>
<pre></pre>
<pre>(<span class="ecxSpellE">Vedfe</span> <span class="ecxSpellE">anküm</span> <span class="ecxSpellE">tavârikal</span>-<span class="ecxSpellE">belâi</span> <span class="ecxSpellE">bid</span>-duâ)</pre>
<pre></pre>
<pre>"Başınıza gelip çatan belâları da dua ile def edin, kaldırın!"</pre>
<pre></pre>
<pre>--İnsanın başına bir belâ gelmiş, dayanmış, şimdi bunu dua edip nasıl</pre>
<pre>kaldıracağız?</pre>
<pre></pre>
<pre>Sen kaldırmayacaksın.</pre>
<pre>Sen dua edeceksin âlemlerin rabbi Allah-u <span class="ecxSpellE">Teálâ</span> Hazretleri duanı kabul</pre>
<pre>ederse, belâ kalkar. Buyuruyor ki Peygamber SAS Efendimiz:</pre>
<pre></pre>
<pre>(<span class="ecxSpellE">Fe</span> <span class="ecxSpellE">inned</span>-<span class="ecxSpellE">duâi</span> <span class="ecxSpellE">yenfeu</span> <span class="ecxSpellE">mimmâ</span> <span class="ecxSpellE">nezele</span> ve <span class="ecxSpellE">mimmâ</span> <span class="ecxSpellE">lem</span> <span class="ecxSpellE">yenzil</span>)</pre>
<pre></pre>
<pre>"Çünkü dua faydalıdır faydasız sanmayın, kesin faydası vardır, dua gelmiş</pre>
<pre>belâya da faydalı olur, gelmemiş belâya da faydalı olur. (<span class="ecxSpellE">Mimmâ</span> <span class="ecxSpellE">nezele</span></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">yekşifuhû</span>) İnsanın üzerinden gelmiş belâyı kaldırır. (Ve <span class="ecxSpellE">mâ</span> <span class="ecxSpellE">lem</span> <span class="ecxSpellE">yenzil</span></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">yahbisuhû</span>) Gelmemiş olan belâyı da durdurur."</pre>
<pre></pre>
<pre>Gelecek ama, Allah durdurur. Olacakken olmadı, gelecekken gelmedi, durdu.</pre>
<pre>Duayı kabul ederse belâyı durdurur. Gelecek belâyı durdurur, gelmiş belâyı</pre>
<pre>kaldırır.</pre>
<pre></pre>
<pre>Demek ki, dua da edeceğiz.</pre>
<pre></pre>
<pre>Aziz ve muhterem kardeşlerim, zaman <span class="ecxSpellE">zaman</span> sohbetlerimde söylemişimdir.</pre>
<pre>Siz de benim ağzımdan duymuşsunuzdur. Başka âlimlerden duymuşsunuzdur,</pre>
<pre>kitaplarda okumuşsunuzdur: Dua önemlidir. Dua bir ibadettir. Namaz bir</pre>
<pre>ibadet olduğu gibi, <span class="ecxSpellE">Kur'an</span> okumak, hatim indirmek ibadet olduğu gibi, zikir</pre>
<pre>etmek, <span class="ecxSpellE">tesbih</span> çekmek ibadet olduğu gibi, dua etmek de ibadettir.</pre>
<pre></pre>
<pre>--Şimdi ben bir yerde oturacağım, "<span class="ecxSpellE">Yâ</span> Rabbî bana şunu ver, şunu ver, şunu</pre>
<pre>ver!.." diye sıralayacağım ibadet mi bu?..</pre>
<pre></pre>
<pre>Evet, ibadet! Çünkü, Allah'ın varlığını biliyorsun, elini ona kaldırıyorsun,</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">Allah'dan</span> istiyorsun. Allah kendisine dua edilmesini sever.</pre>
<pre></pre>
<pre>Ne kadar dua edilirse sever. Dua etmeyen kula, "Müstağni davranıyor, burnu</pre>
<pre>büyük, yönünü bana dönmüyor, elini bana kaldırmıyor, benim varlığımı</pre>
<pre>bilmiyor, benim dergâhıma yönelmiyor." diye kızar.</pre>
<pre></pre>
<pre>Onun için dua edeceğiz. Hayatta başımıza çeşitli haklı haksız belâlar</pre>
<pre>gelebilir. O belâların def'i için dua edeceğiz. El açacağız.</pre>
<pre></pre>
<pre>Duanın makbul zamanları var, makbul mekânları var.</pre>
<pre>Meselâ Kâbe'de dua, Peygamber <span class="ecxSpellE">Efendimiz'in</span> mescidinde dua, Arafat'ta dua;</pre>
<pre>bunlar makbul yerler. Seher vaktinde dua, namazla ikàmet arasında dua, <span class="ecxSpellE">harb</span></pre>
<pre>ederken, savaş başlarken, o esnada yapılan dua, yağmur yağarken dua</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">makbuldur</span>. Bunlar da duanın makbul zamanları...</pre>
<pre></pre>
<pre>Dua ile ilgili bilginizi arttırın ve duayı can ü gönülden yapın! Başınıza</pre>
<pre>gelmiş özel belâları veyahut toplumsal belaları Allah kaldırsın diye dua</pre>
<pre>edersiniz. Allah duaları kabul eder. Bazen böyle anlı, şanlı, rütbeli,</pre>
<pre>itibarlı insanın değil de bir gariban yoksulun duasını kabul eder. Bir</pre>
<pre>çocuğun duasını kabul eder.</pre>
<pre></pre>
<pre>Onun için, --hoşuma gider benim-- yağmur yağmadığı zaman yağmur duasına</pre>
<pre>çocukları da götürürler. Eskiden beri adet böyle. Çocuk ne? Masum, yâni daha</pre>
<pre>henüz mükellef değil, tatlı gül yanaklı bir çocuk... O da dua edince,</pre>
<pre>Allah'ın rahmeti <span class="ecxSpellE">cûşa</span> geliyor. Allah çocuklar hürmetine, zayıflar hürmetine</pre>
<pre>duaları kabul ediyor. Bundan da istifade etmek lâzım!</pre>
<pre></pre>
<pre>Allah yaşıyorsa ömür versin, bizim Münih'te tanıdığımız bir <span class="ecxSpellE">Nureddin</span></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">Nemengânî</span> Hoca vardı; öldüyse Allah rahmet eylesin, ruhu şâd olsun, makamı</pre>
<pre>âlâ olsun... <span class="ecxSpellE">Nemengân'lıydı</span>.</pre>
<pre></pre>
<pre>Kendisi demişti ki: "Bizim Türkistan'da binlerce dönüm arazisi olan zengin,</pre>
<pre>varlıklı bir insan, tarlasını ekerken yanındaki yoksul kimsenin tarlasını da</pre>
<pre>beraber ekerdi. 'Gel seninle ortaklık yapalım!' der, onun da tarlasını</pre>
<pre>sürer, beraber ekerlerdi yoksulla...</pre>
<pre></pre>
<pre>Neden? 'Yoksulun hürmetine Allah bana da bereket verir.' diye düşünürdü."</pre>
<pre></pre>
<pre>Tabii bu Türkistan önemli bir diyar, Türk eli Türkistan. Çok mübarek âlimler</pre>
<pre>yetişmiş, çok evliyâ yetişmiş. Onlar dinin inceliklerini çok iyi biliyorlar.</pre>
<pre>Çok zarif insanlar, edip insanlar, onları çok seviyorum.</pre>
<pre></pre>
<pre>Demek ki dua edelim, dualarımıza çocukları da "Âmin..." dedirtelim! Yaşlı,</pre>
<pre>ak sakallı büyüklerimizi de katalım, onları da Allah sever, hürmet eder. Bir</pre>
<pre>hadis-i şerifte geçmişti:</pre>
<pre></pre>
<pre>Doksan yaşını geçti mi artık bir insan, yeryüzünde Allah'ın imtiyazlı bir</pre>
<pre>kulu oluyor.</pre>
<pre>Dua etti mi, Allah duasını kabul ediyor. Ak sakallı nurlu insanların da</pre>
<pre>duasını almak lâzım!..</pre>
<pre>d. Allah Bir Topluluğa Kızarsa</pre>
<pre>Sonuncu hadîs-i şerife geliyorum. Üç hadis okuyacağım demiştim, iki tanesini</pre>
<pre>okudum,</pre>
<pre></pre>
<pre>Bu da <span class="ecxSpellE">ibn</span>-i <span class="ecxSpellE">Abbas</span> <span class="ecxSpellE">RA'dan</span> rivâyet edilmiş. Yine konumuzun içinde, bugünkü</pre>
<pre>sohbetimizin ana konusuna uygun:</pre>
<pre></pre>
<pre>375/8 (<span class="ecxSpellE">Mâ</span> <span class="ecxSpellE">sahitallàhu</span> <span class="ecxSpellE">azze</span> ve <span class="ecxSpellE">celle</span> âlâ ümmetin illâ galâ <span class="ecxSpellE">sa'ruhâ</span> ve <span class="ecxSpellE">eksede</span></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">esvâkuhâ</span> ve <span class="ecxSpellE">eksera</span> <span class="ecxSpellE">fesâdühâ</span> <span class="ecxSpellE">veşdette</span> <span class="ecxSpellE">cevrü</span> <span class="ecxSpellE">sültànihâ</span> ve inde <span class="ecxSpellE">zâlike</span> lâ</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">yüzekkî</span> <span class="ecxSpellE">ağniyâuhâ</span> ve lâ <span class="ecxSpellE">yaiffu</span> <span class="ecxSpellE">sültànühâ</span> ve lâ <span class="ecxSpellE">yusallî</span> <span class="ecxSpellE">fukarâühâ</span>) Sadaka</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">rasûlüllàh</span>, fî <span class="ecxSpellE">mâ</span> kàl ev <span class="ecxSpellE">kemâ</span> kàl.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bu üç hadîs-i şerifte de başımıza gelen olayların mânevî sebeplerini</pre>
<pre>gösteren konuları seçmiştim, onlar anlatılıyordu. Yâni ilahî kanunlar,</pre>
<pre>manevî kanunlar...</pre>
<pre></pre>
<pre>Dünya hayatında başımıza gelen olayların bir fizikî kanunları var:</pre>
<pre>Suyu tencereyi ocağın üstüne koyarsan, belli bir dereceye geldiği zaman şu</pre>
<pre>olur, şu olur; bu fizikî kanunlar... Kimya kanunları var: Şu madde ile şunu</pre>
<pre>katarsan şu olur; kimya kanunu... Bu kanunların hepsi Allah'ın...</pre>
<pre></pre>
<pre>Kâinatı yaratan Allah fizik kanunları koymuş, kimya kanunları koymuş, tabiat</pre>
<pre>kanunları koymuş, hayat kanunları koymuş... <span class="ecxSpellE">İctimaî</span> yaşamın kanunlarını</pre>
<pre>koymuş; erkekle hanım evlenecek, evlâtları olacak, nesiller devam edecek, bu</pre>
<pre>da bir kanun. Nikâh bir ilahî kanun meselâ... Bunun gibi, mânevî olayların</pre>
<pre>mânevî sebeplerini gösteren mânevi kanunlar da var. Bu üç hadis-i şerif</pre>
<pre>onları anlatıyor. Bugünlerde uygun olduğu için bunları seçtim.</pre>
<pre>Peygamber SAS Efendimiz bu mânevî kanunlar hakkında çok ilginç bilgiler</pre>
<pre>veriyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Buyuruyor ki:</pre>
<pre></pre>
<pre>"Aziz ve <span class="ecxSpellE">celil</span> olan Allah bir ümmete kızdı mı, şunlar, şunlar, şunlar olur."</pre>
<pre>Onları sayacak şimdi. Allah bazı ümmetlere kızar, <span class="ecxSpellE">gazab</span> eder. Neden?</pre>
<pre></pre>
<pre>"Emrettim buyruğumu tutmuyorlar, yasakladım yasakları icrâ ediyorlar. Günah</pre>
<pre>işlemeyin dedim, günah işliyorlar. Nimet verdim nimete şükretmiyorlar." diye</pre>
<pre>Allah kullarına kızar, <span class="ecxSpellE">gazab</span> eder.</pre>
<pre></pre>
<pre>Allah-u <span class="ecxSpellE">Teàla</span> Hazretleri'nin rahmeti çoktur, <span class="ecxSpellE">erhamür</span>-<span class="ecxSpellE">râhimîndir</span> ama, bir de</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">azizün</span> <span class="ecxSpellE">züntikàmdır</span>; azizdir, izzet sahibidir ve intikam sahibidir. Yâni</pre>
<pre>zâlimden mazlumun <span class="ecxSpellE">ahını</span> alır, zâlimi kahreder. Suçluyu dünyada, <span class="ecxSpellE">âhirette</span></pre>
<pre>cezâlandırır. Böyle insanları ve kavimleri cezâlandırabilir. Bazen böyle bir</pre>
<pre>cezâ umumî olarak gelir.</pre>
<pre></pre>
<pre>Tarihe dönelim, meselâ İslâm âlemi, İslâm tarihi ibretlerle dolu...</pre>
<pre>Peygamber Efendimiz bir avuç mübarek sahabesiyle nasıl başladı İslam'ı</pre>
<pre>yaymağa?..</pre>
<pre>Bu İslâm nasıl <span class="ecxSpellE">kıt'alara</span> yayıldı, nasıl deryaları geçti, kocaman okyanusları</pre>
<pre>geçti, nerelere ulaştı?.. Ondan sonra da meselâ, bir Moğol istilâsı, fâciâsı</pre>
<pre>oldu. Moğollar geldiler, hilâfet merkezini bile yakıp yıktılar ve oradan</pre>
<pre>akan nehirler kıpkırmızı aktı, insanları kestiler, kütüphaneleri yaktılar,</pre>
<pre>suya attılar.</pre>
<pre></pre>
<pre>Endülüs bir ara <span class="ecxSpellE">müslümandı</span>, yedi asır <span class="ecxSpellE">müslüman</span> yaşadı. Ondan sonra büyük</pre>
<pre>katliamlarla <span class="ecxSpellE">müslümanlar</span> <span class="ecxSpellE">ordan</span> silindiler, çıkarıldılar.</pre>
<pre></pre>
<pre>Balkanlar bir İslâm yarımadasıydı, büyük bir yerdi, Endülüs kadar büyüktü;</pre>
<pre>işte başımıza neler geldi?.. Bosna'da, Arnavutluk'ta, Kosova'da,</pre>
<pre>Bulgaristan'da kardeşlerimize neler yaptılar?..</pre>
<pre></pre>
<pre>Allah-u <span class="ecxSpellE">Teàlâ</span> Hazretleri, demek ki bazen cezâ veriyor, kavimleri</pre>
<pre>cezâlandırıyor, <span class="ecxSpellE">müslüman</span> da olsa...</pre>
<pre></pre>
<pre>Müslüman neden cezâlanır? Önceki hadîs-i şeriflerden gördük, zekât vermediği</pre>
<pre>zaman mala telef geliyor, bir günah işlediği zaman Allah bir musîbet</pre>
<pre>gönderiyor. Onlardan oluyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Ben bunları niçin anlatıyorum? Günahkârlar günah işlemekten vazgeçsin diye</pre>
<pre>anlatıyorum tabii. Allah bir kavme <span class="ecxSpellE">gazab</span> etti mi, artık aralarındaki bir kaç</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">sâlihin</span>, tek tük iyi insanın "<span class="ecxSpellE">Ya</span> Rabbî yapma, affet, bağışla, bu musîbet def</pre>
<pre>olsun, gelmesin!" demesiyle belâ def olmuyor. Bir tufan gibi geliyor; silip,</pre>
<pre>süpürüp götürebiliyor. Büyük cezâlar gelebiliyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Yâni bir şey var, Arapça kelimelerden kurulu bir söz var, bu sözde, "Allah</pre>
<pre>ihmâl etmez, <span class="ecxSpellE">imhâl</span> eder." <span class="ecxSpellE">buyrulur</span>. İhmâl etmez, yâni Allah bir suç</pre>
<pre>işlendiği zaman cezâyı vermekte ihmalkâr davranmaz, <span class="ecxSpellE">imhal</span> eder. <span class="ecxSpellE">İmhâl</span> ne</pre>
<pre>demek, mühlet vermek demek... Yâni mühlet verir.</pre>
<pre></pre>
<pre>--Niye mühlet veriyor da suçlu birden cezâlanmıyor? Adam günahı işledi, niye</pre>
<pre>başına ateş yağmıyor, niye adam kahrolmuyor?..</pre>
<pre></pre>
<pre>Allah'ın rahmetinden...</pre>
<pre>Allah suçluya da bir <span class="ecxSpellE">tevbe</span> müddeti tanıyor, "Bakalım <span class="ecxSpellE">tevbe</span> edecek mi,</pre>
<pre>hatasını anlayacak mı, pişman olacak mı, affet <span class="ecxSpellE">ya</span> rabbî diyecek mi?" diye</pre>
<pre>mühlet veriyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>İhmâl etmez, <span class="ecxSpellE">imhâl</span> eder. İhmâl'de h harfi önce, <span class="ecxSpellE">imhâl'de</span> m harfi önce... Bir</pre>
<pre>harfin değişmesiyle, iki harfin yer değiştirmesiyle mânâ değişiyor. Allah</pre>
<pre>ihmâl etmez amma, <span class="ecxSpellE">imhal</span> eder, mühlet verir, cezâlandırır. Onun için kavimler</pre>
<pre>günahları işlemesin!</pre>
<pre></pre>
<pre>Şimdi ben bizim aziz ve sevgili ülkelerimize bakıyorum, Türkiye'ye</pre>
<pre>bakıyorum, başka ülkelere bakıyorum. Bu ülkeler <span class="ecxSpellE">müslüman</span> ülkeleri, %99'u</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">müslüman</span>...</pre>
<pre>Neresi <span class="ecxSpellE">müslüman</span>?!. Müslüman olduğu nerden belli? Yemin et bakayım!</pre>
<pre></pre>
<pre>--Yenim edeyim pekiyi: Vallàhi billâhi <span class="ecxSpellE">müslüman</span>!..</pre>
<pre></pre>
<pre>Ama bu ne biçim <span class="ecxSpellE">müslümanlık</span>? Giyimi <span class="ecxSpellE">müslümana</span> benzemez, yemesi <span class="ecxSpellE">müslümana</span></pre>
<pre>benzemez, ticareti <span class="ecxSpellE">müslümana</span> benzemez, hareketi <span class="ecxSpellE">müslümana</span> benzemez, sözü</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">müslümana</span> benzemez, özü <span class="ecxSpellE">müslümana</span> benzemez... Bir sürü günah; zina, <span class="ecxSpellE">fısk</span> u</pre>
<pre>fücur, faiz, <span class="ecxSpellE">ribâ</span> bir sürü şey... Ne olacak? Allah <span class="ecxSpellE">gazab</span> eder.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bu "Allah <span class="ecxSpellE">gazab</span> eder." sözü iki kelimeyle kurulmuş bir cümle ama, sonucu çok</pre>
<pre>mühim. Allah bir kavme <span class="ecxSpellE">gazab</span> etti mi, başına neler gelir...</pre>
<pre></pre>
<pre>Bir kaç sene önce hatırlıyorum, Güney Amerika'da bir yanardağ patlamıştı,</pre>
<pre>kilometrekarelerce mesafelere yayılmıştı. İnsanlar nasıl helâk olmuştu,</pre>
<pre>nasıl anında lâvlara tutulmuş, hayvanlar nasıl donmuş kalmıştı. İbretle</pre>
<pre>seyrettik televizyonlarda... Allah'ın gazabı hafife alınacak bir şey değil.</pre>
<pre></pre>
<pre>Onun için günah işlememek lâzım, günah işlenmişse <span class="ecxSpellE">tevbe</span> etmek lâzım!..</pre>
<pre></pre>
<pre>Bu hadîs-i şerifleri, bir ikaz vazifesi olsun diye söylüyorum. Biliyorsunuz</pre>
<pre>peygamberler (<span class="ecxSpellE">Aleyhis</span>-<span class="ecxSpellE">salâvatü</span> <span class="ecxSpellE">vet</span>-teslîmât) kavimlerine ikazcı olarak</pre>
<pre>geldiler. İkazcı kelimesinin Arapça'sı nezîr veya <span class="ecxSpellE">münzîr</span>... Nezîr olarak</pre>
<pre>geldiler.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bir de müjdeci olarak geldiler. "İyi kulluk yaparsanız cennete</pre>
<pre>gireceksiniz." bu müjde. "Kötü kulluk yaparsanız, dünyada <span class="ecxSpellE">âhirette</span> belâya</pre>
<pre>uğrarsınız." bu da ihtar, ikaz, korkutmak, intibaha davet etmek gibi bir şey</pre>
<pre>tabii...</pre>
<pre></pre>
<pre>Bu peygamberlerin vazifesi. Peki bizim peygamberimiz Muhammed-i Mustafa,</pre>
<pre>(Aleyhi <span class="ecxSpellE">efdalüs</span>-<span class="ecxSpellE">salevâti</span> ve <span class="ecxSpellE">ekmelüt</span>-<span class="ecxSpellE">tahiyyâtü</span> <span class="ecxSpellE">vet</span>-teslîmât) peygamberlerin</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">serveri</span>, âhir zaman peygamberi, son peygamber... Ondan sonra peygamber yok,</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">evliyâullah</span> var; Allah'ın emirlerini onlar anlatacaklar.</pre>
<pre></pre>
<pre>O halde peygamberlerin, <span class="ecxSpellE">evliyâullahın</span> vazifesi nedir?.. Kavimler hata</pre>
<pre>işlediği zaman hatalarını söylemektir. Çünkü peygamberlerin vazifesi bu idi.</pre>
<pre>Onun için âlimlerin söylemesi lâzım,</pre>
<pre></pre>
<pre>"Ey kavmimiz, yanlış yapıyorsunuz, böyle yapmayın, Allah'a âsî olmayın!</pre>
<pre>İbadetleri yapın, helâlleri işleyin, haramları <span class="ecxSpellE">terkedin</span>, ibadetlerinizi îfa</pre>
<pre>edin!.." diye bildirmesi lâzım ve bu bildirmekten yılmamak lâzım!..</pre>
<pre></pre>
<pre>--Ben çok söyledim bizim mahallede, bizim ahâliye, evde çok söyledim, köyde</pre>
<pre>çok söyledim. Kimse beni dinlemedi, günaha devam ediyorlar".</pre>
<pre></pre>
<pre>Tamam, onun karşısında da âlimlerimiz şöyle diyor, ben de çok seviyorum bu</pre>
<pre>sözü, katılıyorum:</pre>
<pre></pre>
<pre>--Eğer günahkâr, günah işlemekten yılmıyor, bıkmıyor, kötü bir şeyi yapmağa</pre>
<pre>devam ediyorsa, o zaman sen onu ikaz etmekten niye bıkıyorsun?</pre>
<pre></pre>
<pre>Sen iyi bir şey yapıyorsun, ikaz ettikçe sevap kazanıyorsun!</pre>
<pre></pre>
<pre>O halde sen de bıkmayacaksın, sen de onu günahtan kurtarmağa, haramdan</pre>
<pre>kurtarmağa çalışacaksın; ibadetini yaptırmağa çalışacaksın, sevaplı işlere</pre>
<pre>çekmeğe çalışacaksın.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bu kadar açıklamadan sonra <span class="ecxSpellE">İbn</span>-i <span class="ecxSpellE">Abbas</span> <span class="ecxSpellE">RA'ın</span> okumuş olduğumuz hadis-i</pre>
<pre>şerifini açıklayalım, sohbetimizi tamamlayalım sevgili kardeşlerim:</pre>
<pre></pre>
<pre>Aziz ve <span class="ecxSpellE">celil</span> olan Allah, bir ümmete kızdığı, <span class="ecxSpellE">gazab</span> ettiği zaman sonuçları</pre>
<pre>olur.</pre>
<pre>Toplumda görülür bu sonuçlar.</pre>
<pre>Göstergeler kırmızı yanmağa başlar, alarm zilleri çalmağa başlar.</pre>
<pre>Nedir bu alarm zilleri, göstergelerin işaretleri nereye dayanıyor, nelerdir</pre>
<pre>göstergeler?..</pre>
<pre></pre>
<pre>(<span class="ecxSpellE">Mâ</span> <span class="ecxSpellE">sahitallàhu</span> <span class="ecxSpellE">azze</span> ve <span class="ecxSpellE">celle</span> âlâ ümmetin illâ galâ <span class="ecxSpellE">sa'ruhâ</span>) O zaman ne</pre>
<pre>olurmuş? (galâ <span class="ecxSpellE">sa'ruhâ</span>)</pre>
<pre></pre>
<pre>Efendimiz diyor ki: "Önce pazarlarında <span class="ecxSpellE">fiatlar</span> yukarıya fırlar, pahalılaşır.</pre>
<pre>Pahalılaşınca ne olur? Adamın parası mahdut olduğuna göre nimeti gidip de</pre>
<pre>alamaz, yâni hayat fakirleşir. Bak bereketsizlik oldu, <span class="ecxSpellE">fiatlar</span> arttı.</pre>
<pre></pre>
<pre>Adamın yaşam düzeyi aşağı indi, bu sefer rahatı kaçtı. Eskiden sofrasında</pre>
<pre>bal kaymak olurdu, şimdi tuz ekmek var. Onu bile bulamıyor, sıraya girip</pre>
<pre>alıyor. Neden?.. Allah o kavme kızdı. <span class="ecxSpellE">Fiatlar</span> fırladı, arasan bulunmuyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>"Hocam bizim memlekette böyle şeyler yok!" demeyin. Bakın meselâ kuzey</pre>
<pre>Irak'ta, <span class="ecxSpellE">Saddam'ın</span> olaylarından sonra nice kıtlıklar oldu.</pre>
<pre></pre>
<pre>Orta Asya'da <span class="ecxSpellE">Çeçenistan'da</span> nice açlıklar çekiliyor. Hindistan'da,</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">Bengladeş'de</span>, Pakistan'da, <span class="ecxSpellE">Filipinler'de</span>, Afrika'da, <span class="ecxSpellE">Somali'deÉ</span> Orta Afrika</pre>
<pre>ülkelerinde görüyoruz; birbirleriyle çarpışıyorlar, kabileler <span class="ecxSpellE">ordan</span> oraya</pre>
<pre>göçüyor. Yollarda ölüyor, yiyecek bulunmuyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Yâni olmuyor demeyin. Evet bizim ülkemizde olmuyor, şükredin, çok şükür ki</pre>
<pre>olmuyor; ibadet edin ki, Allah <span class="ecxSpellE">gazab</span> etmesin, mahrumiyete uğratmasın...</pre>
<pre></pre>
<pre>"Allah bir kavme <span class="ecxSpellE">gazab</span> etti mi, fiyatlar artar."</pre>
<pre></pre>
<pre>Bu ne demek? Mallar <span class="ecxSpellE">pahallaşır</span>, kişiler onu alamaz olur, hayat seviyesi</pre>
<pre>düşer, yoksullar artar demek. Cezâ <span class="ecxSpellE">ordan</span> geliyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>(Ve <span class="ecxSpellE">eksede</span> <span class="ecxSpellE">esvâkuhâ</span>) "Çarşı, pazarları <span class="ecxSpellE">kesâda</span> uğrar, Allah <span class="ecxSpellE">kesâda</span> uğratır."</pre>
<pre>Çarşının pazarın kesat olması ne demek?.. İşlerin iyi gitmemesi demek...</pre>
<pre>Çarşıda pazarda bir şey yok, tam takır.</pre>
<pre></pre>
<pre>Biz Orta Asya ülkelerini geziye gittiğimiz zaman, <span class="ecxSpellE">şurdan</span> dönüşümüzde</pre>
<pre>kardeşlerimize, ev halkımıza hediye götürelim diye, çarşıya pazara çıktık,</pre>
<pre>bir şey yok.</pre>
<pre></pre>
<pre>Neden?.. Mal, üretim olmayınca; gittik, çarşıdan eli boş döndük. Bir şey</pre>
<pre>almadan döndük. Halbuki bazı ülkelere gidiyoruz. Her şey var, bolluk,</pre>
<pre>bereket, pazarlar kaynıyor, mallar çok... Bir şeyler alıyorsun,</pre>
<pre>götürüyorsun, hediye veriyorsun. Demek ki ticaretler <span class="ecxSpellE">kesâda</span> gider, <span class="ecxSpellE">fiatlar</span></pre>
<pre>artar.</pre>
<pre></pre>
<pre>(Ve <span class="ecxSpellE">eksera</span> <span class="ecxSpellE">fesâduhâ</span>)</pre>
<pre></pre>
<pre>"Ülkenin fitnesi, fesadı artar." <span class="ecxSpellE">Fesad</span> tabii bozgunculuk demek...</pre>
<pre>Bozgunculuk çeşitli şekillerde olur.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bugün arkadaşlarla konuşuyoruz. Arkadaşların bir tanesinin annesi Kafkasya</pre>
<pre>kökenli.</pre>
<pre>"--Kafkasya'ya gitsek..." diyoruz.</pre>
<pre>Öbür arkadaş diyor ki:</pre>
<pre>"--Gidemeyiz hocam, yol emniyeti yok!".</pre>
<pre>"--Birkaç araba gideriz."</pre>
<pre>"--Bir kaç arabaya para yetmez. Polisine de güvenilmez, askerine de</pre>
<pre>güvenilmez. Yolda çalabilirler, insanın can ve mal emniyeti yok!" diyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bakın bunlar bizim çevremiz, yakın çevremiz. Balkanlardan <span class="ecxSpellE">geçip</span> gitmek</pre>
<pre>istediğiniz zaman veya Avrupa'dan gelmek istediğiniz zaman, bazı ülkelerde</pre>
<pre>bu durum oluyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Bizim futbolseverler Bulgaristan'a <span class="ecxSpellE">BMV'lerle</span>, <span class="ecxSpellE">Mercedeslerle</span> gitmişler, maçı</pre>
<pre>seyretmişler, dönüşte bakmışlar koydukları yerlerde arabaları yok... Mal</pre>
<pre>emniyeti yok, can emniyeti yok. Kaç araba çalınmış, gitmiş.</pre>
<pre></pre>
<pre>Demek ki <span class="ecxSpellE">fesad</span> arttı mı, çok fena oluyor. Düzen oldu mu, iyi oluyor. Dirlik</pre>
<pre>ve düzenlik, kanun ve nizam, güzel oluyor. Emniyet güzel oluyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Meselâ, <span class="ecxSpellE">Osmalı</span> zamanında bir vali bir yere tayin olmuş. Demiş ki:</pre>
<pre>"--Herkes kapısı açık yatacak."</pre>
<pre></pre>
<pre>Kendisine güveniyor, yâni asayişi sağlayacak, güveniyor, tellâl çıkartmış:</pre>
<pre></pre>
<pre>"Herkes kapısını açacak öyle yatacak, bir tenceresi çalınana devlet bir</pre>
<pre>kazan verecek!" demiş; amma, bir de zabıta vazifelilerine emretmiş, kuş</pre>
<pre>uçurtmamış. Böyle <span class="ecxSpellE">böyle</span> düzeltmiş. Yâni asayiş güzel bir şey intizam, düzen</pre>
<pre>güzel bir şey.</pre>
<pre></pre>
<pre>"Allah bir kavme kızdı mı, orası bozular, <span class="ecxSpellE">fesad</span> olur."</pre>
<pre></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">Fesad</span> Arapça bir kelime; bu devirdeki karşılığı, bozgunculuk veya anarşi...</pre>
<pre>Anarşi dersek millet, "<span class="ecxSpellE">Haa</span>, tamam anladım!" diyor.</pre>
<pre>Fesadı belki anlamaz, belki başka türlü düşünür.</pre>
<pre>Yâni anarşi olur, her türlü işler bozulur. Ticaret de bozulur, <span class="ecxSpellE">fiatlar</span> da</pre>
<pre>artar.</pre>
<pre></pre>
<pre>(<span class="ecxSpellE">Veştedde</span> cevri <span class="ecxSpellE">sultànihâ</span>) "Yöneticilerin zulmü artar." O da bir cezâ...</pre>
<pre>Peygamber Efendimiz, "Allah bir kavme kızdı mı, yöneticilerin de zulmü</pre>
<pre>artar." diyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Hadi bakalım, sultan asayişi sağlamakla görevliydi, huzur ve sükûnu</pre>
<pre>sağlayacaktı, dış düşmanlara karşı koruyacaktı, içte de bozgunculara karşı</pre>
<pre>koruyacaktı; bu sefer kendisi <span class="ecxSpellE">zulm</span> etmeye başladı. O da bir ceza... Allah o</pre>
<pre>kavme <span class="ecxSpellE">gazab</span> ettiği için sultanının cevri artar.</pre>
<pre></pre>
<pre>(Ve inde <span class="ecxSpellE">zâlike</span>) "İşte böyle olunca, yâni Allah <span class="ecxSpellE">gazab</span> ettiği zaman bunlar</pre>
<pre>görülür. (lâ <span class="ecxSpellE">yüzekki</span> <span class="ecxSpellE">ağniyâuhâ</span>) Zenginler zekât vermemeye başlar. (Ve lâ</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">yaiffu</span> <span class="ecxSpellE">sultànühâ</span>) Sultanlar namuslu, dürüst olmamağa başlar, rüşvet alır,</pre>
<pre>haksızlık yapar, <span class="ecxSpellE">cevreder</span>; yâni iffetli olmaz, temiz, namuslu, iffetli</pre>
<pre>çalışmaz. (Ve lâ <span class="ecxSpellE">yüsalli</span> <span class="ecxSpellE">fukarâühâ</span>) Fakirleri de namaz kılmaz, dua etmez bir</pre>
<pre>duruma düşer."</pre>
<pre></pre>
<pre>İlk başta Allah <span class="ecxSpellE">gazab</span> ediyor. <span class="ecxSpellE">Gazab</span> ettikten sonra, toplumun göstergeleri</pre>
<pre>kırmızıya dayanıyor, alarm zilleri çalmağa başlıyor, her şey bozuluyor.</pre>
<pre>Ondan sonra, zenginler zekât vermiyor, fakirler namaz kılmıyor, sultanlar</pre>
<pre>iffetli olmuyor, rüşvet vs. vs. her türlü berbatlık oluyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Aziz ve sevgili kardeşlerim, bu hadis-i şerifler çok önemli!</pre>
<pre>Bunlara dikkat edelim, bunların gereğini yapalım!..</pre>
<pre></pre>
<pre>Onun için ben hadis-i şerifi okuyunca, "Gereği nedir?" diye de düşünüyorum.</pre>
<pre>Düşüncemi de size söylüyorum.</pre>
<pre>Demek ki Allah bir kavme <span class="ecxSpellE">gazab</span> edince böyle <span class="ecxSpellE">böyle</span> olduğuna göre, bir kere</pre>
<pre>şöyle düşünebiliriz:</pre>
<pre></pre>
<pre>--Bu göstergeler bizde var mı?..</pre>
<pre>Varsa, o zaman Allah bize <span class="ecxSpellE">gazab</span> etmiş demektir.</pre>
<pre></pre>
<pre>Ne yapmamız lâzım? Allah'ın gazabından kurtulmamız lâzım.</pre>
<pre>Allah'ın gazabından kurtulmak nasıl olur?</pre>
<pre>Allah'ın emrine tekrar dönmekle olur, emrini tutmakla olur.</pre>
<pre>Haramlardan sakınmak, kaçınmakla olur.</pre>
<pre>İbadetleri yapmakla olur, dua ile olur. İş böyle düzelir.</pre>
<pre></pre>
<pre>Allah'tan insanı hiç bir şey kurtaramaz. Bir insanı cezâlandırmak <span class="ecxSpellE">murad</span> etti</pre>
<pre>mi; cümle cihanın halkı yardıma gelse, onu Allah'ın cezâsından koruyamaz.</pre>
<pre>Allah bir insanı veya bir kavmi kurtarmak isterse; cümle cihan halkı üstüne</pre>
<pre>saldırsa, zarar veremez, Allah onu kurtarır. İbrahim <span class="ecxSpellE">AS'ı</span> ateşten kurtardığı</pre>
<pre>gibi.</pre>
<pre></pre>
<pre>O halde görülüyor ki sevgili kardeşlerim, bu işin manevî kanunu çok açıktır.</pre>
<pre>Allah'ın sevgili kulu olmağa çalışmak lâzım, Allah'ın rızasını kazanmağa</pre>
<pre>çalışmak lâzımdır. Allah'ın sevgili kulu olunursa, işler düzeliyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Allah'ın kızdığı işler yapılınca, Allah belâyı gönderiyor, musîbeti</pre>
<pre>gönderiyor, işler berbat oluyor, her şey bozuluyor.</pre>
<pre></pre>
<pre>Zenginler zekât vermiyor, fakirler dua etmiyor, ibadet etmiyor, sultanlar</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">cevr</span> ü cefa ediyor, iffetli olmuyor, rüşvet alıyor, haksızlık ediyor...</pre>
<pre>filân.</pre>
<pre></pre>
<pre>Onun için gelin, bu mübarek cuma gününde <span class="ecxSpellE">tevbe</span> edelim.</pre>
<pre>Bir daha günah işlememeğe <span class="ecxSpellE">azm</span> ü <span class="ecxSpellE">cezm</span> ü <span class="ecxSpellE">kasd</span> eyleyelim.</pre>
<pre>Bundan sonra da hakîkaten, merdâne verdiğimiz sözü tutalım, iyi insanlar</pre>
<pre>olalım.</pre>
<pre>Allah-u <span class="ecxSpellE">Teàlâ</span> Hazretleri bizi hem dünyada, hem <span class="ecxSpellE">âhirette</span>, musîbetlerden,</pre>
<pre>belâlardan, <span class="ecxSpellE">azablardan</span>, <span class="ecxSpellE">ikàblardan</span> korusun... Rahmetine erdirsin, aziz ve</pre>
<pre>bahtiyar eylesin... Cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin...</pre>
<pre></pre>
<pre><span class="ecxSpellE">Bi</span>-hürmeti <span class="ecxSpellE">esmâihil</span>-<span class="ecxSpellE">hüsnâ</span> ve <span class="ecxSpellE">habîbihî</span> <span class="ecxSpellE">muhammedinil</span>-<span class="ecxSpellE">mustafâ</span> <span class="ecxSpellE">sallallàhu</span> <span class="ecxSpellE">teàlâ</span></pre>
<pre>aleyhi ve âlâ <span class="ecxSpellE">âlihî</span> ve <span class="ecxSpellE">selleme</span> <span class="ecxSpellE">teslîmen</span> <span class="ecxSpellE">kesîrâ</span>...</pre>
<pre><span class="ecxSpellE">Esselâmü</span> <span class="ecxSpellE">aleyküm</span> ve <span class="ecxSpellE">rahmetullàhi</span> ve <span class="ecxSpellE">berekâtühû</span>!..</pre>
<pre>27. 06. 1997 - ALMANYA</pre>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/belalarin-manevi-sebepleri.html">BELÂLARIN MÂNEVÎ SEBEPLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/belalarin-manevi-sebepleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUÇTAKİ GÜZELLİKLER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/oructaki-guzellikler.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/oructaki-guzellikler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2016 15:56:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[GÜZELLİKLER]]></category>
		<category><![CDATA[ORUÇTAKİ]]></category>
		<category><![CDATA[ORUÇTAKİ GÜZELLİKLER]]></category>
		<category><![CDATA[oruçun faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[oruçun fazileti]]></category>
		<category><![CDATA[oruçun insana faydaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=12096</guid>

					<description><![CDATA[<p>AÇLIK VE KAZANDIRDIĞI NİMETLER TOKLUK VE VERDİĞİ ZARARLAR ORUÇTAKİ GÜZELLİKLER Alimler demişlerdir ki: oruç ve açlıkda on güzel haslet vardır: &#160; l. Açlıkta kalb safası, gönlün hakka inkıyadı, göz keskinliği vardır. Tokluk ise aptallık ve tenbellik verir, basireti kör eder. Dimağda buharı fazlalaşdırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur. Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oructaki-guzellikler.html">ORUÇTAKİ GÜZELLİKLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="rmTopSpacer rmTop">
<div class="rmButtons"><span class="rmPrev"><img decoding="async" class="i_rm_p" src="https://dub116.mail.live.com/ol/clear.gif" data-link="class{prevImgClass:~tag.HasPrevious}" /></span><span class="rmNext"></span><span class="rmFull "></span><span class="rmClose " data-link="class{closeBtnClass:~tag.layout.IsFullView}"></span></div>
<h5 class="rmSubject">AÇLIK VE KAZANDIRDIĞI NİMETLER TOKLUK VE VERDİĞİ ZARARLAR</h5>
</div>
<div id="readMessagePartControl604f" class="c-ReadMessagePart ReadMsgContainer HasLayout ClearBoth HideShadows FullPart NoHistory Read RmIc" data-link="class{:~tag.getHeaderCssClass(IsConversationPart, IsRead, IsDraft, IsTrustedSender, Items.length)}">
<div class="c-ReadMessagePartBody" data-link="class{getClass:IsBodyExpanded}">
<div class="ClearBoth"></div>
<div class="ClearBoth"></div>
<div class="readMsgBody">
<div id="bodyreadMessagePartBodyControl609f" class="ExternalClass MsgBodyContainer" data-link="class{:~tag.cssClasses(PlainText, IsContentFiltered)}">
<div dir="ltr"><strong><span style="font-size: large;"><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oructaki-guzellikler">ORUÇTAKİ</a> GÜZELLİKLER</span></strong></p>
<div>
<p><strong><span style="font-size: x-large;"><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oructaki-guzellikler">Alimler</a> demişlerdir ki: oruç ve açlıkda on <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oructaki-guzellikler">güzel</a> haslet vardır:</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">l. Açlıkta kalb safası, gönlün hakka inkıyadı, göz keskinliği vardır.</span></strong></p>
<p>Tokluk ise aptallık ve tenbellik verir, basireti kör eder. Dimağda buharı fazlalaşdırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur. Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, esrarı anlayamaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">2. Açlıkta rikkat-i kalb olur. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/oructaki-guzellikler">Kalb</a> safası da insanı münacatın lezzetini idrak etmeye hazırlar, zikrinin ve sair ibadetlerinin te&#8217;sirini görür.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">3. Kalbde züll ü inkisar olur, şımarıklık gider. Cenab-ı Hakk da hadîsi kudside: &#8220;Ben, benim rızam için kalbi münkesir olanlarla beraberim&#8221;, buyurmuştur. Lüzumsuz ferah ve tuğyanın başlangıcı olan, aynı zamanda büyük mahrumiyetlerin sebebi olan iftihar ve böbürlenme duygusu gider. Nefis açlıkla kırıldığı kadar hiç bir şeyle kırılmaz.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">4. İnsan açlıkda belaları unutmaz, zararlara ve afetlere duçar olanları unutmaz. Tok olan açları unutur, aç olanlar ise açlığın ve belaların elemlerini bilirler. Elemli fakirleri ve zayıfları unutmazlar.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">5. Açlık bütün ma&#8217;siyet arzularını kırar, devamlı kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmarenin) üzerine basar.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">6. Açlık, insana betaet ve hamakat veren fazla uykuyu defeder. Çok yiyen ise çok içer, çok içen çok uyur, çok uyuyanın gafleti artar. Kimin gafleti artarsa hüsrana uğrar ve nedameti artar.</span></strong></p>
<p>Bu sebeble meşayih-i kiram müridi ere: &#8220;Çok yemeyiniz, çok içmeyiniz, bu sebeble çok uyursunuz ve hüsrana uğrarsınız&#8221; diye buyurmuşlardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">7. Açlıkta ibadete devam kolaylaşır. Toklukta ise ibadet zorlaşır, ibadete devam ise daha güçleşir.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">8. Açlıkta bedenler ve uzuvlar sıhhatli olur, hastalıklar def olur. Çünkü umumiyetle hastalıkların sebebi çok yemek, çok içmek, çok uyumak, kan fazlalığıdır. Hastalık ibadetlere mani olur, kalbi huzursuz eder, ibadet şevkini kırar.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">9. Gayet sade bir hayat sürer, sıkıntısı olmaz. Az yemeği itiyad edinen az mala kanaat eder. Bu sebeble Rasûlullah -sallallalahü aleyhi ve sellem-: &#8220;İktisada riayet eden fakra duçar olmaz.&#8221; yani maîşetinde orta yolu tutan fakir olmaz buyurmuşlardır.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">10. Açlıkta sadakasını gönül huzuru ile verebilir, yemeğinin fazlasını yetimlere, miskinlere dağıtır, kıyamette de sadakası altında gölgelenir.</span></strong></p>
<div></div>
<p><strong><span style="font-size: large;">TAKVA İÇİN ORUÇ</span></strong></p>
<div></div>
<p><strong><span style="font-size: large;">Cenabı Hakk Azze ve Celle ayeti kerimede: &#8220;Orucun farzıyyeti sizin ittikanız için&#8221; buyurmuştur. Çünkü oruç insanın kuvvei şehvaniyyesini kırdığı gibi nefsin heva ve hevesini kırarak bütün azalan günahdan, isyandan ictinab ile zühd ü takvaya sebeb olacağı beyan buyurulmuştur. Çünkü insanların dünyevî mesaisi iki şeye münhasırdır: Biri tatlı tatlı yiyip içmek arzusudur. Diğeri de kuvve-i şehvaniyyedir. Bu iki arzu da ancak oruç ile men&#8217;edilmiş olduğu gibi tasfiye-i cesed ve bazı emraz-ı kalbiyyenin tathirine de oruç vesile olur. Ve tıbben de midenin tashîhine vesile olduğu malum, bir hakikattir.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">Muhammed bin el-Haris -radıyallahu ahn- der ki: Beş zümreye beş şeyi sordum, hepsi de aynı cevabı verdiler:</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">1. Tabiblere devaların en şifalısını sual ettim: &#8220;Açlıktır ve az yemekdir,&#8221; dediler.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">2. Hikmet ehillerine: &#8220;Allah&#8217;a ibadete en fazla yardımcı olan nedir?&#8221; diye sual ettim. &#8220;Açlıktır ve az yemektir&#8221; dediler.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">3. Zahidlere, &#8220;Zühde en fazla kuvvet kazandıran nedir?&#8221; diye sual ettim. &#8220;Açlıktır ve az yemektir&#8221; dediler.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">4. Alimlere, &#8220;İlim hıfzında en fazla yardımcı şey nedir?&#8221; diye sual ettim, &#8220;Açlıktır ve az yemektir&#8221; dediler.</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: large;">5. Sultanlara, &#8220;Her vakit dikkatli bulunmanın çaresi ve en güzel, en lezzetli taam nedir?&#8221; diye sual ettim, &#8220;Açlıktır ve az yemektir&#8221; dediler.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: large;">Mahmud Sami Ramazanoğlu</span></strong></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/oructaki-guzellikler.html">ORUÇTAKİ GÜZELLİKLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/oructaki-guzellikler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİLGİSAYAR VE İMAN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bilgisayar-ve-iman.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bilgisayar-ve-iman.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2016 15:48:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BİLGİSAYAR]]></category>
		<category><![CDATA[BİLGİSAYAR VE İMAN]]></category>
		<category><![CDATA[iman edenler]]></category>
		<category><![CDATA[pc aksasurları]]></category>
		<category><![CDATA[VE İMAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=12091</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİLGİSAYAR VE İMAN Cami imamı Abdullah hoca , bir iş için resmi dairelerden birine gider. Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet- cafenin yolunu tutmak zorunda kalır. Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim &#8216;fesubhânallah&#8217; lar,estagfirullah&#8217;lar çektirir hoca efendiye, hem de peşpeşe: Cafe işleten delikanlıya: &#8211; Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin? &#8211; Tabi amcacım, &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bilgisayar-ve-iman.html">BİLGİSAYAR VE İMAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><strong>BİLGİSAYAR VE <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bilgisayar-ve-iman">İMAN</a></strong></b></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bilgisayar-ve-iman">Cami</a> imamı Abdullah hoca , bir iş için resmi dairelerden birine gider.<br />
Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet- cafenin yolunu tutmak zorunda kalır.<br />
Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim &#8216;fesubhânallah&#8217; lar,estagfirullah&#8217;lar çektirir hoca efendiye, hem de peşpeşe:<b><strong><br />
</strong></b><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bilgisayar-ve-iman">Cafe</a> işleten delikanlıya:<br />
&#8211; Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?<br />
<b><strong><i><em>&#8211; Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim.<br />
</em></i></strong></b>Abdullah hoca başlar beklemeye. Böylelikle bulundugu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline.<br />
Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır. Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur.<br />
Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı telden, ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarını düşünür. Bir &#8216;fesubhanallah&#8217;<br />
Bir &#8216;fesubhânallah&#8217; daha çeker ve:<br />
&#8211; Ähir zaman fitneleri işte canım, der kendi kendine.<br />
Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur.<br />
En azından bu da bir hürmet ifadesidir. &#8216;Aferin&#8217; derken içinden, hayıflanır, istemeden:<br />
&#8211; Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar.<br />
Boşa hayıflanmanın, vah vah demenin, bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbihal etmeye karar verir:<br />
&#8211; Delikanlı sana bir şey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?<br />
<b><strong><i><em>&#8211; Buyurun amca, ne soracaktınız?</em></i></strong></b><br />
&#8211; Sen Allah&#8217;ı bilir misin?<br />
Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği jöleli saçları, her baktığında bir &#8216;fesubhanallah&#8217; daha çektiği sakal şekliyle bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi pek şaşırtır. Cafeyi işleten delikanlı gülümseyen gözlerle bakarak:<br />
<b><strong><i><em>&#8211; <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bilgisayar-ve-iman">Kul</a>, kendisini yoktan var edip hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz veren Rabbini  nasıl bilmez amca?<br />
</em></i></strong></b>Hayretle sormaktan alamaz kendisini:<br />
&#8211; Biliyor musun? Peki neyle biliyorsun Allah&#8217;ı, bana bir anlatır mısın?<br />
Delikanlı eliyle cafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir:<br />
<b><strong><i><em>&#8211; Bu bilgisayar ile biliyorum amca.</em></i></strong></b><br />
&#8211; Bunlarla mı? Pek anlayamadım.<br />
<b><strong><i><em>&#8211; Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah&#8217;ın varlığının en açık delillerinden biridir.<br />
Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca,böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir.<br />
Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafindan yapılmış olduğunu söyler sana. Meselâ Darwin kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki:<br />
&#8216;Bu Älet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.&#8217; Darwin bile <u>&#8216;çüş lan deve&#8217;</u> der.</em></i></strong></b><br />
Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından hoşlanmıştır. Keyiflenir:<br />
&#8211; Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım?<br />
<b><strong><i><em>&#8211; Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlı, hepsi bir program tarafından idare ediliyor.<br />
Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur;<br />
Bazen oyun oynayıp, interneti kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar oluyor.<br />
Hemen yakaliyorum onları. &#8216;Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle?<br />
Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılacağınızı mı zannettiniz?</em></i></strong></b><b><strong><i><em>&#8216;Paramız yok abi!</em></i></strong></b><b><strong><i><em> &#8216; derlerse; &#8216;Yok öyle yağma! &#8216; deyip cezalandırıyorum. İnternet-cafeyi temizletiyorum: paspas yapıyorlar, camları silip tuvaleti temizlettiriyorum.<br />
Bir saat oyunun, internetin bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insana?<br />
Bir cafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatı kusursuz işleyen bu  sisteminin bir kurucusu olmaz mı?<br />
Olmaz diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi?</em></i></strong></b><br />
&#8211; Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki Allah&#8217;ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin?<br />
<b><strong><i><em>-Ben Allah&#8217;ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca.</em></i></strong></b><br />
&#8211; Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım? Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti:<br />
<b><strong><i><em>&#8211; Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır. Birbirlerine benzemezler.<br />
Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşka.<br />
Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır. Kamerası vardır, ses düzeni vardiır, ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır.<br />
</em></i></strong></b>Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti.<br />
Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu. Aslında buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını çoktan almıştı; ama muhabbete devam etmek istedi.<br />
&#8211; Peki varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun?<br />
<b><strong><i><em>&#8211; Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda kendimi yeterli görmüyorum.<br />
</em></i></strong></b>&#8211; Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair yardımcı olabilirim belki evlâdım.<br />
<b><strong><i><em>&#8211; Neler yapmam gerektiğine dair şuradan biliyorum amca:<br />
Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş.<br />
Ben de gönlümde sadece O&#8217;na ve sevdiklerine yer vermeliyim,<br />
O&#8217;nun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım.<br />
İkinci olarak bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman O&#8217;nu  soylemeli, O&#8217;nu anlatmalıyım.<br />
Son olarak bana verdiği bu bedeni onun razı olacağı şekilde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu<br />
O&#8217;nun yolunda eskitmeliyim. Benim bildigim bundan ibaret.</em></i></strong></b><br />
&#8211; Ee evlâdım daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki!<br />
<b><strong><i><em>&#8211; Efendim yapmalıyım, etmeliyim diyorum ama, bal demekle ağız tatlanmıyor ki!<br />
Gidilecek yolu bilmek ayrı, usuluyle yolda yürüyebilmek apayrı bir şey<br />
Yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse,<br />
Şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFS virusunu aktif hale getiriyor.<br />
Üstesinden gelebilene aşk olsun. Etkili bir antivirus programı bulmam lazım belki de..</em></i></strong></b><br />
&#8211; Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: <b><strong><i><em><u>&#8220;&#8221;NAMAZ&#8221;&#8221;</u></em></i></strong></b><br />
<b><strong><i><em>&#8211; Eveeet amca, &#8220;&#8221;NAMAZ&#8221;&#8221; anti-virus programlarından birisidir. Hayat sistemine kurup, günde beş kere de bağlanırız<br />
Böylece sürekli güncellenir.</em></i></strong></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><strong>Onk. Dr. Haluk Nurbaki&#8217;den gerçek bir hatıra:</strong></b></p>
<p>Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.</p>
<p>Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap&#8217;ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gödüm. Ancak Serap&#8217;ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir&#8217;e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıya kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahuru sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:</p>
<p>&#8211;&#8221;Doktor bey,&#8221; dedi. &#8221;Ben size&#8230;dargınım.&#8221; &#8221;Niçin?&#8221; diye sordum. &#8211;&#8220;Siz&#8230;dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH &#8216;ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?&#8221;</p>
<p>Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O&#8217;nu üzmemeye çalışarak:</p>
<p>&#8211;&#8220;Doktora ulaşmak kolaydır&#8221; dedim. &#8221;Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın&#8230;&#8221;</p>
<p>Konuşmaya mecali olmadığından &#8220;Ben o isteği duyuyorum&#8221; manasında başını salladı. Artık umitsiz bir tıbbi tedavinin yanısıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamıs ve dersler &#8220;hızlandırılmalı öğretime&#8221; dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:</p>
<p>&#8211;&#8220;Doktor bey,&#8221; dedi. &#8221;Ben ölürken ne söylemeliyim?&#8221; &#8211;&#8220;Senin durumun cok özel&#8221; dedim. &#8221;Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince &#8221;Muhammed&#8221; (s.a.v) sana yeter.&#8221;</p>
<p>O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap&#8217;a sürekli morfin yapıyor ve O&#8217;nu uyutmaya çalşıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:</p>
<p>&#8211;&#8220;Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor.&#8221; Dedi. &#8220;Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkçaurperiyorum. &#8220;Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste &#8220;Muhammed&#8221; diyemezsem?. İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap&#8217;ın acizligi hürmetine sandığım salı gününe kadaryaşıyacağına dair işaret sezdim.</p>
<p>Ertesi gün O&#8217;na:   &#8211;&#8220;Hiç korkma!&#8221; dedim. &#8220;İğneyi vurdurabilirsin. Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu: &#8211;&#8220;Doktor bey&#8230;Azrail bana nasil görünecek?&#8221;<br />
&#8211;&#8220;Kızım,&#8221; dedim. &#8220;O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir.&#8221; Salı günü Serap&#8217;ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek: &#8211;&#8220;Doktor bey, biliyor musunuz , bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!&#8221; dedi ve devam etti: &#8211;Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve &#8220;yataktan kalkması imkansız&#8221; denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve  kelime-iŞehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:</p>
<p>&#8211;&#8220;Doktor bey&#8217;e söyleyin, dedi. Azrail, O&#8217;nun söylediğinden de güzelmiş!&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bilgisayar-ve-iman.html">BİLGİSAYAR VE İMAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bilgisayar-ve-iman.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Feridüddin i attar Talihsizlik‏</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/feriduddin-i-attar-talihsizlik%e2%80%8f.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/feriduddin-i-attar-talihsizlik%e2%80%8f.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2016 15:05:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[attar]]></category>
		<category><![CDATA[Feridüddin i]]></category>
		<category><![CDATA[Feridüddin i attar Talihsizlik‏]]></category>
		<category><![CDATA[Talihsizlik‏]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=12076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dört şey talihsizlik eseri: Cahillik; Tembellik; Sertlik. Kimsesizlikle dört oldu. Bütün bunlar talihsizliğin alameti oldu. Kim bağlanırsa ibaret bağına, kuşkusuz uğrar hüsrana. Ayak altına alan kendi nefsini, verir nefsiyle mücadelesini. Dünyada uyuyup yemekle ömür geçiren kişi, mahkum olur kıyamette yanmaya. Yüz çevir murat ve arzudan. Yönel Allah’ın dergahına. Mutluluk çeker mutsuzluğu. İyi ad bırakmaya çalışır &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/feriduddin-i-attar-talihsizlik%e2%80%8f.html">Feridüddin i attar Talihsizlik‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/feriduddin-i-attar-talihsizlik%e2%80%8f">Dört</a> şey talihsizlik eseri:<br />
Cahillik;<br />
Tembellik;<br />
Sertlik.<br />
Kimsesizlikle dört oldu.<br />
Bütün bunlar talihsizliğin alameti oldu.<br />
Kim bağlanırsa ibaret bağına,<br />
kuşkusuz uğrar hüsrana.<br />
Ayak altına alan kendi nefsini,<br />
verir nefsiyle mücadelesini.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/feriduddin-i-attar-talihsizlik%e2%80%8f">Dünya</a>da uyuyup yemekle ömür geçiren kişi,<br />
mahkum olur kıyamette yanmaya.<br />
Yüz çevir murat ve arzudan.<br />
Yönel Allah’ın dergahına.<br />
Mutluluk çeker mutsuzluğu.<br />
İyi ad bırakmaya çalışır yol eri.<br />
Biricik evladım;<br />
biliyorsan Hakk’ın emrini, yasağını,<br />
gitme kirli nefsinin peşinden.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/feriduddin-i-attar-talihsizlik%e2%80%8f">Kim</a> terkederse murada ermeyi,<br />
aksine yaşar ebedî.<br />
Kulak ver Hakk’ın Kur’ân’deki emrine, yasağına.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/feriduddin-i-attar-talihsizlik%e2%80%8f">Uyanık</a> ol;<br />
değil sevinç yeri dünya.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/feriduddin-i-attar-talihsizlik%e2%80%8f.html">Feridüddin i attar Talihsizlik‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/feriduddin-i-attar-talihsizlik%e2%80%8f.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cennete ilk Girecek olan Kadın‏</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/cennete-ilk-girecek-olan-kadin%e2%80%8f.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/cennete-ilk-girecek-olan-kadin%e2%80%8f.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Apr 2016 19:32:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[cennet güzel yerdir]]></category>
		<category><![CDATA[cennete il girecek kişi]]></category>
		<category><![CDATA[Cennete ilk Girecek olan Kadın‏]]></category>
		<category><![CDATA[cennete ilk girecek sahabe kadın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=11841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazreti Fatımatüzzehra (r.a.) Hazretleri bir gün babası Peygamberimiz (s.a.s.)&#8217;e: -Babacığım cennete ilk önce kadınlardan kim girecek? diye sordu. Peygamberimiz (s.a.s): &#8211; Falan mahallede bir kadın var. O kadın ilk cennete girecek kadındır, buyurdular. Hazreti Fatıma çok merak etmişti: -Benden de mi evvel girecek babacığım? diye sordu. Hazreti Peygamberimiz: -Senden de evvel girecek. İstersen git de &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cennete-ilk-girecek-olan-kadin%e2%80%8f.html">Cennete ilk Girecek olan Kadın‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cennete-ilk-girecek-olan-kadin%e2%80%8f">Hazreti</a> Fatımatüzzehra (r.a.) Hazretleri bir gün babası Peygamberimiz (s.a.s.)&#8217;e:</p>
<p>-Babacığım cennete ilk önce kadınlardan kim girecek? diye sordu.</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cennete-ilk-girecek-olan-kadin%e2%80%8f">Peygamberimiz</a> (s.a.s):</p>
<p>&#8211; Falan mahallede bir kadın var. O kadın ilk cennete girecek kadındır, buyurdular.</p>
<p>Hazreti <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cennete-ilk-girecek-olan-kadin%e2%80%8f">Fatıma</a> çok merak etmişti:</p>
<p>-Benden de mi evvel girecek babacığım? diye sordu.</p>
<p>Hazreti Peygamberimiz:</p>
<p>-Senden de evvel girecek. İstersen git de bir tanış. O zaman sen de neden önce onun gireceğini öğrenirsin, buyurdular.</p>
<p>Hazreti Fatıma&#8217;nın o kadın hakkındaki merakı iyice artmıştı. Bir gün kadının evini sora sora buldu, kapısını çaldı. İçerden ihtiyar bir kadın sesi duyuldu:</p>
<p>-Kim o?</p>
<p>Hazreti Fatıma, kendisini tanıtıp görüşmek istediğini söylediğinde kadın:</p>
<p>-Canım sana feda ey Allah Resulünün kızı sizinle çok görüşmek arzu ederdim. Fakat dışarı çıkamadığım için ziyaretinize gelemedim. Kocamdan izin almadan size kapıyı açamayacağım. Sizden çok özür dilerim. Yarın gelirseniz içeri girmeniz için izin alır kapıyı açarım, görüşürüz, dedi.</p>
<p>Hazreti Fatıma geri gitti, kadın da meseleyi anlatıp kocasından izin aldı. İkinci gün kadınla görüşeceğine emin olarak gelen Hazreti Fatıma yanına Hazreti Hasan&#8217;ı da alarak geldi. Kadının kapısını çalarak geldiğini bildirdi. Fakat kadın Hazreti Fatıma&#8217;nın yanında bir çocuk bulunduğunun farkına varmıştı. Hazreti Fatıma&#8217;ya:</p>
<p>-Yanınızda bir de çocuk var. Ben yalnız sizin için izin almıştım. İçeri siz girebilirsiniz, fakat çocuk dışarıda kalır. İsterseniz yarın gelin onun için de izin alayım, beraber içeri girersiniz, dedi.</p>
<p>Hazreti Fatıma ikinci defa içeri giremeden geri döndü. Üçüncü gün yanına Hazreti Hüseyin&#8217;i de alarak gitmişti. Kapıda yine aynı durumla karşılaşarak Hüseyin&#8217;i içeri alamayınca geri dönmek zorunda kaldı. Üçüncü gün üçü birden gittiklerinde kadın kocasından her üçü içinde izin almıştı. İçeri girdiler. Hazreti Fatıma bir de baktı ki, içerden kendisini karşılayan dışarıda sesinden tanıdığı kadın değil. Genç ve güzel bir kadın&#8230; Hayretle sordu:</p>
<p>-Sizinle dışardan konuşurken sesiniz başka idi, şimdi başka, bu nasıl oluyor? dedi.</p>
<p>Kadın:</p>
<p>-Sizinle konuşurken sesim dışarı çıkmakta idi. Ben de sesimi yabancı erkek duyar da günaha girerim diye ağzıma taş parçası alarak konuşuyordum. Şimdi ise o taşı çıkardım, dedi.</p>
<p>Hazreti Fatıma&#8217;nın gözleri yaşarmıştı. Babasının neden cennete evvela bu kadının gireceğini söylediğini anladı.</p>
<p>Kadın Hazreti Fatıma (r.a.)&#8217;ya:</p>
<p>-Ey Allah Resûlünün kızı! Acaba ben kocama karşı vazifemi ifa etmiş oluyor muyum? Allah beni kocama itaatsizlikten dolayı hesaba çeker diye korkuyorum, dedi.</p>
<p>Hazreti Fatıma babasının müjdesini bildirdi:</p>
<p>-Hayır! Sen bilakis babamın cennete ilk girecek kadın diye müjdelediği birisin. Hiçbir kadın sizin yaptığınızın onda birini bile yapamaz, dedi.</p>
<p>Ve cennete ilk girecek olan kadınla bir hayli sohbet ettikten sonra müsaade isteyerek oradan ayrıldı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cennete-ilk-girecek-olan-kadin%e2%80%8f.html">Cennete ilk Girecek olan Kadın‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/cennete-ilk-girecek-olan-kadin%e2%80%8f.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ashab-ı Kehf’in Hikâyesi</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ashab-i-kehfin-hikayesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ashab-i-kehfin-hikayesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2016 07:52:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ashab-ı Kehf’in Hikâyesi]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayelerin gerçekliği]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmış dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmış gerçek dini hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=11813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ashab-ı Kehf&#8217;in hikâyesi Kur&#8217;an&#8217;da geçer ve bu nedenle Müslümanlar bu hikayeye inanmak zorundadır. Aslında Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;deki surede, bu kişilerin kaç kişi olduğu, kaç yıl uyudukları belirtilmez, bu bilgileri ancak Allah&#8217;ın bileceği vurgulanır. Ayrıca hikayenin motifleri ve temeli pek açık bir şekilde belirtilmemiştir. Kısaca bu kişilerin İslami bir inanca sahip oldukları ve karşılaştıkları baskı nedeniyle köpekleriyle &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ashab-i-kehfin-hikayesi.html">Ashab-ı Kehf’in Hikâyesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ashab-i-kehfin-hikayesi">Ashab-ı</a> Kehf&#8217;in hikâyesi Kur&#8217;an&#8217;da geçer ve bu nedenle Müslümanlar bu hikayeye inanmak zorundadır. Aslında Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;deki surede, bu kişilerin kaç kişi olduğu, kaç yıl uyudukları belirtilmez, bu bilgileri ancak Allah&#8217;ın bileceği vurgulanır. Ayrıca hikayenin motifleri ve temeli pek açık bir şekilde belirtilmemiştir. Kısaca bu kişilerin İslami bir inanca sahip oldukları ve karşılaştıkları baskı nedeniyle köpekleriyle beraber bir <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ashab-i-kehfin-hikayesi">mağara</a>ya sığındıkları ve bu mağarada Allah tarafından çok uzun bir süre boyunca uyutuldukları anlatılır. Ne tam olarak nerede yaşadıkları ne de tam olarak ne zamanda yaşadıklarına değinilir. Yine de gerek kültürel etkilerle gerek çeşitli rivayetler nedeniyle sayıları, adları, yaşadıkları yer ve uyudukları zamana dair çeşitli şeyler söylenmiştir. Bu söylenceler sayesinde bütün bir hikâyeye ulaşılır. Yine de hikâyenin bu halinin doğruluğuna dair pekçok tartışma vardır.</span><br />
<span style="color: #000000;">Geleneksel anlamda hikayeye göre Ashab-ı Kehf denilen gençler, Efsûs yani Afşin şehrinde yaşıyorlardı. Bunlardan altısı sarayda görevli, hükümdara yakın kimselerdi ve hükümdarın müşavere heyetindeydiler. Onun sağında ve solunda bulunurlardı. Sağındakiler <b>Yemliha</b>, <b>Mekselina</b> ve <b>Mislina</b> idi. Bunlara “Ashab-ı <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ashab-i-kehfin-hikayesi">yemin</a>” denmiştir. Hükümdarın solunda bulunanlar ise, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ashab-i-kehfin-hikayesi"><b>Mernuş</b></a>, <b>Debernuş</b> ve<b>Şazenuş</b>’tur. Bunlara da “Ashab-ı yesar” denmiştir. Halen Afşin bölgesinde bu isimler erkek ismi olarak çocuklara verilegelmektedir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Hükümdarın Roma imparatorlarından <b>Dimityanus</b> veya <b>Dokyanus</b> olduğu düşünülmektedir. Kesin olan şey imparatorun putperest olduğudur. Putperestliği kabul etmeyen az sayıdaki insanları yakalatıp öldürtmüştü. Hükümdar bir ihbar üzerine saraydaki putperest olmayan gençlerin durumlarını öğrendi. Onları çağırıp tehdit etti, onlar inançlarından ayrılmak istemediler, aksine Dokyanus’u inançlarına davet ettiler. Hükümdar onların eski günlerine dönmeleri için zaman tanıdı. Gençlerde inançlarını korumak için şehre yakın bir dağ yönüne gittiler. Yolda giderken <b>Kefeştetayyuş</b> ismindeki bir çoban onların inancına katıldı ve yedincileri oldu. Çobanın köpeği <b>Kıtmir</b> de onlara katılıp, arkalarından takip etti. Dağa yaklaştıklarında çobanın gösterdiği bir mağaraya girdiler. Mağarada dua ederek merhamet dilediler. (İslam dininin kutsal kitabı Kur&#8217;an&#8217;daki Kehf suresinin 13. ayetinde bu kişilerin duaları belirtilir.)</span><br />
<span style="color: #000000;">Hikayenin devamına göre hükümdar, Efsûs’a gelip, onları sorar. Kaçtıklarını haber alıp saklandıkları mağrayı öğrenince adamlarıyla mağaraya gider ve mağaranın ağzını onları öldürmek maksadıyla kapattırır. İnanca göre gençler ölmez, yüzyıllar boyunca uyumaya devam ederler. Sonunda ise ilahi bir şekilde uyandırırlar. Ne kadar süre kaldıkları tam olarak bilinmez ve Kehf suresinde bu süreyi ancak Allah&#8217;ın bileceği belirtilir. Yine de geleneksel olarak yaklaşık 300 sene uyudukları düşünülür.</span><br />
<span style="color: #000000;">Ashab-ı Kehf uyandıklarında geçmiş olan zamanında farkında olmadıkları belirtilir. Uykudan kalkmaları, birbirleriyle konuşmaları ve içlerinden birini şehre göndermeleri Kur&#8217;an&#8217;da geçer. Bunlar şehre gidip yiyecek getirecek kimsenin (<strong><em>Yemliha</em></strong>’nın)  değiştirerek halini kimseye bildirmeden gidip gelmesini uygun görürler. Yemliha, bunu kabul edip şehre geldiğinde çok değişmiş bir şehir bulur. Farklı yorumları mevcut olan bir hadiseyle bu kişi geçen zamanın farkına varır ve o zamanın hükümdarının yanına götürülür. İnanca göre bu hükümdar gençlerin dinindendir. Başlarından geçenleri hükümdara anlatır. Daha sonra gidip arkadaşlarına haber verir. Daha sonra tekrar hepsi uykuya dalarlar.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bazıları sahabelerden Ebu Bekr ve Ali&#8217;nin , Ashab-ı Kehf’e gittiklerini ve Ashab-ı Kehf&#8217;in uykudan uyanıp onları gördüklerini ileri sürmüştür. Ayrıca bu söylenceye İslam dininin peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V.) iman ettiklerini bildirip ve selâm gönderip dua istedikleri de eklenir. Bunların dışında bazı kişiler Ashab-ı Kehf&#8217;in Mehdi geldiğinde uyanıp ona katılacağını ileri sürmüştür. Yine de bu iddiaların, veya hikayede genelde geçen isim, yer, zaman ve bazı olayların gerçek temelleri tartışmalıdır. Kur&#8217;an&#8217;da ise bu yorumlara dair hiçbir şey yoktur.</span><br />
<span style="color: #000000;"><b>Efsane</b></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Efsane&#8217;ye göre 250 yılları civarında Dakyus (Dakyanus veya Decius) adlı bir kral&#8217;ın yönettiği putperest bir ülkede 7 genç Hristiyanlık&#8217;la suçlanır. İnançlarını değiştirmeleri için bir süre verilir fakat, onlar dünyevi eşyalarını bırakıp dağa ibadet etmeye giderler. Putperestliğe karşı bu tavrı gören kral öldürülmelerini emreder. Gençler ve köpekleri mağaraya sığınırlar. Kral mağaranın girişine örülmesini emreder. Yedi Uyurlar yıllarca burada kalırlar.</span><br />
<span style="color: #000000;">Yıllar sonra, (genelde 379-390 yılları) ağıl yapmak isteyen bir çiftçi mağara girişini açar ve Yedi Uyurlar&#8217;la karşılaşır. Şehir&#8217;de haçlı bir sürü bina görüp hayrete düşerler. Dakyus zamanında kalan altınları harcamaya çalıştıkları zaman Psikopos&#8217;un karşısına çıkarılırlar. Hikayelerini dinleyen psikopos bunun bir mucize olduğunu söyler.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bunlar Hristiyanlıkta Maximianus, Malchus, Martinianus, Dionysius, Joannes, Serapion, ve Constantinus adındaki azizlerdir. Başka kaynaklar başka isimler verir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Efsanenin bu sürümü ise Kuran&#8217;da ki Kehf suresinde(19. sure) anlatılanlara benzemektedir. Bahsi geçen kişiler Philedelphia (Bugün Ürdün&#8217;deki Amman şehri) şehrinin soylularıdır. Liderleri Maximillian (Yemliha), o sırada şehri ziyaret eden Roma İmparatoru &#8220;Haderanius&#8221; (Hadrian)&#8217;a başkaldırır ve put tanrıları inkar ederek sadece Nuh&#8217;un, Musa&#8217;nun, İbrahim&#8217;in ve İsa&#8217;nın Tanrı&#8217;sının tapılamaya değer olduğunu söyler. İmparator idam edilmelerini emreder.</span><br />
<span style="color: #000000;">Kapatıldıkları zindandan kaçarlar ve sığınacakları bir mağara bulurlar. Yedisi ve bir köpek (Kitmir veya Kıtmir) mağarada uyuya kalırlar. Bu mağaraya gelen askerler şaşırmış ve isteri için de geri dönerler. Bunun üzerine komutanları mağara girişinin taş ve harç kapatılmasını emreder. Yedi kafir&#8217;in buarada ölüme terkedildiklerini anlatan bir levha bırakarak giderler.</span><br />
<span style="color: #000000;">300 yıl kadar sonra uynadıklarında, Maximillian&#8217;ı şehre yiyecek almak üzere göderirler. 300 sene önceki paradan şüphelen fırıncı onun bir hazine bulduğunu zanneder ve bunu kendisiyle paylaşmazsa onu ele vereceğini söyler. Askerler gelir Maximillian&#8217;ı yetkililere götürürler. Yetkililer ilk önce ona inanmasalarda daha sonra ikna olurlar ve bunu bir mucize sayarlar.</span><br />
<span style="color: #000000;">Efsanenin birkaç değişik sürümü bulunmaktadır. Bunlardan birinde kaçan beş genç vardır, yolda bir çoban ve çobanın Kitmir adındaki köpeği de bu beş gence katılır. Çoban onları saklanmak üzere bu mağara götürür. Başka bir sürümde ise çoban bu yedi genç ve köpeğin bulunduğu mağaranın yerini kralın askerlerine göstermiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Mağara</b></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hristiyanlar tarafından kabul edilen sürümdeki mağara bugünkü Efes şehrinin yakınlarında Panayır Dağı eteklerinde bulunmakatadır. Yedi Uyurlar mağarasının üstüne bir kilise yapılmış hali 1927-1928 yılları arasındaki bir kazıda ortaya çıkarıldı. Kazı soununda 5 ve 6. yüzyıla ait olan mezarlar bulunmuştur. Yedi Uyurlar&#8217;a ithaf edilmiş yazıtlar hem mezarlarda hemde kilise duvarlarında bulunmaktadır.</span><br />
<span style="color: #000000;">Ashab&#8217;ül Kehf ile ilgili mağaranın ise sınırları içinde olduğunu iddia eden 33 kent vardır. Bunlardan üçü Türkiye&#8217;dedir; Afşin, Tarsus ve Efes</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ashab-i-kehfin-hikayesi.html">Ashab-ı Kehf’in Hikâyesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ashab-i-kehfin-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALLAH KULLARINI BİZ FARKETMESSEKDE KORUR‏</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/allah-kullarini-biz-farketmessekde-korur%e2%80%8f.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/allah-kullarini-biz-farketmessekde-korur%e2%80%8f.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2016 07:44:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH KORUR‏]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH KULLARINI]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAHIN SEVELİN KULLU OLMAK]]></category>
		<category><![CDATA[BİZ FARKETMESSEKDE]]></category>
		<category><![CDATA[uyuyan gencın hikayesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=11810</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zünnu-i Mısri&#8217;nin şöyle dediği rivayet edilmiştir : Bir gün elbiselerimi yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmiştim. Nehrin kenarında dururken, bir de baktım ki, görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor. Çok korkmuştum. Beni onun şerrinden koruması için Cenab-ı Hak&#8217;ka sığındım. Akrep nehre geldiğinde, sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi. Akrep kurbağanın sırtına &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/allah-kullarini-biz-farketmessekde-korur%e2%80%8f.html">ALLAH KULLARINI BİZ FARKETMESSEKDE KORUR‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zünnu-i <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahin-sevelin-kullu-olmak">Mısr</a>i&#8217;nin şöyle dediği rivayet edilmiştir :</p>
<p>Bir gün elbiselerimi yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmiştim. Nehrin kenarında dururken, bir de baktım ki, görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor. Çok korkmuştum. Beni onun şerrinden koruması için Cenab-ı Hak&#8217;ka sığındım. Akrep nehre geldiğinde, sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi. Akrep kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp gittiler. Bu bana çok şaşırtıcı gelmişti. Ben de onların nehrin kenarında takip ettim. Nehrin karşı yakasına geçtiklerinde, akrep kurbağayı bırakıp dalları büyük, gölgesi çok olan bir ağacın yanına gitti.</p>
<p>Bir de baktım ki, ağacın altında <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahin-sevelin-kullu-olmak">Allah</a>&#8216;a asi bir genç mışıl mışıl uyuyor. Kendi kendime: &#8220;La ha&#8217;vle vela kuvvete illa billah. Bu akrep nehrin ötesinden buraya kadar, bu genci sokmak için geldi&#8221; dedim ve içimden, akrep gence yaklaştığı zaman hemen akrebi öldürmeğe karar verdim. Akrebe yakın bir yerde durdum. Bir de baktım ki karşıdan büyük bir yılan, genci öldürmek için, gence doğru geliyor. Bu sırada akrep yılanın üzerine hücum etti ve başını sokmaya başladı. Akrep yılanın ölmesine kadar başını sokmaya devam etti. Yılan öldükten sonra akrep nehre döndü.Kurbağa da onu orada bekliyordu. Akrep tekrar kurbağaya binip nehrin öte yanına geçti. Ben de arkalarında bakakaldım.</p>
<p>Sonra <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahin-sevelin-kullu-olmak">genc</a>in yanına geldim, o hala uyuyordu, akabinde baş ucunda kendi kendime şöyle dedim :</p>
<p>&#8211; Ey uyuyan genç; Allah seni, sen fark etmesen de karanlığın içindeki her türlü kötülükten korur. Sen uyusan bile Allah uyumaz. O kullarına çok merhametlidir. dedim.</p>
<p>Genç benim bu sözlerim üzerine uyandı ve başından geçen olayları kendisine anlattım. Genç hemen tevbe etti. Bütün yapmış olduğu kötü davranışlarından vazgeçip, iyilerden oldu ve ölünceye kadar hayatı böyle devam etti. Allah ona rahmet etsin.</p>
<p>Kaynak : Ahmed Şihabuddin El-Kalyubi&#8217;nin,&#8221;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahin-sevelin-kullu-olmak">Dini Hikayeler</a>&#8221; adlı kitabı.</p>
<p>Sayfa : 166</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/allah-kullarini-biz-farketmessekde-korur%e2%80%8f.html">ALLAH KULLARINI BİZ FARKETMESSEKDE KORUR‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/allah-kullarini-biz-farketmessekde-korur%e2%80%8f.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALLAHIN HİKMETİ‏</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/allahin-hikmeti%e2%80%8f.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/allahin-hikmeti%e2%80%8f.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2016 07:19:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAHIN emir ve yasakları]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAHIN HİKMETİ‏]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAHIN mücizeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=11805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adamın biri, pislik böceği görür ve: &#8220;Bu yaradılışı çirkin pis kokulu bir yaratıktır. Allah bunu niçin yaratmış ki?&#8221; der. Daha sonraki günlerde adamın yüzünde bir çıban çıkar. Çok doktorlara başvurmasına rağmen tedavisi için bir sonuç alamaz. Artık çıban yara haline gelmişti ki, sokaktan geçen bir adamın bağırtısı üzerine adam çağırtılır ve yaraya bakması istenir. Adam &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/allahin-hikmeti%e2%80%8f.html">ALLAHIN HİKMETİ‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahin-hikmeti%e2%80%8f">Adam</a>ın biri, pislik böceği görür ve: &#8220;Bu yaradılışı çirkin pis kokulu bir yaratıktır. Allah bunu niçin yaratmış ki?&#8221; der.</p>
<p>Daha sonraki günlerde adamın yüzünde bir çıban çıkar. Çok doktorlara başvurmasına rağmen tedavisi için bir sonuç alamaz. Artık çıban yara haline gelmişti ki, sokaktan geçen bir adamın bağırtısı üzerine adam çağırtılır ve yaraya bakması istenir. Adam bir <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahin-hikmeti%e2%80%8f">pislik</a> böceğinin getirtilmesini ister. Orada bulunanlar adamın isteğine gülerler. Fakat hasta olan adam, o böcek hakkında söylediği sözleri hatırlar ve der ki;</p>
<p>&#8211; Adamın isteğini yerine getirin, o doğruyu biliyor. der.</p>
<p>Daha sonra gelen böceği yakan adam, onun külünden yaranın üzerine serper ve yara Allah&#8217;ın hikmetiyle iyileşir. Bunun üzerine hasta olan adam etrafına der ki;</p>
<p>&#8211; İyi biliniz ki, Allah&#8217;u Teala, mahlukatının en adi ve yaramazı olanında bile, en iyi deva bulunduğunu bana bildirmek murad buyurdu. Allah Hakim&#8217;dir, Habir&#8217;dir.</p>
<p>Kaynak : <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahin-hikmeti%e2%80%8f">Ahmed</a> Şihabuddin El-Kalyubi&#8217;nin,&#8221;Dini Hikayeler&#8221; adlı kitabı.</p>
<p>Sayfa : 131</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/allahin-hikmeti%e2%80%8f.html">ALLAHIN HİKMETİ‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/allahin-hikmeti%e2%80%8f.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MEVLANA&#8217;DAN 4 Kapı</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/mevlanadan-4-kapi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/mevlanadan-4-kapi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2016 06:41:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana özlü sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[MEVLANA'DAN 4 Kapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=11800</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tasavvufta 4 kapi vardir : 1-Seriat Kapisi 2-Tarikat Kapisi 3-Marifet Kapisi 4-Hakikat Kapisi Ögreti olarak bu kapilar birer birer geçilerek Hakikate ulasilir. Ögrencilerinden biri Mevlana&#8217;ya sormus. -Efendim, bu 4 kapi mes&#8217;elesini ben pek anlayamiyorum. Bana anlayabilecegim bir lisanla anlatir misiniz ? &#8220;Simdi bak, karsi medresede dersini çalisan dört kisi var. Hepsi rahlelerine egilmis. Sen git &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/mevlanadan-4-kapi.html">MEVLANA&#8217;DAN 4 Kapı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/mevlanadan-4-kapi">Tasavvufta</a> 4 kapi vardir :</p>
<p>1-Seriat Kapisi<br />
2-Tarikat Kapisi<br />
3-Marifet Kapisi<br />
4-Hakikat Kapisi</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/mevlanadan-4-kapi">Ögret</a>i olarak bu kapilar birer birer geçilerek Hakikate ulasilir.</p>
<p>Ögrencilerinden biri Mevlana&#8217;ya sormus.<br />
-Efendim, bu 4 kapi mes&#8217;elesini ben pek anlayamiyorum. Bana<br />
anlayabilecegim bir lisanla anlatir misiniz ?</p>
<p>&#8220;Simdi bak, karsi <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/mevlanadan-4-kapi">medresede</a> dersini çalisan dört kisi var. Hepsi<br />
rahlelerine egilmis. Sen git bunlarin hepsinin ensesine bir samar at, sonra gel<br />
sana anlatayim.&#8221;</p>
<p>Adam gitmis birincinin ensesine bir tokat asketmis. Tokadi yiyen<br />
derhal ayaga kalkip arkasini dönmüs ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlâna&#8217;nin<br />
ögrencisini yere yikmis. Ögrenci dayagi yemis, geri dönecek ama<br />
hocasina itaat var.Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat asketmis. O da derhal ayaga<br />
kalkip elini kaldirmis. Tam tokadi vuracakken vazgeçip yerine oturmus.<br />
Ögrenci devam etmis üçüncüye de bir tokat atmis. Üçüncü söyle bir<br />
kafasini çevirip baktiktan sonra çalismasina devam etmis.</p>
<p>Dördüncü, tokadi yemesine ragmen hiç orali bile olmadan çalismasina<br />
devam etmis.Ögrenci Mevlâna&#8217;ya dönmüs, olanlari anlatmis.</p>
<p>Mevlâna ;</p>
<p>&#8220;Iste sana istedigin örnekler;</p>
<p>Birinci; seriat kapisini geçememis biri idi. Seriatta kisasa kisas<br />
oldugu için tokadi yeyince kalkti. Aynisini sana iâde etti.</p>
<p>Ikinci; tarîkat kapisindadir. Tokadi yeyince o da kalkti tam tokadi<br />
iade edecekti ki, tarikat ögretisinde verdigi söz aklina geldi. &#8220;Sana<br />
kötülük yapana bile iyilik yap&#8221;. Onun için döndü, yerine oturdu.</p>
<p>Üçüncü; mârifet kapisina kadar gelmistir. Iyinin ve kötünün tek<br />
Yaradan&#8217;dan geldigini bilir, inanir. Yaradan bu kötülüge hangi iblisi<br />
âlet etti diye merakindan söyle bir dönüp bakti.</p>
<p>Dördüncü; hakikat kapisini da geçmistir. Iyinin ve kötünün tek sahibi<br />
oldugunu bilir. Onun için dönüp bakmadi bile.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/mevlanadan-4-kapi.html">MEVLANA&#8217;DAN 4 Kapı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/mevlanadan-4-kapi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hazır cuma mesajları</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hazir-cuma-mesajlari.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hazir-cuma-mesajlari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Apr 2016 03:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[diin mesajlar]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel cuma mesajları]]></category>
		<category><![CDATA[gunlük cuma mesajları]]></category>
		<category><![CDATA[Hazır cuma mesajları]]></category>
		<category><![CDATA[hazır mesajlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=11324</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazır cuma mesajları İki hayatı imha edenküfr-ü mutlaktan kurtarmak, bu zamanda pek çok ehemmiyetlidir. Bir parça meşakkat olsa da, şevk ve şükür ve sabırla karşılamalı. Hayırlı Nurlu Cumalar.   Şüphesiz biz yeryüzünde olan şeyleri, onun üzerinde ziynet/süs yaptık. Böylece insanların hangisinin amel bakımından daha güzel olduğunu denemek istedik. (Kehf-7) Hayırlı Nurlu Cumalar.   İnsanın bu &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hazir-cuma-mesajlari.html">Hazır cuma mesajları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><em><strong><a href="http://Hazır cuma mesajları">Hazır</a> <a href="http://Hazır cuma mesajları">cuma</a> <a href="http://Hazır cuma mesajları">mesajları</a></strong></em></h2>
<p>İki hayatı imha edenküfr-ü mutlaktan kurtarmak, bu zamanda pek çok ehemmiyetlidir. Bir parça meşakkat olsa da, şevk ve şükür ve sabırla karşılamalı. Hayırlı Nurlu Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Şüphesiz biz yeryüzünde olan şeyleri, onun üzerinde ziynet/süs yaptık. Böylece insanların hangisinin amel bakımından daha güzel olduğunu denemek istedik. (Kehf-7) Hayırlı Nurlu Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin  hikmeti ve gayesi, Halk-ı Kainatı tanımak ve ona iman edip ibadet etmektir. Cumanız Mübarek olsun.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Allah&#8217;ım! Bu mübarek Cuma günü hürmetine, bizi sevdiğin kullar arasına kat, bizi çok sabreden, çok şükreden kullarından eyle. Seni çok analım ömrümüz seviğin ve razı olacağın işlerle (amellerle) geçsin. Sıhhat ve afiyet daim eyle. Sevdiklerimizi bize bağışla. Amin! Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Rabbim nefsimize CELALİYLE, kalbimize CEMALİYLE, hayatımıza HİKMETİYLE, hatalarımıza RAHMETİYLE, mahşerde MUHAMMED&#8217;İYLE yardım etsin İnşallah. Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Allah&#8217;ım Ezanla uyanan Abdestle kendine gelen Namazla huzura varıp Secde ile yaklaşan, Dua ile kulluğunu anlayan mü&#8217;min olmayı nasip eyle. Amin! Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  &#8220;O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de (kubbemsi) bir tavan yaptı. Gökten su indirerek onunla, size besin olsun diye (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Artık bunu bile bile Allah&#8217;a şirk koşmayın. (Bakara -22.)&#8221; CUMA GÜNÜNÜZ BİN MUBAREK OLSUN.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Bizi yoktan var eden, varlığından haberdar eden, yaratıp imtihan eden, imtihan edip sabır veren Allah&#8217;ın müminlerini bağışlaması dileğiyle Cumanız Mübarek olsun!</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Rabbim bu mübarek gün hürmetine günahlarımızı af buyursun.Bizlere esenlik versin.Selam ve DUA ile &#8230; Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  ALLAH&#8217;IM&#8230;Sen seni anlatan dilleri&#8230;Seni anlatan halleri&#8230;Ugrunda gecen günleri&#8230;Sevginle dolup tasan aydinlik kalpleri&#8230;; ihsan eyle&#8230;ilahi iman verdin ; daim eyle&#8230;ihsan verdin ; kaim eyle&#8230; Bu mesaji okuyan kulunu &#8220;Cennetinle, cemalinle müserref eyle&#8221; (Amin)</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Af dilemekten çekinmeyin, Hiç bir günah ALLAH&#8217;ın Rahmetinden büyük değildir. Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Allahümme salli ve alâ seyyidinâ Muhammed ve alâ âli seyyidinâ Muhammed Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Ey ALLAHIM! Sen ümit edeni ümitsizliğe düşürmezsin. Sen Sen&#8217;den isteyeni geri çevirmezsin. Ey ismi Deva, Zikri şifa ve itaati zenginlik olan; sermayesi ümit ve silahı dua olan bu kullarına maddi manevi şifa ol. Sana yönelen kalplerimizi boş çevirme. (Amin) hayırlı cumalar&#8230;..</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Allah&#8217;ın nuruyla, ümmetini selamlayan gül yüzlü nur Peygamberin (s.a.v) şefaati üzerimize olsun. Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Duâ Aşktır, Duâ Huzurdur, Duâ Umuttur. Hayırlı Huzurlu Umutlu Aşk Dolu Hayırlı Cumalar Olsun&#8230;</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  &#8220;Şüphesiz (bilsinler) ki O Allah, bizzat rızkı veren kuvvet ve kudret sahibidir. Hiç kuşkusuz o zulmedenlere de, (geçmiş) arkadaşlarının (azaptaki ) payı gibi bir pay vardır. Şimdi gelmesi için acele etmesinler. &#8221; (Zariyat ~58,59) Cuma Gününüz Bin Mübarek Olsun. Dua eder, Dua beklerim. Selamlar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Avuç içlerinizde sakladığınız bütün duaların kabul olması dileğimle. Hâyırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Rabbim Ne olur hiçbir annenin yüreğini, evladının acısıyla yakma! Çocukları,kirli dünyamızdan koru, sakla! Sağlık ve Huzurla HAYIRLI CUMALAR.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Allah&#8217;ım&#8230; Ümidimi kaybettiğimde, senin yazdığın kaderin, hayallerimden daha güzel olduğunu hatırlat&#8230; Hayırlı Cumalar&#8230;</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  &#8220;Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.&#8221;(A&#8217;raf,7/199) Cuma Gününüz Bin Mübarek Olsun.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Rabbim Üzüntülerimizi anlık, Sevinçlerimizi ömürlük, Dualarımızı tez zamanda kabul eyle. Amin! Hayırlı cumalar..</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Şükür etmedikten sonra Dünyaları yesen ne fayda! ŞÜKÜR&#8217;le başladıktan sonra; bir kuru ekmek değmez mi Dünya&#8217;lara.. (Şems) Hayırlı cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Cuma namazı saflarda BİR olan bedenler misali, gönüllerin de Efendimizin(sav) Sancağı altında bir olmasını dileklerimle Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  &#8220;&#8230;Yeryüzünde fesat isteyip durma, çünkü Allah fesat peşinde koşanları sevmez.&#8221; (Kasas 77) Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Avuç içlerinizde sakladığınız bütün duaların kabul olması dileğimle. Hâyırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Allah&#8217;ım dualarımın kabul olmasını engelleyen tüm günahlarımı affet. Amin! Hayırlı Nurlu Cumalar.<br />
<img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Kalpler imanla, gönüller huzurla dolsun. saadetler hepimizin olsun. ne kurulan bağlar bozulsun, nede dostlar unutulsun. cumanız mübarek olsun.<br />
<img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Rabbim sen kalbi kırıkların sığınağı, yolda kalmışların yoldaşı, sen yalnızlığıma arkadaş olan ve tüm gönüllerin dert ortağısın. beni benden uzağa at, senden uzağa atma. cumanız mübarek olsun.<br />
<img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Kimi zamanlar vardır en muhabbetli en uhuvvetli ve en güzel, en içten müminin bayramıdır böyle zamanlar. en güzel günün cuma bayramın olsun. duayla<br />
<img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Önce yollar uzanır hakka yürümek için, tomurcuklar güller açar onu görmek için, dua eden biri var senin için. sende dua et ALLAH için. cumanız mübarek olsun.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Rabbim! Benim hatalarımı, bilmeden yaptıklarımı, işimde aşırıya gitmemi ve Senin benden çok daha iyi bildiğin hallerimi af eyle. Yüce Allah&#8217;ım, benim latifeleşmelerimi, ciddiyet hallerimi, hatâen; kasıtlı yaptıklarımı ve bende olan her şeyimi mağfiret eyle! (Amin) . Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Ey Allah&#8217;ım! Güçsüzlüğümüzü ve Senin isteklerini yerine getirmedeki yeteneksizliğimizi Sana şikayet ediyoruz. Üzüntümüzü ve tasamızı da yalnız Sana arz ediyoruz. Özünün hakikati ve yüzünün nuru üzerine yemin ederiz ki, Sana duyduğumuz ihtiyaç, Senin zenginliğine denk! Sana olan ihtiyacımız Senin büyüklüğün kadar… Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i, kalbimizin baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap. Selam ve Dua ile Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Güneşin pembeliğiyle doğan, saflığıyla süzülen, herkese nasip olmayan mutluluk denen o en güzel duygu sizle olsun. Hayırlı cumalar dilerim.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Ey Nefsim Şeytana Yem Olmakmı Yoksa Cennette Gül Olmakmı Niyetin, Bırak Yakamı Secde Edeyim Sen Huzura Er, Ben İmanla Öleyim. Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Ettiğiniz her dua derdinize deva hastalığımıza şifa sevdiklerinize mutluluk ve huzur versin. Amin! Selam ve Dua ile hayırlı cumalar&#8230;</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  O mucizeleri yaratan Rabbim! Kullarına affedici Rabbim! Sen ne dersen o olur, biliriz. Dualarımızı hayırlıysa kabul eyle. Amin! Hayıurlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Varsın Olmasın hayatta her istediğimiz. Biz olana &#8220;elhamdulillah&#8221; Olmayana &#8220;eyvallah&#8221; Demesini biliriz. Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Allah&#8217;ım ! Rahmet, şefkat ve merhametine sığınarak huzurunda el açıyor, korku ve endişe içinde olan fakirlerin, yoksulların, ihtiyaçları ızdırar derecesine ulaşmış muhtaçların lisanıyla yalvarıyoruz: Bize dünyada tastamam bir afiyet ve ötelerde de Cennetini ve Rıdvanını ihsan eyle..ne nefsimizin ne de kullarından herhangi birisinin acımasızlığıyla bizi göz açıp kapayıncaya kadar olsun baş başa bırakma. Amin! Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Bir kapıya bir kere gidersin, İkincisinde utanırsın&#8230; Ama Rabbine hergün gidersin Doyamassın&#8230; Hayırlı Cumalar Dostlar&#8230;</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Her &#8220;cuma&#8221; bir huzur her sabah bir umuttur! Huzurunuz ve umudunuz daim dualarınız kabul olsun Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Ey Benim Güzel Mevlam, Benim Senden istediklerimi Değil; Senin Bende Görmek İstediklerini Yaşat Bana. Amin! Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Allahım, bizi, dinde yalnız sana ihlasla ibadet eden haniflerden kıl! Yönümüzü Yanlış bildiklerimizden Hakka tevcih eyle! Hayırlı Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Ey gönül Olmadı mı &#8220;nasip değilmiş&#8221; de talip ol rızaya Tevekkül et,kaderi gör Aşkla yönel yüce Mevlâya. HAYIRLI CUMALAR.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Ya Rab&#8230; Hesap günü amel defterlerimizi sağ tarafımızdan ver&#8230; Solumuzdan ve arkamızdan verip bizi mahcup eyleme. Amin! Hayırlı cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  Ya Rab! Evlerimizi aşsız, kalplerimizi aşksız, dillerimizi duasız bırakma Fakirlere yadım et, zalimlere fırsat verme. Hayırlı cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/g%C3%BCl%282%29.jpg" alt="anlamlı cuma mesajları" />  &#8220;Size açık bir nur (Kur&#8217;an) indirdik. Müminlere yol gösterici ve mujdecidir. Ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar öğüt alsınlar. &#8221; (nisa-174, Neml-21, Sad-29) Cuma Gününüz Bin Mübarek Olsun.</p>
<p>Allahım Sen benim Rabbimsin; Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın; ben senin kulunum ve gücüm yettiğince Sana olan ahdime ve vaadime bağlıyım. İşlediklerimin (kötülüklerin) şerrinden Sana sığınırım. Üzerimdeki nimetlerini itiraf eder; günahlarımıda ikrar ederim. Beni affet. Zira günahları bağışlayan ancak Sensin. Cumamız kutlu olsun. Hayırlı Nurlu Cumalar&#8230;</p>
<p> ALLAH&#8217;ım ilmimi artır, bana hidayet verdikten sonra kalbimi saptırma. Katından bana rahmet lutfet. Hayırlı Cumalar.</p>
<p> Ey Rabbim, bize Cennetin kokusunu duyur ve onun nimetlerinden nasiplendir. Bize ateşin kokusunu duyurma. Amin. Selam ve Dua ile hayırlı cumalar.</p>
<p> Nasıl yaşarsan öyle ölürsün. Öyle bir yaşaki Rabbim, kulum senden razıyım desin&#8230;Hayırlı Cumalar!<br />
 Biz ne biliriz ki Cuma nedir? Cuma&#8217;yı kılarken Sahabe-i Kiramın sevinçten gözleri dolardı ve korkudan tir tir titrerdi ama öyle bir korkuyduki bu bir daha ki Cuma&#8217;da olmamanın korkusuydu. Biz ne biliriz Cuma günlericami önlerinde meleklerin beklediğini ve cumaya gelenlerin isimlerini gümüş kalemlerle defterlere yazdığını&#8230;Her Müslümanın amel defterlerinini gümüş kalemlerle yazılması dileğiyle Hayırlı Cumalar&#8230;<br />
 Öyle bir dua et ki; günahın tövbenin büyüklüğünden ağlasın&#8230;Şeytandan yaradana sığınki sefsin seni değil; sen nefsini yakasın ~ Hayırlı Cumalar ~<br />
 Allah&#8217;tan bir dua gibi Peygamber&#8217;den bir amağan gibi sevabınız bol olsun! Hayırlı Cumalar&#8230;</p>
<p> Sevdiğiniz için bir kere mutlu olup, bin kere pişman olacağınız bir sevgiyi yaşamamanız dileğimle! Düşleriniz gerçek olsun ama gerçeğiniz asla düş olmasın. Hayırlı cumalar.<br />
 Selamun Aleykum &#8221; Eğer Din, Ölümden önce bir işe yaramazsa, Ölümden sonra hiçbir işe yaramayacaktır &#8221; Hayırlı Cumalar!<br />
 Gökten ne yağdıda yer kabul etmedi. Toprağa ne ekildi de bitmedi. Bu dünya&#8217;ya kim geldi de gitmedi. Hangi dert hangi sıkıntı bitmedi. Allah&#8217;ın rahmeti, mağfireti kime yetmedi. Kim Allah dedi de O yetişmedi. Kim gizli gizli yalvardı da O işitmedi. Kim Rabbim dedi de O buyur kulum demedi. Rabbimizin buyur kulum hitabıyla müşerref olanlardan olmamız dileğiyle&#8230;Hayırlı Cumalar!</p>
<p> Makbul, dua ve tövbelerimizi kabul, sağlığımızı daim, kazancımızı bereketli, kalplerimizi ve evlerimizi huzurla doldursun İnşallah. Hayırlı Nurlu Cumalar.<br />
 Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çoksa Salavat u Selam getiriniz. Zira sizisin Salat u Selamlarınız bana sunulur. Selam ve Dua ile Hayırlı Cumlar!<br />
 Allah&#8217;ın Selamı Rahmeti, Bereketi üzerimize olsun! Günümüz aydın Cumamız Mübarek Olsun! Hayırlı Cumalar.<br />
 Rablerinde korkanlarda boluk boluk Cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardıklarında kapıları açılır ve bekçileri onlara: Selam sizlere ne hoşsunuz; ebedi olarak içinde kalmak üzere haydi girin oraya derler. Hayırlı Cumalar.<br />
 Rabbim! Gönlümün tesbihine umut boncukları dizdin tane tane. Her çekişte AFF diyorum ve sığınıyorum Rahmetine. Sen affedicisin affetmeyi seversin. Bizleri de AFF Eyle! Dua İle Hayırlı Cumalar&#8230;<br />
 Rabbim Seni bugün de dua edenlerden her daim şükredenlerden, sevmeyi bilenlerden, Ya Rabbi Cennet te gezenlerden eyle! Hayırlı Cumalar.<br />
 Mevlana diyor ki; Dua edecek güzel bir gönlün yoksa, güzel yürekli insanlardan dua iste. Hayırlı Cumalar!<br />
 Ömrüne ömür katılsın, Gönlüne meltem saçılsın. Bu mübarek günde melekler dört yanını sarsın&#8230;Derdine derman, gönlüne iman dolsun..! Hayırlı Cumalar.<br />
 Ey Allahım! Yaptığımız işlerde muvaffakiyetler ihsan et bizlere. Kötü yollara geçenleri gittikleri yoldan geri çevir. Evlerimize mutluluk ihsan eyle. Taşımakta zorlanacağımız yüklerle bizleri sınavdan geçirme. Darda ve muhtaç koyma. Amin.<br />
 Rabbim, yarar getirmeyen bilgiden, korkmayan kalpten, duyulmayan duadan, doymak bilmeyen nefisten, açlıktan ki o kötü bir arkadaştır hıyanettenki o ne kötü sırdaştır tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, kocamaktan, ezel-i ömre döndürülmekten, Deccal fitnesinden kötülüğünden, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden Sana sığınırım.<br />
 Ey Rabbim! Dinimizden dolayı bizi zillete düşürmeye çaba sarf edenlere fırsat verme. Bizleri İslamın yolundan ayırma. Amin..Hayırlı cumalar<br />
 Bütün güzeliklerin kilidini kendinde bulunduran “Rabbim” Hakkımızda en hayırlı kilitleri aç… Amin. Cumamız bayram tadında olsun insaALLAH…<br />
 ”Günlerin en değerlisi cuma dır. Cuma günü Bayramlardan ve Aşure gününden daha değerlidir. Cuma günü dünyada ve Ahirette müminlerin bayramıdır.” Cumanız Mübarek Olsun.<br />
 Mübarek Cuma günü yapılacak ibadetlere, diğer günlerde yapılanların, en az iki katı verilmektedir. Buna karşılık ise ,Cuma günü yapılan günahlar da iki kat yazılmaktadır. Cuma gününü en hayırlısı ile geçirmek dileğiyle cumanız mübarek olsun.<br />
 Ey insanlar! gaflet uykusundan uyanın!bekliyor bizi bu dehşeti günler… tevbe edin kardeşler… ALLAH BELKİ AFFEDER..hayırlı cumalar<br />
 DOSTSUZ DÜNYA OLMAZ İMİŞ,DOST DUASIZ KALMAZ İMİŞ.DOSTUN DUASINI ALANIN SIRTI YERE GELMEZ İMİŞ.DUANIZDA BULUNABİLMEK ÜMİDİYLE HAYIRLI CUMALAR…<br />
 ELLERİNİZ AÇIK ,KALBİNİZ SEVGİ DOLU OLSUN GÖZLERİNİZDE İKİ DAMLA YAŞ OLSUN SAĞNAK SAĞNAK YAĞAN RAHMET DERGAHINDAN BİR DAMLA DA SİZE NASİP OLSUN KARDEŞLİĞİN EN GÜZELİ DUADIR KARDEŞLER DUALARINIZ KARDEŞLERİNİZ İÇİN OLSUN CUMANIZ GİBİ BÜTÜN GÜNLERİNİZ RAHMET OLSUN<br />
 “Ey Rabbimiz! Bizi Sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de Sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibâdet usûllerimizi göster, tevbemizi kabul et. Zîrâ, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olan ancak Sen&#8221;sin.” (Bakara, 128) Alemlerin efendisine selatu selam(a.s.m) ile … Hayırlı Cumalarr Dua ie…</p>
<p> TÜM İNANANLAR İÇİN HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLİYORUM BU MÜBAREK CUMA GÜNÜNÜN<br />
 Yükü sevgi, özü saygı, gücü barış, süsü hoşgörü olan mübarek dinimizin seçtiği haftanın özel günü olan cumanızı kutlarım<br />
 Yakınlık ne zamanla ne mekenla sınırlıdır.Eller Allah&#8221;a açıldığında akla ilk gelen sevilenlerdir.Aklımda yürüğimde ve duamdasınız.Cumanız mübarek olsun..</p>
<p> Günler bize dostların güzelliğiyle, geceler onların dualarıyla mübarek oluyor. Umudumuz dostların hediyesi, duamızsa sizlerin sevgisi. Cumanız mübarek olsun…</p>
<p>Çekme dünyanın kahrını kıl beş vakit namazını. Yarın kılarım diyenkerin bugün kıldık namazını &#8221;HAYIRLI CUMALAR&#8221;.<br />
 SEHERDE AÇILAN ELLER HÜRMETİNE,RUKUDA BÜKÜLEN BELLER HÜRMETİNE,KABUL ET YAKARIŞLARIMIZI..SECDEYE KAPANMIŞ BAŞLAR HÜRMETİNE,GÖZLERDEN AKAN YAŞLAR HÜRMETİNE,SEVGİNLE DOLDUR SANA YÖNELMİŞ KALPLERİMİZİ.VE SEN AFFEDİCİSİN AFFI SEVERSİN AFEYLE YA RABBİ CÜMLEMİZİ….</p>
<p> İmkanların bittiği yerde iman vardır, derdin ne kadar büyük olursa olsun&#8221; derdinden büyük Allah vardır. Hayırlı Cumalar.<br />
 Cuma günü duaların kabul edildiği zaman hakkında babanın Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem&#8221;den bir hadis rivayet ettiğini duydun mu? diye sordu. Ben de: – Evet, duydum. Babam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem&#8221;i şöyle buyururken işittiğini söyledi: “O vakit, imamın minbere oturduğu andan namazın kılındığı zamana kadar olan süre içindedir.”</p>
<p> Gülün güzeli baharın başında çiçek verendir. Dostun güzeli, vefası uzun sürendir. İnsanın özeli, umulmadık anda selam gönderendir. &#8221; Allah&#8217;ın Selamı ve Rahmeti, Bereketi üzerinize olsun &#8221;. Hayırlı Nurlu Cumalar.<br />
 BU DÜNYA FANİ SAKIN GÜVENME, GİDEN GELMEZ, GELEN DURMAZ, ALLAH SEVGİSİ GÖNÜLDEN ÇIKMAZ, GÖNLÜNÜZ İMAN CENNET MEKANINIZ OLSUN,HAYIRLI CUMALAR ARKADAŞLAR….<br />
 Tüm din kardeşlerimin cuması mübarek olsun ALLAH herkeze şifa versin en güzel gününüz gülümsemelerle bitsin iyi günler<br />
 Kalbimiz imana, gönlümüz islama, dilimiz Kur&#8221;ana, kulağımız ezana, gözümüz nura, evimiz huzurlu ve neşeli olsun. Amin. Hayırlı Cumalar.<br />
 Ey rabbim! İstemeden verdiklerine bakınca istediklerimizi vereceğine inanarak; duasını beklediğimizi hayırlara ulaştırmamanı diliyorum. Hayırlı cumalar!<br />
 Ya Rabbim! Bu mübarek cuma günün yüzüsuyu hürmetine biz aciz kulların ne derdi varsa, ne sıkıntısı varsa; dertlilere deva, hastalara şifa, borçlu kullarına edalar nasip et Ya Rabbim. Biz kulların dualarını kabul et. Amin. Hayırlı nurlu cumalar.<br />
 Ya Rabbi! Sana açılan elleri, sana yönelen gönülleri, sana bükülen boyunları, sana yalvaran dilleri, ne olur boş çevirme, amin. Hayırlı nurlu cumalar.<br />
 Allah&#8217;ın nuruyla, ümmetini selamlayan gül yüzlü nur Peygamberin (sav) şefaatı üzerinize olsun. Hayırlı Cumalar.<br />
 ALLAH&#8217;ım! Bizleri rahmetinin o engin lütfuyla bağışla, bize merhamet et. Bize hidayet ver ve sırat-ı müstakimden ayırma. Hayırlı Cumalar.<br />
 Ey Rabbimiz! Bu gün edeceğimiz dualarımızı kabul et ve bizi Makam-ı Mahmud&#8221;a komşu olmaya mazhar olanlardan eyle. Hayırlı Cumalar.<br />
 Ya Rabbi! Sesimizi duyansın, hallerimizi bilensin. Açtık gönlümüzü sana, sen imdat eyle, sen affeyle, sen yollarımızı hayır eyle.<br />
 Melekler daima duacınız olsun. Yüreğiniz ferah, ilhamınız bol olsun. Sevgili peygamberimiz, şefaatçimiz olsun. Cumamız mübarek olsun.<br />
 Ya Rabbi! Gönlümün tesbihine umut boncukları dizdim tane tane. Her bir çekişte &#8220;AF&#8221; diyerek sığındım rahmetine. Hayırlı Cumalar.</p>
<p> Cuma günleri,duanın kabul olacağı bir an vardır. Cuma&#8221;nın gündüzü,gecesinden daha kıymetlidir Allah Cumamızı ve ettiğimiz duaları kabul etsin inşallah.<br />
 Hayatın şereflisini, rızkın bereketlisini, vücudun sıhhatlisini, ahlakın faziletlisini, evladın edeplisini, nasip eyle ya Rabbim. Hayırlı Cumalar dilerim.<br />
 Allah&#8221;ım! İnancımızdan ötürü bizi zillete düşürmeye gayret edenlere fırsat verme. Bizleri İslam yolundan ayırma. (amin) Hayırlı Nurlu Cumalar.</p>
<p> Her yerde haddini bilen, gönül aynasını silen, mahşerde beraat edip yüzü gülen kullarından eyle bizleri. Amin. Cumamız Mübarek Olsun.<br />
 Allah&#8221;ım, peygamberin Muhammed (s.a.v) in hürmeti için senden istiyorum, sana yöneliyorum! Bu mübarek gün dualarımızı kabul eyle. Amin. Hayırlı nurlu cumalar.<br />
 Mübarek Cuma günü fazilet ve üstünlüğün ümmette ki kokusudur. Müminlerin eza, hasret ve keder dolu cumalarında, varlıkların özü, sevdaların en yücesi olan Sevgili Paygamberimiz Muhammed&#8221;imizi (s.a.v) maneviyatta cumalayanlardan olabilmemiz duasıyla. Hayırlı Nurlu Cumalar. Cumamız mübarek olsun.<br />
 Umutsuz kapılar vardır açılmaz, Rabbimin kapısı büyüktür, kapanmaz. Sen umudunu kaybetme Rabbim kulunu bırakmaz. Hayırlı Cumalar.</p>
<p> Rabbim dualı bir hayat yaşayan, duasini hayatina tasiyan, baskalarin duasını alan ve duası kabul olan kullardan eylesin insallah. Hayırlı Cumalar</p>
<p> Allah hikmetiyle bir kapıyı kapatırsa rahmetiyle diğerini açar. Ya Rabbi bu mübarek cuma günü hürmetine bizlere hayırlı kapılar aç. Amin. Hayırlı Nurlu Cumalar.<br />
 Ya Rabbi! Gönlümdeki boşlukları öyle güzel şeylerle doldur ki; kemiği olmayan dilim Allah kelimesinden başka bir şey demesin. Hayırlı Nurlu Cumalar.<br />
 Duaların geri çevrilmeyeceği bugünde rabbim dualarımızı kabul etsin. Bizleri rahmetinden mahrum bırakmasın güzel Mevlam. Hayırlı Cuma&#8221;lar.<br />
 Allahım! Bilerek veya bilmeyerek isledigimiz hatalarimizi, günahlarimizi bagsla. Bizlere merhamet buyur. süphesiz Sen merhametlilerin en merhametlisisin. Hayırlı Cumalar.</p>
<p> Cuma gibi günümüz var. İslam gibi dinimiz var. Muhammed gibi sahimiz var. Allah dedim, dostum dedim, 99 ismine mühür vurdum, üstüne. Hayırlı Cumalar!<br />
 İnsan; Geçmişin Hasretçisi, Geleceğin Özlemcisi, Yaşadığı Anın Şikayetçisidir! ALLAH bizi şikayet değil Şükredenlerden eylesin. (Amin) Hayırlı Cumalar.<br />
 Allahım, Sen, benim Rabbimsin; Senden başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın; ben, Senin kulunum ve gücüm yettiğince Sana olan ahdime ve vaadime bağlıyım. İşlediklerimin (kötülüklerin) şerrinden Sana sığınırım. Üzerimdeki nimetlerini itiraf eder; günahlarımı da ikrar ederim. Beni bağışla. Zira günahları bağışlayan ancak sensin. Cuma&#8221;mız Mübarek olsun Hayırlı nurlu cumalar.<br />
 İmkanların bittiği yerde iman vardir. Derdin ne kadar büyük olursa olsun, derdinden büyük ALLAH vardır. Cumanız Mübarek Olsun.<br />
 Alışmış dilimiz, fitne tadına, islâm zulmedermiş, güyâ kadına. Yalan söylüyoruz, Kur&#8221;ân adına; Yüce kelâmına, açmışız harbi Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî…Anlatmaya, dilde lisan yetmiyor, Utancından, durdu kalem gitmiyor, Ne yapsak da, bizde kusur bitmiyor; Olmuşuz.. bir kere isyâna tâbî; Kurtar bizi.. kurtar bizi.. Yâ Rabbi… AMİN.. AMİN. AMİN… Cumanız hayırlı ve mübarek olsun ..</p>
<p> Çıkarsa kalbimde yara yarada dönüştürür bunu bir hayra.Sen sabretmesini bilirsen,yaradan düşürmez dara. Kaldır başını semaya aç ellerini mevlaya.Sen istemesini bilirsen mevlam cevap verir duaya. CUMA GÜNÜNÜZ MÜBAREK DUALARINIZ KABUL OLSUN.</p>
<p> Rabbim sen unutan kullarından etme bizi,dara düşünce hatırlayan kullardan etme bizi yüce rabbim seni her vakit anan kullardan eyle bizi Cumanız Mübarek Olsun<br />
 Ne yaprağınız kurusun ne gülünüz solsun her tuttuğunuz altın olsun avuçlarınız semada dudaklarınız duada olsun her an ve her günki dualarınız kabul olsun CUMANIZ MÜBAREK OLSUN!</p>
<p> Ben, beni seven ümmetimi almadan cennete girmem. &#8221; Diyen Sevgilinin (S.A.V) ümmeti olmanın hakkını verebilmek duası ile Hayırlı Cumalar.<br />
 Birgün dünyaya ait bir derdin olursa Rabbine dönüp benim büyük bir derdim var deme, derdine dönüp benim büyük bir RABBİM var de.. HAYIRLI CUMALAR<br />
 Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur&#8221;an-ı Kerim&#8221;i, kalbimizin baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap Hayırlı Cumalar</p>
<p> Cumamız mübarek dualarımız ve töbelerimiz kabul olsun. Selamların en güzeli sizlerin üzerine olsun . Allah Cumanızı kabul ve mübarek eylesin…<br />
 Onlar, Sırf Rab&#8217;lerinin rızasını kazanmak için sabreder, namazı tam gerektiği şekilde kılarlar. Kendilerini ihsan ettiğimiz rızıklardan gerek gizli, gerek açık bir tarzda bağışta bulunur ve kötülüğe iyilikle mukabele ederler. İşte Onlardır dünya diyarının güzel akibetini kazananlar. (RA&#8217;D 22) Cumanız Mübarek Olsun! selam ve dua ile&#8230;!</p>
<p> Dua çiçeğini bilir misin, yeryüzünde sulanır, gökyüzünde açarmış. Melekler kulunuzdan deyip Rabbimize sunarmış. Dualarda buluşmak dileğiyle hayırlı Cumalar.</p>
<p> Bilerek Hakkı Batıla karıştırmayın. Hakkı gizlemeyin. (BAKARA &#8211; 42) Cumanız Mübarek Olsun&#8230;Selam ve Dua ile..!</p>
<p> En güzel dua , başkasının haberi olmadan edilendir. Adınızın bugün çok anılması ve kalbinizden geçen tüm dualarınızın kabul olması, dileğiyle&#8230; Hayırlı Nurlu Cumalar.<br />
 Ey iman Edenler Allah&#8217;ı çokça zikredin. (AHZAB &#8211; 41) Hayırlı Cumalar..!</p>
<p> Allahım! Ben elimden geleni yaptım. Elimden gelmeyenler için ellerimi sana açtım! Ömrümüzü, günlerimizi ve bu cumamızı mübarek kıl Allah&#8221;ım bizleri doğru olabilen ve de kalabilenlerden eyle Ya RABBİM. Hayırlı Cuma&#8217;lar.<br />
 Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi musibet ve nimetlerle deneriz. Sonunda bize döneceksiniz. (ENBİYA &#8211; 35) Cumanız Mübarek Olsun..!</p>
<p> Evvelim Allah, ahirim Allah, kalbimde beytullah Lailahe illallah Muhammedün Resullullah. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhe dü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” diyerek çene kapatmak nasip eyle Yarabbi. Hayırlı Cuma&#8217;lar.<br />
 Onlar ki Rab&#8217;lerine secdeler ve kıyamlar yaparak (Namaz kılarak) geceyi geçirirler. (Furkan &#8211; 64) Hayırlı Cumalar.</p>
<p> Hayat dileniyor O&#8217;ndan taş, toprak, ot, ağaç; Sende ona yönel, ellerini hep O&#8217;na aç; Lutfedip hazanı nevbahara çeviren o; İsteyip dilemekse bir vasıta bir araç.. SELAM VE DUA İLE HAYIRLI CUMALAR..<br />
 Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da, Allah hakkında sizi aldatmasın. (Lokman &#8211; 33) Cumanız Mübarek Olsun&#8230;Selam ve Dua ile..!</p>
<p> Daraldın mı? kalbin mi kırıldı? derdin mi çok? Rahat değil misin? Bak ne diyok Kuranı Kerimde &#8221;Kalpler ancak Allahı&#8217;ı zikretmekle huzur bulur.. Hayırlı Cumalar.<br />
 Ey iman Edenler! Sabır ve Namaz / Dua ile Allah&#8217;tan dua isteyin. şüphesiz Allah sabredenler ile beraberdir. (Bakara &#8211; 153) Cumanız Mübarek Olsun&#8230;Selam ve Dua ile..!</p>
<p> Ey Rabbimiz! Bizi İslam&#8217;dan ve Kur&#8217;andan ayırma. Bizi daima sırat-ı müstakimde tut. İslâm nurunu söndürmek isteyenlere fırsat verme. Bizim yüzümüzden insanları helak etme. AMİN hayırlı cumalar.<br />
 Biz Kur&#8217;an dan İman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan ayetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını arttırır. Cumanız Mübarek Olsun&#8230;Selam ve Dua ile..!</p>
<p> Belki kalbindir acıyan&#8230;Belki bedenin&#8230;Belki de ruhundur kıvranan, belkide bin türlü muamma&#8230;Her ne durumda olursan ol; diline yakışır bu dua; Ya Rabbi, Razı olmadığın şeylerden ne yapmışsak hepsini affet! AMİN. Hayırlı Nurlu Cumalar.<br />
 Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki; &#8221;Hatırlayan güzelse, Hatırlanan da güzeldir. Gül bahçesine giren ya gül olur, yada gül kokar.&#8221; Yaradanın affına, Resul&#8217;ün şefaatine, Cennetin en güzel köşesine mazhar olabilmeniz dileğiyle, Cumanız Mübarek Olsun&#8230;Selam ve Dua ile..!<br />
 &#8230;Bizler uzun bir seferdeyiz. Buradan kabre, kabirden haşire, haşirden ebed memleketine gitmek üzereyiz. Hayırlı Cumalar. Dua ile&#8230;</p>
<p> Allah&#8217;ım sen yüreğime huzuru üfür. Sen sıkıntımı rüzgar gibi alıp götür… Sen dualarımı kabul et. Amin. Hayırlı Nurlu Cumalar.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.huzursayfasi.com/images/editor/images/kalp.jpg" alt="" /> Allah&#8217;ım! İlahi kudretin ve önü alınamaz merhametin iIe beni ve sevdiklerimi kuşat. Bizlerin kalplerine aydınlık ver. Amin. Hayırlı Cumalar.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hazir-cuma-mesajlari.html">Hazır cuma mesajları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hazir-cuma-mesajlari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstihare Namazı</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/istihare-namazi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/istihare-namazi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2016 19:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[istihare duası]]></category>
		<category><![CDATA[istihare fazileti nedir]]></category>
		<category><![CDATA[istihare kuralları nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[İstihare Namazı]]></category>
		<category><![CDATA[istihare namazı nasıl kılınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=11098</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstihare Namazı İstihare namazı, bir kişinin veya işin hayırlı olup olmadığını anlamak için abdest alınarak kılınan 2 rekat namazdır. Namaz kılındıktan sonra istihare duasını okuyup kimseyle konuşmayarak sağ tarafına yatıp istediği şeyi düşünerek uyumalıdır. Bir işe başlayacağınız veya bir işten ayrılacağınız zaman istihare duasını okuyup  Allah’ım istediğim düşündüğüm şey  dünya ve ahiretim için hayırlı ise bunu &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/istihare-namazi.html">İstihare Namazı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/istihare-namazi-nasil-kilinir">İstihare</a> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/istihare-namazi-nasil-kilinir">Namazı</a></h1>
<p>İstihare namazı, bir kişinin veya işin hayırlı olup olmadığını anlamak için abdest alınarak kılınan 2 rekat namazdır. Namaz kılındıktan sonra istihare duasını okuyup kimseyle konuşmayarak sağ tarafına yatıp istediği şeyi düşünerek uyumalıdır. Bir işe başlayacağınız veya bir işten ayrılacağınız zaman istihare duasını okuyup  Allah’ım istediğim düşündüğüm şey  dünya ve ahiretim için hayırlı ise bunu mübarek eyle denilmelidir. İstihare namazı haram bir iş yapılmaz. Rüyada renk görmenin de bir bağlayıcılığı yoktur.</p>
<p><b>İstihare ile ilgili birkaç <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/istihare-namazi-nasil-kilinir">hadis</a> yazmakta fayda var.</b></p>
<p>(Mutluluk, istihare namazı kılmakla gerçekleşir.) (hakim)</p>
<p>(İstiharede bulunmak ve kadere rıza göstermek kişinin mutlu olacağına, bunun aksi ise, kişinin mutsuz olacağına alamettir.) (tirmizi)</p>
<p>“Allah’a istihare, kişinin saadet vesilelerinden biridir.” (Buhari)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/istihare-namazi-nasil-kilinir">İstihare</a> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/istihare-namazi-nasil-kilinir">duası</a></b></p>
<p><b>Allâhumme innî estehîruke bi-ilmike ve estakdiruke bikudratike ve es’eluke min fadlike’l-azîm. Feinneke takdiru velâ ekdiru ve ta’lemu vela â’lemu ve ente allâmu’l-ğuyûb. Allâhumme in kunte ta’lemu enne hâzâ’l, emre hayrun lî fî dînî ve meâşî ve âkibeti emrî âcili emrî ve âcilihi fakdirhu lî ve yessirhu lî summe bârik lî fîh. Ve in kunte tâ’lemu enne hâza’l-emre şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emri âcili emrî ve acilihî fasrifhu annî vasrifnî anhu va’kir liyelhayra haysu kâne sume ardinî bih.”</b></p>
<p><b><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/istihare-namazi-nasil-kilinir">İstihare</a> duasının anlamı : </b>Allah&#8217;ım! Senin ilmine göre hayrını diliyorum, kudretinden güç istiyorum, senin büyük fazlını diliyorum. Zira sen kadirsin, ben kadir değilim, sen bilirsin ben bilmem, sen gizlileri bilirsin. Allah&#8217;ım eğer sen bu işin benim dinim, geçmişim, sonum, şimdim ve geleceğim hakkında hayırlı olduğunu biliyorsan bunu bana takdir eyle, kolaylaştır. Eğer bu işim benim dinim, geçimim, sonum, şimdim ve geleceğim hakkında şerli olduğunu biliyorsan bunu benden, beni de bundan çevir, hayır nerede ise bana onu nasip eyle, sonra beni onunla hoşnud eyle.</p>
<p><b>İstihare <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/istihare-namazi-nasil-kilinir">namazının</a> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/istihare-namazi-nasil-kilinir">kılınışı</a></b></p>
<p>İstihare namazı sabah namazının sünneti gibi kılınır. Tek fark; 1 Rekatta zamlı sure olarak Kâfirun Suresi , 2 Rekatta zamlı sure olarak İhlas suresi  okunur.</p>
<p>İlk rekatta Fâtiha  ve Kâfirun Suresi  okunur.İkinci rekatta sadece Fâtiha  ve İhlas suresi   okunur. Oturuşta ise diğer namazlarda olduğu gibi : Ettehiyyâtü  , Allâhümme Salli , Allâhümme Barik , Rabbenâ duaları okunur.Ardından istihare duası yapılır. Tesbih isteğe bağlı olarak yapılır.Namazı kıldıktan sonra dünya kelamı etmemek, sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmak, uyumaya çalışırken kalpten “Allah Allah” demek iyidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/istihare-namazi.html">İstihare Namazı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/istihare-namazi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En büyük düşman nefs ve işlediğimiz günahlardır</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/en-buyuk-dusman-nefs-ve-isledigimiz-gunahlardir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/en-buyuk-dusman-nefs-ve-isledigimiz-gunahlardir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 20:25:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sohbetler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[En büyük düşman]]></category>
		<category><![CDATA[günahlardır]]></category>
		<category><![CDATA[nefs ve işlediğimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=10976</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almak ahirette * Allahü teâlâ bir kuluna iki şey vermişse her şeyi vermiştir: Doğru iman, yani ehl-i sünnet itikadı. Büyükleri tanımak. [Mezhep ve itikad imamlarımızı, ehl-i sünnet âlimlerini, silsile-i aliyye büyüklerini tanımak, yani yollarında olmak, hepsinin yolu birdir.]Allahü teâlâ bu iki nimeti vermişse bu seçilmiş demektir. Bunu Allahü teâlâ seçmiş ve sevmiş, ben seçmiyorum, ben &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/en-buyuk-dusman-nefs-ve-isledigimiz-gunahlardir.html">En büyük düşman nefs ve işlediğimiz günahlardır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table style="height: 1671px;" border="0" width="593" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="30"><span class="ecxbaslik"><b><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/en-buyuk-dusman">Almak</a> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/en-buyuk-dusman">ahirette</a></b></span></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div id="ecxp1" class="ecxmetin" align="justify">* Allahü teâlâ bir kuluna iki şey vermişse her şeyi vermiştir:<br />
<strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/en-buyuk-dusman">Doğru</a> iman</strong>, yani ehl-i sünnet itikadı.<br />
<strong>Büyükleri tanımak</strong>. [Mezhep ve itikad imamlarımızı, ehl-i sünnet âlimlerini, silsile-i aliyye büyüklerini tanımak, yani yollarında olmak, hepsinin yolu birdir.]Allahü teâlâ bu iki nimeti vermişse bu seçilmiş demektir. Bunu Allahü teâlâ seçmiş ve sevmiş, ben seçmiyorum, ben sevmiyorum olur mu hiç öyle şey.</p>
<p>* Dünyada en zor şey, bu büyükleri tanımaktır. Her şeye bu büyükleri tanımakla kavuşulur.</p>
<p>* Büyüklerin kalbinde bir kuruş menfaat düşüncesi olsaydı, yaptığı hizmetler dururdu.</p>
<p>* Mürşid-i kâmil demek, hakkı hak, bâtılı bâtıl bilen zat demektir. Onlara kavuşanın ve hatta onların sâdık bendelerine, talebelerine kavuşanın en büyük kârı, hakkı hak, bâtılı bâtıl bilmesidir. Bu ise, erişilmesi en zor noktadır. Dünyada en zor şey, doğruyu bulmaktır .</p>
<p>* Hakiki müslümanın üç vasfı vardır:<br />
1-Doğru iman,<br />
2-Sahih ibadet,<br />
3-Ehl-i sünnet itikadını yaymak. Bu üç büyük nimetin devam etmesinin şartı İhlas ve sabırdır.</p>
<p>* İmanın düşmanı içimizde, kendi nefsimiz, bunun da yardımcısı şeytan, meydanı da dünyadır.</p>
<p>* Allah rızası için yapılan hizmette vermek vardır, almak yoktur. Bu yolda dünyada almak yoktur, ahirette alınacak. Eğer almak istiyorsanız dünyada verin. Dünyada almak olmaz. Almak ahirette.</p>
<p>* İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür. Nasıl ölürse öyle dirilir. Allah’ın dinine hizmet için yaşayalım. Yoksa kendin için, bilmem ne için yaptığın, uğraştığın her şey, boştur. Sıfırla uğraşan, sıfırdır. Gerçekle uğraşan, aziz olur. Gerçek, Allahü teâlânın beğendiği şeylerdir.</p>
<p>* İman çarşıda satılmaz, miras kalmaz. İyiliğe elverişli olmayan kişi Peygamberi görse de Müslüman olamaz.. Allahü teâlâ seçiyor. Buna verdim diyor. Seni dost edindim diyor Cenab-ı Hak… Müslüman demek, Cenab-ı Hakkın seçtiği, dost edindiği insan demektir, ona göre hareket edin.</p>
<p>* İnsanın eline diken bile batsa bir günah sebebi iledir. Günahın karşılığı dünyada veriliyorsa büyük nimettir. Ahirette verilirse felakettir. Suç varsa ceza vardır.</p>
<p>* Bir günah işleyen hemen bir iyilik, bir hayır işlemelidir. Sevap gelir, günah gider. Birbirini dengelemelidir.</p>
<p>* Cömertlik, Allahü teâlânın büyük bir nimetidir. Siz cömert için üzülmeyin, çünkü o düşerken Allahü teâlâ elinden tutar, kaldırır onu.</p>
<p>* Çok şey isteyin, isteyenin değil verenin azametine bakın. Namazda şehitlik evliyalık isteyin.</p>
<p>* Tarla ve bahçenin, hasıl olan nimetin şükrü uşurla verilir. Malın, paranın şükrü, zekatıyla olur, aynı zamanda malı, parayı temizler. Zekatı vermeyen iki suç işlemiş olur:<br />
1- Emre itaatsizlik,<br />
2- Fakirin hakkını gasp<br />
Namazın kabulü için de, zekat gereklidir, namaz imanla gitmeye vesile olur.</p>
<p>* Herkesi kuyunun dibinde gören kimse, kendisi kuyunun dibindedir.</p>
<p>* En büyük düşman nefs ve işlediğimiz günahlardır. En yakın dost da tevbe istiğfardır.</p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/en-buyuk-dusman-nefs-ve-isledigimiz-gunahlardir.html">En büyük düşman nefs ve işlediğimiz günahlardır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/en-buyuk-dusman-nefs-ve-isledigimiz-gunahlardir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MENKIBELER‏</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/menkibeler%e2%80%8f.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/menkibeler%e2%80%8f.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 19:29:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[dinle ilgili herşey]]></category>
		<category><![CDATA[MENKIBELER‏]]></category>
		<category><![CDATA[namaz hakkında bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=10971</guid>

					<description><![CDATA[<p>Açlıktan ölen servet sahibi Yusuf aleyhisselam, iftira yüzünden zindanda iken Mısır hükümdarı bir rüya görmüştü. Korku ile uykusundan uyanıp; Ben rüyamda 7 semiz ineğin 7 zayıf ineği yediğini ve 7 yeşil başak, 7 de kurumuş başak gördüm. Eğer rüya tabiri biliyorsanız, bu rüyamı tabir edin dedi. Onlar,Biz böyle rüyaları tabir edemeyiz dediler. Hazret-i Yusuf ile &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/menkibeler%e2%80%8f.html">MENKIBELER‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="rmSubject" style="text-align: center;"></h2>
<h2 style="text-align: center;"><strong><em><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/menkibeler%e2%80%8f">Açlıktan</a> ölen <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/menkibeler%e2%80%8f">servet</a> sahibi</em></strong></h2>
<table border="0" width="560" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div id="ecxp1" class="ecxmetin" align="justify">
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/menkibeler%e2%80%8f">Yusuf</a> aleyhisselam, iftira yüzünden zindanda iken Mısır hükümdarı bir rüya görmüştü. Korku ile uykusundan uyanıp; <b>Ben rüyamda 7 semiz ineğin 7 zayıf ineği yediğini ve 7 <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/menkibeler%e2%80%8f">yeşil</a> başak, 7 de kurumuş başak gördüm. Eğer rüya tabiri biliyorsanız, bu rüyamı tabir edin </b>dedi. Onlar,<b>Biz böyle rüyaları tabir edemeyiz</b> dediler. Hazret-i Yusuf ile zindanda kalan şerbetçi, Hazret-i Yusuf’un rüya tabir ettiğini hatırlayarak;<b> Ben bu rüyayı tabir ettireceğim </b>dedi. Hazret-i Yusuf’un yanına gitti. Mısır hükümdarının rüyasını anlatıp tabirini istedi.</p>
<p>Hazret-i Yusuf,<b> “7 sene bolluk, sonra 7 sene kıtlık olacak. Bollukta saklayın, kıtlıkta bunları yersiniz. Bolluk senelerinde çok ekip, ekinleri sapları ile beraber, başakları ile ambarlara koymalısın. Bu şekilde ekinler bozulmadan kalır, hem de saplar hayvanlarınız için yem olur. Halka da, ekinlerinden ihtiyaçları kadarını yemelerini, geriye kalanını saklayıp korumalarını emretmelisin. Bu yiyecekler kıtlık senelerinde sizin ve çevredeki insanların ihtiyaçlarını karşılayacaktır” </b>dedi.</p>
<p>Hazret-i Yusuf’un tavsiyelerini beğenen hükümdar; Mısır’ın hazinelerinin idare işini Hazret-i Yusuf’a bıraktı. Yani onu maliye nazırı yaptı. O da gerekli tasarruf ve iktisat yolunu tuttu. 7 bolluk senesinden sonra 7 kıtlık senesi geldi. Her taraftan tahıl almak üzere insanlar gelmeye başlamıştı.</p>
<p>Bu olaylardan bir müddet sonra Yemen’e çok şiddetli bir sel gelir, ağaçları kökünden söker, binaların yıkılmasına sebep olur. Sular çekildikten sonra eski bir mezarın açıldığı görülür. Ortaya bir kadın cesediyle büyük bir servet çıkar. Kitabedeki yazı okunduğunda, bu cesedin Himyeri hükümdarlarından birinin kızı olan Tace adındaki bir kadına ait olduğu anlaşılır. Tace’nin cesedinin boynunda 7 inci gerdanlık, kollarında 7 kıymetli altın bilezik, ayaklarında mücevherli 7 halhal ve on parmağın 7 sinde muhteşem mücevher yüzüklerin bulunduğu görülür. Ayrıca baş tarafında çok kıymetli eşya ile doldurulmuş hazine gibi bir tabut parladığı da dikkatlerden kaçmaz. Bu tabutun ön kısmında ki levhada yazılı olanlar ilgi çekicidir.<br />
<b><br />
Hitabede şunlar yazılı idi:<br />
</b>Ben hükümdarın kızı Tace’yim. Memleketimizde müthiş bir kıtlık çıktığı için, tahıl getirtmek üzere, birkaç adamımı, Mısır maliye nazırı olan Yusuf aleyhisselama yolladım. Epey bir zaman geçtiği halde gönderdiğim adamlar gelmeyince, adamlarımızdan bazılarına bir kantar (50 kilo kadar) gümüş verip herhangi bir yerden bununla bir kantar un alıp getirmesini istedim. Onlar da bulamadılar. Nihayet bir kantar altın verip tekrar gönderdimse de, yine bulamadıklarından, incileri öğütüp yemekten başka çare bulamadım. Fakat o da beni besleyemediği için, büyük bir servet içinde açlıktan ölümle yüz yüze kaldım. Benim bu acıklı hâlimi işitenler, gerekli dersi almalı, servetine güvenmemeli, gerekli iktisat yolunu tutmalıdır. Tarihte altının da, incinin de, geçmediği durumlar varsa da, benden başka dünyada hangi kadın bu kadar muhteşem ziynetler içinde ölmüştür?</p>
<p>Hazineler bu kadına fayda etmediği gibi, ahirette de para pul geçmeyecektir.<b> </b>Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<b><br />
(Üzerinde kul hakkı olan, ölmeden önce ödeyip helalleşsin! Çünkü ahirette altının, malın değeri olmaz. O gün, hak ödeninceye kadar, kendi sevaplarından alınır, sevapları olmazsa, hak sahibinin günahları buna yüklenir.) </b>[Buhari]
</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<table border="0" width="560" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td class="ecxbaslik" height="30"><b>Allahü ehad ver-resulü Ahmed</b></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div id="ecxp1" class="ecxmetin" align="justify">İbrahim Havvas hazretleri anlatır:<br />
Bir sene hacca gitmeye niyet ettim. Bu niyetle yola çıktım. Maksadım Kâbe-i şerif tarafına gitmek olduğu halde, istemeyerek ters yöne gidiyordum. Allahü teâlânın iradesi beni batı tarafına çekiyordu. En sonunda İstanbul’a gitmeye karar verdim. Şehre girdim. Yüksek bir köşk gördüm. Kapı önünde bir kısım insanlar, bir araya toplanmışlardı. Yaklaştım ve (Niçin toplandınız?) diye sordum. (Rum Kayseri’nin kızı delirdi. Çare bulmak için doktorları toplandı) dediler.<br />
Bunda bir hikmet olsa gerektir, dedim ve içeri girdim. Orada Kayser’in kızını parlak ay<br />
gibi gördüm. Bana bakıp dedi ki:<br />
&#8211; Hoş geldin, ey İbrahim Havvas!<br />
&#8211; Beni nereden tanıyorsunuz?<br />
&#8211; Canımı, Cânâna teslim etmek istedim ve Hak teâlâdan sevdiği bir kulunu yanımda bulundurmasını niyaz ettim. Rüyamda buyuruldu ki: <b>“Yarın İbrahim Havvas sana gelecek!</b>”<br />
&#8211; Hastalığınız nedir?<br />
&#8211; Bir gece dışarı çıkıp ibret nazarıyla gökyüzüne baktım. Kendimden geçtim. <b>“Allahü ehad ver-resulü Ahmed”</b> kelimesi dilime, manası kalbime geldi. Bu kelimeyi dilimden düşürmez oldum. Bu sebepten hâlime delilik alameti, bana da deli dediler. [Bu sözlerin manası, “Allah birdir ve Peygamberi Ahmed (yani Muhammed aleyhisselam)‘dır].<br />
&#8211; Bizim diyara gelmek ister misin?<br />
&#8211; Sizin diyarda ne var?<br />
&#8211; Mekke, Medine ve Beytül-mukaddes (Mescid-i Aksa) oradadır.<br />
&#8211; Sağ tarafına bak!<br />
Baktım bir düzlükte Mekke, Medine ve Beytül-mukaddes karşımda duruyor gördüm. Az sonra dedi ki:<br />
&#8211; Vakit yaklaştı. İstek ve arzu haddi aştı.<br />
Kelime-i şehadet getirip ruhunu teslim etti.<b></b></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="560" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td class="ecxbaslik" height="30"><b>Allahü ehad ver-resulü Ahmed</b></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div id="ecxp1" class="ecxmetin" align="justify">İbrahim Havvas hazretleri anlatır:<br />
Bir sene hacca gitmeye niyet ettim. Bu niyetle yola çıktım. Maksadım Kâbe-i şerif tarafına gitmek olduğu halde, istemeyerek ters yöne gidiyordum. Allahü teâlânın iradesi beni batı tarafına çekiyordu. En sonunda İstanbul’a gitmeye karar verdim. Şehre girdim. Yüksek bir köşk gördüm. Kapı önünde bir kısım insanlar, bir araya toplanmışlardı. Yaklaştım ve (Niçin toplandınız?) diye sordum. (Rum Kayseri’nin kızı delirdi. Çare bulmak için doktorları toplandı) dediler.<br />
Bunda bir hikmet olsa gerektir, dedim ve içeri girdim. Orada Kayser’in kızını parlak ay<br />
gibi gördüm. Bana bakıp dedi ki:<br />
&#8211; Hoş geldin, ey İbrahim Havvas!<br />
&#8211; Beni nereden tanıyorsunuz?<br />
&#8211; Canımı, Cânâna teslim etmek istedim ve Hak teâlâdan sevdiği bir kulunu yanımda bulundurmasını niyaz ettim. Rüyamda buyuruldu ki: <b>“Yarın İbrahim Havvas sana gelecek!</b>”<br />
&#8211; Hastalığınız nedir?<br />
&#8211; Bir gece dışarı çıkıp ibret nazarıyla gökyüzüne baktım. Kendimden geçtim. <b>“Allahü ehad ver-resulü Ahmed”</b> kelimesi dilime, manası kalbime geldi. Bu kelimeyi dilimden düşürmez oldum. Bu sebepten hâlime delilik alameti, bana da deli dediler. [Bu sözlerin manası, “Allah birdir ve Peygamberi Ahmed (yani Muhammed aleyhisselam)‘dır].<br />
&#8211; Bizim diyara gelmek ister misin?<br />
&#8211; Sizin diyarda ne var?<br />
&#8211; Mekke, Medine ve Beytül-mukaddes (Mescid-i Aksa) oradadır.<br />
&#8211; Sağ tarafına bak!<br />
Baktım bir düzlükte Mekke, Medine ve Beytül-mukaddes karşımda duruyor gördüm. Az sonra dedi ki:<br />
&#8211; Vakit yaklaştı. İstek ve arzu haddi aştı.<br />
Kelime-i şehadet getirip ruhunu teslim etti.<b></b></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="560" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td class="ecxbaslik" height="30"><b>Allahü ehad ver-resulü Ahmed</b></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div id="ecxp1" class="ecxmetin" align="justify">İbrahim Havvas hazretleri anlatır:<br />
Bir sene hacca gitmeye niyet ettim. Bu niyetle yola çıktım. Maksadım Kâbe-i şerif tarafına gitmek olduğu halde, istemeyerek ters yöne gidiyordum. Allahü teâlânın iradesi beni batı tarafına çekiyordu. En sonunda İstanbul’a gitmeye karar verdim. Şehre girdim. Yüksek bir köşk gördüm. Kapı önünde bir kısım insanlar, bir araya toplanmışlardı. Yaklaştım ve (Niçin toplandınız?) diye sordum. (Rum Kayseri’nin kızı delirdi. Çare bulmak için doktorları toplandı) dediler.<br />
Bunda bir hikmet olsa gerektir, dedim ve içeri girdim. Orada Kayser’in kızını parlak ay<br />
gibi gördüm. Bana bakıp dedi ki:<br />
&#8211; Hoş geldin, ey İbrahim Havvas!<br />
&#8211; Beni nereden tanıyorsunuz?<br />
&#8211; Canımı, Cânâna teslim etmek istedim ve Hak teâlâdan sevdiği bir kulunu yanımda bulundurmasını niyaz ettim. Rüyamda buyuruldu ki: <b>“Yarın İbrahim Havvas sana gelecek!</b>”<br />
&#8211; Hastalığınız nedir?<br />
&#8211; Bir gece dışarı çıkıp ibret nazarıyla gökyüzüne baktım. Kendimden geçtim. <b>“Allahü ehad ver-resulü Ahmed”</b> kelimesi dilime, manası kalbime geldi. Bu kelimeyi dilimden düşürmez oldum. Bu sebepten hâlime delilik alameti, bana da deli dediler. [Bu sözlerin manası, “Allah birdir ve Peygamberi Ahmed (yani Muhammed aleyhisselam)‘dır].<br />
&#8211; Bizim diyara gelmek ister misin?<br />
&#8211; Sizin diyarda ne var?<br />
&#8211; Mekke, Medine ve Beytül-mukaddes (Mescid-i Aksa) oradadır.<br />
&#8211; Sağ tarafına bak!<br />
Baktım bir düzlükte Mekke, Medine ve Beytül-mukaddes karşımda duruyor gördüm. Az sonra dedi ki:<br />
&#8211; Vakit yaklaştı. İstek ve arzu haddi aştı.<br />
Kelime-i şehadet getirip ruhunu teslim etti.<b></b><br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</div>
<div class="ecxmetin" align="justify">
<table border="0" width="560" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td class="ecxbaslik" height="30"><b>Eden bulur!..</b></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div id="ecxp1" class="ecxmetin" align="justify">
<p>Eski zamanlarda, astığı astık kestiği kestik, karşı tarafın sözünü dinlemeden, araştırmadan karar veren bir hükümdar vardı. Bu hükümdar, bir gün hanımı ile sarayının geniş bahçesinde dolaşıyordu. Sarayın bahçıvanı da, bahçenin bakımını yapıyordu. Bahçıvan, hükümdarın hanımı ile beraber kendi tarafına doğru geldiğini uzaktan görünce, onu hanımının yanında rahatsız etmemek için ortadan kaybolmak, görünmemek istedi. Fakat nereye giderse gitsin, hükümdar kendisini görecekti.</p>
<p>Nasıl ortadan kaybolayım diye düşünürken, altında bulunan ağacın üstüne çıkmak aklına geldi. Hemen bir hamlede ağaca tırmandı. Yapraklarının arasına saklandı. Olacak ya hükümdar da hanımıyla beraber o ağacın altına oturmaz mı? Hükümdarın hanımı ortalıkta kimse olmadığı için kocasıyla rahat konuşuyordu.</p>
<p>Bir ara hanımı istirahat için sırt üstü yere uzandı. Bu esnada, yukarı doğru bakınca yaprakların arasındaki bahçıvanı fark etti. Derhal toparlanıp hiddetle bağırdı: “Seninle baş başa hiç konuşamıyacak mıyım? Adamların hep bizi mi takip edecek? Bu ne haddini bilmezliktir?”</p>
<p>Hükümdar şaşırdı, ne olduğunu anlayamadı: “Sultanım ne oldu? Ne istediğini anlayamadım. Birileri seni rahatsız mı etti?” Eliyle ağacın üstünü gösterip: “Görmüyor musun, adam tepemize çıkmış bizi dinliyor?”</p>
<p>Hükümdar, kafasını kaldırınca bahçıvanı gördü. Sesi çıkabildiği kadar bağırdı: “Bre densiz bu ne cüret, çabuk in aşağı!” Adamın dizlerinin bağı çözüldü. Eli ayağı tutmuyordu korkudan. Dallara tutunarak inecek hâli kalmamıştı. Pat diye aşağıya düştü.</p>
<p>Bu arada hükümdarın sesini işiten adamları da yanına gelmişti. Hükümdar: “Derhal bana celladı çağırın, gelsin!” emrini verdi. Bu arada biraz kendine gelen bahçıvan doğrulup ayağa kalktı. Eteklerine sarılıp özrünü beyan ederek hükümdardan affedilmesini talep etti. Fakat nafile. Hükümdar adamlarına tekrar bağırdı:<br />
&#8211; Nerede kaldı cellat, gelmedi mi daha, şu adam hâlâ konuşuyor?</p>
<p>Bahçıvan dedi ki:<br />
&#8211; Hükümdarım, biliyorum ömrümün sonu geldi. Nasıl olsa beni öldürteceksiniz. Ölmeden önce size önemli bir hadiseyi anlatmak istiyorum. Ne olur beni dinleyin. Beni yine öldürtün, fakat dinledikten sonra öldürtün. Nasıl olsa beni dinlemekle bir zararınız olmayacak. Bu hadise benim için önemli olduğu kadar sizin için de önemlidir!.. Hayatınız ile ilgili.</p>
<p>Hükümdar, biraz yumuşamıştı. Bu önemli hadiseyi merak etti. Kendisinin hayatı ile nasıl ilgili olabilirdi. Adamın kaçacak hâli yoktu nasıl olsa. “Anlattıklarını dinleyeyim ondan sonra öldürtürüm, gerçekten de belki benimle ilgisi vardır” diye düşündü. Adama dönüp:<br />
&#8211; Anlat öyleyse. Fakat beni oyalayıp ölümden kurtulmak istiyorsan yanılıyorsun, boşuna uğraşma! ikazını da yaptı.</p>
<p>Bahçıvan anlatmaya başladı: “Sultanım, benim babam da bir hükümdarın bahçesinde benim gibi bahçıvandı. Çiçeklerin, ağaçların bakımı ile ilgilenirdi. Sarayın bahçesinde değişik türden bir ceviz ağacı vardı. Her nedense bu ağaçta her sene bir tane ceviz yetişirdi. Fakat tam olgunlaşıp koparılacak duruma gelince ceviz kayboluyordu. Hükümdara bu cevizden yemek nasip olmamıştı. Üç sene üst üste böyle devam edince, hükümdarın artık sabrı kalmamış, babamı yanına çağırıp emrini bildirmiş:<br />
&#8211; Eğer bu sene de cevize sahip olup, olgunlaşınca bana getiremezsen, bilmiş ol ki kellen gidecek. Bunu kesin olarak böyle bil!</p>
<p>Zavallı babam, artık gece gündüz cevizin başında nöbet tutuyor. Ceviz ağacının altında yatıp kalkıyor. Devamlı gözü tek cevizde. Olgunlaşsa da kopararak hükümdara götürsem ve ölüm kalım sıkıntısından kurtulsam diye bekliyor.</p>
<p>Nihayet cevizin toplama zamanı gelir. Babamın artık gözüne uyku girmiyor. Çünkü kafasının gitme tehlikesi var. Bir gün bakıyor ki, artık cevizin tam koparma zamanı gelmiş. Sevinç içinde, tam koparacağı zaman, bir karga gelip cevizi dalından kopardığı gibi uzaklaşır.</p>
<p>Babam arkasından koşar, bağırır çağırır, fakat nafile. Gözü gibi baktığı ceviz gitti. Artık yapabileceği bir şey kalmaz. Arkasından, “Benim sonumun gelmesine sebep oldun. Senin de sonun gelsin. Bu yaptığın yanında kalmasın” diyerek beddua eder.</p>
<p>Bu sıra bir de bakar ki, büyük bir kartal karganın peşine takılmış, pençesini attığı gibi karganın işini bitirir. Babam aşağıdan kartala seslenir:<br />
&#8211; Ey kartal, kimsenin yaptığı yanına kalmaz. Senin de sonun yakındır. Sen de girdin sıraya!<br />
Derken bir de bakar ki, havada süzülerek uçmakta olan kartala bir avcı nişan almakta. Ve avcı okunu kartala gönderir. Anında ok hedefine varıp kocaman kartalı pat diye yere düşürür. Babam avcıya bağırır:<br />
&#8211; Sen ne yaptın? Şimdi sen de girdin sıraya!</p>
<p>Avcı, babamın sözünden pek bir şey anlamaz. Babam avcının yanına yaklaşırken ben arkasından ilerliyordum. Babam birden avcıya bağırmaya başladı:<br />
&#8211; Aman kendine dikkat et! Yılan!..</p>
<p>Fakat daha avcı ne olduğunu anlamaya fırsat kalmadan, büyük bir yılan avcının bacağına dolanıp zehirini avcının bacağına boşalttı. Sonra da kıvrıla kıvrıla uzaklaşmaya başladı. Babam yılanın arkasından bağırıyordu.<br />
&#8211; Ey yılan sen de girdin sıraya! Senin de sonun yakındır!</p>
<p>Ben olanların pek farkında değildim. Benim yanımdan geçerek uzaklaşmakta olan yılanı görünce, elime geçirdiğim büyük bir sopayı kaptığım gibi yılanın peşine takıldım. Babamın:<br />
&#8211; Aman oğlum, yapma evladım! demesine aldırmadan, yılanın başına elimdeki sopayı var gücümle vurduğum gibi, yılanı oracıkta öldürdüm.</p>
<p>Bu hali gören babam perişan olmuştu. Üzüntülü bir şekilde yanıma yaklaştı.<br />
&#8211; Evladım, şimdi sen de sıraya girdin. Niçin beni dinlemedin? diye üzüntüsünü bildirdi. Ama olan olmuştu. Artık yapacak bir şey yoktu! “</p>
<p>Neticenin nereye varacağını merakla, heyecanla bekleyen hükümdar, bahçıvanı öldürttüğü takdirde sıranın kendisine geldiğini anlamıştı. Korkudan:<br />
&#8211; Gözüme gözükme defol burdan! diye bahçıvana bağırdı.</p>
<p>Böylece canını kurtarabilmişti bahçıvan. Tabii ki aynı zamanda hükümdar da&#8230;</p>
</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2 style="text-align: center;"><strong><em>-HAZIRLIYAN-</em></strong><br />
<strong><em>SALİH.Beytekin</em></strong></h2>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/menkibeler%e2%80%8f.html">MENKIBELER‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/menkibeler%e2%80%8f.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hilye i şerif fiyatı 25 tl kargo dahildir</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hiley-i-serif-fiyati-25-tl-kargo-dahildir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hiley-i-serif-fiyati-25-tl-kargo-dahildir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2015 16:52:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hiley i şerif faziletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hiley i şerif fiyatı 25 tl kargo dahildir]]></category>
		<category><![CDATA[Hileye i şerif fiyatı 25 tl kargo dahildir]]></category>
		<category><![CDATA[hileyi şerif hikmeti]]></category>
		<category><![CDATA[hileyi şerif nerden ala bilirim]]></category>
		<category><![CDATA[hileyi şerif sadece 15 tl]]></category>
		<category><![CDATA[Hilye i şerif fiyatı 25 tl kargo dahildir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=10592</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; &#160; satışları yapılmaktadır sadece 25 tl evınıze adresinize teslim edilir turkçe anlamı: &#160; Ahir zaman Peygamberi ( S.A.V ) Hazretleri Peygamberimiz MUHAMMED MUSTAFA ( S.A.V ) dünyadan ahirete nakledilirken ahir zaman cenapları Hz.EBU BEKİR , Hz. ÖMER , Hz. OSMAN Hz. ALİ ecmain tarafından ağlaşıyorlardı. Sen gidersen Cemalini bir daha göremiyeceğiz. Bizim halimiz nice &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hiley-i-serif-fiyati-25-tl-kargo-dahildir.html">Hilye i şerif fiyatı 25 tl kargo dahildir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>satışları yapılmaktadır sadece 25 tl evınıze adresinize teslim edilir</p>
<p>turkçe anlamı:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ahir zaman Peygamberi ( S.A.V ) Hazretleri Peygamberimiz MUHAMMED MUSTAFA ( S.A.V ) dünyadan ahirete nakledilirken ahir zaman cenapları <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hiley-i-serif-faziletleri">Hz.EBU BEKİR</a> , Hz. ÖMER , Hz. OSMAN <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hiley-i-serif-faziletleri">Hz. ALİ</a> ecmain tarafından ağlaşıyorlardı. Sen gidersen Cemalini bir daha göremiyeceğiz. Bizim halimiz nice olur , YA RESULALLAH DEDİLER. Bu sırada Hz. FATIMA anamız içeri girip , halimiz nice olur deyip , RESULALLAH’IN boynuna sarılıp çok ağladı… O vakit RESULALLAH bu sözleri söyledi : ” EY KIZIM FATIMA , SEVGİLİ ESHAPLARIM , GAMYEMEYİN , VÜCUDUMUN RESMİNİ SİZE YAZDIRAYIM , ona <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hiley-i-serif-faziletleri">HİLYE</a>-İ <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hiley-i-serif-faziletleri">ŞERİFE</a> denir… Beni anarsanız. Beni görmek isterseniz . O vakit okuyun , yüzünüze sürünüz . Hemen Beni Görmüş Gibi OLursunuz dedi. Onlarda sevindiler.. Sonra Hz. ALİ’ den yana yüzünü cevirip ya ALİ benim ” HİLYE-İ ŞERİFİMİ” yaz. Benden sonra gelen Ümmetime söyle,Benim Ümmetimeden Benim ” HİLYE-İ ŞERİFİMİ” kim yazdırıp okursa ve okutan ve dinleyenler; Beni görmüş gibi olurlar.Ben onlardan razı olurum. Okuma bilmezse , her sabah yüzüne sürerse, Cehennem onlara haram olur; SIRAT’I yıldırım gibi geçerler. Cennete Benim ile beraber girer. ” <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hiley-i-serif-faziletleri">HİLYE</a>-İ ŞERİFİM” her hangi bir evde olursa , o eve haram , şeytan , cinni giremez. Ona sihir bazlık edemezler . O evde HALİLİBRAHİM bereketi olur . Gam ve Tasa görmezler… Benim ” HİLYE-İ ŞERİFİMİ” okuyan Cehennem azabından haberdar olur ve cümle belalardan kurtulur… ” EY BENİM ÜMMETİM ! sakın ” HİLYE-İ ŞERİFİMİ” kafirlere göstermeyin , onlara ” HİLYE-İ ŞERİFİMİ” okumayın ki Benden Şefaat istemesiler. buyurdu. PEYGAMBER EFENDİMİZİN HİLYE-İ ŞERİFLER.</p>
<p><strong>Hilye-i <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hiley-i-serif-faziletleri">Şerîf</a></strong></p>
<p>Hz. Ali (ra)’nin, Peygamber Efendimizin beden ve ahlak güzelliğini, davranış mükemmelliğini,insanların ona duyduğu sevgi ve hürmeti anlattığı hilye-i şerif.</p>
<p>Aşağıdaki satırlar, gerçek sevgilerin cazibe merkezi, yüreklerin en hassas süveydalara açılan kapısını ve Sevgililer Sevgilisi’nin ruh ve beden yapısını anlatır ki Hakanî Mehmed Bey tarafından yazılan Hilye-i Saadet adlı kitaba göre düzenlenmiştir.</p>
<p>Saçı fazla uzun olmazdı ve tam kıvırcık denilmeyecek derecede dalgalı idi. Saçını ortadan ayırır ve dört bölük halinde; ikisini omuzlarına, ikisini de kulaklarına doğru bırakırdı. Bazen kulaklarını açıkta bıraktığı da olurdu. Bu saçlar, misk gibi siyah renkli ve güzel kokulu idi.</p>
<p>Her iki mânâda alnı açıktı. Bu alın genişçe ve buğday renkli idi. Ancak ortasında daima bir nur parlardı. Yüzü değirmi idi. Ona dikkatle bakılamazdı. Parlak bir çehresi vardı. Ayın on dördü gibi parlardı. Dolgun veya şişman olmadığı gibi kuru ve zayıf bir yüz de değildi. Yanakları ne etli ne de çöküktü. Yüzünün aklığı içinde yanaklarının kırmızısı gâlip idi. Terlediği zaman üzerine çiğ tâneleri kondurmuş gülü andırırdı. Öfkesi ve memnûniyeti, yüzünden anlaşılabilirdi. Uzun, ince ve hilâl kaşlı idi. Kaşlarının ucunda kıvrım vardı. İki kaşı arasında tüy yok idi ve bembeyaz görünürdü.</p>
<p>Kirpikleri siyah ve uzun idi.</p>
<p>Gözünde ezelden bir sürme mevcuttu. Beyazı katı beyaz; karası kapkara idi. Gözleri geceleyin de gündüz gibi görürdü. İlahî aşkın eseri bazen gözlerinde kızarıklık oluştururdu. Baktığı zaman karşısındaki kişi nazarına dayanamaz ve gözlerine dikkatle bakamazdı.</p>
<p>Burnu mütenasip idi. İki kaşına yakın olan kısmı bir parça yüksekçe idi. Koku almakta çok hassastı.</p>
<p>Ağzı ne çok büyük; ne de çok küçük idi.</p>
<p>Dişleri aralıklı olup üst üste değildi. İnci gibi bembeyazdı. Konuşurken ön dişleri arasından bir nur çıkar gibi görünürdü. Güldüğü zaman dişleri dolu taneleri gibi parlardı.</p>
<p>Gülüşü tebessümden ibaretti. Kahkaha ile gülmekten hayâ ederdi. Eğer kahkaha ile gülecek olsa Arş-ı Âlâ titrerdi. Bu sebeple ömrü boyunca hiç kahkaha ile gülmedi.</p>
<p>Çenesi yuvarlak idi.</p>
<p>Sakalı sık ve siyah idi. Ömrü boyunca sakalında yalnızca 17 kılı ağarmıştı. Her yeri aynı uzunlukta kesilirdi.</p>
<p>Boynu ve gerdanı bembeyaz idi. Bu boyun, ne uzun; ne kısaydı. Gerdanı çok güzel görünüşlüydü.</p>
<p>Pazuları etli ve beyaz idi.</p>
<p>Omuzları genişti. Üzerinde tek tük kıllar mevcut idi. Nübüvvet mührü onun iki kürek kemiği arasında ve sağ omzuna yakın bir yerde bulunuyordu. Bu mühür, siyaha çalan sarı renkte olup çeyrek altın büyüklüğünde bir ben idi. Üzerinde dik duran siyah kıllar var idi.</p>
<p>Beden olarak ince yapılıydı. Vücut yapısının bir benzeri daha yaratılmamıştır. Giyecek olarak en çok beyaz; sonra yeşil rengi tercih ederdi. Yazın ince atlas kumaş; kısın yün giyerdi. Elbisesi asla gösterişli olmazdı. Ömrü boyunca aynı anda iki elbiseye birden sahip olmadı.</p>
<p>Bir yere yöneldiği zaman bedeniyle birlikte döner, asla başını çevirerek bakmazdı. Başını çevirip bakmak insanı hayasız eylediği için onun bu tavrı ümmetine sünnet olmuştur.</p>
<p>Vücudundaki kemikler irice ve muntazam idi.</p>
<p>Pazusu koluyla; uylukları da ayaklarıyla şekilce birbirine uygun idi. Kuru yâhut ince olmayıp dolgun idiler. Her azası birbirinden güzel idi. El ve ayak ayaları genişçe idi. El parmakları uygunluk içindeydi.</p>
<p>Göğsü ve karnı birbirine uygun ve aynı düzgünlükte idi. Göbeği yuvarlaktı. Göğsünden göbeğine kadar bir çizgi hâlinde kıllar uzanırdı.</p>
<p>Orta boylu sayılırdı. Göze çarpacak kadar kısa; dikkat çekecek kadar da uzun değildi. Orta boylu olmasına rağmen kendisinden uzun birinin yanında el ayası kadar uzun görünürdü. O kişi yanından ayrılınca yine orta boylu gösterirdi. Boyu selvi misâli düzgün idi. Bedeninde kıl yok idi. Teni gül gibi kokardı ve yaşı ilerledikçe âdetâ tazelenirdi. Ne zayıf; ne de etli ve göbekli idi. Her bir parmağı kalem gibi düzgün idi.</p>
<p>Yürürken hızlı yürürdü. O kadar ki ayakları altında yeryüzü dürülüyormuş gibi olurdu. Yürürken ona yetişebilmek zor idi. Hayasından yokuş iner gibi önüne eğik olarak yürür ve etrafına bakınmazdı.</p>
<p>Yolda birdenbire karşısına çıkıveren kişi ondan heybet duyar ve aciz kalırdı.</p>
<p>Konuştuğu kişiye güzel kokusu siner ve birkaç gün çıkmazdı. Bir çocuğun başını okşasa birçok günler çocuğun kokusundan, ona Peygamberimiz’in dokunduğu bilinirdi. O çocuk, diğer akranları arasında daima fark edilirdi. Konuştuğu her kişi sözlerindeki güzellik ve tatlılık ile onun kulu kölesi olmaya hazır olurdu. Etkili konuşması ile müşrikler Müslümanlığı seçerdi. Sözlerinde ruha ferahlık veren bir edâ var idi. Asla dedikodu ve malayâni konuşmazdı.</p>
<p>Yaratılış ve huyca ne o tam olarak kimseye benzer; ne de kimse ona benzeyebilirdi. Bir hadîs-i şerîfte; “Ben en fazla babam Hz. Âdem’e benzerim; peygamberler içinde bana en çok bezeyen de atam Hz. İbrahim’dir.” buyurmuştur.[1]
<p><strong>Şemail-i Şerif</strong></p>
<p>Şemâili Şerif (Efendimizin Dış Görünüşü. Allah Rasulü’nün manzum resmi; salât O’na,selâm O’na)</p>
<p>Ne uzun ne kısa kararında boy<br />
Soyu İbrahim’den, ne asil bir soy<br />
Saçları hoş, siyah, dalgalı bir koy<br />
Kemâlini giydir beni benden soy</p>
<p>Varlığın ma’şuku cemâlin göster<br />
Bu kul varlığından soyunmak ister</p>
<p>Güneş pervanesi o güzel yüzün<br />
Nûrundan ışığı vardır gündüzün<br />
Solmaz bir gül rengin ne kış, ne güzün<br />
Tecellî ediyor yüzünde özün</p>
<p>Hasretim, yanarım yüzünü göster<br />
Kölen bu devletle avunmak ister</p>
<p>Simsiyah gözlerin âhu misalin<br />
Daim Hakk’a bakar, her an visalin<br />
Beyazı ölçüsü gözde kemâlin<br />
Kaşların sûreti gökte hilâlin</p>
<p>Râzıyım rüyada yüzünü göster<br />
Âşık ma’şukuna can sunmak ister</p>
<p>Omuzlar yapılı düzgün el ayak<br />
Boynu güzel, düzgün, gümüşten berrak<br />
Göğsünden inen kıl zarif bir yaprak<br />
Benden mutlu sana sarılan toprak</p>
<p>Azatlık istemem cemâlin göster<br />
Elim ellerine dokunmak ister</p>
<p>Bir tutam sakalın birkaçı beyaz<br />
Göbeksiz vücûdun serin kış ve yaz<br />
Canımı yoluna kurban etsem az<br />
Dostlar defterine köleni de yaz</p>
<p>Açıver kapını yüzünü göster<br />
Gönül hasretinden yakınmak ister</p>
<p>Duyular mükemmel, dişleri inci<br />
Kokusuna tutkun yaşlısı genci<br />
Yürürken koşmadan olur birinci<br />
Kapına gelmiş bir garip dilenci</p>
<p>Açıver ne olur yüzünü göster<br />
Garip ayağına kapanmak ister</p>
<p>Yukardan aşağı heybetle iniş<br />
Yürüyüşünde var hep bu görünüş<br />
Adetin baktığın tarafa dönüş<br />
Bize nasip olsun hayırlı bir düş</p>
<p>Kerem et ne olur yüzünü göster<br />
Kim böyle bir düşten uyanmak ister</p>
<p>Nübüvvet mührünün sırtında yeri<br />
Mühürlemiş Rabbim eşsiz değeri<br />
Görmesinde eşit ön ile geri<br />
İpek mi, hayat mı, bu nasıl deri</p>
<p>Bir dokunabilsem, yüzünü göster<br />
Kölen seyre dalıp bir kanmak ister</p>
<p>Seni ilk görenler korku çekermiş<br />
Sonradan alışır hemen severmiş<br />
Benzerini asla görmedim dermiş<br />
Erenler yolundan giderek ermiş</p>
<p>Benzeri bulunmaz yüzünü göster<br />
Gönüller nûrunla yıkanmak ister</p>
<p>Peygamber mümine kendinden yakın<br />
Bu büyük bir lutfu Cenâb-ı Hakk’ın<br />
Eşleri annemiz, unutma sakın<br />
Ehl-i Beyt’e karşı edebi takın</p>
<p>Sevgilim, Efendim yüzünü göster<br />
Rûh onun rengiyle boyanmak ister</p>
<p>Zâtının nûrundan vermiş sana can<br />
Hılkate rûhunla başlamış Rahman<br />
Yusuf’ta yok sende olan hüsnüân<br />
Ahlâkındır senin mûcize Kur’an</p>
<p>Alemlere rahmet cemâlin göster<br />
Kölen rahmetine sığınmak ister</p>
<p>Ümmetin üstüne titreyen sensin<br />
Müjdeci, uyaran, gel diyen sensin<br />
Kulunu Allah’a sevdiren sensin<br />
Geceyi gündüze çeviren sensin</p>
<p>Ey Hakk’ın şahidi yüzünü göster<br />
Kul şehâdetinle tanınmak ister</p>
<p>Allah’ı, cenneti umanlar için<br />
En güzel örneksin uyanlar için<br />
Kalbini zikirle yuyanlar için<br />
Hakk’ın yeminini duyanlar için</p>
<p>Ey en güzel örnek yüzünü göster<br />
Fakir bu zîneti takınmak ister</p>
<p>Hakk’ın halîlisin, habîbi sensin<br />
Gönüllerin eşsiz tabîbi sensin<br />
En güzel hutbenin hatîbi sensin<br />
Ümmetin en büyük nasîbi sensin</p>
<p>Aşkımın Leylâsı yüzünü göster<br />
Mecnun seni gözden sakınmak ister</p>
<p>En güzel, en üstün ahlâk senindir<br />
Cömertlikte kemâl elhak senindir<br />
Şefâatte en son durak senindir<br />
Mi’rac senin, Refref, Burak senindir</p>
<p>Sen gördün, bize de cemâlin göster<br />
Pervane şem’ine hep yanmak ister [2]
<p>ALINTI…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hiley-i-serif-fiyati-25-tl-kargo-dahildir.html">Hilye i şerif fiyatı 25 tl kargo dahildir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hiley-i-serif-fiyati-25-tl-kargo-dahildir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NEDEN İMTİHAN EDİYORSUNUZ ?</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/neden-imtihan-ediyorsunuz.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/neden-imtihan-ediyorsunuz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2015 20:09:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini kısaslar]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[dinkültürü bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[hocaya sorulan soru]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN İMTİHAN EDİYORSUNUZ]]></category>
		<category><![CDATA[survivor all star 02.15.2016 başlıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=10582</guid>

					<description><![CDATA[<p>NEDEN İMTİHAN EDİYORSUNUZ ? Öğretmen, öğrencilerin aklını karıştırmak için: &#8211; Çocuklar, demiş. Allah hepimizin cennete gitmesini istediği halde, neden bizi dünyaya göndermiş? Çocuklardan biri, soruya karşılık vermiş: &#8211; Öğretmenim, demiş. Şüphesiz ki siz bizim sınıf geçmemizi istiyorsunuz. O halde neden hepimize birer 10 vermeyip imtihan ediyorsunuz?.. dünya zevkini düşünüp (her türlü, büyük-küçük) hastalıktan ıztırap çeken &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/neden-imtihan-ediyorsunuz.html">NEDEN İMTİHAN EDİYORSUNUZ ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><em><strong>NEDEN <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/neden-imtihan-ediyorsunuz">İMTİHAN</a> EDİYORSUNUZ ?</strong></em></span></h2>
<table id="ecxAutoNumber1" style="height: 247px;" border="0" width="632" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="84%"><span style="font-family: Verdana;"><strong><span lang="EN-US"><span style="font-size: small;"><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/neden-imtihan-ediyorsunuz">Öğretmen</a>, öğrencilerin aklını karıştırmak için:</span></span></strong><span lang="EN-US"><span style="font-size: small;"><b><br />
</b><strong>&#8211; <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/neden-imtihan-ediyorsunuz">Çocuk</a>lar, demiş. Allah hepimizin cennete gitmesini</strong></span></span></span><span style="font-family: Verdana;"><span lang="EN-US"><span style="font-size: small;"><strong> istediği halde, neden bizi dünyaya göndermiş?</strong><b><br />
</b><strong>Çocuklardan biri, soruya karşılık vermiş:</strong><b><br />
</b></span><strong><span style="font-size: small;">&#8211; Öğretmenim, demiş. Şüphesiz ki siz bizim <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/neden-imtihan-ediyorsunuz">sınıf</a> geçmemizi istiyorsunuz.</span></strong></span></span><span style="font-family: Verdana;"><span lang="EN-US"><strong><span style="font-size: small;"> O halde neden hepimize birer 10 vermeyip imtihan ediyorsunuz?..</span></strong></span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table id="ecxAutoNumber1" style="height: 1082px;" border="0" width="630" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="82%">
<p align="left">dünya zevkini düşünüp <em>(her türlü, büyük-küçük)</em> hastalıktan ıztırap çeken kardeşim!</p>
<p align="left"><span style="font-size: small;">Bu dünya eğer daimî olsaydı ve yolumuzda ölüm olmasaydı ve firak <i>(ayrılık)</i></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">ve zevâlin <i>(ölüm)</i> rüzgârları esmeseydi ve musibetli, fırtınalı istikbalde mânevî kış</span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> mevsimleri olmasaydı, ben de seninle beraber senin haline acıyacaktım.</span></p>
<p align="left">Fakat madem <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/neden-imtihan-ediyorsunuz">dünya</a> birgün bize &#8220;Haydi, dışarı&#8221; diyecek, feryadımızdan</p>
<p align="left">kulağını kapayacak. O bizi dışarı kovmadan, biz bu</p>
<p align="left">hastalıklar ikazatıyla şimdiden onun aşkından vazgeçmeliyiz.</p>
<p align="left"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">O bizi terk etmeden, kalben onu terke çalışmalıyız.</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small;">Evet, hastalık bu mânâyı bize ihtar edip der ki:</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small;">&#8220;Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small;"> terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla. Mâlikini tanı, vazifeni bil,</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small;"> dünyaya niçin geldiğini öğren.&#8221; Kalbin kulağına gizli ihtar ediyor.</span></p>
<p align="left">Hem madem dünyanın zevki, lezzeti devam etmiyor. Hususan</p>
<p align="left">meşru olmazsa, hem devamsız, hem elemli, hem günahlı oluyor.</p>
<p align="left"><span style="font-size: small;">O zevki kaybettiğinden hastalık bahanesiyle ağlama;</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small;">bilâkis hastalıktaki mânevî ibadet ve uhrevî sevap cihetini düşün, zevk almaya çalış.</span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bediüzzaman Said Nursi (25.Lem’a, 6.Deva)</span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">* * *</span></p>
<p align="left">Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve âfiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur.</p>
<p align="left">Kabri ve ölümü hatırına getirmek istemiyor. Sermaye-i ömrünü bâd-ı hava boş yere sarf ettiriyor.</p>
<p align="left"><span style="font-size: small;">Hastalık ise, birden gözünü açtırır. Vücuduna ve cesedine der ki: &#8220;Lâyemut</span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><i>(ölümsüz)</i> değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var.</span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan.&#8221;</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small;">İşte hastalık bu nokta-i nazardan hiç aldatmaz bir nâsih ve ikaz edici bir mürşiddir. Ondan şekvâ<i>(şikayet)</i></span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">değil, belki bu cihette ona teşekkür etmek, eğer fazla ağır gelse sabır istemek gerektir.</span></p>
<p align="left">Bediüzzaman Said Nursi (25.Lem’a, 3.Deva)</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/neden-imtihan-ediyorsunuz.html">NEDEN İMTİHAN EDİYORSUNUZ ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/neden-imtihan-ediyorsunuz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BAŞARI SÜRESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/basarinin-suresi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/basarinin-suresi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2015 19:47:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BAŞARI SÜRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[BAŞARININ SÜRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[dinde saygı mertebesi]]></category>
		<category><![CDATA[dini anlatan sureler]]></category>
		<category><![CDATA[dini inançlar]]></category>
		<category><![CDATA[dini süreler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=10576</guid>

					<description><![CDATA[<p>BAŞARININ SÜRESİ &#160; Beyninizin hedefe çözüm bulma çabası siz uyurken, uyanıkken, dalgınken, bilinçli iken çözüm buluncaya kadar devam eder. Açılmış yelkeniniz yoksa okyanustan esen rüzgarlar gelip geçerler. Hedef belirlemek yelken açmak gibidir. Bize hakim olan, sadece kendimizin sahip çıktığı, bizim karar verdiğimiz hedeflerdir. Ne kadar yüksek isterseniz, yükseğe o kadar yakın olacaksınız. Ne kadar yetenekli &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/basarinin-suresi.html">BAŞARI SÜRESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="rmSubject" style="text-align: center;"><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/basari-suresi">BAŞARININ</a> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/basari-suresi">SÜRESİ</a></h2>
<p>&nbsp;</p>
<p class="ecxMsoNormal">Beyninizin hedefe çözüm bulma çabası siz uyurken, uyanıkken, dalgınken, bilinçli iken çözüm buluncaya kadar devam eder.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Açılmış yelkeniniz yoksa okyanustan esen rüzgarlar gelip geçerler. Hedef belirlemek yelken açmak gibidir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Bize hakim olan, sadece kendimizin sahip çıktığı, bizim karar verdiğimiz hedeflerdir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Ne kadar yüksek isterseniz, yükseğe o kadar yakın olacaksınız.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Ne kadar yetenekli olursanız olun, istemediğiniz kadar yükseğe çıkamazsınız.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Hedefsiz insan her zaman kaybeden tarafta kalmaya mahkumdur.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Beyninize ne yapmak istediğinizi söylemezseniz, nasıl yapabileceğinizi sizin için araştırıp size söyleyemeyecektir. Hatta onu yapmanıza izin vermeyecektir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Hayatınıza anlam katacak bir hedef bulmak, yaşamak için heyecan ve istek bulmaktır. Hiçbir hedefsiz kimse, ormanları temizlemeyi kendine hedef edinen karınca kadar mutlu ve heyecanlı çalışamaz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Ne istediğinizi bilerek istemeye devam ettiğiniz sürece <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/basari-suresi">kader</a>iniz de size vermeye devam edecektir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Neyi başaracağınız, neyi, nasıl ve ne kadar istediğinize bağlıdır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Ne kadar güçlü olacağınızı ne kadar şiddetli istediğiniz belirler.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Baş döndürücü bir başarıya imza atabilmek için baş döndürücü işler yapmaya değil, baş döndürücü arzulara sahip olmaya ihtiyacımız var.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Ne kadar arzularsanız o kadar enerjiyi, o kadar gücü, o kadar emeği amacınız uğrunda feda etmeye hazır olursunuz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Gerçek hedefi öylesine arzularsınız ki onu elde etmeye çalışırken açlık hissetmezsiniz, aklınıza eğlence gelmez, uykularınız kaçar.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Başarmak isteyen tüm gemilerini yakmalı ve girdiği yoldan geriye dönüşü imkansız hale getirmelidir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Uçak bir kere yükseldi mi artık uçacaktır. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/basari-suresi">Aşk</a> bir kalbe girdi mi başka bir sevgilinin girmesine izin vermez.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Önemli olan nereden başladığınız değil, nereye varmak isteğinizdir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Büyük olmak istiyorsanız, dağları sırtınızda taşımaya hazır olmalısınız.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Hiç kimse bir şeyi elde edebileceğine inanmadığı sürece onu elde etmeye hazır değildir. Ne kadar hazır olduğunuzu ne kadar arzuladığınız belirler.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Salonunuzda suladığınız çiçek nasıl yeşerirse, kalbinizde beslediğiniz hedef de öyle yeşerir; çiçeğin gıdası su, hedefin gıdası tekrardır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Önemli olan arzuyu her gün canlı tutmayı başarmaktır. Yaptığımız en büyük hata ihmal etmektir, ısrar etmemektir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Büyük insanlar çirkin konuşmaları dinlememek için çok özen göstermişlerdir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Bir defa inandınız mı, inanılmaz işleri başarırsınız. Ama bir defa inanmadınız mı, tüm kainat sizi engellemek için seferber olur.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Öğrenmeyi zevkli kılan öğrendiklerimizin arzularımızla ilişkili olmasıdır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Çoğumuzun başaramama nedeni hedefsizliğimiz değil, ama hedefimizin bulanıklığıdır. Kesinlik Tam olarak neyi, tam olarak nasıl, tam olarak nerede, tam olarak ne zaman ve tam olarak ne kadar yapmak istiyorsunuz?</p>
<p class="ecxMsoNormal">Her küçük hedef büyük hedefe destek olduğu, büyük hedefle aynı yol üzerinde olduğu derecede değerlidir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Hedeflerinizi yazmak kaderinizi yazmak gibidir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Hazineyi miras bırakabilirsiniz ama kullanmadığınız bilginin ne size ne de mirasçılarınıza faydası vardır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Başarmanın yapmaktan başka bir yolu yoktur.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Öğrenmek amacıyla bakmazsanız öğrenemezsiniz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Hızlı ilerlemek istiyorsanız, ilerlemiş insanları arayıp bulun, onları kopyalayın.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Zihninizde rasgele dolaşan bir hedefin çocukça bir hayalden hiç farkı yoktur.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Hedefler okyanusunda yüzen geminize hangi rota üzerinden nereye gitmek istediğini göstermelisiniz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Kanatlarınızı iyi bildiğiniz belli bir yönde çırpmıyorsanız, içine vücudunuzu terk ettiğiniz hayat rüzgarı sizi gerçekten mutlu olacağınız bir vadiye taşımayacaktır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Tam olarak ne kadar istediğinizi bilmezseniz beyninizin ne kadar için çalışacağını sanıyorsunuz?</p>
<p class="ecxMsoNormal">Doğru yolu gösterenler o kadar az ki! Bırakın kağıtlarınız bunu sizin için yapsın.</p>
<p class="ecxMsoNormal">En kötü sonucu kabullenen, en iyi sonucu elde edecektir. Çünkü sorunla en yıkılmaz cesaretle boğuştuğunuz an, en kötü sonucu göze aldığınız andır. Hiç bir asker ölmekten korkmayan asker kadar korkutucu olamaz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Cesaretin öyle bir derecesi vardır ki o düzeyde tabiat kanunlarına meydan okursunuz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Sizin içinizde en önemli varlık sizsiniz. Ona güvenmezseniz kime güveneceksiniz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Bir insana yapabildiğini bizzat görmesinden daha fazla güven verebilecek hiç bir telkin yoktur.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Nice inanılmaz yeteneklere sahip insan cesaretsizliği yüzünden keşfedilememiştir.</p>
<p class="ecxMsoNormal"><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/basari-suresi">Cesaret</a>iniz varsa <span class="ecxSpellE">geçtiğiniz</span> her vadide sizi anlatan bir iz bırakırsınız.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Başlangıçta hata yapmadan mükemmele ulaşan hiç kimse yoktur.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Tüm başkalarını küçük görenler, aslında kendilerini küçük görenlerdir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Korkularımızın çoğu bunların gerçekleşmesinden beter ve gülünçtür.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Çocukların korkusuzluklarını yürüyüşlerindeki coşkudan anlayabilirsiniz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">İnanç tabiat kanunlarını etkisiz kılan ruhun bir parçasıdır. Ruhun gücü konuştuğunda tabiatın gücü susar.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Evet, ne yazık ki herkes başaramayacak. İşte onlar başaramayacaklarına inananlardır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Herkes yeteneksiz olduğunu düşündüğünde meydan cesaret gösteren ve öylesine teşebbüs eden birkaç kişiye kalacaktır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Doğruyu yapmak için elimizden gelen tüm çabayı göstermeliyiz. Eğer yanlış yapmaktan korkarsak, büyük doğrularımızla insanları tanıştıramayız.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Erteleyenlerin en küçük kaybı, erteledikleri süre boyunca öğrenebileceklerinden mahrum kalmalarıdır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Yaptıklarınızla varsınız, yaptığınız kadar büyüksünüz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Beyninizin sekreterlik hizmetinden faydalanabilmek için ona görevinizi önceden bildirmelisiniz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Her mesaj püsküllü bir çiçek tohumu gibi yuvasını terk eder, rüzgara biner; vadilerin ötesindeki birilerinin ruhunda dal budak salar; kocaman bir ağaç olur.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Boynunuzu vurmak için kalkan kılıçtan yarım saat sonra kendinizi korumak ne ise, şimdi yapılması gereken işi yarım saat ertelemek odur.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Zihnimiz kuşların bedenleri gibi hareketli olmalıdır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Çoğu zaman yapamamanın tek nedeni vaktinde yapmamaktır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Bulduğunuz işe hemen teşebbüs etmek bir çırpıda tüm potansiyel yeteneklerinizi içinde bulundukları sihirli lambadan çıkarır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">İşlerinizi ertelerseniz, uçağınızın hızı düşer, yere çakılırsınız; çünkü uçağı havada tutan tek güç sahip olduğu hızdır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Eninde sonunda yapacağınız iş bekledikçe, içinizde bir ıstırap olarak derinden sizi tüketecektir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Önemli olan, şu anda bedeninizin yaptığına ruhunuzun veya zihninizin destek olmasıdır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Kimsenin dünyada ikinci hayatı olmayacaktır. Bir defa şansınız var ve şimdi.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Acıyı çekmek zorundaysak, onu geldiği zaman çekmeyi öğrenmeliyiz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Zihinlerini ölmüş geçmişte ve doğmamış gelecekte yaşatanlar, şimdiki zamanda yaşamaya mahkum olan bedenlerini öldürürler. Beden giderse hayatı da beraberinde götürür.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Çiçeğe bakarken, geçmişe gidip hayallerindeki kavgayı seyreden, çiçeğin vücuduyla sunduğu güzelliği nasıl yaşayabilir?</p>
<p class="ecxMsoNormal">Karar verdiğiniz işe, karar verdiğiniz dakika geldiğinde hemen saldırın.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Bir kere hayata atıldıktan sonra, kendilerinin koydukları dışında insanların hiçbir aşılmaz engelleri yoktur.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Güzergahında çukuru, dağı, vadisi, denizi olmayan bir yolculuk yoktur.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Her yağmurda evleri başlarına yıkılan karıncalar vazgeçmezken biz hangi deprem yüzünden vazgeçeceğiz?</p>
<p class="ecxMsoNormal">Hendeklerin üzerinden atlayamayan develer dağları zapt eden komutanların bineği olarak ün salmamıştır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">İnanılmaz kurtuluşlar en dayanılmaz çaresizliklerle boğuştuğumuz anda gelir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Gücünüzün tükendiğini sandığınız yer, bir adım daha direnirseniz kurtuluşun aniden kolunuzdan tutacağı yerdir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Boğuştuğunuz şartlar ne kadar ağırsa, gelecekte ulaşacağınız başarı o kadar büyük olacaktır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Çarklarından biri kırılmış olan saat yok olan saatten farksızdır. Tamamlanmayan iş yapılmamış iş gibidir.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Ne kadar kötü yaparsanız yapın, vazgeçmediğiniz sürece en iyisini yapmayı mutlaka öğreneceksiniz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Bir insan başarılı olduğuna, yapabildiğine inandı mı onu hiç bir engel durduramaz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">İster melek, isterse şeytan olsun, girdiği yolun sonuna kadar giden herkes takipçiler bulacaktır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">En gerçek keyif keyifsizliktedir. En gerçek dinlenme çalışmaktadır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Ötelere varabilecek olan, yerinde duran büyük dağ değil, sürekli ilerleyen küçük karıncadır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Yüzmeyi öğrenmenin tek yolu çırpınmaktır.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Tüm çokluklar, tüm azlıkların birleşimidir. Azıcık sevemeseydiniz çok sevemezdiniz.</p>
<p class="ecxMsoNormal">Zamanları geldiğinde çiçeklerin açmasını hiç bir güç durduramaz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/basarinin-suresi.html">BAŞARI SÜRESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/basarinin-suresi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALTIN NASİHATLER‏</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/altin-nasihatler%e2%80%8f.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/altin-nasihatler%e2%80%8f.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2015 20:28:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ALTIN NASİHATLER‏]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini nasihatlar]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek nasihatlar]]></category>
		<category><![CDATA[güzel nasihatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=10566</guid>

					<description><![CDATA[<p>ALTIN NASİHATLER‏ En iyi insan kalp kırmayandır.  En hayırlı iş dinimize hizmettir.  İstişare etmek nefsi kırar.  Çok ibâdet yapsan da tövbe et!  İnsan duâ alarak Allaha yakın olur.  Herkese sıkıntı veren kibirlilerdir.  Müminin yüzüne bakmak ibâdettir.  Ölümü çok düşünmek, ömrü uzatır.  İnsanlara teşekkür etmeyen, Allahü teâlâya şükredemez. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/altin-nasihatler%e2%80%8f.html">ALTIN NASİHATLER‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="rmSubject" style="text-align: center;"><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/altin-nasihatler%e2%80%8f">ALTIN</a> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/altin-nasihatler%e2%80%8f">NASİHATLER‏</a></h2>
<p>En iyi in<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/altin-nasihatler%e2%80%8f">san </a>kalp kırmayandır.<br />
 En hayırlı iş dinimize hizmettir.<br />
 İstişare etmek nefsi kırar.<br />
 Çok ibâdet yapsan da tövbe et!<br />
 İnsan <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/altin-nasihatler%e2%80%8f">duâ</a> alarak <span class="ecxSpellE">Allaha</span> yakın olur.<br />
 Herkese sıkıntı veren kibirlilerdir.<br />
 Müminin yüzüne bakmak ibâdettir.<br />
 Ölümü çok düşünmek, ömrü uzatır.<br />
 İnsanlara teşekkür etmeyen, <span class="ecxSpellE"><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/altin-nasihatler%e2%80%8f">Allah</a>ü</span> <span class="ecxSpellE">teâlâya</span> şükredemez.<br />
 Tevazu göstereni Hak <span class="ecxSpellE">teâlâ</span> yükseltir. <span class="ecxSpellE">Kibredeni</span> de alçaltır.<br />
 Sıratta 6 şeyden suâl olunur; imân, namaz, hac, zekât, gusül ve kul hakları.<br />
 Nefsin veya şeytanın, insanı en çok kandırdığı yol; &#8220;Sen haklısın.&#8221; dedirtir.<br />
 Hak <span class="ecxSpellE">teâlâ</span> bir kula hayır murat ederse, hep hayırlı işlerle meşgul olur.<br />
 <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/altin-nasihatler%e2%80%8f">Din</a>den bir meseleyi öğretmek, <span class="ecxSpellE">yüzbin</span> umre sevabından kıymetlidir.<br />
 Kim kulların ayıbını örterse, Allah da kıyamette onun günahını örter.<br />
 Kim ki; <span class="ecxSpellE">Allahın</span> emirlerine uymazsa, <span class="ecxSpellE">Allahı</span> seviyorum demesi doğru olamaz.<br />
 Mümine sert bakmak, gıybet, <span class="ecxSpellE">kalb</span> kırmak ve su-i zan kul hakkıdır.<br />
 Gıybetten kurtulmanın tek yolu, hak sahibinden helâllik dilemektir.<br />
 Bir anne oğlunu namaza kaldırmıyorsa, onu kendi eliyle cehenneme atıyor demektir.<br />
 Beş şeyin kıymetini bilin; doğru imân, <span class="ecxSpellE">ehl</span>-i sünnet olmak, evliyayı tanımak, dine hizmet, <span class="ecxSpellE">sâliha</span> bir zevce.<br />
 Doğrunun yayılması yokuş çıkmak gibidir. Şer ise sel gibi çabuk yayılır.<br />
 Herkes misafirini kendine göre ağırlar. <span class="ecxSpellE">Allahü</span> <span class="ecxSpellE">teâlâ</span> da evine gelenleri şânına lâyık şekilde ağırlar.</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/altin-nasihatler%e2%80%8f">ALLAH</a> BİZİ KENDİNE GERÇEK MANADA KUL HABİBİNEDE HAKİKİ UMMET EYLESİN<br />
ALLAHA EMANET OLUN SALİH.B</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/altin-nasihatler%e2%80%8f.html">ALTIN NASİHATLER‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/altin-nasihatler%e2%80%8f.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BaL TeVSiRi</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bal-tevsiri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bal-tevsiri.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Apr 2013 14:11:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BaL TeVSiRi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisi dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=4484</guid>

					<description><![CDATA[<p> BaL TeVSiRi kara davutta zikir edilen bir rivayete göre bir gün hz. ali (radyallahu anhu ) efendimize gazaden geldiklerinde ebu bekir ömer ül faruk ve osman ziynuren (radyallahu enha ) hazretleri imamı alinin evine gelip Gazan mubarek olsun Ey allahın aslanı dediler hz.ali ( radyallahu anhu ) bir kalaylı tasla bal getirip onlerine koydu ve &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bal-tevsiri.html">BaL TeVSiRi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-4485" alt="bal" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2013/04/bal.jpg" width="588" height="330" /></h1>
<h1 style="text-align: center;"> <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bal-tevsiri"><span style="color: #ff0000;">BaL TeVSiRi</span></a></h1>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em>kara davutta zikir edilen bir</em> </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>rivayete göre bir gün </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>hz. ali (radyallahu anhu )</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>efendimize gazaden geldiklerinde </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>ebu bekir ömer ül faruk ve osman</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>ziynuren (radyallahu enha ) </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>hazretleri imamı alinin evine gelip </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Gazan mubarek olsun </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Ey allahın aslanı dediler </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>hz.ali ( radyallahu anhu ) </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>bir kalaylı tasla bal getirip </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>onlerine koydu ve buyurundedi </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>hz. ebu bekir ( R.D ) mübarek </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>elini uzattı gördüki balın içinde</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>bir kıl var kılı almak için davrandı </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>hz.ömer ( R.D ) kılı aldırmadı ve dediki Biz </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>peyğamberimiz ( S.A.S )</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>efendimizin Varisleriyiz </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>belki kızı fatıma bizleri tecrube için bu kılı</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>koymuştur dördümüzde üçer </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>misal getirelim münasıp olmazmı </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>dediler ve hz.ebu bekir ( R.D )</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Namaz kılınanların kalbi </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>nurludur bu tastan dünya endişelerini </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>kalbine getirmeden .namaz kılmak tatlıdır </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>bu baldan Namazın tadili </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>erkan üzere kılmak incedir bu kıldan.</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>ondan sonra hz.ömer faruk ( Rad.an ) </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>hz söz aldı ve söyle hane sahiplerinin kalbi nurludur </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>bu tastan misafire ikram etmek ve </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>misafirini gönlünü almak tatlıdır bu baldan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>misafirin kalbi incedir bu kıldan ondan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>sonra osman Zinnureyn </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>( R.D ) hz söz aldı ve söyle buyurdu.</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Alimlerin kalbi nurludur bu tastan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Alimler ile sohpet etmek tatlıdır bu baldan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>kuranın kerimin manası vermek incedir </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>bu kıldan ondan sonra Hz.ali ( R.d ) </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>efendimiz söz alarak söyle buyurdu</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Gazaya giden gazikrin kalbi nurludur </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>bu tastan gazada al kanlara boyanıp </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>kafirler ile cenketmek tatlıdır</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>bu baldan kul hakkını üzerine </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>gecirmeden haram yemeden hanesine dönmek incedir </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>bu kıldan ondan sonra Hz.fatıma ( R.D ) </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Validemiz söz alarak söyle </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>buyurdu. erkeyin hoşnut eden kadınları</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong> kalbi nurludur bu tastan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>erine cefa etmeyip güzel gecinmek tatlıdır.</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>bu baldan ondan sonra hakkımı yerine</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong> getirmek incedir bu kıldan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong> ondan sonra resulu ekrem ( S.A.V ) </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>efendimize haber Saldılar.</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>oda teşfir etti bende bir misal </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>getireyim dedi söyle buyurdu </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Ümmetimin kalbi nurludur bu tastan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>kevser şarabı tatlıdır bu baldan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>şeriat yolu incedir bu kıldan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>ondan sonra cenabı allah celle celaluhu </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>cebrail aleyhiselam dön ve söyle buyurdu </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>ya muhammet ( S.A.V ) senin Nübüvet </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>mührün nurludur bu tastan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>yarın kıyamet günü ümmetine şefaat </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>etmek tatlıdır bu baldan sırat köprüsü ıncedir bu kıldan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong> ondan sonra resulu ekrem ( S.A.V ) </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>efendimiz elkaldırıp dua etti </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>yarabbi bu bal tefsirini okuyan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>dinleyen ve yazana yer yüzünde yatan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>peygamberlerin sevabını isterim dedi. </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Eshablar &#8221;amin&#8221; dediler haktan onlara </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>nida geldi &#8221;habibim ya muhammet &#8221; </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>( S.A.V ) senin ümmetinde her hangi</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong> kim bu bal tevsirini taşır okur okutursa </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>yazar yazdırırsa ve din kardeşlerine </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>hediye ederse izzetim hakkı için</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>bende okuluma yer yüzünde yatan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>peygamberlerin sevabını ihsan ettim </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>defterine yazdırsan gerektir diye cevap verdi</strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>peygamber efendimiz ( S.A.V ) </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>buyurdu ki bu bal tevsirini taşıyan </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>ve her okuyan ve dinleyen katiyen dünya </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>darlığı görmez </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>ölürken o kula hasan-i fatıma </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>nasıp olur ahirete imanla gider gelecek </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>olan bütün kaza ve beladan Cenabı mevla </strong></span><br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>( celle celalühu ) o kulunu muhaza eder.buyurmuşlar</strong></span></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bal-tevsiri.html">BaL TeVSiRi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bal-tevsiri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. ÖMER Bin HATTAB (r.a)</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-omer-b-hattab-r-a.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-omer-b-hattab-r-a.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Mar 2013 22:39:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[B. HATTAB (r.a)]]></category>
		<category><![CDATA[HATTAB (r.a)]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. ÖMER]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. ÖMER Bin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=3614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ikinci Rasid Halife. Islâmi yeryüzüne yerlestirip, hakim kilmak için Resulullah (s.a.s)&#8217;in verdigi tevhidî mücadelede ona en yakin olan sahabilerden biri. Hz. Ömer (r.a), Fil Olayindan on üç sene sonra Mekke&#8217;de dogmustur. Kendisinden nakledilen bir rivayete göre o, Büyük Ficar savasindan dört yil sonra dünyaya gelmistir (Ibnül-Esîr, Üsdül-gâbe, Kahire 1970, IV,146). Babasi, Hattab b. Nüfeyl olup, &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-omer-b-hattab-r-a.html">Hz. ÖMER Bin HATTAB (r.a)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Ikinci Rasid Halife. Islâmi yeryüzüne yerlestirip, hakim kilmak için Resulullah (s.a.s)&#8217;in verdigi tevhidî mücadelede ona en yakin olan sahabilerden biri. Hz. Ömer (r.a), Fil Olayindan on üç sene sonra Mekke&#8217;de dogmustur. Kendisinden nakledilen bir rivayete göre o, Büyük Ficar savasindan dört yil sonra dünyaya gelmistir (Ibnül-Esîr, Üsdül-gâbe, Kahire 1970, IV,146). Babasi, Hattab b. Nüfeyl olup, nesebi Ka&#8217;b&#8217;da Resulullah (s.a.s) ile birlesmektedir. Kureys&#8217;in Adiy boyuna mensup olup, annesi, Ebu Cehil&#8217;in kardesi veya amcasinin kizi olan Hanteme&#8217;dir (bk. a.g.e., 145).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Kaynaklar Hz. Ömer (r.a)&#8217;in müslüman olmadan önceki hayati hakkinda fazlaca bir sey söylemezler. Ancak küçüklügünde, babasina ait sürülere çobanlik ettigi, sonra da ticarete basladigi bilinmektedir. O, Suriye taraflarina giden ticaret kervanlarina istirak etmekteydi (H. ibrahim Hasan, Tarihul-Islâm, Misir 1979, I, 210). Cahiliyye döneminde Mekke esrafi arasinda yer almakta olup, Mekke sehir devletinin sifare (elçilik) görevi onun elindeydi. Bir savas çikmasi durumunda karsi tarafa elçi olarak Ömer gönderilir ve dönüsünde onun verdigi bilgi ve görüslere göre hareket edilirdi. Ayrica kabileler arasinda çikan anlasmazliklarin çözümünde etkin rol alir ve verdigi kararlar baglayicilik vasfi tasirdi (Suyûtî, Tarihul-Hulefâ, Beyrut 1986, 123; Üsdül-gâbe, IV, 146).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer, sert bir mizaca sahip olup, Islâma karsi asiri tepki gösterenlerin arasinda yer almaktaydi. Sonunda o, dedelerinin dinini inkâr eden ve tapindiklari putlara hakaret ederek insanlari onlardan yüz çevirmege çagiran Muhammed (s.a.s)&#8217;i öldürmeye karar vermisti. Kilicini kusanarak, Peygamberi öldürmek için harekete geçmis, ancak olayin gelisim sekli onun müslümanlarin arasina katilmasi sonucunu dogurmustu. Tarihçilerin ittifakla naklettikleri rivayete göre, Ömer (r.a)&#8217;in müslüman olusu söyle gerçeklesmisti: Ömer, Resulullah (s.a.s)&#8217;i öldürmek için onun bulundugu yere dogru giderken, yolda Nuaym b. Abdullah ile karsilasti. Nuaym ona, böyle öfkeli nereye gittigini sordugunda o, Muhammed (s.a.s)&#8217;i öldürmeye gittigini söylemisti. Nuaym, Ömer&#8217;in ne yapmak istedigini ögrenince ona, kizkardesi ve enistesinin yeni dine girmis oldugunu söyledi ve önce kendi ailesi ile ugrasmasi gerektigini bildirdi. Bunu ögrenen Ömer (r.a), öfkeyle enistesinin evine yöneldi. Kapiya geldiginde içerde Kur&#8217;an okunmaktaydi. Kapiyi çalinca, içerdekiler okumayi kesip, Kur&#8217;an sayfalarini sakladilar. içeri giren Ömer (r.a), enistesini dövmeye baslamis, araya giren kizkardesinin aldigi darbeden dolayi burnu kanamisti. Kizkardesinin ona, ne yaparsa yapsin dinlerinden dönmeyeceklerini söyleyerek kararliligini bildirmesi üzerine, ona karsi merhamet duygulari kabarmaya baslamis ve okuduklari seyleri görmek istedigini söylemisti. Kendisine verilen sahifelerden Kur&#8217;an ayetlerini okuyan Ömer (r.a), hemen orada imân etti ve Resulullah (s.a.s)&#8217;in nerede oldugunu sordu. O siralarda müslümanlar, Safa tepesinin yaninda bulunan Erkam (r.a)&#8217;in evinde gizlice toplanip ibadet ediyorlardi. Resulullah (s.a.s)&#8217;in Daru&#8217;l-Erkam&#8217;da oldugunu ögrenen Ömer (r.a), dogruca oraya gitti. Kapiyi çaldiginda gelenin Ömer oldugunu ögrenen sahabiler endiselenmeye basladilar. Zira Ömer silahlarini kusanmis oldugu halde kapinin önünde duruyordu. Hz. Hamza: &#8220;Bu Ömer&#8217;dir. iyi bir niyetle geldiyse mesele yok. Eger kötü bir düsüncesi varsa, onu öldürmek bizim için kolaydir&#8221; diyerek kapiyi açtirdi. Resulullah (s.a.s), Ömer (r.a)&#8217;in iki yakasini tutarak; &#8220;Müslüman ol ya Ibn Hattab! Allahim ona hidayet ver!&#8221; dediginde, Ömer (r.a), hemen Kelime-i sehadet getirerek imân ettigini açikladi (Ibn Sa&#8217;d, Tabakatu&#8217;l Kübra, II, 268-269; Üsdül-gâbe, IV, 148-149; Suyûtî, Tarihu&#8217;l-Hulefa, Beyrut 1986, 124 vd.). Rivayetlere göre Ömer (r.a)&#8217;in müslüman olusu, Resulullah (s.a.s)&#8217;in yapmis oldugu; Allahim! Islâmi Ömer b. el-Hattab veya Amr b. Hisam (Ebû Cehil) ile yücelt&#8221; seklinde bir duanin sonucu olarak gerçeklesmisti (Ibnul-Hacer el-Askalânî, el-isâbe fi Temyîzi&#8217;s-Sahâbe, Bagdat t.y., II, 518; Ibn Sa&#8217;d, ayni yer; Suyûtî, a.g.e., 125).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Ömer (r.a), risaletin altinci yilinda müslüman olmustur. O, iman edenlerin arasina katildigi zaman müslümanlarin sayisi yetmis seksen kisi kadardi (Ibn Sa&#8217;d, ayni yer).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Mekkeli müsriklerin, gösterdigi zorbaca tepkiden dolayi müslümanlar, Beytullah&#8217;a gidip namaz kilamiyor ve ancak gizlice bir araya gelebiliyorlardi. Ömer (r.a) müslüman olunca dogruca Beytullah&#8217;in yanina gitti ve müslüman oldugunu haykirdi. Orada bulunanlar siddetli tepki gösterdi. Ancak o, müsriklere karsi savasini sürdürerek onlarin, müslümanlara gösterdigi muhalefeti kirdi ve bir avuç müslümanla birlikte herkesin gözü önünde Beytullah&#8217;ta namaza durdu. Onun bu sekilde saflarina katilmasi müslümanlara büyük bir moral destegi saglamisti. Abdullah Ibn Mes&#8217;ud&#8217;un; &#8220;Ömer&#8217;in müslüman olusu bir fetihti&#8221; (Üsdül-gâbe, IV,151; Ibn Sa&#8217;d, a.g.e., III, 270) sözü bunu açikça ortaya koymaktadir. Taberî&#8217;nin Ibn Abbas&#8217;tan tahric ettigi bir hadise göre, müslümanligini ilk ilân eden kimse Hz. Ömer (r.a) olmustur (Suyûtî, a.g.e.,129). Ömer (r.a) benligini kusatan imanin verdigi heyecanla, küfre karsi açik ve net bir sekilde, hiç bir tehdide aldiris etmeden mücadele ediyordu. Müsrikler, secaat ve kararliligini eskiden beri bildikleri için ona satasmaya cesaret edemiyorlardi.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Müslüman olduktan sonra sürekli Resulullah (s.a.s)&#8217;in yaninda bulunmus, onu korumak için elinden gelen gayreti göstermistir. O, imân ettikten sonra müsriklere karsi çok sert davranmis ve dinini her ortamda, kimseden çekinmeden herkese meydan okuyarak savunmustur. Islâm tebliginin yeni bir veche kazanmasi için Medine&#8217;ye hicret emrolundugu zaman müslümanlar Mekke&#8217;den gizlice Medine&#8217;ye göç etmeye basladiklarinda, Hz. Ömer, gizlenme ihtiyaci duymamisti. Ömer (r.a), beraberinde yirmi arkadasi oldugu halde Medine&#8217;ye dogru yola çikmisti. Hz. Ali (r.a) onun hicretini su sekilde anlatmaktadir: &#8220;Ömer&#8217;den baska gizlenmeden hicret eden hiç bir kimseyi bilmiyorum. O, hicrete hazirlandiginda kilicini kusandi, yayini omuzuna takti, eline oklarini aldi ve Kâ&#8217;be&#8217;ye gitti. Kureys&#8217;in ileri gelenleri Kâ&#8217;be&#8217;nin avlusunda oturmakta idiler. O, Kâ&#8217;be&#8217;yi yedi defa tavaf ettikten sonra, Makâm-i ibrahim&#8217;de iki rek&#8217;at namaz kildi. Halka halka oturan müsrikleri tek tek dolasti ve onlara; &#8220;Yüzler pIslesti. Kim anasini evladsiz, çocuklarini yetim, karisini dul birakmak istiyorsa su vadide beni takip etsin&#8221; dedi. Onlardan hiç biri onu engellemeye cesaret edemedi (Suyûtî, a.g.e., 130). Bunun içindir ki Ibn Mes&#8217;ud; &#8220;Onun hicreti bir zaferdi&#8221; (Ibn Sa&#8217;d, ayni yer; Üsdül-gâbe, IV, 153) demektedir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Ömer (r.a), Medine dönemi boyunca Islamin yücelisini etkileyen bütün olaylara aktif olarak istirak etmistir. Resulullah (s.a.s)&#8217;in önemli kararlar alacagi zaman görüslerine basvurdugu kimselerin basinda Ömer (r.a) gelir. Onun ileri sürdügü görüsler o kadar isabetliydi ki; bazi ayetler onun daha önce isaret ettigine uygun olarak nazil oluyordu. Resulullah (s.a.s) onun bu durumunu su sözüyle ifade etmekteydi: &#8220;Allah, hakki Ömer&#8217;in dili ve kalbi üzere kildi&#8221; (Üsdül-gâbe, IV, 151).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Ömer (r.a), Bedir, Uhud, Hendek, Hayber vb. gazvelerin hepsine ve çok sayida seriyyeye katilmis, bunlarin bansinda komutan olarak görev yapmistir. Bunlardan biri Hicretin yedinci yilinda Havazinliler&#8217;e karsi gönderilen seriyyedir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Ömer (r.a), bütün meselelere karsi net ve tavizsiz tavir koymakla taninir. Onun küfre karsi düsmanligi; müsriklerin, Islâma karsi olan saldirilarini hazmedememe konusundaki hassasiyeti; bazi kararlara siddetle karsi çikmasina sebep olmustur. Hudeybiye&#8217;de yapilan anlasmanin müsrikler lehine görünen maddelerine karsi çikisi bunlardan biridir. Ancak o, Resulün, Allah Teâlâ&#8217;nin gösterdigi dogrultuda hareket etmekten baska bir sey yapmadigi uyarisi karsisinda, hemen kendini toparlamis ve olayin iç gerçegini kavramisti.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Resulullah (s.a.s)&#8217;in vefatinin hemen pesinden ortaya çikan karisikligin Hz. Ebû Bekir&#8217;in halife seçilmesiyle yok edilmesinde Hz. Ömer büyük rol oynamistir. Hz. Ebû Bekir&#8217;in kisa halifelik döneminde en büyük yardimcisi Ömer (r.a) olmustur.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ebû Bekir (r.a) vefat edecegini anladiginda, Hz. Ömer&#8217;i kendisine halef tayin etmeyi düsünmüs ve bu düsüncesini açiklayarak bazi sahabilerle istisarelerde bulunmustu. Herkes Ömer (r.a)&#8217;in fazilet ve üstünlügünü kabul etmekle beraber, onu bu is için biraz sert mizacli buluyorlardi. Hatta Talha (r.a) ve diger bazi sahabiler ona; &#8220;Rabbin seni Ömer&#8217;i hafife tayin ettiginden dolayi sorgularsa ona ne cevap vereceksin? Bilirsin ki Ömer oldukça sert bir kimsedir&#8221; demIslerdi. Hz. Ebû Bekir onlara; &#8220;Derim ki: Allahim! Kullarinin en iyisini onlara halife yaptim&#8221; karsiligini vermisti. Sonra da Hz. Osman&#8217;i çagirarak bir kâgida Hz. Ömer&#8217;i halife tayin ettigini yazdirdi. Kâgit katlanip mühürlendikten sonra, Hz. Osman disari çikarak insanlardan kâgitta yazili olan kimseye bey&#8217;at edilmesini istedi. Oradakilerin bey&#8217;at etmesiyle Hz. Ömer&#8217;in II. Rasid halife olarak is basina gelisi gerçeklesmis oldu (Üsdü&#8217;l-gâbe, IV,168-199; Ibn Sad, a.g.e., III, 274 vd.; Suyûtî a.g.e., 92-94).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer Döneminde Islam Devleti ve Fetihler</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Resulullah (s.a.s)&#8217;in sagliginda Arap yarimadasi Islâmin hakimiyetine boyun egdirilmis ve insanlar bölük bölük ihtida ederek müslümanlarla bütünlesmIslerdi.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Bunun pesinden Resulullah (s.a.s), Islam tebliginin insanlara ulastirilmasinin önünde bir set teskil eden, müsrik zalim güçlerden biri olan Bizans imparatorluguna karsi askerî seferleri baslatmisti. Ebû Bekir (r.a), Resulullah (s.a.s)&#8217;in vefatindan hemen sonra ortaya çikan Ridde hareketlerini bastirdiktan sonra, Bizans hakimiyetindeki topraklara askerî akinlar baslatmis, öte taraftan çagin despot devletlerinden ikincisi olan iran imparatorluguna karsi da askerî faaliyetlere girismisti. Hz. Ömer (r.a)&#8217;in üzerine düsen, bu siyaseti devam ettirmekten ibaretti. Hz. Ömer bir taraftan Suriye&#8217;nin fethinin tamamlanmasi için gayret gösterirken, öte taraftan iran cephesinde netice almak için ordular sevkediyordu. Kadisiye savasiyla iran ordusu hezimete ugratilmis ve Kisrâ, saraylarini Islam ordusuna terk ederek doguya kaçmak zorunda kalmisti. Pespese gönderilen ordularla iranin bazi bölgeleri savas ile, bazi bölgeleri de sulh yoluyla Islam&#8217;in hakimiyetine boyun egdirilmisti. Kuzeye yönelen Mugîre b. su&#8217;be, Azerbaycani sulh yoluyla ele geçirmisti. Ermenistan bölgesi fethedilen yerler arasindaydi.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Suriye&#8217;nin fethi tamamlandiktan sonra bu bölgedeki askerî harekât batiya dogru kaydirildi. Etraftaki sehir ve kasabalar fethedildikten sonra Kudüs kusatma altina alindi. sehirdeki hristiyanlar bir süre direndilerse de sonunda baris istemek zorunda kaldilar. Ancak, komutanlardan çekindikleri için sart olarak sehri bizzat halifeye teslim etmek istediklerini bildirmIslerdi. Durum Ebu Ubeyde tarafindan bir mektupla Hz. Ömer (r.a)&#8217;a bildirildi. Hz. Ömer (r.a) Ashabin ileri gelenleriyle istisare ettikten sonra, Medine&#8217;den komutanlariyla bulusmayi kararlastirdigi Cabiye&#8217;ye dogru yola çikti. Cabiye&#8217;de yapilan bir anlasmadan sonra Hz. Ömer, bizzat Kudüs&#8217;e kadar giderek sehri teslim aldi (H.16-M. 637). Hz. Ömer (r.a) kisa bir müddet Kudüs&#8217;te kaldiktan sonra Medine&#8217;ye geri döndü.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Bu arada iran cephesinde durumlar karismaya baslamisti. Hz. Ömer, bölgede bulunan ordulari takviye ederek iran meselesini kesin bir sonuca baglamaya karar verdi. Hicri 21 yilinda baslayan ve sürekli takviye edilen akinlarla Azerbaycan ve Ermenistan da dahil olmak üzere, Horasan&#8217;a kadar bütün iran topraklari Islam devletinin sinirlari içine alinmis ve Fars cephesinde askerî harekâtlar tamamlanmisti.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Öte taraftan Amr b. el-As, hazirlayip uygulamaya koydugu harekât planiyla Misir&#8217;i fethetmeyi basarmis, müslümanlari Misir&#8217;dan geri püskürtmek için iskenderiyede hazirliklara girisen Bizanslilarin üzerine yürüyerek burayi ele geçirmisti (H. 21). Böylece Suriye&#8217;den sonra, Misir&#8217;da da Bizans&#8217;in hakimiyetine son verilmis oluyordu (Sibli Numanî, Bütün yönleriyle Hz. Ömer ve Devlet idaresi, Terc. Talip Yasar Alp, istanbul t.y., I, 285-286).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Islam ordularinin fethettigi bölgelerdeki halk, müslümanlardan gördükleri müsamaha ve âdil davranIslardan etkilenerek kitleler halinde Islâma giriyorlardi. Asirlarca Bizans ve iran devletlerinin zulmü altinda ezilen, horlanan topluluklar Islâmin kusatici merhameti ile yüz yüze geldiklerinde müslüman olmakta tereddüt göstermiyorlardi. Kendi dinlerinden dönmek istemeyenler ise hiç bir baskiya maruz kalmadiklari gibi, genis bir inanç hürriyetine kavusuyorlardi.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer, bir taraftan Islâmin insanliga tebliginin önündeki engelleri kaldirmak için ordular sevkederken, öte taraftan da henüz müesseselerine kavusmamis bulunan devleti teskilatlandirmaya çalisiyordu.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer&#8217;den önce, orduya katilan askerler ve bunlara dagitilan paralar belirli defterlere yazilip kayit altina alinmazdi. Bu durum normal olarak bazi karisikliklarin çikmasina sebep olur, gelir ve giderlerin hesabi yapilamazdi. ilk zamanlar buna pek ihtiyaç da yoktu. Ancak devletin sinirlari genIslemis ve bu genis cografya içerisinde devletin etkinligini saglayabilmek için idarî düzenlemeler yapilmasi zarureti dogmustu. O, ilk olarak askerlerin kayitlarinin tutuldugu ve fey ve ganimet gelirlerinin dagitiminin kaydedildigi &#8220;divan&#8221; teskilatini kurdu.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Ayrica, Suriye ve Irak&#8217;ta bulunan divanlar varliklarini korumuslardir. Bunlar vergilerin toplanmasi ile alakali çalismalari yürütmekteydiler. Suriye ve Irak&#8217;taki divanlar her ne kadar iran ve Bizans malî teskilatindan kalma idiyse de, onun Medine&#8217;de tesis ettigi divan hiçbir yabanci tesir söz konusu olmaksizin, ortaya çikan ihtiyaçlari karsilamak için kurulmustur. Hz. Ömer, feyden elde edilen gelirlerden verdigi atiyyeleri bir gruplandirmaya tabi tutmustur.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer, yargi (kaza) Islerini bir düzene koymak için valilerden ayri ve bagimsiz çalisan kadilar tayin eden ilk kimsedir. O, Kufe&#8217;ye, sureyh b. el-Haris&#8217;i, Misir&#8217;a da Kays b. Ebil-As es-Sehmî&#8217;yi kadi tayin etmistir. Onun Medine&#8217;deki kadisi Ebû Derda (r.a)&#8217;dir. Bu dönemin taninmis kadilarindan birisi de Ebu Mûsa el-Esari&#8217;dir. Hz. Ömer, tayin ettigi kadilara, görevlerini ne sekilde ifa etmeleri gerektigine dair talimatlar verir ve onlarin bu çerçeve disina çikmamalarini tenbihlerdi (Mustafa Fayda, Dogustan Günümüze Büyük Islâm Tarihi, istanbul 1986, II, 176-177).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer (r.a)&#8217;in, üzerinde titizlikle durdugu ve asla müsamaha göstermedigi en önemli konu adâlet meselesiydi. O, mevki, rütbe, soyluluk vb. hiçbir ayirim gözetmeden haklarin sahiplerine verilmesi için çok siddetli davranmistir. Bu konuda onun yaninda bir köle ile efendisi arasinda bir fark yoktur.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>O, her tarafta adâletin eksiksiz yerine getirilmesi, muhtaç ve yoksul kimselerin gözetilmesi için ülkenin en ücra köselerindeki durumlardan zamaninda haberdar olmak için imkân olusturmaya çalisti. O, muhtaç kimseler konusunda din ayirimi gözetmemis, hristiyan ve yahudilerden olan yoksullara da yardimlarda bulunmustur.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Devletin temel görevlerinden birisi ilmin insanlara ulastirilmasidir. Hz. Ömer, fethedilen bölgelerde okullar açmis, buralara müderrIsler tayin etmis ve Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;i okumak ve onunla amel edebilmek için gerekli olan egitimin verilmesini saglama yolunda gayret sarfetmistir. Islâm&#8217;in, müslüman olan insanlara ögretilmesi ve teblig çalismalarinin yürütülmesi için sahabîlerden ve diger âlimlerden istifade etmis ve onlari degisik bölgelerde görevlendirmistir. Kur&#8217;an, Hadis ve Fikih ögretimi ile ugrasan bu âlimlere büyük meblaglar tutan maaslar baglamistir. Hz. Ömer, devletin her tarafinda camiler insa ettirmisti. Onun zamaninda dört bin tane cami yapilmis oldugu rivayet edilmektedir (Ahmed en-Nedvi, Asri Saadet, Terc. Ali Genceli, istanbul 1985, I, 317). ilk defa bir takvimin kullanilmasina Hz. Ömer zamaninda ihtiyaç duyulmus ve böylece Hicret esas alinarak olusturulan takvimle devlet Islerinde tarihleme açisindan ortaya çikan problemler ortadan kaldirilmistir (H. 16).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Islâm devleti, bagimsiz bir devlet olmasina ve çok genis bir cografî sahayi kaplayan ekonomik faaliyetlerin yürütülmesine ragmen, kullanilan paralar yabanci kaynakliydi. Irak ve iran bölgelerinde Fars dirhemleri; Suriye ve Misir taraflarinda da Bizans dinarlari tedavülde bulunmaktaydi. Bu durum o devirde henüz hissedilmeye baslanmamis olsa bile, bir ekonomik baski tehlikesini beraberinde getirmekteydi. Hz. Ömer&#8217;in, devleti müesseselere kavusturup yapisini saglamlastirmaya çalisirken, bu duruma da müdahale etmemesi düsünülmezdi. O, Hicri 17 de para bastirarak piyasaya sürdü. Ayrica Halid b. Velid&#8217;in Taberiye&#8217;de Hicrî 15 tarihinde dinar darbettirdigi de bilinmektedir (Hassan Hallâk, Dirâsât fî Tarihil-Hadâretil-Islamiye, Beyrut 1979, 13-15). Hz. Ömer (r.a), Islâm devletinin disaridan gelebilecek saldirilara karsi güvenligini saglamak ve ordulari düsman bölgelerine yakin yerlerde bulundurabilmek için ordugah sehirler tesis etmistir. iran ve Hindistan taraflarindan gelebilecek deniz akinlarina karsi Basra ordugah sehri kuruldu. Bu sehrin mevkii bizzat Hz. Ömer tarafindan tesbit edilmistir. O, bu is için Utbe b. Gazvan&#8217;i görevlendirmisti. Utbe, sekizyüz adamiyla o zaman bos ve issiz olan Haribe bölgesine gelip H. 14 yilinda Basra sehrinin insasina basladi.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas, Kadisiye&#8217;de kazandigi büyük zaferden sonra iran içlerine akinlara baslamisti. Onun ordusu Medâin&#8217;de bulunmaktaydi. Ancak buranin ikliminin Arap askerlerin sagligini olumsuz yönde etkiledigi anlasilinca, Hz. Ömer, Sa&#8217;d&#8217;a iklim bakimindan uygun ve merkez ile arasinda deniz bulunmayan bir yer bulup burada bir sehir kurmasi talimatini verdi. Bu is için görevlendirilen Selmân ve Huzeyfe, Kufe mevkiini uygun buldular. H. 17 de kurulan bu ordugah sehir kirk bin kisiyi iskân edebilecek büyüklükte insa edildi.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Amr b. el-As, Misir&#8217;i fethettikten sonra iskenderiye&#8217;yi karargah edinmek için Hz. Ömer (r.a)&#8217;dan izin istedi. Hz. Ömer (r.a), haberlesme açisindan endise duydugu için Kendisiyle Misir&#8217;daki kuvvetler arasinda bir nehrin bulunmasini kabul etmedi. Amr, Nil&#8217;in dogu yakasina geçerek burada Fustat adli sehri kurdu (H. 21). Bu ordugah sehirlerinden baska yine askerî amaçli merkezler de olusturulmustur.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer&#8217;in idare anlayisi Hz. Ömer, toplumu ilgilendiren meselelerde karar verecegi zaman müslümanlarin görüsüne basvurur, onlarla istisare ederdi. O &#8220;istisare etmeden uygulamaya konulan Isler basarisizliga mahkûmdur&#8221; demekteydi. istisarede takip ettigi yöntem suydu: Önce meseleyi müslümanlarin ulasabildigi çogunlugu ile görüsür, pesinden Kureysliler&#8217;in düsüncesini sorar, son olarak da sahabilerin görüslerini alirdi. Böylece en isabetli fikir ortaya çikar ve uygulamaya konulurdu. Hz. Ömer, müslümanlarin yaptigi Islerde bir hata gördükleri zaman kendisini uyarmalarini isterdi. Baska dinlere mensup olup, zimmî statüsünde bulunan kimselerle alâkali Islerde de onlarin görüslerine bas vurur ve meseleyi onlarla istisare ederdi. Bu durum Hz. Ömer&#8217;in adâlet anlayisinin ne kadar kapsamli oldugunu ortaya koymaktadir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer idarede görevlendirdigi memurlarina karsi oldukça sert davranir, onlarin bir haksizlikta bulunmalarina asla göz yummazdi. Halka karsi ise son derece sefkatle yaklasir, onlarin varsa gizledikleri problemlerini ögrenip çözümlemek için gece-gündüz ugrasip dururdu. O bu hassasiyetini: &#8220;Firat kiyisinda bir deve helak olsa, Allah bunu Ömer&#8217;den sorar diye korkarim&#8221; sözü ile ortaya koymaktadir. Hz. Ömer, merkezden uzak bölgelerde halkin durumunu yakindan görmek için seyahatler yapma yoluna gitmisti. O, insanlarin çesitli dertlerini uzak diyarlarda olmalari sebebiyle kendisine ulastiramadiklarindan endise ediyordu. Bazi bölgeleri dolasmasina ragmen baska yerlere gitmeyi tasarladigi halde ömrü o sehirlere ulasmasina yetmemisti. Islâm tarihinde adâletin timsali olarak yerini alan Hz. Ömer (r.a) hakkinda rivayet edilen su olay onun bu sifatla bütünlesmis oldugunun en açik delilidir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Bir defasinda Eslem&#8217;le birlikte Harra taraflarinda (Medine&#8217;nin dis bölgesi) dolasirlarken isik yanan bir yer gördü ve Eslem&#8217;e; &#8220;surada, gecenin ve sogugun çaresizligine ugramis biri var. Haydi onlarin yanina gidelim&#8221; dedi. Oraya gittiklerinde bir kadini iki çocuguyla üzerinde tencere bulunan bir atesin etrafinda otururken gördüler. Hz. Ömer, onlara; &#8220;Isikli aileye selâm olsun&#8221; dedi. Kadin selâmi aldiktan sonra yanlarina yaklasmak için izin alan Hz. Ömer ona yanindaki çocuklarin neden agladiklarini sordu. Kadin, karinlarinin aç oldugunu söyleyince, Hz. Ömer merakla tencerede ne pisirdigini sordu. Kadin, tencerede su bulundugunu, çocuklari yemek pisiyor diye avuttugunu söyledi ve; &#8220;Allah bunu Ömer&#8217;den elbette soracaktir&#8221; diye ekledi. Hz. Ömer, ona; &#8220;Ömer bu durumu nereden bilsin ki?&#8221; diye sordugunda kadin; &#8220;Madem bilemeyecekti ve unutacakti neden halife oldu&#8221; karsiligini verdi. Hz. Ömer bu cevap karsisinda irkilerek Eslem&#8217;le birlikte dogruca erzak deposuna gitti. Doldurduklari yiyecek çuvalini Eslem tasimak istedi. Ancak Hz. Ömer (r.a); &#8220;Kiyamet gününde benim yüküme ortak olacak degilsin. Onun için birak da yükümü kendim tasiyayim&#8221; diyerek buna izin vermedi; çuvali omuzuna aldi ve kadinin bulundugu yere götürdü. Orada bizzat yemegi Hz. Ömer (r.a) hazirlayip pisirdi ve onlari doyurdu. Eslem; &#8220;O, atese üflerken sakaklari arasindan çikan dumanlari seyrediyordum&#8221; demektedir. Hz. Ömer oradan ayrilirken kadin; &#8220;Siz bu ise Ömer&#8217;den daha layiksiniz&#8221; dedi. Hz. Ömer; &#8220;Ömer&#8217;e dua et. Bir gün onu ziyarete gidersen beni orada bulursun&#8221; dedi.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Bu onun insanlara yardim etmede ve magduriyetlerini gidermede gösterdigi hassasiyetin örneklerinden sadece bir tanesidir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Ilmi</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer&#8217;in fikih ilminde ayri bir yeri vardir. O, her yönüyle devleti teskilatlandirmaya çalisirken diger taraftan da bu teskilatlanmanin alt yapisi olan ilmî gelismeyi saglayabilmek için gayret sarfediyordu. Fikih usulünün olusumu Hz. Ömer (r.a) ile baslar. Fikih ilminin temellerini meydana getiren kaideleri, karsilastigi kazâî ve idarî meseleleri çözüme kavustururken takip ettigi yöntemlerle belirlemeye baslamistir. Ondan sahih senetlerle rivayet olunan fikhî hükümlerin sayisi birkaç bini bulmaktadir. Hz. Ömer&#8217;in içtihadlarinin Islâm hukuku açisindan çok büyük bir önemi vardir ve Resulullah (s.a.s)&#8217;in hadIslerinden baska hiç bir sey onun bu içtihadlarinin üzerinde degildir (Muhammed Revvâs Kal&#8217;aci, Mevsuatu Fikhi Ömer b. el-Hattab, 1981, 8; Bu kitabta Hz. Ömer&#8217;in Fikhî içtihadlari bir araya toplanarak ansiklopedik bir tarzda tasnif edilmistir).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer (r.a), Hadis rivayeti konusunda çok titiz davranmistir. O, Peygamber (s.a.s)&#8217;den hadis rivayet eden bazi kimseleri sorguya çekmis, onlardan rivayet ettikleri hadIsler için sahid istemisti. Hz. Ömer&#8217;in kendisinden bes yüz otuz dokuz hadis rivayet edilmistir (Suyutî, a.g.e., 123).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Ayrica o, Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;in te&#8217;vil ve tefsirinde ilim sahibiydi. Ibn Ömer&#8217;den rivayet edildigine göre, kendisine Resulullah (s.a.s) hayattayken kimlerin fetva verdigi soruldugunda: &#8220;Ebu Bekir ve Ömer&#8217;den baskasinin fetva verdigini bilmiyorum&#8221; karsiligini vermisti (H.i. Nasan, Islâm Tarihi, istanbul 1985, I, 319).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Sahsiyeti</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer, inandigi seyi yerine getirme hususunda siddetli davranmakla taninir. O, müslüman olmadan önce ilk iman edenlere karsi sert muamele etmisti. Müslüman olduktan sonra ise bu sertligi Islâm&#8217;in lehine müsriklere karsi yönelmistir. Hz. Ömer Halife olduktan sonra da dogrularin uygulanmasi ve hakkin elde edilmesi konusunda titiz davranmaya ve en ufak ayrintilari bile bizzat takip etmeye asiri dikkat göstermistir. O, bir seyi emrettigi veya yasakladigi zaman ilk önce kendi ailesinden baslardi. Aile fertlerini bir araya toplayarak onlara söyle derdi; &#8220;sunu ve sunu yasakladim. insanlar sizi yirtici kusun eti gözetledigi gibi gözetlerler. Allah&#8217;a yemin ederim ki, her hangi biriniz bu yasaklara uymazsa onu daha fazlasiyla cezalandiririm&#8221;. Sert bir mizaca sahip olmasina ragmen insanlara karsi oldukça mütevâzî davranirdi. Genis topraklari, güçlü ordulari olan bir devletin baskani olmasi onu diger insanlar gibi mütevazî ve sade bir hayat yasamaktan alikoyamamistir. Pahali, lüks elbiseler giymekten kaçinir, diger insanlar gibi gerektiginde alelade Islerle ugrasmaktan çekinmezdi. Tanimayan kimse onun müslümanlarin halifesi oldugunu asla anlayamazdi. Çünkü çogu zaman giydigi elbise yamalarla doluydu.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer güçlü bir hitabet kudretine sahipti ve konusurken belig bir uslubla konusurdu. Onun üstün kabiliyeti yazi için de geçerliydi. Valilerine yazmis oldugu talimatlari ve mektuplari Arap dili için bir numune addedilmekteydi. Hz. Ömer siire de ilgi duyan ve siir zevki olan sahabilerden birisidir. Çok sayida Arap sairlerinin siirlerini ezberlemis, az da olsa siir yazmistir. Hz. Ömer ibadet ederken bütün benligiyle Rabbine yönelirdi. Halife olduktan sonra gündüz Islerinin yogun olmasindan dolayi nafile namazlarini gece kilar, ev halkini sabah namazina; &#8220;ve namazi ailene emret&#8221; (Tâhâ, 20/132) mealindeki ayeti okuyarak uyandirirdi. O, her sene haccetmeyi asla ihmal etmez ve hac farizasini yerine getirmek için Mekke&#8217;ye gelen hacilara bizzat riyaset ederdi. Rabbine karsi duydugu sorumlulugun altinda öylesine ezilirdi ki, kiyamet günü hesaptan, cezasiz kurtulmayi basarabilirse sevinecegini söylerdi. O, ölüm döseginde bu endisesini su anlamdaki bir beyitle dile getiriyordu:</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Müslüman olusum, namazlari kilip, orucu tuttugum müstesna, nefsime zulmetmis bulunuyorum&#8221; (siblî, a.g.e., II, 373). Hz. Ömer (r.a)&#8217;in, sahsi hayati oldukça sadeydi. Hz. Ömer (r.a), Bizans ve iran&#8217;a karsi büyük ordular sevkeden ve onlari tarihlerinde pek nadir tattiklari sürekli yenilgilerle perisan eden güçlü ve muktedir bir devletin baskanidir. Ama o buna ragmen yamali elbiseler, eskimis sarik ve yirtik ayakkabilarla hayatini sürdüren bir kisidir. O, bazen dul bir kadina su tasirken görülür, bazan da günün yorgunlugunu hafifletmek için mescid&#8217;in çiplak zemini üzerinde uyuduguna sahit olunurdu. Medine&#8217;den Mekke&#8217;ye çok sayida yolculuk yapmis oldugu halde hiç bir zaman yanina çadir almamis ve yolda, bir çarsafi dallarin üzerine gererek basit bir sekilde dinlenmeyi tercih etmistir. Yine bir gün, Ahnef b. Kays yaninda Araplarin ileri gelenlerinden bazi kimselerle birlikte Hz. Ömer (r.a)&#8217;i ziyarete gitmis; onu, elbisesinin eteklerini beline sikistirmis oldugu halde kosar bir vaziyette bulmustu. Ömer (r.a), Ahnef&#8217;i gördügünde ona; &#8220;Gel de kovalamaya katil. Devlete ait bir deve kaçti. Bu malda kaç kisinin hakki oldugunu biliyorsun&#8221; dedi. Bu esnada biri ona neden kendini bu kadar üzdügünü ve deveyi yakalamak için bir köleyi görevlendirmedigini söyleyince O; &#8220;Benden daha iyi köle kimmis?&#8221; diyerek karsilik vermistir (siblî, a.g.e., I, 384-385). Günlük yasayisini gösteren bu örnekler, Hz. Ömer (r.a)&#8217;in ümmetin sorumlulugunu üstlenen kimselerin yüklenmis olduklari görevleri ne sekilde yerine getirmeleri ve makamlarinin cazibesine kapilip siradan insanlarin yasayis tarzindan kopmadan hükmetmeleri gerektigini, çaglari asan bir örnek sergileyerek ortaya koymustur. Bir devlet baskani ancak bu sekilde, insanlardan ve onlarin günlük yasamlarindan kopmadan âdil bir yönetim kurabilir. Hz. Ömer (r.a)&#8217;a âdil sifatini kazandiran, onun bu sekilde Islâm&#8217;i yeryüzüne hakim kilma yolunda varligini ortaya koymus olmasidir. Hz. Ömer (r.a) geçimini ticaretle temin ederdi. Bunun yaninda Peygamber (s.a.s)&#8217;in Medine&#8217;de ona bazi tarlalar verdigi de bilinmektedir. Hayber&#8217;in fethini müteakip burada ele geçirilen araziler, savasa katilanlar arasinda taksim edilmisti. Ancak, Hz. Ömer (r.a) kendi payina düsen araziyi vakfetmis ve bir vakif sartnamesi de düzenlemisti: &#8220;Bu arazi satilamaz, hibe edilemez ve miras yolu ile sahip olunamaz; geliri fakirlere, akrabaya, kölelere, Allah yolunda, yolcu ve misafirlere harcanacaktir. Vakfi yöneten kisinin ölçülü olarak yemesinde ve yedirmesinde bir sakinca yoktur&#8221; (Buharî, surût, 19). Islâmda ilk vakif olayi budur.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Halife olduktan sonra, devlet Isleriyle ugrasmasindan dolayi kendi iasesinin temini için Ashab&#8217;a müracaat etmis, Hz. Ali (r.a)&#8217;in teklifine uyularak ona ve ailesine normal ölçülerde devlet malindan geçim imkâni saglanmisti. H. 15 yilinda müslümanlara maas baglandigi zaman, ona da ileri gelen Ashab&#8217;a verilen miktarda, bes bin dirhem maas tayin edilmisti. Ancak onun günlük gideri çok mütevazi meblagdi. Ömer (r.a), yemek olarak genellikle sunlari yerdi: Ekmek (bugdaydan oldugu zaman kepekli), bazen et, süt, sebze ve sirke.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ömer (r.a)&#8217;in fazileti ve üstünlügü hakkinda çok sayida sahih hadis bulunmaktadir. Hz. Ömer din konusunda o kadar tavizsizdi ki, seytanlar bile onunla karsilasmaktan çekinirlerdi. Bir defasinda Resulullah (s.a.s)&#8217;in yanina gitti. Resulullah (s.a.s)&#8217;dan bir sey istemek için orada bulunan kadinlar, Hz. Ömer&#8217;in sesini duyduklarinda hemen kalkip perdenin arkasina geçtiler. Hz. Ömer içeri girdiginde Resulullah (s.a.s) gülüyordu. Hz. Ömer ona; &#8220;Allah yasini güldürsün ya Resulullah&#8221; dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s); &#8220;su benim yanimda olanlara sasarim. Senin sesini isitince perdeye kostular&#8221; dediginde Hz. Ömer; &#8220;Ya Resulullah, onlarin çekinmesine sen daha layiksin&#8221; dedi. Sonra da kadinlara dönerek; &#8220;Ey nefIslerinin düsmanlari! Resulullah (s.a.s)&#8217;den çekinmiyorsunuz da benden mi çekiniyorsunuz?&#8221; diyerek onlara çikisti. Kadinlar; &#8220;Evet. Sen Resulüllah (s.a.s)&#8217;den sert ve hasinsin&#8221; dediler. Resulullah (s.a.s), Nefsim yed-i Kudretinde olan Allah&#8217;a yemin olsun ki, seytan sana bir yolda rastlamis olsa, mutlaka yolunu degistirirdi&#8221; (Müslim, Fedâilü&#8217;s-Sahâbe, 22).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Baska bir rivayette Resulullah (s.a.s) onun için söyle buyurmustu:</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Gökte bir melek bulunmasin ki Ömer&#8217;e saygi duymasin. Yeryüzünde ise bir seytan bulunmasin ki Ömer&#8217;den kaçmasin&#8221; (Suyûtî, a.g.e., 133).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Resulullah (s.a.s), hakki görmek ve onu tatbik etmek konusunda Ömer (r.a)&#8217;in üstünlügünü söyle ifade etmekteydi: &#8220;Sizden önce geçen ümmetlerde bazen ilham sahipleri bulunurdu. Eger benim ümmetimde onlardan biri bulunursa, Ömer b. Hattab onlardandir&#8221; (Müslim, Fedâilü&#8217;s-Sahâbe, II). Bu, Hz. Ömer (r.a)&#8217;in Islerinde ve verdigi kararlarda isabetli davranmasini bir anlamda açiklar niteliktedir. Nitekim Resulullah (s.a.s); Allah dogruyu Ömer&#8217;in lisani ve kalbi üzere kilmistir&#8221; (Üsdül-gâbe, IV, 151; Suyutî, 132) demektedir. Bir defasinda da Hz. Ömer&#8217;i göstererek söyle demisti: Bu aranizda yasadigi sürece, sizinle fitne arasinda kuvvetlice kapanmis bir kapi bulunacaktir&#8221; (Suyûtî, ayni yer).</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Ömer (r.a)&#8217;in bu durumunu bazi konularda inen ayetlerin daha önce onun gösterdigi dogrultuda olmasi da te&#8217;yid etmektedir. Hz. Ömer söyle demistir: &#8220;Rabbime üç seyde muvafik düstüm: Makam-i ibrahim&#8217;de, hicab&#8217;da ve Bedir esirlerinde&#8221; (Müslim, Fedâilüs-Sahabe, II). Hz. Ömer ötekileri zikretmemistir. Örnegin münafiklarin cenaze namazini kilmamasi için Resulullah (s.a.s)&#8217;e inen ayet bunlardan biridir (bk. Müslim, ayni bab; Hz. Ömer (r.a)&#8217;in görüsleri dogrultusunda nâzil olan ayetler için bk. Suyûtî, a.g.e., 137-140).</em></strong></h4>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-omer-b-hattab-r-a.html">Hz. ÖMER Bin HATTAB (r.a)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-omer-b-hattab-r-a.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. SAFIYYE radiyallahu anhâ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-safiyye-radiyallahu-anha.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-safiyye-radiyallahu-anha.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Mar 2013 22:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. SAFIYYE]]></category>
		<category><![CDATA[radiyallahu anhâ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=3609</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. SAFIYYE (r.a) Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;in hanimlarindan biri. &#8220;Ümmehâtül-Mü&#8217;minin&#8221; (Mü&#8217;minlerin anneleri)&#8217;nden biri olan Safiyye, Huyeyy b. Ahtab adinda Medine&#8217;deki yahudilerden Madirogullari kabilesi reisinin kiziydi. Huyeyy, Hz. Peygamber (s.a.s)e karsi müsriklerle isbirligi görüsmeleri yapan ve bundan dolayi müslümanlar tarafindan Medine&#8217;den uzaklastirilan Nadirogullari&#8217;nin lideriydi. Bu zorunlu göçten sonra bu kabilenin bir kismiyla Hayber tarafina gitmisti. Ahzab savasinda, &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-safiyye-radiyallahu-anha.html">Hz. SAFIYYE radiyallahu anhâ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. SAFIYYE (r.a)</em></strong></h2>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;in hanimlarindan biri.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Ümmehâtül-Mü&#8217;minin&#8221; (Mü&#8217;minlerin anneleri)&#8217;nden biri olan Safiyye, Huyeyy b. Ahtab adinda Medine&#8217;deki yahudilerden Madirogullari kabilesi reisinin kiziydi. Huyeyy, Hz. Peygamber (s.a.s)e karsi müsriklerle isbirligi görüsmeleri yapan ve bundan dolayi müslümanlar tarafindan Medine&#8217;den uzaklastirilan Nadirogullari&#8217;nin lideriydi. Bu zorunlu göçten sonra bu kabilenin bir kismiyla Hayber tarafina gitmisti. Ahzab savasinda, Huyeyy de hücum edenlerle beraber gelmis ve Kureyzaogullarini müslümanlarin aleyhine kiskirtmak için onlarin kalelerine girmis, sonra da onlarin ugradigi akibete ugramis ve orada öldürülmüstü. Huyeyy&#8217;in kizi olan Hz. Safiyye&#8217;nin annesinin adi Durra idi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Safiyye, önce kendi kabilesinden Sellam b. Miskem ile nikahlanmis; bir süre sonra bosanarak Kinâne b. Ebi Hukayk ile evlenmisti. Bu esi de Hayber savasinda öldürülenler arasindaydi. Ayrica yine bu savasta Safiyye, esi ve babasiyla birlikte kardesini de kaybetmisti. Safiyye savas esirleri arasindaydi. Bazi kaynaklar Safiyye&#8217;nin asil isminin Zeyneb oldugunu kaydeder. Arabistan&#8217;da reislere veya hükümdarlara düsen ganimet hissesine &#8220;Safiyye&#8221; denildigi ve bu sebeple, Zeyneb de Hayber savasinda esir olarak Rasûlüllah (s.a.s)&#8217;in hissesine düstügü için ona &#8220;Safiyye&#8221; denIlmisti. Esirler toplandigi zaman Dihyetül-Kelbî, Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;den bir cariye Istemis. O da Safiyye&#8217;yi vermisti. Ashabtan birinin, Safiyye&#8217;yi peygamberimizin almasinin daha uygun olacagini, zira bir reis kizi oldugu için mevkiinin bunu gerektirdigini söylemesi üzerine, Safiyye&#8217;yi geri almis, ona da baska bir cariye vermisti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Peygamber, Yahudiler ile bir anlasma imzaladiktan sonra Safiyye&#8217;ye Islâm ve Yahudilik hakkindaki görüsünü sordu. &#8220;Ey Allah&#8217;in Rasûlü! Islâmi arzu etmis ve sen davet etmeden önce seni tasdik etmistim. Babam da senin davanin dogrulugunu itiraf ederdi. Fakat irkçilik onu götürdü.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ben Allah&#8217;tan baska ilâh olmadigina ve senin Allah&#8217;in Rasûlü olduguna kesinlikle inaniyorum&#8221; cevabini alinca onu âzad ederek onunla evlenmisti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;" align="CENTER"><strong><em><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" alt="" src="https://www.enfal.de/isl24.gif" width="338" height="221" /></em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Peygamber (s.a.s), yeni hanimini yakindan tanimaya firsat bulabildigi Ilk gece onun yanaginda yesil bir benek gördü. Sormasi üzerine Safiyye&#8217;nin cevabi su olmustu: &#8220;Bir süre önce rüyamda, gökteki ayin yerinden ayrilip gögsümün üzerine düstügünü gördüm; bunu kocama anlattigimda o Sen su Medine krali ile evlenmek istiyorsun&#8221; dedi. Ben ise senin hakkinda o sirada hiç bir sey duymamistim. Buna ragmen tutup suratima siddetli bir samar indirdi; Iste bunun izi hâlâ devam etmektedir&#8221;.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Muhammed (s.a.s) dügününün yapildigi gece, esini kabilesinin ugradigi zarar ve kayiplar konusunda teselli etti ve Hayberlilerin kendisini bu konuda zorladiklarini izaha çalisti. Islâm&#8217;a ve onun peygamberine karsi çok samimi hislerle bagli olan Hz. Safiyye, ayni zamanda asil, zeki, güzel ve dindar bir kadindi. Özellikle tutumluluguyla taninirdi. Diger bir hususiyeti de pisirdigi yemeklerdi. Hz. Safiyye&#8217;nin mutfaginda pisen yemekler, onun aile fertleri, yani ehl-i beyti arasinda çok begenilirdi. Öte yandan, Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;den birkaç hadis rivayeti de vardir. Rasûlüllah da Hz. Safiyye&#8217;ye hürmet ve sevgide özen gösterirdi. Bir gün, bir seyahat esnasinda Hz. Safiyye&#8217;nin devesi hastalanmis Hz. Peygamber (s.a.s) de, Hz. Zeyneb&#8217;e, develerinden birini ona ödünç vermesini Istemis, ancak o &#8220;Devemi bir Yahudi asilliya mi vereyim?&#8221; demisti. Hz. Peygamber (s.a.s) onun bu sözünden çok müteessir olmus ve Hz. Zeyneb ile Iki ay görüsmemisti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Safiyye H. 50/ M. 670 yilinda vefat etmistir. Rasûlüllah (s.a.s)&#8217;in vefatindan sonra, uzun bir ömür sürmüs olan Hz. Safiyye, ölüm döseginde iken, sahip oldugu mallarinin üçte birini, Yahudi dininde israr edip kalmis olan bir yegenine vasiyet etmisti. Zira Islâm hukukuna göre, gayr-i müslim akrabaya sadaka câizdi. Bu durumda mirastan hisse almaya hak sahibi olmayanlar için vasiyette bulunmak mümkündü. Ancak bazi müslümanlar bu vasiyetin yerine getirIlmesine karsi çiktilarsa da, Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;in bir diger esi ve döneminin hukuk otoritesi Hz. Aise; lehine vasiyet yapilanin tarafini tutacak bir biçimde araya girerek, vasiyetin yerine getirIlmesinin Islâm hukukuna uygun olacagini ifade etti. Halbuki Hz. Aise ile Hz. Safiyye, Hz. Peygamber (s.a.s)&#8217;in sagliginda zaman zaman dargin durmuslar, ancak darginliklarina hemen son vererek helâllesmislerdi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Safiyye Medine&#8217;de Baki&#8217; mezarliginda topraga verIlmistir (Ibn Sa&#8217;d, Tabakatü&#8217;l-Kübrâ, Beyrut (ts.), VIII,120-129; Muhammed Hamidullah, Islâm Peygamberi, çev. Salih Tug, Istanbul 1980, II, 740-741; Mevlana Sibli, Asr-i Saadet, çev. Ö. Riza Dogrul, Istanbul 1981, II, 162-163).</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-safiyye-radiyallahu-anha.html">Hz. SAFIYYE radiyallahu anhâ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-safiyye-radiyallahu-anha.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hazreti Hafsa radiyallahu anhâ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hazreti-hafsa-radiyallahu-anha.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hazreti-hafsa-radiyallahu-anha.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Mar 2013 21:49:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Hafsa]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Hafsa (radiyallahu anhâ)]]></category>
		<category><![CDATA[radiyallahu anhâ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=3605</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ömer ibni Hattab’in Kizi &#8211; Mü’minlerin Annesi Hazreti Hafsa radiyallahu anhâ &#160; Hazret-i Hafsa radiyallahu anhâ Hz. Ömer (r.a)’in kizi&#8230; Bilgili ve kültürlü, irâdesi kuvvetli, sadakat sahibi bir Islâm hanimefendisi&#8230; O devirde okuma-yazma bilen pek ender, kültürlü kadinlardan&#8230; Üçüncü hicri yilda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin aileleri arasina katilarak mü’minlerin annesi olma serefini elde &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hazreti-hafsa-radiyallahu-anha.html">Hazreti Hafsa radiyallahu anhâ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ömer ibni Hattab’in Kizi &#8211; Mü’minlerin Annesi<br />
</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em><span style="color: #004080;"><big><big><big><big><big><big>Hazreti Hafsa</big></big></big></big></big></big><br />
</span>radiyallahu anhâ</em></strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em><big>Hazret-i Hafsa radiyallahu anhâ Hz. Ömer (r.a)’in kizi&#8230; Bilgili ve kültürlü, irâdesi kuvvetli, sadakat sahibi bir Islâm hanimefendisi&#8230; O devirde okuma-yazma bilen pek ender, kültürlü kadinlardan&#8230; Üçüncü hicri yilda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin aileleri arasina katilarak mü’minlerin annesi olma serefini elde eden bahtiyarlardan&#8230;<br />
O, Mekke’de Peygamberlik gelmezden (Bi’set’ten) bes sene önce dogdu. Babasi, Islâm tarihinde adâletiyle ün salan, ikinci halife Hz. Ömer (r.a)dir. Annesi Zeynep, Osman ibni Maz’ûn (r.a)’in kiz kardesidir. Babasi ile birlikte Mekke’de müslüman oldu. Ashab’tan Huneys ibni Huzâfe (r.a) ile evlendi. ilk müslümanlarin safinda yer alan bu bahtiyar kari-koca birlikte önce Habesistan’a, daha sonra Medine’ye hicret etti.<br />
Huneys (r.a), Abdullah ibni Huzâfe (r.a)’in kardesidir. Bedir ve Uhud gazvelerine istirak etmistir. Her iki gazvede de kahramanca çarpisti. Uhud savasinda ciddi sekilde yaralandi. Medine’ye dönüldügünde sehadet serbetini içti. Hazreti Hafsa (r.anhâ) genç yasta dul kaldi.Hz. Ömer (r.a) kizinin dul olarak kalmasina gönlü râzi degildi. Biran önce onu evlendirmeliydi. O devirde iddetini tamamlayan kadinlarin fazla beklemeden evlenmesi daha uygun görülüyordu. Bir baba olarak Hz. Ömer (r.a) da kizinin iyi bir kimse ile evlenmesini arzu ediyordu. Bunun için düsündü, tasindi ve onu Hz. Osman (r.a)’a nikâhlamaya karar<br />
verdi. Hz. Osman da o sirada dul kalmisti. Hanimi Peygamberimiz’in kizi Rukiyye (r.anhâ) vefat etmisti. Rahatlikla teklif yapilabilirdi. Vakit kaybetmeden Osman’a gitti. Kizi Hafsa’yi nikâhliyabilecegini söyledi. Bu konudaki görüsmeleri Abdullah ibni Ömer radiyallahu anhümâ bizzat babasindan söyle nakletmektedir:<br />
Osman ibni Affan’a gittim. Onu hüzünlü gördüm. Üzüntüsünü gidermek ve teselli etmek için ona Hafsa’dan bahsettim. istersen Hafsa’yi sana nikâhliyayim dedim. Osman birden cevap veremedi. Hemen evet diyemedi. Biraz düsünmek için zaman istedi ve Hele bir düsüneyim dedi. Aradan bir kaç gün geçtikten sonra karsilastigimizda, simdilik evlenemiyecegim diye özür diledi.<br />
Hz. Ömer ayni teklifi Hz. Ebûbekir (r.a)’a yapmayi düsündü. Onunla karsilastiginda:<br />
istersen sana kizim Hafsa’yi nikahliyayim dedi. Hz. Ebûbekir de sustu. Agzini açip da bir söz söylemedi. Hiçbir cevap vermedi. Bu sebeple ona, Osman’a gücendiginden daha fazla kizdi.<br />
Hz. Ömer (r.a) iki samimi arkadasindan müsbet bir cevap alamayinca cani sikildi. içerledi. Üzüntülü bir sekilde Rasûlullah (s.a)’in huzuruna girdi ve söyle dedi: Yâ Rasûlallah! Ben Osman’a sasiyorum. Hafsa’yi ona nikâhlamak istedim de yanasmadi.<br />
Ebûbekir de öyle&#8230;<br />
iki Cihan Günesi Efendimiz Ömer’e tebessüm ederek: Yâ Ömer! Hafsa, Osman’dan, Osman da Hafsa’dan daha hayirli birisiyle evlenecektir. buyurdu.<br />
Hz. Ömer büsbütün merak içerisinde kalmisti. Osman’dan daha hayirli damât kim olabilirdi? Merak içerisinde aradan yine birkaç gün geçti. Nebiyy-i Ekrem (s.a) Efendimiz Hafsa’ya tâlib oldu. Hz. Ömer (r.a)’a: Sen kizin Hafsa’yi bana nikâhlarsin. Ben de kizim Ümmü Gülsüm’ü Osman’a nikâhlarim. buyurdu.<br />
Hz. Ömer bu müjdeye çok sevindi. iki Cihan Günesi Efendimiz bu haberle Hafsa’yi kendisine Allah’in nikâhladigini anlatmak istiyordu. Bunun üzerine kisa zamanda dügün hazirliklari tamamlandi. Hicretin üçüncü yilinda saban ayi içerisinde Hz. Hafsa, Resûl-i Ekrem (s.a) Efendimizle nikâhlanarak mü’minlerin annesi olma serefine erdi.<br />
Fahr-i Kâinat (s.a) efendimiz bu nâzikâne tesebbüsü ile üç büyük sahâbîsi arasindaki dostlugu, kardesligi, din bagini hisimlikla, akrabalikla daha da kuvvetlendirmis oldu. Âise’yi nikahlayarak Hz. Ebûbekir (r.a)’i Hafsa’yi nikahlayarak da Hz. Ömer (r.a)’i taltif etti. Onlari kendine kayinpeder, kizlarini da mü’minlerin anneleri olma bahtiyarligina kavusturdu.<br />
Hz. Ebûbekir (r.a) kendine teklifte bulunan Hz. Ömer’e müsbet-menfi bir cevap veremedigi için üzülüyordu. Fakat baska çaresi de yoktu. Çünki bir sirri muhafaza etmesi gerekiyordu. Hz. Hafsa ile Fahr-i Kâinat (s.a)’in evlenecegini biliyordu. Bunu söylemek emanete hiyanet olacakti. Bu sebepten sükût etti. Nikâh kiyildiktan sonra Hz. Ömer (r.a)’a gelerek özür diledi ve durumu söyle izah etti:<br />
Hafsa’yla evlenmemi istedigin, benim de sana cevap vermedigim zaman herhalde bana gücenmissindir. dedi. Hz. Ömer de: Evet diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebûbekir (r.a) sunlari söyledi:<br />
Bana bu konuyu açtiginda sana bir cevap vermeyisimin sebebi, Rasûlullah (s.a)’in Hafsa ile evlenmekten söz etmesidir. Elbette onun sirrini ifsâ edemezdim. sayet Nebiyy-i Muhterem, Hafsa ile evlenmekten vazgeçseydi, elbette onunla evlenirdim diyerek onu teselli etti.<br />
Ne nezâket!.. Ne edeb!.. Ne sir saklayicilik!.. iste Islâm edebi!&#8230; Emanet bir sir&#8230; Sükût bir hazinedir&#8230; Emanete riâyet ve sükûtu ihtiyar etmek ise insanin emniyeti ve süsüdür&#8230;<br />
Hz. Hafsa (r.anhâ), Rasûlullah (s.a)’in evine Sevde ve Aise (r.anhümâ) annelerimiz varken gelin olarak geldi. O, iki Cihan Günesi Efendimizin saâdethânelerine geldiginde yirmi yaslarindaydi. Sevde (r.anhâ) annemiz Âise (r.anhâ) gibi onu da büyük bir gönül rahatligi içinde karsiladi. Her ikisine de hizmet etti. Hafsa (r.anha) da gençti. Bilgili ve onurluydu. Özü sözü birdi. iradesi kuvvetliydi. Hâne-i seâdette iki genç annemiz olmustu. ikisi de Efendimize hizmet etme yarisinda gayretlerini esirgemiyorlardi. Son derece nâzik davraniyorlardi. Sevgi ve hürmette kusur etmemeye çalisiyorlardi. Fahr-i Kâinat (s.a) efendimiz de iki aziz<br />
arkadaslarinin kizlari olmalari sebebiyle gücünün yettigince onlara müsâmaha ile davraniyordu. Kadinlik zaafiyetlerini, gençliklerini göz önüne alarak daha merhametli, daha sefkatli muâmele ediyordu. Fakat beser olarak sikintili zamanlar da geçiriyordu. söyle ki: Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz Zeynep binti Cahs (r.anhâ) annemizin evinde bal serbeti içmisti. Biraz da yaninda fazla kalmisti. Bu durum iki genç annemizin dikkatlerini çekti ve aralarinda anlasarak. Efendimizin yanina vardiklari zaman kendisinden megâfir kokusu geldigini söylediler. Efendimiz megâfir yemedigini, bal serbeti, içtigini söyledi ve:<br />
Demek ki bali yapan ari megâfir yalamis diyerek bir daha bal serbeti içmemege yemin etti.<br />
Bunun üzerine Allah Teâlâ Tahrim sûresini nâzil buyurdu. Meâli söyledir:<br />
Ey Peygamber! Eslerinin rizasini gözeterek Allah’in sana helâl kildigi seyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir.<br />
Fahr-i Kâinat (s.a) efendimiz bir ara hanimlarindan ayrilarak uzlete çekilmisti. Genç ailelerini egitmek istiyordu. Ashab arasinda bu durum, Rasûlullah hanimlarini bosadi. diye yayildi. Hz. Ömer (r.a) bu haberi isitince dogruca Efendimizin odasina yöneldi. Kizi Hafsa’nin bir hatasi olabilecegini düsünerek Efendimiz’den içeri girmeye izin istedi ve huzura girerek Efendimizin gönlünü rahatlatacak su sözleri söyledi:<br />
Ya Rasûlallah! Kadinlardan dolayi ne kadar sikinti çekiyorsun. sayet onlari bosarsan Allah da melekleri de seninle beraberdir. Ben de, Ebûbekir de, mü’minler de seninle beraberiz&#8230; dedi.<br />
iki Cihan Günesi Efendimiz tebessüm etti. Gül yüzünden nurlar saçildi. Ömer’in kalbine huzur verecek ve mü’minleri sevindirecek su cevabi verdi. Hanimlarini bosamadigini, sadece uzlete çekildigini söyledi. Hz. Ömer mescide geldi ve durumu müslümanlara izah etti.<br />
Hz. Hafsa (r.anhâ) yaratilis icâbi biraz celâlli idi. Hz. Âise (r.anhâ) annemiz onu söyle tavsif ediyor: Hafsa tam manasiyla babasinin kizidir. Kuvvetli bir iradesi vardir. Özü sözü birdir.<br />
Birgün Resûl-i Ekrem (s.a) Efendimiz Hafsa annemizin yaninda Hudeybiye’de biat eden ashabini anarak: insaallah, Hudeybiye’de biat eden ashâbim Cehenneme girmez. buyurdu. Hafsa (r.anhâ) da:içinizden oraya ugramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinlesmis bir hükümdür. (Meryem sûresi; 71) âyetini okuyarak hatirlatmada bulundu. Efendimiz de ona: Sonra, biz Allah’tan sakinanlari kurtaririz; zalimleri de diz üstü çökmüs olarak orada birakiriz. (Meryem sûresi; 72) ayetini okuyarak cevap verdi.<br />
Hz. Hafsa (r.anhâ) annemiz ibadete düskündü. Çok namaz kilar, çokca nâfile oruç tutardi. Onun hayati da diger annelerimiz gibi fakirlik içinde geçti. Yatak olarak kullandigi bir siltesi vardi. Yazin onu altina sererdi. Kisin da bir tarafini altina serip, bir tarafini da üzerine örterdi. Çogu zaman yemek için ekmek bulamazdi. Buna ragmen sikâyetçi olmadi. Hep haline sükretti.<br />
O, Resûl-i Ekrem (s.a) efendimize son derece sadakat ve muhabbetle bagliydi. Kendisine hediye edilen seyleri yemez içmez, Resûlullah’a ikram ederdi. Onu daima nefsine tercih ederdi. Bir defasinda kendisine bir tulum bal hediye etmislerdi. Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz odasina ugradiginda ondan serbet yapar ve ikram ederdi.</big></em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em><big>Hz. Hafsa (r.anha) Fahr-i Kâinat (s.a) efendimizin dâr-i bekâya irtihalinden sonra da önemli hizmetlerde bulundu. Hz. Ebûbekir (r.a) devrinde Kur’ân âyetleri bir araya toplanarak Mushaf haline getirilmisti. Bu tek nüsha idi. Hz. Ebûbekir (r.a)in nezdinde kaliyordu. Vefatindan sonra Hz. Ömer (r.a)’in nezaretine verildi. Hz. Ömer (r.a) da yaralanip sehid olacagi zaman kizi Hz. Hafsa (r.anhâ) annemize teslim etti. O da itina ile muhafaza etti. Hz. Osman (r.a) devrinde bu nüshadan çogaltildi.<br />
Hz. Hafsa (r.anhâ) vâlidemiz 60’a yakin hadis-i serif rivayet etti. Bir tanesi sudur. Rasûlullah (s.a) yatagina girdiginde sag elini basinin altina koyar söyle duâ ederdi: Yâ Rabbi! Kullarini dirilttigin gün beni azabindan koru. Bunu üç defa tekrar ederdi.</big></em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em><big>Hicretin 45. yilinda Hz. Muaviye’nin halifeligi döneminde altmis yasinda iken vefat eden Hz. Hafsa (r.anhâ) annemiz’in cenâze namazini Medine valisi Mervan ibni Hakem kildirdi. Cennet-i Bakî’a’da mü‘minlerin annelerinin yanina; ebedî istirahatgâhina tevdi edildi. Cenab-i hak’tan sefaatlerini niyaz ederiz. Amin.</big></em></strong></h4>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hazreti-hafsa-radiyallahu-anha.html">Hazreti Hafsa radiyallahu anhâ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hazreti-hafsa-radiyallahu-anha.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. ÂISE (radiyallahu anhâ)</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-aise-r-a.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-aise-r-a.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Mar 2013 21:27:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[dolduran Hz. Aişe (ra) |]]></category>
		<category><![CDATA[İlim hazinelerini]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=3600</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;e ilk iman eden onun en sadik arkadasi Hz. Ebu Bekr es-Siddîk&#8217;in kizi ve Hz. Peygamber&#8217;in zevcesi. Hicret&#8217;ten dokuz veya on sene önce Mekke-i Mükerreme&#8217;de dogdu. Annesi Ümmi Rûmân binti Âmir ibn Umeyr&#8217;dir. Hz. Âise çok küçük yasta müslüman olmustur. Resulullah, ilk zevcesi Hatîcetü&#8217;lKübrâ hayatta iken baska bir kadinla evlenmemisti. Onun &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-aise-r-a.html">Hz. ÂISE (radiyallahu anhâ)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;e ilk iman eden onun en sadik arkadasi Hz. Ebu Bekr es-Siddîk&#8217;in kizi ve Hz. Peygamber&#8217;in zevcesi. Hicret&#8217;ten dokuz veya on sene önce Mekke-i Mükerreme&#8217;de dogdu. Annesi Ümmi Rûmân binti Âmir ibn Umeyr&#8217;dir. Hz. Âise çok küçük yasta müslüman olmustur.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Resulullah, ilk zevcesi Hatîcetü&#8217;lKübrâ hayatta iken baska bir kadinla evlenmemisti. Onun vefatindan sonra bir süre daha evlenmedi. Resulullah, Hatice (r.a.)&#8217;in ölümüne çok üzüldü. Osman ibn Maz&#8217;un&#8217;un hanimi Havle binti Hakim, Resulullah&#8217;a gelerek Ebu Bekr es-Siddîk&#8217;in kizi Âise ile evlenmesini teklif etti. Sonra da Resulullah adina Ebu Bekr&#8217;e giderek kizi Âise&#8217;yi istedi.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Âise&#8217;nin Resulullah&#8217;a nikâhlanmasi Hicret&#8217;ten iki veya üç sene önce oldu. Kaynaklar, bu nikâhlanma sirasinda Hz. Âise&#8217;nin yasinin küçük oldugunu kaydetmektedir. Nikâhin kiyilmasindan iki yil kadar zaman geçtikten sonra zifâf vukû bulmustur. Hz. Âise&#8217;nin o zaman dokuz veya on bir yasinda oldugu rivayet edilmektedir. Bu rivayetleri bazi tarihçiler cerhetmekte ve Âise validemizin evlendikleri zaman daha büyük oldugunu ileri sürmektedirler. Âise validemizden rivayet edilen bir hadiste, Hz. Cebrâil Âise&#8217;nin resmini ipek bir hirka içinde Resulullah&#8217;a getirmis ve &#8220;Bu, senin dünya ve ahirette zevcendir.&#8221; demisti. Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in bâkire olarak nikâhladiklari tek zevcesi vâlidemiz Hz. Âise&#8217;dir. Resulullah onu çok severdi. Ona &#8216;Hümeyra&#8217; lâkabini vermis ve: &#8220;Dininizin yarisini bu Hümeyra&#8217;dan aliniz&#8221; buyurmuslardir. Hazret-i Âise, Medine&#8217;de Peygamberimizin muharebelerine katildi ve diger sahâbe hanimlari gibi harpte yaralilarin tedavisiyle bizzat mesgul oldu. Uhud gazâsinda sirtinda su ve yiyecek tasiyip yardim için Peygamber Efendimizin hep yaninda kalmisti. Hatta, peygamberimizin Uhud&#8217;da müsriklerin taslariyla yaralanan mübarek yüzlerine, hasir yakip, külünü basarak kanlarinin durmasini saglamisti. Hz. Âise bir ara Uhud&#8217;da kiliçla cepheye gitmek istemisse de, Resulullah buna müsaade etmemistir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Âise 14-15 yaslarinda iken Benu Mustalik (Müreysi&#8217;) gazâsina Resulullah&#8217;la beraber katildi. Gazâ dönüsü tuvalet için geride kalmasi yüzünden iftiraya ugradi; savasa ganimet için katilan münafiklar Hz. Âise&#8217;nin, gecikmesi sebebiyle, kâfilenin ardindan yaninda Ashabtan Safvan ile birlikte geldigini görünce bunu kötü sözlerle ve çirkin bir sekilde yorumladilar. Yolda bu dedikodulara bazi müslümanlar da karisinca Hz. Âise çok üzüldü; Medine&#8217;ye gelince hastalandi. iftira, dedikodu etrafa yayilmisti. Atesi yükselerek yataga düstü. Bu arada kendisini fazla aramayan Rasûlullah&#8217;tan izin isteyerek babasi Ebû Bekir&#8217;in evine gitti. Orada bir müddet kaldi; sabirla bekledi. Bu arada Rasûlullah diger hanimlarina ve sahâbeden en yakinlarina Âise&#8217;nin durumunun ne olabilecegini sordu. Hepsi de Hz. Âise&#8217;nin temiz ve suçsuz oldugunu söylediler; &#8220;Peygamberini fenaliklardan koruyan Cenâb-i Hak, size böyle bir seyi revâ görmez, sabreyleyin&#8221; dediler.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Aradan bir ay gibi uzun bir zaman geçinceye kadar danismalarini sabirla sürdüren Resulullah, sonunda Hz. Ebû Bekir&#8217;in evine ugradi. Hz. Âise&#8217;yi, anne, babasi ve sahâbeden bir hanimla aglar buldu: &#8220;Ya Âise, senin için bana söyle söyle söylediler. Eger sen, dedikleri gibi degilsen; Allah&#8217;u Teâlâ yakinda senin dogrulugunu tasdik eder. Eger bir günah islediysen, tövbe ve istigfar eyle! Allah&#8217;u Teâlâ, günahina tövbe edenlerin tövbesini kabul eder. &#8221; buyurdular. Resulullah&#8217;in mübarek sesini isitince aglamayi kesen Hz. Âise babasina bakip cevap vermesini istedi. Hz. Ebû Bekir ve Âise&#8217;nin annesi böyle söylentilere ve dedi-kodu yapanlara sadece sasirdiklarini söylediler. Hz. Âise ise: &#8220;Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;ya yemin ederim ki kulaginiza gelen lâflarin hepsi yalandir, iftiradir, Allah biliyor ki benim bir seyden haberim yoktur. Yapmadigim bir seye evet dedigimde kendime iftira etmis olurum. Sabretmek iyidir. Onlarin söyledigi sey için Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;dan yardim bekliyorum.&#8221; dedi. Günahsiz oldugundan, kalbinin temizligi ile ve kendinden emin olarak bekledi .</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Bu sirada Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;in yüzünde vahiy alâmetleri belirdi. Hz. Ebû Bekir, Resulullah&#8217;in basinin altina bir yastik koyup üzerine çarsaf örterek beklediler. Vahiy tamamlaninca Resulullah terlemis yüzünü örtünün altindan kaldirarak: &#8220;Müjdeler olsun sana ey Âise! Allah&#8217;u Teâlâ seni temize çikardi. Senin pak olduguna sahit oldu.&#8221; deyip Kur&#8217;an&#8217;daki Nûr Suresinden, o an nazil olunan 10 ayeti okudu. Hz. Ebû Bekir hemen kalkip kizi Âise&#8217;yi basindan öptü, &#8220;Kalk, Resulullah&#8217;a tesekkür et.&#8221; dedi. Kendisi için ayet inecegini aklindan geçirmeyen Âise saskinlik içinde: &#8220;Hayir kalkmam baba vallahi kalkmam. Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;dan baskasina sükretmem. Çünkü Rabbim beni Ayet-i Kerîme ile methetti.&#8221; dedi. Ama, çok sevindi. iftirada bulunanlar zamanla hakîr ve zelîl oldular.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamberimiz (s.a.s.) 632 senesinde hastalaninca son gününü Hz. Âise validemizin evinde geçirdi. Rebiü&#8217;levvel ayinin onikinci pazartesi günü ögleden önce mübarek basi, Hz. Âise validemizin gögsüne yaslanmis oldugu halde vefat etti. Resulullah&#8217;in vefatindan sonra Ashâb-i Kirâm, Hz. Aise validemize müminlerin annesi adini vererek, ona büyük hürmet göstermislerdir. Hz. Âise de, sahâbe içinde, kirk yila yakin bir müddet daha yasamis ve pek çok hadis rivayet etmistir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Âise&#8217;nin bu son kirk yillik hayatindaki en önemli olay; Cemel Vak&#8217;asi&#8217;dir. Hz. Osman&#8217;in karisiklik çikaran entrikaci asiler tarafindan sehid edilmesinden sonra halîfe olan Hz. Ali, katilleri bulmak ve kisas yapmak hususunda günün sartlari geregi olarak sabirla hareket etmeyi uygun bulmustu. Bu yumusak davranistan yüz bulan asiler taskinliklarini artirarak fenaliklarina devam ettiler.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Durum böyle endise verici bir hâl alinca Ashâb-i Kiram&#8217;in büyüklerinden bir kismi (Talha, Zübeyr&#8230;) Mekke&#8217;ye giderek o sirada hac için orada bulunan Hz. Âise&#8217;yi ziyaret edip, olaylara el koymasini ve kendilerine yardimci olmasini istediler. Hz. Âise de; acele etmemelerini, sabirla bir köseye çekilip Hz. Ali&#8217;ye yardimci olmalarini tavsiye etti. Ashâb-i Kirâm&#8217;in büyükleri de Hz. Âise&#8217;nin tavsiyesine uyarak, askerleriyle Irak ve Basra&#8217;ya gitmeyi uygun gördüler. Hz. Âise&#8217;ye de: &#8220;Ortalik düzelinceye ve halifeye kavusuncaya kadar bizimle beraber bulun, bize destek ol, çünkü sen müslümanlarin annesi ve Resulullah&#8217;in muhterem zevcesisin, herkes seni sayar dediler. Hz. Âise de, müslümanlarin rahat etmesi ve Ashâb-i Kirâm&#8217;in korunmasi için onlarla birlikte Basra&#8217;ya hareket etti. Bu gidisi asiler, Hz. Ali&#8217;ye baska türlü anlattilar. Bu arada Hz. Ali&#8217;yi de zorlayarak Basra&#8217;ya gitmesini sagladilar. Hz. Ali de Basra&#8217;ya gelince Hz. Âise&#8217;ye bir haberci yollayarak, olaylar ve yolculugu hakkindaki düsüncelerini sordu. Hz. Âise, fitneyi önlemek ve sulhu saglamak için Basra&#8217;ya geldigini; öncelikle katillerin yakalanmasini istediklerini halife Hz. Ali&#8217;ye bildirdi. Bu görüsü Hz. Ali de uygun bularak sevindi. Memnun olan her iki taraf üç gün sonra birlesmeyi kararlastirdilar.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Bu baris haberini ve memnunlugu isiten münafiklar birlesmeye engel olmak için, gece karanlik basinca, her iki tarafa da ayri ayri askerlerle saldirdilar. Taraflara da: &#8220;Bakin, karsinizdakiler sözünde durmadi&#8221; deyip bu gece baskini ile ortaligi karistirdilar. Karanlikta neye ugradiklarini bilemeyen müslümanlar harb etmeye basladilar. Her iki taraf da karsisindakini suçluyordu. iste bu iki müslüman grup arasinda meydana gelen çatismaya Cemel vak&#8217;asi denir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Bu vak&#8217;ada Hz. Aise&#8217;nin ictihadi Hz. Ali&#8217;nin ictihadina uymamisti. Buna ragmen galib olan Hz. Ali, müminlere anneligi Kur&#8217;an-i Kerim ayeti ile sabit olan Hz. Aise&#8217;ye ikram ve izzette bulundu. &#8220;Ali&#8217;yi sevmek imandandir.&#8221; hadisini haber veren Hz. Âise de Hz. Ali&#8217;yi çok severdi. Daha sonra Hz. Ali&#8217;nin sehâdetine üzüldü ve çok agladi. Çünkü, sahâbiler birbirlerini çok severlerdi.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hayatinin son devrelerini müctehid olarak bilhassa kadinlara mahsus hallere dair fikhî hükümlerde fetvalar vererek geçirdi. 676 yilinda Medine-i Münevvere&#8217;de vefat etti. Cenazesini Ashâbtan Ebû Hureyre (r.a.) kildirdi. Vasiyyeti üzerine Medine&#8217;de el-Bakî&#8217; kabristanina defnedildi. Küçük yaslarda iken Âise&#8217;nin egitim ve ögretimiyle bizzat babasi Hz. Ebû Bekir (r.a.) ilgilenmistir. Bütün müminlerin annesi olan Âise validemiz daha küçük yaslarda iken okuma yazma ögrenmis, zekâsi ve kabiliyeti ile etrafinin dikkatini çekmistir. Ögrendiklerini unutmaz, ezbere tekrar ederdi. Hafizasi çok kuvvetli idi. Akilli, zeki, âlime, edibe, iffet sahibi bir hanim idi. Pek çok konulari siirle anlatan sanatkârca bir ifadeye sahipti. Ashâb, karakter ve hâfizasina güvendikleri ayet-i kerime ile övüldügünü bildikleri için birçok meseleyi ondan sorar ve ögrenirlerdi.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Âise vâlidemiz babasi Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer, Hz. Osman&#8217;in hilâfetleri zamaninda Hz. Peygamber&#8217;den isittiklerini müslümanlara anlatti. Devamli oruç tutar ve daima gece namazi kilardi. Hz. Âise fikih ve ictihadda keskin, kuvvetli görüse sahiptir. Fikih ilminin kurucularindan sayilir. Devrinin üstün âlimlerinden ve Fukahâ-i Seb&#8217;a*dandir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Âise, güzel ahlâkli, merhamet dolu, cömert ve ibadete düskün, çok zeki bir sahâbiydi. Hepsinin basinda en mümtaz vasfi ise islâm&#8217;a ve ilme olan büyük hizmeti idi. Müslüman bilginler arasinda yaygin bir rivayete göre fikih ve dinî ilimlerin dörtte birini Hz. Âise nakletmistir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Ebû Mûsa el-Es&#8217;ârî: &#8220;Bizler, müskül bir mesele ile karsilastigimizda gider Hz. Âise&#8217;ye sorardik.&#8221; demistir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Abdurrahman b. Avf&#8217;in oglu Ebû Seleme: Resulullah&#8217;in sünnetini Hz. Âise&#8217;den daha iyi bilen; dinde derinlesmis, Ayet-i Kerîme&#8217;lere bu derece vâkif ve sebeb-i nüzulleri bilen, ferâiz ilminde mâhir bir kimseyi görmedim.&#8221; demistir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hakkinda imam Zührî: &#8220;Eger zamaninin bütün âlimlerinin ve peygamberimizin diger zevcelerinin ilmi bir araya toplansa, Hz. Âise&#8217;nin ilmi yine daha agir basardi&#8221; derdi.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Atâ b. Ebî Rebâh; &#8220;Hz. Âise, ashâb içinde en çok fikih bilen, isabetli rey bakimindan en ileri gelen bir kimse idi.&#8221; demistir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Tabiinden Mesruk; &#8220;Allah&#8217;a yemin ederim ki, Ashâb-i Kirâm&#8217;in ileri gelenlerden bir çogu gelir Hz. Âise&#8217;den Ferâiz&#8217;e ait sorular sorar ve ögrenirlerdi.&#8221; demistir.</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Âise Peygamberimizden ikibinikiyüzon hadîs rivayet etmistir. Kendisinden de Ashâb ve Tabiin&#8217;den bir çok kimse hadîs nakletmislerdir. Sahih hadis kitaplari Hz. Âise&#8217;nin fetvalari ile doludur. Ahmet b. Hanbel Müsned adli eserinde de Âise&#8217;nin rivayet ettigi hadislerinden uzun uzun bahseder .</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Âise&#8217;nin naklettigi hadislerden bazilari:</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Ey Âise, Allah, kullarina lutf ile muamele edicidir. Her iste yumusak davranilmasini sever.&#8221;</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Her gün yirmi kere ölümü düsünen kimse, sehidlerin derecesini bulur&#8221;</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Resul-i Ekrem (s.a.s.) &#8216;in en ziyade hoslandigi ibadet, devamli olani idi, az olsa bile.&#8221;</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Sekir (sarhosluk) veren her içki haramdir. &#8220;</em></strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><strong><em>Hazret-i Peygamber (s.a.s.) söyle buyurmustur: &#8220;Cebrâil hiç durmaz komsu hakkina hürmet olunmasini bana tavsiye ederdi. Hatta ben yakinda komsuyu mirasçi kilacak sandim. &#8220;</em></strong></h4>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-aise-r-a.html">Hz. ÂISE (radiyallahu anhâ)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-aise-r-a.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. HADICE, HATICE (r.a)</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-hadice-hatice-r-a.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-hadice-hatice-r-a.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Mar 2013 20:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini konular]]></category>
		<category><![CDATA[hakında bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. HADICE HATICE r.a]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=3556</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;in temiz, iffetli ve yüce ahlâk sahibi olan hanimlarinin ilki. O, Araplarin en asil kavmi olan Kureys kavminden ve Kureys kavminin de, en asil, pak ailelerinden idi. Babasi Huveylid, annesi Fâtima&#8217;dir (Ibn Ishak, es-Sîre, Nesr. Muhammed Hamidullah, s. 60). Hz. Hatice&#8217;nin baba tarafindan soyu Kusay&#8217;da Peygamberimizin baba tarafindan soyu ile birlestigi &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-hadice-hatice-r-a.html">Hz. HADICE, HATICE (r.a)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><strong><em>Hz. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;in temiz, iffetli ve yüce ahlâk sahibi olan hanimlarinin ilki.</em></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><em>O, Araplarin en asil kavmi olan Kureys kavminden ve Kureys kavminin de, en asil, pak ailelerinden idi. Babasi Huveylid, annesi Fâtima&#8217;dir (Ibn Ishak, es-Sîre, Nesr. Muhammed Hamidullah, s. 60).</em></strong></p>
<table border="0" align="CENTER">
<tbody>
<tr>
<td><strong><em><img loading="lazy" decoding="async" alt="" src="https://www.enfal.de/flower.gif" width="55" height="55" /></em></strong></td>
<td>
<p align="JUSTIFY"><strong><em>Hz. Hatice&#8217;nin baba tarafindan soyu Kusay&#8217;da Peygamberimizin baba tarafindan soyu ile birlestigi gibi, annesi tarafindan da soyu yine Peygamberimizin baba tarafindan dedesi olan Lüey&#8217;de bilesmektedir (M. Asim köksal, Islâm Tarihi, Mekke Devri, 96).</em></strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="JUSTIFY">
<p align="JUSTIFY"><strong><em>Hz. Hatice, ticaretle ugrasan zengin, haysiyetli, serefli bir kadindi. Ücretle tuttugu adamlarla Sam&#8217;a ticaret kervanlari düzenlerdi. Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;in dogru sözlü, güzel ahlâkli ve son derece kendisine güvenilen bir insan oldugunu ögrenince, O&#8217;na ticaret ortakligi önerdi. Hz. Muhammed (s.a.s) Hz. Hatice&#8217;nin bu teklifini kabul etti. Hz. Hatice O&#8217;nun baskanliginda bir ticaret kervanini Sam&#8217;a gönderdi. Ayni zamanda kölesi Meysere&#8217;yi de O&#8217;nunla beraber gönderdi. Meysere, yolculuk sirasinda Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;de harikulade hallere sâhid oldu. Gittikleri yerde, Peygamberimiz (s.a.s.) satacaklarini satti ve alacaklarini da aldi. Ondan sonra geri döndüler. Hz. Hatice bu ticaret kervanindan çok memnun oldu. Daha önce gönderdigi ticaret kervanlarina nazaran, bu sefer daha fazla kâr elde etti. Hz. Peygamber (s.a.s.) hakkinda Meysere&#8217;yi de dinleyince, O&#8217;na olan itimadi ve sevgisi daha da artti. O&#8217;na anlastiklari ücretten fazlasini verdi ve Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;e evlenme teklifinde bulundu (Ibn Ishak, a.g.e., 59).</em></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><em>Hz. Peygamber (s.a.s.) durumu amcasi Ebu Talib&#8217;e anlatti. Ebu Talib Hz. Hatice&#8217;yi Hz. Muhammed (s.a.s.) için istedi. Iki aile anlasti. Dügünleri o zamanin örf ve adetlerine göre, Hz. Hatice&#8217;nin evinde yapildi. dügünde Ebû Talib ve Hz. Hatice&#8217;nin amcasi Amr b. Esed birer konusma yaptilar. Ikisi de konusmalarinda hikmetli ifadelerde bulundular ve evlenecekler hakkinda güzel seyler söylediler. Ondan sonra misafirlere ikram yapildi, yemekler yenildi. Ebû Talib nikâhlarini kiydi. Mehir olarak 500 dirhem altin tesbit edildi (Ibn, Sa&#8217;d Tabakat, VIII, 9).</em></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><em>O zaman, rivâyetlerin ekseriyetine göre, Hz. Muhammed (s.a.s.) 25 ve Hz. Hatice 40 yasinda idiler. Aralarinda 15 yas fark vardi (Ibn Hacer, el-Isâbe, 539). Bazi rivâyetlerde bu yas farkinin daha az oldugu kayitlidir.</em></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><em>Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in evlendigi ilk kadin, Huveylid&#8217;in kizi Hatice&#8217;dir. Hz. Hatice ilk olarak Atik b. Aziz&#8217;le evlendi, ondan bir kizi oldu. Onun ölümünden sonra, Temim ogullarindan Ebû Hale ile evlendi. Ondan da bir oglu ve bir kizi oldu. Onun da ölümünde sonra, Rasûlullah (s.a.s.) ile evlendi (Ibn Ishak, a.g.e., 229).</em></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><em>Hz. Hatice&#8217;nin Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;den Fâtima, Ümmü Gülsüm, Zeyneb ve Rûkiyye adinda dört kizi, Kâsim ve Abdullah adinda da iki oglu dünyaya geldi. Kelbî&#8217;nin rivâyet ettigine göre, önce Zeynep, sonra Kâsim, sonra Ümmü Gülsüm, daha sonra Fâtima, ondan sonra Rûkiyye ve en sonunda Abdullah dünyaya geldi. Ali b. Aziz el-Cürcânî de, Kâsim&#8217;in Zeynep&#8217;ten daha önce dogdugunu nakletmistir (Ibn el-Esir, Usdü&#8217;l-Gâbe, I, 434).</em></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><em>Hz. Hatice(r.anha), Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;e, Peygamberliginden evvel son derece saygi gösterip onu mutlu ettigi gibi, Peygamberligi döneminde de, ona ilk inanan, onunla beraber namaz kilip ona ilk cemaat olan kisi vasfini kazandi. Daima Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;e destek oldu, ona moral verdi, son derece güzel davranis ve sözleri ile, onun basarilarina katkida bulunmaya çalisti.</em></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><em>Hz. Hatice, Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;e (Allah kendisini Peygamberlikle sereflendirdigi zaman) teskin etmek için; &#8220;ey amca oglu, beni melek geldigi zaman haberdar edebilir misin?&#8221; diye sordu. Resûlullah (s.a.s.); &#8220;evet&#8221; cevabini verdi. Bir gün Hatice&#8217;nin yaninda iken, ona Cibril geldi ve; &#8220;Ey Hatice! Iste bu Cibril&#8217;dir, bana geldi&#8221; dedi. Hatice &#8220;Su anda onu görüyor musun?&#8221; diye sordu. &#8220;Evet&#8221; karsiligini verdi. Hatice bu kez sag tarafina oturmasini söyledi. Rasûlullah (s.a.s.) Hatice&#8217;nin sag tarafina oturdu. Hz. Hatice; &#8220;Simdi görüyor musun&#8221; sorusunu tekrarladi. Rasûlullah (s.a.s.) yine olumlu cevap verince, Hz. Hatice örtüsünü çikarip atti. O sirada Rasûlullah (s.a.s.)in hâlâ kucaginda oturuyordu. &#8220;Onu, simdi görüyor musun?&#8221; diye tekrar sordu. Rasûlullah (s.a.s.) bu kez &#8220;hayir&#8221; cevabini verince, Hz. Hatice; &#8220;Bu seytan degil; bu kesinlikle melek, ey amca oglu! Sebat et, seni müjdelerim&#8221; dedi (Ibn Ishâk, a.g.e., 114).</em></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><em>Hz. Hatice(r.anha), Allah&#8217;in selâmina ve Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in övgüsüne nâil olacak derecede faziletli ve serefli bir kadindi. O, imanda, sabirda, iffette, güzel ahlâkta, kisacasi her yönü ile örnek olan bir anneydi. Rasûlullah (s.a.s.); &#8220;hristiyan kadinlarinin en hayirlisi Imrân&#8217;in kizi Meryem, müslüman kadinlarinin en hayirlisi ise. Hüveylid&#8217;in kizi Hatice&#8217;dir&#8221; buyurdu. Bu konudaki diger bir hadisinin meali söyledir: &#8221; Dünya ve âhirette degerli dört kadin vardir. Imran&#8217;in kizi Meryem; Firavun&#8217;un karisi Asiye, Hüveylid&#8217;in kizi Hatice ve Muhammed (s.a.s.)&#8217;in kizi Fâtima&#8221; (Ibn Ishak, a.g.e. s. 228).</em></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><em>Bir gün Cebrâil (a.s.) Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;e gelerek söyle buyurdu: &#8220;Hatice&#8217;ye Allah&#8217;in selâmlarini söyle.&#8221; Rasûlullah (s.a.s.): &#8220;Ya Hatice, bu Cebrâil&#8217;dir, sana Allah&#8217;tan selam getirdi&#8221; deyince, Hz. Hatice, Allah&#8217;in selamini büyük bir memnuniyetle kabul etti ve Cebrâil&#8217;e de iadei selâmda bulundu (Ibn Hisâm, es-Sîre,, I, 257).</em></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><em>Allah&#8217;in rizasini, yuvasinin mutlulugunu, dünya ve âhiretin huzur ve saadetini düsünen bütün anneler için en güzel örnegi teskil eden Hz. Hatice (r.a.), nübüvvetin onuncu yilinda, Ramazan ayinda vefât etti ve Mekke&#8217;deki Hacun kabristanina defn edildi (M. Asim Köksal, a.g.e. s. 302).</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-hadice-hatice-r-a.html">Hz. HADICE, HATICE (r.a)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-hadice-hatice-r-a.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. EBU BEKIR ES SIDDÎK r.a 571-634</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-ebu-bekir-es-siddik-r-a-571-634.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-ebu-bekir-es-siddik-r-a-571-634.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Mar 2013 20:12:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. EBU BEKIR ES]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber sevdaliları]]></category>
		<category><![CDATA[SIDDÎK r.a 571-634]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=3552</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;in Islâm&#8217;i teblige baslamasindan sonra ilk iman eden hür erkeklerin; rasit halifelerin, asere-i mübesserenin ilki. Câmiu&#8217;l Kur&#8217;an, es-Siddîk, el-Atik lakaplariyla bilinen büyük sahabi. Kur&#8217;ân-i Kerim&#8217;de hicret sirasinda Rasûlullah&#8217;la beraber olmasindan dolayi, &#8220;&#8230;magarada bulunan iki kisiden biri&#8230;&#8221; (et-Tevbe, 9/40) seklinde ondan bahsedilmektedir. Asil adi Abdülkâbe olup, Islâm&#8217;dan sonra Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in ona Abdullah adini verdigi &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ebu-bekir-es-siddik-r-a-571-634.html">Hz. EBU BEKIR ES SIDDÎK r.a 571-634</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;in Islâm&#8217;i teblige baslamasindan sonra ilk iman eden hür erkeklerin; rasit halifelerin, asere-i mübesserenin ilki. Câmiu&#8217;l Kur&#8217;an, es-Siddîk, el-Atik lakaplariyla bilinen büyük sahabi.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kur&#8217;ân-i Kerim&#8217;de hicret sirasinda Rasûlullah&#8217;la beraber olmasindan dolayi, &#8220;&#8230;magarada bulunan iki kisiden biri&#8230;&#8221; (et-Tevbe, 9/40) seklinde ondan bahsedilmektedir. Asil adi Abdülkâbe olup, Islâm&#8217;dan sonra Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;in ona Abdullah adini verdigi kaydedilir. Azaptan azad edilmis mânâsina &#8220;atik&#8221;; dürüst, sadik, emin ve iffetli oldugundan dolayi da &#8220;siddik&#8221; lâkabiyla anilmistir. &#8220;Deve yavrusunun babasi&#8221; manasina gelen Ebû Bekir adiyla meshur olmustur. Teym ogullari kabilesinden olan Ebû Bekir&#8217;in nesebi Mürre b. Kâ&#8217;b&#8217;da Rasûlullah&#8217;la birlesir. Anasinin adi Ümmü&#8217;l-Hayr Selma, babasinin ki Ebû Kuhafe Osman&#8217;dir. Künyesi Abdullah b. Osman b. Amir b. Amir&#8230; b. Murra &#8230;et-Teymî&#8217;dir. Bedir savasina kadar müsrik kalan oglu Abdurrahman disinda bütün ailesi müslüman olmustur. Babasi Ebû Kuhafe, Ebû Bekir&#8217;in halifeligini ve ölümünü görmüstür. Hz. Ebû Bekir&#8217;in Rasûlullah (s.a.s.)&#8217;den bir veya üç yas küçük oldugu zikredilmistir. Islâm&#8217;dan önce de saygin, dürüst, kisilikli, putlara tapmayan ve evinde put bulundurmayan &#8220;hanif&#8221; bir tacir olan Ebû Bekir, ölümüne kadar Hz. Peygamber&#8217;den hiç ayrilmamistir. Bütün servetini, kazancini Islâm için harcamis, kendisi sade bir sekilde yasamistir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ebû Bekir, Fil yilindan iki sene birkaç ay sonra 571&#8217;de Mekke&#8217;de dünyaya gelmis, güzel hasletlerle taninmis ve iffetiyle söhret bulmustur. içki içmek câhiliye döneminde çok yaygin bir âdet oldugu halde o hiç içmemistir. O dönemde Mekke&#8217;nin ileri gelenlerinden olup Araplarin nesep ve ahbâr ilimlerinde meshur olmustur. Kumas ve elbise ticaretiyle mesgul olurdu; sermayesi kirk bin dirhemdi ki, bunun büyük bir kismini Islâm için harcamistir. Rasûlullah&#8217;a iman eden Ebû Bekir (r.a.) Islâm dâvetçiligine baslamis, Osman b. Affân, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Sa&#8217;d b. Ebî Vakkas ve Talha b. Ubeydullah gibi Islâm&#8217;in yücelmesinde büyük emekleri olan ilk müslümanlarin bir çogu Islâm&#8217;i onun dâvetiyle kabul etmislerdir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ebû Bekir hayati boyunca Rasûlullah&#8217;in yanindan ayrilmamis, çocuklugundan itibaren aralarinda büyük bir dostluk kurulmustur. Rasûlullah birçok hususlarda onun görüsünü tercih ederdi. Umûmî ve husûsî olan önemli islerde ashâbiyla müsavere eden Peygamber (s.a.s.) bazi hususlarda özellikle Ebû Bekir&#8217;e danisirdi. (Ibn Haldun, Mukaddime, 206). Araplar ona &#8220;Peygamber&#8217;in veziri&#8221; derlerdi.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Teymogullari kabilesi Mekke&#8217;de önemli bir yere sahipti. Ticaretle ugrasiyorlar, toplumsal temaslari ve genis kültürlülükleri ile taniniyorlardi. Hz. Ebû Bekir&#8217;in babasi Mekke esrafindandi. Hz. Ebû Bekir, câhiliye döneminde de güzel ahlâki ile tâninan, sevilen bir kisi idi. Mekke&#8217;de &#8220;esnak&#8221; diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi islerinin yürütülmesiyle görevliydi. Muhammed (s.a.s.) ile büyük bir dostluklari vardi. Sik sik bulusur, Allah&#8217;in birligi, Mekke müsriklerinin durumu ve ticaret gibi konularda müsâvere ederlerdi. ikisi de câhiliye kültürüne karsiydilar, siir yazmaz ve siiri sevmezlerdi, daha ziyade tefekkür ederlerdi.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Islâm&#8217;i Benimsemesi</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ebû Bekir, Hira dagindan dönen Hz. Muhammed ile karsilastiginda, Rasûlullah (s.a.s.) ona, &#8220;Allah&#8217;in elçisi&#8221; oldugunu söyleyip &#8220;Yaratan Rabbinin adiyla oku&#8221; (el-Alâk, 96/1) diye baslayan âyetleri bildirdigi zaman hemen ona: &#8220;Allah&#8217;in birligine ve senin O&#8217;nun rasûlü olduguna iman ettim&#8221; demistir. Hz. Hatice&#8217;den sonra Rasûlullah&#8217;a ilk iman eden odur. Hz. Peygamber (s.a.s.) Islâm&#8217;i tebliginin ilk zamanlarinda kiminle konustuysa en azindan bir tereddüt görmüs, ancak Ebû Bekir seksiz ve tereddütsüz bir sekilde kabul etmistir. Hatta Hz. Peygamber (s.a.s.), &#8220;Bütün insanlarin imani bir kefeye, Ebû Bekir&#8217;in ki bir kefeye konsa, onun imani agir basardi &#8221; diye lâtif bir benzetme de yapmistir. Mü&#8217;min Ebû Bekir, hayatinin sonuna kadar tüm varligini Islâm&#8217;a adamis, bütün hayirli islerde en basta gelmistir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ebû Bekir Mekke döneminde güçlü kabilelere mensup kisileri Islâm&#8217;a kazandirmaya çalisti, öte yandan müsriklerin iskencelerine maruz kalan güçsüzleri, köleleri korudu; servetini eziyet edilen köleleri satin alip azad etmekte kullandi. Bilâl, Habbab, Lübeyne, Ebû Fukayhe, Amir, Zinnire, Nahdiye, Ümmü Ubeys bunlardandir. Kendisi de Mescid-i Haram&#8217;da müsriklerin saldirisina ugramisti. Ebû Bekir, iman ettikten sonra Islâm&#8217;i teblige gizli gizli devam ediyordu. Annesi, karisi Ümmü Ruman ve kizi Esma da iman etmis, fakat ogullari Abdullah, Abdurrahman ve babasi Ebû Kuhafe henüz iman etmemislerdi. Osman b. Affan, Sa&#8217;d b. Ebî Vakkas, Abdurrahman b. Avf, Zübeyr b. Avvâm, Talha b. Ubeydullah gibi ilk müslümanlari Islâm&#8217;a dâvet eden odur. Müsriklerin eziyetleri çogalip müslümanlara yapilan baskilar arttiktan sonra Hz. Peygamber Hz. Ebû Bekir&#8217;e de Habesistan&#8217;a göç etmesini söylemis ve Ebû Bekir yola çikmis; ancak Berkü&#8217;l-Gimâd&#8217;da Mekke&#8217;nin ileri gelen kabilelerinden Ibn Dugunne ile karsilastiginda Ibn Dugunne onu himayesine aldigini ve Mekke&#8217;ye dönmesi gerektigini belirterek, ikisi birlikte Mekke&#8217;ye dönmüslerdir. Ancak sartli olarak Ebû Bekir&#8217;i himayesine alan Ibn Dugunne, Ebû Bekir&#8217;in açiktan açiga ibadet etmesi ve inancini yaymaya devam etmesi sebebiyle sartlari yerine getirmedigini iddia ederek ona ibadetini gizli yapmasini söylediginde Ebû Bekir, onun himayesine ihtiyaci olmadigini, zaten kendisine söz de vermedigini ifade etmisti: &#8220;Senin himayeni sana iâde ediyorum. Bana Allah&#8217;in himayesi yeter.&#8221; Böylece onüç yil Mekke&#8217;de Rasûlullah&#8217;in yaninda kalan Hz. Ebû Bekir, Hz. Aise&#8217;nin rivâyetine göre, Rasûlullah hicret emrini alip Ebû Bekir&#8217;e gelerek ona beraberce hicret edeceklerini söyleyince Ebû Bekir sevinçten aglamaya baslamisti (Ibn Hisâm, es-Sire, II, 485).</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Peygamber&#8217;in bir gecede Mekke&#8217;den Kudüs&#8217;e oradan Sidretü&#8217;l Münteha&#8217;ya gittigi isra ve Mirâc hâdisesini duyan müsrikler bunu Hz. Ebû Bekir&#8217;e yetistirdikleri zaman; &#8220;O dediyse dogrudur.&#8221; demistir. Bu sözünden sonra Ebu Bekir&#8217;e; ihlâsli, asla yalan söylemeyen, özü dogru, itikadinda süphe olmayan anlaminda, &#8220;Siddik&#8221; lâkabi verildi. Kur&#8217;an tâbiriyle, &#8220;O, ne iyi arkadasti &#8221; (en-Nisâ, 4/69) denilebilir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Iste o &#8220;Siddîk&#8221; ile o &#8220;Emîn&#8221;, o iki arkadas beraberce Sevr dagindaki magaraya hareket ederek hicret etmislerdir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hicreti</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Sevr magarasina ilk giren Hz. Ebû Bekir, (r.a.) magarada kesif yaptiktan sonra Rasûlullah içeri girmistir. Ebû Bekir&#8217;in kizi Esma yolda yemeleri için aziklarini hazirlamisti. Onlar Mekke&#8217;den ayrilinca müsrikler her tarafa adamlarini yollayarak aramaya basladilar. Kureys kabilesinin müsrikleri Ebû Cehil baskanliginda Esma&#8217;nin evini aradilar, hakaret edip dayak attilar. Hz. Ebû Bekir (r.a.) hicret yolculuguna çikarken yanina bütün parasini almisti. Buna ragmen kizi Esma onun nerede oldugunu, nereye gittigini kâfirlere söylememistir. iz süren Mekkeli müsrikler Sevr magarasina kadar geldiler. Rasûlullah bu sirada Kur&#8217;ân&#8217;da anlatildigi biçimde söyle diyordu: &#8220;Üzülme, Allah bizimledir&#8221; (et-Tevbe, 104/40). Nitekim Allah ona güven vermis, göremedikleri askerleriyle onu desteklemistir; Allah güçlüdür, hakimdir. Kâfirler tüm aramalara ragmen onlari bulamadilar. Magarada üç gün kaldiktan sonra Medine&#8217;ye yönelen Rasûlullah ile Ebû Bekir Kuba&#8217;ya vardilar.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ebû Bekir magarada kaldiklari günü söyle anlatir: &#8220;Rasûlullah (s.a.s.) ile beraber bir magarada bulundum. Bir ara basimi kaldirip baktim. O anda Kureys casuslarinin ayaklarini gördüm. Bunun üzerine, &#8216;Ya Rasûlullah, bunlardan birkaçi gözünü asagi egse de baksa muhakkak bizi görür&#8217; dedim. O, &#8216;Sus ya Ebû Bekir. iki yoldas ki, Allah onlarin üçüncüsü ola, endise edilir mi?&#8217; buyurdu. Kuba&#8217;da üç gün kalan Rasûlullah ile Hz. Ebû Bekir nihayet Medine&#8217;ye vardilar. Medine&#8217;de Hz. Ebû Bekir humma hastaligina tutuldu. Hastalik ilerleyip yataga düstügünde Rasûlullah, &#8220;Allah&#8217;im Mekke&#8217;yi bize sevgili kildigin gibi Medine&#8217;yi de bize sevgili kil, hummayi bizden uzaklastir&#8217; diye dua ettigi zaman Hz. Ebû Bekir ve hasta olan diger sahâbîler iyilestiler. Bu aradâ Hz. Âise ile Hz. Muhammed (s.â.s.)&#8217;in dügünleri yapildi. Mescidi Nebî insâ edildi. Masraflarin bir kismini Hz. Ebû Bekir karsiladi. Medine&#8217;de kardeslik tesis edildiginde Ebû Bekir&#8217;in kardesligi Harise b. Zeyd oldu.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ebû Bekir Medine&#8217;de Mescidi Nebî&#8217;nin insasina katildi. Rasûlullah Islâm&#8217;i yaymak ve düsmanlar hakkinda bilgi toplamak için seriyye denilen kesif kollarini Medine disina gönderiyor, bunlara bazen Hz. Ebû Bekir de katiliyordu. Rasûlullah ile birlikte bizzat çarpistigi savaslarda (Bedir&#8217;de, Uhud&#8217;da, Hendek&#8217;te) Ebû Bekir de yer aldi. O, Müreysi, Kurayza, Hayber, Mekke, Huneyn, Taif gazvelerinde de bulundu. Rasûlullah&#8217;in bizzat idare ettigi harplere gazve denir. Ebû Bekir, bu sözü geçen büyük savaslardan baska, otuzdan fazla gazveye katilmistir. Çarpisma olmaksizin Veddan, Buvat, Bedr-i Ûlâ, Useyre gazveleriyle de düsmanlar itaat altina alinmistir. Bütün bu gazvelerde Hz. Ebû Bekir, Rasûlullah&#8217;in en yakininda yer almis olup onun &#8220;veziri&#8221; gibi idi. Bedir&#8217;de, oglu Abdurrahman müsrikler safinda yer aldiginda Ebû Bekir ogluyla çarpismistir. Sadece o degil, Bedir&#8217;de birçok sahâbî, oglu, kardesi, babasi, dayisi ile çarpismisti. Bedir savasi, müslümanlarin Islâm&#8217;i herseyden üstün tuttuklarini, Allah için en yakinlari olan müsrikleri kan bagi veya kabile taassubu içinde kalmadan, baska insanlardan ayirdetmeden öldürdüklerini göstermektedir. Rasûlullah&#8217;in bir amcasi Hamza, Islâm ordusu safindayken öteki amcasi Abbas, düsman safindaydi. Yegeni Ubeyde kendi yanindayken, öteki yegenleri Ebû Süfyan ve Nevfel müsriklerle beraberdi. Hattâ kizi Zeyneb&#8217;in esi Ebû&#8217;l-As da Rasûlullah&#8217;a karsi müsriklerle birlikte savasiyordu.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hicretin 9. yilinda Medine&#8217;de büyük bir kitlik oldu. Bu arada Bizans imparatoru, sam&#8217;da Hicaz bölgesini istilâ etmek üzere büyük bir ordu hazirladi. Rasûlullah, bu orduya karsi Islâm ordusunu hazirlarken, kitlik sebebiyle zorluklarla karsilasti. Ebû Bekir malinin hepsini bu ordunun hazirlanmasinda kullandi. Onuncu yilda &#8220;Vedâ Hacci&#8221;nda bulunan Allah&#8217;in Rasûlü, onbirinci yilda hastalandi.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hilâfeti</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hicrî onbirinci yilda hastalanan Rasûlullah (s.a.s.) 13 Rebiyülevvel Pazartesi günü (8 Haziran 632) vefât etti. Onun vefâtini duyan müslümanlar büyük bir üzüntüye kapildilar ve ilk anda ne yapmalari gerektigine karar veremediler. Ama o da bir ölümlüydü. Hz. Ömer, onun Hz. Musa gibi Rabbi ile bulusmaya gittigini, O&#8217;nun için &#8220;öldü&#8221; diyen olursa ellerini kesecegini söylüyordu. Ebû Bekir, Rasûlullah&#8217;in iyi oldugu bir sirada ondan izin alarak kizinin yanina gitmisti. Vefât haberini duyar duymaz hemen geldi, Rasûlullah&#8217;i alnindan öptü ve &#8220;Babam ve anam sana fedâ olsun ya Rasûlullah. Ölümünde de yasamindaki kadar güzelsin. Senin ölümünle peygamberlik son bulmustur. sânin ve serefin o kadar büyük ki, üzerinde aglamaktan münezzehsin. Yâ Muhammed, Rabbinin katinda bizi unutma; hatirinda olalim &#8230;&#8221; dedi. Sonra disari çikip Ömer&#8217;i susturdu ve; &#8220;Ey insanlar, Allah birdir, O&#8217;ndan baska ilâh yoktur, Muhammed O&#8217;nun kulu ve elçisidir. Allah apaçik hakikattir. Muhammed&#8217;e kulluk eden varsa, bilsin ki o ölmüstür. Allah&#8217;a kulluk edenlere gelince, süphesiz Allah diri, bâkî ve ebedîdir. Size Allah&#8217;in su buyrugunu hatirlatirim: &#8220;Muhammed sadece bir elçidir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmistir. Simdi o ölür veya öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerinde geriye dönerse Allah&#8217;a hiçbir ziyan veremez. Allah sükredenleri mükâfatlandiracaktir&#8221; (Âl-u imrân, 3/144). Allah&#8217;in kitabi ve Rasûlullah&#8217;in sünnetine sarilan dogruyu bulur, o ikisinin arasini ayiran sapitir. seytan, peygamberimizin ölümü ile sizi aldatmasin, dininizden saptirmasin. seytanin size ulasmasina firsat vermeyiniz&#8221; (Ibn Hisâm, es-Sire, IV, 335; Taberî, Târih, III, 197,198).</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ebû Bekir bu konusmasiyla orada bulunanlari teskin ettikten sonra Rasûlullah&#8217;in teçhiziyle ugrasirken, Ensâr, Benû Sâide sakifesinde toplanarak Hazrec&#8217;in reisi olan Sa&#8217;d b Uhâde&#8217;yi Rasûlullah&#8217;tan sonra halife tayini için bir araya gelmislerdir. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Ebû Ubeyde ve Muhacirlerden bir grup hemen Benû Saîde&#8217;ye gittiler. Orada Ensâr ile konusulduktan ve hilâfet hakkinda çesitli müzakereler yapildiktan sonra Hz. Ebû Bekir, Ömer ile Ebû Ubeyde&#8217;nin ortasinda durdu ve her ikisinin ellerinden tutarak ikisinden birine bey&#8217;at edilmesini istedi. O, kendisini halife olarak öne sürmedi. Hz. Ebû Bekir&#8217;in konusmasindan sonra Hz. Ömer atilarak hemen Ebû Bekir&#8217;e bey&#8217;at etti ve, &#8220;Ey Ebû Bekir, müslümanlara sen Rasûlullah&#8217;in emriyle namaz kildirdin. Sen onun halifesisin ve biz sana bey&#8217;at ediyoruz. Rasûlullah&#8217;a hepimizden daha sevgili olan sana bey&#8217;at ediyoruz&#8221; dedi. Hz. Ömer&#8217;in bu âni davranisi ile orada bulunanlarin hepsi Ebû Bekir&#8217;e bey&#8217;at ettiler. Bu özel bey&#8217;attan sonra ertesi gün Mescid-i Nebî&#8217;de Hz. Ebû Bekir bütün halka hutbe okudu ve resmen ona bey&#8217;at edildi. Rasûlullah&#8217;in defni sali günü gerçeklesirken, onun nereye defnedilecegi hakkinda da bir ihtilâf meydana geldiginde Hz. Ebû Bekir yine firasetini ortaya koydu ve &#8220;Her peygamber öldügü yere defnedilir&#8221; hadisini ashaba hatirlatarak bu ihtilâfi giderdi. Rasûlullah&#8217;in cenaze namazi imamsiz olarak gruplar halinde kilindi. Bütün bunlar olurken, Hz. Ali&#8217;nin Hz. Fatima&#8217;nin evinde Hasimogullari ve yandaslari ile toplandigi ve bey&#8217;ata ilk zamanlar katilmadigi nakledilir. Hz. Ali rivâyetlere göre, el-Bey&#8217;atü&#8217;l-Kübrâ&#8217;ya bey&#8217;at edildigi haberini alir almaz, elbisesini yarim yamalak giydigi halde evden firlamis ve gidip Hz. Ebû Bekir&#8217;e bey&#8217;at etmistir (Taberî, Târih, III, 207). Onun aylarca Hz. Ebû Bekir&#8217;e bey&#8217;at etmedigi haberleri gerçege uygun olmasa gerektir. Çünkü onun Ebû Bekir&#8217;in üstünlügünü bildigi, onun hakkinda yaptigi konusmalar ve tarihin akisi, diger rivâyetlere aykiridir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Râsulullah&#8217;in en yakin ashâbi arasinda -hattâ Ebû Bekir ile Ömer arasinda- zaman zaman ihtilâflar, görüs ayriliklari meydana gelmisse de ilk iki halife zamaninda da görüldügü gibi dâima birliktelik devam ettirilmistir. Anlasmazlik gibi görünen hâdiselerin birçogunda huy ve karakter farkliligi rol oynuyordu. Meselâ Ebû Bekir yumusak ve sâkin davranirken, Ömer sertlik yanlisiydi. Ama her zaman birlikte hareket ettiler. Ebû Bekir&#8217;in yönetiminde, Hz. Ali ve Zübeyr b. Avvam Ridde savaslarinda kararlarin içinde, namazlarda Ebû Bekir&#8217;in arkasinda yer almislardir (Ibn Kesir, el-Bidâye ve&#8217;n Nihâye, V, 249). Hz. Ali, Rasûlullah&#8217;in bir vasiyeti olsaydi ölünceye kadar onu yerine getirecegini söylemis (Taberî, a.g.e., IV, 236) ancak, Ibn Abbas&#8217;in Rasûlullah hastalandigi zaman ona gidip hilâfet isini sormak istemesini geri çevirmistir. Yani Hz. Ebû Bekir&#8217;in halifeligine karsi kimseden bir çikis olmamistir. Zaten tabii, fitrî, akli ve maslahata uygun olan da onun halifeligidir. Hz. Peygamber ölmeden önce yazili bir ahidname birakmamis, ancak Hz. Ebû Bekir&#8217;in faziletine dair Mescid&#8217;de konusmus, hasta yatagindayken onu israrla çagirtmis ve yerine imam tâyin etmistir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ebû Bekir, kendisine Rasûlullah&#8217;in mirasindan pay almak için gelen Hz. Fâtima&#8217;ya, &#8220;Rasûlullah&#8217;in yaptigi hiçbir seyi yapmaktan geri durmam&#8221; diyerek, Fâtima&#8217;nin peygamberin kizi olmasini dinin üstün tutulmasindan daha önemsiz görmüs ve Rasûlullah&#8217;in yanindayken ondan ne duymus, ne görmüsse onu tatbik etmistir (Taberî, III, 220). Sonralari Hz. Ali&#8217;nin hilâfeti zamaninda Fâtima&#8217;ya -ki, Ebû Bekir&#8217;e gidip miras isterken onu savunmustu- mirastan hiçbir sey vermemesi de ashâbin Rasûlullah&#8217;in sünnetine nasil itaat ettiklerinin delilidir (Ibn Teymiye, Minhâc&#8217;üs-Sünne, III, 230). Hz. Ebû Bekir &#8220;Rasûlullah&#8217;in Halifesi&#8221; seçildikten sonra Mescid&#8217;de yaptigi konusmada, &#8220;Sizin en hayirliniz degilim, ama basiniza geçtim; görevimi hakkiyle yaparsam bana yardim ediniz, yanilirsam dogru yolu gösteriniz; ben Allah ve Rasûlü&#8217;ne itaat ettigim müddetçe siz de bana itaat ediniz, ben isyan edersem itaatiniz gerekmez&#8230;&#8221; demistir (Ibn Hisâm, es-Sire, IV, 340-341; Taberî, Târih, III, 203).</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Mürtedlerle Mücadele, Irak ve Suriye Fütühati</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ebû Bekir Rasûlullah&#8217;in halifesi olduktan sonra, onun vefâtiyla Arabistan&#8217;da Mekke ve Medine disindaki bölgelerde görülen dinden dönme hareketlerine, yalanci peygamberlere, &#8220;namaz kilariz, ama zekât vermeyiz&#8221; diyenlere karsi savas açti. Esvedu&#8217;l-Ansi, Müseylemetü&#8217;l-Kezzâb, Secah, Tuleyha gibi yalanci peygamberlerle yapilan savaslarla bu zararli unsurlar yok edilmis, isyan bastirilmis, zekât yeniden toplanmaya ve Beytü&#8217;l-Mal&#8217;e konulup dagitilmaya baslanmistir. Rasûlullah&#8217;in hazirladigi, ancak vefâti sebebiyle bekleyen Üsâme ordusunu Ürdün&#8217;e yollayan Ebû Bekir, Bahreyn, Umman, Yemen, Mühre isyanlarini bastirmistir. içte isyancilarla mücâdele edilirken, dista da iki büyük imparatorlugun, iran ve Bizans&#8217;in ordulariyla karsilasilmistir. Hîre, Ecnâdin ve Enbâr, savaslarla Islâm diyarina katilmis, Irak fethedilmis, Suriye&#8217;nin de önemli kentleri ele geçirilmistir. Yermük savasi devam ederken Hz. Ebû Bekir vefât etmistir. Onun ordusuna verdigi ögütlerde su ibareler vardir: &#8220;Kadin, çocuk ve yaslilara dokunmayin, yemis veren agaçlari kesmeyin, ma&#8217;mur bir yeri tahrip etmeyin, haddi asmayin, korkmayin.&#8221; Gerçekten Islâm ordusu fethettigi yerlerde kimseye zulmetmemis, adaletiyle düsmanlarin takdirini kazanmis, müslüman olmayip da cizye vererek Islâm&#8217;in himayesine giren milletler huzur ve emniyet içinde yasamislardir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kur&#8217;ân-i Kerîm&#8217;in Toplanmasi, &#8220;Mushaf&#8221;in Meydana gelmesi</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ebû Bekir, Ridde harplerinde, vahiy kâtiplerinin ve kurrâ&#8217;nin birçogunun sehid olmasi üzerine, Hz. Ömer&#8217;in Kur&#8217;ân&#8217;in toplanmasi fikrine önce sicak bakmamissa da sonra ona hak vererek, Kur&#8217;ân âyetlerinin toplanmasini saglamistir. Rasûlullah zamaninda peyderpey inen vahiy, kâtiplerce ceylan derilerine, beyaz taslara, enli hurma dallarina yazildigi gibi, ashâbin çogu da Kur&#8217;ân hâfizi idi. Ancak, yazili olan âyetler daginikti, kurrâ da azalinca Kur&#8217;ân&#8217;in muhafazasi hususunda endise edildi. Ebû Bekir, Zeyd b. Sâbit&#8217;in baskanliginda bir heyet teskil ederek, herkesin elindeki âyetleri getirmesini emretti. Ayrica sâhitlerle âyetler dogrulaniyor, kurrâ&#8217; ile te&#8217;kid ediliyordu. Böylece bütün âyetler toplandi ve &#8220;Mushaf&#8221; meydana getirildi. Bu Mushaf Ebû Bekir&#8217;den Ömer&#8217;e, ondan da kizi Hafsa&#8217;ya geçti ve Hz. Osman zamaninda çogaltilarak Dârü&#8217;l-islam&#8217;in bütün vilâyetlerine dagitildi.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Vefâti</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hilâfeti iki sene üç ay gibi çok kisa bir müddet sürmesine ragmen Hz. Ebû Bekir zamaninda Islâm devleti büyük bir gelisme göstermistir. Hz. Ebû Bekir Hicrî 13. yilda Cemâziyelâhir ayinin basinda hicretten sonra Medine&#8217;de yakalandigi hastaliginin ortaya çikmasi üzerine yataga düsünce yerine Ömer&#8217;in namaz kildirmasini istedi. Ashâbla istisâre ederek Hz. Ömer&#8217;i halifelige uygun gördügünü söyledi. Hz. Ömer&#8217;in sert ve kaba olusu gibi bazi itirazlara cevap verdi ve hilâfet ahitnamesini Hz. Osman&#8217;a yazdirdi. Ebû Bekir (r.a.) de, çok sevdigi Rasûlullah gibi altmisüç yasinda vefât etti. Vasiyeti geregi Rasûlullah&#8217;in yanina -omuz hizasinda olarak- defnedildi. Böylece bu iki büyük insanin, iki büyük dostun, kabirlerinde de birliktelikleri devam etti.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kisiligi ve Yönetimi</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Tâcir olarak genis bir kültüre sahip olan Hz. Ebû Bekir, dürüstlügü ve takvâsi ile ashâb içinde ilk sirada yeralir. Karakteri; yumusak huyluluk, çok düsünüp çok az konusmak, tevâzu ile belirgindi. Hz. Âise&#8217;nin rivâyetine göre, &#8220;gözü yasli, gönlü hüzünlü, sesi zayif&#8221; biri idi. Câhiliye döneminde müsrikler ona güvenir, diyet ve borç-alacak islerinde onu hakem tanirlardi. Rasûlullah&#8217;in en sadik dostu olan Ebû Bekir&#8217;in Mirâc olayinda sergiledigi sonsuz baglilik örnegi ona &#8220;es-Siddik&#8221; lâkabini kazandirmistir. O bu olayda &#8220;O ne söylüyorsa dogrudur&#8221; demistir. Cömertlikte ondan üstünü de yoktur. Bütün malini mülkünü Islâm için harcamis, vefât ederken vasiyetinde, halifeligi müddetince aldigi maaslarin, topraklarinin satilarak iâde edilmesini istemis ve geride bir deve, bir köleden baska birsey birakmamistir. Dört esinden alti çocugu olan Ebû Bekir, kizi Âise&#8217;yi Rasûlullah ile hicretten sonra evlendirmistir (Tabakat-i Ibn Sa&#8217;d, VI, 130 vd.; Ibnu&#8217;l-Esir, II, 115 vd).</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hicret sirasinda magarada iken ayagini bir yilan soktugunda ve ayagi acidiginda o sirada dizine yatip uyumus olan Peygamber&#8217;i uyandirmamak için sesini çikarmamasi, aglarken Hz. Peygamber uyanip ne oldugunu sordugunda, &#8220;Anam-babam sana fedâ olsun ya Rasûlullah&#8221; demesi olayi Ebû Bekir&#8217;in Rasûlullah&#8217;a olan bagliliginin örneklerinden sadece biridir. Hz. Ebû Bekir&#8217;in beyaz yüzlü, zayif, dogan burunlu, sakallarini kina ve çivit otuyla boyayan sakin bir adam oldugu rivâyet edilir (Ibnü&#8217;l Esir, el-Kâmil fi&#8217;t-Târih, II, 419-420). Rasûlullah&#8217;tan sonra bu ümmetin en hayirlisi Ebû Bekir&#8217;dir. O, Hz. Peygamber&#8217;in veziri, fetvâlarda en yakini idi. Rasûlullah&#8217;in, &#8220;insanlardan dost edinseydim, Ebû Bekir&#8217;i edinirdim&#8221; (Buhâri, Salât, 80: Müslim, Mesâcid, 38: Ibn Mâce, Mukaddime, II) ve &#8220;Herkeste iyiliklerimin karsiligi vardir, Ebû Bekir hariç&#8221; demesi ve son hutbesinde, &#8220;Allah, kullarindan birini dünya ile kendi katinda olan seyleri tercih hususunda serbest birakti; kul, Allah katinda olani tercih etti&#8221; diye Ebû Bekir&#8217;i övmesi ve mescide açilan tüm kapilari kapattirip yalniz Hz. Ebû Bekir&#8217;in kapisini açik birakmasi ona verdigi degeri göstermektedir. Hz. Ebû Bekir&#8217;in nasslara aykiri hiçbir görüsü bize ulasmamistir, çünkü böyle bir reyi yoktur. Ebû Bekir nâsih sünneti çok iyi biliyor, Rasûlullah&#8217;i herkesten çok taniyordu. Bu yüzden hilâfetinde kendisine karsi içte muhâlif bir hareket olmamis ve fitneler görülmemistir (Buhâri, Fedâilü&#8217;l-Ashâbi&#8217;n-Nebî, 3 ). ihtilâf veya ihtilâflarda çözümsüzlük, bid&#8217;atler onun devrinde yasanmamistir. &#8220;Üzülme, Allah bizimle beraberdir&#8221; buyuran Rasûlullah&#8217;in haberi sanki lâfizda ve mânâda Hz. Ebû Bekir&#8217;de zâhir olmustur (Ibn Teymiye, Külliyat Tercümesi, Istanbul 1988, IV, 329).</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kaynaklarda onun, &#8220;Ben ancak Rasûlullah&#8217;a tâbiyim, birtakim esaslar koyucu degilim&#8221; diye kararlarinda çok titiz davrandigi zikredilir (Taberî, IV, 1845; Ibn Sa&#8217;d, III, 183). Bir meseleyi hallederken önce Kur&#8217;ân&#8217;a bakar, bulamazsa Sünnet&#8217;te arastirir, orda da bulamazsa ashâbla istisâre eder ve ictihad ederdi. Ganimetin bölüsümü meselesinde Muhâcir-Ensâr esitligi&#8217;nin ihtilâfa yol açmasinda Ömer&#8217;in Muhâcirlere daha çok pay verilmesini savunmasina ragmen ganimeti esit olarak bölüstürmüstür. O sebeple hilâfetinde huzursuzluk çikmadi. Rasûlullah ve kendisi, bir mecliste bir anda verilen üç talâki bir talâk saymislar, bu daha sonra-birçok &#8220;maslahat geregi&#8221; diye yapilan degisiklik gibi- üç talâk sayilmistir. Yani Ebû Bekir, Rasûlullah&#8217;in tüm uygulamalarini aynen tatbik etmek istemis; bazen -kalpleri Islâm&#8217;a isindirmak istenenlere toprak vermesi gibi- maslahat geregi veya zamanin degismesiyle hükümlerin degismesini söyleyen ashâbina uymustur. Müslümanlar henüz otuzsekiz kisiyken Mekke&#8217;de Mescid-i Haram&#8217;da Islâm&#8217;i teblig eden ve müsriklerce dövülen Ebû Bekir&#8217;e hilâfetinde &#8220;Halifet-u Rasûlillah&#8221; denilmis, sonraki halifelere ise &#8220;Emîrü&#8217;l-Mü&#8217;minîn&#8221; denilmistir. Mâlî islerini Ebû Ubeyde, kadilik ve kazâ islerini Hz. Ömer, kâtipligini Zeyd b. Sâbit ve Hz. Ali, baskumandanligini Üsâme ve Halid b. Velid yapmistir. Medine Dârü&#8217;l-Islâm&#8217;in baskenti olmus, Mekke, Taif, San&#8217;a, Hadramevt, Havlan, Zebid, Rima, Cened, Necran, Cures, Bahreyn vilâyetlere ayrilmistir. Yönetimi merkezî olup, ganimetlerin beste biri Beytü&#8217;l-Mal&#8217;de toplanmistir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Ebû Bekir, Mukillîn denilen çok az hadis rivâyet eden ashâbdan sayilir. O, yanilip da yanlis birsey söylerim korkusuyla yalnizca yüz kirk iki hadis rivâyet etmis veya ondan bize bu kadar hadis rivâyeti nakledilmistir. Hutbe ve ögütlerinden bazilari söyledir:</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Rasûlullah vahy ile korunuyordu. Benim ise beni yalniz birakmayan bir seytanim vardir&#8230; Hayir islerinde acele edin, çünkü arkanizdan acele gelen eceliniz var&#8230; Allah için söylenmeyen bir sözde hayir yoktur&#8230; Herhangi bir yericinin yermesinden korktugu için hakki söylemekten çekinen kimsede hayir yoktur&#8230; Amelin sirri sabirdir&#8230; Hiç kimseye imandan sonra sagliktan daha üstün bir nimet verilmemistir&#8230; Hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekiniz (Ayr. bk. Ebû Nuaym, Hilye, l )</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ebu-bekir-es-siddik-r-a-571-634.html">Hz. EBU BEKIR ES SIDDÎK r.a 571-634</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-ebu-bekir-es-siddik-r-a-571-634.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASHAB-I KEHF</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ashab-i-kehf.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ashab-i-kehf.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Mar 2013 20:08:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ashab-i Kehf]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudiler dini bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=3548</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Ashab-i Kehf, Yahudiler&#8217;in &#8220;genç yigitler&#8221; dedikleri kisilerdir. Bunlara; &#8220;magara arkadaslari&#8221;, &#8220;yedi uyurlar&#8221; adi da verilmektedir. Kehf sûresin onuncu âyetinden yirmi yedinci âyetin sonuna kadar Ashâb-i Kehf&#8217;den bahsedilmektedir. Ibn ishak&#8217;in naklettigine göre, Ashâb-i Kehf, isa aleyhisselâm&#8217;in dini üzere amel eden birkaç genç olup, bunlar kendilerini putlara taptirmak veya öldürmek için takip eden Roma toplumu ve &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ashab-i-kehf.html">ASHAB-I KEHF</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h4><em><strong><span style="font-size: medium;">Ashab-i Kehf, Yahudiler&#8217;in &#8220;genç yigitler&#8221; dedikleri kisilerdir. Bunlara; &#8220;magara arkadaslari&#8221;, &#8220;yedi uyurlar&#8221; adi da verilmektedir. Kehf sûresin onuncu âyetinden yirmi yedinci âyetin sonuna kadar Ashâb-i Kehf&#8217;den bahsedilmektedir.</span></strong></em></h4>
<h4><em><strong>Ibn ishak&#8217;in naklettigine göre, Ashâb-i Kehf, isa aleyhisselâm&#8217;in dini üzere amel eden birkaç genç olup, bunlar kendilerini putlara taptirmak veya öldürmek için takip eden Roma toplumu ve bölge valisine karsi mücâdele ve dinlerini korumak üzere daga çikmis, magaraya gizlenmislerdi. Cenâbi Hak onlari düsmanlarindan korumak ve öldükten sonra dirilmeye ibret ve isaret kilmak için üçyüzdokuz yil magarada uyuttu. Uyandiklari zaman birkaç saat uyuduklarini sandilar. içlerinden birisi, bir seyler almak için kasabaya inince bir kaç asir önceki gümüs para, olayin anlasilmasina yol açti. Böylece topluma, öldükten sonra dirilmenin uygulamasi gösterilmistir (9-22).</strong></em></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: xx-small;"> </span></p>
<p><em><strong><span style="font-size: medium;"> </span></strong></em></p>
<h2 style="text-align: center;"></h2>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ashab-i-kehf.html">ASHAB-I KEHF</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ashab-i-kehf.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşte Dünyanın Sonu Gelmiş !</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/iste-dunyanin-sonu-gelmis.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/iste-dunyanin-sonu-gelmis.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Mar 2013 08:42:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İşte Dünyanın]]></category>
		<category><![CDATA[Sonu Gelmiş!]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=3010</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşte Dünyanın Sonu Gelmiş! http://youtu.be/0Kvy_YEsrPk?t=2m28s</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iste-dunyanin-sonu-gelmis.html">İşte Dünyanın Sonu Gelmiş !</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 id="watch-headline-title">İşte Dünyanın Sonu Gelmiş!</h1>
<p>http://youtu.be/0Kvy_YEsrPk?t=2m28s</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iste-dunyanin-sonu-gelmis.html">İşte Dünyanın Sonu Gelmiş !</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/iste-dunyanin-sonu-gelmis.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuran&#8217;da İnanılmaz Astronomi Mucizesi (ispatlı)</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kuranda-inanilmaz-astronomi-mucizesi-ispatli.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kuranda-inanilmaz-astronomi-mucizesi-ispatli.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Feb 2013 20:13:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[İnanılmaz Astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da]]></category>
		<category><![CDATA[Mucizesi ispatlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuran&#8217;da İnanılmaz Astronomi Mucizesi ispatlı http://www.youtube.com/watch?v=rxQi5dZUc-U&#038;feature=share&#038;list=UUtRmRQ6mLyPFzQTwV8ZNJew</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kuranda-inanilmaz-astronomi-mucizesi-ispatli.html">Kuran&#8217;da İnanılmaz Astronomi Mucizesi (ispatlı)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuran&#8217;da İnanılmaz Astronomi Mucizesi ispatlı<br />
http://www.youtube.com/watch?v=rxQi5dZUc-U&#038;feature=share&#038;list=UUtRmRQ6mLyPFzQTwV8ZNJew</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kuranda-inanilmaz-astronomi-mucizesi-ispatli.html">Kuran&#8217;da İnanılmaz Astronomi Mucizesi (ispatlı)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kuranda-inanilmaz-astronomi-mucizesi-ispatli.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüz Yil Önce Kabe Görüntüleri</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/yuz-yil-once-kabe-goruntuleri.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/yuz-yil-once-kabe-goruntuleri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Feb 2013 22:16:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe Görüntüleri]]></category>
		<category><![CDATA[kabe namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Yil Önce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2711</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yuz-yil-once-kabe-goruntuleri.html">Yüz Yil Önce Kabe Görüntüleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Yüz Yil Önce Kabe Görüntüleri" width="1220" height="915" src="https://www.youtube.com/embed/VUX2DNsnYG0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yuz-yil-once-kabe-goruntuleri.html">Yüz Yil Önce Kabe Görüntüleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/yuz-yil-once-kabe-goruntuleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz Muhammed Efendimiz</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-efendimiz.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-efendimiz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Feb 2013 21:37:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gül kokulu sevgili peymberimiz Hz. Muhammed (S.A.V)&#8217;ın cahiliye devrine bir ışık olduğunu gösteren kısa bir Animasyon yapıttır.Yapımında bende bulundum izleyip paylaşırsanız bu güzel filmi tüm kardeşlerimizde görmüş olur&#8230; http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&#038;v=QUGrCBmllJQ</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-efendimiz.html">Hz Muhammed Efendimiz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gül kokulu sevgili peymberimiz Hz. Muhammed (S.A.V)&#8217;ın cahiliye devrine bir ışık olduğunu gösteren kısa bir Animasyon yapıttır.Yapımında bende bulundum izleyip paylaşırsanız bu güzel filmi tüm kardeşlerimizde görmüş olur&#8230;</p>
<p>http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&#038;v=QUGrCBmllJQ</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-efendimiz.html">Hz Muhammed Efendimiz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-efendimiz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Hud Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-hud-aleyhisselam-2.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-hud-aleyhisselam-2.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2013 20:51:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[HZ Hud]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2436</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yemen’de bulunan Âd kavmine gönderilen peygamber. Nûh aleyhisselamın oğlu Sâm’ın neslindendir. Bir ismi de Âbir olup, lakabı Nebiyyullahtır. Kur’ân-ı kerîmde ismi bildirilen peygamberlerdendir. Yemen’de Aden ile Umman arasında bulunan Ahkâf diyârında doğup yetişti. Çocukluğundan îtibâren Allahü teâlâya ibâdet etmekle meşgul oldu. Ara sıra ticâretle de uğraşan Hûd aleyhisselam, gayet şefkâtli ve çok cömertti. Nûh tûfânından &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-hud-aleyhisselam-2.html">HZ Hud Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1960" alt="HZ Hud Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Hud-Aleyhisselam.jpg" width="662" height="329" /></h3>
<h3><strong><em>Yemen’de bulunan Âd kavmine gönderilen peygamber. Nûh aleyhisselamın oğlu Sâm’ın neslindendir. Bir ismi de Âbir olup, lakabı Nebiyyullahtır. Kur’ân-ı kerîmde ismi bildirilen peygamberlerdendir.</em></strong></h3>
<p><strong><em>Yemen’de Aden ile Umman arasında bulunan Ahkâf diyârında doğup yetişti. Çocukluğundan îtibâren Allahü teâlâya ibâdet etmekle meşgul oldu. Ara sıra ticâretle de uğraşan Hûd aleyhisselam, gayet şefkâtli ve çok cömertti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Nûh tûfânından sonra torunlarından biri olan Âd, Yemen’de Hadramut civârında Ahkâf denilen yerde yerleşti. Âd’ın neslinden gelen insanlar çoğalarak büyük bir kavim oldular. Bunlara Âd kavmi denildi. Bulundukları belde bereketli bir yerdi. Bağlar, bahçeler her tarafı sarmış ve İrem Bağları diye meşhur olmuştu. Oğulları, malları, davarları ve muhteşem sarayları vardı. Güçleri, kuvvetleri, boyları ve cüsseleri ile meşhur olan bu insanlar, servetlerinin ve maddî güçlerinin çokluğuna bakarak azdılar ve doğru yoldan, dinlerinden ayrıldılar. Yeryüzünde büyüklük tasladılar. Allahü teâlâyı unuttular ve çeşitli putlara tapmaya başladılar. Ellerindeki maddî imkânlarla etrâfa dehşet salıyorlar, fakîrleri ve diğer kabîleleri zulümleri altında inletiyorlardı. Onları köle gibi çalıştırıyorlar, çeşitli işkencelerle öldürüyorlardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ, Âd kavmini doğru yola kavuşturmak için Hûd aleyhisselamı onlara peygamber gönderdi. Bu hususta Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: </em></strong><br />
<strong><em>Âd kavmine kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. Hûd(aleyhisselam) onlara; “Ey kavmim! Allahü teâlâya ibâdet edin. İbâdet edilecek O’ndan başkası yoktur. Hâlâ O’nun azâbından korkmayacak mısınız?” dedi. (A’râf sûresi: 65). </em></strong></p>
<p><strong><em>Hûd aleyhisselam kavmini doğru yola kavuşturmak için tebliğ vazîfesine başladı. Onları putlara tapmaktan, zulum ve günahlardan tövbe ederek vazgeçmeye ve Allahü teâlâya şükür ve ibâdete çağırdı. Fakat Âd kavminin insanları, Hûd aleyhisselamı dinlemeyip, ona karşı kaba ve inkârcı davrandılar.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hûd aleyhisselam kavminin bu tutumu üzerine; “Eğer doğru yola gelmezseniz, haberiniz olsun, ben size tebliğ vazîfemi yapıyorum; Rabbim size acı bir azap gönderir de helâk olursunuz?” buyurdu. Azgın Âd kavmi, Hûd aleyhisselama; “Mucize getirmeden putlarımızı terk etmeyiz.” dediler. Hûd aleyhisselam onlara; “İstediğiniz mucize nedir?” diye sordu. Onlar da “Rüzgârı istediğin tarafa çevir!” dediler. Hûd aleyhisselam dua etti. Allahü teâlâ; “Ne tarafa istersen elinle işâret et!” buyurdu. O da eliyle işâret edince, rüzgâr istediği istikâmette esmeye başladı. Büyük kayaların toprak olmasını istediler. Hûd aleyhisselamın duası ile bu da oldu. Bu mucizeleri gördükleri hâlde inanmayıp hırçınlaşarak koyunların yünlerinin de ipek olmasını istediler. Hûd aleyhisselam dua etti. Koyunların yünü ipek hâline geldi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Âd kavmi, gösterilen mucizelere rağmen inanmadılar. “Sen bizi putlarımızdan ayırmak için mi geldin? Doğru söylüyorsan, haydi bizi tehdit ettiğin azâbı getir de görelim!” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hûd aleyhisselam kavmini îmâna dâvete devâm etti. Pek az kimse îmân etti. Kavmi ise hakâret edip kendinden geçinceye kadar dövdü. Kavminin ıslâh olmayacağını anlayan Hûd aleyhisselam; “Ya Rabbî! Sen her şeyi biliyorsun. Ben onlara peygamberliğimi bildirdim. Ey Rabbim! Onlara, ders almalarına vesîle olacak bir musîbet ver?” diye bedduada bulundu. Hûd aleyhisselamın bedduasını kabul buyuran Allahü teâlâ, Âd kavmine önce kuraklık, kıtlık musîbetini verdi. Üç sene müddetle akan pınarlar kurudu. Yeşillikler sarardı, soldu. Meşhûr İrem Bağları yok oldu. İnsanlar bir yudum suya, bir parça ekmeğe muhtaç hâle geldiler. Hayvanlar susuzluktan telef oldular. Devamlı olarak bunaltıcı kuru bir rüzgâr esiyordu. İnsanlar ağızlarını güçlükle açıyor, zor nefes alıyordu. Tozdan göz gözü göremiyordu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Bu arada Hûd aleyhisselam kavmini îmâna, tövbe ve istiğfâra dâvete devâm ediyordu. Hûd aleyhisselamın kavmine meâlen şöyle dediği bildirilmektedir:</em></strong><br />
<strong><em>“Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin. Sonra O’na tövbe edin ki, gökten üzerinize bol bol bereket (ekinleri yetiştirecek yağmur) indirsin ve kuvvetinize kuvvet katarak sizi çoğaltsın. Günahlarınıza ısrar ederek îmândan yüz çevirmeyin.” (Hûd sûresi: 52)</em></strong></p>
<p><strong><em>Hûd aleyhisselamın bu son dâveti de onların aklını başlarına getirmeye yetmedi. Hûd aleyhisselama işkenceye ve onu öldürmeye kalkıştılar. Artık onlara azâbın gelmekte olduğu Hûd aleyhisselama bildirildi. Bir sabah Hûd aleyhisselam îmân edenleri biraraya topladı. Gün ağarırken ufukta siyah bir bulut belirdi. Bunu gören Âd kavmi, işte bize yağmur geliyor, dediler. Hûd aleyhisselam “Hayır, o can yakıcı azâb veren bir rüzgârdır. Her şeyi yok eder.” dedi. Rüzgâr korkunç bir ses çıkararak vâdiyi kapladı. Son derece hızlı ve soğuk olup, her şeyi saman çöpü gibi savuruyordu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Fussilet sûresi 16. âyet-i kerîmesinde, bu rüzgâr “sarsar” (kavurucu rüzgâr); azâb günleri de “eyyâm-ı nahisât” olarak geçmektedir. Âd kavmi kasırgadan kurtulmak için tutundukları ağaç ve taşlarla birlikde havaya fırlayarak paramparça oldular. Hepsi ölüp yere serildiler. Daha sonra rüzgâr bunları sürükleyip denize attı. Mal ve mülklerinden hiçbir eser kalmadı, helâk olup gittiler. Âd kavminin helâk oluşu Kur’ân-ı kerîmde meâlen şöyle bildirilmektedir:</em></strong><br />
<strong><em>“Nihâyet Hûd’u ve berâberindeki îmân edenleri, rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi tekzib ederek, yalanlayarak îmân etmemiş olanların kökünü kestik.” (A’râf sûresi: 72)</em></strong></p>
<p><strong><em>Hûd aleyhisselam ve ona îmân edenler bu şiddetli kasırgada Allahü teâlâ tarafından muhâfaza edildiler. Kâfirleri helâk eden şiddetli fırtına, onlara serinletici ve rahatlatıcı hafif bir rüzgâr gibi esiyordu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hûd aleyhisselam, Âd kavmi helâk olduktan sonra, kendine inananlarla birlikte Mekke-i mükerremeye gitti. Kâbe-i muazzamanın bulunduğu yerde ibâdet ve taatla meşgul oldu ve orada vefat etti. Kabrinin Harem-i şerîf (Kâbe-i muazzamanın etrâfındaki mescit)te Hicr denilen yerde bulunduğu rivâyet edilmektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hûd aleyhisselam ve peygamber olarak gönderildiği Âd kavmiyle ilgili olarak Kur’ân-ı kerîmin A’râf, Hûd, Mü’minûn, Fussilet, Ahkâf, Zâriyât, Kamer, Hâkka, Şuarâ ve Fecr sûrelerinde bilgi verilmektedir.</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-hud-aleyhisselam-2.html">HZ Hud Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-hud-aleyhisselam-2.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ  Salih Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-salih-aleyhisselam-2.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-salih-aleyhisselam-2.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2013 20:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[HZ Salih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2432</guid>

					<description><![CDATA[<p>Semûd kavmine gönderilen peygamber. Hazret-i Âdem’in on dokuzuncu batından torunudur. Hûd aleyhisselamın peygamber olarak gönderildiği Ad kavmi, isyânları sebebiyle büyük bir azaba düşüp, helâk olmuştu. Îmân ettikleri için bu azaptan kurtulan insanlar ise kendilerine yeni yurtlar kurmak üzere çeşitli bölgelere dağıldılar. Bu dağılan insanlardan bir kısmı Semûd denilen kimsenin evlatlarıdır. Semûd kavmi, Şam ile Hicaz arasındaki Hicr &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-salih-aleyhisselam-2.html">HZ  Salih Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1963" title="HZ,Salih,Aleyhisselam" alt="" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZSalihAleyhisselam.jpg" width="662" height="329" /></p>
<h3><strong><em>Semûd kavmine gönderilen peygamber. Hazret-i Âdem’in on dokuzuncu batından torunudur.</em></strong></h3>
<p><strong><em>Hûd aleyhisselamın peygamber olarak gönderildiği Ad kavmi, isyânları sebebiyle büyük bir azaba düşüp, helâk olmuştu. Îmân ettikleri için bu azaptan kurtulan insanlar ise kendilerine yeni yurtlar kurmak üzere çeşitli bölgelere dağıldılar. Bu dağılan insanlardan bir kısmı Semûd denilen kimsenin evlatlarıdır. Semûd kavmi, Şam ile Hicaz arasındaki Hicr denilen bölgede yerleşmişti. Bu sebeple “Eshâb-ül-Hicr” de denilen bu kavim, gün geçtikçe çoğalıp büyüdü. Dokuz kabîleden meydana geldi. Çok çalışıp, bağlar, bahçeler yetiştirdi. Çöllerin kuru sıcağından kurtulup, dağları oyarak tepelere saraylar, ovalara köşkler kurdular. Sanatta ve servette iyice ilerlediler. Ancak, zevk ve safâya düşüp daha önce kendilerine Hûd aleyhisselam tarafından bildirilen, hak dinden yavaş yavaş uzaklaşmaya başladılar. Kabîle reislerinin de zulme ve haksızlığa başlamaları üzerine, gittikçe çözülen, Semûd kavmi, nihâyet ağaçtan ve taştan putlar yapıp tapmaya başladılar. Saptıkları kötü yolda sürüklenerek, tevhid esâsından, Allahü teâlâya îmân etmekten tamâmen uzaklaştılar. Câhil ve azgın bir kavim oldular.</em></strong></p>
<p><strong><em>Sâlih aleyhisselam, bu kavim arasında herkesle iyi geçinen, fakirlere yardım eden, zayıfları koruyan ve üstün ahlâkıyla sevilen bir zâttı. Kırk yaşlarına geldiği sırada, Allahü teâlâ onu Semûd kavmine, doğru yolu göstermek üzere peygamber olarak gönderdi. Sâlih aleyhisselam kavmini îmâna dâvet edip, putlara tapmaktan, zulümden ve diğer bütün kötülüklerden uzak durmalarını ısrarla söyledi. Kavmine; “Gerçekten ben size gönderilen güvenilir bir peygamberim. Artık Allah’tan korkun, bana itâat edin.” diyerek dâvetini açıkladı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Sâlih aleyhisselamın bu dâveti karşısında pek az kimse îmân etti. Kavmin çoğunluğu îmân etmemekte direndi. Servetlerine güvenen, zevk ve safâ içinde kendinden geçip, zulme başvuran inkârcılar, Sâlih aleyhisselama; “Sen de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin!” diyorlar, onu, “büyülenmiş, yalancı” sayıyorlardı. Sâlih aleyhisselam ise kavmini îmâna dâvet etmeye devam ediyor ve şöyle diyordu:</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey Semûd kavmi! Siz içinde bulunduğunuz bu güzel bağ ve bahçelerle, bu yemyeşil ekinler, altın başaklarla, güzel hurmalarla ve çağlayan sularla berâber ebedî olarak burada kalacağınızı mı zannediyorsunuz? Bu evleri kim yaptı. Şimdi kim oturuyor, hiç düşünüyor musunuz? Bu bağların ve bahçelerin ilk sâhipleri kimlerdi, şimdi kim oturuyor? Belki onlar da sizin gibi kendilerini burada ebedî kalacak zannediyorlardı. Fakat hepsi ölüp gittiler. Siz de gelip geçenler gibi öleceksiniz. Bunlar size kalmayacak. Âhirette, yaptıklarınızdan birer birer hesâba çekileceksiniz. Henüz fırsat eldeyken bana tâbi olun. Şunu iyi bilin ki, bugün sizi aldatıp, Allah’a isyân ettirenler, ilâhî azaptan kendilerini de sizi de kurtaramayacaklardır. Çünkü onlar da sizin gibi âciz insanlardır.”</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ, Semûd kavmine isyân ve taşkınlıktan vaz geçmeleri için, kadınlarını kısır bıraktı. Ağaçlar kuruyup meyve vermedi. Semûdluların bir kuyu hâricindeki bütün suları kurudu. Sâlih aleyhisselama kin ve öfkeyle gelen Semûdlular: “Ey Sâlih! Aramıza fesâd karıştırdın. Mallarımıza, çoluk-çocuğumuza, bize zarar verdin. Buradan çekil git. Yoksa seni öldürürüz.” dediler. Sâlih aleyhisselam bir müddet onlardan ayrılıp tenhâ yerlere gitti. Bir müddet sonra tekrar dönüp Semûdluları îmâna dâvet etti. Semûd kavmi, Sâlih aleyhisselamdan mucize göstermesini istedi. Ancak mucizeleri gördükleri hâlde yine îmân etmediler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Yine bir gün Sâlih aleyhisselama gelip: “Eğer doğru söylüyorsan, şu dağdaki sarp kayalardan kızıl tüylü ve doğurmak üzere olan bir dişi deve çıksın. O zaman sana îmân ederiz.” dediler. Bunu istemekten maksatları akıllara durgunluk verecek, insanları şaşırtacak bir iş isteyip, yapamamasını ve mahcup olmasını düşündüler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Sâlih aleyhisselam; “Allahü teâlâ her şeye kâdirdir, böyle bir mucize görürseniz, dağdan akan pınar suyunun bir gün deveye, bir gün size âit olmasına râzı mısınız?” dedi. Semûd kavmi böyle bir şey olamayacağını düşünerek; “Bu şartı da kabul ediyoruz.” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Sâlih aleyhisselamın bu şarttan maksâdı; dağdan gelen pınar suyunun az olması ve azgın insanların sâhiplenmesi sebebiyle zor durumda kalan kimselere yardımcı olup, devenin hissesi olan suyu fakir ve zayıflara vermekti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Sâlih aleyhisselam onlara; “Benimle sözleştiğinizi unutmayın, şâyet deve çıkınca ona bir zarar verirseniz ve verdiğiniz sözlerde durmazsanız acı bir azâba uğrarsınız.” dedi. Semûd kavmi; “Sen deveyi çıkar, her istediğini kabul edeceğiz. Aksine bir iş yaparsak azâbı da kabul ediyoruz.” dediler. Nihâyet devenin çıkmasını istedikleri dağın kayalıkları önünde toplanıp, beklemeye başladılar.</em></strong></p>
<p><strong><em>Sâlih aleyhisselam böyle bir mucize vermesi için Allahü teâlâya dua etti ve duası kabul oldu. Kaya yarılıp, arasından istedikleri gibi bir deve çıktı. Deve, iki yana dizilip hayret ve şaşkınlıktan donakalan Semûd kavmi arasından salına salına yürümeye başladı. Sonra da bir yavru doğurdu. Bu mucizeyi görenlerden bir kısmı îmân etti. Diğer bir kısmı ise menfaatlerinin ve zulümlerinin ortadan kalkacağını görerek bir türlü îmân etmediler. Sâlih aleyhisselam onlara sözlerinde durmalarını, aksi takdirde ağır bir azâba düşeceklerini söyledi. Fakat inad ve inkârdan vazgeçmediler. Suyun taksimi işi de kendilerine ağır gelip kendilerine göre çâreler aramaya başladılar.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mucize olarak kayadan çıkan deve, yavrusuyla birlikte her tarafı dolaşıyor, su içme nöbeti olduğu gün de suyun başına gelip suyu tamâmen içiyordu. Su içmesi de ayrı bir mucize olup tonlarca su içiyor, su vücûdunda kayboluyordu. Suyu içip bitirince, su çıkan yerde oturuyordu. Îmân edenler, ondan bir kabîleye yetecek kadar bol süt sağıyorlar, sütten içiyor ve yiyecekler yapıyorlardı. Böylece inananların îmânı kuvvetlenir, inkârcıların kinleri artardı. Bu mucize karşısında âciz kalan Semûd kavmi, deveyi ödürmeyi plânlıyordu. Nitekim, Sâlih aleyhisselamın nasîhat edip, îmân etmeye çağırdığı bir sırada, onlar, su içmekte olan deveyi göstererek; “Güyâ şu deveyi öldürsek biz helâk olacakmışız! Onu öldürelim de gör!” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Nihâyet çeşitli plânlar kurarak deveyi öldürdüler. Sonra da Sâlih aleyhisselama; “İşte deveyi öldürdük. Eğer söylediğin gibi bir peygambersen söylediğin azâbı getir.” dediler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Sâlih aleyhisselam bu azgın kavme şefkat ve merhâmetle nasîhat edip; “Ey kavmim! Nedir bu yaptığınız? Sizin için bir imtihan vesîlesi olan deveyi de öldürdünüz. İnkârda ve günahkârlıkta ısrar ettiniz. Buna rağmen tövbe kapısı açıktır. Neden azâbın gelmesini istiyorsunuz, tövbe ediniz!” dedi. Bu son dâvete de sert cevaplar veren Semûd kavmi, Sâlih aleyhisselamı, âilesini ve îmân edenleri de öldürmeyi plânlamaya başladılar.</em></strong></p>
<p><strong><em>Sâlih aleyhisselam bu azgın kavme şöyle dedi: “Yurdunuzda üç gün daha kalın, birinci gün yüzünüz sararacak, ikinci gün kızaracak, üçüncü gün siyahlaşacak, dördüncü gün ise üzerinize azâb gelerek sizi helâk edecektir!”</em></strong></p>
<p><strong><em>Sâlih aleyhisselamın söylediği bu günler gelip çattı. Bu sırada Semûd kavmi Sâlih aleyhisselamı ve inananları öldürme teşebbüsüne giriştiler. Onlar harekete geçmeden, Cebrâil aleyhisselam gelip, durumu Sâlih aleyhisselama bildirdi. Sâlih aleyhisselam da îmân edenlerle birlikte oradan uzaklaşıp gitti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Birinci günde bâzı acayib hâller zuhûr etti. Devenin bastığı yerlerden kan fışkırdığı, ağaçların yapraklarının kızardığı, kuyu suyunun kan renginde ve insanların yüzlerinin sapsarı olduğu görüldü. İkinci günde Semûdluların yüzleri kana boyanmış gibi kıpkırmızı oldu. Bu belirtileri gören Semûdlular azâbın geleceğine kanâat getirip feryât ettiler. Yüzlerinin siyahlaştığı üçüncü gün, evini sarıp hücum ettikleri Sâlih aleyhisselamın, şehirden çıkıp gittiğini anladılar. O gün, gece yarısından sonra, sabaha karşı şiddetli bir sarsıntı ve dağlardan fışkıran ateş ile Semûd kavminin yurdu altüst oldu. Sayhanın (sarsıntının) şiddetinden hepsinin ödleri patladı. Hepsi helâk olup gittiler. Bundan sonra da yurtları hiç mâmur edilmedi. Sanki hiç insan yaşamamış bir yer hâlini aldı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Semûd kavmi helâk edildikten sonra Sâlih aleyhisselam, îmân edenlerle birlikte gelip, yerle bir edilen şehre ibretle bakarak; “Ey kavmim! Sizden hiçbir ücret istemeden, sizi sâdece Allahü teâlâya îmân etmeye dâvet ettim ve bunu size tebliğ ettim. Bu duruma düşmeyesiniz diye, size nice nasîhatlar yaptım. Fakat siz dinlemediniz. Sonra bu azâba uğradınız!” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Sâlih aleyhisselam, kavminin helâkinden sonra kendisine îmân edenlerle birlikte Mekke’ye veya Şam taraflarına gitti. Remle kasabasına yerleşti. Hadramût tarafına gittiğine dâir rivâyetler de vardır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîmin değişik âyet-i kerîmelerinde, Sâlih aleyhisselamdan ve kavminden bahsedilmekte olup, Semûd kavminin helâk edilişi meâlen şöyle bildirilmektedir:</em></strong><br />
<strong><em>Semûd kavmine gelince: Biz onlara doğru yolu gösterdik de onlar, körlüğü (câhillik ve sapıklığı) hidâyete tercih ettiler. Bunun üzerine onları, kazandıkları (işledikleri) günâh yüzünden şiddetli azap yıldırımı yakalayıverdi. Îmân edip de azâbımızdan korkanları ise kurtardık. (Fussilet sûresi: 17-18)</em></strong></p>
<p><strong><em>Sâlih aleyhisselamın mucizeleri:<br />
1. Kayadan deve çıkartması.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Sâlih aleyhisselamın kavminin bulundukları yerde hamt denilen meyvesiz ağaçlardan başka ağaç yoktu. “Hak peygambersen, bu ağaçlar meyve versin!” diye kendisine mucize teklifinde bulundular. Sâlih aleyhisselam dua edince, bu ağaçların hepsi çeşit çeşit meyveler verdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. Sâlih aleyhisselamın duası bereketiyle büyük taştan su çıkmıştır.</em></strong></p>
<p><strong><em>4. Sâlih aleyhisselamın çadırına ateş tesir etmemiştir. Şöyle ki, kavmi koyuncu idi. Senenin bâzı aylarını sahralarda, yaylalarda çadır kurarak geçirirlerdi. Îmân etmeyenlerden biri, gizlice Sâlih aleyhisselamın çadırını ateşe verince, çadır yanmağa başladı. Bunun üzerine kavminden kâfir olanlar; “Hak peygamber isen, çadırındaki yangını söndür!” diye alay etmeye, eğlenmeye başladılar. Hazret-i Sâlih, yangının sönmesi için dua edince, kendi çadırı kurtulup, ateş kâfirlerin çadırlarına geçti ve hiçbir çadır kalmayıp, içindeki eşyâlarla berâber, yanıp kül oldu.</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-salih-aleyhisselam-2.html">HZ  Salih Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-salih-aleyhisselam-2.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Zülkarneyn Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-zulkarneyn-aleyhisselam-2.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-zulkarneyn-aleyhisselam-2.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2013 20:46:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[HZ Zülkarneyn]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2427</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamber veyâ velî. Kur’ân-ı kerîmde kıssası, doğuya ve batıya seferleri zikr edilmiştir. Asıl ismi İskender’dir. Doğuya ve batıya gittiği için İskender-i Zülkarneyn diye anılmıştır. Nûh aleyhisselamın oğlu Yâfes’in soyundandır. Peygamber olup olmadığı açıkça bildirilmedi. Yemen’de yaşamış olan Münzir İskender ile Aristo’nun talebesi olan Makedonyalı İskender’den daha önce yaşadı. Sâlih bir zât olan Zülkarneyn aleyhisselamı Allahü &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-zulkarneyn-aleyhisselam-2.html">HZ Zülkarneyn Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2428" alt="HZ-Zülkarneyn-Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2013/02/HZ-Zülkarneyn-Aleyhisselam.jpg" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber veyâ velî. Kur’ân-ı kerîmde kıssası, doğuya ve batıya seferleri zikr edilmiştir. Asıl ismi İskender’dir. Doğuya ve batıya gittiği için İskender-i Zülkarneyn diye anılmıştır. Nûh aleyhisselamın oğlu Yâfes’in soyundandır. Peygamber olup olmadığı açıkça bildirilmedi. Yemen’de yaşamış olan Münzir İskender ile Aristo’nun talebesi olan Makedonyalı İskender’den daha önce yaşadı.</em></strong></h3>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Sâlih bir zât olan Zülkarneyn aleyhisselamı Allahü teâlâ yeryüzündeki insanlara emir ve yasaklarını tebliğ ile vazîfelendirdi. Zülkarneyn aleyhisselam Allahü teâlâya niyazda bulunup; kendisine kuvvet vermesini, insanlar arasında hangi ilim ve adâletle hükmetmesi gerektiğinin bildirilmesini istedi.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Allahü teâlâ şöyle buyurdu: “Sana verdiğim vazîfeyi yapabilmen için kuvvet ihsân ederim. Göğsünü açarım. Herşeye gücün yetecek hâle gelirsin. Anlayışını açar, konuşmanı genişletirim, kulağını açarım, tâ uzaktakileri işitirsin. Basîretini genişletirim, çok uzakları görür, her şeye nüfûz edersin. Her şeyi sağlam yaparsın. İstediğin herşeyi ihsân ederim. Sana heybet veririm hiç kimse sana kötü gözle bakamaz. Ben sana yardım ederim. Hiçbir şey sana zarar vermez. Seni kuvvetlendiririm. Hiçbir şeye yenilmezsin. Kalbine kuvvet veririm hiçbir şeyden korkmazsın. Aydınlık ve karanlığı emrine verir, onları senin askerin yaparım. Aydınlık senin önünde yol gösterir, karanlık arkandan seni muhâfaza eder.”</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Allahü teâlâ hazret-i Zülkarneyn’in emrine bulutları ve başka vâsıtaları verdi. Ona ilim ve kudret, insanlar üzerine tasarruf hâkimiyeti verdi. Ayrıca beyaz ve siyah olmak üzere iki sancak ihsân etti. Zifiri karanlık olan gecede beyaz sancağı açınca, ortalık aydınlığa gark olurdu. Gündüz harp ederken düşman askerinin karanlıkta kalmasını arzu ederse siyah sancağını açar, düşman tarafı zifiri karanlık, kendi tarafı aydınlık olur, böylece düşmana kısa zamanda gâlip gelirdi. Her sefere çıkışında önü aydınlık, arkası karanlık olurdu. Çok geçmeden memleketi genişledi. Devleti güçlendi. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bütün dünyâya yaymağı azmetti.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Teyzesinin oğlu Hızır aleyhisselamı kendisine vezir, ordusuna kumandan tâyin etti. Allahü teâlânın emriyle müminlerden meydana gelen ordusu ile ilk önce batıya yürüdü. Vardığı yerlerde kâfirleri hak dîne dâvet etti. İnsanlara iyilik ve ihsânlarda bulundu. İnanmayanlarla harp etti. Batıda meskûn (yerleşilmiş) yerlerin sonuna vardı. Artık karalar bitmiş denizler başlamıştı. Oraya vardığı sırada orada bir kavim buldu. Bu kavim kâfir olup vahşî hayvan derisinden elbise giyerler, denizin dışarı attığı balık cinsinden şeyleri yiyerek geçinirlerdi. Zülkarneyn aleyhisselam bu kavmi, güzel muâmelede bulunarak hak dîne dâvet etti. Kavimden bir kısmı îmânla şereflendi bir kısmı ise îmân etmekten yüz çevirdi. Zülkarneyn aleyhisselam inanmayanların üzerine yürüdü ve onları karanlıkta bıraktı. Onlar karanlıkta ne yapacaklarını bilemediler. Sonunda pişman olup tövbe ettiler ve Allahü teâlânın varlığına, birliğine inandılar.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Zülkarneyn aleyhisselam müminlerden kurduğu ordusu ile uğradığı her yerdeki bütün insanları hak dîne dâvet etti. Allahü teâlâya îmân ve ibâdete çağırdı. Îmân etmeyenler cezâlarını gördüler. Yaya olarak Mekke-i mükerremeye gitti ve haccetti. İbrahim aleyhisselamla görüşüp hayır duasını aldı. Nasîhatlerine kavuştu. Daha sonra doğuya yöneldi. Güneşin ilk ışıklarının vurduğu en uçtaki kara parçasına vardı. Zülkarneyn aleyhisselam orada, yer altındaki mahzenlerde yaşayan kavmi hak dîne dâvet etti. Daha sonra kuzeye bir sefer yaptı. İki dağ arasına vardı. O iki dağın yakınında oturan kalabalık bir kavimle karşılaştı. O kavmi de hak dîne dâvet etti. Kavmin pâdişâhı Zülkarneyn aleyhisselamı iyilikle karşıladı ve hediyeler takdim etti. Bütün kavmiyle birlikte hak dîni kabul etti. Zülkarneyn aleyhisselamın iltifatlarına kavuştu. Ye’cüc ve Me’cüc adlı kavimlerin zararından şikâyette bulundu. Zülkarneyn aleyhisselam o kavimle birlikte Ye’cüc ve Me’cüc’ün zararından korunmak için sed yaptılar.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Zülkarneyn aleyhisselam bir seferi esnâsında hiçbir dünyâ malı ve serveti olmayan, rızıklarını sebzeden temin eden bir kavme rastladı. Ayrıca bu kavimde herkes kendi mezarını kazar, her gün mezarını temizler ve ibâdetlerini burada yaparlardı. Zülkarneyn aleyhisselam o kavmin hükümdarıyla da görüştü. Hükümdar kendilerinin dünyâya önem vermediklerini, âhireti hatırlamak için de ibâdetlerini mezarlarda yaptıklarını anlattı.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Zülkarneyn aleyhisselam Allahü teâlânın yardımıyla, doğu, batı ve kuzeydeki bütün ülkeleri feth edip, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını yayma vazîfesini tamamladıktan sonra, askerine izin verdi. Kendisi Medîne ile Şam arasında Dûmet’-ül-Cendel denilen yerde insanlardan ayrıldı. Yalnız Allahü teâlâya ibâdet ve tâatle meşgul oldu.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Vefât etmeden önce yakınlarına “Ben vefat edince usûlüne uygun yıkayıp kefenleyin. Sonra tabuta koyun. Yalnız kollarım dışarda sarkık kalsın. Hazînelerimi de katırlara yükleyin” diye vâsiyette bulundu. Söyledikleri aynen yapıldı. Az bir zaman sonra da vefat etti. Mekke’ye veya Mekke civârındaki Tehâme Dağlarında bir yere defn edildi.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>İskender-i Zülkarneyn böyle vâsiyyet etmekle “Arkamdan gelen ordular ile doğu ve batıya hâkim oldum. Hizmetçilerim emrimden çıkmadı. Dünyâyı baştan başa tuttum. Sayısız hazînelerim vardı. Fakat bütün bu dünyâ nîmetleri kalıcı değildir. Gördüğünüz gibi mezâra eller boş gidiliyor. Dünyâ malı dünyâda kalıyor. Sizler âhirette de faydalı olacak işler yapın.” demek istedi.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Zülkarneyn aleyhisselam beyaz-kırmızı benizli, orta boylu idi. Güzel ahlâk sâhibi, Hakka teslimiyeti tam, halkına karşı mütevâzi, alçak gönüllü ve adâlet sâhibi idi. Gazâ ve cihâda çıkmakta, beldeleri tâmirde çok gayretli idi. Dünyâ malına rağbet etmez, elinin emeği, alnının teri ile geçinirdi. Bunun için zenbil örer kendine, çoluk çocuğuna bu paradan harcar, artanını fakirlere sadaka verirdi. Ye’cüc ve Me’cüc kavminin zararlarına mâni olmak için sed yapmıştı.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Seddi rivâyetlere göre Asya’nın doğusundaki mümin Türklerin ricâsı üzerine inşâ etmişti. İki dağ arasına taş ve demirden yapılmış olan bu sed bugünkü Çin Seddinden başkadır.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kur’ân-ı kerîmin Kehf sûresi 83-98. ayet-i kerimelerinde Zülkarneyn aleyhisselamla ilgili haberler verilmektedir. Peygamber efendimiz, sallallahü aleyhi ve sellem de buyurdu ki:</em></strong><br />
<strong><em>İsmini duyduğunuz kimselerden yeryüzüne dört kişi mâlik oldu. İkisi mümin ikisi kâfir idi. Mümin olan ikisi Zülkarneyn ile Süleyman (aleyhisselam) idi. Kâfir olan ikisi de Nemrûd ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak yeryüzüne benim evlâdımdan biri yâni Mehdî mâlik olacaktır.</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-zulkarneyn-aleyhisselam-2.html">HZ Zülkarneyn Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-zulkarneyn-aleyhisselam-2.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ.İbrahim Aleyhisselam Hayatı</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-ibrahim-aleyhisselam-2.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-ibrahim-aleyhisselam-2.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2013 20:44:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[HZ İbrahim]]></category>
		<category><![CDATA[HZ.İbrahim Aleyhisselam Hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kur’ân-ı kerîm’de ismi bildirilen peygamberlerden, ülülazm adı verilen altı peygamberden biri olup, Keldânî kavmine gönderilmiştir. Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamdan sonra peygamberlerin ve insanların en üstünüdür. Allahü teâlâ ona Halîlim (dostum) buyurduğu için Halîlullah veya Halîlürrahmân olarak bilinir. Babası mümin olan Târûh olup, annesi Emile’dir. İbrahim aleyhisselam, Peygamber efendimizin dedelerindendir. Çünkü, ilk oğlu İsmail aleyhisselam Arapların, ikinci oğlu İshak aleyhisselam &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ibrahim-aleyhisselam-2.html">HZ.İbrahim Aleyhisselam Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong><em>Kur’ân-ı kerîm’de ismi bildirilen peygamberlerden, ülülazm adı verilen altı peygamberden biri olup, Keldânî kavmine gönderilmiştir. Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamdan sonra peygamberlerin ve insanların en üstünüdür. Allahü teâlâ ona Halîlim (dostum) buyurduğu için Halîlullah veya Halîlürrahmân olarak bilinir. Babası mümin olan Târûh olup, annesi Emile’dir. İbrahim aleyhisselam, Peygamber efendimizin dedelerindendir. Çünkü, ilk oğlu İsmail aleyhisselam Arapların, ikinci oğlu İshak aleyhisselam da İsrailoğullarının ceddi yâni dedesidir. Keldânî memleketi olan Bâbil’in doğu tarafında ve Dicle ile Fırat nehirleri arasındaki bölgede doğdu. Yüz yetmiş beş yaşındayken Kudüs’te vefat etti.</em></strong></h3>
<h3><strong><em>İbrahim aleyhisselama annesi Emîle veya Ûşâ hâmileyken, babası Târûh vefat etti. Annesi, amcası olan Âzer ile evlendi. Âzer üvey babası ve amcası olup, putperestti. Geçimini put yapıp satarak temin ederdi.</em></strong></h3>
<p><strong><em>Tefsir âlimleri, En’âm sûresinin Âzer’in ismi geçen 14. âyetini tefsir ederken, Âzer’in hazret-i İbrahim’in amcası ve üvey babası olduğunu açıkça belirtmişlerdir. Zîrâ, Peygamberimizin baba ve dedeleri Âdem aleyhisselamdan beri hep mümindi. Kur’ân-ı kerîm’de meâlen; “Sen, yâni senin nûrun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır.” (Şu’arâ sûresi: 219) buyrulmaktadır. Ehl-i sünnet âlimleri bu âyet-i kerîmeyi tefsir ederken, Peygamberimizin bütün ana ve babalarının, mümin olduğunu anlamışlardır. Abdullah ibni Abbâs’ın bildirdiği hadîs-i şerîfte de: “Benim dedelerimin hiçbiri zina yapmadı. Allahü teâlâ, beni temiz babalardan, temiz analardan getirdi. Dedelerimin iki oğlu olsaydı, ben bunların en hayırlısında, en iyisinde bulunurdum.” buyuruldu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden anlaşıldığı ve binlerce İslâm kitâbında yazıldığı üzere Peygamber efendimizin anaları ve babaları arasında bulunmakla şereflenen bahtiyarların hepsi, zamanlarının ve memleketlerinin en asîl, en şerefli, en güzel ve en temiz kimseleriydi. Hepsi de aziz ve muhteremdiler. İbrahim aleyhisselamın babası, Târûh da böylece mümin, yâni inanmıştı. Kötü ahlâktan, âdî ve çirkin sıfatlardan uzaktı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Nûh aleyhisselamdan çok sonra Bâbil’de hüküm süren, yıldızlara ve putlara tapan Keldânî kavminin o devirdeki kralı olan Nemrûd, insanları kendine ve putlara taptırıyordu. Bir gece gördüğü rüyâyı, müneccimler; “Doğacak bir erkek çocuğun yeni bir din getireceği ve onun saltanatını yıkacağı.” şeklinde tâbir edince, Nemrûd yeni doğan erkek çocukların öldürülmelerini ve hâmile kadınların hapsedilmelerini emretti. O sırada hazret-i İbrahim’e hâmile olan annesi, amcası Âzer’le evliydi. Görünüşte hâmileliği belli olmadığı için fark edemediler, kocasına da; “Çocuk doğunca oğlan olursa, kendi elinle Nemrûd’a teslim eder mükâfât alırsın.” dedi. Annesi zamânı gelince de şehir dışında bir mağarada doğum yaptı ve Âzer’e çocuğun doğup öldüğünü söyledi. Oğlunu mağarada gizledi ve orada büyüttü. Yanına gittiğinde onu parmağını emerken bulur ve doymuş görürdü. Parmaklarından süt ve bal gelirdi. Allahü teâlâ Cebrâil aleyhisselamı göndererek bu gıdâları Cennet’ten parmaklarına akıtırdı.</em></strong></p>
<p><strong><em>İbrahim aleyhisselam büyüyüp, mağaradan çıkınca, güneşe, aya, yıldızlara ve kâinâta bakarak bunları yaratan eşi ve benzeri olmayan bir yaratıcının olduğunu anladı. Keldânî kavmine gelerek, taptıkları yıldızların ve putların ilâh olmadığını, anlayabilecekleri açık delillerle anlattı. Bâbil halkı çocuk yaşta olan ve putlarına karşı çıkan hazret-i İbrahim’i üvey babası Âzer’e şikâyet ettiler. Âzer, İbrahim aleyhisselamı azarlayarak bu işten vazgeçmesini istediyse de İbrahim aleyhisselam onun sözlerine hiç aldırmayıp; “Benden delil isteyin göstereyim. Bana hidâyet veren, doğru yolu gösteren Allahü teâlâ beni sizden ayırdı. Sizin içinde bulunduğunuz sapıklığa düşürmedi. Sizi ve putlarınızı sevmiyorum.” dedi. Putlara tapmanın mânâsız olduğunu Âzer’e de söyledi. Âzer hiddetlenip İbrahim aleyhisselamın yanından uzaklaşmasını istedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Genç yaştayken Keldânî kavmine peygamber olarak gönderilen ve kendisine on sayfa (forma) kitap verilen İbrahim aleyhisselam, Allahü teâlânın emriyle büyük-küçük herkesi Allahü teâlâya îmân etmeye çağırdı. İnsanlara topluca ve açık bir tebliğde bulunmayı, putların mânâsız ve âcizliğini, onlara tapmanın sapıklık olduğunu gâyet açık bir şekilde göstermek istedi. O zaman Keldânî kavmi, bir gün bayram yapmak üzere bir yere toplandı. Onlar gittiği zaman İbrahim aleyhisselamın üvey babası ve puthânenin bekçisi olan Âzer onu da bayram yerine gitmeye zorladı. İbrahim aleyhisselam hasta olduğunu söyleyerek gitmedi. İnsanlar bayram yerinde toplandıkları zaman, yetmiş kadar putun bulunduğu puthâneye girdi. Getirdiği bir balta ile bütün putları kırıp, parça parça etti. Sâdece en iri putu kırmadı ve baltayı bunun boynuna asarak, oradan uzaklaştı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Keldânî kavmi bayramdan dönünce, puthâneye girip, putların kırılıp parça parça edildiğini görüp, şaşırdılar. Bunu kim yaptı, diye bağrışmaya başladılar. Bu işi, İbrahim yapmıştır, diyerek onu yakalayıp halkın önünde sorguladılar. “Ey İbrahim! Putlarımızı sen mi kırdın?” deyince, İbrahim aleyhisselam, bu işi olsa olsa; “Ben varken bu küçük putlara niçin tapıyorlar!” diyen şu iri put yapmıştır, demiştir. “Siz ona sorunuz.” deyince, putperestler; “Putlar konuşmaz ki, sen bize ona sor diyorsun!” dediler. Bunun üzerine İbrahim aleyhisselam; “O hâlde daha kendilerini kırılmaktan kurtaramayan, size hiçbir faydası olmayan bu putlara ilâh diyerek niçin tapıyorsunuz? Hâlâ akıllanmayacak mısınız? Size ve bu taptığınız putlara yazıklar olsun!” dedi. Putlarını İbrahim aleyhisselamın kırdığını anlayan Keldânî kavmi, onu hapsettiler. Durumu da ilâhlık iddiâsında bulunan kralları Nemrûd’a bildirdiler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Nemrûd, İbrahim aleyhisselamı yanına getirmelerini emretti. İbrahim aleyhisselam Nemrûd’u Allahü teâlâya îmân etmeye dâvet etti. Nemrûd, bunu reddettiği gibi, İbrahim aleyhisselamın kendisine secde etmesini istedi. Secde etmeyince, hapsettirdi ve ateşte yakılmasını emretti. Günlerce yığılan odunlar ateşlendi. Şiddetinden yanına yaklaşamadıkları ateşe hazret-i İbrahim’i mancınıkla attılar. Ateşe atılırken; “Hasbiyallah ve ni’mel vekil”, yâni“Bana Allah’ım yetişir. O ne iyi vekildir, yardımcıdır.” dedi. Ateşe düşerken Cebrâil aleyhisselam gelip; “Bir dileğin var mı?” diye sorunca; “Var, fakat sana değil, Rabbim beni görüyor, biliyor.” dedi. Onun bu hâli Kur’ân-ı kerîm’de övülüyor ve; “Sözünün eri olan İbrahim.” buyruluyor. </em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen ateşe; “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selâmette ol!” (Enbiyâ sûresi: 69) diye emretti. Ateşin içi yemyeşil bir bahçe kesildi. Cebrâil aleyhisselam da kendisine arkadaş oldu. Cennet’ten gömlek ve yaygı getirdi ve onu Cennet nîmetleri ile doyurdu. Ateşte yedi gün kaldığı rivâyet edilir. Ateş sönünce mucizeyi gözleriyle görenlerden kardeşi Haran, amcasının kızı ve sonra hanımı olan hazret-i Sâre ve bâzı kimseler îmân ettiler. İbrahim aleyhisselam ateşten kurtulduktan sonra Keldânî kavmini bir müddet daha îmâna dâvet etti. Fakat zâlim Nemrûd ve putperest ahâli küfürlerinden vazgeçmediler. Allahü teâlâ, Nemrûd ve kavmine sivrisinekleri musallat etti. Sinekler onların kanlarını emdiler ve kuru kemik hâline getirdiler. Sineklerden birisi de Nemrûd’un burnundan girip beynine yerleşti. Uzun zaman azap ve ızdırap verdi. Hattâ başını tokmakla döğdüre döğdüre öldü. Allahü teâlâ, tanrılık iddiâ eden Nemrûd’u en âciz mahlûklarından birisi olan sivrisinekle cezâlandırdı.</em></strong></p>
<p><strong><em>İbrahim aleyhisselam Allahü teâlânın emriyle Bâbil’den Harrân’a (Urfa’nın güneyinde bir yer) hicret etti. Bu yolculukta kardeşinin oğlu Lut aleyhisselam, hanımı Sâre Hatun ve diğer inananlar da bulundular. Harrân’da bir müddet kaldıktan sonra,Şam’a, oradan da Mısır’a gitmek üzere yola çıktı. Bu yolculuk esnâsında kardeşinin oğlu Lut aleyhisselamın Sedum bölgesi ahâlisine peygamber olarak vazîfelendirildiği bildirildi. Lut aleyhisselamın Sedum’a hareketinden sonra, Mısır’a giden İbrahim aleyhisselam rivâyete göre bu sırada otuz sekiz yaşındaydı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Mısır’a gittiği sırada Sinan bin Ulvan adlı zâlim bir Firavun vardı. İbrahim aleyhisselam ve hanımı hazret-i Sâre’nin Mısır’a geldiğini haber alan Firavun, zorbalık yaparak Sâre’yi almak istedi. Bu zâlim hükümdâr hazret-i Sâre’yi sarayına çağırttı. Ona musallat olmak isteyince nefesi kesilip elleri ve ayakları tutmaz hâle geldi. Bu hâline pişman olup, musallat olmaktan vaz geçti. Hazret-i Sâre’den, onun düştüğü fecî hâlden kurtulması için dua etmesini istedi. Hazret-i Sâre, hükümdârı bu kadın öldürdü, diye suçlanmasından korktuğu için, dua etti.Tekrar eski hâline dönen Firavun, Hacer adında bir câriyeyi hazret-i Sâre’ye hediye etti. Bu hâdiseden sonra İbrahim aleyhisselam hanımı Sâre ve hediye edilen Hacer Hâtunla birlikte Mısır’dan ayrılıp, Filistin’e gitti. </em></strong></p>
<p><strong><em>Filistin topraklarındaki ıssız ve kupkuru bir yer olan Sebû’ya yerleşti. Bir müddet burada kaldı. Zamanla çok mala kavuştu. Yarım milyonu sığır olmak üzere, davarları ovaları ve vâdileri doldurdu. Çok zengin oldu. Sebû denilen yere sonradan gelip yerleşen insanların İbrahim aleyhisselamı incitmeleri üzerine oradan ayrılıp, Şam tarafında Kıst adlı yere göçtü. Çok cömerd olan İbrahim aleyhisselam insanlara çok ikrâmlarda bulunurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>İbrahim aleyhisselam, çocuğu olmadığı için hanımı hazret-i Sâre’nin isteği ve izniyle hazret-i Hacer’le evlendi. Bu evlilikten İsmail aleyhisselam doğdu. Muhammed aleyhisselamın nûru hazret-i Hacer vâsıtasıyla İsmail aleyhisselama intikâl ettiği için, hazret-i Sâre’nin kalbinde hazret-i Hacer’e karşı gayret hâsıl oldu. İbrahim aleyhisselam, hazret-i Sâre’yi üzmemek için Allahü teâlânın emriyle hazret-i Hacer ve oğlu İsmail’i (aleyhisselam) yanına alarak, o zamanlar ıssız ve susuz bir yer olan Mekke’ye götürdü. Onları oraya bırakıp, Şam diyârına geri döndü. Hacer annemiz ve oğlu İsmail aleyhisselam oradayken, mübârek Zemzem suyu yerden fışkırarak çıktı.</em></strong></p>
<p><strong><em>İbrahim aleyhisselam, daha önce bir oğlum olursa, Allah yoluna kurban edeceğim, diye adakta bulunmuştu. İbrahim aleyhisselam, hazret-i Hacer ve oğlu İsmail aleyhisselamı ziyâret için Mekke’ye geldiği sırada, üç gün üst üste gördüğü bir rüyâ üzerine İsmail aleyhisselamı kurban etmek istedi. Tam kurban etmek üzereyken, Allahü teâlâ İbrahim aleyhisselama rüyâsına sadâkat (bağlılık) gösterdiğini bildirerek kurbanlık bir koç ihsân etti. Böylece İsmail aleyhisselam, kurban edilmekten kurtuldu. Allahü teâlâ, İbrahim aleyhisselama ihtiyar yaşında hazret-i Sâre’den İshak isimli oğlunu ihsân etti. İbrahim aleyhisselam birkaç defâ hazret-i Hacer’i ve oğlu İsmail aleyhisselamı ziyâret etti. Bir defâsında oğlu İsmail ile birlikte Beytullah’ı (Kâbe-i muazzamayı) inşâ etti. Cennet yâkutlarından olan Hacer-ül-Esved adlı siyâh taşı Cebrâil aleyhisselamın bildirmesiyle alarak, Kâbe-i muazzamanın duvarına yerleştirdi. Kâbe duvarını örerken, şimdi Makâm-ı İbrahim denilen taşın üzerine bastı. Kâbe’yi yapıp bitirince, Allahü teâlânın Cebrâil aleyhisselam aracılığıyla bildirdiği gibi, İsmail aleyhisselam ve Mekke’de yerleşmiş olan Cürhümlülerle birlikte hac ibâdetini yaptı.</em></strong></p>
<p><strong><em>İsmail aleyhisselamla haccın rükünlerini yerine getirdikten sonra, oğluna Kâbe’ye bakması ve onu koruması için tenbihde bulundu. Şam’a gitmek istedi. Gitmeden önce Arafat’a çıkıp, İsmail aleyhisselamın evlâdına dua etti ve Şam’a döndü. Ertesi sene hac mevsiminde hanımı hazret-i Sâre ve oğlu İshak aleyhisselamı da alarak Mekke’ye geldi. Hac ibâdetini yaptıktan sonra, birlikte Şam’a döndüler.</em></strong></p>
<p><strong><em>İbrahim aleyhisselam, vefat etmeden önce oğlu hazret-i İsmail’e şu vasiyette bulundu: “Ey oğlum! Alnında parlayan bu nûr, son peygamber Muhammed aleyhisselamın nûrudur. Bütün baba ve dedelerimizin vasiyeti, bu nûru iyi muhâfaza edip, ehline teslim etmektir. Bu mübârek nûru iyi muhâfaza et. Nikâhlı, afîf ve temiz kadınlara teslim eyle. Evlâdına da böyle vasiyette bulun.” dedi. Yüz yetmiş beş yaşında hazret-i Hacer ve hazret-i Sâre’den sonra Kudüs’te vefat etti. Kudüs civârında Habrun kasabasında bir mağaraya defnedildi. Bu kasaba, İbrahim aleyhisselamın Halîl (Allahü teâlânın dostu) ismine izâfeten Halîlurrahmân ismiyle meşhurdur. Hazret-i Lut, hazret-i İshak ve hazret-i Yakub ile pekçok peygamberin bu beldede bulunduğu rivâyet edilir. Müslüman hükümdârlar oradaki mescitleri ve türbeleri kendi devirlerinde tâmir ettirmişlerdir. Halîlurrahmân’daki mescit ve türbeleri ise son olarak Osmanlı Sultânı İkinci Abdülhamîd Han tâmir ettirmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>İbrahim aleyhisselam ülülazm peygamberlerin ikincisi olup, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamdan sonra bütün peygamberlerden ve resûllerden üstündür. İbrahim aleyhisselamdan sonra gelen bütün peygamberler onun neslindendir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ hazret-i İbrahim’i ilâhî sırlara vâkıf kıldı ve onu, ateşe atıldığında nefsiyle, oğlu hazret-i İsmail’i Allah için kurbân etmesini bildirip evlâdı ile malı ile imtihân etti. Malı ile imtihân edilmesi şöyle olmuştur: O kadar zengindi ki, sâdece sığırları yarım milyon olup, davarları, ovaları ve vâdileri dolduruyordu. Cebrâil aleyhisselam insan sûretinde gelip; “Yâ İbrâhîm, bu sürüler kimindir?” deyince; “Allah’ındır fakat benim elimde emânettir. Allahü teâlâyı tesbih et, ismini an, onu zikret, bu sürülerin hepsi senin olsun.” diyerek bütün malını bağışladı. Cebrâil aleyhisselam kendini tanıtınca, hazret-i İbrahim; “Ben Allah için bağışladığımı geri alamam.” diyerek bütün malını satıp, Allah yoluna sarf etti. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i İbrahim kendisine nâzil olan (indirilen) emir ve yasakları tamâmen halka bildirdi. Allah’tan başka şeylere tapmanın bâtıl (geçersiz) olduğunu çok açık bir şekilde anlattı. Şirke (Allah’a ortak koşma) yol açacak kapıların hepsini kapattı. Çocukluğundan ölümüne kadar hak din üzere olduğundan ve insanlara hak dîni bildirdiğinden dolayı, onun milletine işâret için Kur’ân-ı kerîmde “Hanîfen” (hak din üzere bulunanlar) diye zikredilmiştir. Hazret-i İbrahim’in husûsiyetleri Kur’ân-ı kerîm de Nahl sûresi 120, 121, 122. âyetlerde bildirilmektedir. Misâfirperverliği ve cömertliği dillerde dolaşırdı. Misâfir olmayınca yemek yemez, bir misâfir bulmak için uzaklara giderdi. Bu vasfından dolayı ona Ebû’d-Düyûf (misafirler babası) adı verilmişti. Kıblesi Kâbe idi. Namaza durduğu zaman kalbinin coşması, hışırtısı çok uzaklardan duyulurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>İbrahim Aleyhisselamın Mucizeleri<br />
1. İbrahim aleyhisselamın mübârek vücûduna ateş tesir etmedi. Nemrûd onu ateşe attığında Allahü teâlâ; Ey ateş! İbrahim üzerine serin ve selâmet ol!” buyurunca ateş onu yakmadı.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Cansız olan, parça parça edilmiş ve parçaları ayrı ayrı yerlere konmuş olan kuşlar (dört kuş), İbrahim aleyhisselamın çağırması üzerine yeniden dirilmişlerdir.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. İbrahim aleyhisselamın mucizesi ile taşlar kömür gibi yanmıştır. Rivâyete göre İbrahim aleyhisselam Şam tarafına hicret ettiğinde çayırlık, çimenlik bir yerde konaklamıştı. Orada yakacak hiçbir şey bulamayan, buldukları az bir şeyle ihtiyaçlarını karşılayamayan ahâli, durumlarını İbrahim aleyhisselama anlattı. İbrahim aleyhisselam taşları toplattı ve kömür gibi yaktı. Bu mucizeyi gören pekçok kimse îmân etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>4. Bâzan yırtıcı ve yabânî hayvanlar İbrahim aleyhisselamla berâber giderler ve dile gelerek gâyet açık bir şekilde onunla konuşurlardı. Bir defâsında, hanımı hazret-i Hacer ve oğlu İsmail’le görüşmek ve onları ziyâret etmek için Mekke’ye gitmişti. Şam’a geri dönüşünde birçok yabânî hayvan, İbrahim aleyhisselam ile berâber yürüyüp, onunla açıkça konuştular.</em></strong></p>
<p><strong><em>5. İbrahim aleyhisselam duvarların ve dağların arkasını da görürdü. Bu mucizesi Mısır’a gittiğinde zevcesi hazret-i Sâre’ye musallat olmak isteyen zamânın kralı Firavun, hazret-i Sâre’yi sarayına alınca, İbrahim aleyhisselam dışardan içeriyi seyretmiştir. Sarayın duvarları ona cam gibi olmuş ve gözünden perde kaldırılmıştır. Böylece hazret-i Sâre’ye el uzatmaya kalkışan Firavun’un ellerinin kuruyup, ayaklarının tutmayarak yere yıkıldığına şâhid olmuştur.</em></strong></p>
<p><strong><em>6. İbrahim aleyhisselamın bastığı taşın üzerinden ağaç bitip yeşermiştir. Bu istek dîne dâvet ettiği bir beldenin ahâlisinden gelmiş, duası üzerine mucizeyi göstermiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>7. İbrahim aleyhisselamın oturduğu yerden güzel kokular yayılırdı. Ayrılsa bile, senelerce güzel kokusu oradan çıkmazdı. Hazret-i İsmail de babasının evine gelip gittiğini, onun kokusundan anlamıştı.</em></strong></p>
<p><strong><em>İbrahim aleyhisselamın dîni: İbrahim aleyhisselamın dîni, Hanîf dînidir. Yanlış ve sapık olan şeye hiç dalmadan doğruya yönelen mânâsınadır. İbrahim aleyhisselam, Keldânî kavminin taptığı putlara aslâ tapmayıp, onları aşağılayıp, Allahü teâlâya ibâdet ettiği için, Hanîf denilmiştir. Ayrıca, kendisinde eğrilik bulunmayan dosdoğru olan din mânâsında da Hanîf dîni denilmiştir. Peygamber efendimize peygamberlik bildirilmeden önceki Arablardan birçok kimse Hanîf dînine mensuptu.</em></strong></p>
<p><strong><em>İbrahim aleyhisselama bildirilen Hanîf dîninin esaslarından bâzıları şunlardır: Kimse kimsenin günâhını yüklenmez. Kimse başkasının günâhından sorumlu olmaz. İnsanlar âhirette ancak ihlâsla işlediği sâlih amellerinin ve niyetlerinin faydasını görürler. Her insanın hayır ve şerden ibâret olan ameli kıyâmet gününde mizânında görülecektir. İnsana çalışmasının karşılığı tam olarak verilecektir.</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ibrahim-aleyhisselam-2.html">HZ.İbrahim Aleyhisselam Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-ibrahim-aleyhisselam-2.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ,Lut Aleyhisselam hayatı</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-lut.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-lut.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2013 20:41:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[HZ LUT]]></category>
		<category><![CDATA[Lut Aleyhisselam hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2420</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kur’ân-ı kerîm’de ismi bildirilen peygamberlerden. İbrahim aleyhisselamın kardeşinin oğludur. İbrahim aleyhisselam ve ona inananlarla birlikte Nemrûd’un memleketinden hicret edip Şam’a geldikten sonra, Lut Gölü yanındaki Sedum şehri halkına peygamber gönderildi. İnsanlara İbrahim aleyhisselamın dînini tebliğ etti. İbrahim aleyhisselamla birlikte Bâbil’den hicret edip, Şam diyârına geldikleri zaman Cebrâil aleyhisselam gelerek Lut Gölü civârındaki Sedum bölgesi ahâlisine &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-lut.html">HZ,Lut Aleyhisselam hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>
<h3><strong><em>Kur’ân-ı kerîm’de ismi bildirilen peygamberlerden. İbrahim aleyhisselamın kardeşinin oğludur. İbrahim aleyhisselam ve ona inananlarla birlikte Nemrûd’un memleketinden hicret edip Şam’a geldikten sonra, Lut Gölü yanındaki Sedum şehri halkına peygamber gönderildi. İnsanlara İbrahim aleyhisselamın dînini tebliğ etti.</em></strong></h3>
<p><strong><em>İbrahim aleyhisselamla birlikte Bâbil’den hicret edip, Şam diyârına geldikleri zaman Cebrâil aleyhisselam gelerek Lut Gölü civârındaki Sedum bölgesi ahâlisine peygamber olarak gönderildiğini bildirdi. İbrahim aleyhisselamdan ayrılarak Sedum bölgesine gitti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu beldede ahlâksız ve sapık bir millet türemişti. Putlara tapıyorlar, soygun yapıyorlar, zayıfları eziyorlardı. İğrenç olan livata (homoseksüellik; bugün tedâvisi mümkün olmayan AIDS hastalığına sebeb olan cinsî sapıklık) yapıyorlardı Lut aleyhisselam onları çirkin işlerden menedip, doğru yola dâvet etti. Bu husus Kur’ân-ı kerîmde Şuarâ sûresi 161-164. âyetlerde meâlen şöyle bildirilmektedir: </em></strong><br />
<strong><em>“Kardeşleri Lut onlara: Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş emîn, güvenilir bir peygamberim. Artık Allah’tan korkun ve bana itâat edin! Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim âlemlerin Rabbine âittir, dedi.”</em></strong></p>
<p>Sedum halkı hazret-i Lut’un dâvetine uymadılar. İsyân edenler arasında kendi hanımı da vardı. O da kocası hazret-i Lut’a inanmamıştı. Kâfirlerle bir olup, ona ihânet etmişti. Bu azgın ve cinsî sapıklıkla uğraşan kavim, îmân etmedikleri gibi hazret-i Lut’u ve ona inananları memleketlerinden kovmaya kalkıştılar. Lut aleyhisselam bu kavme nasîhat edip, doğru yola dönmezlerse Allahü teâlânın azâbına uğrayacaklarını bildirdi. Buna rağmen isyândan ve fuhuştan vazgeçmediler. Hattâ hazret-i Lut’a “Doğru sözlü isen bahsettiğin azâbı getir de görelim” dediler.</p>
<p><strong><em>Sapık kavmin isyânının gittikçe artması üzerine Allahü teâlâ onları cezâlandırmak için melekler görevlendirdi. Bu melekler Cebrâil, Mikâil, Azrâil aleyhisselam bir rivâyete göre de Cebrâil aleyhisselam ile birlikte on iki melekti. Melekler önce İbrahim aleyhisselama uğrayıp, kendisine bir oğlan evlâdı (hazret-i İshak) verileceğini müjdelediler ve azgın Sedum halkını helâk etmek üzere geldiklerini söyleyip ayrıldılar. Öğle veya akşam vakti Sedum beldesine gidip hazret-i Lut’u buldular. </em></strong></p>
<p><strong><em>Melekler nûr yüzlü genç delikanlı sûretinde hazret-i Lut’un evine gelince hazret-i Lut’un isyankâr hanımı, durumu azgın Sedum halkına bildirdi. Azgın Sedum halkı hazret-i Lut’un evinin etrâfını sarıp misâfirlerini bize teslim et diyerek musallat olmaya kalkıştılar. Hazret-i Lut onlara nasîhat ettiyse de dinlemeyip kapıyı zorladılar. Bunun üzerine melekler: “Ey Lut! Gerçekten biz Rabbinin elçileriyiz. Kalbini onlardan gelecek bir korku ve zarar ile meşgûl etme. Onlar sana aslâ dokunamazlar. Cebrâil aleyhisselam dedi ki, hemen gecenin bir kısmında ev halkınla çık git ve içinizden hiçbiri geri kalmasın, ancak hanımın hâriç, çünkü kavmine isâbet edecek azâb ona da gelecektir. Onların helâk zamânı sabah vaktidir.”</em></strong></p>
<p><strong><em>Azgın kavim içeriye girmek için kapıyı kırınca Cebrâil aleyhisselam;“Ey Lut kapıyı aç ve geriye çekil gelsinler dedi. Lut aleyhisselam kapıyı açıp geriye çekildi. Cebrâil aleyhisselam kanadını önlerine gerdi ve içeriye hücum eden azgınların gözleri âniden kör oldu, bunun üzerine şaşkın şaşkın kaçışmaya başladılar. Bu husus Kur’ân-ı kerîm’de Kamer sûresi 37. âyette meâlen şöyle bildirilmektedir: </em></strong><br />
<strong><em>“Lut’tan kavmi, misâfir melekleri istediler! Hemen biz onların gözlerini kör ettik. (Anadan doğma gibi kör oldular) işte azâbımı ve tehditlerimin âkıbetini tadın dedik.”</em></strong></p>
<p>Lut aleyhisselam kendine tâbi olanlarla geceleyin Sedum beldesinden ayrılıp Sa’r şehrine gitti. Cebrâil aleyhisselam Sedum beldesini kanadıyla alt üst etti. Üzerlerine şiddetli taş yağmaya başladı, nihâyet hepsi helâk olup gitti. Bu hususta Kur’ân-ı kerîm’in Kamer sûresi 38. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Celâlim hakkı için, bir sabah vakti devamlı bir azâb onları bastırıverdi.” Ve Hicr sûresi 73-74-75. âyetlerde de; “Nihâyet onları güneşin doğma vaktinde korkunç gürültü yakalayıverdi. Hemen şehirlerinin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taş yağdırdık. Elbette bunda keskin anlayışlılar için ibret alâmetleri var.” buyrulmaktadır.</p>
<p><strong><em>Lut’un aleyhisselam kavminin yaşadığı ve helâk oldukları topraklar Kur’ân-ı kerîmde alt-üst olan memleket mânâsına gelen “El-mü’tefikât” şeklinde zikredilmiştir. Sedum beldesi alt-üst olduktan sonra kaynarsular fışkırıp göl hâline geldi. Bu gün bu bölge, Lut Gölü adıyla anılmaktadır. Yahudi kaynaklarında ise bu belde (Sodom) ismiyle geçmektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Lut aleyhisselam, kavminin helâkinden sonra, Şam bölgesine gidip, amcası İbrahim’in (aleyhisselam) yanında yedi sene kaldı. Sonra Hicaz’a gidip, seksen yaşında iken orada vefat etti. Kabrinin, İbrahim aleyhisselamın kabrinin de bulunduğu Filistin’deki Halîlürrahmân’da veya Mekke-i mükerremede Kâbe yanında Hatim denilen yerde olduğu rivâyet edilir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîm’de yirmi yedi âyette Lut aleyhisselamdan bahsedilmektedir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Lut aleyhisselamın mucizelerinden bâzıları şöyledir:</em></strong><br />
<strong><em>1. Bulutsuz yağmur yağdırmıştır. Kavmini doğru yola dâvet ettiği vakit, mucize olarak bulutsuz yağmur yağdırmasını istediler. Duâsı kabul olunup, elleriyle göğe işâret etmesi vahyedildi. Göğe işâret edince yağmur yağmaya başladı.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Duâsı bereketiyle otsuz bir dağda ot bitmiştir. Kavmi Lut aleyhisselamın koyunlarını otsuz bir dağa toplayıp başka yere salmadılar. Hayvanlar açlıktan telef olmaya başlamıştı. Hazret-i Lut kuruyan dağda ot bitmesi için dua etti ve yemyeşil otlar bitti. Azgın kavmin koyunları o dağdan otlasa hemen ölürdü. Bu mucizesi ile kırk kişi îmân etmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. Taşlar, çakıllar ve kum tâneleri, Lut aleyhisselam ile konuşmuşlardır. Kavminin isyânı üzerine taş parçaları dile gelip, “Kavminin îmân etmeyeceği sizce muhakkak ise cenâb-ı Hakk’a dua et, onları yakmak için bizi ateş eylesin.” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>4. Kavmi, ona eziyet vermek için üzerine ufak taşlar atardı. Allahü teâlânın koruması ile hiçbiri ona dokunmazdı.</em></strong></p>
<p><strong><em>5. Üzerine yattığı taşlar döşek gibi yumuşak olmuştur. Kavmi, kendisini öldürmek için karar verince ilâhî emre uyarak onlardan uzaklaşıp bir dağa gitti. Çok yorulduğundan bir yerde uyuyup kalmıştı. Peşinden gelen yedi kişi, onu gördüklerinde sırt üstü yatmış, altında bulunan taşlar döşek gibi yumuşayıp çukurlaşmıştı. Onu tâkip eden yedi kişi bu hâli görünce îmân etmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>6. Lut aleyhisselam çok uzak yerlerde olan şeyleri görüp haber verirdi. Çocuğu kaybolan biri gelip, nerede olduğunu sorunca dua etti. Allahü teâlâ da ona bildirdi. O da, çocuğun olduğu yeri söyledi. Bunun üzerine çocuğunu soran kimse îmân etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ahmed bin Hanbel ve İbn-i Mâce’nin bildirdikleri hadîs-i şerîflerde, Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Lut kavmi hakkında buyurdu ki:</em></strong><br />
<strong><em>On şey vardır ki Lut kavmi onları yapmış ve o yüzden helâk edilmiştir. Ümmetim ise onlara bir de kendisi katar. Bunlar; livâta (erkek erkeğe münâsebet), fındık gibi taşları sapanla atmak, güvercinle (kumar) oynamak, def çalmak, içki içmek, (özürsüz)sakal kesmek, (emredilenden fazla) bıyık uzatmak, ıslık çalmak, el çırpmak, (erkekler için) ipek gömlek giymek bir tâne de ümmetim ilâve eder ki; o da kadın kadına münâsebette bulunmaktır. Lut kavminin işini (livâta) yapan mel’undur. Benden sonra ümmetim hakkında en korktuğum şey Lut kavminin yaptığını yapmalarıdır.</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-lut.html">HZ,Lut Aleyhisselam hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-lut.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ MUHAMMED (S.A.V.) MEDINE DÖNEMI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-s-a-v-medine-donemi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-s-a-v-medine-donemi.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Jan 2013 19:39:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[HZ MUHAMMED (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[MEDINE DÖNEMI]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimizin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz kaç savaş yapmıştır]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin medine dönemi nasıl geçti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2160</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; HICRET &#160; Kureys bos durmuyordu.Sik sik toplanarak bu tehlikeden kurtulmak için planlar yapiyorlardi. En son Ebu Cehil&#8217;in fikriyle her kabileden güçlü, güvenilir, silahli bir genç seçilecek ve hep birlikte, ayni anda Muhammed (sav) &#8216;e saldirip O&#8217;nu öldüreceklerdi. Böylece Beni Hisam, bütün Kureys kabileleri ile ugrasamayacak, Kureys de onlarin öne sürdügü diyeti ödeyecekti. Peygamber (sav), &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-s-a-v-medine-donemi.html">HZ MUHAMMED (S.A.V.) MEDINE DÖNEMI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: center;"></h3>
<h3 style="text-align: center;"><a href="HZ MUHAMMED (S.A.V.)"><span style="color: #0000ff;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: small;">HICRET</span></span></em></strong></span></a></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em><a href="https://www.facebook.com/peygamberlerinhayati">Kureys</a> bos durmuyordu.Sik sik toplanarak bu tehlikeden kurtulmak için planlar yapiyorlardi. En son Ebu Cehil&#8217;in fikriyle her kabileden güçlü, güvenilir, silahli bir genç seçilecek ve hep birlikte, ayni anda Muhammed (sav) &#8216;e saldirip O&#8217;nu öldüreceklerdi. Böylece Beni Hisam, bütün Kureys kabileleri ile ugrasamayacak, Kureys de onlarin öne sürdügü diyeti ödeyecekti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber (sav), Ebu Bekir&#8217;in yanina giderek, Yesrib&#8217; e hicret etmeleri için izin çiktigini ve birlikte gideceklerini söyledi. Sonra da <a href="https://www.facebook.com/peygamberlerinhayati">Hz.Ali</a>&#8216;yi kendi yerine birakarak Yasin suresini okumakta iken disari çikti. Kapi önünde bekleyen müsrikler, O&#8217;nu  göremediler, yanlarindan geçip gitti. Sabaha kadar beklediler, <a href="https://www.facebook.com/peygamberlerinhayati">Peygamber</a> (sav) yerine Ali&#8217;yi gördüler ve O&#8217;ndan bir iz bulamayarak kabilelerine geri döndüler</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber(sav) ile Ebu Bekir geride Ali&#8217;yi birakarak Medine&#8217;ye dogru yola koyulmuslardi. Mekke&#8217;li müsrikler durumun sonradan farkina varabildiler ve iki güzel insanin pesine köpekler gibi düstüler. En son bir magaranin yanina geldiklerinde peslerindekiler iyice yaklasmisti. &#8220;Üçüncüleri Allah olan iki kisi&#8221; magaranin içinde, adamlar magaranin disindaydi. Adamlarin hepsi de kararli bir sekilde içeriye girmeye gerek olmadigini, çünkü orada kimsenin bulunamayacagini söylediler. Daha sonra geldikleri yoldan geri döndüler.Peygamber ve Ebu Bekir, kalkip baktiklarinda gördüler ki, magaranin önünde, sabah orada olmayan bir akasya agaci var ve tüm magara agzini  bir örümcek ag örerek kapatmisti.Yine girisin çukurunda bir güvercin yuva yapmis ve yumurtasi üzerinde oturmaktaydi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Amr onlari Yesrib&#8217;e kadar götürecek henüz müslüman olmamis, fakat sözüne güvenilir bir rehber getirdi. Bu adam onlari Yesrib&#8217;e sadece gerçek bir çöl adaminin bilebilecegi yollardan götürecekti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Günlerce önce, Mekke&#8217;de Peygamber (sav)&#8217;nin kayboldugu ve onu bulana 100 deve ödül verilecegi haberi vahaya ulasmisti. Kuba&#8217;lilar her sabah yanlarinda baskalarini da götürerek yola çikiyor ve O&#8217;nu ariyorlardi. Gelis zamani gecikmisti. Nihayet o gün geldi. O&#8217;nun geldigini ilk gören bir yahudi idi. Komsularindan nasil biri oldugunu ögrenmis ve onu hemen tanimisti. Yahudi bagirarak onlarin geldigini söyledi. Bu çagriyi duyan kadin ve erkekler evlerinden firladilar ve onu selamlamaya kostular. Iki gün sonra Ali de onlara katilmisti. Karsilayanlar arasinda, Iranli bir ailenin genç yasta hristiyan olmus oglu, Selman da bulunuyordu. O da bunca senedir Peygamber (sav) &#8216;i beklemisti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="medine"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com"><span style="color: #0000ff;">MEDINE YOLU</span></a></span></span></em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber, vahâya 27 Eylül MS 622, Pazartesi günü ulasti. Medine&#8217;lilerin Peygamber (sav) Kuba&#8217;ya geldigi için sabirsizlandiklari haberi geldi. Bu yüzden <a href="https://www.facebook.com/peygamberlerinhayati">Peygambe</a>r (sav) Kuba&#8217;da üç gün kaldi. Ve ayrilmadan önce Islam&#8217;in ilk camisinin temeli atildi. Cuma sabahi Kuba&#8217;dan ayrildi; o ve arkadaslari, onlari bekleyen Hazreç&#8217;li Beni Salim kabilesiyle namaz kilmak için Ranuna ovasinda durdular. Bu, o zamandan itibaren yurdu olacak olan ülkede ilk kilinan Cuma namaziydi. Namazdan sonra Peygamber (sav), Ebu Bekir (ra) ve diger Kureysliler de develerine bindiler ve Medine&#8217;ye dogru yola çiktilar. Hz. Peygamberi karsilamak için bütün halk yola dökülmüstü. O&#8217;nu O&#8217;na yakisir bir sekilde coskuyla karsiladilar. Herkes O&#8217;nu evinde misafir edebilmek için birbiriyle yarisiyordu:&#8221;Buraya buyur ey Allah&#8217;in Resulü, çünkü biz sizleri koruma gücüne sahibiz.&#8221; diyorlardi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber (sav) se, devesinin çökecegi yerde kalacagini söyledi. Kesva isimli deve, bos bir bahçeye çöktü. Peygamber orayi satin alarak, evlerini oraya yaptilar. Hz. Peygamber de sahsen bu çalismaya katildilar. Ev yapilana kadar da, Ebu Eyyub (ra) &#8216;in evinde misafir oldu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em><a href="https://www.facebook.com/peygamberlerinhayati">Peygamber </a>(sav) yeni aldigi bahçeye, bir cami yapilmasini istedi ve cami yapimina hemen baslandi. Bu arada Medine&#8217;li müslümanlara yardimcilar anlamina gelen Ensar, Mekke&#8217;den gelen ve diger kabilelerden olan müslümanlara da Muhacir denilmeye baslandi. O arada Medine&#8217;de yasayan yahudiler ve müslümanlar arasinda, esit statülere sahip olacaklari bir anlasma imzalandi. Fakat yahudiler için bu anlasma yalnizca polititk bir anlam tasiyordu, ve Peygamber(sav) olduguna inanmiyorlardi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Evs ve Hazreç arasinda Islamiyet hizla yayilmaya devam ediyordu ve eskiden düsman olan bu iki kabile birlesmislerdi. Bunu çekemeyen yahudiler, sesi güzel birini bularak, onlarin savastiklari zamandan kalma siirlerini, Evs ve Hazreç kabilelerinin bir arada  bulundugu bir toplulukta okuttular.Evs&#8217;liler kendi siirlerini, Hazreçliler de kendi siirlerini alkisladilar. Sonra birbirlerine hakaret ederek, &#8220;Silahlanin, Silahlanin.&#8221; demeye basladilar. Peygamber (sav), onlara hitaben:&#8221;Ey müslümanlar! Allah, Allah! Cahiliye devrindeki gibi mi davranacaksiniz? Aranizda olmama, Allahin sizi dogru yola ulastirip sereflendirmis olmasina ragmen hâlâ bunu mu yapiyorsunuz?&#8221; dedi.Bunun üzerine aglayarak birbirleiryle kucaklastilar, Peygamber (sav) ile birlikte Medine&#8217;ye gittiler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Zamanla Islam&#8217;in tüm emirleri ortaya çikmisti. Namaz, oruç, zekat farz kilinmis, helaller ve haramlar belirlenmisti. Fakat müslümanlarin namaza nasil çagrilacagi konusu belli degildi. Sonra Abdullah Ibn Zeyd, bir rüya gördü ve bu rüyayi Peygamber (sav) &#8216;e anlatti:&#8221;Üstünde iki parça kumastan yesil elbiseli bir adam yanimdan geçti, elinde bir nakus (çan) vardi. Ben &#8216;Ey Allah&#8217;in kulu!, o nakusu bana satarmisin?&#8217; dedim.Ne yapacagimi sordu. &#8216;Onunla insanlari namaza çagiracagim.&#8217; dedim.&#8217;sana ondan daha güzel bir yol göstereyim.&#8217; dedi.&#8217;Allahü Ekber demelisin.&#8217;Bunu dört defa tekrarladi.Sonra da ikiser defa sehadet kelimelerini okudu.&#8221; dedi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bunun üzerine Peygamber (sav) :&#8221;Bu gördügün hak bir rüyadir. Bunu sesi güzel olan Bilal&#8217; e ögret.&#8221; dedi. Bilal artik  her sabah ezani büyük bir sevkle okuyordu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Caminin yapimi tamamlanmak üzere idi. Peygamber (sav) bu arada Aise (ra) ile evlendi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="bedir"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com"><span style="color: #0000ff;">BEDIR SAVASI</span></a></span></span></em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Kendilerine zulmedilmesi dolayisiyla, onlara karsi savas açilma (mü&#8217;minlere savasma) izni verildi. Süphesiz Allah, onlara yardim etmeye güç yetirendir. Onlar, yalnizca: &#8216;Rabbimiz Allah&#8217;tir&#8217; demelerinden dolayi, haksiz yere yurtlarindan sürgün edilip çikarildilar.&#8221;(Hacc:39-40)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bu vahiy, Peygamber (sav)&#8217;e Medine&#8217;ye ulastiktan kisa bir süre sonra indi. Peygamber buradaki iznin emir anlaminda oldugunu biliyordu. Yahudilerle yapilan anlasmada da, savas gerekleri belirlenmisti. Baslangiçta sadece Kureyslilerin kervanlarina baskin yapilmakla yetinildi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Müslümanlar,Kureys&#8217;le savas halindeydiler ve muhacirler bir Kureys kervanini izliyorlardi. Su anda çok önemli bir karar asamasindaydilar. Çünkü haram aylardan sonuncusu olan Receb&#8217;in son günüydü, fakat saldirmazlarsa yarina kadar Mekke&#8217;ye ulasacaklar, böylece haram bölge ile korunacaklardi. Bir müddet kararsizliktan sonra saldirmaya karar verdiler.Ganimet Peygamber&#8217;e getirilince O, bunu kabul etmedi. Haram aylarda savasmanin yasak oldugunu söyledi.Bunun üzerine su ayet nazil oldu:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Sana haram olan ay&#8217;i, onda savasmayi sorarlar. De ki: Onda savasmak büyük (bir günahtir). Allah katinda ise, Allah&#8217;in yolundan alikoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram&#8217;a (ziyaretçilerin girmelerine) engel olmak ve halkini oradan çikarmak daha büyük (bir günahtir). Fitne ise, katilden beterdir.&#8221;  (Bakara:217)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber (sav) bu ayeti söyle yorumladi:&#8221;Haram aylarda savasmak yine haramdir, fakat bu durum istisnadir.&#8221; O Saban ayinda önemli bir ayet daha nazil oldu:</em></strong><br />
<strong><em>&#8220;Biz, senin yüzünü çok defa göge dogru, saga sola çevirip- durdugunu görüyoruz. Simdi elbette seni hosnut olacagin kibleye çevirecegiz. Artik yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Her nerede bulunursaniz yüzünüzü onun yönüne çevirin.&#8221;(Bakara:114)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Böylece kible tayin edilmis oldu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber (sav), Muhacir ve Ensardan olusan 305 kisilik bir ordu kurdu.(Bu arada kizi Rukiyye hasta oldugu için damadi Osman orduya katilmamisti.) MS. 623 yilinin 17 Martinda (Hicretin 2. yili 17 Ramazan) da iki ordu karsi karsiya geldi.Orduyu düzene soktu ve elinde bir okla hem onlara moral verdi, hem de saflari düzene soktu. Kureysliler dokuz-on bin kisi kadardilar.Kat kat fazla olmalarina ragmen Allah&#8217;in yardimi görüldü ve melekler de mü&#8217;minlerin yaninda savastilar. Kafirler büyük bir hezimete ugradilar ve hala sayica çok fazla olan sekiz yüz kisilik ordulari kaçmaktan baska çikar yol bulamadilar. Savas sonunda alinan esirler de fidye karsiliginda ailelerine geri verildiler. Savas Bedir Kuyulari&#8217;nin yaninda yapildigi için bu ismi aldi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bu siralarda Peygamberimiz kizlari Rukiyye&#8217;yi kaybetmislerdi. Savastan bir süre sonra  Peygamberimizin en küçük kizlari ve o zaman yirmi yaslarinda olan Hz. Fatima evlilik yasina gelmisti. Eshabda ona en uygun kisi Ali (ra) &#8216;di ve Fatimayi istemesi hususunda onu tesvik ettiler. Yapilan sade bir törenle evlendiler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="uhu"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com"><span style="color: #0000ff;">UHUD SAVASI</span></a></span></span></em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Yenilgiyi hazmedemeyen Mekkeli müsrikler bunun  intikamini almak için and içmislerdi. Muhakkak acisini çikaracaklardi.Bunun için üçbin kisilik bir ordu ile medine&#8217;ye dogru yola çikti. Orduda Habisistan&#8217;li köle Vahsi de bulunuyordu. Sahibi eger Hamza&#8217;yi öldürürse onu ödüllendirecegini söylemisti. Bu konuda çok ustaydi. Bunu duyan Ebu Süfyan&#8217;in karisi Hind&#8217;de Hamza&#8217;yi öldürdügünde ona ödül vermeyi vaad etti. Müslümanlar onlarin bu düsüncelerini ögrenmekte gecikmediler ve her iki taraf da savas hazirliklarina basladilar. Bu sirada Fatima Hasan adinda bir erkek çocugu dogurmustu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Savasin seyri, bir önceki Bedir Savasinda oldugu gibi müslümanlarin lehine ilerliyordu. Peygamber (sav), okçularina her ne surette olursa olsun asla yerlerinden arilmamalarini tembihlemisti. Bir ara öyle bir an gelmisti ki müsrikler kaçacak delik aramaya ve savas meydanini terketmeye basladilar. Okçular, ilk saflardaki arkadaslarinin ganimet kazanmak için giristikleri çabayi görebiliyorlardi. Bundan dolayi okçular da savas alanina girmek istediler. Liderleri Peygamber(sav)&#8217;in ne olursa olsun yerlerinden ayrilmamalari gerektigine dair emrini hatirlatti. Fakat onlar dinlemediler. &#8220;Savas bitti ve kâfirler kaçti&#8221; dediler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>O zamana kadar Mekke ordusunun süvarileri hiçbir ise yaramamislardi. Fakat Halid o anda karsida tarafta neler oldugunu farketti ve hemen bütün adamlarini okçularin bulundugu yere yöneltti. Bu andan itibaren savas müsriklerin lehine döndü. Öyle bir noktaya gelindi ki, artik kaçan kafirlerden bir kismi da gelip mü&#8217;minlere arkadan saldiriyorlardi. Savas nârâlari birden bire degisti ve Kureyslilerin &#8220;Ey Hubel! Ey Uzza!&#8221; sesleri alani doldurdu. Müslümanlar büyük kayip verdiler. Sag kalanlar da geri çekiliyorlardi. Müslümanlar geriye çekildikçe kalabalik da tepeye dogru yaklasiyordu. Fakat cansiperâne bir sekilde Peygamber (sav)&#8217;i korumaya çalisiyorlardi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Savasta Peygamberimizin amcasi Hz. Hamza (ra), Vahsi tarafindan sehit edildi. Savastan sonra Vahsi meydana tekrar gelip Hz.Hamza&#8217;nin karnini yarip karacigerini çikarmisti. Bunu Hind&#8217;e götürüp verdi. Karsiliginda da Ganimetlerden Hind&#8217;e düsen payin tümünü aldi. Cigeri eline alan Hind, bir parça isirip, çigneyerek yuttu. Sonra da cesedin yanina giderek cesedi parçaladi. Diger kadinlari da bu sekilde yapmalari konusunda tesvik etti.Savasta Peygamber (sav) de yaralandi. Bu savasin müslümanlara biraktigi en önemli ders, her ne sekilde olursa olsun emirlere itaâtsizligin kazanilmak üzere olan bir savasi kaybettirecegi gerçegidir.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="hendek"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com"><span style="color: #0000ff;">HENDEK</span></a></span></span></em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hayber&#8217;e yerlesen Beni Nadir yahudileri, kaybettikleri topraklari tekrar kazanmaya kararliydilar. Ümitleri, Kureys&#8217;in Peygamber (sav) üzerine düzenleyecegi son ve büyük saldirida yogunlasiyordu. Islam&#8217;in besinci yilinin sonlarina dogru -MS 627&#8217;nin baslari- bu hazirliklar, Huyay ve Hayber&#8217;deki diger birkaç yahudi liderinin Mekke&#8217;yi ziyaret etmesiyle karara baglandi. Ebu Süfyan&#8217;a &#8220;Muhammed&#8217;i ortadan kaldirmada seninleyiz&#8221; dediler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Anlasan taraflar plan hazirlamaya koyuldular. Yahudiler, Medine&#8217;den hoslanmayan tüm Necd kabilelerini ayaklandirma görevini üzerlerine almislardi.Beni Gatafan da onlaar katilacakti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Kureys ve müttefikleri toplam dört bin kisiyi buluyordu. Müslümanlar Uhud&#8217;da üç bin kisiydiler, simdi ise sayilari on bini bulmustu. Planlarina uygun yola çiktilar. Peygamber (sav) durumu haber aldiginda hazirlanmak için sadece bir haftasi kalmisti. Istisare toplantisi yapip nasil bir strateji izleyeceklerine karar verdiler. Toplantida Selman-i Farisi&#8217;nin önerisi kabul edilmisti. Selman önerisini söyle dile getirmisti: &#8220;Ey Allah&#8217;in Rasulü, biz Iran&#8217;dayken atlilarin saldirisindan korktugumuzda etrafimiza hendek kazardik. Simdi de etrafimiza hendek kazalim.&#8221; Herkes Uhud&#8217;daki stratejiyi tekrarlamak istemedigi için Selman&#8217;in önerisini kabul etti. Hendegin yapimi toplam alti gün sürmüstü.kazilan hendeklerin derinlik ve genisliklerini Selman biliyordu.yahudiler de anlasmanin bozulmamasi taraftari olduklari için, kazma kürek ve çapalarini ödünç verdiler. Savas basladiginda müslümanlar soguk ve nemli bir hava ve kitlikla karsi karsiya gelip daha önce hiç düsünmedikleri kadar büyük bir zayifliga kapildilar.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hendegin bitmesine az bir zaman kala Kureys ordusu yaklasmisti. Kadinlar ve çocuklar, kalelere yerlestirilmisti. Mü&#8217;minler de sehrin disinda kamp kurdular.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ebu Süfyan müsrik ordusunun basindaydi.Düsman da sehir disinda kamp kurmustu, cesaretleri artti.Bu bir meydan muharebesi olacakti. Kendi sayilari çok fazla oldugu için onlari rahatlikla yenebilirlerdi. Fakat biraz daha yaklastiklarinda genis ve derin hendegi görünce sasirdilar. Karsiya geçmeleri imkansizdi. bu yüzden karsilikli ok yagmuru basladi. Müslümanlarin komsusu, anlasmali olduklari Beni Kurayza yahudileri onlar yardim etmisti. Müsrikler simdi onlarida kendi taraflarina geçmeleri için ikna etmeye karar verdiler. Onlarla görüsmeye giden Beni Kurayza Huyay&#8217;dan oldum olasi korkardi. Yaptigi konusmayla Sefleri Ka&#8217;b Ibn Esed&#8217;i ikna etti. O da anlasma metnini yirtti. Onlar, Kureys&#8217;in zaferinden emindiler ve müslümanlara savas açtilar. Savas hala karsilikli ok atislariyla devam ediyordu. Günler süren kusatmadan sonra hendegin endar yerindeki korumalar nöbetlerden yorgun sekildeydiler. Müsrikler bundan yararlanmak istediler.  Üç kisi birikte atlarini sürdüler, tam o sirada Hz. Ali orayi korumak için geldi ve onlardan Amr&#8217;i öldürdü.Müsrikler de hendegin asilabilecegini anlayip bazi noktalara asker yigdilar.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Ey iman edenler, Allah&#8217;in sizin üzerinizdeki nimetini hatirlayin. Hani size ordular yönelip gelmisti, böylece biz de onlarin üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediginiz ordular göndermistik.&#8221; ayetinin müjdesiyle savas Bedir gibi müslümanlarin zaferiyle sonuçlandi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Sonra ayni 3000 kisilik Islam ordusu Analsmayi bozmus olan Beni Kurayza yahudilerine giderek kalelerini kusatti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="apa"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com"><span style="color: #0000ff;">APAÇIK BIR ZAFER</span></a></span></span></em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Müslümanlar Mekke&#8217;ye girmek ve Kabe&#8217;yi ziyaret etmek istiyorlar, buna karsilik Kureysliler bu istegin gerçeklesmesine engel olmaya çalisiyorlardi. Kureysliler Süheyl&#8217;i ve yaninda birkaç kisiyi bir anlasma imzalamak üzere gönderdiler. Peygamber (sav)&#8217;le tartistilar. Sahabe disaridan onlarin sesinin yükselip alçalmasini dinleyerek, anlasip anlasmadiklarini anlamaya çalisiyordu. Sonunda bir anlasmaya vardilar. Kureysliler anlasma metnine besmele ve &#8220;Allah&#8217;in Rasulü&#8221; ibaresini koydurmadilar. Anlasma metni söyle devam etti:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Onlar on yil boyunca savas yükünü kaldirdilar. Bu süre içinde insanlar güvenlikte olacak ve birbirlerine saldirmayacaklar. Su sartla ki, velisinin izni olmadan Kureys&#8217;ten Muhammed (sav)&#8217;e gelen kisiyi, Muhammed (sav) geri gönderecek; fakat Muhammed (sav)&#8217;le birlikte olanlardan biri Kureys&#8217;e siginirsa o geri gönderilmeyecek. Ihanet ve kaçamak yapilmayacak. Kim Muhammed&#8217;in tarafina geçmek isterse geçebilir, kim de Kureys&#8217;in tarafina geçmek isterse geçebilir.&#8221; Her iki taraf da anlasmayi karsilikli olarak kabul ettiklerini beyan ettikten sonra, iki kabilenin reisi de imzaladi. Antlasma su cümlelerle bitiyordu: &#8220;Sen, Muhammed, bu yil bizden ayrikacaksin ve biz orada bulundugumuz sürece Mekke&#8217;ye girmeyeceksin. Fakat gelecek yil biz Mekke&#8217;den çikacagiz ve sen arkadaslarinla gireceksin. Orada üç gün kalacaksiniz, yolcu silahlarindan baska silah tasimayacaksiniz ve kiliçlariniz kininda olacak.&#8221;</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Anlasma müslümanlarin aleyhine görünüyordu. Bu durum müslümanlar arasinda sikintiya neden oldu. Fakat Peygamber (sav), sabretmeleri gerektigini ve kendilerine apaçik bir zaferin vadedildigini müjdeleyerek kalblerini teskin etti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: small;">HAYBER</span></span></em></strong></span></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hayber, yahudilerin yasadigi ve Islâmiyet için büyük bir tehlike teskil eden bir sehir idi.Çünkü liderleri Gatafan sürekli Kureyslileri onlara karsi kiskirtiyordu ve Medine&#8217;ye düsmandi.Bu yönde bir girisimde bulunulmasi  gerekliydi. Çünkü Bir süre önce gelen bir vahiydeki yakin ve ganimetleri bol zaferin Hayber&#8217;in fethi anlamina geldigine emindi.Böyle bir fetihde, bedevilere görev verilmemeliydi, çünkü vahiy onlarin maddi kaygilarla sefere katildigini söylüyordu.Bu da müslümanlarin nisbeten daha az olmasi demekti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bu olay duyuldugunda kimse inanamadi. Hayber&#8217;in asilmaz bir kale oldugunu herkes biliyordu.Hayber de buna inanmadi ve müttefiklerine haber vermedi.Ancak haber gelince sefleri Kinane Gatafan&#8217;a giderek dörtbin kisilik asker yardimi aldi.Böylece onbin kisi oluyorlardi.Müslümanlar ise sadece altiyüz kisiydi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bu sirada, Medine halki çok fakirdi. Ve birçogunun ailelerine birakacak bir seyi yoktu. Peygamber onlara: &#8220;Siz gerçekten fakirsiniz. Fakat nefsimi kudret elinde tutana yemin olsun ki, bir müddet daha yasarsaniz bolluk içinde yasayip  ailelerinizi de bolluk içinde yasatacaksiniz.Bir yigin dirhem ve paraya sahip olacaksiniz ve bu sizin için hiç de iyi olmayacak.&#8221;dedi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Seferde iken orduyu durdurup güzel sesli Ibn el-Ekva (ra)&#8217;ya sarkilar söylettirdi ve kederli bir hava olustu .Sarki sonunda Peygamber ona:&#8221;Allah sana rahmet eylesin.&#8221;dedi. Bu, onun sehit olacagi anlamina geliyordu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Sehre gece karanliginda ve çok sessizce yaklasmislardi. Sabah namazini da sessizce kildilar. Günes yükseldiginde karsilarinda sessiz bir orduyla karsilasan Hayber halki çok saskindi. &#8220;Muhammed ve ordusu&#8221; diyerek sehre kaçistilar. Hz. Muhammed (sav), Allahû Ekber dedi ve zafer dolu bir sesle &#8220;Hayber harab oldu.&#8221; sözlerini ekledi. Daha sonra Allah&#8217;in anlari cezalandirtacagini haber veren bir ayet okudu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hayber&#8217;liler surlarinin saglamligina güveniyorlardi. Oysa en zayif noktalari, birlikten yoksun olmalariydi. Karsilarindaki, küçük ama birlik içindeki orduyla savasmak onlar için bir sanssizlikti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Müslümanlar, ilk gün küçük bir grupla en yakin kaleye saldirdilar. Bu bir taktik idi. Yaralananlar için de kampin gerisinde bulunan kadinlar görev aliyorlardi. Sabirla hareket ediyorlardi. Fakat alti gün boyunca bir degisiklik olmamisti. Son gece bir casusu yakalamislar ve o da (ailesine ve mallarina dokunulmamasi karsiliginda) kaleler hakkinda bilgi vermisti. Ilk önce en az korunan ve güçlü bir savas aletine sahip bir kaley saldirmalarini önerdi. Ertesi gün müslümanlar kaleyi ele geçirdiler. Kendi savas aletlerini buraya çikardilar. Böylece diger zayif kaleleri teker teker düsürdüler.&#8221;</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Beni Gatafan nerede?&#8221; sorusu Hayber&#8217;de sikça sorulan bir soruydu.Gatfanlilar   gerçekten yola çikmislardi.Bir günlük yol bitince, nerden geldigini anlayamadiklari: &#8220;Halkiniz! Halkiniz! Halkiniz!&#8221; seklindeki sesi üç kez arka arkaya duydular.Ailelerinin tehlikede olduklarini düsünerek, geri döndüler. Herseyin yerli yerinde oldugunu gördüler. Bir bakima, Düsmanin yenilmesinde paylari olamayacak kadar geç kaldiklarini düsünerek ikinci kez yola çikmayi göze alamadilar.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hayber&#8217;deki en güçlü kalelerden biri Zübeyr Hisari denilen kaleydi. Diger kalelerden kaçanlarin çogu bu kaleye siginmislardi. Kale üç gün kusatma altinda tutuldu. Günün sonunda diger kalelerden gelen bir yahudi, onlara kaleyi sonsuza dek koruyacak kaynak bulundugunu, eger kendisi ve ailesi garanti altina alinirsa bu sirri onlara açiklamayi teklif etti. Bu sir kalenin altindan su geçiyor olmasiydi. Müslümanlar bu kaynagi engelleyerek onlari susuz biraktilar. Siddetli bir çarpismadan sonra kaleyi aldilar.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Son kale Kâmus kalmisti. Bu kale, güçlü ve zengin Kinane ailesine aitti. Yardim gelmemesi en çok onlari hayal kirikligina ugratmisti. Ondört gün direndiler. Sonra Peygamber&#8217;in Kinane&#8217;le  konusma istegi üzerine görüsmeye karar verildi. Görüsmeler sonucunda, yahudilerin Hayber&#8217;i ve tüm mallarini müslümanlara birakip gitmeleri sartiyla onlara ve ailelerine birsey yapilmamasina ve esir alinmamasina karar verildi. Fakat kisa bir süre sonra hem müslümanlar hem de yahudiler mallarin büyük kisminin gizlenmis oldugunu farkettiler. Medine&#8217;den getirilen o meshur Beni Nadir serveti nerdeydi ? Peygamber (sav) bunu Kinane&#8217;ye sordu. O da mallarinin çogunu sattiklarini ve mallarinin azaldigini söyledi. Yahudiler onun yalan söyledigini biliyorlardi. Bir Peygamber karsisinda olduklarina artik inanmislardi ve onun yalan söylediginin anlasilacagindan korkuyorlardi. Kinane&#8217;nin en sevdigi adamlari ona hiçbirsey gizlememesi için yalvardilar. O ise onlari tersledi. Ertesi gün hazinenin varligi ortaya çikmisti. Kinane ve ona yardim eden kuzeni ölüm cezasina çarptirildilar. Ailesi de esir alindi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bundan sonra diger iki kale kendiliklerinden teslim oldular. Hayber yahudileri toplanip bir karara vardilar. Çiftçilikten iyi anladiklarini söyleyip hasat parasinin yarisini vergi olarak verip Hayber&#8217;de kalmak isteyeceklerdi. Peygamber bunu kabul etti. O sirada müslümanlarin Kuzydogudaki zengin vaha olan Fedek&#8217;e sefer düzenleyecekleri söylentisi çikti. Fedek yahudileri Hayber&#8217;e uygulanan sartlarla teslim olmak istedikleri haberini gönderdiler. Böylece Fedek de, savas ypilmadan kazanilmis oldu.</em></strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: small;">MEKKE&#8217;NIN FETHI</span></span></em></strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hudeybiye anlasmasina ragmen, Bekr kabilesinden bir grup, Huza&#8217;a kabilesi ile aralarinda varolan kan davasini sürdürüyorlardi. Huza&#8217;a kabilesinin Beni Ka&#8217;b kolu, derhal Medine&#8217;ye giderek Peygamber&#8217;den yardim istediler. Mekke anlasmayi bozmustu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bu defa da korktuklari için Ebû Süfyan&#8217;i elçi olarak, Peygamber&#8217;e gönderdiler.Ebu Süfyan&#8217;in kizi Ümmü Habibe Peygamber&#8217;in hanimiydi.Önce onun evine gitti. Fakat kizi ona iltifat etmedi. Sahabilere gitti. Onlar da ancak Peygamber&#8217;in izin verdigi ölçüde onu himaye edebileceklerini söylediler. Ebu Süfyan en son olarak akrabasi olan Hz.Ali&#8217;nin yanina gitti.O da:&#8221;Yaziklar olsun sana Ebu Süfyan. Allah&#8217;in Resûlü senin teklifini geri çevirmeye karar verdi. Hiç kimse onun aleyhinde oldugu bir konu hakkinda olumlu bir ricada bulunamaz.&#8221; dedi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ebu Süfyan son olarak Mescid&#8217;e giderek yüksek sesle &#8220;Ben insanlara tek tek himaye veriyorum.Muhammed&#8217;in de beni onaylayacagini umuyorum.&#8221; dedi. Peygamber (sav):&#8221;Bu senin düsüncen.&#8221; dedi ve sefer hazirliklarina baslanmasini emretti. Ebu Süfyan üzüntüyle Mekke&#8217;ye geri döndü.Tehlikenin yakinligini gören Kureys, Ebu Süfyan&#8217;i tekrar gönderdi. Tekrar gittigi zaman onlar Mekkeye yaklasmislardi. Ebu Süfayn anlasmayi yenilemelerini istedi. Peygamber de anlasmayi bozanin onlar oldugunu söyledi ve onun müslüman olmasini istedi.O da müslüman oldu ve kandi evine siginanlarin güvenligi konusunda garanti alarak Mekke&#8217;ye geri döndü.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ebu Süfyan, Mekke&#8217;ye ulasinca herkesin onun evine gelmesini, ancak bu sekilde güvencede olacaklarini anlatti. Onlar:&#8221;Allah seni kahretsin. Senin evin bizi alir mi?&#8221; dediler. Kalabalik dagilarak kimi kendi evine kimi Mescid&#8217;e girdi. Ordu sehirden fazla uzak olmayan Zu Tuva&#8217;da kamp kurdu. Bir sene önce umre için 3 günlük izin  almis ve hiç kimseyle karsilasmamislardi. Simdi de o zamanki gibi bombostu. Ama artik süre sinirlamasi yoktu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber (sav) orduyu düzenledi. Sonra sehre girdi. Kureys&#8217;ten sadece Birkaç kisi ( Ikrime, Safvan ve Süheyl), Kureys&#8217;ten ve müttefikleri   Bekr ve Huday kabilelerinden küçük bir grup asker toplamislardi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Dövüsmeye kararliydilar. Müslümanlarin ilk grubu olan Halid&#8217;in sehre girmek üzere yaklastigini görünce onlara saldirdilar. Fakat Halid&#8217;le basedemeyeceklerini anlayarak  kaçtilar.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber geçitten sehre girerken çatisma çoktan sona ermisti. Sehirde ilerlerken yanindakilere:&#8221; Hiç bir eve girmeyecegim.&#8221; dedi. Amcasinin kizi Ümmü Hani&#8217;nin evine giderek, gusül abdesti aldi ve sekiz rekat namaz kildi.Bir saat kadar da dinlendi. Sonra kilicini kusanarak Hz.Ebu Bekir ile birlikte Mescid&#8217;e gittiler. Kabe&#8217;nin güney-dogu kösesindeki Hacerü&#8217;l Esved&#8217;e dokundu. Yanindakiler tekbir getirmeye basladilar. Allahu Ekber sesleri, Kâbe ve tüm Mekke&#8217;de yankilaniyordu. Sonra Kâbe&#8217;yi tavaf etti. Putlara yönelerek su ayeti okudu: &#8220;Hak geldi, batil yok oldu. Kusku yok, batil yok olucudur.&#8221;(Isra:81)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Sonra putlarin hepsini yüz üstü düsürdü ve Kâbe&#8217;nin anahtarini Abdu&#8217;d Dar kabilesinden Osman&#8217;a verdi. Kâbe&#8217;nin önündeyken :&#8221;Vadinde duran, kuluna yardim eden ve kabileleri bir araya getiren  Allah&#8217;a hamdolsun.&#8221; dedi. Oradan çikip Safa tepesine çekildi.Orada  daha önce kendisine düsman olup, simdi biat etmek isteyen kadinli erkekli bir grupla karsilasti. Yüzlerce kisi vardi.</em></strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: small;">HUNEYN SAVASI VE TAIF KUSATMASI</span></span></em></strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber&#8217;in (sav), Mekke üzerine yaptigi son ve kesin harekete ragmen Havazin&#8217;liler kuvvetlerini artirmayi durdurmadilar. O&#8217;nun Mekke&#8217;yi fethetme ve tüm putlari kirma haberi de onlarin düsüncelerini degistirmeye yetmemisti. Kendi tanriçalari Lat ve bir esi olan Uzza&#8217;nin kirilmasi onlari alarma geçirmisti. Mekke&#8217;nin fethinden üç hafta sonra yaklasik yirmibin kisilik bir ordu topladilar</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber (sav), Mekke&#8217;nin basina güvendigi bir adami birakarak, Kuureysli ikibin kisinin de katilmasiyla kalabaliklasan ordusuyla birlikte yola çikti. Kureyslilerin çogu Peygamber&#8217;e biat etmelerine ragmen, bir kismi hâlâ biat etmemisti. Onlar da Mekke&#8217;yi Havazinlilere karsi korumak için katilmislardi. Henüz müslüman olmamis Safvan&#8217;in verdigi 100 zirh ve silah bir o kadar da deve ile birlikte sefere devam ettiler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Onlara karsi hazirlanan Havazin kabileleri Sakîf, Nasr, Cüsem ve Sa&#8217;d Ibn Bekr idi. Bu topluluga genç olmasina ragmen, gücü ve yöneticiligiyle ün yapan otuz yaslarinda olan Nasr&#8217;li Malik kumanda ediyordu. Malik, karsi çikilmasina ragmen kadin ve çocuklarin da ordunun arkasindan getirilmesini emretmisti. Böylelikle askerler daha gayretle çarpisacaklardi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Malik, Mekke ordusu hakkinda bilgi almak için iç gözcü göndermisti. Fakat üçü de çok kisa süre sonra korkudan dizleri titreyerek ve konusamayacak kadar dehset içinde geri döndüler. Bir tanesi:&#8221;Ala atlar üzerinde beyaz adamlar gördük. Ve bir anda gördügünüz hale geldik.&#8221;dedi. Bir digeri: &#8220;Bunlar dünya insanlari degil, sema insanlari. Tavsiyemize uyun ve geri çekilin. Çünkü adamlariniz bizim gördüklerimizi görürlerse bizim gibi olurlar.&#8221;dedi. Malik:&#8221;Utanin. Siz buradaki en korkak kisilersiniz.&#8221; diyerek ordunun onlari görüp etkilenmemeleri için uzak bi yere yerlestirilmelerini emretti. Malik, kendisine yapilan tavsiyeleri dinlemeyerek, karanlikta, düsman yolu üzerindeki, Huneyn vadisine dogru ilerleme emri verdi. Ordunun bir kismini düsmanlarin rahatça gözlenebilecegi vadi yataklarina, geri kalanlari da vadinin tepesindeki yolun üstüne yerlestirdi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber (sav) o gece vadinin ucuna yakin yerde kamp kurdu.Sabah namazini kildaiktan sonra admlarina, sabirli olurlarsa davayi kazanacaklari müjdeleyerek yola çikma emri verdi. Hava o gün çok puslu oldugu için vadi yatagi hala karanlikti. Ordu vadiye dogru ilerlemeye devam ederken, Malik&#8217;in birden emir vermesiyle Havazin&#8217;li süvariler birden ve vahsice müslümanlara saldirdilar. Arkalarindaki grup da hizla geri çekilmeye basladi. Peygamber, Ebû Bekir ve yanindakiler ise güvenli bir yere sigindilar. Peygamber yüz kadar kisiyi yanina toparlayarak, onlari geçide dagitti. Bu sekilde birden bire düsman saldirisini kontrol altina aldilar.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Düsman yeni bir saldiriya hazirlaniyordu. Peygamber (sav): &#8220;Allah&#8217;im, senden va&#8217;dini yerine getirmeni istiyorum.&#8221;diye dua etti. Daha sonra da bir avuç çakil tasini düsmanin yüzüne dogru firlatti. Ve görünürde hiç bir neden olmamasina ragmen savasin akisi degisti. Simdi, mü&#8217;minlerin biraz önce yasadiklari yenilgiyi düsman yasiyordu. Düsman büyük bir bozguna ugramisti. Malik önceleri cesurca dögüstü, sonra sakifilerle birlikte surlarla çevrili Taif&#8217;e çekildi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Savas sonucunda, arka saflardaki kadin ve çocuklar esir alindi. Ganimetler ve esirler Ci&#8217;râne Vadisine gönderildi. Esirler arasinda Peygammber&#8217;in süt kizkardesi Seyma da bulunuyordu. Müslüman olarak kabilesine geri döndü. Peygamber de ordusuyla Taif&#8217;e dogru yola çikti. 20 gün kadar süren kusatmadan sonra, birkaç kisinin müslüman olmasindan baska birsey elde edememislerdi. Bunun üzerine Peygamber (sav), kusatmanin kaldirilmasi emrini verdi.&#8221;Allahim, sen Sakiflilere hidayet ver.&#8221; diye dua etti.</em></strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: small;">VEDA HACCI</span></span></em></strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber, Medine&#8217;de iken Ramazan ayi ortalarinda on gün kadar Mescid&#8217;de itikaf etmeyi adet haline getirmisti. O sene ise yirmi günü itikafta geçirdi. Hicretin onbirinci senesiydi.O sene Cebrail geldiginde Peygamberimize, Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;i bastan sona iki defa okudu.Halbuki önceleri bir defa okurdu.Cebrail Nasr sûresini okuduktan sonra:&#8221;Ya Cebrail, ölümümün yaklastigini hissediyorum.&#8221;dedi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>O sene hacca peygamberin öncülük edecegi duyuruldu.Bu yüzden her yerden insanlar, Peygamberimizle hac yapabilmek için  akin akin gelmeye basladilar.Bu Hac, yüzyillardir yapilan haclara benzemeyecek, hacilarin tümü tek Allah&#8217;a inanan kimselerden olusacak ve hiçbir putperest Kutsal Ev&#8217;i kirletemeyecekti.Ayin sonuna dogru peygamber, otuzbin kadin ve erkegin basinda Medine&#8217;den yola çikti. Ayrilisinin onuncu gününde Vadi&#8217;ye inmeye basladilar.Peygamber Kâbe&#8217;yi gördügünde sag elini yukari dogru açip dua etti:&#8221;Allah&#8217;im bu evin insanlardan gördügü saygi, lütuf, baglilik ve rahmeti artir.&#8221;Mescide girdi, tavaf ettikten sonra Ibrahim makaminda namaz kildi.Sonra Safa ve Merve arasinda yedi defa gidip geldi.Yanindakiler her gittigi yerde okudugu dualari ezberlemeye çalisiyorlardi. Peygamber (sav) tüm kabilelere, Veda Hutbesi&#8217;ni verdi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="secim"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com"><span style="color: #0000ff;">SEÇIM</span></a></span></span></em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamber hacdan döndükten sonra, çesitli karisikliklar yasanmaya baslamisti. Bir yil önce müslüman olmus Yemameli, Beni Hanife kabilesinden; Müseyleme adli bir kisi çikmis, kendisinin peygamber oldugunu iddia ediyordu. Bir süre sonra, Müseyleme&#8217;nin kabilesinden iki kisi Peygamberimize gelerek: &#8220;Allah&#8217;in Resûlü Müseyleme&#8217; den Allah&#8217;in Resûlü Muhammed&#8217;e selâm üzerine olsun! Otoriteyi seninle paylasma görevi bana verildi. Dünyanin yarisi bizim diger yarizsi da günahkâr olmalarina ragmen Kureyslilerin.&#8221; seklinde yazili mektubu getirdi. Peygamberimiz onlara bu konuda ne düsündüklerini sordu. Onlar da ayni fikirde olduklarini söyleyince Resûl:&#8221;Vallahi, Eger elçiler öldürülmez diye bir kural olmasaydi, sizin basinizi keserdim.&#8221; Sonra Müsyleme&#8217;ye hitaben bir mektup yazarak elçilerle gönderdi:&#8221; Allah&#8217;in Resûlü Muhammed&#8217;den, yalanci peygamber Müsyleme&#8217;ye. Selâm, dogru yolda olanlarin üstüne olsun. Gerçekte yeryüzü Allah&#8217;indir, O, kullarindan diledigine onu miras birakir, isin sonu Allah&#8217;tan korkanlarin lehinedir.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bu surada ortaya çikan yalanci peygamberlerden biri, Beni Esed&#8217;in baskani Tuleybe, digeri de Yemenli Kâb Bin Esved&#8217;di.Yemenli bir süre bölgesinde etkili oldu. Fakat bir süre sonra gurur ve kibiri yüzünden taraftarlari da ona karsi çikip, öldürdüler. Tuleyhe de en sonunda dize getirilerek Islâm&#8217;in en güçlülerinden biri oldu. Müseyleme de aylar sonra Vahsi&#8217;nin attigi bir mizrakla öldü.Bunlar Islamiyet için potansiyel bir tehlike olusturmustu. Sace isimli bir kadin da, kadin peygamber oldugunu iddia ediyordu. Fakat Peygamberimiz (sav) bunlarla ugrasmak istemiyor, kuzeydeki Mute yenilgisini düsünüyordu.Zeyd savasta sehid olmustu.Buna bir karsilik verilmeliydi. Bu yeni ordunun kumandanligina Zeyd&#8217;in oglu Üsame getirildi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamberimiz sik sik cenneti tasvir ediyordu. Bu yüzden ölümden çok sik bahsediyordu. Bir gün basi hiç agrimadigi bir sekilde agrimisti. Fakat yine de mescide gitti. Namazdan sonra minbere çikip son defa yapiyormus gibi Uhut sehitlerine rahmet diledi. Daha sonra: &#8220;Allah&#8217;in kullari arasinda bir kul var ki, Allah onu dünya ile kendisi arasinda bir seçim yapmasi konusunda serbest birakti.O da Allah&#8217;i seçti.Bunun üzerine Ebû Bekir -Peygamberimizin kendisini kasdettigini anlayarak- aglamaya basladi.Peygamberimiz de aglamamasini söyleyerek &#8220;Ey insanlar, insanlar arasindaarkadasligi il e en lütüfkâr olan kisi Ebû Bekir&#8217;dir.&#8221; Minberden inmeden önce söyle dedi: &#8220;Ben sizden önce gidiyorum ve sahidinizim .Sizinle simdi su durdugum yerden gördügüm havuzda bulusacagim. Sizin Allah&#8217;in yaninda baska ilahlar edineceginizden korkmuyorum. Sizin iççin bu dünyadan korkuyorum, ola ki dünyevi seyler için birbirinize rekabet edersiniz.&#8221;</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Mescidden çikinca Aise&#8217;nin yanina gitti.Peygamberimizin yüzünde ölümcül hastaligin izleri görülüyordu. Hastaligi öylesine artmisti ki namazi ancak oturarak kildirabiliyordu. Bir sonrakinamaz vaktinde oturabilmesine ragmen namazi kildiramayacagini hissetti. Hanimlarina: &#8220;Ebu :Bekir&#8217;e namazlarda imamlik etmesini söyleyin.&#8221; dedi. Hz.Aise buna karsi çikarak babasinin duygulu bir adam oldugunu, bu isi baskasinin yapmasinin daha uygun olacagini söyledi. Diger hanimlrinin da Hz.Aise gibi konusmasina ragmen o, israr ederek namazi Ebu Bekir&#8217;in kildirmasini istedi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hz.Muhammed, çok aci çekiyordu. Acinin çok agirlastigi bir anda karisi Safiye (ra) ona: &#8220;Ey Allah&#8217;in peygamberi, senin çektigini keske ben çekseydim! dedi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hicret&#8217;in onbirinci yilinin Rebi-ul Evvel ayi Pazartesi günü Peygamber&#8217;in atesi düstü ve çok güçsüz olmasina ragmen Mescid&#8217;e gitti. O, gittiginde namaz baslamisti ve mü&#8217;minler öyle sevindiler ki neredeyse namazdan çikacaklardi. Fakat, Resûl-i Ekrem, devam etmelerini isaret etti.Onlardaki takvayi görerek sevinçle yüzü parladi.Ebû Bekir onun namaza devam etmesini istedi.Peygamber (sav) ise onun arkasinda namaz kildi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Mü&#8217;minler Peygamber (sav)&#8217;in iyilesmis oldugunu düsünüyorlardi. Oysa ki, O, namazdan sonra odasina çekilmis, güçsüz bir sekilde Aise (ra)&#8217;in kucaginda yatmakta idi. Bir süre kendini kaybetti. Sonra gözlerini açarak:&#8221;Cennette bulusmak üzere.&#8221; dedi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Allah&#8217;in kendilerine nimet verdigi Peygamberler, dogrular( ve dogrulayanlar) sehitler ve salihler beraberdir. Ne iyi arkadastirlar onlar.&#8221;(Nisa:69)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Sonra, onun tekrar:&#8221;Allah&#8217;im, cennette bulusmak üzere.&#8221; dedigini duydu. Bunlar son kelimeler oldu.</em></strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: small;">CENAZENIN GÖMÜLMESI VE HILAFET</span></span></em></strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ilk olarak Abbas&#8217;in dikkatini çeken bazi belirtileri, bir süre sonra digerleri de farkettiler.Hz.Muhammed vefat etmeden önce, Seferdeki orduya Peygamber&#8217;in durumu iletilmisti. Içinde Ömer&#8217;in de bulundugu Ashab&#8217; dan bir çok kisi; sehre geldiklerinde vefatin gerçeklestigini duydular. Ömer (ra) bunu reddetti. Insanlara, O&#8217;nun sadece ruhen yok oldugunu geri gelecegini anlatiyordu. O sirada gelen Hz.Ebu Bekir (ra),:&#8221;Yavas ol Ömer!&#8221; dedi.Allah&#8217;a hamd ettikten sonra söyle dedi:&#8221;Ey insanlar, kim Muhammed&#8217;e tapiyor idiyse &#8211; gerçekten Muhammed ölmüstür; kim de Allah&#8217;a tapiyor idiyse -gerçekten Allah diridir ve ölmez.&#8221; Sonra su ayeti okudu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8221; Muhammed yalnizca bir Peygamberdir. Ondan önce nice Peygamberler gelip geçmistir. Simdi o ölürse ya da öldürülürse siz topuklariniz üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? Iki topugu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah&#8217;a kesinlikle zarar veremez. Allah, sükredenleri pek yakinda ödüllendirecektir.&#8221;(Âl-i Imran: 144)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ebu Bekir herkesi sakinlestirmisti. Ömer de Allah&#8217;in Resûlünün öldügüne artik inanmisti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Islam toplulugunun basina kimin geçecegini tartismak için bir toplanti düzenlenecekti.Bu toplantida Ebu Bekir, Ömer gibi Ensar ve muhacirler bulunacakti. Ensar&#8217;dan biri konusuyordu. Muhacirleri de biraz övmesine ragmen, Ensar&#8217;i överek göklere çikariyordu. O konusmasini bitirince Hz.Ebû Bekir, kesin bir dille konusmaya basladi. Ensarin önemini kabul ettigini, fakat Islâm&#8217;in Arabistan&#8217;da yayildigini  ve araplarin Kureys&#8217;ten baska birinin otoritesini kabul etmeyecegini, çünkü tüm Araplar nezdinde Kureys&#8217;in essiz bir yeri oldugunu belirtti. Konusmanin sonunda Ebu Ubeyde ve Ömer&#8217;in ellerinden tutarak, &#8220;Iki adamdan birisini öneriyorum. Hangisini dilerseniz ona biat edin.&#8221; dedi.Ensardan biri kalkarak iki otoritenin olmasi gerektiginden bahsetti.Yeni baslayan tartismayi Ömer (ra) su sözlerle durdurdu:&#8221; Ey Ensar, Allah Resûlünün, namazlarda imamlik yapma görevini Ebû Bekir&#8217;e verdigini bilmiyor musunuz?&#8221; &#8220;Biliyoruz &#8220;dediler.  &#8221; Peki aranizda kim onun önüne geçmek istiyor?&#8221; dedi. &#8220;Allah korusun, onun önüne geçemeyiz.&#8221; dediler. Bunun üzerine Ömer, Ebû Bekir&#8217;in elini tutarak ona biat etti.Sa&#8217;d hariç orada bulunanlar da Ebû Bekir&#8217;e biat ettiler.Sa&#8217;d hiçbir zaman biat etmedi</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ertesi gün sabah Ebû Bekir namazi kildirmadan evvel minbere oturdu.Ömer ayaga kalkarak Ebû Bekir!e biat etmleri gerektigini söyleyerek onu söyle tanimladi:&#8221;Sizin en iyiniz, Allah Resûlünün arkadasi; &#8216; Ikisi magarada oturduklarinda, ikinin ikincisi'(Tevbe:40) &#8221; Tüm cemaât bir agizdan ona baglilik yemini ettiler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ebû Bekir Allah&#8217;a hamd ederek söze basladi: &#8220;Sizin en iyiniz olmadigim halde, üzerinize hakim oldum.Dogru yaparsam bana yarddim edin, yanli yaparsam beni dogrultun.Ben Allah ve Resûlüne itaat ettigim sürece bana itaat edin. Fakat ben onlara itaât etmezsem siz de bana itaât etmeyin.Namaza kalkin Allah size merhamet eylesin.&#8221; Namazdan sonra, Peygamberi (sav) gömmeya hazirlamak gerektigine karar verdiler. Bunun nasil olacagi konusunda anlasmazliga düstüler.Allah Hz. Ali&#8217;ye uyuklama verdi, ve rüyasinda Resûlallah, ona kendisini elbiseleriyle yikamalarini söyledi. O&#8217;nu yikadilar. O gün vücudu nefes alip vermemesine ragmen,sicaklik ve yumusakligini kaybetmis olmasina ragmen, hâlâ uykuda imis gibiydi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Gömülecegi yer konusunda anlasmazliga düstüler.Bazilari onun çocuklarinin yanina gömülmesi fikrinde idi.Fakat Ebû Bekir onun :&#8221;Öldügü yer gömülmeyen hiçbir peygamber yoktur.&#8221; dedigini hatirladi. Bunun üzerine mezar,Hz.Aise&#8217;nin odasinin zeminine kazildi.Sonra tüm Medine&#8217;liler O&#8217;nu ziyaret ederek cenaze namazini kildilar.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Hiç süphesiz, Allah ve melekleri Peygamber&#8217;e salat etmektedirler.Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.&#8221;(Ahzab:56)</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-s-a-v-medine-donemi.html">HZ MUHAMMED (S.A.V.) MEDINE DÖNEMI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-s-a-v-medine-donemi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ MUHAMMED (S.A.V.) MEKKE DÖNEMi</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-s-a-v-mekke-donemi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-s-a-v-mekke-donemi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2013 16:43:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[HZ MUHAMMED (S.A.V.)]]></category>
		<category><![CDATA[MEKKE DÖNEMi]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2098</guid>

					<description><![CDATA[<p> HZ. PEYGAMBERIN DOGUMU Putlari kabul etmenin ve onlarin etkili olduguna inanmanin tek delili ve mesruiyeti gelenekti: Babalari, babalarinin babalari ve daha büyük atalari hep öyle yapmisti. Bununla birlikte Allah, Abdullah için büyük bir gerçeklik ifade ediyordu. Ibrahim&#8217;in dinini tam anlamiyla sürdüren bir kaç kisi vardi ve daima olmustu. Onlar putlara ibadetin geleneksel olmaktan çok, sonradan &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-s-a-v-mekke-donemi.html">HZ MUHAMMED (S.A.V.) MEKKE DÖNEMi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"> <strong><em><a href="http://www.alexa.com">HZ. PEYGAMBERIN DOGUMU</a></em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><em>Putlari kabul etmenin ve onlarin etkili olduguna inanmanin tek delili ve mesruiyeti gelenekti: Babalari, babalarinin babalari ve daha büyük atalari hep öyle yapmisti. Bununla birlikte Allah, Abdullah için büyük bir gerçeklik ifade ediyordu.</em></h3>
<h3 style="text-align: center;"><em>Ibrahim&#8217;in dinini tam anlamiyla sürdüren bir kaç kisi vardi ve daima olmustu. Onlar putlara ibadetin geleneksel olmaktan çok, sonradan ortaya çikmis bir tehlike (bid&#8217;at) oldugu kanaatindeydiler. Hubel&#8217;in Israilogullarinin altin buzagisindan pek farkli olmadigini görebilmek için tarihe bir göz atmak yeterliydi. Kendilerine Hanifler adini veren bu sahislarin putlarla hiç ilgisi yoktu ve putlari Mekke&#8217;yi pisleten ve alçaltan varliklar olarak görüyorlardi. Taviz vermekten uzak oluslari ve çogu seye karsi çikislari onlari Mekke toplumunun disinda kalmaya zorluyordu. Onlara karsi takinilan tavir, hosgörü, saygi veya kötü davranma, bir bakima kisiliklerini, bir bakima da kendilerini korumaya hazir olan kabileler tarafindan belirleniyordu.</em></h3>
<h3 style="text-align: center;">******************************</h3>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #800080;"><a href="http://www.alexa.com"><span style="color: #800080;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000; font-size: small; text-decoration: underline;">FIL YILI</span></span></strong></span></a></span></h3>
<h3 style="text-align: center;">Abdulmuttalip dört tane Hanif taniyordu ve onlarin en saygini olan Varaka hristiyan olmustu. O bölgedeki hristiyanlar arasinda bir peygamberin gelisinin yakin oldugu fikri yaygindi. Bu inancin bu kadar yayilmasinin sebebi ise dogudaki kiliselerden bazilarinin bu inanci desteklemesi ve astrologlarla kahinlein de bu inanci paylasmasiydi. Yahudilere gelince, onlar da son gelen peygamberin Isa oldugunu bildikleri için yeni bir peygamberin gelecegi konusunda hemfikirdiler. Yahudi alimleri onlara peygamberin çok yakinda gelecegini, onun gelecegine delalet eden birçok isaretin görüldügünü ve muhakkak onun seçilmis kavim olan yahudilerden çikacagini söylüyorlardi. Varaka&#8217;nin da içlerinde bulundugu bir grup hristiyan ise bu konuda süphedeydiler; onlara göre peygamberin Arap olmamasi için hiç bir sebep yoktu. Araplarin, yahudilerden daha çok peygambere ihtiyaçlari vardi, çünkü en azindan yahudiler tek Tanri&#8217;ya tapma bakimindan Ibrahim&#8217;in dinini takip ediyor ve putlara tapmiyorlardi. Araplarin bu yalanci tanrilara tapmalarini ise sadece bir peygamber önleyebilirdi. Kabe&#8217;nin içinde ve çevresinde toplam 360 put vardi; bunun yanisira Mekke&#8217;de her evde, evin merkezini olusturan bir put bulunurdu. Bu uygulamalar sadece Mekke&#8217;ye özgü degildi, tüm Arabistan&#8217;a yayilmisti.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Develer kurban edilir edilmez, Abdulmuttalip kurtulan oglunu evlendirmeye karar verdi. Biraz arastirdiktan sonra, Vehb&#8217;in kizi Amine&#8217;yi uygun bir es olarak seçtiler. Abdulmuttalip, Amine&#8217;yi ogluna, kizkardesi Hale&#8217;yi de kendine istedi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Abdulmuttalip o sirada yetmis yaslarindaydi, fakat yasina göre her bakimdan hala genç görünüyordu. Abdullah güzellikte zamanin Yusuf&#8217;u gibiydi ve o da yirmibes yasindaydi. Dügün yerine giderken yolda Varaka&#8217;nin kardesi Kuteyle&#8217;nin yanindan geçmislerdi ki &#8220;Ey Abdullah&#8221; diye bir ses duydular. Abdullah yüzünü Kuteyle&#8217;ye çevirdi, kadin ona nereye gittigini sordu. Abdullah &#8220;Babamla gidiyorum&#8221; diye cevap verdi. Kuteyle: &#8220;Beni simdi burada al ve benimle evlen, sana yerine kurban edilen develer kadar deve verecegim.&#8221; dedi. Abdullah ise &#8220;Babamla beraberim, onun isteklerinin disina çikamam ve onu birakamam&#8221; diye cevap verdi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Dügünden bir kaç gün sonra Abdullah yine Varaka&#8217;nin kardesi Kuteyle&#8217;ye rastladi. Kadinin gözleri yüzünü öyle arastirir bakislarla tariyordu ki, konusmasini bekler bir sekilde yaninda durdu. Kadin bir sey söylemeyince, bir gün önce söylediklerini neden tekrarlamadigini sordugunda Kuteyle&#8217;den su cevabi aldi: &#8220;Dün yüzünde varolan isik bugün yok. Bugün benim senden istediklerimi bana veremezsin.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Evlenmelerin meydana geldigi yil MS 569 idi. Bunu takip eden yil Fil Yili olarak bilinir ve birden fazla sebeple önem tasir.</h3>
<h3 style="text-align: center;"></h3>
<h3 style="text-align: center;">++++++++++++++++++++++++++</h3>
<h3 style="text-align: center;"><a href="http://www.alexa.com"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000; font-size: small;">RAHIP BAHIRA</span></span></strong></a></h3>
<h3 style="text-align: center;">Abdulmuttalib&#8217;in mallari hayatinin son döneminde oldukça azalmisti, ölümünden sonra ogullarina sadece çok küçük bir miras birakmisti. Ogullarindan bazilari, özellikle Ebu Leheb olarak taninan Abdu&#8217;l Uzza, kendiliklerinden zengin olmuslardi. Fakat Ebu Talib fakirdi. Bu nedenle yegeni kendisini, yasamini kazanmak için elinden geleni yapmaya zorunlu hissediyordu. Yasamini keçi ve koyunlara çobanlik ederek kazaniyordu ve gün geçtikçe Mekke&#8217;nin üstündeki tepelerde veya ötesindeki ovalarda yalniz geçirdigi günler artiyordu. Buna ragmen amcasi onu bazen beraberinde yolculuga götürüyordu. Bunlardan birinde, Muhammed (S.A.V.) dokuz, bir görüse göre de oniki yasindayken bir ticaret kervaniyla Suriye&#8217;ye kadar gitti. Busra&#8217;da, Mekke kervaninin her zamanki konak yerlerinden birinde, içinde nesilden nesile bir hristiyan rahibin yasadigi bir hücre vardi. Biri öldügünde, digeri onun yerini aliyor ve eski el yazmalarini da içeren manastirdaki bütün esyaya varis oluyordu. Bu el yamalarindan birinde Araplara bir peygamber gelecegi kayitliydi. Manastirda yasayan Rahip Bahira bu kitaplarin hepsinden haberdardi. Bu konuyla ilgilenmesinin asil sebebi ise Varaka gibi onun da peygamberin kendi yasam süresi içinde gelecegine inanmasiydi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Bahira, Mekke kervaninin manastirdan pek uzak olmayan konak yerinde konakladigini bir çok defa görmüstü. Fakat bu sefer daha önce hiç karsilasmadigi bir seyle karsilasti ve dona kaldi: alçak ve küçük bir bulut onlarin üstünde yavas yavas ilerliyor ve sürekli yolculardan bir veya ikisi ile günesin arasinda yer aliyordu. Büyük bir ilgiyle onlarin yaklasmasini izledi. Birden ilgisi saskinliga dönüstü. Çünkü konakladiklari anda bulut hareket etmeyi durdurdu ve altinda gölgelendikleri agacin üstünde sabit olarak kaldi. Agaç ise dallarini asagiya indirerek onlarin iki kat gölgede olmalarni sagliyordu. Bahira böyle bir mucizenin öneml oldugunu biliyordu. Sadece yüce bir sahsiyetin varligi bu olayi açiklayabilirdi ve aniden beklenen peygamber aklina geldi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Manastira kisa bir süre önce büyük miktarda yiyecek gelmisti, elindekilerin hepsini birlestirerek kervana söyle bir haber gönderdi: &#8220;Ey Kureysliler! Sizin için yiyecekler hazirladim ve buraya gelmenizi istiyorum. Yasli-genç, köle-hür hepinizi davet ediyorum.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Bunun üzerine hepsi manastira geldiler, fakat Bahira&#8217;nin tembihlerine ragmen Muhammed (S.A.V.)&#8217;i develerin ve yüklerin yaninda gözcü olarak biraktilar. Bahira oradakiler içinde kitapta tarif edilene benzer bir yüz göremeyince eksikligi farketti. &#8220;Ey Kureysliler! Geride kimse kalmadigindan emin misiniz?&#8221; diye sordu. &#8220;Baska kimse kalmadi&#8221; dediler, &#8220;sadece en küçügümüz olan bir erkek çocuk kaldiç&#8221; Bahira &#8220;Ona öyle davranmayin, onu da çagirin; bizimle beraber yemekte bulunsun&#8221; dedi. Sonra çocugu yemege çagirdilar.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Çocugun yüzüne bir kez bakmak Bahira için bu mucizeleri açiklamaya yetti. Yemek boyunca onu dikkatle incelediginde yüz ve vücut özelliklerinin kendi kitabinda anlatilanlara ne denli yakin oldugunu gözledi. Yemekten sonra rahip bu genç misafirin yanina gitti ve ona yasam sekli, uykulari ve genel konulardaki tavirlariyla ilgili bazi seyler sordu. Çocuk ona bu konularda ayrintili cevaplar verdi; çünkü adam saygidegerdi, sorular ise saygili ve hürmetkarca soruluyordu. Hatta rahip sirtina bakmak istediginde, gömlegini siyirmakta tereddüt etmedi. Bahira zaten kesinlikle onun peygamber oldugu kanaatindeydi. Bir de sirtindaki iki kürek kemigi arasinda, kitabinda anlatilan yerde peygamberlik mührünü görünce tüm süpheleri silindi. Bahira Ebu Talib&#8217;e döndü ve &#8220;Bu çocukla akrabalik dereceniz nedir?&#8221; diye sordu. Ebu Talib &#8220;Oglumdur&#8221; dedi. Rahip, &#8220;Oglunuz degil, bu çocugun babasi sag olamaz&#8221; dedi. Ebu Talib &#8220;Kardesimin ogludur&#8221; dedi. &#8220;Peki babasina ne oldu?&#8221; dedi rahip. Öteki &#8220;Daha annesi ona hamileyken öldü&#8221; dedi. &#8220;Iste bu dogru&#8221; dedi Bahira, &#8220;Kardesinin oglunu ülkene geri götür ve onu yahudilerden koru. Çünkü benim bildigimi onlar da bilirler ve görürlerse ona kötülük yaparlar. Kardesinin oglunun geleceginde büyük seyler gizli.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="ev"></a><a href="http://www.alexa.com/">EVLILIK TEKLIFLERI</a></span></span></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Mekke&#8217;deki zengin tüccarlardan birisi bir kadindi -Esed kabilesinden Huveylid&#8217;in kizi Hatice. Ayni zamanda hristiyan olan Varaka&#8217;nin ve kardesi Kuteyle&#8217;nin de kuzeni idi. O zamana dek iki kez evlenmisti ve ikinci kocasinin ölümünden beri kendi adina ticaret yapacak bir adam görevlendirmeyi adet edinmisti. Bunlardan biri de artik Mekke&#8217;de el-Emin (güvenilir), serefli olarak taninan Muhammed (S.A.V.)&#8217;di. Bu söhreti isekendisine emanet edilen ticaret kervanlarinin sahiplerinden yayiliyordu. Hatice, O&#8217;nu bir kölesini de yanina vererek ticaret kervaninin basina getirdi. Gidip dönene kadar yanindaki köle bir çok mucizelere sahit olmustu. Bunlari Hatice&#8217;ye anlatti, Hatice de Kuzeni Varaka&#8217;ya. Varaka &#8220;Eger bu dogruysa, Hatice, Muhammed (S.A.V.) kavmimize gönderilen peygamberdir. Uzun süreden beri bir peygamberin gelecegini biliyordum ve iste geldi.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Hz. Hatice, Hz. Muhammed (S.A.V.)&#8217;e evlilik teklifi götürdü. Hz. Muhammed (S.A.V.) maddi imkansizligini ileri sürerek &#8220;Ben böyle bir evliligi nasil yapabilirim?&#8221; dedi. Araci Nuseyfe &#8220;Orasini bana birak!&#8221; deyince Hz. Muhammed (S.A.V.) &#8220;O halde benden tarafi tamam&#8221; dedi. Gereken her sey yapildi ve aralarinda Hz. Muhammed (S.A.V.)&#8217;nin yirmi disi deve vermesi kararini aldilar.</h3>
<h3 style="text-align: center;">*************************************************</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="c"></a><a href="http://www.alexa.com/">ÇOCUKLARI VE HZ. ZEYID</a></span></span></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Damat amcasinin evinden ayrildi ve gelinle birlikte yasamak üzere onun evine yerlesti. Hatice kocasina bir es oldugu kadar, onun en yakin arkdasi ve ideallerini ve isteklerini paylasan bir dostu idi. Acilar ve kayiplar olsa da evlilikleri çok mutlu geçiyordu. Hz. Hatice, Hz. Muhammed (S.A.V.)&#8217;e alti çocuk dogurdu, iki erkek ve dört kiz. En büyük çocuklari Kasim adinda bir oglan çocuguydu. Bundan sonra O&#8217;na Ebu&#8217;l Kasim (Kasim&#8217;in babasi) denmeye baslandi. Fakat çocuk iki yasini doldurmadan vefat etti. Ikinci çocuklari Zeyneb adinda bir kizdi, onu üç kiz çocugu daha takip etti: Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatima. Son çocuklari ise yine çok az bir süre yasayan bir erkek çocuguydu. Evlendigi gün Muhammed (S.A.V.) babasindan miras kalan sadik cariyesi Bereke&#8217;yi azat etti. Hatice ise O&#8217;na kölesi Zeyd&#8217;i hediye etti. Zeyd iyi bir ailedendi, fakat yillar önce kaçirilarak köle olarak satilmisti. Muhammed (S.A.V.)&#8217;in kölesi olduktan aylar sonra bir gün daha önce yakalayamadigi bir firsati, ailesine haber gönderme imkanini yakalamisti: Mekke sokaklarinda kendi kabilesinden adamlara rastladi. Eger onlari bir önceki yil görmüs olsaydi, duygulari çok farkli olurdu. Böyle bir karsilasmayi uzun süredir arzuluyordu, fakat simdi saskinliga düsmüstü. Rahatinin iyi oldugunu ve geri dönmek istemedigini anlatmak üzere birkaç misra yazip gönderdi. Ailesi haberi aldiginda hemen yola çiktilar ve Hz. Muhammed (S.A.V.)&#8217;e Zeyd&#8217;i kendilerine satmasini teklif ettiler. Hz. Muhammed (S.A.V.) &#8220;Birakin kendisi seçsin, eger sizi seçerse hiçbir ücret istemeden onu size veririm; eger beni seçerse, ben; beni seçen birinin üstünde karar verici degilim.&#8221;dedi. Zeyd&#8217;e soruldugunda sunlari söyledi: &#8220;Senin üstüne baska adam seçecek degilim. Sen bana annem ve babam gibisin.&#8221; Ailesi hayret etti.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Hz. Muhammed (S.A.V.) daha sonraki konusmalari kisa keserek onlari Kabe&#8217;ye davet etti. Hicr&#8217;de ayakta durarak yüksek sesle sunlari söyledi: &#8220;Ey burada bulunanlar, sahid olun ki, Zeyd benim oglumdur, ben onun, o da benim varisimdir.&#8221; O günden sonra Zeyd, Zeyd Ibn Muhammed diye anilmaya basladi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">++++++++++++++++++++</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="kabe"></a>KABE&#8217;NIN YENIDEN INSASI</span></span></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Hz. Muhammed (S.A.V.) 35 yasinda iken Kureys&#8217;liler Ka-be&#8217;nin tekrar insasina karar verdiler. Kabe yikildiktan sonra Hacerü&#8217;l Esved&#8217;in bulundugu kösede Süryanice bir yazi buldurlar ve onu bir yahudiye okuttular. &#8220;Ben Allah&#8217;im ve Bekke (Mekke)&#8217;nin Rabbiyim. Mekke&#8217;yi ve gökleri ben yarattim, Ay&#8217;a ve Günes&#8217;e sekil verdigimi ve Günes&#8217;in etrafina dokunulmaz olan yedi melegi yerlestirdigim gün yarattim. O (Mekke), insanlara süt ve su ile yardim eden iki tepe varoldukça varolmaya devam edecektir.&#8221; yazmakta idi. Bir parca yazida Ibrahim makaminda Kabe&#8217;nin kapisi yaninda Hz. Ibrahim&#8217;in ayak izini tasiyan kayanin altinda bulundu. &#8220;Mekke, Allah&#8217;in kutsal evidir. Onun sürekliligi üç yönden gelir. O&#8217;nun yakinindaki insanlar onu ilk kirletenler olmasin.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Ka-be&#8217;nin yapilmasinda bütün kabileler çalisti ve yeniden yapildi. Sira Hacerü&#8217;l Esved tasinin yerine konulmasina geldiginde yerlestirme serefine tüm kabileler nail olmak istemekte idiler. Aralarinda anlasamiyarak ihtilafa düstüler. Bu tartisma bir kaç gün sürdü ve yasli bir adam söyle bir öneri getirdi: &#8220;Mescid&#8217;e ilk giren hakem olsun.&#8221; Tam busirada Hz. Muhammed kapidan içeri girdi. Hepsi Muhammed Emin&#8217;dir karari kabulumuzdür dediler. Durumu kendisine anlattilar. Hz Muhammed bana bir kumas getirin dedi. Kumasi yere serdi. Hacerü&#8217;l Esvedi kendi elleriyle kumasin üzerine yerlestirdi. Her kabilenin reisi bezin ucundan tutsun. dedi. Tas yükselincede onu yerine kendi elleriyle yerlestirdi. Böylece insaatin kalan kismina devam edildi ve sorun çözüldü.</h3>
<h3 style="text-align: center;">+++++++++++++++++++++</h3>
<h1 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a name="ilk"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com">ILK VAHIY VE PEYGAMBERLIK</a></span></strong></span></h1>
<h3 style="text-align: center;">Hz. Muhammed&#8217;e bazi haller olmaya basladi. Bunlarin nasil oldugu soruldugunda &#8220;uykuda iken gelen sabahin aydinligi gibi gerçek görüntüler&#8221; oldugu söylerdi. Hira dagindaki bir magaraya inzivaya çekilmeye basladi. Sehirden ayrilip magaraya yaklastiginda &#8220;Ey Allah&#8217;in Rasülü, sana selam olsun.&#8221; seslerini duyardi. Geriye dönüp bakinca agaçlar ve taslardan baska hiç bir sey göremezdi. Ramazan ayinda kirk yasinda iken insan seklinde bir melek geldi ve O&#8217;na &#8220;OKU&#8221; dedi. O, &#8220;ben okuma bilmem&#8221; deyince, Melek onu eline aldi ve dayanabilecegi son nokyata kadar sIktI. Sonra tekrar &#8220;OKU&#8221; dedi. &#8220;Ben okuma bilmem!&#8221;. Üçüncü kez ayni olay tekrarladindi. ve biraktiginda söyle dedi:</h3>
<h3 style="text-align: center;">Insana bilmedigini ögretti. (A&#8217;lak Suresi 1-5) Bunlar Kur&#8217;an-i Kerimin ilk gelen ayetleridir.</h3>
<h3 style="text-align: center;">O bu sözleri melegin arkasindan tekrarladi ve melek onu birakip gitti. (Bu melek vahiy meledigi Cebrail A.S.&#8217;di) Sonra Peygamberimiz Hira magarasindan evine döndü. Olaylari Hz Hatice validemize anlatti. Hz. Hatice O&#8217;na &#8220;-Senin peygamber olacagini umuyordum. Ne mutlu sana. Müjdeler olsun sana!&#8221; dedi. Hz Hatice hemen amcasinin oglu Varaka Bin Nevfel&#8217;e olanlari anlatti. Varaka&#8217;nin cevabi: &#8220;-Bu gördügün Allah-i Tealanin Musa&#8217;ya indirdigi Namus-u Ekber&#8217;dir. (Cebrail&#8217;dir) Ah keske senin davet günlerinde genç olsaydim. Kavmin seni çikaracagi günlerde hayatta bulunsaydim.&#8221; dedi ve Rasulullahin mübarek baslarindan öptü.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Ilk vahiyden sonra vahiy belli bir süre kesintiye ugradi. Bu sessizlik döneminden sonra onu temin edici bir vahiy geldi. (Duha Suresi 1-11)</h3>
<h3 style="text-align: center;">++++++++++++++++++++++++</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="na"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com">ILK EMIR NAMAZ</a></span></span></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Hz Muhammed (S.A.V) en yakin ve sevgili buldugu kisilere Melek ve Vahiy hakkinda gördüklerini anlatmaya basladi.Bir gün Cebrail ona geldi ve topuguyla çimenlige vurdu. Oradan hemen su fiskirmaya basladi.Namazdan önce nasil temizlenecegini peygambere gösterdi ve abdest aldi. Peygamber onu taklit ettive namazi nasil kilacagini, kiyam, rüku, sücud ve tesehhüd mikteri oturmanin nasil yapilacagini ögretti ve namaz vakitlerini ögretti. Peygamber evine dönünce ögrendiklerini Hatice&#8217;ye de ögretti ve birlikte namaz kildilar.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Din artik abdest ve namaz esalari üzerine kurulmustu.Hatice&#8217;den sonra bu esalari ilk uygulayanlar Ali, Zeyd, Ebu Bekir idi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">*****************************</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="ai"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com">AILENI UYARIP KORKUT</a></span></span></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Henüz Islam&#8217;a açik bir çagri yapilmamisti, fakat gün geçtikçe mü&#8217;minler grubuna kadin-erkek bir çok genç katiliyordu. Peygamberin kuzenleri de dahil bir çok akrabasi yeni dine girmelerine ragmen amcalarindan hiçbiri onun pesinden gelmeye yatkin görünmüyordu. Ebu Talib, Hamza ve Abbas Peygamberi kisisel olarak sevdikleri halde, Ebu Leheb açikça yegeninin sapik oldugunu söylüyordu.</h3>
<h3 style="text-align: center;">&#8220;<strong><em>(Öncelikle) en yakin hisimlarini(asiretini) uyarip korkut.&#8221;(Suara :214)</em></strong> ayetinden sonra Peygamber(sav),Ali!yi çagirip Abdulmuttalib ogullarini bir araya toplamasini, onlara yemek verecegini söyledi. Hasim Kabilesi gelince 1 koyun budu ve bir masrapa süt bütün kabileyi doyurmaya yetti.</h3>
<h3 style="text-align: center;">++++++++++++++++++</h3>
<h3 style="text-align: center;"><a href="https://sevdalilarmekani.com"><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff0000; font-size: small;">KUREYS KARSI ÇIKIYOR</span></strong></span></a></h3>
<h3 style="text-align: center;">Islâm&#8217;in ilk günlerinde, müslümanlar sik sik Mekke&#8217;nin disina gider ve topluca namaz kilarlardi. Bir gün birkaç putperest,onlar namaz kilarken alay edince Zühre Kabilesinden Sa&#8217;d kafirlerden birini yaraladi. Bu Islam&#8217; da ilk kan dökülmesi oldu. Fakat Peygamber Efendimize sik sik gelen vahiylerde sabrin tavsiye edilmesini dikkate alarak o günden sonra siddetten kaçinmaya karar verdiler. <strong><em>&#8220;Onlarin demelerine karsi sen sabret ve onlardan güzel kopma(düsünce ve eylem bakimindan köklü bir tutum )ile kopup ayril&#8221;</em></strong> ve &#8220;<strong><em>Sen simdi o küfretmekte olanlara mühlet ver, kendilerine az bir süre tani&#8221;(Müzemmil:10-11)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Kureys&#8217;ten bir grup Ebu Talib&#8217;e gelip yegenini engellemesini, yoksa savas  çikaracaklarini söylediler. O da yegenine haber göndererek kendini korumasini istedi. Kureysin korkusu o sene hacca gelecek olanlarin Muhammed (sav) ve taraftarlarinin putlari horgördügünü farkedip, bir daha Mekke&#8217;ye gelmemeleri ve bunun sonucu olarak da hem ticaret hem de Mescit koruyucularinin seref ve haysiyetinin kötü duruma sokulacak olmasiydi</h3>
<h3 style="text-align: center;">Kureys bu durumu önlemek için çesitli yöntemler aradi.Mekke&#8217;ye gelen Arap&#8217;lara, Muhammed&#8217; in (sav) araplari temsil etmedigi anlatilmaliydi. Bunun yanisira baska seyler söylemek gerekliydi.Önce mecnun (deli) veya sair demeyi düsündüler, fakat daha sonra büyücü demek konusunda hemfikir oldular. Çünkü biliyorlardi ki Muhammed insan kazanmak konusunda çok basariliydi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Planlarini titiz bir sekilde uygulamalarina ragmen, nasibi olanlarin Islam&#8217;a girmesine engel olamadilar. Mekke&#8217;ye gelen hacilar,kendilerine düsmanlarindan farkli bir hikaye anlatan Peygamber (sav) taraftarlariyla karsilastilar ve her biri yaratilisinin geregi olarak iman etti.Arabistan&#8217;in her yerinde, özellikle de Yesrib&#8217;de yaygin olarak yeni dinden bahsedilmeye baslandi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">++++++++++++++++++++++++++++++++++</h3>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a name="evs"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com">EVS VE HAZREÇ</a></span></strong></span></h3>
<h3 style="text-align: center;">Evs ve Hazreç kabileleri kendileriyle birlikte Yesrib&#8217;de yasayan bazi yahudi kabileleriyle müttefiktiler. Fakat çogunlukla aralari kötü idi.Çünkü tek tanrici yahudiler, Allah&#8217;in seçilmis kullari olarak, çok tanrili Arap&#8217;lara güçlerinden dolayi saygi duymalarina ragmen kisaknçlik besliyorlardi. Yahudi alimleri ve kahinler,peygamberin nereye gelecegini soranlara Yemen tarafini isaret ederlerdi. Yesribliler Mekke&#8217;de bir peygamber gelecegini duyunca dikkat kesildiler, çünkü zaten akide olarak tek tanrici akideye asina idiler. Yahudiler, onlarla iyi geçindikleri zamanlarda, Tanri&#8217;nin biriligini ve insanin esas amacinin ne oldugunu anlatirlar ve bu konuyu birlikte tartisirlardi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Yahudiler peygamber gelecegine inaniyor; fakat &#8220;Allah nasil olur da seçilmis olmayan bir milletten birini peygamber olarak gönderir.&#8221;diye inanmiyorlardi.Bunun yaniisra Hazreçliler, simdi bir peygamber oldugunu iddia eden ve daha önce çocukken annesiyle, sonralari da Suriye&#8217;ye giderken birçok kez ugramis Yesrib&#8217;e ugramisolan bu adamla aralarinda güçlü kan bagi oldugunun farkindaydilar.Hacilar ve Mekke&#8217;yi ziyaret edenlerin getirdigi haberlerle desteklenen tüm bu faktörler, vadi halkinin üzerinde etkisini göstermeye basladi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Evs ve Hazreç Kabileleri arasinda; -2 kisi arasindaki bir çatismadan dolayi- savas baslamisti ve bu baslica sorun haline gelmisti.Bu nedenle Evs&#8217;in ileri gelenleri, Mekke&#8217;ye,Kureyslilerden Hazreç&#8217;e karsi yardim istemek üzere bir delege göndermeye karar verdiler. Delegeler,Kureys&#8217;ten cevap beklerken Peygamber(sav) yanlarina geldi; o da görevinden ve teblig etmekle yükümlü oldugu dinden bahsetti,Kur&#8217;an&#8217;dan bir bölüm okudu.Muaz oglu Ilyas ona inandi.Bu nedenle o,Islam&#8217;a giren ilk Yesrib&#8217;li sayilabilir.</h3>
<h3 style="text-align: center;">**************************</h3>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a name="ebu"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com">EBUCEHIL VE HAMZA</a></span></strong></span></h3>
<h3 style="text-align: center;">Mekke&#8217;deki Mü&#8217;minlerin sayindaki artis,beraberinde kafirlerin düsmanligini da arttirdi. Islam&#8217;in en kötü düsmanlarindan biri, ailesi ve arkadaslari arasinda Ebu&#8217;l Hakem diye anilan,mü&#8217;minlerinse adini Ebu Cehil(cehaletin babasi ) koyduklari Mahzum kabilesinden Amr idi. O zaman Mahzumilerin basinda bulunan Velid&#8217;in de yegeni oluyordu ve onun yerine geçeceginden emindi. Peygamberi kötülemek için çalisanlarin en usanmazi ve onu büyücü diye adlandiranlarin en bagirgani idi. Çaresiz Mü&#8217;minlere karsi acimasizlikta çok asiri idi ve diger kabileleri de buna tesvik ediyordu.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Bir gün Peygamberimizi (sav) Mescid&#8217;in disindaki Safa kapisi yakininda otururken gördü. Karsisina geçerek agzina gelen bütün küfürleri söyledi. Peygamber(sav) ona sadece bakti, hiçbirsey söylemedi. Ebu Cehil Kureyslilerin yanina döndü. O sirada avdan dönen Hamza karsidan gözüktü. Onun yaklastigini görünce, Safa kapisina yakin olan evinden bir kadin çikti ve onu durdurdu. Peygambere bagli olan bu kadin,  Ebu Cehil&#8217;in Peygambere(sav) küfürlerini duymus ve sinirlenmisti. Hamza&#8217;ya; Ebu Cehil&#8217;in yegenine küfür ve hakaret ettigini, onun da karsiliginda hiçbirsey söylemedigini anlatti. Kabe&#8217; yi isaret ederek Ebu Cehil&#8217;in orada oldugunu belirtti.Hamza yumusak huylu bir insandi,bununla birlikte Kureys&#8217;in en cesuru idi,kizdirildiginda ise en sert adami olurdu. Su anda güçlü yapisi kizginliktan sarsiliyordu. Kabe&#8217;ye giren Hamza, Ebu Cehil&#8217;in yanina giderek yayi tüm gücüyle arkasina indirdi. &#8220;Ben de onun dinindenim, onun iddia ettiklerinin hepsini onayliyorum. Eger karsi çikmaya gücün varsa bana karsi çik.&#8221; Ebu Cehil kendisine yardim etmek isteyenleri durdurarak söyle dedi: &#8220;Birakin, Ebu Umare istedigini yapsin, çünkü Tanri&#8217;ya andolsun ki onun yegenine çirkince küfrettim.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">++++++++++++++++++</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="kurey"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com">KUREYS&#8217;IN ISTEKLERI VE TEKLIFLERI</a></span></span></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Hamza&#8217;nin müslüman olusundan sonra Kureys artik Peygamber&#8217;e, Hamza&#8217;nin koruyacagini düsünerek, direkt saldirilarda bulunamiyorlardi. Bunun için Muhammed (s.a.v.)&#8217;e teklif götürmeye karar verdiler. O&#8217;na  &#8220;Sen, bildigin gibi kabilenin soylularindansin ve senin soyun sana serefli bir konum sagliyor. Fakat sen halkina ciddi ve tehlikeli bir mesele getirdin, bununla onlarin toplulugunu birbirinden ayiriyor, onlarin yasam tarzinin saçma oldugunu söylüyor, dinlerini ve tanrilarini küçümsüyorsun ve onlarin atalarina kafir diyorsun. Eger istedigin zenginlikse, mallarimizi birlestirir seni aramizda en zengin kimse yapariz.. Eger istedigin serefse, seni liderimiz yapariz ve senin sözünden hiç çikmayiz. Ve eger kral olmak istiyorsan seni kral yeperiz. Eger sana musallat olan cinden ve hastaliktan kurtulamiyorsan sana bir hekim buluruz ve iyilesene dek senin için tüm servetimizi harcariz. Peygamber (s.a.v.), ayetlerle etkileyici bir cevap verdikten sonra okumasini su sözlerle bitirdi:</h3>
<h3 style="text-align: center;">&#8220;Gece, gündüz, günes ve ay O&#8217;nun ayetlerindendir. Siz günese de, aya da secde etmeyin. Allah&#8217;a secde edin ki, bunlari kendisi yaratmistir. Eger O&#8217;na ibadet edecekseniz.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Onlarin tek cevabi daha önce kaldiklari yerden devam etmeleriydi. Eger onlarin tekliflerini kabul etmiyorsa, Allah&#8217;in elçisi olduguni ispatlayacak birseyler göstermeliydi, o zaman mesele hallolurdu. &#8220;Rabbinden çevremizdeki daglari kaldirmasini, topragi dümdüz yapmasini ve ülkemizdeki daglari kaldirmasini, topragi dümdüz yapmasini ve ülkemizden Suriye ve Irak gibi nehirler akitmasini iste&#8230; Veya bizin için bunlari istemeyeceksen kendin için bir seyler iste. Allah&#8217;tan senin sözlerini dogrulayip bizimkileri yalanlayacak bir melek indirmesini iste&#8230; ki senin Allah katinda ne kadar degerli olduguni görelim.&#8221; Peygamber onlara su cevabi verdi: &#8220;Ben Allah&#8217;tan böyle seyler isteyecek degilim, çünkü O beni uyarmam ve müjdelemem için gönderdi.&#8221; Onu dinlemeyi reddederek söyle dediler: &#8221; O zaman gökyüzünü parça parça üzerimize indir.&#8221; Bunu su ayete karsi söylüyorlardi: &#8220;Eger biz dilersek onlari yerin dibine geçirir, ya da gökten üzerlerine parçalar düsürürüz.&#8221; &#8220;Karar verecek olan Allah&#8217;tir, dilerse yapar&#8221; diye cevap verdi Peygamber (s.a.v.).</h3>
<h3 style="text-align: center;">******************************</h3>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a name="ileri"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com">KUREYS&#8217;IN ILERI GELENLERI</a></span></strong></span></h3>
<h3 style="text-align: center;">Peygambere tabi olanlar sürekli artiyordu. Fakat bunlarin hemen hepsi ya köle ya azatli ya da Mekke disindaki Kureyslilerden olusuyordu. Abdurrahman, Hamza ve Erkam istisna hepsi zayif idiler, bunlar da liderlik vasfindan uzaktilar. Bu nedenle Peygamber (sav), içinde amcasi Ebu Talib&#8217;in de bulundugu Kureys liderlerinden hiç olmazsa birkaçini kazanmak istiyordu. Eger Ebu Cehil&#8217;in amcasi Velid&#8217;in destegini kazanirsa, davetini daha kolay yapabilecekti. Bir Gün Peygamber (sav) Velid&#8217;le sohbete dalmisken, Islam&#8217;a henüz girmis kör bir adam yanlarindan geçti; Peygamberin (sav) sesini duyunca kendisine Kur&#8217;an&#8217;dan bir parça okumasini rica etti. O da biraz sabirli olmasini istedi. Adam israr edince Peygamber (sav) hiddetlendi ve ondan yüzünü çevirdi. Sohbeti yarim kalmisti. Fakat bunun bir kaybi yoktu, çünkü Velid mesaja tamamen kapaliydi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">O anda vahiy geldi.<strong><em>&#8220;Surat asti ve yüz çevirdi;kendisine o kör geldi diye.&#8221;</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Kisa süre sonra Velid &#8220;Ben Kureys&#8217;in en üstünü oldugum halde bana gelmiyor da Muhammed&#8217;e mi vahiy geliyor?&#8221; diyerek kendini begenmisligini ortaya koyuyordu. Ebu Cehil de ondan geri kalmiyordu: &#8220;Biz, Abdu Menaf ogullari ile aramizda seref konusunda yaris ederiz.Simdi onlar &#8216; Bizim adamlarimizdan biri Peygamber&#8217;dir. Ona gökten vahiy geliyor.&#8217; diyorlar. Biz onun bir esini ne zaman elde edecegiz.Tanri&#8217;ya andolsun ki biz ona inanmayacagiz.&#8221; diyordu.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Digerleri de Ebu Cehil kadar olmasa da ayni seyi düsünüyorlardi.Hepsi de degisik derecelerde vahyin diline ve üslûbuna duyarliydilar.Fakat anlamina gelince babalarinin hiçbirsey kazanmadigini ve onlarin tüm çabalarinin bosa gittigini vurgulayan âyetlere gönüllerini kapatmislardi:<strong><em> &#8220;Bu dünya hayati, yalnizca bir oyun ve (eglence türünden) &#8216;tutkulu bir oyalanmadir.&#8217;Gerçekte ahiret yurdu ise, asil hayt odur.Bir bilselerdi.&#8221;(Ankebut:34).</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">++++++++++++++++++</h3>
<h3 style="text-align: center;"><a href="https://sevdalilarmekani.com"><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff0000; font-size: small;">KORKU VE ÜMIT</span></strong></span></a></h3>
<h3 style="text-align: center;">Elbette gençlerin ve zayiflarin hepsi ilahi daveti hemen kabul etmemisti; fakat hiç olmazsa küçük yasamlarini bir klarnetin notalari gibi bölen davet ve vaazlarin önem ve siddetine karsi kulaklarini tikamalarina neden olacak kendini begenmislikleri yoktu.Osman&#8217;in çölde duydugu:&#8221;<em>Ey uykudakiler, uyanin</em>&#8221; sesi vahyin kendisiydi.ve daveti kabul edenler uykudan uyanmislardi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Kafirlerin tutumu su sözlerle ifade edilebilir:<strong><em>&#8220;Bu dünya hayatimizdan baskasi yoktur.Ve bizler diriltilecek de degiliz.&#8221;(en&#8217;am:29)</em></strong>Bu sözlere ilahi cevap da suydu<strong><em>:&#8221;Biz gögü, yeri ve ikisi ikisi arasindakileri oyun olsun diye yaratmadik.&#8221;(Enbiya:16;Duhan:38) &#8220;Bizim bos bir amaç ugruna yarattigimizi ve sizin gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceginizi mi sanmistiniz?&#8221;(Mü&#8217;minûn:115)</em></strong>Bu ayetlerse henüz küfrün yerlesmedigi kimselerde etkisini gösteriyorduve bunda emirleri getiren elçinin etkisi çok büyüktü.</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Süphesiz:&#8217;Bizim Rabbimiz Allah&#8217;tir.&#8217;deyip dosdogru bir istikamet tutturanlar (yok mu) onlarin üzerlerine melekler iner (ve der ki):&#8217;Korkmayin ve hüzne kapilmayin,size vadolunan cennetle sevinin.Biz dünya hayatinda da ahirette de sizin velileriniziz..Orda nefislerinizin arzuladigi hersey sizindir ve istemekte oldugunuz hersey de sizindir.Çok bagislayan, çok esirgeyen (Allah)&#8217;tan bir agirlanma olarak&#8221;(Fussilet:30-32)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Benzer bir ayet:<br />
<strong><em>&#8220;Bu mu daha hayirli, yoksa takva sahiplerine vadedilen cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktir.Içinde ebedi kalicilar olarak, orada her istedikleri onlarindir, bu rabbinin üzerinde istenen bir va&#8217;didir.&#8221;(Furkan:15-16)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Gerçek Mü&#8217;minler &#8220;Bizimle Karsilasmayi umanlar&#8221;diye tanimlanmistir.Oysa kâfirler:<strong><em>&#8220;Bizimle karsilasmayi ummayanlar,dünya hayatina razi olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden habersiz(gafil) olanlar.&#8221;</em></strong>dir. Mü&#8217;min&#8217;in tutumu, her konuda kafirinkinin aksi olmalidir. Hakk&#8217;a uyanik olmak sadece ümitlerin bu dünyadan Ahirete çevrilmesi degil, Dünyada her tarafa serpilmis olan ayetlerden ders almasidir:</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Gökte burçlari kilan, onlariniçinde bir aydinlik ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne yücedir.O gece ile gündüzü birbiri ardinca kilandir;ögüt alip düsünmek ya da sükretmek isteyenler için.&#8221;(Furkan:61-62)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Kureys liderleri küstahça peygamberlerden bu ayetleri (isaret ve mucizeleri) göstermesini istediler.Gökten onu destekleyen bir melegin gelmesini veya onun göge yükselmesini istiyorlardi. Ve bir gün dolunayin aydinlattigi bir gecede, bir grup kâfir gelerek, eger gerçekten Allah&#8217;in Resûlü ise Ay&#8217;i ikiye bölmesini istediler. Mü&#8217;min ve kararsizlari da  içeren büyük topluluk, Ay&#8217;i ikiye ayrilmis görünce büyük bir saskinlik yasadilar. Peygamber(sav) &#8220;Iste sahit olun.&#8221; dedi. Bu mucizeyi asil isteyenler inkar ettiler ve bunun büyü oldugunu söylediler. Diger taraftan inananlar sevindi, kararsizlarin bazilari iman etti, bazilari da imana yaklasti.</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Kendileri bakmiyorlar mi o deveye, nasil yaratildi? Göge nasil yükseltildi? Daglara; nasil oturtulup-kuruldu? Yere; nasil yayilip dösendi?&#8221;(Gasiye:17-20)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Inananlardan beklenen korku ve ümidin her ikisi de Allah&#8217;a götüren davranislardir. Allah&#8217;a sükrün belirtisi olarak söylenen <strong><em>&#8220;Hamd alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;adir.&#8221;</em></strong> sözü ayni zamanda korku da tasir. <strong><em>&#8220;Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;in adiyla&#8221;</em></strong> sözü insani ümitle ayni yöne yöneltir. Bu, en belirgin sekilde Fatiha sûresinde yer almistir : <strong><em>&#8220;Hamd, alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve din gününün maliki olan Allah&#8217;adir.Biz yalnizca sana ibadet eder ve yalnizca Senden yardim dileriz.Bizi dosdogru yola ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba ugrayanlarin ve sapiklarinkine degil&#8230;&#8221;</em></strong> Kur&#8217;an&#8217;in son sürelerinden Ihlas suresi de Islam ögretisinin en güzel ve tam ifadesini yazan bir sûredir.</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;De ki: O Allah birdir. Allah Samed&#8217;dir. O dogurmamis ve dogrulmamistir.Ve hiç birsey O&#8217;nun dengi degildir.&#8221;(Ihlas Sûresi)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">********************************</h3>
<h3 style="text-align: center;"><a href="https://sevdalilarmekani.com"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><strong>ES-SAA (KIYAMET)</strong></span></span></a></h3>
<h3 style="text-align: center;">Kafirlerin siki sik öne sürdügü seylerden biri de, eger Allah gerçekten vahiy gönderdiyse bir melek göndermeliydi fikri idi. Buna karsi Kur&#8217;an&#8217;in cevabi suydu:<br />
<strong><em>&#8220;Eger yeryüzünde (insan degil de) tatmin bulmus yürüyen melekler olsaydi, biz de onlara göklerden elçi olarak elbette melek gönderirdik.&#8221;(Isra:95)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Cebrail&#8217;in zaman zaman yeryüzüne inmesi onu Kur&#8217;anî anlamda elçi yapmiyordu. Elçi olabilmek için, mesaj getirilen insanlar arasinda yeryüzüne yerlesmek gerekliydi. Kur&#8217;an söyle diyordu:<br />
<strong><em>&#8220;Bize kavusmayi ummayanlar dediler ki: &#8216;Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi bir görmemiz gerekmez miydi? &#8216;Andolsun onlar kendi nefislerinde büyüklüge kapildilar ve büyük bir azginlikla bas kaldirdilar. Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkârlara bir müjde yoktur. Ve ogün (melekler onlara) derler ki:'(Size sevinçli haber) yasaktir,yasak.&#8217; &#8220;(Furkan:21-22)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Bu yasaklama, onlarin dünya ile ahiret arasina bir perde çekilmesi için yalvarmalarina, ama kibir içinde yalvarmalarina karsiliktir. Sema ile direkt baglantiya geçildiginde ve dünya yerle bir olup zaman ve mekan anlamsizlastiginda ebedi son gelmis olacaktir. &#8220;Insanlarin, her yana dagilmis &#8216;pervaneler gibi olacaklari gün ve daglarin da etrafa saçilmis&#8217; renkli yünler gibi olacaklari gün&#8221;   ve çocuklarin saçlarini agartan gün.&#8221;, &#8220;Gerçekten Rabb&#8217;inin katinda bir gün, sizin saymakta olduklarinizdan bin yil gibidir.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Kiyameti beklemek, muhakemeyi beklemektir. Kur&#8217;an, dogruyu yanlistan ayiran bir vahiy kitabidir. Çünkü vahiy ezeli ebedi olanin fani iolanda görünmesidir.ve bu nihai muhakemeye öncülük eder. Bu muhakeme  sonucunda Cennet&#8217;le Cehennem açikça görülür. Iyilik ve kötülügün izleri artik ortaya çikmistir. Peygamberin(sav) dogru yola çagirmasi kendisine karsi koyanlarin sapikligini tespit ettigi gibi, kendisine tabi olanlari da mükemmellik derecesine ulastirir.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Bu konuda birçok ayet indirilmistir:<br />
<strong><em>&#8220;Andolsun, biz bu Kur&#8217;an&#8217;da çesitli açiklamalar yaptik, ögüt alisverisi düsünsünler diye.Oysa bu, onlarin daha da uzklasmalarindan baskasini getirmiyor.&#8221;(Isra:41)</em></strong><br />
<strong><em>&#8220;Biz onlari korkutmayiz.Fakat (bu) onlarda büyük bir azginliktan baska birsey artirmiyor.&#8221;(Isra:60)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">++++++++++++++++++++++++</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="uc"></a><a href="https://sevdalilarmekani.com">ÜÇ SORU</a></span></span></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Kureysliler toplandikleri her seferde, kendilerince en büyük problem telakki ettikleri konu hakkinda mutlaka konusurlardi.Bu defa da Yesrib&#8217;deki Yahudi Alimlerine danismaya karar verdiler.&#8221;Onlara Muhammed&#8217;den bahsedin , onu tarif edin ve söylediklerini iletin ;Çünkü onlar ilk kutsal kitaba inaniyorlar ve mutlaka peygamberler hakkinda bilgileri vardir, bizim se hiçbir bilgimiz yok&#8221; dediler.Yahudi alimleri su cevabi verdi&#8221;Ona bizim söyleyecegimiz 3 soru sorun.Eger bunlara cevap verebilirse, o Allah&#8217;in peygamberidir, fakat cevap veremezse yalanci ve sahtekârdir  .Ona eski günlerde ülkesini terk eden genç adamlari, onlara ne oldugunu ve ilginç hayat hikayelerini sorun. Yeryüzünün ötesine, dogusuna ve batisina ulasan uzak yollarin yolcusundan haber vermesini isteyin.Bir de Ruh&#8217;u, onun ne oldugunu sorun.Eger size bunlari söylerse ona uyun, çünkü o bir peygamberdir.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Elçiler gelince Kureys liderleri bu 3 soruyu sordu. Peygamber(sav) de &#8220;Yarin size bunlarin cevabini verecegim.&#8221; dedi, fakat &#8220;Insaalah&#8221; demeyi unuttu. Ertesi gün Kureysliler cevap için geldiginde onlari geri gönderdi. O günden itibaren onbes gün boyunca hiçbir vahiy gelmedi.Cebrail de hiç yanina ugramadi. Mekkeliler onunla alay ettiler, o ise bu sözler için bekledigi yardimi alamadigi için üzülüyordu. En sonunda Cebrail, onu teselli eden ve 3 soruya da cevap veren vahyi getirdi. Bu uzun bekleyisin sebebi su ayetlerle açiklaniyordu: &#8220;Hiç bir sey hakkinda &#8216;Ben bunu yarin mutlaka yapacagim.&#8217; deme.Ancak: &#8216;Allah dilerse'(yapacagim de).&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Vahyin bu gecikisi peygamberi üzmesine ragmen mü&#8217;minlere güç kazandirmistir. Her ne kadar kâfirler bu gecikmeden sonuç çikarmayi reddettilerse de, kafalarinda süphe olan birçok Kureys&#8217;li için bu, vahyin Peygamber tarafindan uydurulmadigina, bilakis Allah&#8217;tan geldigine delil idi. Eger Muhammed (sav) daha önceki vahiyleri uydurdu ise, bu alay edilme ve üzüntüye ragmen bu kez vahyi geciktirmesi anlamsiz degil miydi?</h3>
<h3 style="text-align: center;">Inananlar herzaman oldugu gibi vahyin kendisinden güç aliyorlardi. Kureysliler, eski günlerde ülkesini terkeden gençlerin hikayesini sorduklarinda _bu hikâyeyi o zamana kadar Mekke&#8217;de hiç kimse duymamisti_bu hikayenin o anki durumlariyla ilgili oldugunu, inananlarin yüceligini ve inanmayanlarin kötülügünü anlattigini bilmiyorlardi. Efes&#8217;li uyuyanlarin hikayesi söyle anlatilir : Milattan sonra III.yy.in ortalarinda halki putperestlige sapmis olan bir grup genç Allah&#8217;a imani muhafaza ediyorlardi, halk da onlari bu yüzden cezalandiriyordu. Bu eziyetlerden kaçmak için bir magazaya sigindilar ve orada 300 yil kadar uyudular.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Yahudilerin o zamana dek bildiklerinden baska Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;deki kissa hiçbir insanin görmedigi ayrintilardan da bahseder.Örnegin, uyuyanlarin uyandiktan sonra yüzyillar boyu uyuduklarini nasil farkettiklerini ve köpeklerin ön ayaklarini kapinin esigine nasil uzatarak yattigini anlatir.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Ikinci soruya gelince, bu büyük yolcu Zü&#8217;l-Karneyn&#8217;dir. Vahiy onun doguya ve batiya yaptigi yolculugu anlatir ve sorulandan fazlasina cevap vererek 3.yolculuktan bahseder. Zü&#8217;l-Karneyn iki dagin arasinda yasayan bir topluluga rastlar ve o topluluk Zü&#8217;l-Karneyn&#8217;e kendilerini Yecüc, Mecüc ve cinlerden koruyacak bir duvar yapmasi için yalvarirlar.Allah da ona cinleri ve kötü ruhlari bir yere toplama gücü verir. O belirli günde, bu kötü ruhlar yeryüzünde büyük karisikliklara sebep olacaklardir. Onlarin ortaya çikisi, Kiyamet saatinden önce olacaktir ve vaktin yaklastigini gösteren isaretlerden biri olacaktir.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Üçüncü soruya cevap olarak Vahiy, insanin aklî kapasitesinin ruhu kavarmaya yetmeyecegini söyler: &#8220;Sana ruhtan sorarlar, de ki:<strong><em>&#8216;Ruh, Rabbimin emrindedir, size ilimden yalnizca az birsey verilmistir.&#8217; &#8220;(Isra:85)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Yahudiler, Peygamberin(sav) sorulara verdigi cevaplari ilgiyle karsiladilar ve son cümledeki &#8220;ilmden az verilmistir&#8221; ibaresinin yahudileri mi yoksa Araplari mi kasdettigini sordular.Peygamber:&#8221;Her ikisini de&#8221; cevabini verince kendilerinin her türlü konuda bilgi sahibi oldugunu söyleyerek karsi çiktilar.Çünkü onlar ,Kur&#8217;n&#8217;in da tasdik ettigi gibi<strong><em> herseyi ayri ayri açiklayan(En&#8217;am:154)</em></strong> bir kitap olan Tevrat&#8217;i okuyorlardi.Peygamber onlara söyle dedi: &#8220;Sizin bildikleriniz Allah&#8217;in ilmi yaninda çok azdir.Fakat yine de eger uygulasaniz bildikleriniz size yeter.&#8221;Bundan sonra su ayet nazil oldu:&#8221;Eger yeryüzündeki agaçlarin tümü kalem ve deniz de -onun ardina yedi deniz eklenerek -(mürekkep) olsa, yine de Allah&#8217;in kelimeleri yazmakla tükenmez.&#8221;(Lokman:27)</h3>
<h3 style="text-align: center;">Kureys liderleri yahudi alimlerini sözüne uymadilar,Yahudi alimleri de tüm sorulara cevap vermesine ragmen onu kabul etmediler.Fakat bu cevaplar baskalarinin Islâm&#8217;i kabûl etmesine neden oldu.Peygamberin taraftarlari arttikça düsmanlari yasam tarzlarinin tehlikeye girdigini daha çok anliyor ve kabilelerindeki müslümanlara iskenceler yapiyor, onlari dövüyor, aç ve susuz birakiyorlardi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Iskence yapanlarin en acimasizi Ebû Cehîl&#8217;di Eger yeni dine giren kisinin kendisini koruyacak güçte bir ailesi varsa ona iskence edemiyor fakat hakaret ediyirdu. Zayif kimselere iskence ediyor, diger kabileleri de buna tesvik ediyordu.Kabilesindeki Yasîr,Sümeyye ve ogulleri Ammar&#8217;a (ra) inkence edilmesine ve bunun sonucunda Sümeyye&#8217;nin ölümüne o sebep oldu.Diger kabiledekiler onlar kadar dayanikli olamadilar. Içlerinden gelmese de &#8221; Lat ve Uzza da Allah gibi sizin tanrilariniz degil mi? diye soruldugunda &#8220;Evet&#8221; diyorlardi.Bu insanlar artik Islâm&#8217;i açikça yasayamiyorlar, çogu gizli olarak bile yasayamiyordu. Peygamber(sav),kendisi iskenceden kurtulabildigi halde, diger mü&#8217;minlerin sürekli iskence çektiklerini görünce onlara söyle dedi:&#8221;Eger Habesistan&#8217;a giderseniz, orada hiç kimseye haksizlik adaletsizlik yapmayan bir kral bulacaksiniz.Orada dine simsiki bagli bir yasam vardir.Allah size çektiklerinizden bir kurtulus yolu gösterene dek orada kalan kalin.&#8221;Bunun üzerinebir grup mü&#8217;min Habesistan&#8217;a gitmek üzere yola koyuldu. Bu, Islâm&#8217;daki ilk hicret idi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">*******************************</h3>
<h3 style="text-align: center;"><a href="http://www.alexa.com/"><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff0000; font-size: small;">MIRAÇ</span></strong></span></a></h3>
<h3 style="text-align: center;">Ebû Talib&#8217;in karisi Fatimâ müslüman olmustu, Ali ve Cafer&#8217;in kizkardesleri olan Ümmü Hani (ra) de Islâm&#8217;a girmisti.Fakat kocasi Hubeyre, Allah&#8217;in birigine kapali idi. Bununla beraber peygamber her geldiginde onu iyi karsilar, namaz vaktiyse evdeki müslümanlar cemaatle namaz kilarlardi. Böyle günlerin birinde Peygamber (sav), namazini kildiktan sonra Ümmü Hani &#8216;nin teklifini kabul ederek geceyi onlarda geçirdi, fakat uyuduktan kisa bir süre sonra kalkarak Mescid-i Haram&#8217;a gitti.Çünkü geceyi orada geçirmeyi severdi. Oradayken uyku bastirdi ve uyudu: &#8221; Cebrail geldi ve beni ayagiyla dürterek uyandirdi. Bundan sonra, beni kolumdan tutup kaldirdi, birlikte Mescid&#8217;in kapisindan çiktik. Orada esekle katir arasi beyaz bir binek vardi. Iki yaninda bacaklarini oynattigi yerde kanatlari vardi ve her adimi gözün görebilecegi uzakliga variyordu.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Daha sonra Peygamber (sav), Burak adli binege Cebrail&#8217;le nasil bindigini, Cebrail&#8217;in göge yükselirken binegin hizini, yönünü nasil ayarladigini, kuzeye, Yesrib ve Hayber&#8217;in ötesine gidip Kudüs&#8217;e vardiklarini anlatti. Orada bir grup peygamberle &#8211; Ibrahim, Musa, Isa ve digerleri &#8211; karsilastilar. Mescidde namaz kilarken bütün peygamberler onun arkasinda namaz kildilar. Daha sonra önüne iki fiçi kondu. Biri süt, biri sarap doluydu. Peygamber (sav) süt dolu fiçidan aldi ve sarap fiçisina hiç dokunmadi. Cebrail söyle dedi:&#8221; Sen dogru yola yöneltildin, sen de halkini o yöne yönelttin ve sarap sana yasaklandi.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Daha sonra bu dünyadan semaya yükseltildi. Kudüs topraginin ortasindaki bir tasin üstünden Burak&#8217;a tekrar binerek yedi kat göge yükseldi. Her sema katinda Peygamberlerden biriyle görüstü. Onlari dünyevi olarak degil, semavi olarak görüyordu. Sonra Cennet ve Cehennemi gördü. Cennetteki bahçeleri söyle anlatir: &#8221; Yay büyüklügündeki bir cennet parçasi, günesin dogup battigi tüm alandan daha iyidir. Eger Cennet kadinlarindan biri yeryüzünün insanlarina görünse, gökle yer arasindaki bütün alani isik ve güzel koku doldurur.&#8221; Kendi manevi varligi hakkinda söyle demistir: &#8220;Adem henüz su ile çamur arasi bir seyken ben peygamberdim.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Göge yükselisinin zirvesi <strong><em>Sidret&#8217;ül Münteha</em></strong> idi.Bir tefsirde sunlar geçer:<strong><em>&#8220;Sidr kökünün kökü Taht&#8217;tadir ve bu agaç peygamber olsun, Cebrail olsun herkesin bilme noktasinin sinirini belirler. Onun ötesi Allah&#8217;tan baska herkese gizlidir.</em></strong>&#8221; Evrenin bu kisminda Cebrail (as) Muhammed (sav) &#8216;e asil sekliyle, yaratildigi gibi göründü. Daha sonra âyette geçtigi gibi: <strong><em>&#8220;Sidre&#8217;yi örten örtmekte iken, göz kayip sasmadi ve (siniri) tasmadi. Andolsun, O, Rabbi&#8217;nin en büyük âyetlerinden olanini gördü..&#8221;</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Sidr Agacinda Peygamber ümmetine elli vakit namaz  farz kilindi. Söyle anlatir:&#8221;Dönüsümde Musa&#8217;nin  &#8211; o size ne iyi bir dosttu! &#8211; yanindan geçerken bana:&#8217;Sana kaç rekat namaz farz oldu? diye sordu.Ben elli vakit oldugunu söyleyince, Hz.Musa: &#8216;Namaz agir bir ibadettir. Rabbine söyle, ve bunu hafifletmesini iste.&#8217;dedi. Bunun üzerin egeri döndüm.Allah on vakit indirdi ve geri gönderdi.Fakat Hz.Musa yine çok buldu ve geri dönmemi söyledi. Her seferinde beni geri gönderiyordu.Sonunda bes vakit namaz farz kilindi. Musa (as) yine ayni seyleri söylüyordu. Ben: &#8216; Rabbime gittim ve utanana dek azaltmasini istedim; artik geri dönemem.&#8217; dedim.Ihlas ile kilinacak her namaz on kati sevap kazandirir.&#8221;</h3>
<h3 style="text-align: center;">Peygamber (sav) ve Cebrail (asv) , Kudüs&#8217;teki otasin yanina indikten sonra geldikleri yoldan, güneyden gelen kervanlari görerek Mekke&#8217;ye döndüler. Kâ&#8217;be&#8217;ye vardiklarinda hâlâ geceydi. Peygamber oradan Yine Ümmü Hani&#8217;nin evine gitti. Sabah olunca namaz kildilar. Sonra Peygamber ona : &#8221; Sizinle aksam namazini kildim. Daha sonra Kudüs&#8217;e gittim ve orada namaz kildim. Simdi de gördügün gibi namazi birilikte kildik.&#8221; dedi.Ümmü Hani ona: &#8220;Bunu baskalarina söyleme, çünkü onlar sana yalanci der ve seninle alay ederler.&#8221; O ise :&#8221;Allah&#8217;a yemin ederim ki söyleyecegim.&#8221; dedi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Ertesi gün Peygamber bu olayi anlatinca müsrikler inanmadilar. &#8220;Ona deli demek için delil bulduk.&#8221; dediler. Çünkü hepsi Kudüs&#8217;e gidip gelmenin bir ay sürecegini biliyorlardi. Sonra bir grup Hz.Ebu Bekir&#8217;e gittiler. &#8220;Simdi bakalim arkadasin hakkinda ne düsüneceksin? O bize dün Kudüse gidip oarada namaz kildigini söylüyor.&#8221; dediler.Ebu Bekir: &#8220;Eger o söylediyse dogrudur. Bunda sasilacak ne var.&#8221; dedi. Ve onun yanina giderek herkesin içinde onu tasdik etti. Bazi kararsizlar dönmek üzereydiler, Peygamber, Mekke&#8217;ye dönerken yolda gördügü kervanlari anlatiyor, O kervanin kaç gün sonra ve ne sekilde gelebileceklerini söylüyordu. Kervanlar Resulallah&#8217;in tarif ettigi sekilde gelince gerçekler ortaya çikmis oldu.</h3>
<h3 style="text-align: center;">++++++++++++++++++++</h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000; font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><a name="goc"></a><a href="http://www.alexa.com/">GÖÇLER</a></span></span></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Peygamber (sav), Mekke&#8217;deki müslümanlari Yesrib (Medine)&#8217;e hicret etmeye tesvik ediyordu. Ikinci Akabe Biatindan sonra Kureysli müslümanlar yavas yavas hicret etmeye basladilar. Ebu Bekir ve Ali disinda tüm müslümanlar hicret edince, Ebu Bekir (ra), Peygamber (sav)&#8217;den hicret etmek için izin istedi. Peygamber (sav) ona: &#8220;Acele etme, belki Allah sana bir arkadas verir&#8221; dedi. Ebu Bekir (ra), Peygamber (sav)&#8217;i beklemesi gerektigini anladi.</h3>
<h3 style="text-align: center;">Kureysliler müslümanlari, göçten men etmek, için ellerinden geleni yapiyorlardi.Gidecegini haber aldiklari mü&#8217;minleri iskence ile dinden döndürmeye çalisiyorlardi.Bu sekilde Hisam ve Ayyas, yalan söylenerek yollarindan çevrildiler, ve iskence ile Islam&#8217;dan döndüklerini açikladilar. Kisa zaman sonra bunun affedilmeyecek bir suç oldugunu anladilar. Fakat bir süre sonra su ayet nazil oldu:<strong><em>&#8220;De ki:Ey aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü tasiran kullari, Allah&#8217;in rahmetinden ümit kesmeyin. Süphesiz Allah bütün günahlari bagislar. Çünkü O, bagislayandir, esirgeyendir. Azab size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip- dönün ve ona teslim olun. Sonra size yardim da edilmez.&#8221;(Zümer:53-54)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Hisam bu ayetleri okudu ve Ayyas&#8217;a gösterdi. Ikisi de Islam&#8217;a girdiler ve kaçmak için bir firsat beklemeye basladilar.</h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-s-a-v-mekke-donemi.html">HZ MUHAMMED (S.A.V.) MEKKE DÖNEMi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-muhammed-s-a-v-mekke-donemi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ISMI ANILMAYAN ELÇILER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ismi-anilmayan-elciler.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ismi-anilmayan-elciler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2013 16:34:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[ELÇILER dini]]></category>
		<category><![CDATA[ISMI ANILMAYAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2093</guid>

					<description><![CDATA[<p>HZ. SA&#8217;YA VE HZ. IRMIYA A.S.    Insanlik tarihi, ayni zamanda peygamberler tarihidir. Çünkü Cenab-i Mevlâ her kavme bir hidayetçi gönderdigini buyuruyor. Bir rivayet, insanliga gönderilen peygamberlerin sayisini yüzyirmidörtbin olarak veriyor. Bunlarin sadece yirmibesinin ismi Kur&#8217;an&#8217;da zikredilir. Bu yazi dizimizde, ayetlerde ismi geçmeyen fakat kissalarina deginilen peygamberleri konu ediniyoruz.   Peygamberler, Allahu Tealâ tarafindan, emir &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ismi-anilmayan-elciler.html">ISMI ANILMAYAN ELÇILER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"></h3>
<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2158" alt="ISMI ANILMAYAN ELÇILER" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2013/01/ISMI-ANILMAYAN-ELÇILER.jpg" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><a href="http://www.alexa.com"><strong><em>HZ. SA&#8217;YA VE HZ. IRMIYA A.S.</em></strong></a><strong><em><a href="http://www.alexa.com"> </a>  </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Insanlik tarihi, ayni zamanda peygamberler tarihidir. Çünkü Cenab-i Mevlâ her kavme bir hidayetçi gönderdigini buyuruyor. Bir rivayet, insanliga gönderilen peygamberlerin sayisini yüzyirmidörtbin olarak veriyor. Bunlarin sadece yirmibesinin ismi Kur&#8217;an&#8217;da zikredilir. Bu yazi dizimizde, ayetlerde ismi geçmeyen fakat kissalarina deginilen peygamberleri konu ediniyoruz.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Peygamberler, Allahu Tealâ tarafindan, emir ve yasaklarini kullarina teblig etmek ve hidayet yolunu göstermek amaciyla gönderilen insanlardir. Onlar, Allahu Tealâ&#8217;nin seçilmis kullaridir. Bu, çalismakla veya çok ibadet etmekle elde edilecek bir derece degildir.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>“Andolsun ki, biz senden önce nice peygamberler gönderdik. Onlardan bir kismini sana anlattik, bir kismini da anlatmadik.” (Mü&#8217;min, 78)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>“Her kavmin bir hidayet davetçisi vardir.” (Ra&#8217;d, 7)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>“Her ümmetin bir peygamberi vardir” (Yunus, 47) gibi birçok ayet göz önünde bulunduruldugunda, insanlik tarihi boyunca kullarin hidayeti için gönderilen peygamberlerin sayisinin çoklugu anlasilabilir.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Yüzyirmidörtbin ilâhi elçi</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Sahabeden Ebu Zerr el-Gifari r.a. söyle anlatir:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ben Hz. Rasulullah&#8217;a: “Ey Allah&#8217;in Rasulü! Nebilerin ilki hangisidir?” diye sordum. “Adem&#8217;dir.” buyurdu. Ben tekrar: “O Nebi miydi?” diye sordum, “Evet o, Allah ile bizatihi konusmus bir Nebi idi.” dedi. Ben: “Ey Allah&#8217;in Rasulü, peygamberlerin sayisi kaçtir?” diye sordum; “Yüzyirmidörtbindir.” buyurdular. (Suyutî: ed-Dürrü&#8217;l-Mensur 1/125)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Cenab-i Allah, hikmeti icabi Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;inde Adem a.s.&#8217;dan Peygamberimiz Hz. Muhammed s.a.v.&#8217;e kadar, isimleri ile birlikte peygamberligi kesin olarak bilinen yirmibes peygamberin ismini vermistir. Bu isimler söyledir:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Adem a.s., Idris a.s., Nuh a.s., Hûd a.s., Salih a.s., Ibrahim a.s., Ismail a.s., Ishak a.s., Lût a.s., Yakub a.s., Yusuf a.s., Eyyub a.s., Zülkifl a.s., Suayb a.s., Musa a.s., Harun a.s., Ilyas a.s., Elyesa a.s., Yunus a.s., Davud a.s., Süleyman a.s., Zekeriyya a.s., Yahya a.s., Isa a.s. ve Muhammed s.a.v.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bununla beraber, Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;de kissalari anlatilan; ancak açikça peygamber oldugu zikredilmeyen Üzeyr, Lokman, Zü&#8217;l-Karneyn gibi salih kullarin isimleri de zikredilir.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Yüce Allah, bu peygamberlerden bazilarini kendisine daha yakin tutarak, onlarin azim, gayret, sabir ve üstün fazilet sahibi olmalarindan bahsetmistir. (Ahkâf, 35; Bakara, 235) Rivayette azim sahibi peygamberlerin, Nuh a.s., Ibrahim a.s., Musa a.s., Isa a.s. ve bütün peygamberlerin serdari Hz . Muhammed s.a.v. Efendimiz olarak belirtilmistir.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bir de Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;de isminin zikredilmemesine ragmen kendilerinden bahsedilen ve baslarindan geçen olaylar anlatilan bir çok peygamber vardir. Ilâhi bir hikmet geregi ismi anilmayan bu peygamberler, ya bir baska peygamberin yol arkadasi olarak anlatilmis, ya da helâk olmak üzere olan bir toplulugun kurtaricisi olarak zikredilmistir.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hidayet ve dalâlet arasinda gidip gelen millet: Israilogullari</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Insanlik tarihinde en çok peygamber gönderilen kavim olarak Israilogullari bilinir. Israilogullari , peygamberlere iman hususunda köklü bir gelenege sahip idiler. Zira, neslinden geldikleri Yakup a.s. ve ondan sonra gelen birçok peygambere basta mukaddes kitaplari Tevrat vasitasi ile inanmakta idiler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Fakat bu milletin peygamberlerine olan sadakat ve bagliliklari hiçbir zaman uzun sürmedi; kitaplarini tahrif ettiler ve sapkinliga düstüler. Sonra da baslarina bir musibetin gelecegini anladiklarinda hemen Allah&#8217;a yalvararak, kendilerine yol gösterecek, düsmanlarinin zulmünden kurtaracak bir peygamber istediler. Bunu her firsatta yaptilar.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Israilogullari&#8217;na bu kadar çok peygamberin gönderilmesi, Allah&#8217;a ve peygamber inancina sahip bir toplulugun, dalâlet içinde sikistiklarinda dahi, bir peygamber göndermesini dilemelerinden olsa gerek! Zaten Hz. Yakub a.s. ve sonraki peygamberler halkasi, bu kavmin basindan ayrilmayacak, dalâlete saplandiklari zamanlarda onlara yol gösterecek hidayet rehberlerinin olmasi için Allah&#8217;a dua etmislerdir.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Duasiyla kavmini kurtaran peygamber: Hz. Sa&#8217;ya a.s.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Musa ve Harun a.s.&#8217;dan sonra Allahu Tealâ, Israilogullari&#8217;nin basina her hükümdar geçtiginde, beraberinde bir peygamber gönderirdi. Sa&#8217;ya a.s. da Sidkiya diye bilinen bir hükümdar zamaninda gönderilmisti. Kavmine, Hz. Isa a.s. ve Hz. Muhammed s.a.v.&#8217;in gelecegini haber vermisti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Israilogulari devlet islerinde hükümdarlari Sidkiya&#8217;nin, dinî hususlarda da Sa&#8217;ya a.s.&#8217;in emirlerine itaat ederlerdi. Fakat Sidkiya&#8217;nin hükümdarliginin son zamanlarina dogru sapitip hak ve batil çizgisini astiklarinda, Allah onlara Babil krali Senharib&#8217;i (Sencarib) gönderdi. Senharib bütün ordusuyla Beytülmakdis&#8217;i kusatti. Gördükleri karsisinda korkularindan ne yapacaklarini bilemeyen Israilogullari, Sa&#8217;ya a.s.&#8217;a kendilerini Senharib&#8217;in ordusundan kurtarmasi için Allah&#8217;a dua etmesi dileginde bulundular. Sa&#8217;ya a.s. Allah&#8217;a kavminin kurtulmasi için dua etti. Senharib&#8217;in ordusu veba hastaligina yakalanip kisa sürede kirildi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Krallari Sidkiya&#8217;nin ölümünden sonra Israilogullari&#8217;nin isleri bozuldu. Hükümdarlik için birbirlerini öldürmeye basladilar. Mukaddes kitaplari Tevrat&#8217;i unuttular. Bunun üzerine Allah, Sa&#8217;ya a.s.&#8217;a kavmine ikazlarda bulunmasini emretti. O da kavmini toplayarak ögütlerde bulundu. Allah&#8217;in verdigi nimetleri unuturlarsa baslarina tahmin bile edemeyecekleri musibetlerin gelecegini anlatti. Sa&#8217;ya a.s. konusmasini bitirince, azgin Israilogullari onu yakaladilar ve sehit ettiler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Sa&#8217;ya a.s. ve kendisinden sonra gelecek olan Irmiya a.s.&#8217;in kavimlerini helâk etmek için toplanan ordular hakkinda Yüce Allah Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;de söyle buyurmu stur:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>“Biz Kitap&#8217;ta Israilogullarina : Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çikaracaksiniz ve azginlik derecesinde bir kibre kapilacaksiniz, diye bildirdik.” (Isra, 4)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bakara Suresi&#8217;nin 256. ayetinde de Israilogullari&#8217;nin bitmek tükenmek bilmeyen dalâletten hidayete yolculugu için, onlara gönderilen peygamberlerden Irmiya a.s.&#8217;in kissasi anlatilmaktadir.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Yüz yil sonra diriltilen peygamber: Hz. Irmiya a.s.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Irmiya a.s., Yakub a.s.&#8217;in soyundan gelen Harun b. Imran a.s.&#8217;in neslindendir. Hz. Musa a.s.&#8217;dan Hz. Isa a.s.&#8217;a kadar olan zaman içerisinde gönderilen, Danyal a.s. ile ayni asirda görev yapmis peygamberlerden biridir.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bu dönem, Israilogullari&#8217;nin kendilerine gönderilen peygamberleri öldürmeye basladiklari, aralarinda sapikligin iyice yayginlastigi, haramlarin helal sayilmaya baslandigi bir dönem idi. Allah&#8217;in kendilerini, Senharib&#8217;in muhtesem ordularinin felaketinden kurtardigini unutarak dogru yoldan sapmislardi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bunun üzerine Yüce Allah, Irmiya a.s.&#8217;a: “Izzetime yemin ederim ki, ben onlara öyle bir fitne ve bela salacagim ki, o dilsizleri konusturacak, akil sahiplerinin akillarini alacak!” buyurdu. Hz. Irmiya a.s. bu ilâhi tehdidi isitince aglamaya ve bu musibetin kalkmasi için dua edip yalvarmaya basladi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Allah, peygamberinin duasini kabul buyurdu. Fakat aradan üç sene geçmesine ragmen Israilogullari eski tutumlarini hiç degistirmediler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Zulmün ve haksizligin hesabini her yerde gören Yüce Allah, Sam taraflarinda hakimiyet süren Buht-Nassar adli bir hükümdarin kalbine Beytülmakdis&#8217;te bulunan Israilogullari üzerine yürümesini ilham etti. Buht-Nassar, ufuklari kaplayan, adeta çekirge sürülerini andiran ordusuyla Beytülmakdis üzerine yürüdü. Kisa bir müddet içinde Beytülmakdis&#8217;e girdi. Israilogullari&#8217;ni kiliçtan geçirdi. Hatta askerlerine emir vererek Beytülmakdis&#8217;in üzerini kumlarla kapattirdi. Israilogullari baslarina gelecek felaketi kendileri hazirlamislardi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Beytülmakdis&#8217;in yikilip harap edilmesinden sora, Irmiya a.s. oradan ayrilip, kimsenin olmadigi yerlerde uzlet hayati yasamaya basladi . Allah ona uzun bir ömür verdi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Buht-Nassar ordusuyla beraber Kudüs&#8217;ten çekilip Babil&#8217;e geri döndügünde, Irmiya a.s. bir sepet incir ve biraz üzüm sirasiyla merkebine binerek tekrar Kudüs&#8217;e geldi. Oranin nasil harap edildigine bakti. O esnada Allah ona bir ölüm uykusu verdi. Bu zaman içerisinde kimse onu göremedi. Nihayet Cenab-i Allah, yüz yillik bir ölümden sonra kudretiyle onun gözlerini açti. Irmiya a.s. sehrin nasil imar edildigine bakti. Sonra cesedinin ve merkebinin kemiklerinin nasilda bir araya getirildigini izledi. Daha sonra ayaga kalkti, Yüce Allah&#8217;in kudretini apaçik görünce: “Ben biliyorum ki, Allah her seye gücü yetendir.” dedi. Irmiya a.s.&#8217;in bu kissasi Bakara Suresi&#8217;nin 259. ayetinde söyle anlatilir:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>“Görmedin mi o kimseyi ki, binalarin çatilari çökmüs, duvarlari birbiri üstüne yikilmis, kimsecikleri kalmamis bir beldeye ugrayarak kendi kendine:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Allah burasini ölümünden sonra acaba nasil diriltecek? demisti. Allah&#8217;ta onu yüz yil ölü birakmis, sonra dirilterek kendisine:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Ne kadar kaldin? diye sormustu. O da:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Bir gün, yahut bir günden daha az, demisti. Allah ona:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Hayir, yüz yil ölü kaldin! Iste, yiyecegine-içecegine bak, daha bozulmamis. Bir de merkebine bak. Seni insanlara ibret kilalim diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Simdi sen kemiklere bak, onlari nasil birlestirip yerli yerine koyuyor, sonra ona et giydiriyoruz, dedi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Durum kendisine malum olunca:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Simdi iyice biliyorum ki, Allah her seye kadirdir, dedi.”</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Yûsâ b. Nûn ve Kâlib b. Yufennâ a.s.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Kendilerine en çok peygamber gönderilen kavimlerden biri, belki birincisi Israilogullari&#8217;dir . Fakat onlar kadar peygamberlerini sikintiya sokan, ilk ilâhi imtihanda yüz çeviren kavim de pek görülmemistir. Bu yazimizda Israilogullari&#8217;na gönderilen ve Kur&#8217;an -i Kerim&#8217;de ismi anilmayan üç mübarek peygamberi ve onlarin ibretli kissasini dikkatinize sunuyoruz.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Firavun; asil adi Kâbus b. Mus&#8217;ab. Musa ve Harun a.s. zamaninda yasamis, kendini rab ilan eden, ihtisamli ordulariyla kibirlenen, uykularinda bile insanlara kâbus olan zalim Misir hükümdari&#8230;</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Musa a.s., kendisiyle ayni yil dogan bütün erkek çocuklarin öldürülmesine ragmen, Allah&#8217;in bir mucizesi ile Firavun&#8217;un sarayinda, annesinin kucaginda büyümüstü. Büyüyüp olgunlastigi zaman Allah onu peygamberlikle görevlendirmisti. Zamanla insanlar ona inanmaya, onun anlattigi üzere Allah&#8217;a iman etmeye baslamislardi. Firavun ise kendisinden baskasini ilâh edinenleri kizgin bakir dösenmis firinlarda yakmakla tehdit ediyor, israr edenlere de hiç acimadan söyledigini yapiyordu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Firavun artik, kâhinlerin de bildirdigi gibi, saltanatini yikip yok edecek kisinin Musa a.s. oldugunu anlamisti. Onu ve müminleri öldürmek için Kizildeniz&#8217;e kadar peslerinden gitti. Fakat daha önce sahit oldugu mucizelere inanmadigi gibi, Kizildeniz&#8217;in iki yana açilarak Hz . Musa a.s.&#8217;a ve ona tabi olanlara yol vermesi mucizesine de inanmamis, kendisi de geçmek isterken askerleriyle birlikte bogulmustu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Firavun&#8217;un zulmünden uzaklasmak isteyen Musa a.s. ve ashabi için artik zorbalarin sehri Eriha&#8217;ya (Kudüs&#8217;e) varmak için bir engel kalmamisti. Musa a.s.&#8217;in yanindaki bazi kimseler Firavun&#8217;un öldügüne bir türlü inanamiyorlar, cesedini görmeden yolculuga devam etmek istemediklerini söylüyorlardi. Bunun üzerine Musa a.s. Cenab-i Mevlâ&#8217;ya niyazda bulunmus, O da Firavun&#8217;un is isten geçtikten sonra kapandigi secde halindeki cesedini onlara göstermisti.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Musa a.s. Firavun&#8217;un ölümünden sonra, ashabinin en salihlerinden olan Yûsa b. Nûn&#8217;u ve Kâlib b. Yufennâ&#8217;yi Misir sehirlerinin kontrolü ve denetimi için geri gönderdi. Bu iki salih insan, Misir&#8217;da asayis saglandiktan sonra tekrar Musa a.s.&#8217;a katildilar.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Zorbalarin sehrine yapilan yolculuk uzun, yorucu ve imtihanlarla dolu bir seferdi. Yolculuk sirasinda Musa a.s.&#8217;in kavmi oradan gelen korkutucu haberleri isitmisler ve Hz. Musa&#8217;ya:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan çikmadikça biz kesinlikle sehre girmeyiz, demislerdi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>“(Bu arada Musa&#8217;nin ashabi içinde bulunan ve Allah&#8217;tan) korkanlardan ve kendilerine nimet bahsedilen iki zat (Yûsâ ve Kâlib):</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Onlarin üzerine kapidan girin, oraya girdiniz mi artik siz zaferi kazanmisiniz demektir. Eger müminler iseniz ancak Allah&#8217;a güvenin, dediler.” (Mâide, 22-23)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Fakat durum degismedi. Cenab-i Allah da peygamberi ile yolculuga devam etmek istemeyen bu insanlara kirk yil Tih çölünde kalma cezasi verdi. Musa a.s. ve kendisiyle beraber yolculuga devam etmek isteyen bazi arkadaslari da Tih çölünde uzun süre kaldi. Bu süre içerisinde dört büyük ilâhi kitaptan biri olan Tevrat tamamlandi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Tih çölünden ayrildiklarinda, Musa a.s. bir grup askerle birlikte Yûsâ&#8217;yi ve Kâlib b. Yufennâ&#8217;yi öncü kuvvet olarak gönderdi. Nihayet zorbalarin sehrine geldiler. Durumu gören Eriha halki, içlerinden duasi çok kabul olunan Bel&#8217;am&#8217;a gittiler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Musa ve beraberinde gelen Israilogullari bizi öldürmeye geldiler. Ne olur, onlarin aleyhlerinde beddua et, diye israrla rica bulundular.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bel&#8217;am, Allah&#8217;in en büyük ismi olarak bilinen Ism-i Azam&#8217;i biliyor, bu isim hürmetine yaptigi her dua kabul olunuyordu. Bel&#8217;am dedi ki:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Yanlarinda melekler bulunan bir peygambere ve ona inanan müminlere nasil beddua edebilirim?</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Fakat, israrla bunu isteyenlerin çabalari sonunda netice verdi. Karisina onu kandirmasi için birçok hediyeler verdiler. O da bir yolunu bulup, Bel&#8217;am&#8217;i beddua etmesi gerektigine inandirdi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bel&#8217;am bu bedduayi yapabilmek için Israilogullari&#8217;ni görebilecegi yüksek bir tepeye çikti. Onlara dogru yöneldi. Her yaptigi beddua kendi aleyhine dönüyor, bunu kendi agziyla söylüyor; fakat bir türlü düzeltemiyordu. Nihayet o beddua eden dili uzadikça uzamis, agzina sigmaz olmus, köpek gibi solumaya baslamisti. Artik Ism-i Azam duasini da edemiyordu, çünkü kendisine unutturulmustu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bel&#8217;am&#8217;dan sonra bu duayi bilen kimselerin çok az oldugu söylenir. Bel&#8217;am&#8217;in bu durumu ayet-i kerimede söyle anlatilir:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>“&#8230;Onun durumu, tipki köpegin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çikarip solur, biraksan da dilini çikarip solur. Iste ayetlerimizi yalanlayanlarin durumu budur. Bu kissayi anlat, belki düsünürler.” (A&#8217;raf, 176)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bundan sonra Hz. Musa a.s., Yûsâ&#8217;yi Israilogullari ile birlikte Eriha&#8217;ya, zorbalara, Allah&#8217;a iman etmeleri için gönderdi. Eriha halki bunu kabul etmeyince Yûsâ burayi fethetti. Hz. Musa a.s. burada bir müddet daha yasadiktan sonra vefat etti. Kendisinden sonra Yûsâ a.s. peygamber oldu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Yûsâ a.s., Musa a.s.&#8217;in vefatindan sonra yirmi yedi yil peygamberlik yapti. Vefat edecegi sirada Israilogullari&#8217;nin idaresini Kâlib b. Yufennâ&#8217;ya havale etti ve yüz yirmi alti yasinda iken ahirete irtihal eyledi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Kâlib b. Yufennâ&#8217;ya da Allah&#8217;tan vahiy geldi, peygamberlikle vazifelendirildi. Yûsâ a.s.&#8217;in vasiyet ettigi üzere Israilogullari&#8217;nin hidayetten ayrilmamalari için çok mücadeleler verdi. Çetin bir dünya hayatinin sonunda, bir müddet sonra o da rahmet-i Rahman&#8217;a kavustu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Hz. Musa a.s. Hz. Hizir ile görüsmeye giderken yanina aldigi kisi Yûsâ a.s., Israilogullari&#8217;ni idare etmek için yerine vekil biraktigi kisi de Kâlib b. Yufennâ a.s. idi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Onlara ve gönderilen bütün peygamberlere salât ve selam olsun&#8230;</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ismûil (Semuyel) b. Bâlî a.s.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Yûsâ a.s&#8217;in vefatindan sonra Israilogullari hükümdarlar tarafindan yönetilmislerdir. Peygamberlerine olan ihtiyaçlari ise, sadece dinî mevzularda çikar bir yol bulabilmek veya bir musibete ugradiklarinda Allah&#8217;a yalvarmasini istemek seklinde oluyordu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Yû sâ a.s.&#8217;in vefatinin üzerinden dört yüz yil geçmisti. Amâlikler&#8217;in hükümdari Câlût, Israilogullari&#8217;na saldirmis; mukaddes kitaplari Tevrat&#8217;i ve Musa a.s. ile Harun a.s.&#8217;in ailelerinden kalan, içinde bir takim kutsal emanetlerin bulundugu, “Tâbut” ismini verdikleri sandigi ellerinden almisti. Israilogullari her zaman oldugu gibi, baslarina gelen bu felaketin def&#8217;i ve mukaddes emanetleri geri alabilmek için Yüce Allah&#8217;a yalvarmaya basladilar. Bir peygamber göndermesini istediler. Cenab-i Allah da onlara Ismûil (Semuyel) a.s.&#8217;i gönderdi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Yönettigi Amâlika halkiyla birlikte Câlût&#8217;un Israilogullari&#8217;na peyderpey uyguladigi katliam o safhaya ulasmisti ki, neredeyse topyekûn yok olacaklardi. Sonunda Israilogullari “Peygamberlerine (Ismûil&#8217;e) varip:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Bize bir hükümdar tayin et, biz de onunla beraber Allah yolunda savasalim, dediler. (Ismuil onlara):</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Ya size savas emredilince savasmazsaniz?! dedi. Onlar:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Biz, yurtlarimizdan çikarilmis, ogullarimizdan uzaklastirilmis iken, Allah yolunda ne diye savasmayalim? dediler.” (Bakara, 246)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bunun üzerine Hz. Ismûil a.s. Allahu Tealâ&#8217;ya dua etti. Allah da onlara, siradan biri gibi gözüken Tâlût isminde birini görevlendirdi. Ismûil a.s. yeni komutanlari Tâlût&#8217;u Israilogullari&#8217;na tanittigi zaman onlardan bazilari:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Biz hükümdarliga daha layik oldugumuz halde, kendisine servet ve zenginlik de verilmemisken o bize nasil hükümdar olur? dediler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bunlari duyan Ismûil a.s. kizdi ve:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; “Allah basiniza onu seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah mülkünü diledigine verir. O her seyi kusatan ve her seyi bilendir, dedi.” (Bakara 247)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Israilogullari içerlemis bir halde, istemeye istemeye yeni komutanlari ile birlikte Câlût ile savasmak üzere yola çiktilar. Yolda susadilar, Ismûil a.s.&#8217;dan bir irmak akitmasini istediler. O da dua etti ve tatli suyu olan bir irmak akti (Filistin Irmagi). Tâlût askerlerine dönerek:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Allah sizi irmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden degildir. Kim onu içmezse artik bendendir. Sadece bir avuç içenler müstesna, o kadarina müsaade vardir, dedi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Fakat askerlerden pek azi Tâlût&#8217;un sözünü dinlediler. Irmagin kiyisina geldiklerinde bir kismi hariç, hepsi kana kana içti. Nihayet Tâlût ve yanindakiler nehrin öte karsisina geçtiklerinde, geride kalanlar bu sefer:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Bizim Câlût&#8217;a karsi koyacak gücümüz yok, deyip geri döndüler. Sözlerinde sadik olanlar ise:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; “Nice az bir topluluk var ki, Allah&#8217;in izniyle sayica çok topluluklari yenmistir. Allah sabredenlerle beraberdir.” dediler. (Bakara, 249)</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Tâlût ve askerleri, Câlût&#8217;u ve dehsetli ordusunu gördüklerinde:</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>&#8211; Ey Rabbimiz! Üzerimize sabir indir. Bize cesaret ver ki tutunalim. Kâfir topluluga karsi bize yardim et, diye dua ettiler.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Tâlût&#8217;un ordusunda, yasi henüz küçük olan, fakat ileride peygamber olacagi daha o zamanlar fark edilen Davud a.s. da bulunuyordu. Sapanina koydugu küçük bir tasi, o iri cüsseli Câlût&#8217;un alninin ortasina öyle bir atmisti ki, neredeyse Câlût&#8217;un kafasi parçalanmisti. Câlût böylece ölüp gidince, ordusu da dagilip perisan oldu.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Bundan sonra Ismûil a.s. bir müddet daha yasadi. Ondan sonra Hz . Davud a.s. peygamberlikle vazifelendirildi.</em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ona ve gönderilen bütün peygamberlere salât ve selam olsun&#8230;</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ismi-anilmayan-elciler.html">ISMI ANILMAYAN ELÇILER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ismi-anilmayan-elciler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ İsa Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-isa-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-isa-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jan 2013 20:03:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselam dini]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler dini]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[HZ İsa]]></category>
		<category><![CDATA[sözler peygamberlerin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2081</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen ve Kur’ân-ı kerîm’de ismi bildirilen peygamberlerden. Peygamberler arasında en yüksekleri olan ve kendilerine Ülülazm denilen altı peygamberin beşincisidir. Annesi hazret-i Meryem’dir. Allahü teâlâ onu babasız yarattı. Kudüs’te doğdu. Otuz yaşında peygamber oldu. Kendisine İncil adlı kitap gönderildi. Otuz üç yaşında diri olarak göğe kaldırıldı. Kıyâmete yakın yeryüzüne tekrar inecektir. İsa aleyhisselamın annesi Meryem &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-isa-aleyhisselam.html">HZ İsa Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2082" title="HZ İsa Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2013/01/HZ-İsa-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: left;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen ve Kur’ân-ı kerîm’de ismi bildirilen peygamberlerden. Peygamberler arasında en yüksekleri olan ve kendilerine Ülülazm denilen altı peygamberin beşincisidir. Annesi hazret-i Meryem’dir. Allahü teâlâ onu babasız yarattı. Kudüs’te doğdu. Otuz yaşında peygamber oldu. Kendisine İncil adlı kitap gönderildi. Otuz üç yaşında diri olarak göğe kaldırıldı. Kıyâmete yakın yeryüzüne tekrar inecektir.</em></strong></p>
<p><strong><em>İsa aleyhisselamın annesi Meryem Hatun, Süleyman aleyhisselamın neslinden sâlihâ ve temiz bir hanımdı. Hazret-i Meryem, on beş yaşına geldiği zaman, Yusuf-i Neccâr isminde biriyle nişanlanmıştı. Fakat onunla evlenmeden Allahü teâlâ, hazret-i Meryem’e babasız olarak bir çocuk vereceğini müjdeledi. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i Meryem, Allahü teâlânın emri ve kudretiyle İsa aleyhisselama hâmile oldu. Bundan bir müddet sonra, normal olarak hâmilelik hâlleri görülmeye başlandı. Bu hâlleri gören İsrailoğulları, dedikodu yapmaya başladılar. Çeşit çeşit iftirâda bulunup akla gelmeyecek, ağıza alınmayacak şeyler söylediler. Bu dedikodulara tahammül edemeyen hazret-i Meryem, Kudüs’ün 10 km kadar güneyindeki sâkin bir kasaba olan Beyt-i Lahm’e çekildi. Her şeyin Allahü teâlânın takdîri ve dilemesiyle olduğunu düşünerek, insanların kendi hakkındaki sözlerine sabretti. </em></strong></p>
<p><strong><em>İsa aleyhisselamın doğumu yaklaştığı sırada, bulunduğu yerin bahçesinde yürürken kurumuş bir hurma ağacının altına geldi. Doğum sancıları şiddetlendiğinden bu ağaca yaslandı. Yaslandığı kuru hurma ağacı yeşillendi. Mevsim kış olduğu hâlde meyve verdi. Ayağının altında küçük bir su kanalı akmaya başladı. Bu hâl, hazret-i Meryem’i tesellî etti. Bu sırada hazret-i İsa dünyâya geldi. İsa aleyhisselam doğduğu zaman, doğudaki ve batıdaki bütün putlar yıkılıp, yere döküldü. Şeytanlar bu duruma şaştılar. Nihâyet büyükleri olan İblîs, onlara İsa aleyhisselamın dünyâya geldiğini haber verdi. O doğunca gökte büyük bir yıldız göründü.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i İsa’nın doğduğunu öğrenen İsrailoğulları, Beyt-i Lahm’e geldiler. Hazret-i Meryem’in kucağında yeni doğmuş çocuğu görünce; “Ey Meryem! Bu nedir? Gerçekten çok çirkin bir iş yapmış olarak geldin. Sen pek genç, fakat kocası olmayan bir kız olduğun hâlde bu çocuğu nereden aldın? Bu ne acayib ve ne şaşılacak bir hâldir?” dediler. Hazret-i Meryem, bütün söylenilenleri sabırla dinledi. Hiç cevap vermedi. Ancak; “İşin hakîkatini size o haber versin. Siz onunla konuşun. Ondan sorup anlayın!” mânâsına kundakta bulunan hazret-i İsa’yı işâret etti. Onlar, kundaktaki çocuğun konuşamayacağını söyleyince, kundakta bulunan hazret-i İsa elini kaldırarak cevap verdi ve dedi ki: “Ey câhiller! Benim yüksek şânıma taarruz etmeyiniz ve annemi ayıplamayınız. Muhakkak ki ben, Allahü teâlânın kuluyum. O, bana kitap verip, beni peygamber kılacaktır. Her nerede olsam beni mübârek kıldı ve hayatta olduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti. Beni anneme hürmetkâr kıldı&#8230; Doğduğum günde, öleceğim günde ve diri olarak kabrimden kaldırılacağım günde selâm benim üzerimedir.” dedi. Hazret-i İsa’nın kundakta konuşmasına hayret eden İsrailoğulları, dillerini yutmuş gibi oldular. Hiçbir şey söyleyemediler. Buna rağmen dedi-kodu yapmaktan, çeşit çeşit iftirâlarda bulunmaktan da geri durmadılar. </em></strong></p>
<p><strong><em>Roma imparatorunun Şam vâlisi, babasız doğduğu için ikisini öldürmek istedi. Annesi onu alarak Mısır’a götürdü. Hazret-i İsa on iki yaşına gelinceye kadar Mısır’da kaldılar. Sonra tekrar Kudüs’e gelerek Nâsıra şehrine yerleştiler. Otuz yaşına girince, Hak teâlâ tarafından peygamber olduğu bildirildi. Peygamberlik emri bildirilince, hemen tebliğe başladı. İnsanların Allahü teâlâya inanmalarını ve O’nun emirlerini yapıp yasaklarından sakınmalarını ve isyânda bulunmamalarını istedi. İsrailoğulları bu dâveti kabul etmediler. İsa aleyhisselam inanmayanlara mucizeler gösterdi. İsa aleyhisselam var gücüyle gayret göstermesine rağmen, pek az kişi inandı. İsrailoğulları ona îmân etmedikleri gibi, dâvetine karşı çıktılar ve günden güne hırçınlaştılar. İsa aleyhisselamın yumuşaklığını görerek inanmadılar. Hattâ daha da ileri giderek hazret-i İsa’yı öldürmeye teşebbüs ettiler. Bunun üzerine hazret-i İsa, kendisine îmân edenler arasından seçtiği havârî adı verilen on iki kişiden Allahü teâlâya îmân ve ibâdet edeceklerine ve kendisine yardımcı olacaklarına dâir söz aldı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yahudilerden bir topluluk İsa aleyhisselam ve annesi hazret-i Meryem’e dil uzattılar. İsa aleyhisselam bunu duyunca, onlar hakkında bedduada bulundu. Allahü teâlâ bu duayı kabul edip, hazret-i İsa’ya ve annesine dil uzatanları maymun ve domuza çevirdi. Bu durumu gören Yahudiler, hâdiseyi aralarında görüştüler. Hepsi hazret-i İsa’yı öldürmek üzere anlaştılar. Hazret-i İsa’yı aramaya başladılar. Roma İmparatoru’nun Kudüs Vâlisi Jones Pilot’u kandırıp, İsa aleyhisselamın Roma İmparatorluğu aleyhinde bulunduğuna ve Filistin’de yeni bir hükûmet kurmaya çalıştığına inandırdılar. Hazret-i İsa, son defâ olarak Havârîleri ile bir gece gizlice sohbet etti ve onlara “Horoz ötmeden (yâni sabah olmadan) sizin biriniz beni inkâr edecek ve pek az paraya satacaktır.” dedi. Hakîkaten Yahûda isimli Havârî, sabah olmadan Yahudilerden bir miktar para alıp, hazret-i İsa’nın yerini haber verdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>İsa aleyhisselamı yakalamak için Yahudilerle berâber eve girince, Allahü teâlâ Yehûdâ’yı İsa aleyhisselama benzetti. Yahudiler de onu İsa aleyhisselam, diye yakaladılar ve haça (çarmıha) gerip asarak öldürdüler. Allahü teâlâ, İsa aleyhisselamı göğe kaldırdı. İsa aleyhisselam bu sırada otuz üç yaşındaydı. İsa aleyhisselam göğe çıkarıldıktan kırk sene sonra, Romalılar Kudüs’e hücum etti. Yahudilerin çoğunu öldürüp, bir kısmını esir ettiler. Şehri yağmaladılar. Kitaplarını yaktılar. İsa aleyhisselama yaptıklarının cezâsı olarak, hakîr ve zelîl oldular. Hıristiyanlar, İsa aleyhisselamın haça gerilip orada öldüğüne, fakat sonra dirilip göğe çıktığına inanırlar. Müslümanlar ise, İsâ aleyhisselamın haça gerilmediğine doğrudan doğruya göğe kaldırıldığına inanırlar. Bu husus Kur’ân-ı kerîm’de Nisâ sûresi 158. âyetinde meâlen şöyle bildirildi: </em></strong><br />
<strong><em>“Onu asmadılar, onu öldürmediler. Bilakis Allahü teâlâ onu katına yükseltti&#8230;”</p>
<p>Ayrıca hadîs-i şerîflerde buyruldu ki: </em></strong><br />
<strong><em>“İsa (aleyhisselam) ölmemiştir. O kıyâmetten önce size dönecektir.”, “Ben Meryem oğlu İsa’nın (aleyhisselam) dünyâ ve âhirette en yakınıyım.”, “Benimle İsa (aleyhisselam) arasında başka bir peygamber yoktur.” </em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ, İsa aleyhisselamı da 33 yaşında İdris aleyhisselam gibi göğe kaldırdı. İnsanları üç sene dîne dâvet etti. Vasiyeti üzerine Havârîleri etrafa dağıldılar. İseviliği insanlara anlatmaya başladılar. Bu hak dînin yayılması 80 sene sürdü. Sonra Hıristiyanlar sapıklığa düştüler. İncil’i değiştirdiler. Nasıl ki Yahudiler hazret-i Meryem ve hazret-i İsa’ya iftirâ ettilerse, Hıristiyanlar da onun hakkında üç yanlış inanışa saplandılar.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bir kısmı, “Meryem oğlu İsa Allah’tır.” dedi. Bâzıları, “Allah’ın oğludur.” dedi. Bir başka grup da;”Baba, oğul ve rûhül-kudüs’ten biridir” dedi. </em></strong></p>
<p><strong><em>İsa aleyhisselam hiç evlenmemiş. Dünyâya kıymet vermemiştir. Kıyâmete yakın Şam’da Ümeyye Câmiinin minâresine inecek, evlenecek, çocukları olacaktır. Hazret-i Mehdî ile buluşacak, 40 sene yaşayıp, Medîne’de vefat edip, Peygamberimizin kabrinin bulunduğu hücre-i saâdete defnedilecektir. İslâm dîninin hükümlerine tâbi olacak, ictihâd edecektir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Avrupa kitaplarında Eflâtun’un mîlattan 347 sene önce öldüğü yazılıdır. İsa aleyhisselam gizli dünyâya gelip, dünyâda az kalıp göğe çıkarıldığından ve kendisini ancak on iki havârî bilip, İseviler az ve asırlarca gizli yaşadıklarından mîlât, yâni noel gecesi doğru anlaşılmamıştır. Mîlâdın, birinci kânunun (Aralık) yirmi beşinde veya ikinci kânunun (Ocak) altıncı veya başka gün olduğu sanıldığı gibi, bugünkü mîlâdî senenin beş sene az olduğu çeşitli dillerdeki kitaplarda yazılıdır. O halde mîlâdî sene doğru ve kat’î olmayıp, günü de senesi de şüpheli ve yanlıştır. İmâm-ı Rabbânî’nin (kuddise sirruh) ve Burhan-ı Kâtı’nın bildirdiklerine göre, Yunan filozofu Eflatun (Platon) İsa aleyhisselam zamanında yaşamıştır. Buna göre mîlâdî takvim 300 seneden fazla olarak noksandır ve İsa aleyhisselam ile Muhammed aleyhisselam arasındaki zaman bin seneden az değildir.</em></strong></p>
<p><strong><em>İsa (aleyhisselam) peygamberliği îcâbı mucizeler gösterdi. </em></strong></p>
<p><strong><em>Mucizeleri dokuz çeşitti:</em></strong><br />
<strong><em>1. Beşikteyken konuştu.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Ölüleri diriltirdi. Bilhassa dört ölüyü dirilttiği meşhurdur. Bunlar Sam bin Nûh, Şeddad bin Âd, Mâsân bin Mâlân ve Benî İsrail’den bir çocuktur.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. Anadan doğma kör olanları sağlamlar gibi gördürür, bir cilt hastalığı olan baras illetini iyi ederdi. Eliyle hastaya dokunduğunda iyi olurdu. Eliyle mesh etmek sûretiyle hastaları tedâvi ettiği için kendisine İsa-i Mesih dendi. (Mâide sûresi: 110)</em></strong></p>
<p><strong><em>4. Âl-i İmrân sûresi 49. âyetinde bildirildiği gibi kavminin yedikleri veya yemek üzere sakladıkları şeyleri haber verdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>5. Mâide sûresi 110. âyetinde bildirildiği gibi çamurdan kuş yapıp üzerine üfleyince, Allahü teâlânın izniyle canlanıp kuş olurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>6. Mâide sûresi 114. âyetinde bildirildiği üzere Havârîler, içinde yiyecek bulunan bir sofranın indirilmesini teklif ettiler. Hazret-i İsa ellerini kaldırıp dua edince, ekmeği ve eti bulunan bir sofra indi.</em></strong></p>
<p><strong><em>7. İsa aleyhisselam uykudayken yanında her konuşulanı ve yapılanı bilirdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>8. Ne zaman istese ellerini göğe kaldırıp dua edince o anda yemek ve meyveler önüne gelirdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>9. İsa aleyhisselam Yahudilerden (Benî İsrail) uzak olduğu hâlde sözlerini ve gizli sırlarını bilirdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>İsa aleyhisselamın dîni; İsevilik:<br />
Musa aleyhisselamın dîni, İsa aleyhisselam zamânına kadar devâm etti. Fakat, İsa aleyhisselam gelince, bunun dîni olan İsevilik Musa aleyhisselamın dînini nesh etti, yâni Tevrat’ın hükmü kalmadı. Bundan sonra, Musa aleyhisselamın dînine uymak câiz olmayıp, tâ Muhammed aleyhisselamın dîni gelinceye kadar, İsa aleyhisselamın dînine uymak lâzım oldu. Fakat, İsrailoğullarının çoğu, İsa aleyhisselama îmân etmeyip, Tevrat’a uymak için inâd etti. İşte Yahudilik ile İsevilik böylece ayrıldı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yahudilerin ileri gelenlerinden ve İsevilerin en büyük düşmanlarından olan Paul, İseviliği kabul ettiğini, İsa aleyhisselamın kendisini, Yahudi olmayan milletleri İsevilere dâvet için şâkirt (talebe) tâyin ettiği yalanını uydurdu. İsmini Pavlos (Bolüs) olarak değiştirdi. Çok iyi bir İsevi görünerek, İsa aleyhisselamın dînini bozdu. Tevhidi (tek Allah inancını), teslise (üç tanrı inancına= Baba-oğul-kutsal rûh); İseviliği Hıristiyanlığa çevirdi. İncil’i değiştirdi. İsa, Allah’ın oğludur, dedi&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em>İsa aleyhisselamın hikmetli sözlerinden bazıları:<br />
“Dünyâ sevgisi bütün kötülüklerin başıdır. Gözde bakışı, kalpte şehveti büyütür. (İnsanı açgözlü doymaz eder.) Yemin ederim ki, şehvet (nefsin isteklerine uymak), sâhibine uzun süren sıkıntı bırakır. Dünyâdan geçmeye bakın. Tâmiri ile uğraşmayın.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Dünyâyı isteyen deniz suyu içene benzer. Ne kadar içerse, harâreti o kadar artar ve nihâyet ölür.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Günâhlarını hatırladığı zaman ağlayana, dilini koruyana ve başını sokacak kadar evi olana müjdeler olsun.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Allah katında en sevgili şey, sâlih kalplerdir. Allahü teâlâ onların hürmetine dünyâyı yaşatır. Onlar bozulunca yeryüzünü harâb eder.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ağaçlar çoktur, ama hepsi meyve vermez. Meyveler çoktur ama, hepsi tatlı değildir. İlimler çoktur ama hepsi faydalı olmaz.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Sağırı, dilsizi tedâvi ettim, ölüyü dirilttim. Fakat cehl-i mürekkebin (câhilliği ilim ve olgunluk sanmak) ilâcını bulamadım. (Çünkü böyle kimse câhilliğini ilim ve kemâl sanmaktadır.)</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîm’in Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, Tevbe, Meryem, Mü’minûn, Zuhruf, Hadîd, Sâf sûrelerinde İsa aleyhisselamla ilgili haberler verilmiştir.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-isa-aleyhisselam.html">HZ İsa Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-isa-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Yahya Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-yahya-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-yahya-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jan 2013 21:02:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselam dini]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler kısa]]></category>
		<category><![CDATA[hadisi şerifler]]></category>
		<category><![CDATA[HZ Yahya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2077</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Zekeriyya aleyhisselamın oğludur. Annesinin ismi Elisa olup, İmran’ın kızıydı. Hıristiyanlar Elizabeth diyorlar. Davud aleyhisselamın neslinden olup, hazret-i Meryem’in teyzesinin oğluydu. Allahü teâlâ, onu babası Zekeriyya aleyhisselamın duası üzerine ihsân etti. Zekeriyya aleyhisselam doksan dokuz veya yüz yirmi yaşına geldiği halde neslini devâm ettirecek bir evlâdı yoktu. Hanımı da doksan sekiz yaşındaydı. Gerek &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-yahya-aleyhisselam.html">HZ Yahya Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2078" title="HZ Yahya Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2013/01/HZ-Yahya-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Zekeriyya aleyhisselamın oğludur. Annesinin ismi Elisa olup, İmran’ın kızıydı. Hıristiyanlar Elizabeth diyorlar. Davud aleyhisselamın neslinden olup, hazret-i Meryem’in teyzesinin oğluydu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ, onu babası Zekeriyya aleyhisselamın duası üzerine ihsân etti. Zekeriyya aleyhisselam doksan dokuz veya yüz yirmi yaşına geldiği halde neslini devâm ettirecek bir evlâdı yoktu. Hanımı da doksan sekiz yaşındaydı. Gerek kendisinin, gerekse hanımının çocuk sâhibi olma yaşları geçmişti. Fakat içine evlâd sevgisi düşüp kendisine sâlih bir evlâd ihsân etmesi için Allahü teâlâya dua etti. Allahü teâlâ Zekeriyya aleyhisselamın duasını kabul etti. Zekeriyya aleyhisselam odasında namaz kıldığı sırada Cebrâil aleyhisselam ona şöyle nidâ etti:</em></strong><br />
<strong><em>“Yâ Zekeriyya muhakkak Allahü teâlâ sana kendinden gelen bir kelimeyi (İsa aleyhisselamı) tasdik edici ve kereminin seyyidi ve nefsine hâkim ve sâlihlerden bir peygamber olmak üzere Yahya’yı müjdeliyor.”<br />
Bu husus Âl-i imrân sûresi 38-39. âyetlerinde bildirilmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Zekeriyya aleyhisselamın ihtiyar olan hanımı hâmile kaldı ve belirli müddetten sonra Yahya aleyhisselam doğdu. Rivâyete göre Yahya aleyhisselamın doğumu ile İsa aleyhisselamın doğumu aynı seneye rastlamaktadır. Doğumundan îtibâren fevkâledelikler içinde olan Yahya aleyhisselam babası Zekeriyya aleyhisselamın nezâretinde yetişti. Küçük yaşta Tevrat’ı okumaya ve hükümlerini anlamaya başladı. Zâten Allahü teâlâ tarafından ona küçük yaşından îtibâren hikmet ihsân edildiği, Tevrat’ı okuyup hükümlerini anlama kâbiliyeti verildiği bildirilmiştir. Tevrat’ı ve hükümlerini küçük yaşta öğrenmiş olan Yahya aleyhisselam bâzan Beyt-ül Makdis’te (Mescid-i Aksa) bâzan da tenhâ ve ıssız yerlerde Allahü teâlâya ibâdet ve tâatla meşgul olurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Öğrendiklerini İsrailoğullarına anlatır, onları Allahü teâlânın emirlerini yapmaya yasaklarından kaçınmaya dâvet ederdi. Gâyet mütevâzî ve sâde bir hayat yaşar, kıldan elbise giyer, arpa ekmeği yerdi. Dünyâya gönül vermezdi. Gece gündüz Allahü teâlâya ibâdet eder, Allah korkusundan dolayı çok ağlardı. Göz yaşları sebebiyle nûrlu yüzü yara olurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yahya aleyhisselam rüşd (olgunluk) çağına ulaştığı zaman, kendisine Allahü teâlâ tarafından peygamberlik emri bildirildi. İlk önce Musa aleyhisselamın bildirdiği dînin esaslarına uyması ve Tevrat’ın hükümlerini insanlara tebliğ etmesi emredildi. İsa aleyhisselama İncîlnâzil olup, Tevrat’ın hükmü kaldırılınca İsrailoğullarını İncîl’in emir ve yasaklarına uymağa çağırdı. Daha sonra Şam’a giderek insanları hak dîne dâvet etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yahya aleyhisselamın dâvetini kabul edenler olduğu gibi, türlü bahânelerle ona karşı çıkanlar da oldu. Peygamberlerin mucizelerini gördükleri hâlde onlara inanmayıp, karşı çıkan ve birçok peygamberi şehit eden İsrailoğulları İsa aleyhisselama karşı çıkıp onu şehit etmek istediler. Allahü teâlâ İsa aleyhisselamı göğe kaldırdıktan sonra Yahya aleyhisselam İncîl’in hükümlerini insanlara anlatmaya devâm etti. Zâlim Yahudi Hükümdârı Herod’un torunu Birinci Herod, hazret-i Yahya’ya iyi muâmelede bulunurdu. Kendi kardeşinin kızı veya hanımının önceki kocasından bir kızı vardı.Yahudi hükümdârı Birinci Herod bu kızla evlenmeyi ve nikâhlarını Yahya aleyhisselamın yapmasını istedi. Yahya aleyhisselam böyle bir evliliğin hazret-i İsa’nın tebliğ ettiği İncîl kitabında yasaklandığını ve böyle bir nikâhın imkânsız olduğunu bildirdi. Bu duruma içerleyen kızın annesi, Yahya aleyhisselamın öldürülmesini istedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yahya aleyhisselama karşı iyi niyet sâhibi olan birinci Herod da kadının ve kralla evlenmek isteyen kızının isrârı üzerine Yahya aleyhisselamın yakalanıp getirilmesi veya öldürülüp, başının getirilmesini adamlarına emretti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Herod’un adamları Yahya aleyhisselamı yakalayıp, başını kesmek sûretiyle şehit ettiler. Başka bir rivâyette de yakalayıp getirdiler. Herod kendisi başını kesmek sûretiyle şehit etti. Kesilmiş olmasına rağmen Yahya aleyhisselamın başı mucize olarak: “Bu kızı almak sana helâl değildir.” diye defâlarca söyledi. Allahü teâlâ Yahya aleyhisselamın intikâmını almak için onların başına bâzı musîbetler gönderdi. Bâzı rivâyetlerde Herod ve evlenmek istediği kızı, Karun gibi yerin yuttuğu bildirilmektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yahya aleyhisselam şehit edildiği zaman otuz dört yaşlarında bulunuyordu. Yahya aleyhisselamın mübârek bedeninin parçaları, başka başka şehirlerdedir. Başı ise Şam’daki Ümeyye Câmiindeki türbededir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yahya aleyhisselam sûret itibariyle zamânındaki insanların en güzeli ve hüsn-ü Cemâl sâhibiydi. İnsanlara karşı yumuşak huylu, tevâzû ve şefkât sâhibiydi. Başındaki saçları seyrek ve sesi inceydi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ondan önce Yahya ismiyle isimlendirilen olmamış ve ismi Allahü teâlâ tarafından bildirilmişti. Bu husus Meryem sûresi 7. âyetinde bildirilmiştir. Yahya aleyhisselam günahlardan temiz kılınmış olup, takvâ sâhibiydi. Tevâzu sâhibi olup itâatkar ve halim selîmdi. Yahya aleyhisselam doğduğu, öldüğü ve dirildiği günlerde Alahü teâlâ tarafından selâmete erdirildi. Bu husûsiyetleri Meryem sûresi 13, 14 ve 15. âyetlerinde bildirilmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mucizeleri:<br />
1. Taşın dile gelmesi: İsrailoğulları, Yahudi Hükümdârı Birinci Herod’un emri üzerine Yahya aleyhisselamı şehit etmek için arıyorlardı. Bu haberi duyan Yahya aleyhisselam onlardan uzaklaşıyordu. Bu sırada bir kaya dile geldi:“Ey Allah’ın peygamberi! Bana gel!”</em></strong></p>
<p><strong><em>Yahya aleyhisselam kayaya yaklaştığı zaman içinin kovan gibi oyulmuş olduğunu gördü. O taşın içine girdi. Yahya aleyhisselamı şehit etmek üzere arayan kâfirler o kayaya yaklaştıkları zaman, o kayadan kâfirler üzerine oklar atılmaya başlandı. Bu durumu gören Yahudiler geriye dönüp kaçtılar.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Gündüz vakti yıldız göstermesi: Yahya aleyhisselam peygamber olarak vazîfelendirilip Şam’a geldikten sonra insanlar ona; “Hakîkaten peygambersen, bize gündüz gözü ile yıldızları göster.” dediler. İnsanların bu isteği üzerine Yahya aleyhisselam dua edip gündüz güneşin çevresindeki yıldızlar görünmeye başladı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîmde Âl-i imrân, Meryem ve Enbiyâ sûrelerinde Yahya aleyhisselamdan bahsedilmektedir.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-yahya-aleyhisselam.html">HZ Yahya Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-yahya-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Zekeriyya Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-zekeriyya-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-zekeriyya-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jan 2013 21:41:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[hadisi]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[HZ Zekeriyya]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin]]></category>
		<category><![CDATA[şerifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2069</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. İsmi Zekeriyya bin Âzan bin Müslim bin Sadun olup, soyu Süleyman aleyhisselama ulaşır. Yahya aleyhisselamın babasıdır. Musa aleyhisselamın getirdiği dînin emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etti. Marangozluk yapar elinin emeğiyle geçinirdi. Kavmi tarafından şehit edildi. Zekeriyya aleyhisselam zamânında Şam vilâyeti Batlamyüsilerin elindeydi. Onlar Kudüs’te bulunan Beyt-ül-Makdis’e hürmet ederlerdi. Beyt-ül-Makdis mâmur olup gece &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-zekeriyya-aleyhisselam.html">HZ Zekeriyya Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2070" title="HZ Zekeriyya Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2013/01/HZ-Zekeriyya-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. İsmi Zekeriyya bin Âzan bin Müslim bin Sadun olup, soyu Süleyman aleyhisselama ulaşır. Yahya aleyhisselamın babasıdır. Musa aleyhisselamın getirdiği dînin emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etti. Marangozluk yapar elinin emeğiyle geçinirdi. Kavmi tarafından şehit edildi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Zekeriyya aleyhisselam zamânında Şam vilâyeti Batlamyüsilerin elindeydi. Onlar Kudüs’te bulunan Beyt-ül-Makdis’e hürmet ederlerdi. Beyt-ül-Makdis mâmur olup gece ve gündüz orada ibâdet edilirdi. Mescidde Harun aleyhisselam neslinden din büyükleri vardı. O zamanlarda İsrailoğulları arasında peygamber yoktu. Bunlar bir peygamber göndermesi için gece gündüz Allahü teâlâya dua ettiler. Allahü teâlâ, Beyt-i Makdis’te Tevrat yazmayı ve kurban kesmeyi idâre eden Zekeriyya aleyhisselamı peygamber olarak vazîfelendirdi. Zekeriyya aleyhisselam insanlara nasîhat ederek doğru yola çağırdı. İsrailoğullarından onun bildirdiklerine inananlar olduğu gibi, inanmayıp karşı çıkanlar daha çok oldu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Zekeriyya aleyhisselam, İmrân bin Mâsân isminde bir dostunun kızı olan Elîsa ile evlendi. Elîsa ile hazret-i Meryem kardeş olup babaları İmran idi. İmrân önce Elîsa’nın annesi ile sonra bunun başka erkekten olan kızı Hunne ile evlenmişti. Hazret-i Meryem’in annesi olan Hunne; “Cenâb-ı Hak bana bir oğul ihsân ederse Beyt-ül-Makdis’e hizmetçi yapacağım.” diye adakta bulundu. Kızı oldu. Adını Meryem koydu. Hazret-i Meryem doğmadan önce babası İmrân vefat etti. Hunne kızı Meryem’i teslim etmek üzere Beyt-ül-Makdis’e götürdü. Orada bulunan âlimlere niyetini anlatıp nezrinin kabûlünü ricâ etti. Meryem, Beyt-i Makdis’e kabul edildi. Fakat Meryem’in kimin himâyesinde kalacağı husûsunda Beyt-i Makdis hizmetçileri olan âlimler arasında anlaşmazlık oldu. Zekeriyya aleyhisselam; “Çocuğu himâyeme ben alacağım. Akrabâlık yönünden çocuğa en yakın benim.” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Diğer âlimler de çocuğu himâyelerine almak istediler. Çekilen kur’a netîcesinde hazret-i Meryem’in Zekeriyya aleyhisselamın himâyesinde kalması kararlaştırıldı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Zekeriyya aleyhisselam hazret-i Meryem’i evine götürdü. Onu hanımı Elîsa büyüttü. Sonra da hazret-i Meryem için Beyt-i Makdis’te yüksek bir oda yaptırdı. Hazret-i Meryem bu odada hem Allahü teâlâya ibâdet etti, hem de Zekeriyya aleyhisselamdan Tevrat okudu. Zekeriyya aleyhisselam ona hergün yiyecek getirir, ibâdetten bir şey öğretirdi. Bir kış günü odasına girdiğinde önünde dünyâ yiyeceklerine benzemeyen türlü türlü nîmetler gördü. Nereden geldiğini sorduğunda; “Allahü teâlâ tarafından geliyor.” diye cevap verdi. Bu yiyecekler Allahü teâlânın kudretinden hazret-i Meryem’e verdiği bir kerâmetti. </em></strong></p>
<p><strong><em>Zekeriyya aleyhisselam 99 veya 120 yaşına geldiği halde neslini devâm ettirecek bir evlâdı yoktu. Hanımı da zâten çocuk doğurmuyordu ve 98 yaşındaydı. Gerek Zekeriyya aleyhisselamın, gerekse hanımının çocuk sâhibi olma yaşları geçmişti. Fakat içine bir evlâd sevgisi düşüp kendisine sâlih bir evlâd ihsân etmesi için Allahü teâlâya dua etti. Allahü teâlâ ona Yahya isminde bir oğlan çocuğu ihsân edeceğini Cebrâil aleyhisselam vâsıtasıyla bildirdi. Birgün Zekeriyya aleyhisselam odasında namaz kılarken beyaz elbiseler içersinde Cebrâil aleyhisselam gelerek Allahü teâlânın kendisine Yahya isminde bir oğul ihsân edeceğini müjdeledi. Ayrıca onun hazret-i Îsâyı tasdik edeceğini, zamânın büyüklerinden ve bütün kötülüklerden uzak, nübüvvetle (peygamberlikle) muttasıf, sâlihler zümresinden bir zât olacağını haber verdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Zekeriyya aleyhisselam bu müjdeye sevinip arzusunun çabukluğunu arz ederek: “Yâ Rabbî! Bana vâd ettiğin çocuğun meydana geleceğine delil ve alâmet olmak üzere, bu gönlüme yerleşmesi ve kalbimin bana vâdettiğin şeyde mutmain olması için bir nişan ver. O alâmetle bu nîmeti şükürle karşılayayım.” diye münâcaatta bulundu. Allahü teâlâ Zekeriyya aleyhisselamın duasını kabul ederek; “Senin için alâmet, birbiri ardınca üç gece (ve gündüz) insanlarla konuşmamandır.” Bir hastalık ve sebeb olmaksızın, sen sıhhatli olduğun halde üç gece (ve gündüz) dilini konuşmadan alıkoymandır” buyurdu. Yahya aleyhisselam ana rahmine düşünce Zekeriyya aleyhisselam konuşamaz oldu. Meramını ancak işâretle anlatabiliyordu. O, bu üç gün içinde devamlı ibâdet ve zikirle meşgul oldu. Cenâb-ı Hakka karşı hamd ve şükür vazîfesini yerine getirdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Müddet tamam olunca Zekeriyya aleyhisselamın oğlu Yahya aleyhisselam dünyâya geldi. Yahya aleyhisselamın doğumu ile, Zekeriyya aleyhisselam ve âilesi sevince gark oldular. Yahya aleyhisselamdan altı ay sonra İsa aleyhisselam dünyâya geldi. İsrailoğulları İsa aleyhisselam beşikteyken Allahü teâlânın kudretiyle konuşmasına rağmen, onun babasız dünyâya gelmesiyle ilgili olarak Zekeriyya aleyhisselama iftirâ ettiler. Zekeriyya aleyhisselamı şehit etmek üzere aramaya başladılar. Yahudilerin iftirâlarını ve kendisini öldürmek istediklerini haber alan Zekeriyya aleyhisselam “Takat getirilemeyen şeyden uzaklaşmak, peygamberlerin sünnetidir.” kâidesince Yahudilerin bulundukları yerden uzaklaştı. Yahudiler, onu yakalamak için peşine düştüler. Zekeriyya aleyhisselam Beyt-ül-Makdîs yakınlarında ağaçlı bir bahçeye girdi. Bir ağacın yanından geçerken ağaç: “Ey Allah’ın peygamberi! Bana gel” diye seslendi. Ağaç yarıldı ve Zekeriyya aleyhisselam içine girdi. Sonra kapandı ve onu gizledi. İsrailoğulları Zekeriyya aleyhisselamın izini tâkip edip nereye gittiğini anlayamadılar. O sırada mel’ûn İblis (şeytan) gelerek onlara; “Bu ağacı bıçkı ile kesin, burada ise meydana çıkar. Yoksa ne kayb edersiniz.” dedi. Kâfirler o ağacı biçerek Zekeriyya aleyhisselamı şehit ettiler. Zekeriyya aleyhisselamın türbesi Halep’tedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mucizeleri:<br />
1. Kalemleri, kendi kendine Tevrat’ı yazardı. Zekeriyya aleyhisselam Beyt-i Makdis’te maiyyetinde yetmiş kişi olduğu halde Tevrat yazarlardı. Yahudilerin biri gelip; “Hak peygamber olsaydın, elinde Tevrat yazmağa muhtaç olmazdın; sen de elinle yazıyorsun, emrindekilerle aranızda hiçbir fark görmüyorum.” diye konuştu. Hazret-i Zekeriyya bu söze çok üzüldü ve meraklandı. Cebrâil aleyhisselam gelip: “Ey Zekeriyya, buradan kalkınız! Kaleminize emr ediniz, kendi kendine yazsın!” dedi. Zekeriyya kalkıp, emr edince, kalem istenen şeyi yazmaya başladı. O saatte kalem on iki sûre yazdı. Bu mucize ile birçok kimse îmân etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Zekeriyya aleyhisselam hazret-i Meryem’i terbiyesi altına aldığı vakti, yazılması lâzım gelen kefâletnâmeyi, kalemsiz, hokkasız yazmışlardır.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. Kur’ân-ı kerîmde bildirildiği gibi, Zekeriyya aleyhisselam ve Beyt-i Mukaddes hademe ve kayyimlerinden yirmi dokuz kişi arasında hazret-i Meryem’in kefâleti hakkında meydana çıkan ihtilaf üzerine herkes kendi kalemini Ürdün suyuna atmışlarken, yalnız Zekeriyya aleyhisselamın kalemi suyun üzerinde dikilmiş kalmıştır.</em></strong></p>
<p><strong><em>4. Ağaçlar, Zekeriyya aleyhisselamla konuşurlardı. Yahudilerden bir tâife kendisini şehit etmek üzere araştırırlarken, kendileri de onlardan kaçtığı vakit, bir ağaç; “Ey Allah’ın peygamberi, gel bende gizlen seni ben muhâfaza ederim” diye dile gelmişti.</em></strong></p>
<p><strong><em>5. Zekeriyya aleyhisselam su üzerinde yürür ve mübârek ayakları ıslanmazdı. Kendisi için suda yürümekle, karada yürümek arasında fark yoktu.</em></strong></p>
<p><strong><em>6. Zekeriyya aleyhisselamdan mucize istendiği vakitte, yakınlarındaki ağaçlara mübârek eliyle işâret etmiş, hemen ağaçlar, köklerinden kopup, önlerine gelip kalmışlardır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîmin Âl-i İmrân, Meryem, Enbiyâ ve En’am sûrelerinde Zekeriyya aleyhisselamla ilgili haberler verilmektedir.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-zekeriyya-aleyhisselam.html">HZ Zekeriyya Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-zekeriyya-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Lokman Hakim</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-lokman-hakim.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-lokman-hakim.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jan 2013 12:29:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Lokman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2054</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamber veya velî. Davud aleyhisselam zamânında, Arabistan’ın Umman tarafında yaşadı. Davud aleyhisselamla görüşüp ondan ilim öğrendi. Davud aleyhisselama peygamberlik bildirilmeden önce, müftî olan Lokman Hakim, Davud aleyhisselama peygamberlik bildirildikten sonra fetvâ vermeyi bıraktı. Davud aleyhisselama ümmet oldu. Kendisine hikmet verildi. Eyyub aleyhisselamın teyzesinin oğlu olduğu da rivâyet edilmektedir. Fransız bilginlerinin, Calinos’un (Galen’in) bir adı da &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-lokman-hakim.html">HZ Lokman Hakim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2055" title="HZ Lokman Hakim" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2013/01/HZ-Lokman-Hakim.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3><strong><em>Peygamber veya velî. Davud aleyhisselam zamânında, Arabistan’ın Umman tarafında yaşadı. Davud aleyhisselamla görüşüp ondan ilim öğrendi. Davud aleyhisselama peygamberlik bildirilmeden önce, müftî olan Lokman Hakim, Davud aleyhisselama peygamberlik bildirildikten sonra fetvâ vermeyi bıraktı. Davud aleyhisselama ümmet oldu. Kendisine hikmet verildi. Eyyub aleyhisselamın teyzesinin oğlu olduğu da rivâyet edilmektedir. Fransız bilginlerinin, Calinos’un (Galen’in) bir adı da Lokman Hakim idi demeleri yanlıştır. Çünkü Lokman Hakim, Davud aleyhisselam zamânında; Calinos (Galen) ise, ondan bin yıl kadar sonra yaşamıştır. Lokman ismi Kur’ân-ı kerîm’de geçmekte olup, bir sûreye (otuz birinci sûre) Lokman ismi verilmiştir. Bu sûrenin on ikinci âyetinde meâlen; “Biz Lokman’a hikmet verdik.”buyrulmaktadır. Buradaki hikmet tâbirinin; akıl, anlayış, ilim, ilimle amel etmek ve doğru karar vermek demek olduğu tefsîr kitaplarında yazılıdır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Lokman Hakim tabiplerin pîridir. Hikmetli sözleri ve oğluna verdiği nasîhatlar meşhurdur. Kur’ân-ı kerîm’de Lokman sûresi 3. âyet-i kerîmede meâlen; “Bir vakit Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrum! Allah’a ortak koşma, çünkü şirk çok büyük zulümdür.” buyrulmaktadır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Lokman Hakim’e sen bu hâle nasıl geldin dediklerinde; “Doğru sözlü olmak, emâneti yerine getirmek, lüzumsuz söz ve işi terk etmekle.” cevâbını verdi. İnsanlar ondan nasîhat istediler, o da şöyle nasîhat etti: Öncekilerin ve sonrakilerin ilimleriyle amel edilebilmesi için sekiz şeye dikkat etmek herkese lâzımdır. Dört zamanda dört şeyi korumak gerekir; Namazda gönlü, halk arasında dili, yiyip içmede boğazı, bir kimsenin evine girince de gözü korumaktır. İki şeyi hâtırdan hiçbir zaman çıkarmamalıdır. Bunlar; Allahü teâlânın büyüklüğü ve ölümdür. İki şeyi de tamâmen unutmaya çalışmalıdır. Bunlar da; bir kimseye yapılan iyilik ile dost ve yakınlardan görülen kötülüktür.””</em></strong></p>
<p><strong><em>Lokman Hakim’in oğluna nasihatlarının bir kısmı şöyledir: “Ey oğlum! Dünyâ derin deniz gibidir. Çok insanlar onda boğulmuştur. Gemin takvâ, yükün îmân, hâlin tevekkül olsun, umulur ki kurtulursun.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Âlimlere karşı öğünmek, akılsızlarla inatlaşmak ve meclislerde, toplantılarda gösteriş yapmak için ilim öğrenme! İhtiyâcım yok diyerek de ilmi terk etme.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Allahü teâlâyı anan (hâtırlayan) insanlar görürsen onlarla otur. Âlim olsan da, ilminin faydasını görürsün ve ilmin artar, sen ehil isen sana öğretirler. Allahü teâlâ onlara olan rahmetinden seni de faydalandırır. Allahü teâlâyı zikretmeyenleri görürsen onlardan uzak dur.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Horoz senden daha akıllı olmasın! O, her sabah zikir ve tesbih ediyor, sen ise uyuyorsun.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Seçilmiş kullara teslim ol, kötülerle dost olma.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! İnsanlara iyilikleri emir ve nasîhat edip kendini unutma! Yoksa mum gibi olursun. Mum insanları aydınlatır, fakat kendini yakıp eritir.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Yalandan çok sakın! Çünkü dînini bozar ve insanlar yanında mürüvvetini azaltır. Bununla hayânı, değerini ve makâmını kaybedersin.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Kötü huydan, gönül dağınıklığından sakın. Sabırsız olma, yoksa arkadaş bulamazsın. İşini severek yap, sıkıntılara katlan. Bütün insanlara karşı iyi huylu ol.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Hep üzüntülü olma, kalbini dertli kılma. İnsanların elinde olana tamâ etmekten sakın. Kazâya râzı ol ve Allahü teâlânın sana verdiği rızka kanâat et.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Dünyâ geçici ve kısadır. Senin dünyâ hayâtın ise azın azıdır. Bunun da azının azı kalmış, çoğu geçmiştir.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Tövbeyi yarına bırakma, çünkü ölüm ansızın gelip yakalar.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Sükût etmekle pişmân olmazsın. Söz gümüş ise sükût altındır.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Helâl lokma ye ve işlerinde âlimlere danış, işlerini nasıl yapacağını onlara sor.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Âlimler meclisine devâm et. Bahar yağmuru ile yeryüzünü yeşillendiren Allahü teâlâ, âlimlerin meclisindeki hikmet nûru ile de müminlerin kalbini aydınlatır.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Amel ancak yakîn (Allahü teâlâya olan ilim ve mârifet) ile yapılır. Herkes yakîni nisbetinde amel eder. Amel noksanlığı, yakîn noksanlığından gelir.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Bir hatâ işlediğinde hemen tövbe et ve sadaka ver.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Ölümden şüphe ediyorsan uyku uyuma. Uyuduğun ve uyumak mecbûriyetinde kaldığın gibi, ölüme de mahkûmsun. Dirilmekten de şüphe ediyorsan, uykudan uyanma. Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Helâl kazanç ile yoksulluktan korun. Yoksul kimse şu üç musîbetle karşılaşır: Din zayıflığı, akıl zayıflığı ve mürüvvetin kaybolması.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Merhamet eden merhamet bulur. Sükût eden selâmete erer, hayır söyleyen kâr eder, kötü konuşan günahkâr olur, diline hâkim olmayan pişmân olur.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Dünyâ malından yetecek kadarını al, fazlasını âhiret için hayra sarfet, Sıkıntıya düşecek ve başkasının sırtına yük olacak şekilde de tembellik etme.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Ey oğlum! Sakın kimseyi küçük görüp hakâret etme. Çünkü onun da senin de rabbimiz birdir.”</em></strong></p>
<p><strong><em>Lokman Hakim’in oğlu: “Babacığım, insanda hangi haslet daha iyidir?” diye sorunca; “Temiz, hâlis din.” buyurdu. Eğer iki haslet olursa? “Din ve mal”, üç haslet olursa? “Din, mal ve hayâ.” buyurdu. Dört haslet olursa? dedi. “Din, mal, hayâ ve güzel ahlâk.” buyurdu. Beş haslet saymak icâbederse diye sorunca; “Din, mal, haya, güzel huy ve cömertlik.” buyurdu. Altı haslet sayarsak deyince; “Ey oğlum! Allahü teâlâ her kime bu beş iyi hasleti verdiyse, o kimse mümin ve müttekîdir. Allahü teâlâ katında velî ve sevgilidir. Şeytanın şerrinden uzaktır.” buyurdu. Oğlu: “Babacığım, insanda en kötü haslet hangisidir?” dedi. “Allahü teâlâyı inkârdır.” buyurdu. İki olursa dedi. “İnkâr ve kibirdir.” buyurdu. Üç olursa dedi. “İnkâr, kibir ve şükür azlığı.” buyurdu. Dört olursa dedi. “İnkâr, kibir, şükür azlığı ve cimrilik.” buyurdu. Beş olursa diye sorunca; “İnkâr, kibir, şükür azlığı, cimrilik ve kötü ahlâk.” buyurdu. Altı olursa deyince; “Ey Oğlum! Bu beş kötü hasletin bulunuduğu kimse münâfıktır, şakîdir ve Allahü teâlâdan uzaktır.” buyurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Lokman Hakim’e “Hikmete nasıl kavuştun?” diye sorulduğunda; “Benden gizlenen şeyi araştırmadım. Vazîfem olmayan şeyin üzerinde durmadım.” buyurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hafs bin Ömer’den rivâyet edildi ki: Lokman Hakim, yanına bir hardal torbası koydu ve oğluna nasîhat etmeye başladı. Her bir nasîhatte bir hardal tânesini çıkardı. Nihâyet hardalları tükendi. Sonra da; “Ey oğlum! Sana o kadar nasîhat ettim ki, şâyet bu nasîhatler bir dağa verilseydi, dağ yarılır, parça parça olurdu.” buyurdu. Oğlu da bu nasîhatleri tuttu.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-lokman-hakim.html">HZ Lokman Hakim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-lokman-hakim.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Süleyman Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-suleyman-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-suleyman-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jan 2013 12:06:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2046</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Davud aleyhisselamın oğludur. Yakub aleyhisselamın neslindendir. Kudüs yakınlarındaki Gazze şehrinde doğdu. Hem peygamber hem sultandı. Çocukluğundan beri bilgili, iyilik ve adâleti seven biri olarak tanınmıştı. On iki yaşındayken babasının yerine geçip, sultan oldu. Daha sonra kendisine Allahü teâlâ tarafından peygamberlik verildi. Dünyâya hâkim olan dört kişiden biridir. Ona peygamberlik verildiği Kur’ân-ı kerîmde &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-suleyman-aleyhisselam.html">HZ Süleyman Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2047" title="HZ Süleyman Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2013/01/HZ-Süleyman-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Davud aleyhisselamın oğludur. Yakub aleyhisselamın neslindendir. Kudüs yakınlarındaki Gazze şehrinde doğdu. Hem peygamber hem sultandı. Çocukluğundan beri bilgili, iyilik ve adâleti seven biri olarak tanınmıştı. On iki yaşındayken babasının yerine geçip, sultan oldu. Daha sonra kendisine Allahü teâlâ tarafından peygamberlik verildi. Dünyâya hâkim olan dört kişiden biridir. Ona peygamberlik verildiği Kur’ân-ı kerîmde En’âm sûresi 84. âyette bildirilmektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Süleyman aleyhisselam; “Yâ Rab! Bana hiçbir kimsede bulunmayan bir kudret ve devlet ihsân eyle.” diye dua etti. Duâsı kabul edilip, cinlerin, rüzgârın ve hayvanların da insanlar gibi Süleyman aleyhisselama itâat etmeleri emredildi. Kendisine ism-i âzam duası, bütün mahlûkâtın dili ve ilimlerin sırları öğretildi. Peygamberlikle birlikte ihsân edilen ilim, hikmet ve sultanlık kudretini, insanları doğru yola kavuşturmakta ve daha iyi bir hayat yaşamaları için kullandı. Şehirlerin kurulması, yeryüzünün îmârı, yeşillendirilmesi, fen ve sanatta ilerlemesi için emrindekilerin herbirine iş taksimi yaptı. Yolların yapılması, taşların yontulup kazılması, demircilik ve derin sulara dalgıçlık gibi zor işleri cinlere verdi. Çiftçilik, çobanlık, ticâret, sanat gibi işleri de insanlara verdi. Hayvanları da nöbet tutma, yük taşıyıp çekme gibi işlerle görevlendirdi. İnsanlardan, cinlerden ve hayvanlardan büyük bir ordu kurdu. Hepsi ona tâbi olup, emrine itaat etti. Süleyman aleyhisselama verilen bu nîmetler Kur’ân-ı kerîmde bildirilmektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem hadîs-i şerîfte, onun duası hakkında şöyle buyurdu: </em></strong><br />
<strong><em>“Süleyman aleyhisselam, Beyt-i Makdîs’in binâsını bitirdikten sonra, Allahü teâlâdan üç dilekte bulunmuştur: Kendisinden sonra kimseye nasîb olmayan bir mülk ve saltanat, İlâhî hükme uygun hüküm verme kudretinin bahşedilmesi. Yalnız namaz kılmak için Mescid-i Aksa’yı kastedip gelenlerin analarından doğdukları gibi günahsız hâle gelmeleri. Allahü teâlâ bunlardan ilk ikisini Süleyman aleyhisselama vermiştir. Üçüncü dileğinin de kabul edilmiş olmasını umarım.”</p>
<p>Babasının temelini attığı, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’yı yapmaya devâm etti.Yedi senede pek sanatkârâne bir şekilde tamamladı. Daha sonra, Kudüs’te büyük bir saray inşâ etmeye başlayıp, on üç senede tamamladı. Bu binâların yapımı sırasında insanlardan ve cinlerden pekçoğu Süleyman aleyhisselamın emrinde çalışmışlardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Süleyman aleyhisselamın zamânında barış, îmâr, sanat ve ilim iyice ilerlemişti. Mescid-i Aksa inşâ edilip, çeşmeler, su kanalları yapıldı. Köprüler, barajlar ve evler inşâ edildi. Hikmetinin ve büyüklüğünün şöhreti bütün dünyâya yayıldı. Zamânındaki bütün pâdişâhları ve ileri gelenleri doğru yola sevk etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Onun zamânında muhteşem bir saltanata sâhip olan Yemen’de, Sebe şehrinde hüküm sürenBelkıs’a mektup yazıp, Filistin’e çağırdı. O da gelip, Süleyman aleyhisselamla görüşerek îmân etti. Belkıs’ın Süleyman aleyhisselamla mektuplaşması ve Kudüs’e gelmesi Kur’ân-ı kerîmde Neml sûresinde uzun beyân olunmaktadır. </em></strong></p>
<p><strong><em>Süleyman aleyhisselam, Akabe Körfezinden Fırat kenarına kadar, kırk sene adâletle hüküm sürdü. Diğer hükümdârlar da kendisine bağlılıklarını bildirdiler. Ticâret gemileri yapıp, Kızıldeniz ve Umman Denizinde ticâret yaptırdı. Rüzgâr onun emrine verilmişti. Rüzgâra binip dilediği yere tahtıyla birlikte kısa zamanda giderdi. Makâmına oturduğunda ve meclis kurduğunda kuşlar üzerine gelip, kanatlarını yanyana gererek bir bulut gibi gölge yaparlar, güneş ve yağmurdan korurlardı. Süleyman aleyhisselam, beyaz tenli, güzel, nûr yüzlü, saçı sakalı gür olup, beyaz elbise giyerdi. Çok edebli, hep Allah’tan korkar, alçak gönüllü, yüksek şanlıydı. Miskin ve fakirlerle oturur; “Miskinin miskinlerle oturması uygundur.” buyururdu. Ömrünün son ânına kadar Allahü teâlânın takdir ettiği izzetle insanları doğru yola sevk etti. Herkes tarafından sevilmiş olup, hiç kimse onun söylediklerine îtirâz etmiyor ve onun emri dışına çıkmıyordu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Süleyman aleyhisselam, bir gün yapılmakta olan büyük bir sarayın inşâsını kontrol etmeye gitmişti. Bu binâ bir su kıyısında çok heybetli bir saraydı. Ustalar işçiler, cinler, sarayın tamamlanmasıyla meşguldüler. Sarayın balkonuna çıkıp, kendisini yalnız bırakmalarını, hiç kimsenin yanına yaklaşmamasını emretti. Sonra da balkonun kenarında asâsına (bastonuna) dayanıp durdu ve etrâfı seyrederek tefekküre başladı. Bu sırada ömrü bitip, eceli gelmişti. Azrâil aleyhisselam gelip; “Şu an dünyâdaki hayâtının son ânıdır.” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Süleyman aleyhisselam: “Allahü teâlânın takdiri her ne ise o haktır. Rabbime hamdolsun ki, aslâ kimseye zulmetmedim. Rabbimin emrine itaat etmekte gecikmedim. Herkesin dönüşü Allahü teâlâyadır. Görevlendirildiğin emri yerine getir.” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Süleyman aleyhisselam asâsına dayandığı hâlde ayakta vefat edip, uzun bir müddet öylece kaldı. Saray inşâsında çalışanlar ise her gün işlerine muntazaman devâm ediyor, halk da oraya gelip gidiyordu. Süleyman aleyhisselamı uzakta, ayakta durur vaziyette görüyorlardı. Fakat vermiş olduğu emir üzerine hiç kimse yanına yaklaşmıyordu. Nihâyet asâsının yere temas eden kısmını güve kurdu yiyip asâ kırılınca, cesedi yere yıkıldı. O zaman bu hâlini görenler vefat ettiğini anladılar. Bu husus Kur’ân-ı kerîmde Sebe’ sûresi 14. âyette bildirilmektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Süleyman aleyhisselam her yere hükmettiğinden, zamânında herkes îmân etmiş, yeryüzünde pek az îmânsız kimse kalmıştı.Vefâtından sonra, İsrailoğullarının arasındaki birlik bozuldu, iki ayrı devlete bölünüp doğru yoldan ayrıldılar. Sonra da onlara doğru yolu göstermek üzere, İlyas ve Elyesa aleyhimesselâm peygamber olarak gönderildiler. Kur’ân-ı kerîmde Bakara 102; Nisâ 163; En’am 84; Enbiyâ 81, 82; Sebe’ 12, 21; Neml 15’ten 44’e kadar; Sad 30’dan 40’a kadar olan âyetler Süleyman aleyhisselam hakkındadır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Süleyman aleyhisselam, Mescid-i Aksa’ya Musa aleyhisselamdan beri nesilden nesile geçerek gelen, Tevrat’ın içinde bulunduğu Ahid Sandığını(Tâbût-i Sekîneyi) koydu. Çünkü Musa aleyhisselam, ümmetinin âlimlerinden, Tevrat’ın Ahid Sandığına konularak muhâfaza edilmesini istemişti. Bu durum Mescid-i Aksa’nın Buhtunnasar tarafından yıkılmasına kadar devâm etti. Buhtunnasar, Kudüs’ü alınca, şehri yakıp yıktı. Mescid-i Aksa’da bulunan altın, gümüş ve diğer mücevherleri alıp Bâbil’e götürdü. Buhtunnasar’ın Kudüs’ü yağmalaması esnâsında, hakîkî Tevrat ve Zebur yakılıp yok edildi. Muhtelif kimselerin hatırlarında kalan âyetlerini yazmaları netîcesinde, Tevrat isminde birbirlerini tutmayan çeşitli risâleler ortaya çıktı. Mîlâddan yaklaşık dört yüz sene evvel yaşamış olan Azra bunları topladı ve şimdiki Ahd-i Atîk’teki Tevrat’ı yazdı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Süleyman aleyhisselamın dokuz çeşit mucizesi vardı. Bunlar:<br />
1. Sebe’ sûresi on ikinci âyetinde bildirildiği üzere, rüzgârlar emri altındaydı.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Süleyman aleyhisselam denizi geçmek istediği zaman, suyu çekilerek yol açılır, geçtikten sonra yine kapanırdı.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. Âyet-i kerîmede bildirildiği üzere, bütün cinniler emrindeydi. Ne zaman istese, kendisine, büyük büyük köşkler, sûretler, çanaklar, sâbit çömlekler, tencereler yaparlardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>4. Süleyman aleyhisselamın bir mührü vardı. Üzerinde ism-i âzam duası yazılıydı. O dua ile her isteği kolay olurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>5. Karıncalara varıncaya kadar her hayvanın sesini işitir, dillerini anlardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>6. Nereye gitmek istese, rüzgâr emrinde olduğundan, kürsüsünü kaldırır, kürsüsünü berâberinde götürürdü.</em></strong></p>
<p><strong><em>7. Cinniler vâsıtasıyla denizlerdeki incileri, cevherleri yerde bulunan defîneleri bilirdi. Kendine Allahü teâlâ tarafından bildirilmeyen bir şey yoktu.</em></strong></p>
<p><strong><em>8. Neml Vâdisinde, maiyetiyle berâber bir dağ üzerine konup, kaldığı esnâda o dağın yeşillik, çimenlik olması için, mübârek ellerine bir miktar su alıp, avucuyla o dağa serpti. Derhâl dağın üzeri çayırlık çimenlik oluverdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>9. Süleyman aleyhisselam bir yere gittiği vakit, berâberinde duvarlar da giderdi.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-suleyman-aleyhisselam.html">HZ Süleyman Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-suleyman-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Davud Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-davud-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-davud-aleyhisselam.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 16:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Davud]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2029</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Hem peygamber, hem sultân yâni hükümdârdı. Soy bakımından Yakub aleyhisselamın Yehûda adlı oğluna dayanır. Süleyman aleyhisselamın babasıdır. Kudüs’te doğdu. Orada yaşadı ve orada vefat etti. Kendisine İbrânî dilinde Zebur kitâbı verildi. Sesi çok güzel ve tesirliydi. İsmi Kur’ân-ı kerîmde on altı yerde geçmektedir. Allahü teâlâ, Musa aleyhisselamdan sonra, İsrailoğullarına birçok peygamberler gönderdi. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-davud-aleyhisselam.html">HZ Davud Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-2030" title="HZ Davud Aleyhisselam" alt="" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Davud-Aleyhisselam.jpg" width="463" height="230" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Hem peygamber, hem sultân yâni hükümdârdı. Soy bakımından Yakub aleyhisselamın Yehûda adlı oğluna dayanır. Süleyman aleyhisselamın babasıdır. Kudüs’te doğdu. Orada yaşadı ve orada vefat etti. Kendisine İbrânî dilinde Zebur kitâbı verildi. Sesi çok güzel ve tesirliydi. İsmi Kur’ân-ı kerîmde on altı yerde geçmektedir.</em></strong></h3>
<p><strong><em>Allahü teâlâ, Musa aleyhisselamdan sonra, İsrailoğullarına birçok peygamberler gönderdi. Bu peygamberler insanları Tevrat’ın hükümleriyle amel etmeye dâvet ettiler. Fakat zaman geçtikçe azgınlaşan İsrailoğulları, Tevrat’ın hükümlerini değiştirdiler, peygamberlerini dinlemediler, ahlâkları tamâmen bozuldu. Allahü teâlâ Amâlika kavmi hükümdârı Câlût’u karşılarına belâ gönderdi. Câlût, İsrailoğullarını vatanlarından sürüp çıkardı. Daha sonra, Talut isimli bir hükümdâr gelerek memleket işlerini ve orduyu düzene koydu. Câlût’un üzerine yürüdü. Talut’un ordusunda bulunan Davud aleyhisselam, Câlût’u öldürdü. Talut’un ölümünden sonra, Davud aleyhisselam İsrailoğullarının hükümdârı oldu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Bir müddet sonra Allahü teâlâ kendisine peygamberlik vazîfesi veZebur adlı kitabı verdi. İnsanları Allahü teâlânın dînine dâvet etti ve adâletle hükmetti. Filistin, Sûriye ve Arap Yarımadasının birkısmını fethederek memleketi genişletti. Kudüs’ü başkent yaptı. Ayrıca Amman, Haleb, Nusaybin ve Ermenistan’ı da fethetti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mescid-i Aksa adıyla Kur’ân-ı kerîmde bildirilen büyük bir mescidin inşâsını başlattı. Mescidin yapılıp bitirilmesi işini oğlu Süleyman aleyhisselama vasiyet ederek, yüz yaşında vefat etti. Kabrinin Kudüs sûru dışında olduğu rivâyet edilir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Davud aleyhisselamın çok güzel ve tesirli sesi vardı. Kendisine İbrânî dilinde Zebur kitabı geldi. Bu kitap, manzum şeklinde olup, eski manzum kitapların en meşhurudur. Zebur, meşhur dört ilâhî kitaptan biri olup, Tevrat’tan sonra gönderilmiştir. Vaaz ve nasîhat şeklinde olup, Tevrat’ı kuvvetlendirdi. Onu açıklayıp onunla amel etmeye çağırdığından,Tevrat’ın hükümlerini yürürlükten kaldırmadı. Davud aleyhisselam, hazret-i Musa’nın getirdiği dîni kuvvetlendirdiğinden resûl olmayıp, Benî İsrail’e gönderilen nebîlerden biridir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Davud aleyhisselam çok ağlar, çok ibâdet ederdi. Gündüzü oruçla, geceyi namaz kılarak ibâdetle geçirirdi. Gecenin ancak üçte bir kısmında uyurdu. Bir gün oruç tutar, öbür gün tutmazdı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ mucize olarak dağları, taşları, kuşları onun emrine vermişti. Yanık sesiyle Zebur’u okumaya başlayınca, kuşlar havadan ağaçlara iner, hep birlikte, okunan Zebur’u tekrar ederlerdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ Davud aleyhisselama demiri ateşe sokmadan ve dövmeden istediği şekli verebilme mucizesi vermişti. Demirden zırh yapar, elinin emeğiyle geçinir, devlet hazînesinden bir şey almazdı. Yırtıcı hayvanlar, hazret-i Davud’un huzûruna gelip, ona tam bir bağlılıkla hizmet ederlerdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîmde Bakara, Nisâ, Mâide, En’âm, İsrâ, Enbiyâ ve Sâd sûrelerinin birçok âyet-i kerîmelerinde Davud aleyhisselamdan bahsedilmektedir.</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-davud-aleyhisselam.html">HZ Davud Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-davud-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Yunus Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-yunus-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-yunus-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 15:28:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2024</guid>

					<description><![CDATA[<p>Musul yakınlarındaki Nineve (Ninova) ahâlisine gönderilen peygamber. Babası Metâ adında bir zât olup sâlih kimselerdendi. Yunus aleyhisselam kendisini balık yuttuğu için Zinnûn ve Sâhib-i Hût adlarıyla da anılmıştır. Yunus aleyhisselam, Asûr Devletinin başşehri ve önemli bir ticâret merkezi olan Nineve şehrinde doğdu. Babası Metâ ve annesi, Allahü teâlâya dua edip, kendilerine bir erkek evlâd ihsân &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-yunus-aleyhisselam.html">HZ Yunus Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2025" title="HZ Yunus Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Yunus-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></em></strong></p>
<table width="560" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div align="left">
<h3 style="text-align: center;"><em><strong>Musul yakınlarındaki Nineve (Ninova) ahâlisine gönderilen peygamber. Babası Metâ adında bir zât olup sâlih kimselerdendi. Yunus aleyhisselam kendisini balık yuttuğu için Zinnûn ve Sâhib-i Hût adlarıyla da anılmıştır.</strong></em></h3>
<p><em><strong>Yunus aleyhisselam, Asûr Devletinin başşehri ve önemli bir ticâret merkezi olan Nineve şehrinde doğdu. Babası Metâ ve annesi, Allahü teâlâya dua edip, kendilerine bir erkek evlâd ihsân etmesini dilediler. Cenâb-ı Hak onlara Yunus’u ihsân etti. Ancak Yunus aleyhisselam ana rahmindeyken babası vefat etti. Annesi onun doğum ve çocukluğu sırasında birçok hârikulâde, olağanüstü haller gördü. Yunus aleyhisselam Nineve’de büyüdü. Kavmi içinde emin, yalan söylemeyen, yardım seven bir kişi olarak meşhur oldu. </strong></em></p>
<p><em><strong>Otuz yaşına gelince Nineve ahâlisine peygamber olarak gönderildi. Putlara tapan Nineve halkını senelerce Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeye dâvet etti. Kavmi ona îmân etmedikleri gibi birçok ezâ ve cefâda bulundular. Onunla alay ettiler. Fakat Yunus aleyhisselam yılmadan ve ümitsizliğe kapılmadan onları hak dîne dâvet etti. Allahü teâlânın azâbıyla korkuttu. Fakat Nineve halkı, “Tek bir kişinin hatırı için azap inip herkesi yok edecekse müsâde et bu azap gelsin.” deyip alay ettiler.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yunus aleyhisselam kavminin küfürde isrâr etmesine üzülüp onların arasından ayrıldı. Allahü teâlâ ona vahyedip; “Kullarımın arasından ayrılmakta acele ettin. Geri dön, kırk gün daha onları îmâna çağır.” buyurdu. Yunus aleyhisselam bu ilâhi emir üzerine kavmine döndü ve onları hak dîne dâvete devam etti. Otuz yedi gün aralarında kaldı. Kavmi yine inanmadı. Bunun üzerine Yunus aleyhisselam “O halde üç güne kadar başınıza gelecek azâbı bekleyin. Bunun alâmeti önce benizleriniz sararacaktır.” buyurdu ve ilâhî bir emir gelmeden üzüntüyle aralarından ayrıldı.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yunus aleyhisselamın haber verdiği gün gelince Ninevelilerin benizleri sarardı. Gökyüzü karardı. Şehri simsiyah bir duman kapladı. Herkesi korku ve telâş sardı. Feryad ve figâna başladılar. “Yunus aleyhisselam aramızda ise korkmayın, eğer gitmişse azâb bizi helâk edecektir.” diye söyleştiler. O zaman Allahü teâlâ kalplerine pişmanlık hissini verdi. Onlar tövbe etmek arzusu ile yaşlı sâlih bir zâta geldiler ve ne yapmaları gerektiğini sordular. O zât da henüz azâbın gelmesine iki gün olduğunu ve tövbe etmelerini ve azâbı kaldırması için dua etmelerini tavsiye etti.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bunun üzerine Nineve halkı şehrin yakınındaki bir yüksek tepeye çıkıp Allahü teâlâya ve O’nun peygamberi Yunus aleyhisselama îmân ettiler. Allahü teâlâya dua edip azâbı kaldırmasını niyaz ettiler. O zamana kadar yaptıkları her türlü kötülük ve haksızlığa da tövbe ettiler. Hattâ öyle oldu ki, evlerindeki başkasına âit olan taşları söküp sâhiplerine iâde ettiler. Bunun üzerine Allahü teâlâ tövbelerini kabul edip, azâbı üzerlerinden kaldırdı. Duânın yapıldığı gün Cumâ olup, Aşûre günüydü. Sonra sevinç içinde şehre dönen Nineve halkı şehirde Yunus aleyhisselamı aramaya başladılar.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yunus aleyhisselam da ayrılışından bir müddet sonra kavminin hallerini öğrenmek için Nineve’ye yakın bir yere geldiğinde azâbın rahmete tebdil olduğunu gördü. Fakat şehre girmedi. “Eğer şehre girersem beni yalancılıkla ithâm ederler.” diyerek sahra (çöl) tarafına yöneldi ve oradan uzaklaştı ve Dicle Nehri kenarına vardı. Fakat buraya Allahü teâlâdan emir almadan gelmişti. Dicle Nehri kenarındayken yolcularla dolu olan bir gemiye bindi. Gemi hareket edip kıyıdan uzaklaştı. Gemi bir müddet seyrettikten sonra durdu ve kımıldamaz oldu. Gemidekiler şaşırıp kaldılar. Ne kadar çalıştılarsa da gemiyi bir türlü yürütemediler. Sonra da; “Aramızda bulunan bir suçlu yüzünden gemi yürümüyor.” diye aralarında söylendiler. Geminin batacağından endişe edip paniğe kapıldılar. Durumu uğursuzluk kabul edip: “Burada efendisinden kaçan bir kul vardır. Kur’a atalım o meydana çıkar!” diye söyleştiler.</strong></em></p>
<p><em><strong>O zamâna kadar âdetleri kur’a kime isâbet ederse onu cezâ olarak denize atmaktı. Âdetleri gereği kur’a çektiler. Kur’a Yunus aleyhisselama çıktı. O zaman Yunus aleyhisselam bunun kendisi hakkında ilâhi bir imtihan olduğunu kabul edip tevekkülle; “O âsi kul benim!” dedi. Gemidekiler Yunus aleyhisselama bakıp sâlih bir kimse olduğunu anlayıp; “Bu zât köleye benzemiyor!” diyerek yeniden kur’a çektiler. Kur’a yine hazret-i Yunus’a isâbet etti. Üçüncü defâ çekilen kur’a da Yunus aleyhisselama isâbet etti. Bâzıları; “Şüphesiz bu kişinin suçu olmalı!” dediler.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yunus aleyhisselam yolcuları Allahü teâlâya îmân etmeye dâvet etti. Fakat gemidekiler Yunus aleyhisselamı denize attılar. O an gece vaktiydi. Yunus aleyhisselamı bir balık yuttu. O zaman cenâb-ı Hâk balığa emredip onu yaralamamasını, kemiklerini kırmamasını bildirdi. Balık bu hal üzere hazret-i Yunus’u alıp denizin derinliklerinde kayboldu. Yunus aleyhisselam balığın karnında sağ, aklı başında ve şuûru yerindeydi. Balığın karanlık vücûdunda çok üzgün bir halde: “Yâ Rabbî! Emir ve hüküm senindir. Fakat Nineve’ye dönmeye ve kavmimi îmânlı bir şekilde görmeye ümîdim sonsuzdur. Bütün bunlara rağmen senin takdirin ne ise ona râzıyım.” dedi.</strong></em></p>
<p><em><strong>O sırada bâzı sesler işitti. “Bu nedir acabâ?” diye söylendi. Allahü teâlâ ona balık karnında olduğunu vahyederek: “Ey Yunus! Bu sesler beni denizde zikreden canlıların sesleridir!” buyurdu.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yunus aleyhisselam balığın karnında dahi her zaman zikre devam ediyordu. Melekler onun sesini işitip Allahü teâlâya arz ettiler. Allahü teâlâ; “Bu kulum Yunus’un sesidir. Bir hâli sebebiyle onu denizde bir balığın karnında hapsettim.” buyurdu. Yunus aleyhisselam, “<a href="http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3924#ente">Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke inni küntü minezzâlimîn</a> (Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Gerçekten ben haksızlık edenlerden oldum.” (Enbiya sûresi 87)” duasına devam etti. Bu duası ve tesbihi onun kurtuluşuna sebep oldu. Balığın karnında üç, yedi veya kırk gün kaldıktan sonra kurtuluşa erdi. Yunus aleyhisselam balığın karnından Muharrem ayının onuncu (Aşûre) günü çıktı.</strong></em></p>
<p><em><strong>Balık onu çıkarıp sâhile bıraktığında; Yunus aleyhisselam zayıflamış, bitkin, hasta bir durumda ve himâyeye muhtâçtı. Cenâb-ı Hak ihsânıyla orada hazret-i Yunus’u güneşin yakıcı sıcağından gölgelendirerek geniş yapraklı, çabuk büyüyüp yükselen bir ağaç veya bitki bitirdi. Bu ağaç sinek ve haşerâtın zararını da önlemekteydi. Cenâb-ı Hak bir rivâyette o bitkiden hazret-i Yunus’a süt damlattı. Diğer bir rivâyette dağ keçisini emrine verdi. İyice kuvvetleninceye kadar o dağ keçisi sabah akşam gelip hazret-i Yunus’u emzirdi. Yunus aleyhisselam kendine gelince Allahü teâlâya şükredip ibâdete başladı. Birgün kendisine gölge veren ağacın kuruduğunu görüp üzüldü. Allahü teâlâ ona vahy edip kavmine dönmesini emir buyurdu ve kavminin tövbelerini kabûl ettiğini bildirmesini emretti.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yunus aleyhisselam kavmine gitmek üzere yola çıkıp, Nineve şehri yakınlarına gelince gördüğü bir çobana kavminin durumunu sordu. Çoban da; “Peygamberleri olan Yunus aleyhisselam onlara darılıp gittiğinden kendi başlarına kaldı. Cenâb-ı Hak onlara azâb gönderdi. Azâb bulutları başları üzerinde üç gün üç gece durdu. Fakat onlar bin bir pişmanlıkla ağlaştılar. Yunus aleyhisselamı aramalarına rağmen bir yerde bulamadılar. Neticede Allahü teâlâ onları bağışladı. Üzerlerinden azâbı kaldırdı. Şimdi yolları gözetip kendilerine emir ve yasakları öğretecek Yunus aleyhisselamın gelmesini bekliyorlar.” dedi. Yunus aleyhisselam kendisinin bekledikleri kimse olduğunu ve gidip onlara haber vermesini istedi. Çoban Nineve’ye gidip Yunus aleyhisselamın geldiğini haber verdi.</strong></em></p>
<p><em><strong>İlk anda Yunus aleyhisselamın geldiğine inanmayan Nineve halkı ağacın ve koyunun dile gelip, konuşması netîcesinde inandılar. Yunus aleyhisselamın bulunduğu tarafa gittiler. Yunus aleyhisselamı namaz kılarken buldular. Namazdan sonra onu hasretle kucaklayıp özür dilediler. Berâberce şehre döndüler. Bundan sonra Yunus aleyhisselam onlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlattı. Kavmi mesut ve iyilik üzere oldular. Yunus aleyhisselam seksen üç yaşında ibâdet hâlindeyken Nineve’de vefat etti. Vefât ettiği yer hakkında başka rivâyetler de vardır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yunus aleyhisselamın mucizeleri:<br />
1. Yunus aleyhisselam, Kur’ân-ı kerîmde bildirildiği üzere balığın karnında üç, yedi veya kırk gün yaşamıştır.</strong></em></p>
<p><em><strong>2. Yunus aleyhisselamın duası bereketiyle bulutlardan ateş çıkardı. Bir gün Nineve ahâlisi kendisinden bulutlardan ateş çıkarılmasını istediklerinde dua etti ve bulutlardan ateş düşüp memleketin bir bölgesindeki ağaçları yaktı.</strong></em></p>
<p><em><strong>3. Yunus aleyhisselamın duası bereketiyle dağdan su çıkmıştır.</strong></em></p>
<p><em><strong>4. Yunus aleyhisselamın peygamberliğine bir keler şehâdet etmişti. Nineveliler Yunus aleyhisselamdan mucize isteyince, Allahü teâlânın emriyle dağa işâret etti. Dağdan çıkan bir keler dile gelerek; “Ey insanlar! Biliniz ki, Yunus hak peygamberdir. Sizi Cennet’e, Rabbinizin mağfiretine dâvet ediyor.” dedi.</strong></em></p>
<p><em><strong>5. Yunus aleyhisselam Nineve hâkimini îmâna dâvet etti. O zaman Hâkim; “Kapımda bulunan şu demir halka altın olursa îmân ederim.” dedi. Yunus aleyhisselam Allahü teâlânın emriyle elini kapının halkasına koydu. Demir halka altın hâline geldi.</strong></em></p>
<p><em><strong>6. Yunus aleyhisselam odun olmadığı halde su üstünde ateş yakmıştır.</strong></em></p>
<p><em><strong>7. Yunus aleyhisselam, Davud aleyhisselam gibi güzel sesli olduğundan, tatlı sesi vahşî ve yırtıcı hayvanlara da tesir eder, onu dinlemek için etrâfında toplanırlardı.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yunus aleyhisselamın hayâtı ve başına gelen hâdiseler hakkında Kur’an-ı kerîmin Sâffat, Nisâ, Yunus, Enbiyâ, Kalem, sûrelerinde haber verilmektedir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem de hadîs-i şerîfte buyurdu ki:</strong></em><br />
<em><strong> “Balığın karnındayken Yunus’un (aleyhisselam) yaptığı dua; “<a href="http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3924#ente">Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn</a>” idi. Müslüman bir kişi bu duayı her ne şey için okursa, Allahü teâlâ elbette onu kabul eder. Hiçbir kula, Yunus bin Metâ’dan(aleyhisselam) daha hayırlıyım, demek yakışmaz.”</strong></em></p>
</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<h3><em><strong> </strong></em></h3>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-yunus-aleyhisselam.html">HZ Yunus Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-yunus-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ İşmoil Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-ismoil-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-ismoil-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 15:23:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[İşmoil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2021</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Harun aleyhisselamın neslinden olup, Musa aleyhisselamın dînini tebliğ etmiştir.  İşmoil aleyhisselam peygamber olarak gönderilmeden önce, Mısır ve Kudüs arasındaki Bahr-i Rûm (Rum denizi) sâhillerinde yaşayan Amâlikalılar, İsrailoğullarına musallat olmuşlardı. Amâlikalılar, İsrailoğullarına saldırıp pekçok kimseyi öldürdüler, on binlercesini de esir ettiler. Musa aleyhisselamdan beri içerisinde Tevrat’ın bulunduğu ve İsrailoğulları için birlik ve berâberliğin &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ismoil-aleyhisselam.html">HZ İşmoil Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2022" title="HZ İşmoil Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-İşmoil-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Harun aleyhisselamın neslinden olup, Musa aleyhisselamın dînini tebliğ etmiştir. </em></strong></p>
<p><strong><em>İşmoil aleyhisselam peygamber olarak gönderilmeden önce, Mısır ve Kudüs arasındaki Bahr-i Rûm (Rum denizi) sâhillerinde yaşayan Amâlikalılar, İsrailoğullarına musallat olmuşlardı. Amâlikalılar, İsrailoğullarına saldırıp pekçok kimseyi öldürdüler, on binlercesini de esir ettiler. Musa aleyhisselamdan beri içerisinde Tevrat’ın bulunduğu ve İsrailoğulları için birlik ve berâberliğin sembolü olan Tâbût’u da aldılar. Bilhassa Tâbût’un gitmesine çok üzülen İsrailoğulları dağılıp, perişan bir hâle düştüler. Kendilerini bu durumdan kurtaracak bir peygamber göndermesi için dua ettiler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ İşmoil aleyhisselamı peygamber gönderdi. İsrailoğullarına Tevrat’ın emir ve yasaklarını tebliğ etti. İsrailoğulları önce İşmoil aleyhisselamı yalanladılar, sonra itâat ettiler. İsmoil aleyhisselam, İsrailoğullarına Allahü teâlâ tarafından Talut’un hükümdâr tâyin edildiğini bildirdi. İsrailoğulları Talut’un hükümdarlığını kabul etmedi. Nihâyet çeşitli itirâzlardan sonra Talut’un hükümdârlığını kabul ettiler. İçerisinde Tevrat’ın bulunduğu Tâbût’u Amâlikalılardan alıp, İsrailoğullarına getiren Talut, İsrailoğullarından büyük bir ordu kurdu. Amâlikalılara karşı harbe hazırladı. </em></strong></p>
<p><strong><em>İşmoil aleyhisselam Amâlikalılara karşı harbe giderken bir nehirden su içip içmemekle imtihân edileceklerini bildirdi. Bahsedilen nehre gelince, Talut’un emrini dinlemeyip nehirden su içen İsrailoğullarından bazıları imtihanı kaybedip perişan ve sefîl hâlde geri döndü. Aralarında Davud adlı bir gencin de bulunduğu Talut’a itâat eden az sayıda kimse nehri geçip Amâlika kavmine gâlip geldi. Amâlika kavmi hükümdârı Câlût’u, Davud adlı genç öldürdü. Nihâyet İsrailoğulları düşmanlarına gâlib gelip kuvvetlendiler.</em></strong></p>
<p><strong><em>İşmoil aleyhisselam İsrailoğullarına on bir sene peygamberlik yaptı. Peygamberliğinin 11. senesinden sonra Talut’u İsrailoğullarına hükümdâr tâyin edip elli iki yaşında vefat etti</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ismoil-aleyhisselam.html">HZ İşmoil Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-ismoil-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Zülkifl Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-zulkifl-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-zulkifl-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 15:21:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Zülkifl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2018</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Peygamberliği kesin olarak belli olmayıp, âlimlerin ekserisi peygamber olduğunu söylemişlerdir. Asıl ismi Bişr olup, lakâbı Zülkifl’dir. Elyesa aleyhisselamdan sonra, kızmadan sabır göstererek dînin emirlerini ve yasaklarını İsrailoğullarına bildirmeyi üzerine aldığı, kefil olduğu için kefâlet sâhibi mânâsında Zülkifl denilmiştir. Elyesa aleyhisselamın amcasının oğludur. İsrailoğullarına Musa aleyhisselamın dîninin emir ve yasaklarını tebliğ etmiştir. Allahü &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-zulkifl-aleyhisselam.html">HZ Zülkifl Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2019" title="HZ Zülkifl Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Zülkifl-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Peygamberliği kesin olarak belli olmayıp, âlimlerin ekserisi peygamber olduğunu söylemişlerdir. Asıl ismi Bişr olup, lakâbı Zülkifl’dir. Elyesa aleyhisselamdan sonra, kızmadan sabır göstererek dînin emirlerini ve yasaklarını İsrailoğullarına bildirmeyi üzerine aldığı, kefil olduğu için kefâlet sâhibi mânâsında Zülkifl denilmiştir. Elyesa aleyhisselamın amcasının oğludur. İsrailoğullarına Musa aleyhisselamın dîninin emir ve yasaklarını tebliğ etmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlânın İsrailoğullarına gönderdiği peygamberlerden Elyesa aleyhisselamın eceli gelip vefatı yaklaşınca Allahü teâlâ rûhunu kabz edeceğini vahiyle bildirdi ve “Mülkünü, İsrailoğullarından gece sabaha kadar ibâdet eden, namaz kılan, gündüzleri oruç tutan ve insanlar arasında kızmadan hükm edecek birine ver.” buyurdu. Bu peygamber kendisine verilen emri İsrailoğullarına bildirdi. Aralarından bir genç kalkıp: “Bu işe ben kefil olurum, üzerime alırım.” dedi. Peygamber o gence; “Bu kavmin içinde senden daha büyükleri var, sen otur.” dedi. Sonra ikinci defâ aynı teklifi yaptı o genç yine “Kefil olurum.” dedi. Üçüncü defâ aynı teklif tekrarlanınca cevap veren yine o genç oldu. Bunun üzerine Elyesa aleyhisselam, onu yerine halîfe bıraktı. Bu genç Bişr idi. Bu sebeple o gence Zülkifl lakabı verildi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu genç aldığı vazîfeyi eksiksiz olarak yerine getirmek için çalışırken İblis (Şeytan) onu kıskandı ve bu vazîfeyi yaptırmamak için çeşitli hîlelere başvurdu. Fakat bu genç İblisin hîlelerine aldanmadan aldığı vazîfeyi eksiksiz yerine getirdi. Bu hâlinden dolayı Allahü teâlâya şükr etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ Zülkifl aleyhisselama peygamberlik vazîfesi verdi.Zülkifl aleyhisselam Musa aleyhisselamın dîninin emir ve yasaklarını insanlara bildirdi. Tevrat’ı okuyup hükümlerini yerine getirdi. Tebliğ vazîfesini hakkıyla yerine getirdikten sonra Şam beldelerinden birinde vefat etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîmin Enbiyâ sûresi 85-86. âyet-i kerîmelerinde, Sâd sûresi 48. âyetinde Zülkifl aleyhisselamla ilgili haberler verilmektedir.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-zulkifl-aleyhisselam.html">HZ Zülkifl Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-zulkifl-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Elyesa Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-elyesa-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-elyesa-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 15:18:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Elyesa]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2015</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. İlyas aleyhisselamdan sonra gönderilmiştir. Her ikisi de Musa aleyhisselamın dînini yaymakla vazifelendirilmiş nebî idiler.  İlyas aleyhisselam, İsrailoğullarını Allahü teâlâya îmâna ve ibâdete çağırdı. Onu dinlemediler, hattâ memleketlerinden kovdular. Ba’l adındaki puta tapmaya ısrarla devâm ettiler. Bu isyânları ve azgınlıkları sebebiyle, Allahü teâlâ onlar üzerine belâ ve musîbet gönderdi. Çeşitli sıkıntılarla cezâlandırıldılar. Memleketlerinden &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-elyesa-aleyhisselam.html">HZ Elyesa Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2016" title="HZ Elyesa Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Elyesa-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. İlyas aleyhisselamdan sonra gönderilmiştir. Her ikisi de Musa aleyhisselamın dînini yaymakla vazifelendirilmiş nebî idiler. </em></strong></p>
<p><strong><em>İlyas aleyhisselam, İsrailoğullarını Allahü teâlâya îmâna ve ibâdete çağırdı. Onu dinlemediler, hattâ memleketlerinden kovdular. Ba’l adındaki puta tapmaya ısrarla devâm ettiler. Bu isyânları ve azgınlıkları sebebiyle, Allahü teâlâ onlar üzerine belâ ve musîbet gönderdi. Çeşitli sıkıntılarla cezâlandırıldılar. Memleketlerinden bereket kaldırıldı. Yağmur yağmaz oldu, kıtlık başgösterdi ve mahsûl alamadılar. Yiyecek bulamaz oldular. Açlıktan leş yemeye başladılar. Sonunda İlyas aleyhisselamı bulup, nasîhatini dinlediler. îmân ettikleri için, üzerlerinden belâlar ve musîbetler kaldırıldı. Bir müddet sonra, tekrar dinden dönüp puta tapmaya ve çeşitli günahları işlemeye başladılar. Küfürde ısrâr edip, îmân etmeye bir türlü yanaşmadılar. </em></strong></p>
<p><strong><em>İlyas aleyhisselam, Allahü teâlânın izniyle Ba’lbek’te yaşayan bu kabîle arasından ayrılıp gitti. Başka beldelerde yaşayanları, Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeye dâvet etti. Bu dâvetleri sırasında uğradığı bir belde halkı tarafından çok sevilip, orada kalması istendi. Bunun üzerine bir müddet kaldı. Bu sırada ihtiyâr bir kadının evinde misâfir olmuştu. Bu kadın Elyesa aleyhisselamın annesiydi. Elyesa aleyhisselam, o sırada genç olup hastaydı. Annesi, İlyas aleyhisselamdan, oğlunun sıhhate kavuşması için dua istedi. İlyas aleyhisselam da dua etti. Elyesa aleyhisselam hastalıktan kurtulup sıhhate kavuştu. Bundan sonra İlyas aleyhisselamın yanından hiç ayrılmadı. Ondan Tevrat-ı şerîfi öğrendi. İlyas aleyhisselamdan sonra Elyesa aleyhisselam, Allahü teâlâ tarafından peygamber olarak görevlendirildi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Elyesa aleyhisselam, İsrailoğullarının ıslâhı için uğraştı, tebliğ vazifesi yaptı. Azgınlık ve taşkınlıklarını günden güne arttıran bu kavim, Allahü teâlânın kendilerine gönderdiği kitâbın gösterdiği yoldan ayrıldı. Kabîleler, devletin başına geçmek yarışına girdi. Aralarındaki ayrılık ve başka memleket meseleleri yüzünden birbirlerine düştüler. İsrailoğulları arasındaki fitnenin kavga ve çekişmelerin sonu gelmez oldu. Nihâyet Allahü teâlâ üzerlerine Asûr devletini musallat kıldı. Esir olup zelîl ve perîşân bir hayat sürmeye başladılar. Bu hâdiselerin vukû bulduğu sıralarda, Yunus aleyhisselam, Asûrluların başşehri olan Ninova’da dünyâya gelmişti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Elyesa aleyhisselamdan Kur’ân-ı kerîmde bahsedilmiş olup meâlen; “(Yâ Muhammed!) İsmail’i, Elyesaı, Zülkifl’i de hâtırla. (Kavmine anlat.) Bunlar hayırlılardan idiler.” (Enbiyâ sûresi: 85) buyrulmaktadır. </em></strong></p>
<p><strong><em>Mucizeleri:<br />
Erîha şehri ahâlisinin içme suları acılaşmıştı. Bu durumu Elyesa aleyhisselama bildirip, kendilerine yardımcı olmasını istemişlerdi. Bunun üzerine, Elyesa aleyhisselam acılaşan suyun içine bir parça tuz atıp, “Tatlı ol!” deyince, Allahü teâlânın izniyle su tatlı ve lezzetli olmuştur.</em></strong></p>
<p><strong><em>Borçlu ve dul bir kadın, Elyesa aleyhisselama gelip, fakirliğinden şikâyetçi olmuştu. “Evinde neyin var?” deyince, kadın; “Bir kaşık kadar yağım var.” dedi. Elyesa aleyhisselam, kadına; “Git, o yağı bir kab içine koy.” buyurdu. Kadın da gidip yağı bir kabın içine koydu. Elyesa aleyhisselamın mucizesiyle o yağ o kadar arttı ki, pekçok kap yağ ile doldu. Fakir kadın bundan borçlarını ödediği gibi, zengin de oldu.</em></strong></p>
<p><strong><em>İsrailoğulları, Elyesa aleyhisselama bâzan uyup, bildirdiği emirleri yerine getirdiler. Bâzan da muhâlefet ettiler. Elyesa aleyhisselam vefatına yakın Zülkifl aleyhisselamı yanına çağırıp, kendinden sonra onu yerine halîfe tâyin etti.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-elyesa-aleyhisselam.html">HZ Elyesa Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-elyesa-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Yuşa Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-yusa-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-yusa-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 15:01:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Yuşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2011</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Musa aleyhisselamdan sonra gönderilmiş olup Musa aleyhisselamın yeğeni veya vekîliydi. İsmi Yuşa olup, Hıristiyanlar Yeşû diyorlar. Yusuf aleyhisselamın neslinden gelen Nûn’un oğludur. Annesi Musa aleyhisselamın kız kardeşidir. Yuşa aleyhisselam Musa aleyhisselama bildirilen dînin esaslarını insanlara tebliğ etti. Mısır’da doğan Yuşa aleyhisselam, Musa aleyhisselamın husûsî talebesi, hâlis hizmet görücüsü ve en yakın dostlarındandı. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-yusa-aleyhisselam.html">HZ Yuşa Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2012" title="HZ Yuşa Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Yuşa-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></p>
<table width="560" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div align="left">
<h3 id="p1" style="text-align: center;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Musa aleyhisselamdan sonra gönderilmiş olup Musa aleyhisselamın yeğeni veya vekîliydi. İsmi Yuşa olup, Hıristiyanlar Yeşû diyorlar. Yusuf aleyhisselamın neslinden gelen Nûn’un oğludur. Annesi Musa aleyhisselamın kız kardeşidir. Yuşa aleyhisselam Musa aleyhisselama bildirilen dînin esaslarını insanlara tebliğ etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mısır’da doğan Yuşa aleyhisselam, Musa aleyhisselamın husûsî talebesi, hâlis hizmet görücüsü ve en yakın dostlarındandı. Musa aleyhisselam Firavun’un zulmü üzerine Allahü teâlânın emriyle kendine inanan ve tâbi olanlarla birlikte Mısır’dan Tîh Sahrasına hicret ederken Yuşa aleyhisselam da onunla berâber bulundu. Musa aleyhisselamın Hızır aleyhisselamla görüşmek üzere çıktığı yolculukta onunla berâber bulundu. Musa aleyhisselam Hızır aleyhisselamla karşılaşınca Yuşa aleyhisselam geriye döndü.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ, Musa aleyhisselamın kavmine Arz-ı Mev’ûdu (Filistin ve Şam bölgesini) ihsân edeceğini bildirdi. Fakat İsrailoğulları o beldelerde zâlim ve zorba bir kavim olan Amâlikalıların bulunduğunu ileri sürerek gitmek istemediler. Allahü teâlâ Musa aleyhisselama vahyedip:</em></strong><br />
<strong><em>“Ey Musa! Ben burayı sizin için memleket ve yerleşme yeri olarak yazdım; takdir ettim. Oraya git ve düşmanlardan kim varsa onlarla harp et. Zîrâ onlara karşı sizin yardımcınız benim. Kavminden her koldan bir temsilci (nakib) seç al. Onlar vefâkar ve itâatkar olsunlar.” buyurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bunun üzerine Musa aleyhisselam her bir koldan iyi haber toplayan, sözünde sâdık ve vefâkar birer temsilci seçti. Bunları Erîha Şehri ve ahâlisi hakkında bilgi toplamak için gönderdi. Aralarında Yuşa bin Nûn’un da bulunduğu haber toplamakla vâzifeli kimseler Erîha’ya gittiler. O belde ahâlisinin iri cüsseli, çok kuvvetli ve kalabalık olduğunu görünce korktular. Geriye dönüp kavimlerine gördüklerini anlatarak onların harbe gitmelerine mâni oldular. Musa aleyhisselamın kavmi, gelen temsilcilerin anlattıklarını dinleyip harp etmekten vaz geçtiler. İçlerine korku düşüp, feryâda başladılar: “Keşke Mısır’da ölseydik. Yâhut burada ölsek de, Allah bizi o zâlimlerin memleketine sokmasa, yoksa hanımlarımız, çocuklarımız ve mallarımız ganîmet olarak kalacak.” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Temsilciler içinde bulunan, Allahü teâlânın kendilerinden “İsmet ve tevfik” ile haber verdiği Yuşa bin Nûn ile Kâlib bin Yuknâ ise kavimlerine gelip, Erîha beldesi ahâlisinin kötü hallerinden bahsetmediler. Diğer kabîlelerden o belde ahâlisi hakkındaki haberleri duyanlara ise korkulacak birşey olmadığını, Allahü teâlânın yardım ve inâyetiyle Erîha’nın fethedileceğini bildirip, Musa aleyhisselama yardımcı olmaya çalıştılar. Onlara dediler ki:</em></strong><br />
<strong><em>“Ey İsrailoğulları! Cebbarların (zâlimlerin) şehrinin kapısından hemen girin (onların vücutlarının büyüklüğünden korkmayın. Biz onları gidip gördük ve öğrendik. Onların bedenleri büyük ve kuvvetli fakat kalpleri zayıftır. Sizinle harp etmeye rûhî metânetleri yoktur). Bir defâ kapıdan girdiniz mi (Allahü teâlânın vâd ettiği yardımın size gelmesiyle) elbette siz gâliblerden olursunuz. Siz gerçekten inanan, Allahü teâlânın vâdini tasdik eden kimseler iseniz,(Allahü teâlânın kudretine, size yardım edeceği hakkındaki vâdine, Musâ aleyhisselamın peygamber olduğuna inanıyor, îmân ediyorsanız, düşmanların boy ve cüsselerine bakarak aldanmayınız. Onlardan korkmayınız. Size ilâhi yardımın geleceği husûsunda ve bütün her hâlinizde) Allahü teâlâya tevekkül ediniz. (O’na îtimâd ediniz. Yalnız O’na güveniniz ve cihâddan geri durmayınzı.)” (Mâide sûresi: 23)</em></strong></p>
<p><strong><em>Fakat İsrailoğulları onların söylediklerine inanmadılar ve Musa aleyhisselamın nasîhatlerine uymadılar. Yuşa bin Nûn ve Kâlib bin Yuknâ aleyhimesselâmı taş ve sopalarla öldürmek istediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>İsrailoğulları Yuşa bin Nûn ve Kâlib bin Yuknâ’yı taşlayıp, Musa aleyhisselama karşı gelerek Allahü teâlâya isyân edince Musa aleyhisselam üzüldü. Allahü teâlâ İsrailoğullarını kırk sene müddetle Arz-ı Mev’ûd denilen bölgeye girmelerini haram kıldığını ve onların Tîh Sahrasından çıkamıyacaklarını bildirdi. “Biz harbe gitmeyiz.” diyerek isyân eden kimseler kırk sene müddetle Tîh Sahrasında şaşkın bir halde dolaştılar. Kırk sene içinde öldüler. Kırk senenin sonuna doğru Harun aleyhisselam ve ondan üç sene sonra da kardeşi Musa aleyhisselam vefat etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselam vefat ederken yerine Yuşa aleyhisselamı halîfe bıraktı. Allahü teâlâ Yuşa aleyhisselamı da İsrailoğullarına peygamber olarak vazîfelendirdi. Bu sırada Musa aleyhisselama karşı çıkıp; “Biz harbe gitmeyiz.” diyen kimseler ölmüş, onların yerlerine oğulları ve torunları çoğalmıştı. Allahü teâlâ Yuşa aleyhisselama İsrailoğullarını toplayıp Tîh Sahrasından çıkarmasını ve Arz-ı Mev’ûd denilen bölgeye gidip cebbârlarla (zâlimlerle) harp etmesini emretti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yuşa aleyhisselam İsrailoğullarını toplayarak Erîha şehrini kuşattı. Kuşatma altı ay sürdü. Nihâyet bir Cumâ günü Akşam üzeri mucizeler göstererek şehri fethetti. Yuşa aleyhisselam ve O’na inananlar Erîha’yı fethettikten sonra İlyâ (Eyliyâ) şehrini de aldılar. Bu şehrin Yuşa aleyhisselam tarafından fethedildiğini duyan çevre şehirlerin hükümdarlarından beşi bir araya gelip İsrailoğullarıyla topluca savaşa girdiler. Sonunda hepsi de yenilerek hezîmete uğradılar.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yuşa aleyhisselam Erîha ve İlyâ şehirlerini ve civârını fethettikten sonra Belka şehri üzerine yürüdü. Belka şehrini de fethedip, Belâk adındaki hükümdârını ve İsm-i A’zâm duasını bildiği halde Yuşa aleyhisselamın ordusuna karşı beddua etmeye teşebbüs eden, fakat ibret için dili göğsü üzerine sarkık kalan Bel’âm bin Bâûrâ’yı öldürdü. Böylece Belka şehri de fethedilmiş oldu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Erîha, İlyâ ve Belka şehirlerinin fethedilmesinden sonra Arz-ı Mev’ûd diye bilinen Filistin ve Şam diyarı da peyderpey İsrailoğullarının eline geçti. Fetihler yedi sene devâm edip Kudüs şehri de Yuşa aleyhisselam ve ona inananlar tarafından fethedildi. Bu bölgedeki diğer şehirleri de fetheden Yuşa aleyhisselam batıda beş şehre gidip orayı da düşmanlardan aldı. Daha sonra Şam diyârına giderek orada yerleşmiş otuz bir hükümdârlığın beldelerini zaptetti. Putperest ve Allahü teâlâya isyân eden hükümdarları öldürtüp memleketlerini İsrailoğulları arasında taksim etti. İsrailoğullarını Arz-ı Mev’ûd’a yerleştiren Yuşa aleyhisselam, onlara Musa aleyhisselama nâzil olan Tevrat’ı okudu ve hükümlerini açıkladı. Onların Allahü teâlâya îmân ve ibâdet üzere kalmalarına çalıştı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yuşa aleyhisselam, Musa aleyhisselamın vefatından sonra yirmi yedi yıl insanlara Allahü teâlânın emirlerini bildirdi. Ömrünün sonuna doğru hastalandı. Yerine Kâlib bin Yuknâ’yı halîfe tâyin etti. Yüz yirmi yedi yaşında vefat etti. Kabrinin Nablûs veya Haleb yakınındaki Mearre şehrinde olduğu rivâyet edilir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yuşa aleyhisselam İstanbul’a hiç gelmedi. Beykoz Tepesinde ziyâret edilmekte olan kabrin Yuşa peygambere âit olduğu söyleniyorsa da târihî bilgilere uygun değildir. Bu bir velî veyâ havârilerden birine âit olabilir. Böyle ise yine kıymetlidir. Kabrin Yuşa peygambere âit olup olmadığını kesin olarak söylemek uygun değildir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yuşa aleyhisselam karayağız, orta boylu, güzel yüzlü, iri gözlü, yassı göğüslü bir görünüşe sâhipti. Yüzünün güzelliği Yusuf aleyhisselama çok benzerdi. Cesûr, kahraman, yiğit, harp taktik ve tekniğinde mahâret sâhibiydi. Musa aleyhisselama gönderilen Tevrat’ın hükümleriyle amel edip, insanlara tebliğ etmekle vazîfelendirilmişti. Tefsir âlimleri Mâide sûresi 23. âyetinde bildirilen Allahü teâlâya îmân edip, O’ndan korkanlardan iki kimseden birisinin ve Kehf sûresi 60-65. âyetlerinde bildirilen Musa aleyhisselamın Hızır aleyhisselamla görüşmek üzere yolculuk ettiği sırada yanında bulunan gencin Yuşa aleyhisselam olduğunu bildirmişlerdir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yuşa aleyhisselamın mucizeleri<br />
1. Yuşa aleyhisselam, Erîha’yı fethetmek üzere İsrailoğullarını topladı. Yolculuk esnâsında Şeria (Ürdün) Nehrinin suları çok olduğu için geçemediler. Nehrin üstünde köprü de yoktu. Yuşa aleyhisselam dua edince Şerîa Nehrinden bir yol açıldı. İsrailoğulları o yoldan geçtikten sonra sular tekrar eskisi gibi akmaya devâm etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Bir şehrin fethi esnâsında kuşatma uzun sürmüştü. Bütün çalışmalara rağmen surlarda gedik açılmamıştı. Yuşa aleyhisselam dua etti. Allahü teâlânın kudretiyle yer sarsılıp kalenin surları yıkıldı. Yuşa aleyhisselam ve ona inananlar şehre girip fethettiler.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. Yuşa aleyhisselam Kudüs şehrini fethetmek için muhâsara etti. Bir Cumâ günü akşam üzeri güneş batarken, güneşin bir müddet daha batmaması için Allahü teâlâya yalvardı: “Ey Allah’ım! Güneşi geri al!” diye dua etti. Allahü teâlânın emri ve takdiri ile batmak üzere olan güneş yükseldi. Bir müddet daha gündüz devâm edip Kudüs fethedildikten sonra battı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ahmed bin Hanbel’in Müsned’inde bildirdiği hadîs-i şerîfte; “Güneş hiçbir kimse için batmaktan alıkonulmaz. Ancak Beyt-i Mukaddesi fethetmek için gittiği gecelerden birinde Yuşa aleyhisselam için batmaktan alıkondu.” buyuruldu.</em></strong></h3>
</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<h3><strong><em> </em></strong></h3>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-yusa-aleyhisselam.html">HZ Yuşa Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-yusa-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Hızır Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-hizir-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-hizir-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 14:56:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hızır]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2007</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbrahim aleyhisselamdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselamın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü&#8217;l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselamın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir. Bâzıları da Hızır aleyhisselamın İsrailoğullarından olduğunu söylemişlerdir.  Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-hizir-aleyhisselam.html">HZ Hızır Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2008" title="HZ Hızır Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Hızır-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>İbrahim aleyhisselamdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselamın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü&#8217;l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselamın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir. Bâzıları da Hızır aleyhisselamın İsrailoğullarından olduğunu söylemişlerdir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. Sahîh-i Buhârî&#8217;de bildirilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz; &#8220;Hızır (aleyhisselam), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.&#8221; buyurdu. Musa aleyhisselamla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefatından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, garîblere yardım etmektedir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hızır aleyhisselam, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Doğdu, büyüdü ve vefat etti. Ancak Allahü teâlâ onun rûhuna insan şeklinde görünmek ve kıyâmete kadar yardım isteyen Müslümanların imdâdına yetişmek, yardım etmek, konuşmak, ilim öğrenmek ve öğretmek özelliklerini verdi. Bâzı âlimler &#8220;nebî&#8221; (peygamber), bâzı âlimler de &#8220;velî&#8221;dir dediler. Hızır aleyhisselamda, yaşayan insanlarda görülen hâller bulunduğu için yaşıyor zannedilmektedir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hızır aleyhisselam, güzel ahlâk sâhibi, cömert ve insanlara karşı çok şefkatliydi. Allahü teâlânın izni ile kerâmet ehli olup, kimyâ ilmini bilirdi. Hak teâlânın bildirmesiyle ledünnî ilme sâhipti. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hızır aleyhisselamın Musa aleyhisselam ile buluşması, görüşmesi ve yolculuk yapması Kur&#8217;ân-ı kerîm&#8217;de Kehf sûresi 60 ve 80. âyetlerinde ve hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Peygamber efendimiz Eshâb-ı kirâm ile Tebük Harbindeyken ikindi namazını kıldıktan sonra iki beyit işittiler. Fakat şiiri söyleyeni göremediler. Resûlullah efendimiz; &#8220;Bu iki beytin söyleyicisi kardeşim Hızır&#8217;dır. Sizi övüyor.&#8221; buyurdu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hızır aleyhisselam birçok zâtın tasavvufta yetişmesine rehberlik etmiş, feyz vermiştir. Hızır aleyhisselamın tasavvufta yetiştirdiği en meşhûr âlim ve velîlerden biri Abdülhâlık Goncdüvânî hazretleridir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hızır aleyhisselam, İlyas aleyhisselamla birlikte Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatında hâne-i saâdetlerine gelip Ehl-i beyt için sabır tavsiyesinde bulundu. Onların geldiklerini ve sabır tavsiye ettiklerini hazret-i Ebû Bekr, Ehl-i beyte bildirdi.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-hizir-aleyhisselam.html">HZ Hızır Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-hizir-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Harun Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-harun-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-harun-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 14:50:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Harun]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2003</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden.Hazret-i Musa’nın ana-baba bir büyük kardeşidir. Babasının ismi, İmrân bin Yasher’dir.Soy itibariyle Yakub aleyhisselamın oğullarından Lâvî’ye dayanır.Mısır’da doğdu. Musa aleyhisselamdan üç sene önce Tûr-i Sinâ’da vefat etti. Harun aleyhisselam,İsrailoğulları üzerine Firavun’un ve kıbtîlerin zulüm ve baskılarının arttığı sırada doğdu. Çocukluğu ve gençliği Mısır’da geçti. Musa aleyhisselama peygamberlik emri bildirildikten sonra, Harun aleyhisselama da &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-harun-aleyhisselam.html">HZ Harun Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2004" title="HZ Harun Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Harun-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden.Hazret-i Musa’nın ana-baba bir büyük kardeşidir. Babasının ismi, İmrân bin Yasher’dir.Soy itibariyle Yakub aleyhisselamın oğullarından Lâvî’ye dayanır.Mısır’da doğdu. Musa aleyhisselamdan üç sene önce Tûr-i Sinâ’da vefat etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Harun aleyhisselam,İsrailoğulları üzerine Firavun’un ve kıbtîlerin zulüm ve baskılarının arttığı sırada doğdu. Çocukluğu ve gençliği Mısır’da geçti. Musa aleyhisselama peygamberlik emri bildirildikten sonra, Harun aleyhisselama da peygamberlik emri bildirildi. Musa aleyhisselamla birlikte Firavun’a gitmeleri, onu ve avânesini Allahü teâlâya îmâna dâvet etmeleri emredildi. Harun aleyhisselam, Musa aleyhisselamla birlikte Firavun’u ve adamlarını hak dîne inanmaya dâvet ettiler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Kendisinin tanrı olduğunu iddiâ eden ve insanların kendisine secde etmelerini isteyen Firavun, Musa ve Harun aleyhimesselâmın dâvetini ve îzâhlarını kabul etmedi.İlk önce alay edip hakâret dolu sözler sarf etti. Musa aleyhisselama inananlara ve İsrailoğullarına korkunç zulümler yaptırdı.İsrailoğulları durumlarını Musa ve Harun aleyhimesselâma bildirip, dua istediler. Allahü teâlâ, Firavun ve kavmine îkâz olarak musîbetler gönderdi. Musa ve Harun aleyhimesselâm, Allahü teâlânın emriyle İsrailoğullarını Mısır’dan çıkarıp, Kızıldeniz’den yürüyerek Sina Yarımadasına geçtiler. Firavun ve ordusu da geçmek için denize yürüyünce, küfür ve azgınlıklarının cezâsı olarak, boğulup helâk oldular. </em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselam, kavmiyle berâber Tih Sahrasındayken Allahü teâlâdan gelen vahiyle Tevrat-ı şerîf’i almak üzere Tûr Dağına gittiği sırada Harun aleyhisselamı yerine vekil bıraktı. Musa aleyhisselam Tûr Dağındayken, İsrailoğulları Harun aleyhisselamı dinlemeyip Sâmirî adında bir münâfığın hîlelerine kapılarak, yaptıkları altın buzağı heykeline taptılar.Harun aleyhisselam kavminin bu câhilce ve azgınca hareketi karşısında onlara nasîhatlerde bulundu.Onları bu inanış ve hareketlerinden uzaklaştırmaya çalıştı.Onun nasîhat ve uyarılarını bir kısmı kabul ettiyse de bir kısmı kabul etmedi.Harun aleyhisselamı tehdid ettiler.Harun aleyhisselam, kendisine tâbi olan 12.000 kişiyle birlikte onların içinden ayrılmak veya onlarla sert bir şekilde mücâdele etmek istedi. Fakat Musa aleyhisselamın, “İsrailoğullarını parçaladın, birbirinden ayırdın!” diyeceğini düşünerek, bu işten vazgeçti. Musa aleyhisselamın Tûr’dan dönmesini bekledi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselam, Tûr Dağından dönüşünde kavminin altın buzağı heykeline taptığını görünce çok üzüldü. Bu hâlin sebebini Harun aleyhisselama sordu. Harun aleyhisselam da İsrailoğullarının kendisini dinlemediklerini ve kendisini ölümle tehdid ettiklerini, Sâmirî adında bir münâfığa uyarak bu yola saptıklarını bildirdi.Musa aleyhisselam Sâmirî’ye beddua etti ve İsrailoğullarının tövbe etmelerini bildirdi.İsrailoğulları, Musa aleyhisselamın dediklerini kabul ettiler ve tövbe ettiler. Bu mücâdeleler sırasında Harun aleyhisselam da Musa aleyhisselamla birlikte gayret etti. </em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama kavmini toplayıp, Arz-ı Mev’ût denilen bölgeye (Filistin ve Şam bölgesi) götürmesini ve puta tapan Amâlika kavmiyle harb etmesini emretti.İsrailoğulları, o beldelerde zâlim ve kuvvetli hükümdârların bulunduğunu ileri sürerek harbe gitmediler. Allahü teâlâ bu isyânları sebebiyle İsrailoğullarına kırk yıl müddetle Arz-ı Mev’ûd’a girmeyi haram kıldı.İsrailoğulları bu kırk sene içinde Tih Sahrâsında şaşkın ve perişan şekilde dolaştılar. Bu sırada Harun aleyhisselam da Musa aleyhisselamla birlikte İsrailoğullarının sıkıntılarına sabretti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Harun aleyhisselam, İsrailoğullarının nankörlükleri üzerine, cenâb-ı Hakk’ın kendilerini Tih Çölünde kalmaya mahkûm ettiği kırk senenin sonlarına doğru, hazret-i Musa’dan birkaç sene veya bir rivâyete göre üç sene evvel vefat etti.Kabrinin nerede olduğu husûsunda çeşitli rivâyetler vardır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Harun aleyhisselamla ilgili olarak Kur’ân-ı kerîm’in Mâide, A’râf, Yunus, Tâha, Furkan, Şuarâ, Kasas, Saffât sûrelerinde bilgi verilmektedir.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-harun-aleyhisselam.html">HZ Harun Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-harun-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ MuSa Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-musa-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-musa-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 14:47:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Musa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=2000</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Peygamberler içinde üstünlükleri olan ve kendilerine “ulü’l-azm” denilen altı peygamberin üçüncüsüdür. Allahü teâlâ ile konuştuğu için, “Kelîmullah” denilmiştir. Benî İsrail’e gelmiştir. Yakub aleyhisselamın soyundandır. Harun aleyhisselamın kardeşidir. Babasının ismi İmrân’dır. Annesinin ismi Nüceyb veya Nâciye veya Yuhâbil’dir. Hazret-i Yusuf’tan sonra, Mısır’da, İsrailoğulları iyice artıp çoğaldı. Bunlar hazret-i Yakub ve hazret-i Yusuf’un bildirdikleri &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-musa-aleyhisselam.html">HZ MuSa Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2001" title="HZ MuSa Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-MuSa-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Peygamberler içinde üstünlükleri olan ve kendilerine “ulü’l-azm” denilen altı peygamberin üçüncüsüdür. Allahü teâlâ ile konuştuğu için, “Kelîmullah” denilmiştir. Benî İsrail’e gelmiştir. Yakub aleyhisselamın soyundandır. Harun aleyhisselamın kardeşidir. Babasının ismi İmrân’dır. Annesinin ismi Nüceyb veya Nâciye veya Yuhâbil’dir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i Yusuf’tan sonra, Mısır’da, İsrailoğulları iyice artıp çoğaldı. Bunlar hazret-i Yakub ve hazret-i Yusuf’un bildirdikleri dîne inanıyorlar ve emirlerini yerine getiriyorlardı. Mısır’ın eski yerlisi Kıbtî kavmiyse yıldızlara ve putlara taparlardı ve İsrailoğullarına hakâret gözüyle bakar, başlarında bulunan firavunlar onları esir gibi ağır işlerde kullanırlardı. Onların çoğalmasından endişe ederlerdi. Benî İsrail, Kıbtî kavminin kötü muâmelelerinden ve firavunların ağır tekliflerinden bezmiş, usanmışlardı. Bu bakımdan dedelerinin eski yurtları olan Ken’ân diyârına gitmek isterlerdi. Fakat firavunlar onların Mısır’dan çıkmasına izin vermeyip, eziyetlerini artırırlardı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Mısır’ın idâresini elinde bulunduran ve firavun denilen krallar, kendilerine mezar olarak dağ gibi piramitler yaptırıyorlar ve bu piramitlerin yapımında binlerce insanı zorla çalıştırıyorlardı. Allahü teâlâyı inkâr edip, ilâhlık dâvâsında bulunuyorlardı. Bu zamanda falcılık, sihirbâzlık meslek hâline getirilmiş ve ülkenin her tarafında kâhinler, sihirbâzlar türemişti. Bu sırada Mısır halkının başında bulunan Firavun bir gece rüyâsında Kudüs tarafından çıkan bir ateşin Mısır’ın yerli halkı Kıbtîleri yaktığını, İsrailoğullarına ise hiç zarar vermediğini gördü. Bu rüyâyı yorumlayan kâhinler, İsrailoğullarından bir erkek çocuk dünyâya gelecek, senin saltanatını yıkacak ve sen helâk olacaksın, dediler. Bunun üzerine Firavun on iki kabîle hâlinde olan ve her bir kabîlenin başında bir idârecisi bulunan İsrailoğullarının birleşmesinden de iyice endişelendi. İsrailoğullarından doğacak erkek çocukların öldürülmeleri için kânun çıkardı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Bu hâdise karşısında İsrailoğullarının sıkıntıları iyice arttı. Firavun’un emrine karşı gelenler topluca öldürülmeye başlandı. Bu sırada doğan Musa aleyhisselamın annesi onun da öldürülmesinden korkmuş ve çok endişelenmişti. Kur’an-ı kerîm’de onun kalbine meâlen şöyle ilhâm edildiği bildirilmektedir: </em></strong><br />
<strong><em>“Musa’nın annesine şöyle ilhâm ettik: Bu çocuğu (Musa’yı)emzir; sonra öldürülmesinden korktuğun zaman onu suya (Nil Nehrine) bırakıver, boğulmasından korkma, ayrılmasından kederlenme. Çünkü biz, muhakkak onu sana geri vereceğiz ve kendisini peygamberlerden yapacağız.” (Kasas sûresi: 7)</em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselamın annesi onu bir sandığın içine koyup Nil Nehrine bıraktı. Nehir üzerinde akıp giderken akıntı onu Firavun’un sarayına doğru sürükledi. Firavun’un hanımı Âsiye, sandığı görerek yakalayıp saraya götürdü. Sandığı açıp içinde nûr topu gibi bir çocuk görünce onu cân u gönülden sevip; “Aman bunu öldürmeyiniz. Belki büyür de işimize yarar, yâhut onu oğul ediniriz&#8230;” dedi. Onu emzirmek için pekçok süt analar getirtti. Musa aleyhisselam hiçbirisinin memesini almadı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Annesi, çocuğunun Firavun’un sarayına alındığını ve süt annesi arandığını öğrendi. Süt annesi olabileceğini söylemesi için kızını yâni hazret-i Musa’nın kardeşini gönderdi. Kardeşi saraya gidip; “Size bu çocuğu emzirecek, onu güzel yetiştirecek bir hanımı haber vereyim mi?” dedi. Bunun üzerine Musa aleyhisselamın annesini getirttiler. Musa aleyhisselam onun memesini aldı ve bunun üzerine Firavun’un hanımı Âsiye onu süt anneliğine kabûl etti. Böylece kimsenin haberi olmaksızın kendi oğlunu Firavun’un sarayında emzirip büyüttü&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselam Firavun’un sarayında büyüdükten sonra sarayı terkedip akrabâsının ve büyük kardeşi Harun’un yanına gitti. Bir gün gördü ki; İsrailoğullarından biriyle bir Kıbtî kavga ediyor. Hazret-i Musa aralarına girip ayırmak için Kıbtîyi itip hafifçe göğsüne vurdu. Kıbtî yere düşüp öldü. Hazret-i Musa elinden böyle bir kazâ çıkmasına üzüldü. Firavun’un şerrinden çekinip, Mısır’dan ayrılarak Medyen’e gitti. Orada peygamber olan Şuayb aleyhisselamla buluşup, on sene Medyen’de kaldı ve Şuayb aleyhisselamın kızıyla evlendi. Daha sonra Mısır’a gitmek üzere Medyen’den ayrıldı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Tur Dağına geldiği sırada mekânsız olarak Allahü teâlâ ile konuştu. Kendisine ve kardeşi Harun aleyhisselama peygamberlik verildi. Elindeki asânın yılan olması mucizesi ve elini koynuna sokup çıkarınca bembeyaz olup, ışık yayması mucizeleri verildi. Sonra da Kur’ân-ı kerîm’de meâlen şöyle vahyedildiği bildirilmektedir: </em></strong><br />
<strong><em>“Bu iki mucize Firavun ve adamlarına karşı Rabbinin iki delîlidir. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir millettir. Firavun’a git, doğrusu o azmıştır.” (Kasas sûresi: 32-33)</em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i Musa Mısır’a varıp, kardeşi Harun aleyhisselam ile görüşüp, durumu anlattı. Firavun’a gidip onu dîne dâvet ettiler. İsrailoğullarını serbest bırakmasını istediler. Firavun ilâhlık dâvâsında bulunarak kabûl etmedi. Bunun üzerine Musa aleyhisselam elindeki asâsını yere bıraktı. Kocaman bir ejderhâ olup, hareket etmeye başladı. Elini koynuna sokup çıkardı, eli bembeyaz göründü. Bu mucize karşısında şaşırıp kalan Firavun, durumu vezirlerine anlatınca, o sihirbâzdır dediler. Hazret-i Musa; “Size gelen gerçeğe dil mi uzatıyorsunuz. Bu, sihir değildir. Bu, her şeyin yaratıcısı olan Allahü teâlânın verdiği bir mucizesidir.” diyerek onları îmâna çağırdı. Firavun ve adamları hazret-i Musa’nın sözlerini dinlemediler. Gösterdiği mucizelere inanmayıp, sihirdir diye ısrâr ettiler. Firavun; “Ey Musa! Sihirbâzlığın ile bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Biz de sana sihir göstereceğiz. Bir vakit ve yer tâyin et.” diyerek ülkesindeki bütün sihirbâzları topladı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselam Allahü teâlâya dua ederek, sihirbazlarla karşılaşmayı kabûl etti. Mısır halkı önünde sihirbazlarla karşı karşıya geldiler. Sihirbazlar ellerindeki ip ve sopaları yere attılar, göz bağcılık ile bir takım yılanlar geziyor gibi gösterdiler. Bu sırada Musa aleyhisselam elindeki asâsını yere bırakıverdi. Mucize olarak dehşetli ve çevik bir ejderhâ olup, sihirbazların yere attıkları ve yılan gibi gösterdikleri şeyleri yuttu. Bunu gören sihirbazlar; “Bu mutlaka insan gücünün dışında bir mucizedir.” dediler ve hazret-i Musa’ya îmân ettiler. Bu hâdise karşısında Firavun iyice azgınlaşıp, baskı ve zulmünü arttırdı. Musa aleyhisselama inananları şehit ettirdi. Hazret-i Musa’ya îmân etmiş olan kendi hanımı Âsiye’yi de şehit etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Firavun ve kavmi küfürde ve imansızlıkta ısrâr edince, Allahü teâlâ onlara çeşitli belâlar verdi. Önce şiddetli bir kuraklık oldu ve çetin bir kıtlığa tutuldular. Sonra su baskını, çekirge, haşarât ve kurbağa istilâsına uğradılar. Başlarına belâ geldikçe hazret-i Musa’ya gidip belânın kaldırılmasını ve îmân edeceklerini söylediler. Fakat belâ kalkınca azgınlıklarına devâm ederek îmân etmediler. Tekrar belâlar başlarına geldi. Buna rağmen îmân etmediler. Firavun ve kavmine gönderilen bu belâlar Kur’ân-ı kerîm’in A’raf sûresinde bildirilmektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Firavun ve kavmi, Musa aleyhisselamın gösterdiği mucizeler karşısında İsrailoğullarının Mısır’dan gitmelerine izin verdi. Musa aleyhisselam bir vakit tâyin ederek bir gece vakti bütün İsrailoğullarını toplayıp Mısır’dan çıktı. Bunun üzerine Firavun izin verdiğine pişmân oldu. Derhâl askerini toplayıp, peşlerine düştü ve sabaha doğru onlara Kızıldeniz kenarında yetişti. Önlerinde denizi arkalarında düşmanı gören İsrailoğulları endişeye kapıldılar. Bu sırada Allahü teâlâ Musa aleyhisselama meâlen; </em></strong><br />
<strong><em>“Asân ile denize vur.” (Şuarâ sûresi: 63) diye vahyetti. Hazret-i Musa bu emir üzerine asâsını denize vurdu. Deniz hemen ikiye ayrıldı her bir tarafı yüksek bir dağ gibiydi. Önlerine çok geniş ve kupkuru on iki tâne yol açıldı. On iki sülâle olan İsrailoğulları bu yollardan yürüyüp karşıya geçtiler. Firavun, askerleriyle birlikte peşlerine düşüp denizde açılan yola dalınca, açılan yol kapanıp sular kavuştu. Firavun, askerleriyle birlikte boğuldu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Firavun boğulmak üzere iken “inandım” demişse de onun ye’se kapılarak söylediği bu sözü kabul olunmadı. Bu hususta Kur’ân-ı kerîm’de meâlen şöyle buyrulmaktadır: </em></strong><br />
<strong><em>“İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla arkalarına düştüler. Firavun boğulacağı anda, “İsrailoğullarının îmân ettiğinden (Allah’tan) başka bir ilâh olmadığına inandım, artık ben de Müslümanlardanım.” dedi.”(Yunus sûresi: 90) Ancak Allahü teâlâ Firavun’un îmânını kabul etmedi ve ona Cebrâil aleyhisselam vâsıtasıyla şöyle hitap buyurdu: </em></strong><br />
<strong><em>“Şimdi mi inandın daha önce baş kaldırmış ve bozgunculuk etmiştin.” (Yunus sûresi: 91) “Biz de bugün seni cansız bedeninle denizden yüksek bir yere atacağız ki, arkadan geleceklere bir ibret olasın. Bununla berâber doğrusu insanlardan birçok kimseler âyetlerimizden (ibret verici mucizelerimizden) gâfildirler.”(Yunus sûresi: 92) Tefsîr âlimlerinden Zemahşerî bu âyeti şöyle tefsir etmiştir:</em></strong><br />
<strong><em>“&#8230; Seni deniz kenarında bir köşeye atacağız&#8230; Cesedini tam, noksansız ve bozulmamış hâlde çıplak ve elbisesiz olarak, senden asırlar sonra geleceklere bir ibret olmak üzere koruyacağız.”</em></strong></p>
<p><strong><em>Firavun’un cesedi bir İngiliz araştırma ekibi tarafından Kızıldeniz kenârında kumlar arasında bulunarak İngiltere’ye götürülmüştür. Hâdisenin olduğu zamandan bugüne kadar üç bin yıl geçmiş olmasına rağmen, Firavun’un vücudu bozulmamış, etleri dökülmemiş, tüyleri kaybolmamış hâliyle secde eder vaziyette Londra’daki meşhur British Museum’da sergilenmektedir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselam Kızıldeniz’i geçtikten sonra, İsrailoğullarını Ken’an diyârına doğru götürdü. Yolda putperest bir kavmin yurduna uğradılar. Bu kavim öküz sûretinde yapılmış bir puta tapıyorlardı. Onların bu hâlini gören İsrailoğulları onlara meyl ettiler. Hazret-i Musa’ya; “Yâ Musa! Onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap.” dediler. Hazret-i Musa onlara; “Siz câhil bir kavimsiniz. Allahü teâlâ size nîmet ve kurtuluş verdi. Allahü teâlâya îmân ediniz, şirkten ve putlardan kaçınınız&#8230;” diye nasîhat etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ Musa aleyhisselama bir kitap indireceğini vâdetmişti. Tûr Dağına çıkması bildirildi. Musa aleyhisselam, kardeşi Harun’u (aleyhisselam) yerine vekil bırakıp, kendisi Tûr Dağına gitti. Kırk gün Tûr Dağında kalıp, ibâdet etti. Vâsıtasız olarak Allahü teâlânın kelâmını işitti. Bu sırada Tevrat kitâbı nâzil oldu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselam Tûr’da iken, Sâmirî adında bir münâfık İsrailoğullarının ellerindeki altınları topladı. Eriterek bir buzağı heykeli yapıp işte sizin ilâhınız budur diyerek İsrailoğullarını aldatınca, buzağıya tapmaya başladılar. Harun aleyhisselam her ne kadar nasîhat ettiyse de dinlemeyip, ona karşı çıktılar. </em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselam Tûr’dan dönünce, bu hâle çok gadaplanıp Sâmirî’yi reddetti ve yaptığı buzağı heykelini yakıp denize attı. Sâmirî de insanlardan ayrı ve uzak, vahşî bir şekilde, başkaları ona yaklaşamadığı gibi, o da başkalarına yaklaşamaz hâlde yaşadı. Bu hâlde bulunan Sâmirî sahrâda perişan bir hâlde helâk oldu. Harun aleyhisselama bu durumu sorunca; “Nasîhat ettim dinlemediler. Az kaldı beni öldüreceklerdi.” dedi. Böylece hazret-i Musa’nın gadabı geçti. Onlara, kendisine Tevrat’ın indirildiğini bildirdi. İsrailoğulları da Tevrat’ta bildirilen hükümlerle amel etmeye başladılar. Putlara tapmaktan vazgeçtiler. Şirkten kurtulup, Allahü teâlâya îmân ve ibâdet ettiler.</em></strong></p>
<p><strong><em>İsrailoğulları Tih Sahrasında kaldıkları sırada Musa aleyhisselamın bildirdiklerine uymayıp yine taşkınlık gösterdiler. Musa aleyhisselamdan çeşitli isteklerde bulundular. Allahü teâlâ Musa aleyhisselamın duası üzerine, Tîh Sahrasında susuz kalan İsrailoğullarına su ihsân etti. Allahü teâlânın emriyle Musa aleyhisselam asâsını yere vurup, on iki tâne pınar fışkırıp İsrailoğulları içtiler. Allahü teâlâ onlara “selva” denilen bıldırcın eti ve “men” denilen kudret helvası ihsân etti. Nihâyet; “Biz bunları yemekten usandık, bakla, soğan gibi hubûbat ve sebze isteriz” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu nîmetlere karşı nankörlük yapan İsrailoğulları, Musa aleyhisselamın Ken’an diyârında bulunan Cebbâr (zâlim) kavimlerle harp etmeleri isteğini de kabul etmediler. Musa aleyhisselama; “Sen ve Rabbin cebbârlara karşı gidip savaş edin.” dediler. Musa aleyhisselamın akrabâlarından olan Karun, Musa aleyhisselama karşı iftirâda bulunduğu için malları ve servetiyle yerin dibine battı. İsrailoğulları böyle taşkınlıklar gösterdikleri için Allahü teâlâ onları kırk sene müddetle Tîh Sahrâsında kalmakla cezâlandırdı. Kırk sene müddetle Tîh Sahrâsında şaşkın ve perişan bir hâlde dolaşan İsrailoğulları, perişan hâlde telef oldular.</em></strong></p>
<p><strong><em>Nihâyet aradan epey bir zaman geçip İsrailoğullarının çocukları itâatkâr ve savaşacak bir tarzda yetiştiler. Bu sırada Harun aleyhisselam da vefat etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselam, İsrailoğullarını alıp, Lut Gölünün güney tarafına getirdi. Buradan da hareket ederek Üç bin Unk adında zâlim bir kralın ordusu ile savaş yapıp gâlip geldiler. Böylece Şeria Nehrinin doğusuna sâhip oldular. Eriha şehrinin karşısındaki dağa çıktılar. Buradan Ken’an diyârı gözüküyordu. Bu sırada yüz yirmi yaşında bulunan Musa aleyhisselam vefat etti. </em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselamın nerede vefat ettiği ve kabrinin nerede olduğu husûsunda muhtelif rivâyetler vardır. Kudüs civârında veya Nebû Dağında olduğu bu rivâyetlerdendir. Hazret-i Musa’nın şerîati (bildirdiği dîni) hazret-i İsa’nın gönderilmesine kadar devâm etti. İkisi arasında gelen peygamberler hep Musa aleyhisselamın şerîatı ile amel etmekle mükellef oldular. İsrailoğulları daha sonra Tevrat’ıdeğiştirip hak dinden uzaklaşıp yetmiş bir fırkaya ayrıldılar. Bunlara Yahudiler denilmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselamın mucizeleri:<br />
1. Asâsının ejderhâ (büyük yılan) olması.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Yed-i Beydâ: Sağ elini koynuna sokup çıkarınca, güneş gibi parlaması. Bu nûru gören düşmanları kaçışırlardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. Kavmiyle Kızıldeniz’in kenarına gelince asâsını vurup denizde yol açması.</em></strong></p>
<p><strong><em>4. Tîh Sahrâsında kavminin susuz kalıp, su istemeleri üzerine asâsını bir taşa vurup Benî İsrail’in kabîleleri adedince, on iki pınar akıtması.</em></strong></p>
<p><strong><em>5. Firavun ve Kıbtî kavmi İsrailoğullarına zulüm ettiği ve Musa aleyhisselama inanmayıp isyân ettiklerinde, Allahü teâlâ hazret-i Musa’ya tûfân mucizesini vermiştir. Çok şiddetli yağmur yağdı. Öyle bir karanlık ve fırtına oldu ki, kimse evinden dışarı çıkamadı. Ayın ve güneşin ışığı görünmez oldu. Kıbtîlerin evlerini su bastı. Ayakta durur oldular. Su boğazlarına kadar yükseldi. İsrailoğullarının evlerine ise bir damla su girmedi. Firavun ve Kıbtî kavmi, bu belânın kaldırılmasını ve îmân edeceklerini söylediler. Kaldırıldı fakat yine îmân etmediler ve başka belâlara düçar oldular.</em></strong></p>
<p><strong><em>6. Kıbtî kavminin ekinlerini, meyvelerini ve giydikleri elbiselerini, evlerinin tavanlarını yiyen çekirge sürülerinin istilâsına uğramaları mucizesi. Bu çekirgeler İsrailoğullarına hiç dokunmayıp, Firavun’un kavmi Kıbtîlere musallat olmuştur.</em></strong></p>
<p><strong><em>7. Kumnel yâni bit ve ekin böceği denen haşeratın Musa aleyhisselamın mucizesi olarak Kıbtî kavmine musallat olması.</em></strong></p>
<p><strong><em>8. Kurbağa mucizesi. Kıbtî kavmi her belâya tutuldukça, belâ kaldırıldığında îmân edeceklerini söylemelerine rağmen, sözlerinden vazgeçmeleri üzerine üst üstüne belâya tutuldular. Kurbağaların istilâsına uğramaları da bu şiddetli belâlardan biridir. Kurbağalar, yiyeceklerine, içeceklerine düşer, kalırdı. Bir söz söylemek isteseler ağızlarını açarken birkaç küçük kurbağa ağızlarından mîdelerine girerdi. Geceleri üzerlerinde toplanan kurbağaların seslerinden uyuyamazlardı. Firavun, bu belâ kaldırıldığı taktirde, îmân edeceğini söylemesine rağmen, belâ kalkınca yine îmân etmedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>9. Kan belâsı. Mısır’da bulunan bütün sular, Kıbtîlerin kaplarına doldurulurken kan hâlini alırdı. Böylece susuzluktan çâresiz kalmışlardı. İsrailoğullarına ise böyle bir şey olmazdı.</em></strong></p>
<p><strong><em>10. İsrailoğullarından biri öldürüldüğü vakit kimin öldürdüğü bilinemeyince, Musa aleyhisselamın duası ile dirilip, kendisini öldüreni haber vermiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>11. Musa aleyhisselam kavmiyle Tîh Çölüne geldiği zaman, kavminin yiyeceği kalmadığı için, Musa aleyhisselama gelerek çoluk-çocuğumuzla açlığa dayanamıyoruz, dediklerinde Musa aleyhisselam Allahü teâlâya dua etti. Kudret helvâsı ve bıldırcın kebabı indi. Her ne zaman isteseler önlerinde hazır olurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>12. Hazret-i Musa’nın duası ile kuraklıktan kavrulup kuruyan ekinler, otlaklar ve meyveler eski hâlini almıştır.</em></strong></p>
<p><strong><em>13. Hazret-i Musa Tîh Sahrâsında bulunan İsrailoğullarının durumunu merak edince bir kurt gelip onların hâllerini haber vermiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>14. Hazret-i Musa’nın duasıyla sarı dikenler altın olmuştur. Malı ve zenginliğiyle gururlanıp isyân etmesinden dolayı malı ve mülkü ile birlikte yere batırılan Kârun, bu mucize karşısında âciz kalıp, hased ederdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>15. Yolculukta hazret-i Musa’ya uzun mesâfeler kısalır, kısa zamanda çok uzak mesâfeleri katederdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîm’de Musa aleyhisselamdan 136 yerde bahsedilmektedir. Hakkında çok hadîs-i şerîf vardır. Yine Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerde Hızır aleyhisselam ile yaptıkları seyâhat bildirilmektedir. Vahyi tebliğ için Cebrâil aleyhisselam ona dört yüz kere gelmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyorlar ki:</em></strong><br />
<strong><em>“Kendimi, peygamberler arasında gördüm. Musa aleyhisselam ayakta namaz kılıyordu. Esmerdi, saçları dağınık ve sarkık değildi. Zât kabilesinden bir yiğit gibiydi.”</p>
<p>“&#8230; Sonra bizi altıncı semâya doğru yükseltti. Cibrîl (aleyhisselam)onun kapısını çaldı. Kim o! denildi. Cibrîl’dir dedi. Yanındaki kimdir? denildi. Muhammed’dir dedi. O’na “dâvet” gönderilmiş midir? denildi. Cibrîl O’na “dâvet”gönderilmiştir dedi. Onun üzerine bize açıldı. Ben orada Musa (aleyhisselam) ile karşılaştım. Bana merhabâ dedi ve hayır dua eyledi.”</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-musa-aleyhisselam.html">HZ MuSa Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-musa-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Şuayb Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-suayb-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-suayb-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 14:43:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Şuayb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=1996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medyen ve Eyke ahâlisine gönderilen peygamber. İbrahim aleyhisselam veya Sâlih aleyhisselamın neslindendir. Soyu anne tarafından Lut aleyhisselamın kızına ulaştığı ve Eyyub aleyhisselamla teyze oğulları oldukları rivâyet edilmiştir. Musa aleyhisselamın kayınpederidir. Kavmine güzel söz söylemesi, tatlı ve tesirli hitâb etmesi sebebiyle kendisine Hatîb-ül-Enbiyâ (Peygamberlerin hatîbi) denildi. İnsanlara İbrahim aleyhisselama bildirilen dînin emir ve yasaklarını tebliğ etti. Arabistan Yarımadasının &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-suayb-aleyhisselam.html">HZ Şuayb Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1997" title="HZ Şuayb Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Şuayb-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Medyen ve Eyke ahâlisine gönderilen peygamber. İbrahim aleyhisselam veya Sâlih aleyhisselamın neslindendir. Soyu anne tarafından Lut aleyhisselamın kızına ulaştığı ve Eyyub aleyhisselamla teyze oğulları oldukları rivâyet edilmiştir. Musa aleyhisselamın kayınpederidir. Kavmine güzel söz söylemesi, tatlı ve tesirli hitâb etmesi sebebiyle kendisine Hatîb-ül-Enbiyâ (Peygamberlerin hatîbi) denildi. İnsanlara İbrahim aleyhisselama bildirilen dînin emir ve yasaklarını tebliğ etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Arabistan Yarımadasının kuzeybatısında Hicâz’la Filistin arasında Kızıldeniz sâhilinde yer alan Akabe Körfezinden Humus Vâdisine kadar uzanan Medyen bölgesinde doğup büyüyen Şuayb aleyhisselam, o kavmin asîl bir âilesine mensuptu. Gençliği, dedelerinden Medyen adlı bir şahsın etrâfında toplandıkları için bu adla anılan Medyen halkı arasında geçen Şuayb aleyhisselam, azgın ve sapık kavmin kötülüklerinden uzak yaşar, babasından kalan koyunlarıyla meşgul olur ve çok namaz kılardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Medyenliler atalarının doğru yolundan ayrılmışlar ve kötü yollara sapmışlardı. Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeyi bırakmışlar, kendi elleriyle yaptıkları putlara ve heykellere tapıyorlardı. Medyen, ticâret kervanlarının gelip geçtiği yollar üzerinde olduğundan ticâretle uğraşıyorlardı. Yaptıkları alış-verişte muhakkak hîle yapıyorlardı. Yiyecek maddelerini alıp, stok yapıyorlar, pahalanınca fâhiş fiyatla satıyorlardı. Ölçü ve tartı için iki değişik ölçek kullanıyorlar, alırken büyük ölçekle alıyorlar, satarken küçük ölçekle veriyorlardı. İnsanların yollarını kesiyorlar, onların mallarına zorla el koyuyorlardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yol üstünde durup, bilhassa yabancı ve gariblerin mallarını çeşitli hîlelere başvurarak ellerinden alıyorlardı. Ayrıca sâhip oldukları pekçok nîmetin şükrünü yapmayıp, nankörlük ediyorlardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ onlara, doğru yola dâvet etmek için Şuayb aleyhisselamı peygamber olarak gönderdi. Şuayb aleyhisselam onlara nasîhatlerde bulunup, Allahü teâlâya şirk koşmamalarını ve yalnızca O’na ibâdet etmelerini, alış-verişte, ölçü ve tartıda haksızlık ve hîle yapmamalarını, yeryüzünde bozgunculuk yapmamalarını söyledi. Kötülüklere devâm ettikleri takdirde azâba uğrayacaklarını, vazgeçtikleri takdirde mükâfâta kavuşacaklarını söyledi. Fakat azgın Medyen kavmi, Şuayb aleyhisselamın sözlerini dinlemeyip, ona karşı çıktılar. Ona inananları tehdit ettiler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Şuayb aleyhisselam, bütün sıkıntı, eziyet ve horlamalara rağmen, Medyenlileri doğru yola dâvete devâm etti. İbret olarak isyânları sebebiyle helâk edilen Nûh aleyhisselamın gönderildiği kavmin, Hûd kavminin, Lut kavminin başına gelen azapları ve helâk olmalarını anlattı. İnkârdan vazgeçip îmân etmelerini, mağfiret dilemelerini, aksi hâlde kendilerinin de isyân edip, helâk olan kavimler gibi azâba düşeceklerini ve helâk olacaklarını açık bir lisanla anlattı. Onun peygamberliği Şam’a kadar duyulmuştu. Pekçok kimse gelerek Şuayb aleyhisselama îmân etmekle şereflendiler. Fakat Medyenliler yolda durup, Şuayb aleyhisselama gelenlere mâni olmaya çalıştılar. Şuayb aleyhisselamı ve ona inananları kendi sapık dinlerine dönmedikleri takdirde yurtlarından çıkaracaklarını söyleyip, tehdit ettiler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Şuayb aleyhisselam azgın Medyen halkının, bütün nasîhatlerine rağmen îmâna gelmelerinden ümit kesince, onları Allahü teâlâya havâle etti.Şuayb aleyhisselam Allahü teâlâya; “Yâ Rabbî! Bizimle kavmimiz arasında hak ile hüküm ver. Sen hükmedicilerin hayırlısısın.” diye dua etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Azgınlıklarına ve inananlara karşı düşmanlıklarına devâm eden Medyen halkı üzerine, Allahü teâlâ azâb gönderdi. Cebrâil aleyhisselamın bir sayhası ve bir zelzeleyle onların hepsini helâk etti. Hepsi yok oldular. Sanki onlar o beldede yaşamamışlardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Şuayb aleyhisselam ve ona inananlar kurtulup Medyen’e yakın yerde, yeşillik, ağaçlık ve bolluk içinde bir şehir olan Eyke’ye giderek, oradaki insanlara doğru yolu göstermekle vazîfelendirildi. Medyen halkının bütün husûsiyetlerini taşıyan Eyke halkı, parayı tartı ile alırlar, kenarlarından kırptıktan sonra, tâne ile verirlerdi. Alış-verişlerinde karşı taraftakine muhakkak zarar verirler ve onu aldatırlardı. Alırken ucuz ve fazla fazla alırlar, satarken pahalı ve eksik verirlerdi. Yolcuları soyarlar, putlara taparlardı. Şuayb aleyhisselama inanmak için gelenleri vaz geçirmek için çalışırlar, Şuayb aleyhisselama yalancı derlerdi. İstekleri olmazsa, tehditte bulunup, eziyet ederlerdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Şuayb aleyhisselam Eyke halkını Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeye, azgınlık ve taşkınlıklarından vaz geçmeye dâvet etti. Eyke halkı Şuayb aleyhisselamdan mucize istediler. Şuayb aleyhisselam çevredeki putlara hitâb edip; “Rabbiniz kimdir? Ben kimim? Söyleyin!” dedi. Taş ve ağaçtan yapılmış cansız birer varlık olan putlar dile gelip; “Rabbimiz ve yaratıcımız Allahü teâlâdır. Yâ Şuayb! Sen ise Allahü teâlânın peygamberisin!” dediler ve kâidelerinden yere düşüp paramparça oldular. Bu mucize karşısında bâzı kimseler îmâna geldi.</em></strong></p>
<p><strong><em>İnanmayanlar da azgınlıklarını daha da arttırdılar. Şuayb aleyhisselam son defâ îkâz edip, puta tapmaktan vaz geçmelerini, Allah’a îmân etmelerini ölçü ve tartıda adâletli olmalarını ve her türlü zulümden vazgeçip, kurtulmalarını söylediyse de inkâr edip inanmadılar. Alay ettiler, yalancısın, sihirbazsın, büyülenmişsin dediler. Îmân etmeyeceklerini açıkça söyleyip; “Eğer sen doğru sözlüysen, bize gökten azap indir.” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Şuayb aleyhisselam bu azgın kavmi Allahü teâlâya havâle etti. Allahü teâlâ onlara isyanları sebebiyle şiddetli bir azap göndererek hepsini helâk etti. Önce ortalığı kasıp kavuran şiddetli bir sıcaklığa tutuldular. Sular fokur fokur kaynadı. Susuzluktan kıvranıyorlar sıcak suları içtikçe içleri yanıyordu. Çâresizlikten gölge ve içecek su arıyorlar, bir taraftan bir tarafa koşuyorlardı. Bu hâl yedi gün devâm etti. Sekizinci gün ufukta koyu gölgeli siyah bir bulut çıkıp yükseldi. Bunu gören Eykeliler serinlemek için koşup hepsi bulutun altında toplandılar. Onlar bulutun altına toplanır toplanmaz buluttan üzerlerine şiddetli bir ateş yağmaya başladı ve hepsi ateş altında helâk olup, gittiler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Eykelilerin helâk edildiği bugün, Kur’ân-ı kerîmde (gölge günü) olarak bildirilmekte ve meâlen şöyle buyrulmaktadır: </em></strong><br />
<strong><em>“O gölge (zulle) gününün azâbı onları yakalayıverdi. Gerçekten o azap büyük bir günah azâbı idi.” (Şuarâ sûresi: 189)</em></strong></p>
<p><strong><em>Şuayb aleyhisselam, Eyke ahâlisinin helâk olmasından sonra, inananlarla birlikte Medyen’e gidip yerleşti. İnananlardan birinin kızıyla evlendi. İki kızı oldu. Kızlar büyüdü. Kendisi iyice yaşlandı. Allah korkusundan çok gözyaşı döktü. Gözleri zayıfladı, vücudu kuvvetten düştü. </em></strong></p>
<p><strong><em>Bu sırada Mısır’dan çıkıp Medyen’e gelen Musa aleyhisselam, kuyu başında koyunlarını sulamak için bekleyen Şuayb aleyhisselamın kızlarına yardım ederek, koyunlarını suladı. Şuayb aleyhisselam ücret vermek için onu evine dâvet etti. Onu emin güvenilir bir kimse olarak görüp, koyunlarına çoban tuttu. Sekiz sene koyunlarını gütmesi şartıyla kızlarından birini ona nikâhladı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Musa aleyhisselam orada on sene kaldı. Çocukları oldu. Daha sonra Mısır’a göç etti. Sıhhati düzelip gözleri açılan Şuayb aleyhisselam, her sene Medyen’den Mısır’a giderek kızı ve dâmâdını ziyâret etti. Bir müddet sonra Mekke-i mükerremeye gidip yerleşti. Daha sonra da orada vefat etti. Vefâtında 300 yaşında olduğu rivâyet edilmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Şuayb aleyhisselam çok namaz kılardı. Tevrat’ta ismi Mikâil olarak bildirilmiştir. Kur’ân-ı kerîmde A’râf, Şuarâ, Hûd ve Ankebût sûrelerinde Şuayb aleyhisselam, Medyen ve Eyke kavimleri hakkında âyet-i kerîmeler mevcuttur.</em></strong></p>
<p><strong><em>Şuayb aleyhisselamın altı çeşit mucizesi vardır:<br />
1. Hazret-i Şuayb’ın duası bereketiyle, koyunlardan doğmuş siyah kuzuların hepsi beyaz olmuştur.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Hazret-i Şuayb’ın duası bereketiyle taşlar toprak olmuştu. Şöyle ki: Medyen kasabası dağlık, taşlık bir yer olduğundan: “Hak peygamber iseniz, dua ediniz, şu dağlar, taşlar kalkıp, yerimiz geniş olsun.” diye teklif etmişlerdi. Şuayb aleyhisselam dua edince, cenâb-ı Hak duasını kabul edip, elini o dağ ve taşlar üzerine koy, diye emreyledi. Elini koyunca hepsi toprak oluverdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. Şuayb aleyhisselamın duası bereketiyle Medyen’de bâzı taşlar koyun olmuştur. Şöyle ki, kendilerinin hiç koyunu olmadığı için kavmi, bizim koyunlarımızı elimizden almak için Şuayb buraya gelmiştir diye söz etmişlerdi. Hazret-i Şuayb bunu işitince, çok üzülüp, kendinin de koyunu olması için cenâb-ı Hakka dua eyledi. Cenâb-ı Hak, duasını kabul edip, orada bulunan taşlara eliyle işâret etmesini emreyledi. Hazret-i Şuayb işâret ettiği anda o taşlar koyun oluverdi. Bu sûretle koyunları kavminin koyunundan birkaç misli fazla oldu. O koyunları sekiz, yâhut on sene hazret-i Musa’ya güttürüp, kızını da ona verdiği meşhurdur.</em></strong></p>
<p><strong><em>4. Hazret-i Şuayb, bir yerin taşları etrâfında dönünce, o taşlar hemen bakır olup, ahâli bununla pek zengin olmuştur.</em></strong></p>
<p><strong><em>5. Hazret-i Şuayb’ın duası bereketiyle kum tepeleri yerinden kalkmıştır.</em></strong></p>
<p><strong><em>6. Hazret-i Şuayb, bir dağa çıkmak istediği zaman, dağ âdeta devenin oturup kalktığı gibi, Şuayb aleyhisselam çıkıncaya kadar küçülür, çıktıktan sonra evvelki hâli gibi büyük bir dağ olurdu.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-suayb-aleyhisselam.html">HZ Şuayb Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-suayb-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Eyyub Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-eyyub-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-eyyub-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 14:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Eyyub]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=1993</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Hazret-i İshak’ın oğlu Iys’ın neslindendir. Kendisine yedi kişi îmân etti. Yüz kırk sene yaşadı. Sabrı ile insanlık târihinde darbımeselle anılan Eyyub aleyhisselam, Kur’ân-ı kerîmde zikredilmiştir.  Eyyub aleyhisselamın çok mal ve serveti ile on oğlu vardı. Sürü sürü hayvanları, bağları ve bahçeleri bulunuyordu. Şam civârında Beseniyye mevkıindeki çiftliklerinde binlerce insan çalışırdı. Fakat servetinin &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-eyyub-aleyhisselam.html">HZ Eyyub Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1994" title="HZ Eyyub Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Eyyub-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Hazret-i İshak’ın oğlu Iys’ın neslindendir. Kendisine yedi kişi îmân etti. Yüz kırk sene yaşadı. Sabrı ile insanlık târihinde darbımeselle anılan Eyyub aleyhisselam, Kur’ân-ı kerîmde zikredilmiştir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Eyyub aleyhisselamın çok mal ve serveti ile on oğlu vardı. Sürü sürü hayvanları, bağları ve bahçeleri bulunuyordu. Şam civârında Beseniyye mevkıindeki çiftliklerinde binlerce insan çalışırdı. Fakat servetinin çokluğu onu Allah yolundan alıkoymadı. Eyyub aleyhisselam Şam civârında yaşayan insanlara peygamber olarak gönderildi. Onları Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeye çağırdı. Bu uğurda pekçok zahmet çekti. Sonra malı, evlâdı ve bedeni ile imtihân edildi. Eyyub aleyhisselam çok büyük sıkıntılara göğüs gerdi. Sabrı, kullukta kusûr etmeyip şikâyette bulunmayışı ve başka güzel vasıfları ile ibâdet ehline ve akıl sâhiplerine örnek oldu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ hazret-i Eyyub’u imtihân etmeyi murâd etti. Onun mallarını çeşitli vesîlelerle elinden aldı. Koyunları sel, ekinleri ise rüzgâr ile telef oldu. Şeytan çoban sûretinde ağlayarak Eyyub aleyhisselamın yanına geldi. O sırada insanlara vaaz ve nasîhatte bulunan Eyyub aleyhisselama mallarının ve servetinin telef olduğunu söyledi. Hazret-i Eyyub bu haber karşısında hiç şikâyette bulunmayarak Allahü teâlâya hamd ve şükürde bulundu ve “Üzülme! O malı mülkü bana Rabbim vermişti. Şimdi de aldı. Çünkü sâhibi O’dur.” dedi. Bu sözleri ve hareketi karşısında şeytan perişan olup, geri gitti. </em></strong></p>
<p><strong><em>Sonra Allahü teâlâ Eyyub aleyhisselamın, hocaları ile ders okuyan çocuklarının da zelzeleyle ruhlarını aldı. Bu defâ hoca şekline giren şeytan feryâd ve figân ederek Eyyub aleyhisselamın yanına geldi; “Ey Eyyub! Allahü teâlâ evini zelzele ile yıktı. Çocukların öldü. Her biri parça parça oldular.” dedi. Çocuklarına olan şefkatinden dolayı gözlerinden yaşlar gelen Eyyub aleyhisselam sabır ve tevekkül ederek, Allahü teâlâya teslimiyetini bildirdi. Şeytana da: “Ey mel’ûn! Sen İblissin. Beni Rabbime isyâna teşvik etmek istiyorsun. Şunu bil ki, evlâdım bir emânet idi. Rabbime niçin incineyim. Rabbime hamd ederim.” buyurdu. Bundan sonra Allahü teâlâ Eyyub aleyhisselamın vücuduna hastalık verdi. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i Eyyub’un hastalığı gün geçtikçe şiddetlendi. Akrabâları, komşuları ve başkaları yanına uğramaz oldu. Yalnız hanımı Rahîme Hatun onu terk etmedi. Ona hizmetine devâm edip, ihtiyâç için neyi varsa sarf etti. Hazret-i Eyyub bu hastalık hâlinde de şikâyet ve feryâdda bulunmayıp, hamd etti ve sabır gösterdi. Bu defâ şeytan Eyyub aleyhisselamın bulunduğu şehir halkına vesvese vererek; “Onun hastalığı size geçer, onu şehrinizden çıkarın.” dedi. Şehir halkı Eyyub aleyhisselamı ve hanımı Rahîme’yi şehirden dışarı çıkardılar. Rahîme Hatun şehrin dışında bir yerde hazret-i Eyyub’a hizmete devâm etti. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i Eyyub, yedi yıl dert ve belâ içinde kaldı. Hâlinden hiç şikâyet etmedi. Şeytan, bu defâ insan sûretinde Rahîme Hâtunun karşısına çıkıp onu Eyyub aleyhisselamın hizmetinden alıkoymaya çalıştı. Ona; “Kendine yazık ediyorsun. Hastalığı sana geçer.” dedi. Rahîme Hatun ise, şeytana; “Onun üzerimdeki hakkı çoktur, ödeyemem. Nîmet ve râhat vaktinde onunla yaşadım. Bu hastalık hâlinde onu bırakamam.” dedi. Dönüşte, olanları hazret-i Eyyub’a anlattı. Eyyub aleyhisselam da onun iblîs yâni şeytan olduğunu ve onun vesvesesinden sakınmasını söyledi. Şeytan daha sonra da Rahîme Hâtunun karşısına çıkarak, vesvese vermeye çalıştıysa da aldırış etmedi. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i Eyyub’un hastalığı gittikçe şiddetlendi. Onun bu hâli beden, kalp ve lisânıyla yaptığı kulluk ve peygamberlik vazîfelerini iyice zorlaştırdı. O zaman Allahü teâlâya dua ve niyazda bulundu: “Bana gerçekten hastalık isâbet etti. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.” dedi. Allahü teâlâ onun dua ve niyâzını kabûl etti. </em></strong></p>
<p><strong><em>Birgün Eyyub aleyhisselamın hanımı Rahîme Hatun yiyecek aramaya çıkmıştı. İkindi vakti Allahü teâlânın lütuf ve müjdesi ulaştı. Cebrâil aleyhisselam gelerek Allahü teâlâdan; “Ey Eyyub! Belâ verdim sabrettin. Şimdi ben sıhhat ve nîmet vereceğim.” haberini getirdi. Allahü teâlâ; “(Ey Eyyub!) Ayağını yere vur. Çıkan sudan gusleyle ve soğuğundan iç.” (Sâd sûresi: 42) buyurdu. Bu emr-i ilâhî üzerine Eyyub aleyhisselam ayağını yere vurdu. Biri sıcak, biri soğuk, iki pınar fışkırdı. Sıcak sudan gusül edince bedenindeki, soğuk sudan içince içindeki hastalıklardan kurtuldu ve sıhhate kavuştu. Kuvveti geri geldi. Tâze bir genç oldu. Elinden alınmış olan mallarını Allahü teâlâ geri iâde etti. Çok sayıda evlâd ihsân etti veya bir rivâyette ölmüş olan oğullarını diriltti. Yüz çeviren dostları kendisine muhabbetle yöneldiler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Eyyub aleyhisselamın hastalığı âfiyet hâline dönüşünce, o gece seher vaktinde bir âh eyledi. Sebebini sorduklarında; “Her gece seher vaktinde «Ey bizim hastamız nasılsın?» diye ses duyardım. Şimdi o vakit geldi; «Ey sıhhatli kulumuz nasılsın?» sesini duyamadım. Onun için ağlıyorum.” buyurdu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Eyyub aleyhisselam ömrünün sonunda en olgun evlâdı olan Havmel’i vâsi tâyin etti. Techiz ve tekfin işlerini ona ısmarladı. Yüz kırk sene ömür sürdükten sonra vefat etti. Bişr isimli bir oğlunun peygamberliğinde ihtilâf olunmuştur. Onun yaşıyla ilgili başka rivâyetler de vardır. Hazret-i Eyyub’un kabri Şam’da Beseniyye denilen yerdedir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Mucizeleri:<br />
Eyyub aleyhisselam Allahü teâlânın emirlerini tebliğ ederken birçok mucizeler gösterdi. Bunlardan bâzıları şöyledir. </em></strong></p>
<p><strong><em>1. Eyyub aleyhiselâmın duası bereketi ile koyunların yünleri ibrişim olurdu. </em></strong></p>
<p><strong><em>2. Eyyub aleyhisselam kavminin hâkimini îmâna dâvet ettiği vakit o da; “Evimdeki direklerin kalkarak havada durmasını senden mucize olarak isterim.” demişti. Hazret-i Eyyub dua etti. Nihâyet evin direkleri düştü ve ev havada kaldı. Hâkim bu mucizeyi gördüğü hâlde îmân etmedi. </em></strong></p>
<p><strong><em>3. Eyyub aleyhisselamın duasıyla çöldeki seraplar ve dumanlar su olurdu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Eyyub aleyhisselam güzel huylu, cömerd ve çok merhametliydi. Fakirlere, misâfirlere, yetimlere çok yardım ederdi. Bedenine, malına ve evlâdına gelen musibetlere sabredip ilâhî takdire rızâ gösterirdi. Bundan dolayı insanlık târihinde, “Eyyub aleyhisselamın sabrı gibi” darbımeseliyle anıldı. Allahü teâlâ onu bu güzel vasıfları sebebiyle Kur’ân-ı kerîmde şöyle medh ü senâ buyurdu: </em></strong><br />
<strong><em>“Biz onu (belâlalara) hakîkaten sabırlı bulduk. O ne güzel kuldu. Şüphe yok ki o tamâmen Allah’a dönen (bir zât) idi.” (Sâd sûresi: 44) </em></strong></p>
<p><strong><em>Eyyub aleyhisselamla ilgili olarak Kur’ân-ı kerîmin En’âm, Nisâ, Sâd, ve Enbiyâ sûrelerinde bilgi verilmiştir.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-eyyub-aleyhisselam.html">HZ Eyyub Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-eyyub-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Yusuf Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-yusuf-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-yusuf-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 14:36:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=1990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mısır ahâlisine gönderilen peygamber. Yakub aleyhisselamın oğludur. Annesinin ismi Râhil’dir. İsrailoğullarından (Yakub aleyhisselamın neslinden) gönderilen ilk peygamberdir. Küçük yaştayken annesi vefat eden Yusuf aleyhisselamı ve küçük kardeşi Bünyâmin’i babaları olan Yakub aleyhisselam şefkâtle bakıp büyütüyordu. Çünkü onlar anne şefkatinden mahrum kalmışlardı. Annesinin vefatından sonra Yusuf aleyhisselam halasının yanında kaldı. Halasının vefatından sonra tekrar babasının yanına &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-yusuf-aleyhisselam.html">HZ Yusuf Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1991" title="HZ Yusuf Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Yusuf-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Mısır ahâlisine gönderilen peygamber. Yakub aleyhisselamın oğludur. Annesinin ismi Râhil’dir. İsrailoğullarından (Yakub aleyhisselamın neslinden) gönderilen ilk peygamberdir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Küçük yaştayken annesi vefat eden Yusuf aleyhisselamı ve küçük kardeşi Bünyâmin’i babaları olan Yakub aleyhisselam şefkâtle bakıp büyütüyordu. Çünkü onlar anne şefkatinden mahrum kalmışlardı. Annesinin vefatından sonra Yusuf aleyhisselam halasının yanında kaldı. Halasının vefatından sonra tekrar babasının yanına döndü. Yakub aleyhisselamın diğer hanımlarından olan Rabil, Şem’un, Lâvî, Yehûda, İsâhar, Zablun, Dân, Neftâli, Câd ve Âşir adlı oğulları Yusuf ve kardeşi Bünyamin’i babalarının daha çok sevmesini kıskanıyorlardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam yedi veya on iki yaşlarındayken on bir yıldız, ay ve güneşin kendisine secde ettiklerini rüyâsında gördü. Bu rüyâsını babasına anlattı. Oğlu Yusuf’un anlattıklarını dinleyen Yakub aleyhisselam on bir yıldızın diğer oğulları güneşin kendisi, ayın da hanımı olduğu şeklinde tâbir etti. İleride hazret-i Yusuf’un büyük nîmetlere kavuşacağını ve ona peygamberlik verileceğini anladı. Bu rüyâyı duydukları takdirde kardeşlerinin kendisini daha çok kıskanacaklarını ve şeytanın vesvesesiyle ona bir kötülük yapabileceklerini düşünerek, rüyâsını kardeşlerine anlatmamasını hazret-i Yusuf’a söyledi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselamın oğlu hazret-i Yusuf’u kendilerinden daha çok sevmesi sebebiyle kıskançlıkları iyice artan diğer oğulları toplanıp aralarında konuştular. Yusuf’u babalarından uzaklaştırmaya karar verdiler. Bunun için de iki yol düşündüler. “Ya öldürürüz veya onu babamıza ulaşamayacağı bir yere bırakırız. Böylece babamızın sevgisini kendimize çekeriz.” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>İçlerinden biri (Rabil veya Yehûda); “Eğer benim sözümü tutarsanız, Yusuf’u öldürmeyin. Onu büyük bir kuyunun dibine bırakın ki, oraya uğrayan yolculardan biri çıkarıp başka bir yere götürür. Böylece Yusuf babamızdan uzaklaştırılmış olur.” dedi. Diğerleri de bu görüşü benimseyip hazret-i Yusuf’u kuyuya atmaya karar verdiler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ertesi gün hep birlikte Yakub aleyhisselama giden oğulları koyunlarını otlatmak için kıra gideceklerini, kardeşleri Yusuf’u da çok sevdikleri için, yanlarında götürmek istediklerini söylediler. Kardeşlerinin Yusuf’a birşey yapacaklarından çekinen Yakub aleyhisselam: “Onu götürmeniz beni mahzûn eder. Siz ondan habersizken onu kurt yemesinden korkarım.” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Oğulları babalarına karşı yemin ederek; “Biz kuvvetli bir toplulukken, onu kurt yerse âciz ve güçsüz kimseler olmuş oluruz.” diyerek hîle ile hazret-i Yusuf’u babalarından aldılar. Yakub aleyhisselam oğullarının ısrârı ve hazret-i Yusuf’un da onlarla gitmek istemesi karşısında takdire râzı oldu. Kardeşleri babalarından uzaklaşınca Yusuf’a eziyet etmeye başladılar. Bir müddet sonra atmayı kararlaştırdıkları kuyunun başına vardılar. Kardeşleri Yusuf aleyhisselamın elbiselerini soydular. İpe bağlayıp kuyuya sarkıttılar. Kuyunun yarısına kadar varınca da ipi kestiler. Yusuf aleyhisselam suyun içine düştüğü sırada şu duayı okudu: “Ey gâib olmayan Şâhit! Ey uzak olmayan Karîb! Ey Mağlup olmayan Gâlib! Beni bu musîbetten kurtar. Bunun için bana bir çıkış yolu nasip et!”</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam kuyuda dua edip Allahü teâlâyı zikretmeye başladı. Yusuf aleyhisselamın zikrini duyan melekler onun etrâfına toplanıp, teselli ettiler. Cebrâil aleyhisselam da gelip ona arkadaşlık etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselamın kardeşleri de, onun sırtından çıkardıkları gömleği kestikleri bir hayvanın kanına buladılar ve babaları Yakub aleyhisselama götürdüler. “Ey bizim babamız, hakîkaten biz gittik. Yarış edecektik. Yusuf’u da eşyâlarımızın yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş.” dediler. Kesmiş oldukları hayvanın kanına buladıkları gömleği getirdiler. Yakub aleyhisselam onların yalan söylediklerini anlayarak; “Hayır nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen sabr-ı cemildir. Sizin bu yaptıklarınız üzerine sabrımla Allahü teâlâdan yardım isterim.” dedi. Yusuf aleyhisselamın kana bulanmış gömleğini yüzüne gözüne sürdü. Gömleğin hiç yırtılmamış olduğunu görüp; “O kurdun Yusuf’uma karşı şefkati sizden fazlaymış. Vallâhi bugüne kadar bu kurt gibi yumuşak huylusunu görmedim. Oğlumu yemiş de, sırtındaki gömleğini bile yırtmamış.” dedi ve takdire râzı olup sabr-ı cemilin kendisi için en güzel yol olduğunu söyledi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam kuyuya atıldıktan bir müddet sonra Medyen’den gelip Mısır’a gitmekte olan bir kervan kuyunun yanında konakladı. Su almak için vazîfeli olan bir kişi kovasını kuyuya saldığı zaman Yusuf aleyhisselam kovaya sarıldı. Kova yukarı çekilince Yusuf aleyhisselam da kovayla berâber dışarıya çıktı. Kovayı çeken kişi güzel yüzlü bir çocuğun da kovanın ipine tutunup çıktığını görünce şaşırdı. Onu yanına alıp, kâfiledekilere götürdü. Böylece Yusuf aleyhisselam kuyudan çıkıp kurtuldu. Bu sırada hazret-i Yusuf’u kuyuya atan kardeşlerinden biri ona yiyecek vermek üzere attıkları kuyunun yanına gelmişti. Onun kervancılar tarafından kuyudan çıkarılmış olduğunu görünce diğer kardeşlerine haber verdi. Kervancıların yanına gelen kardeşleri; “Bu bizim kölemizdi, kaçtı. İsterseniz onu satın alıp başka bir memlekete götürün.” dediler. Yusuf aleyhisselamı da; “Bizi yalancı çıkarma, seni öldürürüz.” diye korkuttular. Kervancılar paralarını mala yatırdıklarını, yanlarında bulunan birkaç dirhemi verebileceklerini söylediler. Asıl maksatları Yusuf aleyhisselamı satmak olmayıp, babalarından uzaklaştırmak olan kardeşleri, kervancıların verdiği birkaç dirheme râzı olup onu sattılar.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kervancılar hazret-i Yusuf’u Mısır’a götürüp pazara çıkardılar. Birçok kimse onu satın almak isteyince fiyatı yükseldi. O sırada Mısır Azîzi, yâni Mâliye Nâzırı (Bakanı) olan Kıtfîr (veya İzfîr) Yusuf aleyhisselamı kervancılardan çok yüksek bir fiyata satın aldı. Eve varınca da hanımına, ona iyi muâmele etmesini ileride kendilerine faydalı olabileceğini söyledi. Yusuf aleyhisselamı satın alan Mısır Azîzi’nin hanımı Zelihâ (veya Züleyha) idi ve çocukları olmamıştı. Bu yüzden Azîz, Yusuf aleyhisselamı evlâd edinmeyi düşündü. Yusuf aleyhisselam Azîz’in evinde gâyet rahattı. Azîz’in hanımı genç ve güzel bir kadındı. Azîz ise, ınnîn, yâni iktidarsız idi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam ise, akıllara durgunluk verecek derecede güzeldi. Yüzünde parlayan nübüvvet (peygamberlik) nûru herkesi hayran bırakırdı. Bu hal Züleyhâ’nın ona âşık olmasına sebep oldu. Yusuf aleyhisselama karşı süslenip onu kendine çekmek için çalıştı. Fakat Yusuf aleyhisselam Allahü teâlânın yardımıyla ona hiç îtibâr etmedi. Züleyhâ sonunda kapıları kapadı ve ondan murâd almak istedi. Yusuf aleyhisselam: “Efendim (Kıtfîr) iyi bakman için beni sana bıraktı. Bunun karşılığında onun haremine hıyânet etmekten Allah’a sığınırım.” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselamın kendisine îtibâr etmediğini gören Züleyhâ ona iftirâ etti. Züleyhâ’nın Yusuf aleyhisselama yaptıkları bir müddet sonra Mısır ahâlisi tarafından duyuldu. Haber sarayda vazîfeli kimselerin hanımları tarafından da duyulunca, kadınlar: “Züleyhâ, Ken’anlı kölesi Yusuf’un nefsinden murâd almak istiyormuş. O gencin sevgisi onun yüreğine işlemiş, onu deli etmiş. Azîzin hanımı olduğu halde, Züleyhâ’nın bir köleye gönül vermesini açık bir hatâ olarak görüyoruz.” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Züleyhâ Mısırlı kadınların kendisi hakkındaki sözlerini işitti. O kadınların da Yusuf aleyhisselamı görmesi için bir ziyâfet tertip etti. Kendisini ayıplayan kadınlarla berâber şehir eşrâfından kırk kadar hanımı dâvet etti. Onlar için bıçakla kesilerek yenecek yiyecekler de hazırlattı. Misâfirler gelip kendileri için hazırlanan yemekleri yemeye başladılar. Züleyhâ, başka bir odada bulunan Yusuf aleyhisselamın kadınlara görünmesini istedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam Züleyhâ’dan çekindiği için, emrine karşı gelmeyip kadınlara göründü. Kadınlar Yusuf aleyhisselamı görünce cemâlinin heybetinden yüzünün güzelliğinden kendilerini unuttular. Meyve yerine hiç acı duymadan ellerini kestiler. Onun güzelliğini ve cemâlinin heybetini hiçbir insanda görmemişlerdi. Böylece, onun melek olmadığını bildikleri halde; “Bu bir melektir.” demekten kendilerini alamadılar. Onların bu hâlini seyreden Züleyhâ; “İşte gördünüz mü? Siz benden daha çok kınanmaya, ayıplanmaya lâyıksınız. Çünkü onu bir defâ görmekle kendinizi kaybedip ellerinizi kestiğinizin bile farkında olmadınız. Ben ise, uzun zamandır onunla birlikteyim. Fakat hiçbir vakit sizin bu hâlinize düşüp, hayranlığımdan dolayı kendimden geçmedim. Şimdi gördüğünüzü önceden görseydiniz, beni kınamazdınız.” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Sonra da onlara; “Duyduğunuz gibi ben ondan bu iş için talepte bulundum. O ise, bu husustaki teklifimi kabul etmedi. Eğer ona emrettiğim şeyi yapmazsa muhakkak zindanlarda sürünür.” dedi. Misâfir gelen kadınlar Yusuf aleyhisselamın etrâfına toplanıp; “Azîzin hanımının emrine karşı gelmen sana bir fayda getirmez.” diye Züleyhâ’nın arzusuna uymaya teşvik ettiler. Yusuf aleyhisselam kadınların fuhşu güzel gösteren hîleleri ve sözleri karşısında Allahü teâlâya sığınıp dua etti. Başına gelen bu musîbetten korunmasını niyâz etti: </em></strong><br />
<strong><em>“Ey Rabbim! Zindan bana bu (Mısırlı) kadınların beni dâvet ettikleri şeyden daha sevimlidir. Eğer sen onların hîlelerini benden çevirmezsen (beni ismet üzere sâbit kılmak sûretiyle korumazsan, ben ihtiyârî olmayan tabiî bir meyl ile) onlara meyleder, böylece sefihler zümresine dâhil olurum. Bunun üzerine Rabbi onun duasını kabul etti. Kadınların hîlelerini, şerlerini ondan çevirdi. Çünkü O (Allahü teâlâ, kendine tazarrû ve ilticâ edenlerin dualarını) işitici ve (hallerini) bilicidir.” (Yusuf sûresi: 33)</em></strong></p>
<p><strong><em>Züleyhâ’nın kocası Azîz, Yusuf aleyhisselamın yapılan soruşturma netîcesinde suçsuzluğunu anlamış olduğu için herhangi bir cezâ vermeye lüzum görmemişti. Fakat yayılan dedikoduları kesmek için ve Züleyhâ’nın baskılarına boyun eğerek Yusuf aleyhisselamın hapsedilmesine karar verdi. Böylece hazret-i Yusuf zindana atıldı. Uzun zaman zindanda kaldı. Zindanda ne kadar kaldığı kesin olarak bilinmemektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselamla birlikte Mısır Firavununun ekmekçisi ve şerbetçisi de hapishânedeydiler. Yusuf aleyhisselam zindandayken hastaları ziyâret eder, geceleri dâimâ namaz kılar, Rabbini zikrederdi. Kendisine Allahü teâlâ rüya tâbiri ilmini öğretti. Yusuf aleyhisselam Firavun’un ekmekçisi ve şerbetçisinin görmüş oldukları rüyâyı tâbir etti. Birisi rüyâsında üzüm sıktığını, diğeri de başının üzerinde ekmek taşıdığını ve bu ekmekten kuşların yediğini görmüştü. Yusuf aleyhisselam rüyâsında üzüm sıkanın serbest bırakılacağını, ekmek taşıyanın ise îdâm edileceğini söyledi. O kimselerin rüyâları, yorumladığı gibi çıktı. Şerbetçi serbest bırakılıp eski vazîfesine döndü, ekmekçi de asıldı ve başının etini kuşlar yedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam zindandayken Mısır hükümdarı bir rüyâ görmüştü. Dehşetle uykusundan uyanıp; “Ben rüyâmda yedi semiz ineğin yedi zayıf ineği yediğini ve yedi yeşil başak, yedi de kurumuş başak gördüm. Ey ileri gelenler, eğer rüyâ tâbiri biliyorsanız, bu rüyâmı yorumlayın.” dedi. Onlar “Biz böyle rüyâların yorumunu bilmeyiz.” dediler. Bu sırada daha önce Yusuf aleyhisselam ile zindanda kalan şerbetçi kendi rüyâsını tâbir ettirdiğini hatırlayarak; “Ben bu rüyânın yorumunu yaptıracağım. Beni Yusuf’un (aleyhisselam) bulunduğu zindana götürüp onunla görüştürün” dedi. Şerbetçiyi Yusuf aleyhisselamın yanına götürdüler. O da Mısır hükümdârının rüyâsını anlatıp yorumunu istedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlâ Yusuf aleyhisselama zindandayken peygamberlik emrini bildirdi. Yusuf aleyhisselam Mısır hükümdârının rüyâsını tâbir etmeden önce Allahü teâlânın peygamberi olduğunu söyleyip, mucize gösterdi. Gelecek yemekler daha gelmeden önce cinsini ve tadını haber verdi. Peygamber âilesinden geldiğini, baba ve dedelerinin peygamber olduğunu bildirdi. Zindandayken insanları tevhid inancına dâvet etmeye başladı. Zindandakilere; “Ey zindan arkadaşlarım! Çok sayıdaki putlarınız mı hayırlı, yoksa (zâtında ve sıfatlarında) tek ve her şeye gâlib olan Allahü teâlâ mı?” dedi. Arkadaşlarına tevhid inancını, inanmanın gerekli olduğunu ve hak dînin emir ve yasaklarını anlattı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam hükümdarın rüyâsını yorumlayıp; “Yedi sene bolluk, sonra yedi sene kıtlık olacak. Bollukta saklayın, kıtlıkta bunları yersiniz.” buyurdu. Hükümdar, tâbiri duyunca Yusuf aleyhisselamı istedi. Yusuf aleyhisselam Mısır hükümdârının elçisine; “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların zoru (hâli) neydi? Kendisine sor. Benim Rabbim onların hîlelerinin ne olduğunu (ne söylediklerini, ne yaptıklarını) elbette bilir.” dedi. Elçi, hükümdarın yanına dönüp Yusuf aleyhisselamın isteğini arz etti. Meseleyi araştıran hükümdar, o kadınları yanına getirtip; “Yusuf’un nefsinden Murâd almak istediğiniz vakit ne halde idiniz? Onu Züleyhâ’nın emrine itâat etmeye teşvik ederken size karşı bir meylini hissettiniz mi? Kendisinde bir kötülük, şüphe götürür bir hareket gördünüz mü?” dedi. Kadınlar “Hâşâ! Biz onun hiçbir kötü hâline, hiçbir günahına muttalî omadık.” dediler. O mecliste bulunan Azîzin hanımı Züleyhâ da; “Şimdi hak (doğru) ortaya çıktı. Ben onun nefsinden murâd almak istemiştim. O ise şüphesiz doğru söyleyenlerdendir.” dedi. Böylece Yusuf aleyhisselamın suçsuzluğu ve senelerdir zindanda suçsuz olarak kalmış olduğu ortaya çıktı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mısır hükümdârı Yusuf aleyhisselama tekrar elçi gönderip; “Onu bana getirin, kendisini has müsteşâr edinip işlerimi ona bırakayım.” dedi. Hükümdârın dâvetini kabul eden Yusuf aleyhisselam zindandan çıktı. Zindanın kapısına da; “Burası belâ, musîbet ve hüzün evi, dirilerin kabri, düşmanların sevinç, dostların tecrübe yeridir.” diye yazdı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam hükümdârın sarayına varınca, hükümdâr ona çok iltifatta bulundu. Hükümdar görmüş olduğu rüyâ ile ilgili ne gibi tedbirler alınması gerektiğini sordu. Yusuf aleyhisselam; “Bolluk senelerinde çok ekip, ekinleri sapları ile berâber, başaklarıyla ambarlara koymalısın. Bu şekilde ekinler bozulmadan kalır, hem de saplar hayvanlarınız için yem olur. Halka da, ekinlerinden ihtiyaçları kadarını yemelerini, geriye kalanını saklayıp korumalarını emretmelisin. Bu yiyecekler kıtlık senelerinde sizin ve çevredeki insanların ihtiyaçlarını karşılayacaktır.” dedi. Yusuf aleyhisselamın tavsiyeleri çok hoşuna giden hükümdâr; “Bu işleri yapmakta bana kim yardım eder?” dedi. Yusuf aleyhisselam ona; “Arzın (Mısır’ın) hazînelerinin idâre işini bana bırak. Ben onu korumaya muktedirim. Tasarruf yollarını bilirim, bu işi ben yaparım.” buyurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselamın teklifinden bir sene sonra Mısır Azîzi (Mâliye Nâzırı) öldü. Hükümdar hazret-i Yusuf’u onun yerine Mâliye Nâzırı yaptı. Mücevherlerle süslü taht ve tâclarla birlikte hazînelerin anahtarlarını ona teslim etti. Hükümdar bütün yetkilerini de ona verdi. Memleketin her tarafında Yusuf aleyhisselamın emri geçer oldu. Yusuf aleyhisselam, Azîzin ölümünden sonra sarayı terk edip perişân hâle gelen ve Allahü teâlâya îmân etmiş olan Züleyhâ’yı Allahü teâlânın emriyle kendine nikâhlayıp onunla evlendi. Yusuf aleyhisselam Züleyhâ’ya: “Bu senin istemiş olduğundan hayırlı değil mi?” dedi. Züleyhâ da ona: “Ey Sıddîk! Beni kınama. Bildiğin gibi ben, mal, mülk, güzellik gibi dünyâ nîmetlerine sâhip bir kadındım. Ancak kocam kadınlara yaklaşmaktan mahrumdu. Sen de benim gördüğüm en güzel kimseydin.” diye cevap verdi. Yusuf aleyhisselamın Züleyhâ’dan iki oğlu ile Rahmet adında bir kızı oldu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam yetkileri eline alınca kıtlık senelerinin geleceğini düşünerek gerekli tedbirleri aldı. Gerekli gıdâ stoklarını yaptırdı. Bu stoklar için büyük depolar yaptırıp topladığı yiyecekleri buralarda depoladı. İnsanlara da çok iyilik ve ihsânlarda bulundu. Yedi sene olan bolluk seneleri geçip, peşinden bütün şiddetiyle kıtlık başgösterdi. Kıtlığın ilk senesinde insanlar hazırladıkları yiyecekleri bitirdiler. Yusuf aleyhisselamdan para ile yiyecek satın almaya başladılar. Yusuf aleyhisselam kim olursa olsun, kimseyi kayırmadan yiyecek almaya gelene bir deve yükünden fazla yiyecek vermezdi. Bu hususta adâletten aslâ ayrılmazdı. Mısır hükümdârı ve pekçok kimse onun adâleti ve güzel huyları sebebiyle Allahü teâlâya inanmışlardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mısır’dan ve çevre ülkelerden olan insanlar akın akın gelip Yusuf aleyhisselamdan yiyecek alıyorlardı. Babası Yakub aleyhisselamın ve kardeşlerinin yaşadığı Ken’an diyârında da kıtlık baş gösterdiğinden Yakub aleyhisselam, Yusuf aleyhisselamın anne-baba bir kardeşi olan Bünyamin hâricindeki on oğlunu Mısır’a erzak almak üzere gönderdi. Yakub aleyhisselamın oğulları Mısır’a varınca hazret-i Yusuf onları tanıdı. Onlar ise, hazret-i Yusuf’u tanıyamadılar. Fakat, hazret-i Yusuf onların kim olduklarını, nereden geldiklerini sordu. Onlar dediler ki: “Biz Ken’an vilâyetindeniz. İhtiyar bir babanın on evlâdıyız. Babamızın ismi Yakub’dur. Beldemizde kıtlık var. Babamız bizi buraya erzak almaya gönderdi.” dediler. Yusuf aleyhisselam; “Şimdi babanız nerede ve kiminle berâberdir?” deyince, onlar da; “Ken’an ilinde bizim en küçük kardeşimizle berâber kaldı. Babamızın küçük kardeşimizle aynı anadan olan çok sevdiği bir oğlu daha vardı. Kırda telef oldu. Onun derdinden Bünyamin adındaki küçük oğlunu yanından hiç ayırmaz. Oğlu Yusuf’a üzüntüsünden dolayı gözleri görmez oldu.” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam her bir kardeşi için birer deve yükü erzak hazırlattı. Onlardan almış olduğu paralarını da gizlice tekrar yüklerinin içine bıraktırdı. Gelecek sefere diğer kardeşlerini de getirmelerini istedi. Getirmedikleri takdirde erzak vermeyeceğini bildirdi. Yakub aleyhisselamın oğulları Mısır’a varınca babalarına, Mısır Mâliye Nâzırı tarafından büyük ihsân ve iltifat gördüklerini anlattılar. Mısır Mâliye Nâzırının bir daha Mısır’a gittiklerinde kardeşleri Bünyamin’i de getirmelerini istediğini, aksi hâlde erzak vermeyeceğini söylediğini bildirdiler. Yakub aleyhisselam Bünyamin’i göndermek istemedi. Yüklerini açtıkları zaman da paralarının ihsân olarak yüklerinin içine konulduğunu gördüler. Bunun üzerine babalarına; “Ey babamız! Daha ne istiyoruz, işte sermâyemiz de bize iâde edilmiş. Biz onunla tekrar âilemize zahîre getiririz. Kardeşimizi de koruruz. Kardeşimizi götürmekle bir deve yükü zahîre de fazla alırız. Bu seferki aldığımız zahîre az bir ölçektir, bizi idâre etmez.” dediler. Bünyamin’i getireceklerine dâir söz aldıktan sonra onlarla birlikte tekrar Mısır’a gönderdi. Onlara da; “Daha önce Yusuf’a olanı biliyorsunuz. Fakat Allahü teâlâ en iyi koruyucudur. Merhametlilerin en merhametlisidir.” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselamın oğulları ikinci defâ Mısır’a gittiler. Bünyamin’i Yusuf aleyhisselamın yanına getirdiler. Yusuf aleyhisselam kardeşlerine ikram ve ihsânlarda bulundu. Diğer kardeşlerinden ayrı olduğu sırada kardeşi Bünyamin’e kendisini tanıttı. Bir tedbirle onu göndermeyeceğini bildirdi. Her bir kardeşi için bir deve yükü erzak hazırlattı. Kardeşi Bünyamin’in yükünün içine Mısır hükümdârının altından yapılmış su tasını koydurdu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselamın oğullarının yükleri hazırlanıp yola çıkacakları sırada saraydan bir vazîfeli gelerek; “Ey kâfile ehli! Durun! Muhakkak siz hırsızlarsınız.” dedi. Yusuf aleyhisselamın kardeşleri geri dönerek; “Ne kayboldu. Aradığınız nedir?” diye sordular. Vazîfeli; “Hükümdârın tası kayboldu. Onu getirene bir deve yükü zahîre var. Ben de buna kefilim.” dedi. Yusuf aleyhisselamın kardeşleri; “Vallahi muhakkak siz de bilirsiniz ki, biz buraya fesâd çıkarmak için gelmedik. Biz hırsız da değiliz.” dediler. Vazîfeli ve yanındakiler; “Eğer sözünüzde yalancı çıkarsanız sizin dîninizde hırsızlığın cezâsı nedir?” dediler. Yakub aleyhisselamın oğulları; “Su kabını çalanın cezâsı kimin yükünde bulunursa, çalan kimse, mal sâhibinin kölesi olur. Biz hırsızlık yapanları böyle cezâlandırırız.” dediler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Saray vazîfelileri Yakub aleyhisselamın oğullarının yüklerini aradılar. Su tası en son aradıkları Bünyamin’in yükünde çıktı. Bunun üzerine Yakub aleyhisselamın bildirdiği dînin hükümlerine göre Bünyamin Mısır’da alıkonuldu. Yakub aleyhisselamın oğulları: “Ey Azîz! Hakikat, onun (Bünyamin’in) ihtiyar ve çok muhterem bir babası var. Kaybolan kardeşimizin acısını onunla unutur. Onu bizden çok sever. Onun yerine birimizi alıp onu serbest bırak. Biz muhakkak seni ihsân edenlerden görüyoruz. Bu ihsânını tamamla.” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam: “Eşyâmızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allahü teâlâya sığınırız. Çünkü bu takdirde (dîninize uygun olarak verdiğiniz fetvâya göre) biz de elbette zâlimlerden oluruz.” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselamın büyük oğlu ve Şem’un da, babam bana izin verinceye kadar gelmem, deyip Mısır’da kaldı. Yakub aleyhisselamın diğer oğulları Mısır’dan ayrılıp utanarak ve sıkılarak babalarına geldiler; “Ey babamız! Muhakkakki oğlun Bünyâmin hırsızlık yaptı. Biz ancak gördüğümüze şâhitlik ederiz. Su kabının Bünyamin’in yükünden çıktığını gördük. Biz gaybı, yâni onun gerçekten çaldı mı, yoksa onun haberi olmadan eşyâsı arasına mı kondu? bilmeyiz. Eğer bize inanmazsan içinde bulunduğumuz (kendisinden döndüğümüz) şehre (Mısır halkına) da aralarında geldiğimiz kervana da sor. Biz hakîkaten doğru söyleyicileriz.” dediler. Yakub aleyhisselam bu habere çok üzülüp, anlatılanlara inanmadı. Fakat; “Artık bana düşen sabr-ı cemildir. Umulur ki, Allahü teâlâ oğullarımı bana getire. Şüphesiz Allahü teâlâ Alîmdir, Hakîmdir.” dedi. </em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlânın kendisini bu sıkıntıdan yakında kurtaracağına inanan Yakub aleyhisselam son derece üzüntülü ve kederli olmasına rağmen, hâlini Allahü teâlâdan başkasına arz etmedi. Başına gelen musîbetlere rağmen, dâimâ sabırlı oldu. Bir gün oğullarına kavuşacağını ümit eden Yakub aleyhisselam; “Ey oğullarım! Mısır’a gidin, Yusuf ile kardeşlerinden haber sorun. Allahü teâlânın fadl ve ihsânından ümit kesmeyin. Çünkü hakîkat, kâfirler gürûhundan başkası Allahü teâlânın fadl ve rahmetinden ümit kesmez.” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselamın oğulları babalarının tavsiyesi üzerine üçüncü defâ Mısır’a geldiler. Yusuf aleyhisselamın huzûruna varıp; “Ey Azîz! Bize ve âilemize darlık, kıtlık, fakirlik ve açlık isâbet etti. Çok az ve ehemmiyetsiz bir sermâye ile geldik. Bize daha önce tam bedelle verdiğin gibi tam ölçek ver. Sermâyemizden eksik olan bu miktara karşılık olan zahîreyi vermekle veya kardeşimizi iâde etmek sûretiyle hakkımızda ayrıca tasaddukta bulun. Zîrâ Allahü teâlâ sadaka verenleri mükâfatlandırır. Yusuf aleyhisselam onlara: “Siz sonunun nereye varacağını bilmeden Yusuf’a ve kardeşine yaptığınız işin kötülüğünü anlayıp ondan tövbe ettiniz mi?” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu sözler üzerine onlar bu kimsenin, kardeşleri Yusuf olabileceğini düşündüler. Ona Yusuf olup olmadığını sordular. Onların yalvarışlarını, çâresiz kaldıklarını görünce, kalbi inceldi. Merhametinden dolayı, kendisinin kardeşleri Yusuf olduğunu açıkladı. Kardeşleri; “Yoksa sen gerçekten Yusuf musun?” dediler. Yusuf aleyhisselam; “Evet, ben Yusuf’um ve bu kardeşim Bünyamin’dir. Allahü teâlâ birbirimize kavuşturmakla bize ihsânda bulundu.” dedi. Kardeşleri Yusuf aleyhisselamın üstünlüğünü ve ona yaptıklarından dolayı günahkâr olduklarını kabul ettiler. Yusuf aleyhisselam onlara; “Bugün size bir kınama ve ayıplama yoktur.” dedi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kardeşlerine çok izzet ve ikrâmda bulundu. Babası Yakub aleyhisselamın hâlini, kendisinin yokluğundan sonra ne durumda olduğunu sordu. Onlar da; “Senin için çok üzüldü, ağladı. Bu sebeple gözleri görmez oldu.” dediler. Bunun üzerine Yusuf aleyhisselam gömleğini çıkarıp onlara verdi ve; “Şu gömleğimi babama götürün ve yüzüne sürsün. O benim kokumu koklasın ve gömleğimi gözlerine sürsün. O artık rahatlıkla görmeye başlar. Sonra bütün âilenizi bana getirin.” dedi. Yusuf aleyhisselam kardeşlerinin yol hazırlıklarını yaptırdı. Babası Yakub aleyhisselama verilmek üzere bütün hânedânı ve akrabâsı ile birlikte Mısır’a gelmelerini isteyen bir mektup da verdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselam, oğulları Mısır’dan yola çıktıktan sonra oğlu hazret-i Yusuf’un kokusunu aldığını söyledi. Fakat yanındakiler, Yusuf aleyhisselama duyduğu aşırı muhabbetten dolayı böyle bir koku duyduğunu zannedebileceğini söylediler. Nihâyet Yakub aleyhisselamın oğulları Ken’an diyârına yaklaşınca, onlardan birisi müjdeci olarak gelip Yusuf aleyhisselamın gömleğini babasına verdi. Yakub aleyhisselam gömleği alıp yüzüne, gözüne sürdü. Gözleri açılıverdi. Yakub aleyhisselam, bütün oğulları ve akrabâsıyla birlikte Ken’an diyârından Mısır’a gitmek üzere yola çıktı. Yusuf aleyhisselam Mısır hükümdârı ve halkıyla birlikte Yakub aleyhisselamı ve berâberindekileri karşıladı. Babasını sarayına götürdü. Babasını ve üvey annesini tahtının üstüne çıkarıp oturttu. Hepsi (babası, üvey annesi ve kardeşleri ona kavuştukları için) secde (şükür secdesi) ettiler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam babasına; “Ey babam! İşte bu evvelce gördüğüm rüyânın tevili (yorumu)dir. Hakîkaten Rabbim o rüyâyı tahakkuk ettirdi. Beni zindandan çıkarıp mülk ihsân etti. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını (hased ile) açtıktan sonra, Allahü teâlâ sizi çölden (Ken’an diyârından) getirdi. Muhakkak ki, Rabbim dilediği şeyleri hakkıyla bilen herşeyi hikmetinin icâb ettirdiği vakit ve şekilde yapan odur.” dedi. Kardeşlerini affettiğini bildirdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselam Yusuf aleyhisselamla birlikte on seneden fazla yaşadıktan sonra vefat etti. Vasiyeti üzerine Kudüs yakınlarındaki Halîlürrahmân denilen yere defnedildi. Yusuf aleyhisselam babasının vefatından sonra bir müddet daha yaşadıktan sonra vefat etti. Mısır’da herkes Yusuf aleyhisselamı kendi mahallesine defnetmek istiyordu. İş kavgaya kadar vardı. Sonunda mermer bir Sandukaya koyup Nil Nehri kıyısına (veya Nil Nehrinin ortasına) defnetmekte anlaştılar. Bir rivâyete göre ondan dört yüz sene sonra, gelen Musa aleyhisselam kabrini bulup, mübârek cesedini oradan alarak Yakub aleyhisselamın da medfûn bulunduğu Halîlürrahmân’da defnedildi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselamın güzelliği fevkalâdeydi. Âdem aleyhisselama çok benzerdi. Mısır sokaklarında gezerken yüzünün pırıltısı güneş ışıklarının yansıması gibi duvarlara aksederdi. Bir kimse onun yüzüne bakmak isterse hemen gözlerini çevirmek zorunda kalırdı. Bütün bunlara rağmen Yusuf aleyhisselama güzelliklerden sâdece bir parça verilmişti. Muhammed aleyhisselama ise tamâmı verilmişti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Eshâb-ı kirâm Peygamber efendimize, siz mi güzeldiniz, Yusuf âleyhisselâm mı güzeldi? diye sorunca Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; “Kardeşim Yusuf benden sabih (güzel),ben ondan melihim (sevimliyim). O’nun görünen güzelliği benim görünen güzelliğimden çoktur.” buyurdu. Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) görünmeyen güzelliği gösterilseydi, kimse bakmaya tâkat getiremezdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Eshâb-ı kirâmın gençleri, hazret-i Âişe vâlidemizden Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) güzelliğini sorduklarında hazret-i Âişe şu şiiri söylemiştir:</em></strong></p>
<p><strong><em>Ve lev semia ehlü Mısre evsâfe haddihî,</em></strong><br />
<strong><em>Lemâ bezelû fî sevmi Yûsüfe min nakdin.</em></strong><br />
<strong><em>Levîmâ Zelihâ lev reeyne cebînehû,</em></strong><br />
<strong><em>Le âserne bilkat’il kulûbi alel eydi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mısırdakiler, onun yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı, Yusuf aleyhisselamın pazarlığında hiç para vermezlerdi. Yâni, bütün mallarını, onun yanaklarını görebilmek için saklarlardı. Zelihâ’yı kötüleyen kadınlar, onun parlak alnını görselerdi, ellerinin yerine kalplerini keserlerdi (de acısını duymazlardı).</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselam güzel ahlâk sâhibi olup, Mısır Azîzinin hakkını gözeterek Züleyhâ’nın tekliflerini reddetti ve iyilik gördüğü kimseye ihânet etmedi. Hiçbir menfâat ve zarar onun doğruyu söylemesine mâni olamadı. Allahü teâlâ onu Kur’ân-ı kerîmde “Sıddîk= Çok doğru sözlü” olarak medh etti. Kendisine hıyânet ve zulmedenleri affediciydi. İnsanların rüyâlarını doğru olarak tâbir ederdi. İnsanlara hizmet eder ve onların ihtiyaçlarını tedârik ederdi. Yusuf aleyhisselam iffet sâhibi, olup iffetini korumakta gayretliydi. Mısır kadınları ile arasında geçen hâdise meşhurdur.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mucizeleri:<br />
Yusuf aleyhisselamın üç çeşit mucizesi vardı:</em></strong></p>
<p><strong><em>1. Hazret-i Yusuf’un konuşması pek şirin, çok tatlı olduğu için, herkesin kalbi ona meylederdi. Onun tatlı sözleri karşısında îmân eden pekçoktu.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Hazret-i Yusuf’un yüzü güneş gibi nûrluydu. Hattâ bir kimse yüzüne bakmak istese, hemen gözlerini çevirmeye mecbur olurdu. Bu nûrun tesiriyle, yâni başkasına sirâyetiyle huzûruna getirilen âmânın hemen gözleri görmeye başlamıştı.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. Yusuf aleyhisselamın duası bereketiyle ağaçların yapraklarından güzel kumaş olmuştu. Huzûruna bir büyük kişi gelmiş, şu gördüğümüz ağaçların yaprakları birbiriyle birleşip güzel kumaş olsun, diye mucize teklifinde bulunmuştu. Hazret-i Yusuf öyle dua edince, kıymet biçilmez bir kumaş olmuştur.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yusuf aleyhisselamın hayâtı, başından geçenler ve hikmetleri Kur’ân-ı kerîmde Ahsen-ül-Kasas (kıssaların en güzeli) diye medh edilen Yusuf sûresinde bildirilmiştir. Bu sûrede Yusuf aleyhisselamın başına gelenlerle, kavuştuğu ihsânlardan bahsedilir. Hasedin noksanlık ve Allahü teâlânın yardımından mahrum kalmaya, sabrın ise sıkıntı ve gamlardan kurtulmaya sebep olduğu; Yakub aleyhisselamın sabrettiği için maksâdına kavuştuğu; Yusuf aleyhisselamın sabrı ve doğruluğu anlatılmaktadır.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-yusuf-aleyhisselam.html">HZ Yusuf Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-yusuf-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Yakub Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-yakub-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-yakub-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 14:32:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Yakub]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=1987</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ken’an diyârında, yâni Fenike denilen Sayda, Sûr ve Beyrut ile Filistin ve Sûriye’nin bir kısmından ibâret olan bölgede yaşayan insanlara gönderilen peygamber. İsmi Yakub olup İbrânicede Saffetullah, yâni “Allahü teâlânın sâf ve temiz kıldığı kul” mânâsına gelmektedir. Diğer adı İsrail olup “Allah’ın kulu” mânâsına gelmektedir. İbrahim aleyhisselamın küçük oğlu olan İshak aleyhisselamın oğludur.  Yakub aleyhisselamın &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-yakub-aleyhisselam.html">HZ Yakub Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1988" title="HZ Yakub Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-Yakub-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Ken’an diyârında, yâni Fenike denilen Sayda, Sûr ve Beyrut ile Filistin ve Sûriye’nin bir kısmından ibâret olan bölgede yaşayan insanlara gönderilen peygamber. İsmi Yakub olup İbrânicede Saffetullah, yâni “Allahü teâlânın sâf ve temiz kıldığı kul” mânâsına gelmektedir. Diğer adı İsrail olup “Allah’ın kulu” mânâsına gelmektedir. İbrahim aleyhisselamın küçük oğlu olan İshak aleyhisselamın oğludur. </em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselamın on iki oğlu vardı. Bu yüzden, onun on iki oğlunun torunlarına Benî İsrail, yâni İsrailoğulları denilmiştir. Oğullarından her birinin sülâlesine “Sıbt”, hepsine birden torunlar mânâsına gelen “Esbât” denir. Sonradan Yahudi adı verilmiştir. Yakub aleyhisselamın neslinden birçok peygamber geldi: Musa, Harun, Davud, Süleyman, Zekeriyya, Yahya ve İsa aleyhimüsselâm bunlardandır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselam Şam’da veya Medyen’de doğdu. Onun Iys isminde bir kardeşi vardı. Çocukluğu babasının yanında geçti. Babası İshak aleyhisselam, Yakub aleyhisselam için; “Yâ Rabbî! Neslimden peygamber geleceğini buyurmuştun. O vâdini bu oğlumdan zuhûr ettir.” diye dua etti. Onun soyundan nice peygamberler göndermesi için Allahü teâlâya niyâzda bulundu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselam babasının vefatından sonra annesinin tavsiyesi üzerine Harran’da bulunan dayısının yanına gitti. Orada uzun müddet kaldı. Dayısının büyük kızı Leya ile evlendi. Bu evlilikten Rabil, Şemun, Lâvi, Yehûda, İsâhar ve Zablûn adlı oğulları ile Dînar isimli kızı doğdu. İbrahim aleyhisselamın bildirdiği dinde iki kız kardeşle evlenmek câiz olduğundan ilk evliliğinden yedi sene sonra dayısının küçük kızı Râhil ile de evlendi. Bu hanımından da Bünyamin ve Yusuf adlı iki oğlu oldu. Belhe ve Zülfâ adlı iki câriyesi vardı. Belhe adlı câriyeden Dân ve Neftâle, Zülfâ adlı câriyesinden de Câd ve Âşir adlı oğulları doğdu. Böylece on iki oğlu oldu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kırk sene kadar dayısının yanında kalan ve ona hizmet eden Yakub aleyhisselama Allahü teâlâdan Vahy gelip Ken’an diyârı ahâlisine peygamber olarak vâzifelendirildiği bildirildi. Dayısından izin alarak hanımları, oğulları ve kendisine tâbi olanlarla birlikte Harran’dan ayrılıp Ken’an diyârına geldi ve oraya yerleşti. Kendisi ve oğulları için evler yaptırdı. Bu sırada Yusuf ve Bünyamin adlı oğullarının annesi olan Râhil vefat etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselam insanları Hak dîne ve tek olan Allahü teâlâya inanmaya ve O’na ibâdet etmeye dâvet etti. Ken’an diyârı ahâlisinden çok kimse ona îmân etti. Ken’an diyârını idâre eden Şüceym bin Dâran isimli kral, Yakub aleyhisselama karşı çıktıysa da başarılı olamadı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselam anneleri vefat etmiş olan oğulları Bünyamin ve hazret-i Yusuf’u diğer oğullarından çok seviyordu. Çünkü bu ikisi anne şefkâtinden mahrûm kalmışlardı. Yakub aleyhisselamın özellikle hazret-i Yusuf’a karşı aşırı muhabbeti olduğu için onu bütün oğullarından üstün tutuyor ve yanından ayırmıyordu. Hazret-i Yusuf yedi yaşındayken rüyâsında on bir yıldız, ay ve güneşin kendisine secde ettiklerini gördü. Bu rüyâsını babasına anlattı. Rüyâ tâbirini iyi bilen Yakub aleyhisselam oğluna ileride büyük nîmetlere kavuşacağını ve kendisine peygamberlik verileceğini söyleyerek rüyâsını kardeşlerine anlatmamasını tavsiye etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselamın oğlu Yusuf’a karşı aşırı muhabbet göstermesini kıskanan diğer oğulları onu hased ettiler. Hazret-i Yusuf’a berâberce tuzak kurup onu öldürmek istediler. Babalarından korktukları için de ne şekilde kötülük yapacaklarını tespit edemediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Daha sonra kendi aralarında konuşup Yusuf aleyhisselamı yol üzerindeki bir kuyuya atmayı kararlaştırdılar. Yusuf aleyhisselamı babalarından alıp, berâberlerinde götürebilmek için hîleye başvurdular. Yusuf aleyhisselamı alıp kıra götürdüler ve kervanların geçtiği yolun kenârındaki bir kuyuya attılar. Sırtındaki gömleğini çıkarıp kestikleri bir hayvanın kanıyla boyadılar. Akşam olunca da kanlı gömleği babalarına getirip; “Biz kırda yarış ederken, Yusuf’u eşyâlarımızın yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş.” dediler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselam kana bulanmış fakat hiç yırtık ve çizgi bile olmayan gömleğe bakıp oğlu Yusuf’u kurt yemediğini ve onun hayatta olduğunu anladı. Diğer oğullarına o kurdun Yusuf’uma karşı şefkâti sizden fazlaymış. Vallahi bugüne kadar bu kurt gibi yumuşak huylu bir kurt görmedim. Oğlumu yemiş de sırtından gömleğini bile yırtmamış. Bu söyledikleriniz yalandır. Yusuf’a ne ettinizse siz ettiniz. Fakat elimden ne gelir. Benim için sabr etmekten güzel bir şey yoktur” dedi. İçli içli ağlayıp, kalbini Allahü teâlâya bağladı ve oturdu. Yusuf aleyhisselamın ayrılığından dolayı üzülüyor, fakat bu üzüntüsünü kimseye bildirmiyor, hâlinden de kimseye şikâyette bulunmuyor, oğluna kavuşacağı günü hasretle bekliyordu. Hasret ve üzüntüsü sebebiyle ağlamasından dolayı gözlerine ak inmiş göremez olmuştu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Atıldığı kuyudan bir kervancı tarafından çıkarılan ve Mısır’a götürülerek bir köle diye satılan Yusuf aleyhisselam, Mısır Mâliye Nâzırı tarafından satın alındı. Mâliye Nâzırının sarayında özel olarak büyütülen Yusuf aleyhisselam, Nâzırın ölümünden sonra Mâliye Nâzırı oldu. Aldığı ekonomik tedbirler sâyesinde, yedi sene müddetle devâm eden kıtlık esnâsında Mısır halkının rahat ve refâh içinde yaşamasını sağladı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselam Bünyamin dışındaki oğullarını buğday ve erzak almak üzere Mısır’a gönderdi. Yusuf aleyhisselam onları tanıdı ve ikrâmlarda bulunarak erzak verdirdi. İkinci defâ gelişlerinde kardeşleri Bünyamin’i de getirmelerini söyledi. Onlar da ikinci gelişlerinde kardeşleri Bünyamin’i getirdiler. Kendi anne-baba bir kardeşi olan Bünyamin’i bir tedbirle yanında alıkoydu. Yakub aleyhisselamın oğulları üçüncü defâ Mısır’a gidince Yusuf aleyhisselam kendini onlara tanıttı. Gömleğini babası Yakub aleyhisselama gönderdi. Babasını ve bütün akrabâlarını da Mısır’a dâvet etti. Yakub aleyhisselam gömleği yüzüne gözüne sürünce gözleri açıldı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselam oğlunun dâveti üzerine bütün akrabâsını alarak Mısır’a gidip oğlu Yusuf aleyhisselama kavuştu. Yusuf aleyhisselam babasına ve yanındakilere büyük ikrâmlarda bulundu. Kardeşlerini affettiğini bildirdi. Yakub aleyhisselam oğlu hazret-i Yusuf’a kavuştuktan sonra oğullarıyla birlikte on seneden fazla Mısır’da yaşadı. İyice ihtiyarlayınca oğullarını başına toplayıp, vasiyette bulundu. Oğullarından, tek olan Allahü teâlâya ibâdet edeceklerine dâir söz aldıktan sonra vefat etti. Oğulları cenâze namazını kıldılar. Vasiyeti üzerine Kudüs yakınlarındaki Halîl-ür-Rahmân’da bulunan babası İshak aleyhisselamın yanına defnedildi. Rivâyete göre burada dört kabir vardır. Bunlar İbrahim aleyhisselama, İshak aleyhisselama, Sâre vâlidemize ve Yakub aleyhisselamâ âittir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselam dedesi İbrahim aleyhisselama gönderilen kitaptaki (sahifelerdeki) emir ve yasakları insanlara tebliğ etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselam Allahü teâlânın seçtiği, kendi zamânında yaşayan insanların sûret (görünüş) ve sîret (huy ve yaşayış) yönünden en üstünüydü. Buğday benizli, uzun boylu, nâzik yapılı bir bedene sâhipti. Babası, İshak aleyhisselam gibi halim selîm, yumuşak huylu, doğru sözlü, kerim ve cömertti. Kur’ân-ı kerîmde Yâkub aleyhisselamın, dinde kuvvetli olduğu, ihlâs sâhibi olduğu, sâlihlerden olduğu, bitmeyen güzel bir sabra sâhip olduğu, seçkin ve hayırlı kimselerden olduğu ve rüyâ tâbirini iyi bildiği açıklanmıştır. </em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselamın beş çeşit mucizesi vardı:<br />
1. Duâsı bereketiyle bir koyunun karnından dört kuzu doğmuştu. Bir kavim gelip, Ey Allah’ın peygamberi, geçen sene koyunlarımız hiç doğurmadı. Cenâb-ı Hakka dua ediniz, hem bu seneki, hem de geçen seneki kuzuları birden versin, diye ricâ ettiler. Yakub aleyhisselam dua edince, her bir koyundan dörder tâne doğmak sûretiyle koyunları çoğaldı.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Sesi sürekli olup, üç konaklık yerden bile duyulurdu. Düşman askerine bağırdığı zaman korkularından hep kaçarlardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. Hazret-i Yakub’un attığı şey, pek uzaklara giderdi. Oğullarını Amâlika kavmiyle muhârebeye gönderince, muhârebe esnâsında Yehûda adlı oğlunun, süngü ve mızrakla silâhı parçalanmıştı. Yehûda, silâhım kırıldı babacığım, bir silâh gönderiniz, diye seslendiği anda, hazret-i Yakub işitip, bir dağ başından önceki gibi bir silâh attı ve seslendi. Yehûda sesini işitip, silâhı aldı ve hemen düşmana saldırdı ve gâlib geldi. Halbuki aralarında 360 km’lik mesâfe vardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>4. Yakub aleyhisselamın duası bereketiyle büyük ve küçük dağlar yerlerinden kalkmışlardır. Ken’an ahâlisini dîne dâvet ettiği vakit, orada bulunup, yörenin iki tarafını darlaştıran dağların başka yere naklolunmasıyla, yerlerinin geniş bir saha olmasını istemişlerdi. Yakub aleyhisselam dua edince, murâdları hâsıl olup, yerleri geniş ve düzlük olup havası da gâyet güzel olarak Hicaz’da en güzel yer olarak tanınmıştır.</em></strong></p>
<p><strong><em>5. Ken’an ahâlisini îmâna dâvet ettiği vakit, oturdukları yerlerde bulunan dağlık ve taşlık yerlerin, bütün tepe ve taşların toprak olmasını teklif etmişlerdi. Yakub aleyhisselam dua edince, diledikleri gibi olmuştur.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakub aleyhisselamın en büyüğü Rabil olmak üzere Şem’un, Lâvî, Yehûda, Zablun (Yâlun), İsâhar, Dân, Neftâli, Âşir, Cad, Yusuf ve Bünyamin adlı on iki oğlu vardı. İsrailoğulları bu on iki oğlunun neslinden çoğalmışlardır. Yusuf aleyhisselamdan sonra akılca en üstün olan Yehûdânın neslinden Davud aleyhisselam ve Benî İsrail (İsrailoğulları) hükümdarları gelmiştir. Bu sebeple İsrailoğullarına genel olarak Yahudi de denilmiştir. İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerin çoğu da Yusuf aleyhisselamın neslindendir. Kur’ân-ı kerîmde zikr edilen Talut da Bünyamin’in neslindendir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîmde Yusuf sûresinde ve Bakara sûresi 132, 133, 140; Âl-i İmrân sûresi 84-93; Nisâ sûresi 163; En’âm sûresi 84; Hûd sûresi 71; Meryem sûresi 6, 49, 58’inci âyetlerinde Yakub aleyhisselamdan ve fazîletlerinden bahsedilmektedir.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-yakub-aleyhisselam.html">HZ Yakub Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-yakub-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ İshak Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-ishak-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-ishak-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 14:27:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[İshak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=1983</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şam ve Filistin ahâlisine gönderilen peygamberlerden. İbrahim aleyhisselamın ikinci oğludur. Annesi hazret-i Sâre’dir. Büyük kardeşi İsmail aleyhisselamdan kaç yaş küçük olduğu bilinmemektedir. İbrahim aleyhisselam, Nemrûd’un ateşinden kurtulduktan sonra, Bâbil’den hicret ederek, kendisine inananlar ve hanımı Sâre Hatun’la birlikte Mısır’a gitti. Oradan da Filistin ve Şam diyârına döndü. Sâre Hatun’un gençliğinde çocuğu olmamıştı. İbrahim aleyhisselam oğlu &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ishak-aleyhisselam.html">HZ İshak Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1984" title="HZ İshak Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-İshak-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></em></p>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Şam ve Filistin ahâlisine gönderilen peygamberlerden. İbrahim aleyhisselamın ikinci oğludur. Annesi hazret-i Sâre’dir. Büyük kardeşi İsmail aleyhisselamdan kaç yaş küçük olduğu bilinmemektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>İbrahim aleyhisselam, Nemrûd’un ateşinden kurtulduktan sonra, Bâbil’den hicret ederek, kendisine inananlar ve hanımı Sâre Hatun’la birlikte Mısır’a gitti. Oradan da Filistin ve Şam diyârına döndü. Sâre Hatun’un gençliğinde çocuğu olmamıştı. İbrahim aleyhisselam oğlu İsmail aleyhisselamı ve annesi Hâcer Hatun’u Mekke’ye bıraktıktan sonra, Şam diyârına döndü. Allahü teâlâ yaşlıyken Sâre Hatun’a bir oğul ihsân edeceğini, Cebrâil aleyhisselam vâsıtasıyla müjdeledi. Sâre Hatun, bu müjdeye sevindiği için oğluna İshak ismi verildi. İshak İbrânice “güler” mânâsına gelir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlânın Lut Kavmini azgınlıkları sebebiyle helâk ettiği sene doğdu. Şam diyârında büyüyünce, babası ve annesi ile Mekke’ye gitti. Kâbe-i muazzamayı ziyâret edip, ağabeyi İsmail aleyhisselamla görüştü. Üçü birlikte Filistin’e döndüler. Burada anne ve babasına hizmet etti. Her sene hac zamânında Mekke’ye gitti. Bir rivâyette babasının sağlığında, başka bir rivâyette ise vefatından sonra Şam ve Filistin ahâlisine peygamber olarak gönderildi. İbrahim aleyhisselamın dîninin hükümlerini yaymaya devâm etti. Kavmine nasihat edip, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi. Altmış yaşındayken, İys ve Yakub adında iki oğlu oldu. İys amcası İsmail aleyhisselamın kızıyla evlendi. Babasının duası bereketiyle soyu bereketli olup, kısa zamanda çoğaldı. İshak aleyhisselamın diğer oğlu Yakub aleyhisselama da peygamberlik verildi. Oğul ve torunlarından peygamberler geldi. Bir adı da İsrail olan Yakub aleyhisselamın soyundan gelenlere sonradan “İsrailoğulları” denildi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ömrünün sonuna doğru gözlerinin görmesi zayıflayan İshak aleyhisselam, 120 sene veya daha fazla yaşadıktan sonra, Filistin’de vefat etti. Filistin’de Halîlürrahmân denilen yerde baba ve annesinin de medfûn bulunduğu mağaraya defnedildi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yüz ve şekil itibariyle, ahlâk ve yaşayışta babası hazret-i İbrahim’e çok benzeyen İshak aleyhisselam, Kur’ân-ı kerîm’de ilim sâhibi olarak zikredildi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mucizeleri:<br />
1. Hayvanlar açık bir lisanla peygamberliğine şehâdet ederlerdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Duâ etmesi üzerine dağın harekete geçmesi: İshak aleyhisselam Kudüs’te insanları Allahü teâlâya îmâna dâvet edince, insanlar; “Eğer şu dağı harekete geçirirsen, îmân ederiz.” dediler. İshak aleyhisselam dua edince dağ sallanmaya başladı. Kudüs halkı hep birlikte îmân ettiler.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. İshak aleyhisselam merkebine binip bir dağa çıkmak isteyince merkebin ön ayakları kısalır, arka ayakları uzardı. Dağdan aşağı inerken de tersi olurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>4. İshak aleyhisselamın duası bereketiyle Allahü teâlâ ölmüş hayvanları diriltirdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>5. Şam ahâlisinin arzusu üzerine yaptığı dua netîcesinde, elini sırtına koyduğu bir koyun, hemen kuzulamış daha sonra ard arda dokuz defâ yavrulamıştır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîmin Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ ve İbrahim sûrelerinde İshak aleyhisselamla ilgili haberler verilmiştir.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ishak-aleyhisselam.html">HZ İshak Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-ishak-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ İlyas Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-ilyas-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-ilyas-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 14:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[İlyas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=1979</guid>

					<description><![CDATA[<p>Benî İsrail’e gönderilen peygamberlerden, Musa aleyhisselamın dînini insanlara bildirmek için Allahü teâlâ tarafından vazîfelendirildi.  Hazret-i Musa’dan sonra Benî İsrail kavmine gönderilen peygamberlerin hepsi Tevrat’ın hükümlerini unutan, yerine getirmeyen insanlara bunları bildirmek için gönderildi. Benî İsrail, o zaman Şam ve civârında dağınık küçük devletler hâlinde yaşıyordu. Çünkü Yuşa bin Nûn, Şam kıtasını fethedip, Benî İsrail’e taksim &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ilyas-aleyhisselam.html">HZ İlyas Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1980" title="HZ İlyas Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-İlyas-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Benî İsrail’e gönderilen peygamberlerden, Musa aleyhisselamın dînini insanlara bildirmek için Allahü teâlâ tarafından vazîfelendirildi. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i Musa’dan sonra Benî İsrail kavmine gönderilen peygamberlerin hepsi Tevrat’ın hükümlerini unutan, yerine getirmeyen insanlara bunları bildirmek için gönderildi. Benî İsrail, o zaman Şam ve civârında dağınık küçük devletler hâlinde yaşıyordu. Çünkü Yuşa bin Nûn, Şam kıtasını fethedip, Benî İsrail’e taksim etmişti. Bir kabîleye de Baalbek ve etrâfını verdi. İlyas aleyhisselam Baalbek’in kabilesinde bulunuyordu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Benî İsrail zamanla yoldan çıkmış, aralarında fesat ve karışıklık başlamıştı. Tevrat’taki Allahü teâlânın emirlerini unutmuşlar, putlara tapmaya başlamışlardı. İlyas aleyhisselam peygamber olarak gönderildiği zaman, Ba’l adında 8-10 metre büyüklüğünde bir puta tapıyorlardı. Hazret-i İlyas; “Ba’l’den vazgeçiniz ve her şeyin yaratıcısı olan Allah’a ibâdet ediniz.” diye nasîhat etti. Fakat dinlemediler. Onları Allah’ın azâbı ile korkuttu ise de, beldelerinden çıkarttılar. Allahü teâlâ da onlardan feyz ve bereketi kaldırdı. Yağmurlar kesildi, kıtlık başladı. Hayvanlar susuzluktan öldü. Başlarına çeşitli belâlar geldi.</em></strong></p>
<p><strong><em>İlyas aleyhisselam bu kıtlık yıllarında îmânı gizlice halka anlatıyordu. Bütün evlerde kıtlık varken, inananların evlerine, İlyas aleyhisselamın bir mucizesi olarak, bolluk ve bereket gelmişti. Herkes kokmuş leş yerken, bunların evi yiyecek doluydu. Baalbek hükümdârının hazîneleri doluydu. Fakat satın alacak yiyecek bulamıyorlardı. Nihâyet hatâlarını anladılar ve hazret-i İlyas’ı bularak af dileyip îmân ettiler. İlyas aleyhisselama, sen bize dua et, dediler. Her ne söylerse ona tâbi olacaklarına söz verdiler. Hazret-i İlyas, Allahü teâlâya dua etti. Belâ ve musîbetin kalkmasını diledi. Allahü teâlâ hazret-i İlyas’ın duasını kabul etti. O belde yeniden feyz ve berekete kavuştu. Bol bol yağmur yağdı. Her taraf yeşerdi. Memlekette büyük bir ferahlık meydana geldi. İsrailoğulları sonra hazret-i İlyas’a: “Senin duan ile kurtulduk. Ancak ekebileceğimiz tohum yok. Duâ et de tohum elde edelim.” dediler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i İlyas dua etti. Allahü teâlâ tuz ekmelerini bildirdi. Tarlalara tohum yerine tuz ektiler. Mucize olarak yerde nohut yetişti. İsrailoğulları bu hâl üzere bir müddet hazret-i İlyas’a tâbi oldular. Fakat hak yolda sebât etmeleri uzun sürmedi. Yine nankörlük edip, doğru yoldan ayrıldılar. Bu durum üzerine hazret-i İlyas, Allahü teâlânın izni ile onların arasından ayrılınca, isyanları sebebiyle gitgide perişan oldular. Kur’ân-ı kerîm’de Sâffât sûresinde bunların isyânları sebebiyle Cehennem’e gidecekleri bildirilmektedir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Abdullah ibni Abbâs’tan rivâyet edildiğine göre; hazret-i İlyas Baalbek’ten çıkınca, ilâhî emirleri bildirmek üzere dolaşırken yolu bir köye düştü. Bu köydeki insanlara nasihat etti. Onları îmâna dâvet etti. Köylüler onu severek köylerinde bir müddet kalmasını istediler. O da kabul etti ve İsrailoğullarından ihtiyâr bir kadının evinde misâfir oldu. Bu kadının hasta bir oğlu vardı. Hastalığına bir türlü şifâ bulunamamıştı. İhtiyâr kadın oğlunun durumunu hazret-i İlyas’a anlatarak çocuğunun şifâ bulup bu dertten kurtulması için Allahü teâlâya dua etmesini istedi. Hazret-i İlyas, üzülme şifâ Allahü teâlâdandır, dedi. Abdest alıp iki rekât namaz kıldı. Hasta çocuğa şifâ vermesi için Allahü teâlâya yalvardı. Allahü teâlâ duasını kabul etti. Hasta çocuk iyileşti. Bu çocuğun adı Elyesa idi. Şifâ bulduktan sonra hazret-i İlyas’a îmân etti. Yanından ayrılmadı. Ondan Tevrat’ı öğrendi. Hazret-i ilyâs’ın vefatından sonra da İsrailoğullarına peygamber olarak gönderildi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîm’in Sâffât ve En’âm sûrelerinde İlyas aleyhisselamla ilgili haberler vardır.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ilyas-aleyhisselam.html">HZ İlyas Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-ilyas-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ İsmail Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-ismail-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-ismail-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 14:15:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=1975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arabistan’da Cürhüm kabîlesine gönderilen peygamber. İbrahim aleyhisselamın büyük oğlu ve Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) dedelerinden. Annesinin adı Hacer’dir. Hazret-i İbrahim, Nemrud’un ateşinden kurtulduktan sonra, Bâbil’den ayrılıp, Mısır’a gittiğinde hanımı Sâre’ye Firavun musallat olmuştu. Fakat, Sâre’ye yaklaşmak istediğinde, ellerinin tutulup, nefesi kesilerek sara hastalığına benzer bir hâle düştü. Bunun üzerine Firavun korkarak İbrahim aleyhisselam ve &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ismail-aleyhisselam.html">HZ İsmail Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1977" title="HZ İsmail Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ-İsmail-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></p>
<h3 style="text-align: center;"><strong><em>Arabistan’da Cürhüm kabîlesine gönderilen peygamber. İbrahim aleyhisselamın büyük oğlu ve Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) dedelerinden. Annesinin adı Hacer’dir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i İbrahim, Nemrud’un ateşinden kurtulduktan sonra, Bâbil’den ayrılıp, Mısır’a gittiğinde hanımı Sâre’ye Firavun musallat olmuştu. Fakat, Sâre’ye yaklaşmak istediğinde, ellerinin tutulup, nefesi kesilerek sara hastalığına benzer bir hâle düştü. Bunun üzerine Firavun korkarak İbrahim aleyhisselam ve Sâre’yi bıraktı ve Hacer adlı bir câriyeyi de hediye etti. İbrahim aleyhisselam, Firavun’un korkarak câriye olarak verdiği Hacer’i de alarak, Filistin’e döndü. Oradan Şam taraflarına gitti. Buradayken Sâre Hatunun isteği üzerine hazret-i Hacer’le evlendi. Bu evlilikten hazret-i İsmail doğdu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Allah’ın emri ile Hacer’i, oğlu ile birlikte Kudüs’ten Hicaz’a götürdü ve bugünkü Mekke şehrinin bulunduğu yere bırakıp geri döndü. Mekke’nin üst tarafında bulunan Seniyye mevkiine gelince, ellerini açarak onlar için dua ettiği İbrahim sûresi 37 ve 38. âyetlerinde bildirilmektedir. Bu ıssız ve çorak vâdide bir miktar hurma, bir dağarcık su ve oğlu iki yaşındaki İsmail ile yalnız kalan hazret-i Hacer, bu işin Allah’ın emri ile olduğunu anlayıp tevekkülle sabretti; “Allahü teâlâ bize kâfidir. O bizi korur, himâye eder. Bizi başıboş bırakmaz” dedi. Semre ağacının dallarından yaptığı küçük barınakta kalıyorlardı. Yiyecekleri ve suları bitince hazret-i İsmail susuzluktan ağlamaya başladı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i Hacer su bulmak ümidi ile Safâ Tepesine çıktı. Uçsuz bucaksız çölden ve ağaçsız çıplak tepelerden başka bir şey göremedi. Safa’dan inip koşarak Merve Tepesine çıktı.Safa ve Merve tepeleri arasında su bulmak ümidi ile yedi defâ koşarak gidip geldi. Bu sırada İsmail’in (aleyhisselam) ayağını vurduğu veya Cebrâil aleyhisselamın vurduğu yerden su fışkırıp akmaya başladı. Hazret-i Hacer heyecanlandı ve akan su ziyan olmasın diye “Dur! Dur!” mânâsına gelen “Zem! Zem!” diyerek suyun etrâfını çevirdi. Sudan oğlu İsmail’e (aleyhisselam) içirdi ve kendisi de içti. Peygamberimiz bir hadîs-i şerîflerinde, “Allah İsmail’in annesi Hacer’e rahmet etsin. O, zemzemi kendi hâline bıraksaydı da avuçlamasaydı, muhakkak zemzem akan bir ırmak olurdu.” buyurmuştur.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mekke’nin yakınında konaklayan Cürhüm kabîlesi zemzem suyunu görünce hazret-i Hacer’den izin alarak oraya yerleştiler ve böylece Mekke şehri kuruldu. Bir müddet sonra hazret-i İbrahim hanımını ve oğlunu ziyârete geldiğinde onları bolluk ve bereket içinde buldu. Hazret-i İsmail konuşmaya başlayınca hazret-i İbrahim üç gün üst üste gördüğü rüyâ üzerine onu kurbân etmeye karar verdi. Zilhicce ayının 9 ve 10. günü de aynı rüyâyı görünce sahih olduğunu anladı. Bir bahâneyle annesinden izin alarak kurban etmek için götürdü. Şeytan, insan sûretinde annesi Hâcer’e hazret-i İsmail’e ve hazret-i İbrahim’e göründü ve onlara vesvese vermeye çalıştı ise de dinlemediler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i İsmail, şeytanın arkasından yedi tâne taş attı. Hazret-i İbrahim, bugün Minâ denilen yere gelince, oğluna rüyâsını ve Allah’ın emrinin kendisini kurbân etmek olduğunu açıkladı. Hazret-i İsmail’i tevekkülle hazırladı. Yere yatırıp bıçağı boynuna çaldı ise de bıçak, Allah’ın emri ile kesmedi. Taşa vurdu, taşı kesti. Nihâyet Cebrâil aleyhisselam Cennetten bir koç getirdi. Cebrâil aleyhisselam makâmından “Allahü ekber, Allahü ekber” diyerek geldi. Hazret-i İbrahim bu tekbiri işitince; “Lâ ilâhe illallahü vallahü ekber” dedi. Hazret-i İsmail de; “Allahü ekber ve lillâhil hamd,” diyerek tekbiri tamamladı. Hazret-i İbrahim koçu kurban etti. Onların bu hâli Kur’ân-ı kerîmde anlatılmakta ve meâlen; “Muhakkak ki bu açık bir imtihandı.” buyrulmaktadır. Hazret-i İbrahim kurban hâdisesinden sonra Sâre’nin yanına döndü. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i İsmail büyüyünce Cürhüm Kabîlesinden bir kızla evlendi. Annesi hazret-i Hacer de vefat etti ve Kâbe temelinin bitişiğine defnedildi. Hazret-i İbrahim yine arasıra gelip gidiyordu. Allahü teâlâ Kâbe’nin yapılmasını emredince baba oğul Kâbe’nin eski temelini bulup yeniden inşâ ettiler ve şöyle dua ettiler: “Ey Rabbimiz bizden bu hayırlı işi kabul et. Hakîkaten sen duamızı işitici, niyetimizi bilicisin.” </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i İsmail, babası hazret-i İbrahim’in vefatından sonra, Yemen’den gelip Mekke’ye yerleşmiş olan Cürhüm Kabîlesine peygamber olarak gönderildi. Kendisine başka kitap ve din verilmeyip, babası İbrahim aleyhisselamın dînini insanlara tebliğ etti. İnsanları elli yıl îmâna dâvet etti, ancak pek az kimse îmânla şereflendi. Filistin’e giderek hazret-i İbrahim’in kabrini ziyâret etti. Sonra Şam’a gidip kardeşi İshak aleyhisselam ile görüştü. Hazret-i İsmail’in 12 oğlu ve pekçok torunu oldu. Onun dîni İslâmiyet gönderilinceye kadar doğru olarak devâm etti. Muhammed aleyhisselamın bütün dedeleri hazret-i İsmail’in soyundan ve onun dînindendi. Vefâtına yakın kardeşi İshak’ı aleyhisselam yanına dâvet edip, kızını oğlu Iys’a nikâhladı ve bâzı vasiyetlerde bulundu. Mekke’de 133 veya 137 yaşlarındayken vefat etti. Mescid-i Haramda Kâbe-i muazzamanın kuzey duvarı önünde bulunan ve annesi Hacer’in de kabrinin bulunduğu Hatim denilen yere defnedildi.</em></strong></p>
<p><strong><em>İsmail aleyhisselamın mucizeleri:<br />
1. Dikenli bir arâzide yaşayan müşriklerin teklifi üzerine dua edip, dikenli ağaçlarda çeşitli meyveler bitmiştir.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Cürhümîleri îmâna dâvet ettiği zaman, onlar kısır koyundan süt çıkarmasını istediler. O da elini koyunun sırtına koyarak; “Beni peygamber olarak gönderen Allahü teâlânın ismi ile&#8230;” dediği anda koyunun memelerinden süt akmaya başladı.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. İsmail aleyhisselamın duası bereketiyle koyunların yünleri ipek oldu ve sayıları çoğaldı.</em></strong></p>
<p><strong><em>4. Kendisine misâfir gelen iki yüz Yemenliye ikrâm edecek bir şey bulamayınca mahcub oldu. O anda dua etti ve yanındaki kumlar un oldu. Bunu gören misâfirlerin hepsi îmâna geldiler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîm’in, Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, En’âm, İbrahim, Meryem, Enbiyâ ve Sa’d sûrelerinde İsmail aleyhisselamla ilgili haberler verilmiştir.</em></strong></h3>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-ismail-aleyhisselam.html">HZ İsmail Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-ismail-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ Nuh Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-nuh-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-nuh-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 13:41:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Nuh]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=1955</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdris aleyhisselamdan sonra gönderilen peygamberlerden. Allah korkusundan dâima ağladığı için adına, çok ağlayan, inleyen mânâsına gelen “Nuh” denilmiştir. İdris aleyhisselam insanlara peygamber olarak gönderilip onlara doğruyu gösterdikten sonra diri olarak göke kaldırıldı. Onun göke kaldırılmasından sonra insanlar doğru yoldan ayrıldılar. Onu çok sevenler ayrılık acısına dayanamadılar. Resmini yapıp seyrettiler. Daha sonra gelenler, bu resimleri tanrı &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-nuh-aleyhisselam.html">HZ Nuh Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><strong><em><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1957" title="HZ,Nuh,Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZNuhAleyhisselam1.png" alt="" width="662" height="329" /></em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>İdris aleyhisselamdan sonra gönderilen peygamberlerden. Allah korkusundan dâima ağladığı için adına, çok ağlayan, inleyen mânâsına gelen “Nuh” denilmiştir. İdris aleyhisselam insanlara peygamber olarak gönderilip onlara doğruyu gösterdikten sonra diri olarak göke kaldırıldı. Onun göke kaldırılmasından sonra insanlar doğru yoldan ayrıldılar. Onu çok sevenler ayrılık acısına dayanamadılar. Resmini yapıp seyrettiler. Daha sonra gelenler, bu resimleri tanrı sandılar ve çeşitli heykeller yapıp, tapmaya başladılar. Böylece insanlar arasında putperestlik meydana çıktı. İnsanlar putlara tapmaya başladıktan sonra, gün geçtikçe aralarında, zulüm, zorbalık, fitne, ahlâksızlık gibi kötülükler artıp yayıldı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i Nuh, böyle bir cemiyet içinde çocukluğundan beri doğru yolda bulunan, Allahü teâlâya ibâdet eden sâlih bir kul idi. Sulama işleriyle, çiftçilikle, hayvan yetiştirmekle, marangozluk ve ev inşasında çalışıyordu. Doğru yoldan ayrılmış olan insanların kötülüklerinden de tamâmen uzak duruyordu. Elli yaşında iken, Allahü teâlâ, onu insanlara peygamber olarak gönderdi. Kendi zamânında yaşayan bütün insanlara Peygamber olarak gönderilen Nuh aleyhisselam, ömrünün sonuna kadar insanları Allahü teâlâya îmân etmeye, O’nun emirlerine uymaya, dâvet edeceğine söz (misak) verdi. Ona yeni bir din ve kitap verilmeyip, kendinden önceki peygamberlerin dinlerindeki hükümleri dokuz yüz elli sene insanlara bildirdi, onları hidâyete çağırdı. Peygamber olarak gönderildiği insanlar Kur’ân-ı kerîmde; puta tapan, günahkar, kötü ve kalpleri kararmış bir millet olarak vasfedilmektedir. Kur’ân-ı kerîmde meâlen; “Muhakkak ki biz, Nuh’u(aleyhisselam) kavmine resûl olarak gönderdik” (A’râf sûresi: 59) buyrulmaktadır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Nuh aleyhisselam kavmine kendilerine peygamber olarak gönderildiğini, putlara tapmaktan, haksızlıktan ve zulümden vazgeçip, Allahü teâlâya îmân edip, O’nun emirlerine uymalarını bildirdi. Fakat zulüm ve zorbalığa alışmış ve başkalarını tahakküm altına almak isteyen insanlar inanmadılar ve ona düşman oldular. Nuh aleyhisselam onlara nasihat ederek: “Ben size doğru yolu göstermek, zulmü kaldırıp, adâleti yaymak için Allah tarafından gönderildim. Herkesin putlara tapmaktan vaz geçip bir olan Allah’a ibâdet etmesini, kulluk yapmasını bildiriyorum” dedi. Kavmiyse bu davete inanmayarak emirlerine uymamakta ve sapıklıklarında ısrar ediyordu. Çok az kimse îmân etmişti. Fakat Nuh aleyhisselam tebliğ vazifesini yapıp, kavmini yılmadan, yorulmadan devamlı sûrette Allah’a îmân ve kulluk etmeye çağırıp, isyan ederlerse azâba yakalanacaklarını bildiriyordu. Kavmi ise bu dâvete uymadıkları gibi, Nuh aleyhisselamı kendilerine doğruyu, hakkı anlatırken dinlememek için parmakları ile kulaklarını tıkıyorlar, onu görmemek için elbiseleriyle başlarını kapatıyorlardı. Bir taraftan da ona inananlara zulüm ve işkence yapıyorlardı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i Nuh’un dâveti, günden güne uzaktan yakından duyuluyor, her yerde ondan bahsediliyordu. O’na îmân etmeyenlerse bundan endişe duyuyor ve düşmanlıklarını safha safha artırıyorlardı. Nuh aleyhisselam gittikçe azan kavmine“Ben size zor ve güç bir teklif yapmıyorum. Puta tapmaktan vazgeçip Allahü teâlâya ibâdet ediniz. Sizlerin herbir grubu başka bir gruptan korkuyor zulüm görüyorsunuz ve zulmediyorsunuz. Allah’tan korkunuz zulmedenlerden ve mazlumlardan olmayınız.” diyordu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yıllar sürüp gidiyor, Nuh aleyhisselam ise tebliğ vazifesini devamlı olarak yapıyordu. Çok az kimse îmân etmişti. Diğer insanlarsa iş sâhibi zorbalar, kötü işlerle uğraşan kimseler veya düşkünlük içinde hayat süren zelil, esir ve muhtaç kimselerdi. Her geçen gün daha bedbahtlaşan bu insanlar, bir türlü fitne, fesat ve sapıklıktan el çekmiyorlardı. Nuh aleyhisselam böylesine düşmüş olan insanlara acıyor şefkat ve sabırla onları kurtarmaya çalışıyordu. Onlar ise bunu idrak edemeyip karşı çıkıyorlar, hazret-i Nuh’u taşa tutuyorlar, onu şehirden kovuyorlar, evini harap ediyorlar, sapıklıkla itham ediyorlardı. Bir türlü kötülüklerini anlayıp, azgınlıktan vazgeçmiyorlardı. İsyanları sebebiyle Allahü teâlâ onlara gadap etti. Senelerce yağmur yağdırmadı. Malları, hayvanları helak oldu. Bağları bahçeleri kuruyup, servetleri kayboldu, nesilleri kesildi. Son derece muhtaç ve fakir hâle düştüler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Onların bu hâli karşısında Nuh aleyhisselam; “Ey kavmim başınıza gelen bunca belâlar günahlarınız sebebiyledir. Putlara tapıp, Allah’a ibâdet etmekten kaçındığınız için Allahü teâlâ size gadap etti. Bu sebeple yağmurlar kesildi. Büyük sıkıntılara düştünüz. Ama Rabbinizden günahlarınızın bağışlanmasını isteyin, sizi affedip üzerinize rahmet yağmuru göndersin. Size mallar ve evlatlar ihsan ederek imdat etsin. Nihâyet bir gün ölüp kabre gireceksiniz. Rabbiniz sizi bir müddet kabirde beklettikten sonra diriltecek ve amellerinizin cezâsını ve mükâfâtını verecek&#8230;” diyerek daha birçok husûsu iyice anlatıp onlara ehemmiyetle nasihat etti. İsyandan vaz geçmezlerse daha ağır azaplara düşeceklerini bildirdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Nuh aleyhisselam ve bildirdiklerine inanmayıp putlara tapmakta ısrar eden azgın millet “Ey Nuh gerçekten bizimle çok mücâdele ettin, bunda da çok ısrarlı davrandın. Bu işe başladığın gündenberi bizi devamlı olarak azapla korkutup durdun. Artık sözünde doğru isen şu azâbı getir de görelim. Artık ne olacaksa olsun.” diyerek onun nasihatlarını ve dâvetlerini hiç kabul etmedikleri, Kur’ân-ı kerîm’de Hûd sûresinde (ayet 32) bildirilmektedir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Nûh aleyhisselam kavminin bu tutumu karşısında aslâ yılmadan, tebliğ vazîfesine devâm ettiği hâlde, onların bir türlü îmâna gelmeyeceklerini iyice anladı. Bunun üzerine meâlen şöyle dua ettiği Kur’ân-ı kerîm’de bildirilmektedir: </em></strong><br />
<strong><em>“Nuh (aleyhisselam) dedi ki: “Ey Rabbim! Yeryüzünde, hareket eden hiçbir kâfiri bırakma! Eğer sen onları bırakırsan, kullarını dalâlete, sapıklığa sürüklerler. Hem bundan sonra onların çoluk çocuğu olmaz. Olsa bile çocukları fâcir ve küfürde pek ileri kimseler olurlar. Ey Rabbim! Beni, anamı, babamı, mümin olarak evime girenleri, erkek, kadın bütün müminleri mağfiret eyle, bağışla, zâlimlerin (kâfirlerin) ise ancak helâk ve hüsrânlarını arttır.” (Nuh sûresi: 26-28) ve</em></strong></p>
<p><strong><em>“(Nuh aleyhisselam dua edip) dedi ki: Yâ Rabbi! Gerçekten kavmim beni tekzip etti. Beni yalanladı. Artık benimle onların arasındaki hükmü sen ver. Beni ve berâberimdeki müminleri kurtar.” (Şuara sûresi: 117-118) </em></strong></p>
<p><strong><em>Nuh aleyhisselamın bu duası üzerine, Kur’ân-ı kerîmde Allahü teâlânın ona meâlen şöyle vahy ettiği bildirilmektedir: </em></strong><br />
<strong><em>“Nuh’a vahy olundu ki; kavminden daha önce îmân etmiş olanların dışında hiç kimse îmân etmeyecek. O hâlde sen, kavmin seni yalanladıkları için ve sana ezâ verdikleri için mahzûn olma, kederlenme ki; onlardan intikam alma vakti gelmiştir. Nezâretimiz altında ve vahy ettiğimiz, bildirdiğimiz şekilde bir gemi yap! Zâlimler (kâfirler) hakkında bana dua etme. Zîrâ onlar (suda) boğulacaklardır.” (Hûd sûresi: 36-37)</em></strong></p>
<p><strong><em>Nuh aleyhisselam kendisine gönderilen vahiy üzerine hemen bir gemi yapmaya başladı. Geminin yapılmasında Cebrâil aleyhisselam, Allahü telânın emri üzerine yardımcı oluyor ve nasıl yapılacağını târif ediyordu. Nuh aleyhisselam ve îmân eden müminler de geminin yapılmasında çalıştılar. Geminin inşâsını gören putperestler; “Şimdi de marangozluğa mı başladın?” diyerek alay ediyorlardı. Hazret-i Nuh ise; “Benimle alay ediyorsunuz ama, rezil edici azâbın kime geleceğini ve kime sürekli azâbın ineceğini göreceksiniz.” diyordu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Nuh aleyhisselam, yüzyıllar boyu insanları Allahü teâlâya îmân etmeye çağırdığı hâlde insanların îmân etmemeleri sebebiyle helak olmalarının yaklaştığı sırada son olarak şöyle dedi. “Ey insanlar! Ben size doğru yolu göstermek için Allah tarafından görevlendirildim. Bir ömür boyu size nasihat ettim. Dinlemediniz, benimle alay ettiniz, sabır ve tahammül gösterdim. Bana, inananlara eziyet edip, incittiniz Allahü teâlâ yer yüzünü zulüm ve küfürden temizleyecek. Geliniz, dâvetimi kabul ediniz. Câhillik etmeyiniz. Allahü teâlâya itâat ediniz. Ben sizin hayır ve iyiliğinizi istiyorum. Siz bilmiyorsunuz ama,Allah’ın azâbı en kısa zamanda büyük bir tufan şeklinde gelecek. Bildirdiklerime inanmayan herkes helâk olacaktır. Şu yaptığım gemi, îmân edenlerin binip kurtuluşa ereceği gemidir. Allah’a îmân etmeyen âsiler suda boğulacaktır. Kurtulmayı isteyen îmân etsin ve benimle yolcu olsun. Bu benim, herkesin duyması gereken son sözümdür.”</em></strong></p>
<p><strong><em>Nuh aleyhisselamın son olarak söylediği bu sözlerine de uymayan insanlar; “Ey Nuh, uzun yıllardan beri bu sözleri söylüyorsun. Şimdi de kuru bir çöl ortasında büyük bir gemi yaptın. Bizi tufanla korkutuyorsun biz sana da söylediklerine de inanmıyoruz.” dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Nihâyet bir müddet sonra geminin yapımı tamamlandı. Hazret-i Nuh’un yaptığı ve üç katlı olduğu rivâyet edilen bu geminin ateş yanarak kazanı kaynayıp hareket ettiği (Buharlı bir gemi olduğu) Kur’ân-ı kerîm’de açıkça bildirilmektedir. Hûd sûresi, 40. âyet-i kerîmesinde meâlen buyruldu ki: </em></strong><br />
<strong><em>“Nihâyet helak etme emrimizin azâbımızın vakti geldiği, tennûrun (fırının) taşıp fışkırdığı (yâhut gemi kazanının kaynadığı)zaman biz Nuh’a şöyle emreyledik ki, kendisinden faydalanılan hayvanların her cinsinden erkek ve dişi birer çift hayvanı gemiye koy. Üzerlerine boğulma emri takdir edilenler hâriç âile halkınla bir de îmân edenleri gemiye yükle. Zâten Nuh’a îmân edenler pek az idi.”</p>
<p>Gemiye binecekler hazır olunca hazret-i Nuh onlara, Allahü teâlânın ismiyle gemiye binmelerini söyledi. Bütün müminler, o azgın kâfirlerin gözleri önünde Hazret-i Nûh ile gemiye bindiler. Nitekim Kur’ân-ı kerîm’de meâlen buyruldu ki: </em></strong><br />
<strong><em>“Nuh (aleyhisselam) gemiye bineceklere; “Allahü teâlânın ismiyle girin ki, geminin yürümesi ve durması Allahü teâlânın irâdesiyledir. Benim Rabbim, müminleri mağfiret edici ve merhametiyle tufân belâsından kurtarıcıdır.” dedi.” (Hûd sûresi: 41) Yine Kur’ân-ı kerîm’de meâlen buyruldu ki: </em></strong><br />
<strong><em>“Ey Nuh sen ve berâberindekiler gemiye yerleşince; “Bizi zâlim(kâfir) milletten kurtaran Allah’a hamd olsun. Rabbim, beni hareketli bir yere indir sen, indirenlerin en hayırlısısın.” de.”(Mü’minûn sûresi: 28, 29)</em></strong></p>
<p><strong><em>Nuh aleyhisselam her hayvandan birer çift alıp, îmân edenlerle birlikte gemiye yerleştikten sonra, gökten çok şiddetli bir yağmur yağmaya ve yerden de sular fışkırmaya başladı ve her şey suya gark oldu. Sular dağları aştı. Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında kaldı. Nuh aleyhisselama inanmayan putperest kavim boğularak helak olup gitti. Bu tûfan hâdisesi Kur’ân-ı kerîm’de Kamer sûresi 11 ve 12. âyette bildirilmektedir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Tûfan başladığı sırada Nuh aleyhisselam îmân etmeyen oğlu Yâm’a (Kenan), îmân edip gemiye binmesini söyledi ise de oğlu; “Dağa çıkar sudan kurtulurum.” deyip binmedi. Bir dalga gelip onu da boğdu. Boğulanlar arasında hazret-i Nûh’un hanımı da vardı. O da îmân etmemişti. Tûfan altı ay devam etti. Altı ay sonra Allahü teâlânın meâlen; “Ey arz! Suyunu yut ve ey gök suyunu tut&#8230;” (Hûd sûresi 44) emriyle yağmur kesilip sular çekildi. </em></strong></p>
<p><strong><em>Nuh aleyhisselamın gemisi Muharrem ayının onunda aşure günü Irak’ta Cûdi Dağı üzerine oturdu. Bundan sonra insanlar Nuh aleyhisselamın üç oğlundan türedi. Bu bakımdan Nuh aleyhisselama ikinci Âdem denildi. Nuh aleyhisselam bin yaşında vefat etti. Nuh aleyhisselamın Sâm adlı oğlundan Arap, Fars ve Rum kavmi, Hâm adlı oğlundan ise Hindistan, Habeş ve Afrika halkı, diğer oğlu Yâfes’ten de Asyalılar ve Türkler meydana geldi. Nihâyet insanlar zamanla çoğalıp, Asya’ya, Avrupa’ya, Okyanusya’ya ve Berring (Behreng) Boğazından Amerika’ya geçerek bütün yeryüzüne yayıldılar. </em></strong></p>
<p><strong><em>Nuh aleyhisselam Kur’ân-ı kerîm’de şekür (çok şükreden kul) sıfatıyla anılmış olup, birçok âyet-i kerîmede ondan bahsedilmektedir. Ayrıca Kur’ân-ı kerim’deki sûrelerden biri de Nuh sûresi olup, bu sûrede Nuh aleyhisselamdan bahsedilmektedir. Ülü’lazm peygamberler arasında Neciyullah (Allahü teâlâya karşı devamlı olarak teveccühte ve münâcaatta bulunup, ilâhî feyzleri alan) denilen Nuh aleyhisselam hakkında Peygamber efendimiz hadis-i şeriflerde buyurdu ki: </em></strong><br />
<strong><em>“Melek-ül mevt (Azrail aleyhisselam) Nuh’a (aleyhisselam)geldiğinde dedi ki: “Ey Nuh ey peygamberlerin en büyüğü (en yaşlısı) ey uzun ömürlü ve ey duası kabul olunan! Dünyâyı nasıl gördün?” Nuh (aleyhisselam) dedi ki: “Şöyle bir kimse gibi ki, kendisine iki kapısı olan bir ev yapılmış da birinden girmiş diğerinden çıkmıştır.”</p>
<p>Mucizeleri:<br />
1. Nuh aleyhisselamın kavminden bir fırka gelip, oturdukları beldedeki büyük taşları toprak yapmasını istemişlerdi. Allahü teâlâ Cebrâil aleyhisselamı gönderip, “Resûlüme söyle, o taşlara eliyle işâret etsin.” buyurdu. Nuh aleyhisselam da buyrulduğu gibi yapıp eliyle işâret edince, o beldede bulunan bütün taşlar birden toprak oldular. Bunun üzerine on iki kişi îmân etti.</em></strong></p>
<p><strong><em>2. Uzakta bulunan ve gözle görülemeyecek şeyleri görüp haber verirdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>3. Susuz yerlerden su çıkarırdı.</em></strong></p>
<p><strong><em>4. İşâretiyle ağaçlar kökünden sökülüp başka yere geçerdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>5. Duâsıyla kuru ağaçlar hemen meyve verirdi.</em></strong></p>
<p><strong><em>6. Duâsıyla bulutsuz olarak yağmur yağardı.</em></strong></p>
<p><strong><em>7. Kum, toprak, kil gibi şeyler, onun duasıyla yiyecek maddeleri hâline gelirdi. Gemisi Cudi Dağının üzerine oturunca, insanlar açlıktan kurtulmak için yiyecek istediklerinde dua edince, bir miktar toprak ve kum yiyecek hâline geldi ve bunu yediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>8. Îmân ederek, gemisine girip tufandan kurtulan insanlar çok az olmasına rağmen, onun duasıyla çok kısa zamanda çoğalarak arttılar.</em></strong></p>
<p><strong><em>9. Eliyle yere diktiği bir ağaç fidanı o anda çeşitli renklerde meyve verdi.</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-nuh-aleyhisselam.html">HZ Nuh Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-nuh-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HZ.İdris Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-idris-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-idris-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Dec 2012 13:34:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[İdris]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=1951</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kur’ân-ı kerîm’de ismi geçen peygamberlerden. Şit aleyhisselamın torunlarındandır. Asıl ismi Ahnûh veya Hanûh’tur. Kur’ân-ı kerîm’de İdrîs diye bildirildi. Kendisine peygamberlik, hikmet ve sultanlık verildiği için “Müselles bin-Ni’me” (kendisine üç nîmet verilen) de denilmiştir. Babasının adı Yerd, annesinin adı Berre veya Eşvet’tir. Bâbil’de veya Mısır’da Mûnif denilen yerde doğduğu rivâyet edilmiştir. Kendisine otuz suhuf (forma) kitap &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-idris-aleyhisselam.html">HZ.İdris Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1952" title="HZ.İdris Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/HZ.İdris-Aleyhisselam.png" alt="" width="662" height="329" /></p>
<table width="560" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div align="left"><strong><em>Kur’ân-ı kerîm’de ismi geçen peygamberlerden. Şit aleyhisselamın torunlarındandır. Asıl ismi Ahnûh veya Hanûh’tur. Kur’ân-ı kerîm’de İdrîs diye bildirildi. Kendisine peygamberlik, hikmet ve sultanlık verildiği için “Müselles bin-Ni’me” (kendisine üç nîmet verilen) de denilmiştir. Babasının adı Yerd, annesinin adı Berre veya Eşvet’tir. Bâbil’de veya Mısır’da Mûnif denilen yerde doğduğu rivâyet edilmiştir. Kendisine otuz suhuf (forma) kitap verildi. Diri olarak göğe kaldırıldı.</em></strong></div>
<div align="left">
<h3><strong><em>Âdem aleyhisselamdan ve Şît aleyhisselamdan sonra insanlar maddeten ve mânen bozuldular. İdrîs aleyhisselam, içinde yaşamış olduğu, Kâbil’in evlâdından bir topluluğa peygamber olarak gönderildi. Her türlü isyân, kötülük ve günâhın işlendiği bu topluluğa Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi ve Allahü teâlâya kulluk etmeleri gerektiğini sabırla anlattı. Allahü teâlâ ona otuz sayfa (forma) kitap gönderdi. Cebrâil aleyhisselam dört defâ gelerek Allahü teâlânın emir ve yasaklarını tebliğ etti.</em></strong></h3>
<p><strong><em>İdrîs aleyhisselam, kavmine kendisinden sonra gelecek peygamberleri, Muhammed aleyhisselamın vasıflarını bildirdi. Kendisinden sonra gelecek olan Nûh Tûfânını ve Âhir zaman peygamberi Muhammed aleyhisselamı bütün tafsilâtıyla anlattı. Peygamber olduğunu ispat eden birçok mucizeler gösterdi. Fakat kendisine kavminden pek az kimse itâat etti, pek çoğu ise karşı geldi. Bunun üzerine İdrîs aleyhisselam yaşamış olduğu Bâbil diyârından Mısır’a hicret etti. Kendisine îmân edenlerle birlikte burada yerleşti. Allahü teâlâ ona yetmiş iki lisanla konuşmayı nasib etti. Her kavmi kendi lisanıyla hak dîne dâvet etti. Harp âletleri yapıp, kâfirlerle cihâd etti. </em></strong></p>
<p><strong><em>İnsanlara şehir kurmak sanatını ve idârecilik ilmini öğretti. Yüz şehir kurdu. Bunların en küçüğü Diyarbakır yakınında bulunan Rehâ şehridir. Her millet de öğrendikleri bu kâidelere göre kendi bölgelerinde pekçok şehirler kurdu. </em></strong></p>
<p><strong><em>İnsanlara muhtelif ilimleri de öğretti. Pekçok kimseye hikmet ve riyâziye (matematik) dersleri verdi. Fen ilimleri, tıp ve yıldızlarla alâkalı ince ve derin meselelerden bahsetti. Allahü teâlâ ona göklerin terkiplerini, neden meydana geldiklerini, yıldızlarla alâkalı derin bilgileri, senelerin sayısını ve hesâb ilmini öğretti. İdrîs aleyhisselam kavmine kalem ile yazı yazmasını, iğne ile dikiş dikmesini öğretti. Öğrettiği ilimler, Allahü teâlânın bildirmesi ile oldu. Yoksa insanoğlunun aklı ve zekâsı, sâdece araştırma yoluyla bu bilgilere ulaşamazdı. Eski Yunanlılar ve daha sonra gelen filozoflar, fizik, kimyâ ve tıb bilgilerini İdrîs aleyhisselamın kitâbından aldılar.</em></strong></p>
<p><strong><em>İdrîs aleyhisselam, uzun seneler insanları hak dîne dâvet etti. Yeryüzünün meskûn yerlerini dört bölgeye ayırıp herbirine bir vekil tâyin etti. Bir müddet sonra Aşûre gününde göğe (semâya) kaldırıldı. Dünyâda yaşadığı ömrünün sonuna doğru ölüm meleği Azrâil aleyhisselam, İdrîs aleyhisselamı ziyârete geldi. İdrîs aleyhisselam, Azrâil’e: “Bir anlık benim rûhumu al.” dedi. Bunun üzerine Allahü teâlâ, Azrâil aleyhisselama; “Onun rûhunu al!” diye vahyetti. Azrâil aleyhisselam rûhunu aldı. Allahü teâlâ, İdrîs aleyhisselamın rûhunu tekrar iâde etti. İdrîs aleyhisselam, Azrâil aleyhisselama; “Beni semâlara götür. Cennet’i ve Cehennem’i göreyim.” dedi. Allahü teâlâ, Azrâil’e onu semâya götürmesini, Cehennem’i ve Cennet’i göstermesini vahyetti. İdrîs aleyhisselama Cehennem gösterildi. Cennet’e götürüldü. Cennet’e girince, çıkmak istemedi. Kendisine; “Niçin çıkmıyorsun?” diye sorulunca; “Allahü teâlâ, «Her nefis ölümü tadacaktır.» buyurdu. Ben ise ölümü tattım. Yine Allahü teâlâ, «Herkes Cehennem’e uğrayacaktır.» buyurdu. Ben oraya uğradım. Allahü teâlâ, «Onlar oradan (Cennet’ten) çıkmayacaklardır.» buyurdu. İşte ben bunun için Cennet’ten çıkmak istemem.” dedi. Bunun üzerine Allahü teâlâ, Azrâil’e vahyedip, İdrîs aleyhisselamın Cennet’te kalmasını bildirdi. İdrîs aleyhisselam böylece Cennet’te kaldı. Bu husus Kur’ân-ı kerîm’de Meryem sûresi 57. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Biz onu yüksek bir mekâna kaldırdık.” buyrulmak sûretiyle bildirilmiştir. Tefsir âlimleri âyet-i kerîmede bildirilen “yüce mekân”dan murâdın, peygamberlik ve Allahü teâlâya yakınlık mertebesi veya Cennet veya altıncı, yâhut dördüncü kat semâ olduğunu bildirmişlerdir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Nitekim Buhârî ve Müslim’de bildirilen hadîs-i şerîfte, Peygamberimiz aleyhisselam Mîrâca çıktığı zaman, hazret-i İdrîs’i dördüncü kat semâda gördüğünü bildirmiştir. İdrîs aleyhisselam diri olarak göğe çıkarılınca, onu çok sevenler, ayrılık acısına dayanamadılar. Hatırlamak için resmini yaptılar. Daha sonra gelenler bu resmi tanrı sandılar, çeşitli heykeller yapıp tapıldı. Böylece putperestlik meydana çıktı.</em></strong></p>
<p><strong><em>İdrîs aleyhisselam, ağaçların yapraklarının sayısını bilirdi. Duâ ederken (Bî adedil-evrâk) “Ağaçların yaprakları kadar” diyerek tesbih okurdu. Yıldızlara âit ilmi bilirdi. Kavmini îmâna dâvet ettiği zaman, yıldızların heyeti, durumu ve diğer husûsî hâllerini açıklamasını istediler. İdrîs aleyhisselam bunu geniş olarak haber verdi. Yıldızların durumunu anlattı. Bunun için “nücûm ilmi” hazret-i İdrîs’den kalmıştır, denir. Melekler grup grup onun ziyâretine gelip görünürlerdi. Her birinin ismini, vazîfesini, tesbihini bilirdi. Havada uçup giderlerken onları görürdü. Gökyüzündeki bulutlara dağılmalarını emrettiği zaman dağılırlar ve dile gelip onunla konuşurlardı. Bunlar Allah’ın İdrîs aleyhisselama verdiği mucizelerdir.</em></strong></p>
<p><strong><em>İdrîs aleyhisselamın hikmetli sözlerinden bâzıları şunlardır:</em></strong><br />
<strong><em>“Akıllı kimsenin rütbesi yükseldikçe, tevâzûsu (alçak gönüllülüğü) artar.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Câhil, mertebesi yüksek olsa da, basîret ehlini hakîr ve aşağı görür.</em></strong></p>
<p><strong><em>“Dostlar arasındaki hakîkî sevgi, içinde bir menfeat temin etme ve kendisinden bir zararı def etme düşüncesi olmayan sevgidir.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“İnsanda bulunan en fazîletli cevher, akıldır. Sâhibini pişman ettirmeyen en kıymetli şey sâlih ameldir.”</em></strong></p>
<p><strong><em>“İyi hasletlerin en üstünü; kızgınlık hâlinde doğruluk, sıkıntı hâlinde cömertlik, cezâ vermeye gücü yettiği hâlde affetmektir.”</em></strong></p>
<p><strong><em>Kur’ân-ı kerîm’in Meryem, Enbiyâ sûrelerinde İdrîs aleyhisselamla ilgili haberler verilmiştir.</em></strong></p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-idris-aleyhisselam.html">HZ.İdris Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-idris-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>H.Z Sit Aleyhisselam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/h-z-sit-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/h-z-sit-aleyhisselam.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2012 14:54:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini]]></category>
		<category><![CDATA[hadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[şerifler]]></category>
		<category><![CDATA[Sit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=1940</guid>

					<description><![CDATA[<p>H.Z Sit Aleyhisselam Âdem aleyhisselamdan sonra gönderilen peygamber. Âdem aleyhisselamın oğludur. Âdem aleyhisselamın oğullarından Hâbil ile Kâbil arasında çıkan anlaşmazlık netîcesinde Kâbil, Hâbil’i öldürünce, Allahü teâlâ, hazret-i Âdem’e, Hâbil’e karşılık ihsân olarak, yeni bir oğul verdi. Âdem aleyhisselamın bütün çocukları ikiz olarak doğduğu hâlde, Şit aleyhisselam tek doğdu. Şit adı verilen yeni oğlun ismi İbrânice &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/h-z-sit-aleyhisselam.html">H.Z Sit Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1941" title="H.Z Sit Aleyhisselam" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/H.Z-Sit-Aleyhisselam.jpg" alt="" width="662" height="329" /></h3>
<p style="text-align: center;"><strong>H.Z Sit Aleyhisselam</strong></p>
<table border="0" width="560" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Âdem aleyhisselamdan sonra gönderilen peygamber. Âdem aleyhisselamın oğludur. Âdem aleyhisselamın oğullarından Hâbil ile Kâbil arasında çıkan anlaşmazlık netîcesinde Kâbil, Hâbil’i öldürünce, Allahü teâlâ, hazret-i Âdem’e, Hâbil’e karşılık ihsân olarak, yeni bir oğul verdi. Âdem aleyhisselamın bütün çocukları ikiz olarak doğduğu hâlde, Şit aleyhisselam tek doğdu. Şit adı verilen yeni oğlun ismi İbrânice olup, Arapça karşılığı “Allah’ın hîbesi” mânâsınadır. İsmine “Şis” de denilmiştir.</p>
<p>Âdem aleyhisselamın oğullarından Kâbil, Hâbil’i şehit ettikten sonra doğmuş olan Şît aleyhisselam, son peygamber Muhammed aleyhisselamın nûrunu alnında taşıyordu. Bu sebeple Âdem aleyhisselam onu pek fazla seviyordu. Bütün evlâdı üzerine onu reis yaptığı gibi, vefat edeceği sırada da bütün yeryüzünün halîfeliğine onu tâyin etti. Bu hususta vasiyette bulundu. Ayrıca ilâhî sırları bildirip, bütün ilimleri öğretti.</p>
<p>Peygamber efendimizin nûruyla ilgili olarak oğlu Şît aleyhisselama şöyle vasiyyet etti: “Oğlum! Alnında parlayan bu nûr, son peygamber olan Muhammed aleyhisselamın nûrudur. Bu nûru mümin, temiz ve afif hanımlara teslim et ve oğluna da böyle vasiyet et.”</p>
<p>Şit, bu vasiyet üzerine sâlihâ bir kızla evlendi. Sonra evlâtlarına da böyle vasiyet ettiler. Onlar da bu vasiyete uyup öylece devâm ettiler.</p>
<p>Âdem aleyhisselamın vefatından sonra, Allahü teâlâ, Şit aleyhisselama peygamberlik verdi. Elli sayfa (forma) küçük kitap indirdi. Bu kitaplarda hikmet ilmi, matematik, sanâyi bilgileri, kimyâ ilmi ve daha birçok şeyler bildirilmişti.</p>
<p>Şit aleyhisselam zamânında insanlar çoğalıp, her tarafa yayıldılar. Onlara Allahü teâlânın emirlerini bildirip îmân etmeye çağırdı.</p>
<p>Şit aleyhisselamın dîninin esasları, Âdem aleyhisselamın bildirdiği dînin esaslarına uygundu. Şit aleyhisselam ekseriyâ Şam’da ikâmet edip, insanlara, Allahü teâlâya îmân etmeyi ve emirlerine uymayı bildirerek tebliğ vazîfesini yaptı. Bin şehir kurup, hudutlarını tespit etti. Şit aleyhisselamın çocukları ve torunları îmâr ettikleri şehirlerde yaşayıp, Allahü teâlâya ibâdet ve tâatle meşgul oldular. Gâyet huzurlu bir hayat sürdüler. Aralarında düşmanlık buğz ve haset yoktu. Kötülüklerden, haramlardan ve isyândan uzak dururlardı.</p>
<p>Şit aleyhisselam, Şam’dan Yemen tarafına gidip, azgın ve sapık bir hâlde yaşayan Kâbil’in oğullarını Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeye dâvet etti. Fakat bu kavim, Şit aleyhisselamın dâvetini kabul etmeyip, sapıklıklarında ısrâr ettiler. Şit aleyhisselam, onlarla savaş yaptı. Bu savaşta kılıç kullandı. İlk kılıç kullanan odur. Yemendeki bu azgın kavmin bir kısmını kılıçtan geçirdi, bir kısmını da esir aldı. Babası, Âdem aleyhisselamla veya kardeşleriyle Kâbe’yi balçık çamuru kullanarak taştan yaptı.</p>
<p>Son peygamber olan Muhammed aleyhisselamın nûru Şit aleyhisselamdan onun oğlu Enûş’a geçti. Şit aleyhisselam, oğlu Enûş’a, babası Âdem aleyhisselamın, Muhammed aleyhisselamın nûruyla ilgili olarak kendisine yaptığı vasiyeti yaptı ve Enûş’u yeryüzüne halîfe tâyin ederek vefat etti. Ömrünün dokuz yüz on iki veya dokuz yüz elli yâhut da dokuz yüz sene olduğu rivâyet edilmiştir. Peygamberliğininse, iki yüz seksen iki veya iki yüz on iki yâhut da iki yüz kırk iki sene olduğu rivâyet edilmiştir.</p>
<p>Şit aleyhisselamdan sonra, çoğalarak yeryüzüne dağılan insanlar, zamanla doğru yoldan uzaklaşıp, çok azgınlık gösterdiler. Allahü teâlâ onlara İdrîs aleyhisselamı peygamber olarak gönderdi.</p>
<p>Şit aleyhisselam Âdem aleyhisselamın öteki evlâtlarının hepsinden güzel ve fazîletliydi. Sûret ve sîrette yâni hâl ve yaşayışta tıpkı babasına benzediği için Âdem aleyhisselam onu diğer evlâtlarından çok severdi.</td>
</tr>
<tr>
<td>
<h3><strong><em> </em></strong></h3>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/h-z-sit-aleyhisselam.html">H.Z Sit Aleyhisselam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/h-z-sit-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz.Adem Aleyhisselâm</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hz-adem-aleyhisselam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hz-adem-aleyhisselam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2012 14:42:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Adem]]></category>
		<category><![CDATA[Aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=1935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeryüzünde yaratılan ilk insan ve ilk peygamber, bütün insanların babası. Allahü teâlânın emri ile melekler çeşitli memleketlerden topraklar getirdiler. Çeşitli memleketlerden getirilen toprakları melekler su ile çamur yapıp insan şekline koydular. Bu şekilde Mekke ile Taif arasında kırk yıl yatıp “salsal” oldu yani pişmiş gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselamın nuru alnına kondu. Sonra Muharremin onuncu Cuma &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-adem-aleyhisselam.html">Hz.Adem Aleyhisselâm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1936" title="Hz.Adem Aleyhisselâm" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2012/12/Hz.Adem-Aleyhisselâm.png" alt="" width="662" height="329" /></p>
<table width="560" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<h3 align="left"></h3>
<div id="p1"><strong><em>Yeryüzünde yaratılan ilk insan ve ilk peygamber, bütün insanların babası. </em></strong><strong><em>Allahü teâlânın emri ile melekler çeşitli memleketlerden topraklar getirdiler. Çeşitli memleketlerden getirilen toprakları melekler su ile çamur yapıp insan şekline koydular. Bu şekilde Mekke ile Taif arasında kırk yıl yatıp “salsal” oldu yani pişmiş gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselamın nuru alnına kondu. Sonra Muharremin onuncu Cuma günü ruh verildi. Her şeyin ismi ve faydası kendisine bildirildi. Boyu ve yaşı kesin olarak bildirilmedi. </em></strong></p>
<p><strong><em>Allahü teâlânın emri ile bütün melekler Âdem aleyhisselama karşı secde ettiler. Uzun zaman meleklerin hocalığını yapmış olan İblis, kibirlenip bu emre karşı geldi ve Âdem aleyhisselama karşı secde etmedi. “O çamurdan yaratıldı, ben ise ateşten yaratıldım. Ondan üstünüm.” iddiasında bulundu. İblis (şeytan) kendini üstün görüp, kibirlenerek Allahü teâlânın emrine uymayınca gadab-ı ilahiyyeye uğradı ve Cennet’ten kovuldu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Âdem aleyhisselam kırk yaşındayken Firdevs adındaki Cennet’e götürüldü. Cennet’te bulunduğu sırada veya daha önce Mekke dışında uyurken sol kaburga kemiğinden hazret-i Havva yaratıldı. Allahü teâlâ onları birbirine nikâh etti. Cennet’te yerleşmelerini ve Cennet’in meyvelerinden dilediklerini yemelerini bildirdi. Fakat Cennet’te bulunan bir ağaç için, “Bu ağaca yaklaşmayın, bu ağaçtan yemeyin.” buyurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Âdem aleyhisselam ve Havva validemiz, Cennet’te bin yıl kadar yaşayıp, İblisin yalan yeminine inanarak yasak edilen ağacın meyvesinden unutarak önce hazret-i Havva, sonra Âdem aleyhisselam yedikleri için Cennet’ten çıkarıldılar. Âdem aleyhisselam Hindistan’da Seylan (Serendib) Adasına, Havva ise, Cidde’ye indirildi. Birbirlerinden iki yüz sene müddetle ayrı kalan Âdem aleyhisselam ve hazret-i Havva bu müddet içinde ağlayıp yalvardıktan sonra tövbe ve duaları kabul oldu. Hacca gelmeleri emrolundu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Arafat Ovasında hazret-i Havva ile buluştu. Kâbe’yi inşa etti. Her sene hac yaptı. Arafat Meydanında veya başka meydanda kıyamete kadar gelecek çocukları belinden zerreler halinde çıkarıldı. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye soruldu. Hepsi; “Bela = Evet!” dediler. Sonra hepsi zerreler haline gelip beline girdiler. Buna “Ahd-ü-Misak” ve “Kalu Bela” denildi. Âdem aleyhisselam ve hazret-i Havva daha sonra Şam’a geldiler. Burada yirmi defa ikiz evladı oldu. Bir defa da yalnız Şit aleyhisselam oldu. Neslinden kırk bin kişiyi gördü. </em></strong></p>
<p><strong><em>Oğullarına ve torunlarına peygamber olarak gönderildi. Cebrail aleyhisselam kendisine on iki defa geldi. Kendisine on suhuf (forma) kitap verildi. Bu kitapta; iman edilecek hususlar, çeşitli diller ve lügatler, her gün bir vakit namaz kılmak, gusül boy abdesti almak, oruç tutmak, leş, kan, domuz eti yememek, tıb, ilaçlar, hesab, geometri gibi şeyler bildirildi. Ayrıca fizik, kimya, tıb, eczacılık, matematik bilgileri öğretildi. İbrani, Süryani ve Arap dillerinde kerpiç üstüne çok yazı yazıldı.</em></strong></p>
<p><strong><em>İlk insanlar, bazı tarihçilerin zannettiği gibi ilimsiz, fensiz, görgüsüz, çıplak ve vahşi kimseler değildi. Bugün Asya, Afrika çöllerinde ve Amerika ormanlarında, tunç devri dedikleri zamandakilere benzeyen vahşiler yaşadığı gibi, ilk insanlarda da, bilgisiz basit yaşayanlar vardı. Bundan dolayı ne bugünkü, ne de ilk insanların hepsi için vahşidir denilemez. Hazret-i Âdem ve ona inananlar şehirlerde yaşarlardı. Okuma-yazma bilirlerdi. Demircilik, dokumacılık, çiftçilik, ekmek yapmak gibi san’atları vardı. Altın üzerine para dahi basılmış, maden ocakları işletilip, çeşitli aletler yapılmıştı.</em></strong></p>
<p><strong><em>Âdem aleyhisselamın hiç sakalı yoktu. İlk sakalı çıkan Şit aleyhisselamdır. Hazret-i Âdem çok güzeldi. Siyah saçlı ve buğday tenliydi. On bir gün hasta yatıp, bir Cuma günü vefat etti. Âdem aleyhisselam vefat edince, Cebrail aleyhisselam bir gömlek giydirdi. Şit aleyhisselama yıkamayı öğretti. Yıkayıp kefenlediler. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hadis-i şerifte buyruldu ki: </em></strong><br />
<strong><em>“Âdem aleyhisselam vefat edince, melekler üç defa su ile yıkadılar. Onu defnettiler. Sonra çocuklarına dönerek, (Ey âdemoğulları! Ölülerinize böyle yapınız) dediler.” </em></strong></p>
<p><strong><em>Şit aleyhisselam imam olup cenaze namazını kıldırdı. Âdem aleyhisselamın kabri; Kudüs’te, Mina’da, Mescid-i Hif’te veya Arafat’tadır. Hayatını bildiren rivayetler birbirinden farklıdır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hazret-i Âdem, Allah’a ilk hamd ve ilk tövbe edendir. Seçilmişlerin ilki, yeryüzünde Allahü teâlânın ilk halifesidir. </em></strong></p>
<p><strong><em>Birçok mucizeleri vardır. Bunlardan bir kaçı şöyledir: </em></strong><br />
<strong><em>Yırtıcı, vahşi hayvanlarla konuşurdu. Susuz dağ ve taşlara elini vurunca, pınarlar fışkırır, temiz sular akardı. Eline aldığı ufak taşlar, yüksek sesle Allahü teâlâyı zikrederdi. </em></strong></p>
<p><strong><em>Âdem aleyhisselamın yaratılması, Cennet’te kalması, Cennet’ten çıkarılarak yeryüzüne indirilmesi, Kur’an-ı kerimde çeşitli âyet-i kerimelerde bildirilmiştir.</em></strong></p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hz-adem-aleyhisselam.html">Hz.Adem Aleyhisselâm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hz-adem-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
