<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Okunmaya Değer Hikayeler &#8211; İsme Özel Şiir</title>
	<atom:link href="https://sevdalilarmekani.com/kategori/dini-bilgiler/okunmaya-deger-hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sevdalilarmekani.com</link>
	<description>Taner temel&#039;in şair ruhlu duygularıyla kurumuştur.Duygularını aktarabileceği bir blog sitesidir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 May 2025 20:50:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/07/cropped-icon-150x150.png</url>
	<title>Okunmaya Değer Hikayeler &#8211; İsme Özel Şiir</title>
	<link>https://sevdalilarmekani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Köy evinde aklım başıma geldi</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 May 2025 20:50:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Köy evinde aklım başıma geldi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=34113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllarca eşime baktım, ama iki yıl önce onu kaybettim. Yalnız kalmak istemediğim için kızımın yanına yerleştim, tabi bunu kızımda damadımda çok istedi. Para sıkıntım yok, gezmeyi de harcamayı da severim, neşeli bir kadınım ben, sohbet etmeyi gülmeyi severim. Kızımda tam aksine durgun biridir, pek sevmezdi, süreki tv dizileri izleyip yemek ve ev işleri yapmayı severdi. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html">Köy evinde aklım başıma geldi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html/2"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-33689 size-full" src="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta.png" alt="" width="1280" height="719" srcset="https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta.png 1280w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta-300x169.png 300w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta-1024x575.png 1024w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta-768x431.png 768w, https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2025/05/meta-390x220.png 390w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></a></p>
<p>Yıllarca eşime baktım, ama iki yıl önce onu kaybettim. Yalnız kalmak istemediğim için kızımın yanına yerleştim, tabi bunu kızımda damadımda çok istedi. Para sıkıntım yok, gezmeyi de harcamayı da severim, neşeli bir kadınım ben, sohbet etmeyi gülmeyi severim. Kızımda tam aksine durgun biridir, pek sevmezdi, süreki tv dizileri izleyip yemek ve ev işleri yapmayı severdi. Damadimla bu konu hiç anlaşamazlardı, çünkü oda benim gibi, gezmeyi eğlenmeyi mutlu olmayı seven bir erkekti. Biz sohbet ederken biraz fazla gülersek kızım bize tepki gösterirdi kızardı başım ağrıyor biraz susun derdi. Damadım bir gun yanıma geldi Perihan anne neşe dolu bir insansın seninle gülmek konuşmak bana çok iyi geliyor dedi, biraz utandım ama sevindim de tabi. Teşekkür ettim kendisine. Sonra bana aramızda kalacağına söz verirsen sana bir sey diyeceğim dedi, ne demek tabiki aramızda kalır soyle dedim. ” Burada ne konuşsak ne yapsak leyla bize kızıyor, ben bu aralar işten güçten çok sıkıldım bikacgun izin aldım kafamı dinlemeye köydeki eve gideceğim istersen sende benimle gel dedi ” gelirim ama Sevdaya ne diyeceğiz dedim, önce ben giderim sende bikac gun arkadaşında kalacagini söylersin gelirsin köydeki eve dedi, bu plan aklıma yatmisti ama arada ben ne yapıyorum böyle diyede kendimi sorguluyordum, ama bir an düşünmeden tamam demiş bulundum. Planımızı uyguladık 1 gün sonra damadim gitti bende bikac saat sonra, arkadaşıma gidiyorum belki bir gün belki bir kaç gün gelmeyebilirim kızım beni bekleme dedim sonrada evden çıktım. Hemen bir taksiye bindim köyün dışındaki eve gittim… Olayın tamamını okumak için lütfen diğer sayfaya geçiniz….</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html">Köy evinde aklım başıma geldi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/koy-evinde-aklim-basima-geldi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/dort-karis-boynuzlu-koc.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/dort-karis-boynuzlu-koc.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 16:50:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29755</guid>

					<description><![CDATA[<p>DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ ! İmâm-ı Ebu Yusüf hazretleri zamanında bir kişi, bir oğlu olmasını çok istiyor, ama bir türlü olmuyordu. Muradına kavuşmak için adak yapmak hatırına geldi. “Yâ Rabbî! Bana bir oğul verirsen senin rızan için ‘dört karış’ boynuzlu bir koç kurban edeceğim” diye nezretti. Çok geçmedi. Bir oğlu oldu. Sıra nezrini yapmaya gelmişti. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dort-karis-boynuzlu-koc.html">DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ !</strong></p>
<p>İmâm-ı Ebu <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dort-karis-boynuzlu-koc">Yusüf</a> hazretleri zamanında bir kişi, bir oğlu olmasını çok istiyor, ama bir türlü olmuyordu.<br />
Muradına kavuşmak için adak yapmak hatırına geldi.<br />
“Yâ Rabbî! Bana bir oğul verirsen senin rızan için ‘dört karış’ boynuzlu bir koç kurban edeceğim” diye nezretti.<span class="text_exposed_show"><br />
Çok geçmedi.<br />
Bir oğlu oldu.<br />
Sıra nezrini yapmaya gelmişti.<br />
İyi de “dört karış” boynuzlu koçu nerede bulacaktı?.. Ne kadar arasa da bulamıyor, bunun için de nezrini yapamıyordu.<br />
Birçok âlime sordu.<br />
Çıkar yol bulamadılar.<br />
Bir ahbabı, ona;<br />
“Sen Ebu Yusüf hazretlerine git, O, bu işi hâlleder” dedi.<br />
Hemen koştu bu büyük âlime.<br />
Ve anlattı derdini.<br />
Büyük İmam;<br />
“Bu iş kolay, ancak bir şartım var. Okumak isteyen çok genç var, ama mektebimiz yok&#8230; Sen zenginsin, bu gençler için şöyle büyük bir mektep yaptırırsan, işini hâllederim” buyurdu.<br />
Adam “kabul” dedi.<br />
Ebu Yusüf hazretleri;<br />
‘Öyleyse bir ‘koç’ ile bir ‘çocuk’ bul getir” buyurdu.<br />
Koşup getirdi bu ikisini.<br />
Ebu Yusüf hazretleri, karışlattı o çocuğa koçun boynuzunu. Çocuğun karışıyla dört karıştan fazlaydı.<br />
“Bu koçu kurban et” buyurdu.<br />
Adam nezrini yerine getirdi ve büyükçe bir mektep inşa ettirdi o beldede&#8230;</span></p>
<p>Abdüllatif Uyan &#8211; Türkiye Gazetesi / 17.12.2015</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dort-karis-boynuzlu-koc.html">DÖRT KARIŞ BOYNUZLU KOÇ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/dort-karis-boynuzlu-koc.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYAT AĞACI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hayat-agaci.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hayat-agaci.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 15:24:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[HAYAT AĞACI]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29750</guid>

					<description><![CDATA[<p>HAYAT AĞACI… Çinliler, ‘Hayat Ağacı’ adını verdikleri bambu ağacını söyle yetiştirir: Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci sene tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci sene de toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü senelerde her sene yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hayat-agaci.html">HAYAT AĞACI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7e9d9edd8b62869792762" class="text_exposed_root text_exposed">
<p>HAYAT AĞACI…</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hayat-agaci">Çinliler</a>, ‘Hayat Ağacı’ adını verdikleri bambu ağacını söyle yetiştirir:<br />
Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci sene tohumda herhangi bir değişiklik olmaz.<br />
Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci sene de toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü senelerde her sene yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı toh<span class="text_exposed_show">um bu sene de filiz vermez.<br />
Çinliler büyük bir sabırla beşinci sene de de bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Bambu tohumu bu süre içinde toprağın altındadır, herhangi bir hareket göstermez.<br />
Ve <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/hayat-agaci">nihayet</a> beşinci senenin sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.<br />
Akla gelen ilk soru şudur: Bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı yoksa beş sene + altı haftada mı ulaşmıştır?<br />
Bu sorunun cevabı tabii ki beş sene + altı haftadır.<br />
Büyük bir sabır ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik?…<br />
Başarının şartları her zaman çok açıktır.<br />
» ÇALIŞIN, SABREDİN…<br />
» HER ZAMAN İNANIN VE HİÇBİR ZAMAN GERİ DÖNMEYİN…<br />
» ASLA VAZGEÇMEYİN…</span></p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hayat-agaci.html">HAYAT AĞACI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hayat-agaci.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LİSELİ GENÇLER VE YAHYA KEMAL</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/liseli-gencler-ve-yahya-kemal.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/liseli-gencler-ve-yahya-kemal.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 14:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[LİSELİ GENÇLER VE YAHYA KEMAL]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29745</guid>

					<description><![CDATA[<p>LİSELİ GENÇLER VE YAHYA KEMAL Bir edebiyat hocasından dinledim: Bir lise sınıfında Yahya Kemal’in “Açık Deniz” şiiri okunuyormuş. Balkanlar’daki acı ve tarihi Türk muhaceratlerinden (göçlerinden) derin yankılar taşıyan bu şiirin: Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum; Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum. Kalbimde vardı &#8220;Byron&#8221;u bedbaht eden melâl Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl&#8230; Aldım &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/liseli-gencler-ve-yahya-kemal.html">LİSELİ GENÇLER VE YAHYA KEMAL</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>LİSELİ <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/liseli-gencler-ve-yahya-kemal">GENÇLER</a> VE YAHYA KEMAL</strong></p>
<p>Bir edebiyat hocasından dinledim: Bir lise sınıfında Yahya Kemal’in “Açık Deniz” şiiri okunuyormuş. Balkanlar’daki acı ve tarihi Türk muhaceratlerinden (göçlerinden) derin yankılar taşıyan bu şiirin:</p>
<p>Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;<span class="text_exposed_show"><br />
Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.<br />
Kalbimde vardı &#8220;Byron&#8221;u bedbaht eden melâl<br />
Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl&#8230;<br />
Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını,<br />
Duydum, akıncı cedlerimin ihtirâsını,<br />
Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu&#8230;<br />
Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu&#8230;<br />
Mağlûpken ordu, yaslı dururken bütün vatan,<br />
Rü&#8217;yâma girdi her gece bir fâtihâne zan.<br />
Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duygular&#8230;<br />
Mahzun hudutların ötesinden akan sular,<br />
Gönlümde hep o zanla berâber çağıldadı,</span></p>
<p>Mısraları okuduktan sonra, hoca talebesine sormuş:</p>
<p>&#8211; <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/liseli-gencler-ve-yahya-kemal">Şairin</a>, “her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum..,&#8221; mısralarındaki özdeyiş ne için, neye karşı duyulmuştur?</p>
<p>&#8211; Efendim demişler, şair; &#8220;Balkan şehirlerinde dolaşırken tabiî Türkiye’den uzakta bulunuyordu. Duyduğu özleyiş asîl memleketine karşı bir vatan hasreti&#8217;dir.&#8221;</p>
<p>Hoca merak etmiş, aynı soruyu bazı lise öğrencilerine de soracak olmuş… Çok az istisnalarla hemen aynı cevabı almış…</p>
<p>Görülüyor ki, çocuklarımız henüz kıymetli bir Türk şairinin çocukluğunu Balkan şehirlerinde geçirdiği çağlarda, bu şehirlerin bugünkü Edirne gibi, Bursa ve Ankara gibi bizim öz şehirlerimiz olduğunu hayli zor hatırlıyorlar.</p>
<p>Bu hazin hâfızasızlık, elbette çocuklarımızın kendi kusurları değildir: Biz hayli zamandan beri devlet siyaseti ile mektep tedrisatını birbirine karıştırmış bulunuyoruz. Mekteplerimizde gerçek ilmin ve milli ülkülerin icab ettirdiği bir tedrisat yerine günlük siyasilerimizin emrettiği bir öğretim tutturduk.</p>
<p>Devletimizin halkı ve tabiî sulh siyaseti dolayısıyle Balkanlar’da gözümüz olmadığını, olmayacağını ispat sâikasiyle bu toprakların bizim eski topraklarımız olduğunu çocuklarımıza daha doyurucu bir lisanla haber vermekten çekinir olduk. Yine türlü yakın mâzimizin şereflerini tanıtmak istemediğimiz için de onların hafızasını bir takım çok eski ve kısmen hayalî Türk medeniyetleriyle yorduk.</p>
<p>Halbuki bundan bir müddet evvel bana küçük Balkan devletlerinden birine ait bir harita göstermişlerdir. Bu haritada bizim sevgili İstanbul’umuz o devletin kendi şehirleri arasında görünüyordu. Böyle bir takım kurbağa teşekküllerin bile aşırı büyüme hayalleri yanında bizim, mâzimize âit şerefli hakikatleri unutup gizlemeğe çalışmamız bence millî bir hizmet değildir.</p>
<p>&#8211; Nihat Sami Banarlı</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/liseli-gencler-ve-yahya-kemal.html">LİSELİ GENÇLER VE YAHYA KEMAL</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/liseli-gencler-ve-yahya-kemal.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VERMEYİNCE MABUD NEYLESİN SULTAN MAHMUD</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 12:33:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[VERMEYİNCE MABUD NEYLESİN SULTAN MAHMUD]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29741</guid>

					<description><![CDATA[<p>VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUD Sultan Mahmud Han, tebdili kıyafet yaparak bir kahveye girer. Yaşlı çaycıya herkesin tıkandı baba diye hitap ettiğini görüp, bu lakabın nereden geldiğini sorar. Çaycı anlatır: -Bir gece rüyamda çeşmemin daha iyi akması için çomak sokup açmaya çalıştım. Çomak kırıldı, suyun akması iyice azaldı, uğraşırken temelli tıkandı, su hiç akmaz oldu. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud.html">VERMEYİNCE MABUD NEYLESİN SULTAN MAHMUD</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUD</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud">Sultan</a> Mahmud Han, tebdili kıyafet yaparak bir kahveye girer. Yaşlı çaycıya herkesin tıkandı baba diye hitap ettiğini görüp, bu lakabın nereden geldiğini sorar. Çaycı anlatır:</p>
<p>-Bir gece rüyamda çeşmemin daha iyi akması için çomak sokup açmaya çalıştım. Çomak kırıldı, suyun akması iyice azaldı, uğraşırken temelli tıkandı, su hiç akmaz oldu. Bunu komşulara <span class="text_exposed_show">anlatınca, adım tıkandı babaya çıktı.</span></p>
<p>Sultan Mahmud Han, vezire,</p>
<p>&#8211; Bir ay, her gün bu adama bir tepsi baklava getirin. Her <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud">dilimin</a> altına bir altın koyun, diye talimat verir.</p>
<p>Ertesi gün baklava gelir. Çaycı, &#8220;Baklavayı satayım da üç beş kuruş alayım, der. Bir Yahudi baklavayı rayiç fiyattan daha aşağı alır. Baklavayı yerken altınları görür. Yahudi bir şeyler anlamaya çalışır.</p>
<p>Ertesi günü çaycıyı görüp,</p>
<p>-Sana baklava getiren olursa ben yine daha yüksek fiyattan alırım, der.</p>
<p>Yahudi her gün fiyatı artırarak almaya devam eder. Çaycı da, iyi para kazanıyorum diyerek baklavaya hiç dokunmadan satar.</p>
<p>Bir ay sonra, baklava getirme işi biter. Sultan, çaycı epey zenginlemiş diye düşünür. Padişah kıyafetiyle, çaycının yanına gelir. Çaycıda bir değişiklik olmadığını anlayınca,</p>
<p>&#8211; Baklavaları ne yaptın? diye sorar.</p>
<p>O da, hiç birini yemeden sattığını söyler. Hazineden bir miktar altın vermek üzere, çaycıyı saraya davet eder. Sonra,</p>
<p>&#8211; Şu küreği al, altınlara daldır, kürekte ne kadar altın kalırsa hepsi senin olsun, der.</p>
<p>Çaycı heyecanlanır, daha çok altın almak için küreği daldırır. Aksine ters daldırdığı için küreğin üstünde bir altın kalır. Sultan:</p>
<p>&#8211; Demek nasibin bu kadarmış, der.</p>
<p>Daha başka imtihana tabi tutarlar. Hiç birinden netice alınmayınca, sultan der ki:</p>
<p>&#8211; Vermeyince Mabud, neylesin sultan Mahmud!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud.html">VERMEYİNCE MABUD NEYLESİN SULTAN MAHMUD</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/vermeyince-mabud-neylesin-sultan-mahmud.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herşey Ona İtaat Eder</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 09:59:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[Herşey Ona İtaat Eder]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herşey ona itaat eder Selmân-ı Fârisî &#8220;radıyallahü anh&#8221; hazretleri bir gün yanında misâfiri olduğu halde Medayinden çıkıp bir yere gidiyorlardı. Yolda karınları acıktı. Yiyecek bir şeyleri de yoktu. Orada geyikler vardı ve süvari atıyle dahi onlara yetişemezdi. Kuşlar vardı. Fakat avcılar onları vuramazlardı. Zira uzaktan hemen kaçarlardı. Selmân-ı Fârisî &#8220;radıyallahü anh&#8221; bir geyik ile bir &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html">Herşey Ona İtaat Eder</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7e96fe04f957b08725562" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>Herşey ona itaat eder</strong></p>
<p>Selmân-ı Fârisî &#8220;radıyallahü anh&#8221; <a href="https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html">hazretleri</a> bir gün yanında misâfiri olduğu halde Medayinden çıkıp bir yere gidiyorlardı. Yolda karınları acıktı. <a href="https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html">Yiyecek</a> bir şeyleri de yoktu. Orada geyikler vardı ve süvari atıyle dahi onlara yetişemezdi. Kuşlar vardı. Fakat avcılar onları vuramazlardı. Zira uzaktan hemen kaçarlardı. Selmân-ı Fârisî &#8220;radıyallahü anh&#8221; bir geyik ile bir kuşu <span class="text_exposed_show">yanına çağırdı. İkisi de yanlarına geldi. Onlara &#8220;Bu kimse benim misâfirimdir. Sizi ona ikram etmek istiyorum&#8221; buyurdu. Geyik ve kuş hiç itiraz etmediler. Onları kesip yediler. O zât bu işe çok hayret etti ve &#8220;Ey efendim geyik ve kuşu çağırdınız hiç kaçmadan yanınıza geldiler, ben buna hayret ettim&#8221; dedi.</span></p>
<p>Selmân &#8220;radıyallahü anh&#8221; buyurdu ki: &#8220;Bunda hayret edilecek bir şey yok. Bir kimse Allahü teâlâ&#8217;ya itaat eder ve O&#8217;na hiç günah işlemezse, her şey ona itaat eder.&#8221;</p>
</div>
<div id="fbPhotoSnowliftProductMiniListHscroll" class="fbCommerceProductMiniListHscroll"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftLegacyTagList" class="pts fbPhotoLegacyTagList">
<div></div>
</div>
<div id="fbPhotoSnowliftCallToActionButton" class="fbPhotosPhotoButtons"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftPhotoFundraiser"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftOwnerButtons" class="mvm fbPhotosPhotoOwnerButtons stat_elem"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftOriginalStory" class="_56lj"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftComputerVisionAnnotation" class="fbPhotosPhotoCVAnnotation"></div>
</div>
<div id="fbPhotoSnowliftVideoFundraiser"></div>
<div id="fbPhotoSnowliftViews" class="_4p3v"></div>
<form id="u_25_2" class="fbPhotosSnowliftFeedbackForm commentable_item collapsible_comments" action="https://www.facebook.com/ajax/ufi/modify.php" method="post" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;]&quot;}">
<div id="fbPhotoSnowliftFeedback" class="fbPhotosSnowliftFeedback"></div>
<div>
<div>
<div class="_6iib" data-testid="fbSnowliftUFI/feedbackSummary">
<div class="_6iic">
<div class="_6iid"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</form>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html">Herşey Ona İtaat Eder</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/hersey-ona-itaat-eder.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİSAFİR&#8217;İN BEREKETİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/misafirin-bereketi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/misafirin-bereketi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 06:45:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[MİSAFİR'İN BEREKETİ]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29732</guid>

					<description><![CDATA[<p>MİSAFİR&#8217;İN BEREKETİ… Bir gün Sevgili Peygamber Efendimize bir Sahabi hanımından şikâyete gelir. &#8220;Benim hanımım misafiri sevmiyor. Bana bir tavsiyede bulunur musunuz Efendim?&#8221; der. Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem); &#8220;Yarın size misafir olacağım. Hanımın, ben size girerken de baksın, çıkarken de baksın der.&#8221; Sahabi hanımına efendimizin geleceğini müjdeler. Hanımı çok sevinir. Yalnız dışarıdan içeri girerken de çıkarken &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/misafirin-bereketi.html">MİSAFİR&#8217;İN BEREKETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MİSAFİR&#8217;İN BEREKETİ…</strong></p>
<p>Bir gün <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/misafirin-bereketi">Sevgili</a> Peygamber Efendimize bir Sahabi hanımından şikâyete gelir. &#8220;Benim hanımım misafiri sevmiyor. Bana bir tavsiyede bulunur musunuz Efendim?&#8221; der.<br />
Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem); &#8220;Yarın size misafir olacağım. Hanımın, ben size girerken de baksın, çıkarken de baksın der.&#8221;<br />
Sahabi hanımına efendimizin geleceğini müjdeler. Hanımı çok <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/misafirin-bereketi">sevinir</a>. Yalnız dışarıdan içeri girerken de çıkarken de bakmasını tembih eder ve hazırlıklarını yapar.<br />
Ertesi gün olur. Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem) gelirken Pencereden bakınca ne görsün ki! Efendimiz gümüşten tepsi içinde, cennetten çeşit çeşit yiyecekleri de beraberinde getirmiş.<br />
Efendimizi çok büyük bir sevinç içinde ağırladıktan, sonra Efendimiz yola koyulmuş. Sahabenin hanımı tekrar pencereden bakmış. Birde ne görsün ki! Getirdiği tepsinin içinde yılanlar çıyanlar akrepler böcekler doldurmuş geri gidiyor. Hemen beyine seslenmiş. Korku içinde anlatmış.<br />
Sahabe efendimiz koşarak Efendimizin yanına sormaya gitmiş. Peygamber (sallallahü aleyhi vesellem) bu durum karşısında;<br />
&#8220;Hanımına anlat. Misafirin güzelliği, yiyeceklerle ikramlarla bereketle gelir ve evden giderken bütün kötülükleri alır ve götürür.<br />
Tepside gördüğü kötülükler, günahlar, kavgalar, dövüşler, böcekler yılanlar çiyanlar misafir ile çıkar ve gider eve huzur ve bereket gelir.<br />
Misafir gelmeyen eve kavga, dövüş, huzursuzluk ve bereketsizlik, fakirlik baş gösterir.&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/misafirin-bereketi.html">MİSAFİR&#8217;İN BEREKETİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/misafirin-bereketi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 20:35:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29759</guid>

					<description><![CDATA[<p>ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP YAZAN HÜKÜMDAR &#160; “Allah’ın nebisi ve resûlü, peygamberlerin sonuncusu, âlemlerin Rabbinin elçisi, Abdullah oğlu Muhammed’e birinci Tübbe’den&#8230;” Tübbe’ antik çağda Yemen’in Himyer mıntıkasında, Belkis’in memleketinde hüküm süren Kahtan meliklerindendir. Siyer kitaplarında 4000 kadar müşaviri bulunduğu, onlara danışmadan bir iş yapmadığı; güçlü bir ordusu olduğu, Türkistan’a, Hindistan’a seferler yaptığı, Semerkant’ı kurduğu, Hindistan’da &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup.html">ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP YAZAN HÜKÜMDAR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Allah’ın <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup">nebisi</a> ve resûlü, peygamberlerin sonuncusu, âlemlerin Rabbinin elçisi, Abdullah oğlu Muhammed’e birinci Tübbe’den&#8230;”</p>
<p>Tübbe’ antik çağda Yemen’in Himyer mıntıkasında, Belkis’in memleketinde hüküm süren Kahtan meliklerindendir. Siyer kitaplarında 4000 kadar müşaviri bulunduğu, onlara danışmadan bir iş yapmadığı; güçlü bir ordusu oldu<span class="text_exposed_show">ğu, Türkistan’a, Hindistan’a seferler yaptığı, Semerkant’ı kurduğu, Hindistan’da öldüğü, Antik Çağ meliklerinden dünyayı gezen beş kişiden biri olduğu rivayet edilir. Diğerleri Süleyman, Feridun, İskender ve Erdişir’dir. Bazılarına göre İskender-i Zülkarneyn, Tübbe’dir.</span></p>
<p>KÂBE ÖRTÜSÜ<br />
Bazı siyer kitaplarında yazdığına göre, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup">Tübbe</a>’ bi’setten, yani Hazret-i Muhammed’in peygamberliğinin müjdelenmesinden 700 veya 1000 sene evvel bir gün Mekke şehrine geldi. Ancak Mekkeliler kendisini karşılamaya çıkmayınca kızdı. Müşavirlerine bunun sebebini danıştığında, “Buranın halkı Araptır. Burada bir bina vardır ki, Kâbe derler, Allah’ın evidir. Bu binanın imar ve muhafazasında bulundukları için şeref ve kıymetleri artmıştır. Gururlarının sebebi bu olsa gerektir” dediler.</p>
<p>Tübbe’ bunun üzerine Kâbe’yi yıkmaya; halkını öldürüp mallarını almaya niyetlendi. Ama şiddetli hastalanıp baş ağrısından gözünü açamadı. Üç gün gökyüzü karardı. Tübbe’ bunun ilahî işaret oluğunu anlayarak tövbe ve İbrahim dinine iman edip hac erkânını öğrenerek Kâbe’yi tavaf etti. Mekkelilere ihsanlarda bulundu.</p>
<p>Bir gece rüyasında “Mekkelilere ihsanda bulunduğun gibi, Kâbe’ye de ikram et, ona elbise giydir” hitabına muhatap oldu. Evvela hasır, sonra altın ve gümüşle süslü ipekten örtüyle örttü. Kâbe’nin süslü bir ipekli örtüyle örtülme âdeti ondan kalmadır.</p>
<p>ENSARIN ATALARI<br />
Tübbe’ sonra o zamanki ismi Yesrib olan Medine’ye geçti. Benî İsrail âlimlerinden, âhir zaman peygamberinin geleceğini işitti. Burada yerleşip o müjdelenen peygamberi beklemeye niyetlendi. Fakat sonra bundan vazgeçti.</p>
<p>Müşavirlerinden 400 tanesini seçip, yanlarına nesilleri kesilmesin diye eşler ve cariyeler katıp Medine’ye yerleştirdi. İçlerinden birini reis yaptı. Resulullah için bir ev yaptırıp, bir de hürmetkâr mektup yazdı. Gelince verirsiniz diye bu âlimlere teslim etti. İşte Medine halkından iman edip Müslüman olanlar, hep o âlimlerin neslindendir. Ebu Eyyüb el-Ensârî de onların reisi Şâmul’un 21. Kuşaktan evladıdır.</p>
<p>ÖMRÜM OLURSA…<br />
İbn İshak ve başkalarının rivayetine göre Tübbe’nin mektubunda şunlar yazılıydı:</p>
<p>“Ahmed hakkında şahidlik ederim ki o, bütün canlıları yaratan Allah’tan bir resuldür. Ömrüm uzatılırsa, o hayata geleceği vakte kadar, ben onun yardımcısı ve amcası oğlu olurdum. Şimdi ben sana ve sana indirilen kitaba iman ettim. Ben senin dinin ve sünnetin üzereyim. Senin ve her şeyin Rabbine iman ettim. Rabbinden gelen İslâm&#8217;ın bütün şeriatine de iman ettim. Eğer sana yetişecek olursam ne güzel. Şayet yetişmeyecek olursam, bana şefaat et ve kıyamet gününde beni unutma. Ben senin ümmetinin ilklerindenim. Sen gelmeden önce sana biat ettim. Ben senin ve baban İbrahim dini üzereyim.”</p>
<p>Daha sonra mektubunu mühürleyip, üstüne, “Önünde de, sonunda da emir Allah’ındır” diye nakşetti. Mektubunun üzerine adres olarak da şunu yazdı:</p>
<p>“Allah’ın nebisi ve resûlü, peygamberlerin sonuncusu, âlemlerin Rabbinin elçisi, Abdullah oğlu Muhammed’e birinci Tübbe’den.”</p>
<p>&#8220;MERHABA SALİH KARDEŞİM&#8221;<br />
Hazreti Peygamber, Medine’ye doğru yola çıktığında, Ebu Eyyüb mektubu Medinelilerin çok itimat ettiği Benî Süleym’den Ebû Leylâ’ya verdi. Kendisini karşılayanların arasında Resulullah onu görünce, “Sen Ebû Leylâ değil misin?” buyurdu. “Evet” deyince “Hani Tübbe’nin mektubu?” buyurdu. Kendisini henüz tanımayan Ebû Leyla çok şaşırdı. Elbisesinin arasına sakladığı mektubu takdim etti. Resulullah mektubu alıp okutunca, Tübbe’den razı olup, üç defa “Merhaba salih kardeşim” buyurdu.</p>
<p>Ebû Leylâ Medine’ye dönüp o hazretin yolda olduğunu, yakında şehri şereflendireceğini haber verdi. Herkes bu müjdesine karşılık kendisine ihsanda bulundular.</p>
<p>PEYGAMBER Mİ?<br />
İsmi Ebû Kerb Es’ad bin Kerîb bin Tübbe’dir. “Tübbe’yi kötülemeyin. O mümin idi; bilemiyorum peygamber midir?” hadis-i şerifinde geçen Tübbe’ budur. Hatta İbn Abbas, “Tübbe’ bir peygamber idi” buyurdu.</p>
<p>Rum hükümdarlarına Kayser, İran hükümdarlarına Kisra dendiği gibi, Tübbe’, zamanla Yemen meliklerinin unvanı olmuştur. Tübbe’ gölge manasına olup, güneşin doğduğu yeri takip ederek, askerleriyle birlikte doğuya doğru yolculuk etmiş olmasından dolayıdır.</p>
<p>Duhân sûre-i celilesinin, “Bunlar mı, yoksa Tübbe’nin kavmi ve ondan evvelkiler mi hayırlıdır? Biz o günahkârları bile imha ettik” meâlindeki 37. âyetinde geçen Tübbe’, muayyen bir kişi değildir. Bununla bütün Yemen hükümdarları kastedilir. Burada müşriklere, Tübbe’ kavmi misal gösteriliyor. Şu hâlde âyetin mânâsı, “Onlar daha güçlü olduğu hâlde, Allah onları mağlup etti” şeklindedir.</p>
<p>Kâf sûresinin 12. âyet-i kerimesinde Eykeliler gibi Tübbe’ kavminin de dini yalanladığından bahsedilmiştir. Âyet, kavmini kötülemiş; ama Tübbe’yi kötülememiştir.</p>
<p>ŞEREFLİ EV<br />
Resulullah’ın Medine’de 6 küsur ay alt katında oturduğu ev, işte Tübbe’nin yaptırdığı ve Şamul’u oturttuğu evdir. O zaman Ebû Eyyüb Hâlid bin Zeyd’in elindeydi ki, Resulullah’ın babaannesi, bu zâtın ailesi olan Beni Neccar’dandı.</p>
<p>Mescid-i Nebevî’nin hemen kıble cihetindeki ev, Ebû Eyyüb’ün azatlısı Eflah’a geçti. Duvarlarından gedikler açılmaya başladığı, yıkılmaya yüz tuttuğu zaman, Emevî vâlisi Mugîre bin Abdurrahman onu Eflah&#8217;ın oğlundan bin dinar altına satın alarak tamir ettirip vakfetti.</p>
<p>Zamanla yine harab olan bu mübarek evi Eyyübîlerden Melik Muzaffer Şihabüddin Gazi satın alıp üzerine dört mezhep talebesinin okuyacağı mükemmel bir medrese yaptırdı. Bu medrese için, kendi memleketinde, Dımaşk’ta, Medine’de ve sair yerlerde zengin vakıflar tesis etti. Medresenin içinde, pek çok nefis kitaplar bulunan bir kütüphanesi de vardı.</p>
<p>Sonraları, bakımsızlık yüzünden harab olup küçük bir zâviye hâline gelen, Zâviye-i Cüneydiyye adıyla anılıp ziyaret edilen bina, 1843’te Sultan Abdülmecîd tarafından mükemmel bir surette tamir edildi. Bu iki katlı tipik Medine yapısı, 1993 senesinde yıktırılmıştır ki, muhtemelen Medine’de ayakta kalmış son sahabi eviydi.</p>
<p>Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci – Türkiye Gazetesi &#8211; 03.06.2019</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup.html">ASIRLAR EVVELİNDEN RESULULLAH’A MEKTUP</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/asirlar-evvelinden-resulullaha-mektup.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BÜLBÜL İLE ŞAHİN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bulbul-ile-sahin.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bulbul-ile-sahin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 16:13:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[BÜLBÜL İLE ŞAHİN]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29716</guid>

					<description><![CDATA[<p>BÜLBÜL İLE ŞAHİN Bülbül şahine der ki: İkimiz de kuş olduğumuz halde, sen padişahın sarayındasın, ben ise bahçenin dikenliğindeyim. Sen kuşları avlayıp yersin, padişahın yanında değer kazanır muradına erersin. Kuşların sultanı olursun. Ben ise günü güne eklerim, her gece sabaha kadar gülün açılmasını beklerim. Ben uyumadan o açmaz, uyanınca açılmış görürüm. Açıldığını göremem, muradıma eremem. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bulbul-ile-sahin.html">BÜLBÜL İLE ŞAHİN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BÜLBÜL İLE ŞAHİN</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bulbul-ile-sahin">Bülbül</a> şahine der ki:</p>
<p>İkimiz de kuş olduğumuz halde, sen padişahın sarayındasın, ben ise bahçenin dikenliğindeyim.<br />
Sen <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bulbul-ile-sahin">kuşları</a> avlayıp yersin, padişahın yanında değer kazanır muradına erersin. Kuşların sultanı olursun.<br />
Ben ise günü güne eklerim, her gece sabaha kadar gülün açılmasını beklerim. Ben uyumadan o açmaz, uyanınca açılmış görürüm. Açıldığını göremem, muradıma eremem.</p>
<p>Diken arasında muratsız ağlarım, yüreğimi dağlarım.</p>
<p>Şahin şöyle cevap verir:</p>
<p>Ben bin murat alırım ama birini söylemem. Sen bir murat almadan bin söylersin. Susan murat alır, öten muratsız kalır.</p>
<p>******</p>
<p>* Sükut, yorulmadan yapılan ibadet, masrafsız takılan bir ziynet, hükümdarlığa muhtaç olmadan ele geçen bir devlet, duvara ihtiyaç duyulmadan yapılan kale, çalışmadan kazanılan zenginlik ve ayıpların kapatılmasıdır.</p>
<p>Hayırlı söz keramet, sükut selamettir.<br />
Yalan zayıflatır imanı, rezil eder insanı.</p>
<p>Dedikodu gıybettir, şiddetli bir afettir.<br />
Alay belki güldürür, ama kalbi öldürür.</p>
<p>Güzel söz sadaka, mahşere nafakadır.<br />
Çok söz kalb katılaştırır, Haktan uzaklaştırır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bulbul-ile-sahin.html">BÜLBÜL İLE ŞAHİN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bulbul-ile-sahin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bir-iyi-niyet-hikayesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bir-iyi-niyet-hikayesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 15:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29712</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ: Ormanda bir ayının ayağı, kütük arasına sıkışır, kurtaramaz. Avcının biri bunu görüp, ayının ayağını kütüğün arasından çıkarır. Ayı da bu adama, bir iyilik düşünür. Ormandaki arıların yaptığı petekleri alıp getirir. Adam balı yiyince orada uyumaya başlar. Fakat tatlının kokusunu alan sinekler, adamın yüzüne konarak rahatsız eder. Ayı ise, kendisine iyilik eden &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-iyi-niyet-hikayesi.html">BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ:</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-iyi-niyet-hikayesi">Orman</a>da bir ayının ayağı, kütük arasına sıkışır, kurtaramaz. Avcının biri bunu görüp, ayının ayağını kütüğün arasından çıkarır.<br />
Ayı da bu adama, bir iyilik düşünür. Ormandaki arıların yaptığı petekleri alıp getirir. Adam balı yiyince orada uyumaya başlar.<br />
Fakat tatlının kokusunu alan sinekler, adamın yüzüne konarak rahatsız eder. Ayı ise, kendisine iyilik eden adam rahat uyusun diye sinekleri kovar.<br />
Bakar ki kovmakla gitmiyor, sinekleri öldüreyim bari diye, kocaman bir taş alıp, adamın yüzüne konan sineklere vurur. Netice malum…<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-iyi-niyet-hikayesi">Ayı</a>nın ilmi olmadığı için, iyi niyeti fayda yerine zarar vermiştir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-iyi-niyet-hikayesi.html">BİR İYİ NİYET HİKÂYESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bir-iyi-niyet-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 14:07:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29707</guid>

					<description><![CDATA[<p>ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR Zünnun-i Mısri &#8220;rahmetullahi aleyh&#8221; hazretleri anlatır: Bir gün elbiselerimi yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmiştim. Nehrin kenarında dururken, bir de baktım ki, görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor. Çok korkmuştum. Akrep nehre geldiğinde, sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi. Akrep kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir.html">ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7d49ba879790e36980621" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR</strong></p>
<p>Zünnun-i Mısri &#8220;rahmetullahi aleyh&#8221; hazretleri anlatır:</p>
<p>Bir gün elbiselerimi yıkamak için <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir">Nil</a> nehrinin kenarına gitmiştim. Nehrin kenarında dururken, bir de baktım ki, görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor. Çok korkmuştum.</p>
<p>Akrep nehre geldiğinde, sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir">Akrep</a> kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp gittiler. Bu bana çok şaşırtıcı gelmişti. Ben de onların nehrin kenarında takip ettim.</p>
<p>Nehrin karşı yakasına geçtiklerinde, akrep kurbağayı bırakıp dalları büyük, gölgesi çok olan bir ağacın yanına gitti. Bir de baktım ki, ağacın altında sarhoş bir genç sızmış, uyuyor.</p>
<p>Kendi kendime: &#8220;La havle vela kuvvete illa billah. Bu akrep nehrin ötesinden buraya kadar, bu genci sokmak için geldi&#8221; dedim. Bir de baktım ki karşıdan büyük bir yılan, genci öldürmek için, gence doğru geliyor.</p>
<p>Bu sırada akrep yılanın üzerine hücum etti ve başını sokmaya başladı. Yılan öldükten sonra akrep nehre döndü. Kurbağa da onu orada bekliyordu. Akrep tekrar kurbağaya binip nehrin öte yanına geçti.</p>
<p>Sonra gencin yanına geldim: &#8220;Ey uyuyan genç; Allahü teala seni, sen fark etmesen de karanlığın içindeki her türlü kötülükten korur. Sen uyusan bile Allahü teala uyumaz. O kullarına çok merhametlidir&#8221; dedim.</p>
<p>Genç benim bu sözlerim üzerine uyandı ve başından geçen olayları kendisine anlattım. Genç hemen tevbe etti ve salihlerden oldu.</p>
<p><strong>Huzur Pınarı</strong></p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir.html">ALLAHÜ TEALA KULLARINA ÇOK MERHAMETLİDİR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/allahu-teala-kullarina-cok-merhametlidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 12:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29703</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER&#8230; Âdem Aleyhisselam ile Havva Validemiz cennette huzur içindedirler. Şeytan onları aldatmaya ahd etmiştir, hile ile yanlarına girer ve ağlamaya başlar. “Yazık! Bu nimetler elinizden alınacak. Çok acıyorum sizlere. Hâlbuki şu meyveden yemiş olsaydınız var ya…” Çok saf ve temizdirler, birinin yalan söyleyebileceğine ihtimal vermez, inanırlar. Yasak meyveden yer ve &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger.html">İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER&#8230;</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger">Âdem</a> Aleyhisselam ile Havva Validemiz cennette huzur içindedirler. Şeytan onları aldatmaya ahd etmiştir, hile ile yanlarına girer ve ağlamaya başlar. “Yazık! Bu nimetler elinizden alınacak. Çok acıyorum sizlere. Hâlbuki şu meyveden yemiş olsaydınız var ya…”<br />
Çok saf ve temizdirler, birinin yalan söyleyebileceğine ihtimal vermez, inanırlar. Yasak meyveden yer ve c<span class="text_exposed_show">ennetten çıkarılırlar.<br />
Âdem aleyhisselam Serendip Adası’na (Seylan) indirilir, Havva Validemiz ise Cidde civarına.<br />
Eş yok, dost yok, bak bak derya, dön dolaş sahra…<br />
İkisi de pişman olur, yüzlerce yıl af diler, yakarırlar. Ta ki Hazreti Âdem &#8220;Ya <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger">Rabbi</a> Muhammed Aleyhisselâm hürmetine bizi affeyle&#8221; deyinceye kadar.<br />
-Sen onu nereden tanıyorsun? Onu yaratmadım ki daha?<br />
-Ya Rabbi baktım adı arş-ı âlâda yazılı senin adınla.</span></p>
<p>AFÜVVÜN KERİMÜN<br />
(O, affı sever, affeder!) Allahü teâlâ onları Habibinin (sallallahü aleyhi ve sellem) hatırına bağışlar. Âdem Aleyhisselamla, Havva Validemiz Arafat Ovası’nda buluşurlar.<br />
Kavuşmaları göz yaşartıcıdır, asırların ayrılığı hasreti dile kolay… İşte bu yüzden Rahmet Dağı’nı ziyaret eden zevc ve zevceler &#8220;Ya Rabbi Âdem babamızla Havva annemize verdiğin ülfetten bizi de nasiptâr eyle&#8221; diye niyazda bulunurlar.<br />
Sonra Müzdelife ve Mina üzerinden Mekke&#8217;ye gelirler. Âdem Aleyhisselam meleklerin yardımı ile Kâbe&#8217;yi bina eder. Ki her sene gelip haccedecektir hayatı boyunca.</p>
<p>YALAN DÜNYA<br />
Sonra Şam&#8217;da yerleşirler. Yerkürede kimse yoktur daha. Kendileri eker, kendileri biçer, kendileri öğütür un yaparlar. Hamuru onlar yoğurur, fırını onlar yakar. Hayvan bakar, süt sağar, iplik eğirir, hırka örer, ev kurarlar.<br />
Hayatları meşakkatlidir, yardımcıları yoktur, her şey onlara bakar.<br />
Derken çocukları olur, büyür, boylanırlar…<br />
Tam istirahate hazırlanıyorlardır ki oğullarından Kabil katil olur, Habil düşer toprağa…<br />
La rahate fi&#8217;d dünya.</p>
<p>YEK HUN BİN GAM<br />
Havva Validemiz 20 kez hamile kalır, Şit aleyhisselam hariç çocukları her sene ikiz doğar.<br />
Bir kız bir oğlan. Biri kız biri oğlan…<br />
Hazreti Âdem&#8217;in şeriatinde ikizlerin nikâhı yasaktır. Oğlanlar bir sonra doğan kızları alır, yuvalarını kurarlar.<br />
Kabil’in ikizi (İklima) çok güzeldir, onu Habil&#8217;in alması gerektir ama Kabil razı olmaz.<br />
Açık işaretlere rağmen (sunduğu kurban kabul olmamıştır mesela) isyan eder babasına. Uyuyan kardeşine kıyar, elini kana bular.<br />
O günden sonra dayı, hala, amca ve teyze çocukları ile evlenmeleri emredilir, kuzenler evlilik çağına gelmişlerdir zira.<br />
Âdemoğulları değişik lisanlarla konuşur, tabletler üzerine yazarlar. Semavi kitaplardan tıp, ecza, kimya öğrenir ve uygularlar. Demek ki ilk insanların mağaralarda yaşadıkları külliyen yalan!</p>
<p>MELEKLERİN HOCASI AZAZİL<br />
Ateşin hem nuru hem dumanı vardır. Allahü teâlâ melekleri nurdan, cinleri ise dumandan halk eder.<br />
Melekler daim ibadet ile meşgul olur, Cinler ibadet de eder, isyanda ve tuğyanda da bulunurlar.<br />
Azazil, cin taifesinden abid bir kuldur. Arş-ı âlâda yakuttan bir minber üzerinde oturur, meleklere ders verir zamanla.<br />
Gök ehli ona imrenir. Hatta Cennet meleklerinin reisi Rıdvan &#8220;Ya Rabbi&#8221; der, &#8220;bütün gök tabakalarındaki melekler Azazil&#8217;le birlikte taatte bulundular haz aldılar. Birkaç gün de cennete gelse, buradakiler de istifade etseler ondan?</p>
<p>DÜNYA SEVGİSİ<br />
Bu arada yeryüzünde bir taife çoğalır ki günahkârdırlar. Azazil bunları hak yola çağırmak için izin ister Hak teâlâ’dan. Kabul edilir, yeryüzünün idaresini ona verir hatta.<br />
Gel zaman git zaman gönlü dünyaya meyleder, bağlanır bu vefasız toprağa. Eğer Cenâb-ı hak bu vazifeyi elinden alırsa, kabullenemeyecektir galiba.<br />
O günlerde melekler levh-i mahfuzda Allah’a (Celle Celalüh) yakın isimlerden birinin helâk olacağını okurlar. Bu belanın kendilerine gelmesinden korkarlar. Gelip Azazil&#8217;den dua isterler. Onlara dua eder ama kendi gelmez aklına.<br />
Cennet kapısında &#8220;Benim bir kulum vardır. Onu çeşitli nimetlerle mükerrem kıldım, yerden göğe, gökten cennete ilettim. Sonra bir şey emretsem yapmaz!&#8221; yazısını görür, &#8220;o şahsa&#8221; lanet eder kendi hakkında bir endişe duymaz.</p>
<p>KİM BU ŞEYTAN?<br />
Levh-i mahfuzda &#8220;euzu billahimineşşeytanirracim&#8221;<wbr /> yazısını görünce sorar. &#8220;Ya Rabbi kimdir bu şeytan?&#8221;<br />
-Kullarımdan bir kuldur, nice nimetler veririm de yine emrimi dinlemez. Ben de onu zelil ve hakir eyler, tart ederim.<br />
-İlahi onu bana göster, helak edeyim.<br />
-Yakında görürsün!</p>
<p>İLİM AMEL İHLÂS<br />
İblisin gökyüzünde Cenâb-ı hakka ibadet etmediği bir karış yer kalmaz. Hem âlim, hem de abiddir. İlim, amel tamam da ihlâs olmayınca.<br />
Âdem aleyhisselama doğru secde emri verilince kibrinden secde edemez ve kovulur haddi aşmış bir melun olarak.<br />
Hâlbuki Hazreti Âdem ve Havva boyun büker sığınırlar: &#8221;Ey Rabbimiz&#8221; derler, &#8220;biz kendimize yazık ettik. Eğer bizi bağışlamaz, esirgemezsen, zarara uğrayanlardan olacağız.&#8221;<br />
İblis kendi suçluluğunu asla kabul etmez, nedamet duymaz, affını istemez. Ve en fenası Allah&#8217;ın rahmetinden ümidini keser.<br />
O ki “Âdem yüzünden bu hâle geldim ben de onun evlatlarından intikam alırım” der.<br />
Cenâb-ı hak ona &#8220;Sana kıyamete kadar izin verdim. Ama sen senin gibi habisleri yanına alırsın. İhlâslı kullarımı kandıramazsın&#8221; buyurur. Müminleri onun şerrinden korur.</p>
<p>GURUR KİBİR<br />
İblis, Musa aleyhisselama gelir.<br />
-Ey Musa, Rabbine &#8216;Mahlukûndan birisi tevbe etmek istiyor&#8217; diye haber verir misin?<br />
Allahü teâlâ vahiy yoluyla Hazreti Musa&#8217;ya bildirir &#8220;Ey Musa, sana gelene çağrısına icabet ettiğimi söyle. Âdem&#8217;in kabrine secde ettiği takdirde kendisini affedeceğim!&#8221;<br />
İblis öfkelenir: “Ben onun dirisine secde etmedim, ölüsüne mi edeceğim?”</p>
<p>ÂDEM ALEYHİSSELAMIN DUASI<br />
Allâhümme ecirnâ min&#8217;en-nâr ve edhılne&#8217;l-Cenne-te mea&#8217;l-ebrâr, bi fazlike ve keremike yâ azîzü yâ ğaffar, Allâhümme yâ muhavvil&#8217;el-havli ve&#8217;l-ahvâl, havvil hâlenâ ilâ ahsen&#8217;il-hâl, rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve in lem tağfir lenâ ve terhamnâ le nekûnenne min&#8217;el-hâsirîn.<br />
&#8220;Allahım! Bizi cehennemden koru. Ey bağışlaması bol yüce olan Allahım! Lütuf ve kereminle bizi ebrarla (faziletli kişilerle) birlikte cennete koy. Ey güç ve hâlleri değiştiren Allahım! Bizim hâlimizi en güzel hâle çevir. Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz.&#8221;</p>
<p>&#8211; İrfan Özfatura</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger.html">İLK İNSAN İLK ÇİFTÇİ İLK DÜLGER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ilk-insan-ilk-ciftci-ilk-dulger.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ogretmenlerinin-onlari-ayirt.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ogretmenlerinin-onlari-ayirt.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 09:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29699</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT EDEMEYECEĞİNİ DÜŞÜNMÜŞLER Saçlarını Aynı Kestirerek Öğretmenlerinin “Kafasını Karıştıran” İki Kafadar&#8230; O kadar şirin bir haber ki, yüzünüzde bir gülümseme ile okuyacağınıza eminiz.. 5 yaşındaki Jax ve en iyi arkadaşı Reddy, öğretmenlerine bir şaka yaparak onların kafasını karıştırmak istemiş. Saçlarını aynı kestirecek olan kafadarlar, bu sayede öğretmenlerinin onları ayırt edemeyeceğini düşünmüş. Dünyanın böyle &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ogretmenlerinin-onlari-ayirt.html">ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT EDEMEYECEĞİNİ DÜŞÜNMÜŞLER</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ogretmenlerinin-onlari-ayirt">Saç</a>larını Aynı Kestirerek <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ogretmenlerinin-onlari-ayirt">Öğretmen</a>lerinin “Kafasını Karıştıran” İki Kafadar&#8230;</p>
<p>O kadar şirin bir haber ki, yüzünüzde bir gülümseme ile okuyacağınıza eminiz..</p>
<p>5 yaşındaki Jax ve en iyi arkadaşı Reddy, öğretmenlerine bir şaka yaparak onların kafasını karıştırmak istemiş. Saçlarını aynı kestirecek olan kafadarlar, bu sayede öğretmenlerinin onları ayırt edemeyeceğini düşünmüş. Dünyanın böyle şirin masumluklara o kadar çok ihtiyacı var ki…</p>
<p>Planlanan bu şaka Jax’ın annesinin konuyu Facebook’ta paylaşmasıyla ortaya çıkmış ve haber en şirin haber olarak tüm dünyada yayılmış,</p>
<p>Annenin yazdığı notta: “Jax ile saçını kestirmesi gerektiğini tartışırken, saçlarının arkadaşı Reddy’ninki gibi kısacık olması gerektiğini, bu sayede Pazartesi okula gittiklerinde öğretmenlerinin onları ayırt edemeyeceğini söyledi. Aralarındaki tek farkın saçları olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Bu, nefret ve ayrımcılığın sonradan öğrenilen bir şey olduğunun isbatı değil midir?&#8221;</p>
<p>Gerçekten gözlerindeki ışık birbirlerine o kadar çok benziyor ki; kalpleriyle, beyinleriyle. tertemiz, pırıl pırıl.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ogretmenlerinin-onlari-ayirt.html">ÖĞRETMENLERİNİN ONLARI AYIRT</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ogretmenlerinin-onlari-ayirt.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜÇ ŞARTIM VAR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/uc-sartim-var.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/uc-sartim-var.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 06:53:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ÜÇ ŞARTIM VAR]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29695</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÜÇ ŞARTIM VAR Şöyle naklederler: &#8220;Birisi bir gün Hâtim-i Esam&#8217;ı evine dâvet etmişti. Fakat kabûl etmedi. Isrâr edince ona: &#8220;Gelirim ama üç şartım var. Nereye istersem oraya otururum. İstediğimi yerim. Ne dersem onu yapacaksınız.&#8221; dedi. Adam kabûl etti. Hâtim-i Esam dâvet edenin evine gitti ve ayakkabıların konulduğu yere oturdu. Senin yerin orası değil dediklerinde, &#8220;Ben &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uc-sartim-var.html">ÜÇ ŞARTIM VAR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7d46ab971261a53782686" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>ÜÇ <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uc-sartim-var">ŞARTIM</a> VAR</strong></p>
<p>Şöyle naklederler: &#8220;Birisi bir gün Hâtim-i Esam&#8217;ı evine dâvet etmişti. Fakat kabûl etmedi. Isrâr edince ona:</p>
<p>&#8220;Gelirim ama üç şartım var. Nereye istersem oraya otururum. İstediğimi yerim. Ne dersem onu yapacaksınız.&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uc-sartim-var">Adam</a> kabûl etti. Hâtim-i Esam dâvet edenin evine gitti ve ayakkabıların konulduğu yere oturdu.</p>
<p>Senin yerin orası değil dediklerinde,</p>
<p>&#8220;Ben önceden şart koştum.&#8221; dedi.</p>
<p>Sofra gelince, yanında getirdiği ekmeği çıkarıp yedi. Efendim buradan yiyin dediklerinde;</p>
<p>&#8220;Ben ne istersem onu yerim diye şart koşmuştum.&#8221; dedi.</p>
<p>Sofra kalktıktan sonra hizmetçiye;</p>
<p>&#8220;Demir tavayı ateşte kızdır getir.&#8221; dedi.</p>
<p>Hizmetçi söyleneni yaptı. Hâtim-i Esam demir tavanın içine ayağını koydu ve;</p>
<p>&#8220;Somun yedim.&#8221; dedi.</p>
<p>Sonra oradakilere;</p>
<p>&#8220;Yarın kıyâmet günü yaptığınız her işten ve yediğiniz her şeyden Allahü teâlânın sizden hesap soracağına inanıyor musunuz?&#8221; diye sorunca, oradakiler</p>
<p>&#8220;Evet.&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Diyelim ki, burası Arasat meydanı, her biriniz sırayla gelip şu tavaya ayağınızı koyarak, burada yediklerinizin hesâbını veriniz.&#8221; dedi.</p>
<p>Bunun üzerine oradakiler;</p>
<p>&#8220;Buna gücümüz yetmez.&#8221; dediler.</p>
<p>&#8220;Yarın kıyâmet günü Allahü teâlâya nasıl cevap vereceksiniz. Arasat meydanının kızgın zemini üzerinde nasıl duracaksınız? Halbuki Allahü teâlâ meâlen; &#8220;Her nîmetin şükründen muhakkak sorulacaksınız.&#8221; (Tekâsür sûresi: 8) buyurmaktadır.&#8221; dedi.</p>
<p>Bunun üzerine orada bulunanların hepsi ağlamaya başladılar.&#8221;</p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uc-sartim-var.html">ÜÇ ŞARTIM VAR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/uc-sartim-var.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜÇ SÖZ &#8211; ÜÇ BİN AKÇE</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/uc-soz-uc-bin-akce.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/uc-soz-uc-bin-akce.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 04:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ÜÇ SÖZ ÜÇ BİN AKÇE]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29691</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÜÇ SÖZ &#8211; ÜÇ BİN AKÇE İnsanoğlunun rızkını temin etme peşinde en az bugünkü kadar koştuğu devirlerden birinde, bir adamcağızın yolu gurbete düşmüş. Düğününün hemen sonrasında geldiği diyarı gurbette gece dememiş, gündüz dememiş, çalışmış. Geride bıraktığı yeni gelinin hayali ciğerini yaka dursun, bu ev parası, şu arsa parası, öbürü mal melal için derken, adamcağız tam &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uc-soz-uc-bin-akce.html">ÜÇ SÖZ &#8211; ÜÇ BİN AKÇE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÜÇ SÖZ &#8211; ÜÇ BİN AKÇE</strong></p>
<p>İnsanoğlunun <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uc-soz-uc-bin-akce">rızkını</a> temin etme peşinde en az bugünkü kadar koştuğu devirlerden birinde, bir adamcağızın yolu gurbete düşmüş. Düğününün hemen sonrasında geldiği diyarı gurbette gece dememiş, gündüz dememiş, çalışmış.<br />
Geride bıraktığı yeni gelinin hayali ciğerini yaka dursun, bu ev parası, şu arsa <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/uc-soz-uc-bin-akce">parası</a>, öbürü mal melal için derken, adamcağız tam on sekiz sene kalmış gurbet el<span class="text_exposed_show">de. O devrin parasıyla da üç bin akçe biriktirmiş. Cümle ihtiyaçları karşılayıp, ufaktan bir iş kurmaya da yeter bu para, diye düşünerek, memleketine gidecek kervanın yolunu gözlemeye başlamış.<br />
Nihayet vakit gelmiş, parasını koynuna saklayıp, aldığı hediyeleri devesine yüklemiş, bin bir hayalle kervana katılmış, düşmüş yollara.<br />
Üç beş gün gittikten sonra, kervanın konakladığı bir kasabada meşgale olur, hasretini dindirir diye çarşıyı dolaşmaya çıkmış. İnsan varacağı yere yaklaştıkça yollar uzamaya başlar ya&#8230; Zaman geçsin diye sağa sola bakıp dolanırken, biraz öteden gelen bir ses dikkatini çekmiş:<br />
&#8211; 1000 akçeye bir sööz, 1000 akçeye bir sööz&#8230;<br />
Yanlış mı duydum, diye bir daha kulak vermiş, hayır&#8230; Kendisinin canını dişine takıp altı senede kazandığı paraya bir tek sözü satıyorlar! Ne garip adamlar var şu dünyada, demiş kendi kendine, kim bir söze 1000 akçe verir ki?..<br />
Önce üstünde durmamış adam. Lâkin kervana doğru yola koyulduğu sırada bir merak ateşi düşmüş içine, kafası karışmış:<br />
Acaba nasıl bir söz bu? 1000 akçe istediklerine göre kim bilir ne kadar kıymetlidir!.. Boşveer, söz değil mi hepsi hepsi? Altı sene çalıştım, dile kolay altı sene o para için ben&#8230; Müşterisi olmasa bu adam da bu işi yapmaz ki canım&#8230; Evi yapıp işi kurmaya 2000 akçe de ye­ter, toprağı biraz az alıveririm. Acaba bu söz ne ki?..<br />
Böyle kendi kendine söylene söylene söz satan adamın yanma kadar gelmiş, 1000 akçeyi uzatıp, söyle demiş, o sözü ben alıyorum. 1000 akçeye bir söz satan adam yaklaşmış bizimkinin kulağına, kimselerin duyamayacağı bir sesle fısıldamış:<br />
&#8211; Kaderde ne varsa o olur&#8230;<br />
Sözü duyunca rengi atmış, benzi uçmuş garibin, ben bunu zaten biliyordum da diyememiş. Neyse&#8230; Hayal kırıklığına rağmen aldığı sözü bir mücevher gibi 2000 akçesinin yanına koymuş, kervana doğru yürümeye koyulmuş. Adamcağız tam çarşıdan çıkacakken, birinin daha şöyle bağırdığını işitivermiş:<br />
&#8211; 1000 akçeye bir söööz, 1000 akçeye bir sööz&#8230;<br />
Kendine kızmayı bırakıp, bu kasabaya, bu çarşıya, bu adamlara söylenmeye başlamış. Başlamış ama merak bu kez ümitlerin bohçasına sarılarak düşmüş yüreğine. Kaybetmenin acısı kazanma arzusuyla birleş ince akıl terk eder sahibini. Bizimkinin aklı da, bu sebeple olsa gerek, terk etmiş onu.<br />
Belki bu defa bu paraya değecek bir sözdür&#8230; 1000 akçem gitti zaten&#8230; Oturduğumuz ev de fena değil aslında&#8230; Köy yerinde bin akçe neyimize yetmiyor&#8230; Derken, uzatmış parayı, söyle bakalım efendi, demiş, neymiş bu kadar değerli söz?<br />
Parayı alan adam, kimsenin dinleyip dinlemediğini kolaçan ettikten sonra sözünü söylemiş:<br />
&#8211; Beyim, gönül neyi severse güzel odur&#8230;<br />
Eski zaman hikâyelerine aşina iseniz, kalan 1000 akçenin de bir başka söze verildiğini tahmin etmekte güçlük çekmeyeceksiniz. Uzatmayalım, bizimkinin son 1000 akçesini de koynundan pır diye uçuran son söz de şöyleymiş:<br />
&#8211; Her şeyin bir vakti vardır, hiçbir şey aceleye gelmez&#8230;<br />
On sekiz senede kazandığını üç söze veren adamcağız, memlekete döndüğümde kime ne söylerim, diye düşünceli düşünceli yürürken, bir kuyunun başında toplanmış kalabalık dikkatini çekmiş. Biraz daha yaklaşınca, kalabalığın arasındaki tellalın sözlerini duymuş:<br />
&#8211; Ey ahali, duyduk duymadık demeyin! Bugüne kadar bu kuyuya girip sağ çıkan olmadı, bunu başarabilene padişahımız ağırlığınca altın verecektir!..<br />
Kalabalıktan, o kuyunun halkın tek su kaynağı olduğunu, kuyudaki canavarın suyu kesip, aşağı inmeye cesaret edebilenleri öldürdüğünü öğrenmiş ki, o anda aklına satın aldığı ilk söz gelmiş: &#8216;Kaderde ne varsa o olur.&#8217;<br />
&#8211; Ben o kuyuya girerim, diye haykırmış kalabalığı yararken.<br />
Beline bir ip bağlayıp aşağıya salmışlar adamcağızı. Aşağı indiğinde, belindeki ipi çözüp başını kaldırmış ki ne görsün? Yerlerde insan kemikleri, karşıda dev bir ejderha, ejderhanın sağında güzeller güzeli bir hatun, solunda çirkin mi çirkin bir kurbağa&#8230; Garibimin korkmasına bile zaman tanımadan haykırmış ejderha:<br />
&#8211; İnsanoğlu, insanoğlu! Söyle bakalım, kadın mı daha güzel, kurbağa mı?<br />
Adamcağız korkudan titreyerek tam kadın güzel diyecekmiş ki, birden satın aldığı ikinci söz gelmiş aklına. Kekeleyerek:<br />
&#8211; Gönül neyi severse güzel odur, deyivermiş.<br />
Bu cevaptan çok memnun kalan ejderhanın kahkahaları kuyunun başındakilere kadar geldiğinde, bizimki ejderhadan kimseyi öldürmeyeceğinin, suyu bırakacağının sözünü çoktan almış bile. Meğer kurbağanın gözüne aşık olan ejderha, kadının güzelliğini duymaya tahammül edemediği için insanların canına kast etmekte, sularına el koymaktaymış.<br />
Uzatmayalım, padişahtan ağırlığınca altını alan adam, güle oynaya evinin yolunu tutmuş. Keyifle muhabbetle dere tepe düz olmuş, memleketine vasıl olmuş. Nice bin hayalle evine varmış. Kapıyı çalmadan evvel pencereden içeriye şöyle bir göz atmış ki, ne görsün! Karısı bir civanla göz göze, diz dize oturuyor sedirin başında.<br />
O anda feleği şaşmış adamcağızın. Ben bunca sene bunun için mi sefil-perişan oldum, deyip çekmiş hançerini, dalmış kapıdan içeri. Fakat Hakk&#8217;ın hikmeti, o anda satın aldığı üçüncü söz gelmiş hatırına: &#8216;Her şeyin bir vakti vardır, hiçbir şey aceleye gelmez.&#8217; Duraklamış, hançeri kınına sokup:<br />
&#8211; Hayırdır hanım, demiş, kim bu delikanlı?<br />
Kadıncağız senelerdir yollarını beklediği kocasına dönmüş:<br />
&#8211; Hani sen giderken&#8230; demeye kalmadan delikanlı babasının ellerine çoktan sarılmış bile.</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uc-soz-uc-bin-akce.html">ÜÇ SÖZ &#8211; ÜÇ BİN AKÇE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/uc-soz-uc-bin-akce.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NE KADAR ZENGİNİZ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ne-kadar-zenginiz.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ne-kadar-zenginiz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 20:22:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[NE KADAR ZENGİNİZ]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29721</guid>

					<description><![CDATA[<p>NE KADAR ZENGİNİZ ? Soğuk yağmurlu bir gündü. Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldı: &#8220;Eski gazeteniz var mı abla?&#8221; Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama giydiklerine gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve su içindeydi. &#8220;İçeri girin de, size bir şeyler ikram edeyim&#8230;&#8221; dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Utana sıkıla &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ne-kadar-zenginiz.html">NE KADAR ZENGİNİZ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NE KADAR ZENGİNİZ ?</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ne-kadar-zenginiz">Soğuk</a> yağmurlu bir gündü. Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldı: &#8220;Eski gazeteniz var mı abla?&#8221;<br />
Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama giydiklerine gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve su içindeydi.<br />
&#8220;İçeri girin de, size bir şeyler <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ne-kadar-zenginiz">ikram</a> edeyim&#8230;&#8221; dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Utana sıkıla bir gölge gibi içeri süzüldüler. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Sıcak bir içeceğin yanında reçel, ekmek de hazırladım. Belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar ocağın önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya koyuldum. Fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti. Başımı uzattım içeriye. Küçük kız hayran hayran elindeki boş fincana bakıyordu. Erkek çocuğu bana döndü; &#8220;Abla, siz zengin misiniz?&#8221; diye sordu.<br />
Çocuğa &#8220;Zengin mi? Yo hayır!&#8221; diye cevap verirken, gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve;<br />
&#8220;Sizin fincanlarınız, fincan tabaklarınız takım&#8230;&#8221; dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu. Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi ama buna gerek yoktu ki. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarımın takım olduklarını hatırlatmışlardı. Pişirdiğim patateslerin tadına baktım, sıcacıktı. Başımızı sokacak bir evimiz, bana saygılı bir beyim vardı ve beyimin de bir işi&#8230;<br />
Bunlar da fincanlarım ve fincan tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri ocağın önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların sandaletlerinin çamur izleri, halının üzerindeydi hâlâ. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de.<br />
Olur ya, unutuveririm ne denli zengin olduğumu&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ne-kadar-zenginiz.html">NE KADAR ZENGİNİZ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ne-kadar-zenginiz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 19:43:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29687</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİNLERCE TOP TÜFEK YAPAMAZ ASLÂ GÖZYAŞININ SEHER VAKTİ YAPTIĞINI… Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır. Zulüm ateşi ile karşı karşıya gelen kimsenin içi yanar, bedduâ yapmak zorunda kalır. Duâsı kabûl mahallinde olur. Ebüdderdâ hazretleri buyurdu ki: Mazlûmun bedduâsından, âhından ve yetîmin gözyaşlarından sakının. Çünkü insanlar rahat uykuda iken onlar dert, sıkıntı, üzüntü içindeler. Çok önceleri, Horasan ilinin çok &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir.html">Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİNLERCE <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir">TOP</a> TÜFEK YAPAMAZ ASLÂ GÖZYAŞININ <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir">SEHER</a> VAKTİ YAPTIĞINI</strong>…</p>
<p>Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır. Zulüm ateşi ile karşı karşıya gelen kimsenin içi yanar, bedduâ yapmak zorunda kalır. Duâsı kabûl mahallinde olur.<br />
Ebüdderdâ hazretleri buyurdu ki: Mazlûmun bedduâsından, âhından ve yetîmin gözyaşlarından sakının. Çünkü insanlar rahat uykuda iken onlar dert, sıkıntı, üzüntü içindeler.<br />
Çok önceleri, Horasan ilinin çok âdil bir valisi vardı. Adı, Abdullah bin Tahir. Bu valinin jandarmaları birgün bir kaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi&#8230; Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. Hadisenin olduğu sırada Hiratlı bir demirci de Nişabur&#8217;a gitmişti. Bir zaman sonra evine dönerken, yolu Horasan&#8217;dan geçiyordu&#8230; Kaçan hırsız olduğunu zannederek, yakaladılar bunu. Diğer hırsızlarla valinin huzuruna çıkardılar&#8230; Vâli:<br />
&#8211; Hepsini hapsedin! dedi.<br />
Bu suçu olmayan demirci, hapishanede, abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp:<br />
&#8216;Yâ Rabbî! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın! &#8216; diye duâ etti.<br />
Bu mazlum demirci böyle yalvarırken, vali evinde uyuyordu. Uyurken dört kuvvetli kimsenin gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uyandı uykudan. Bu rü&#8217;yadan çok korktu. Hemen kalkıp, abdest aldı. Namaz kıldı iki rek&#8217;at. Tevbe istiğfar etip, tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun âhı olduğunu anladı. Gündüzki hırsızlar hatırına geldi. Acaba içlerinde suçsuz olanlar mı var?<br />
Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu:<br />
&#8211; Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı?<br />
Müdür dedi ki:<br />
&#8211; Bunu bilemem efendim. Yalnız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor. Gözyaşları döküyor.<br />
&#8211; Hemen o adamı buraya getiriniz!<br />
Demirciyi vâlinin huzuruna getirdiler. Vâli hâlini sorup, durumu anladı. Ve dedi ki:<br />
&#8211; Sizden özür diliyorum. Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabûl et. Ayrıca herhangi bir arzun olunca bana gel!<br />
Demirci cevaben ne dedi biliyor musunuz?<br />
&#8211; Ben hakkımı helâl ettim&#8230; Verdiğiniz hediyeyi de kabûl ettim. Fakat, işimi dileğimi senden istemeğe gelemem.<br />
&#8211; Niçin gelemezsiniz?<br />
&#8211; Çünkü benim gibi bir fakir için senin gibi bir valinin tahtını birkaç defa tersine çeviren sahibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı hiç? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Nice muradıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım. Rabbim, nihâyeti olmayan rahmet hazinesinin kapısını açmış, sonsuz ihsân sofrasını herkese açmış iken, başkasına nasıl giderim? Kim istedi de vermedi? Kim geldi de boş döndü? İstemesini bilmezsen, alamazsın. Huzûruna edeple çıkmazsan rahmetine kavuşamazsın&#8230;<br />
Tabiî ki, namazın insanı sıkıntıdan kurtarması için şartlarına uygun ve cenab-ı Hakka tam bir tevekkül içinde kılınması şarttır. Allaha tam bir teslimiyet sağınma şeklinde kılınmalıdır. Gerçekten, insan sıkıntıya düştüğünde hemen abdest almalı, namaz kılmalı. Kur&#8217;ân-ı kerîm okumalıdır. Tecrübeyle sabittir, böyle yapanların çok kerre, sıkıntılarının hafiflediği görülmüştür.<br />
*******************<br />
Binlerce top ve tüfek, yapamaz aslâ,<br />
Gözyaşının seher vakti yaptığını,<br />
Düşman kaçıran süngüleri, çok def&#8217;a,<br />
Toz gibi yapar, bir mü&#8217;minin duâsı.<br />
Kaynak; Mehmet Oruç (365 Gün Dua)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir.html">Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/mazlumun-bedduasindan-sakinmalidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İYİ İNSANLAR GÜZEL ATLARA BİNDİLER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 18:59:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[İYİ İNSANLAR GÜZEL ATLARA BİNDİLER]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29675</guid>

					<description><![CDATA[<p>İYİ İNSANLAR, GÜZEL ATLARA BİNDİLER, ÇEKİP GİTTİLER &#160; Başı bulutlara değen dağların yamaçları yer yer altın kızılı güneşle sarıya boyanmış gibiydi. Sisin ve güneşin mücadelesi her tarafta bariz bir şekilde görünüyordu. Bir o, bir diğeri sırayla galip geliyordu bu yamaçlarda. “Garipliğin gözü kör olmasın” diye söylendi! O hep müsbet düşünmeye, en kızgın anlarda bile kahırlı &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler.html">İYİ İNSANLAR GÜZEL ATLARA BİNDİLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İYİ İNSANLAR, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler">GÜZEL</a> ATLARA BİNDİLER, ÇEKİP GİTTİLER</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Başı bulutlara değen dağların yamaçları yer yer altın kızılı güneşle sarıya boyanmış gibiydi. Sisin ve güneşin mücadelesi her tarafta bariz bir şekilde görünüyordu. Bir o, bir diğeri sırayla galip geliyordu bu yamaçlarda. “Garipliğin gözü kör olmasın” diye söylendi! O hep <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler">müsbet</a> düşünmeye, en kızgın anlarda bile kahırlı kelimeler söylememeğe alı<span class="text_exposed_show">ştırmıştı kendini. Gözü yükseklerde bir şeyler arıyordu. Ne aradığını kendi de bilmiyordu. Tepelerde hava önce açıktı, sonra koyulaştı ve her tarafı yoğun gri sisler kapladı. Önce ılık olan hava öğle saatlerinde daha ısınacak yerde hepten soğudu… Hakikaten soğuk muydu, yoksa ona mı öyle geliyordu? Kesin emin değildi. Üstelik buralarda kimseyi tanımıyordu, kimseler de onu… Uzak diyarlardan gelmişti zaten.</span></p>
<p>Gözleri; yeni doğmuş tay gözlerine benziyor, kaşları hilâl gibi, kavruk toprak sarısı benizli, etli dudakları pembemsi, ince, uzun selvi boylu, oldukça yakışıklı bir civandı Abdullah Bey. Gören bir daha dönüp ona bakıyor, “maşallah” diyordu.</p>
<p>Gezmeyi, araştırıp incelemeyi seven bu genç, gidebildiği kadar yerleri, memleketleri dolaşmış en sonunda; pek bakımlı bağ bahçeleri, geniş caddeleri, sokakları, oya gibi işlenmiş birbirinden şirin yapıların süslediği güzel bir şehre gelmişti. Etrafı merakla ve ibretle seyrediyor, tanımaya çalışıyordu.</p>
<p>Bakmağa kıyamadığı şehrin bir köşesinde atından indi. Bulunduğu yerden etrafı bir daha süzdü. Bu memleket de, şehir de başka yerlere hiç benzemiyordu. Uzaktan gördüğü kadarıyla insanları sıcak kanlı, oldukça güler yüzlüydüler. “Tam aradığım yer” diye düşünüyordu ki; biri tebessüm ederek yaklaştı:</p>
<p>&#8211; Hoş gelmişsin bey.<br />
&#8211; Hoş bulduk.<br />
&#8211; Garibisin galiba!<br />
&#8211; Öyle sayılır.<br />
&#8211; Hadi bize; misafirim ol…<br />
&#8211; Beni tanımıyorsunuz, bilmiyorsunuz ki…ne diye hanenize çağırıyorsunuz?<br />
&#8211; Mühim olan tanımadığını, bilmediğini misafir edebilmek bey. Dostlara teklif olunmaz, onlar kendiliğinden gelirler zaten!<br />
&#8211; Ama!!!<br />
&#8211; Aması maması yok! Haydi yürü gidelim, fazla inceleme, kafana da takma! Evde sorarsın düşündüklerini.<br />
&#8211; !!!<br />
Konuşulanlara, adamın vücut diline bakan Abdullah; muhatabının oldukça samimi olduğunu anladı. Zaten misafir etmek için de ısrar ediyordu, “hayır” diyemedi. Duruşu, yürüyüşü her hâliyle itimat veriyordu. Etrafı şöyle bir daha alıcı gözle seyretti ve:<br />
&#8211; Maşallah! Bet bereket adeta taşıyor.<br />
&#8211; Hamd olsun; topraklarımız mümbit, insanımız cömert.<br />
&#8211; Belli belli… dedi, yürüdü adamın peşi sıra.</p>
<p>Yoldan gelip geçenler birbirlerine gülümseyerek selâm verip alıyor, bir ihtiyaçları veya bir sıkıntılarının olup olmadığı soruluyordu. Dikkat etti; bilaistisna hepsi de güler yüzlüydü. Asık suratlı, somurtkan olanı hiç görmedi. “Bu insanlar problemlerini çözmüş, huzur ve saadet içinde oldukları besbelli. Her hâlde bir şikâyetleri varsa, o da yabancılardandır! Yaşamak kadar ölmek bile güzel olmalı bu şehirde” diye söylenerek tanımadığı ev sahibini takip etmeye devam etti.</p>
<p>Geçtikleri yol kenarlarında şahit oldukları sıradan şeyler değildi. Çevre düzeni, intizamı kadar hayvanat da bakımlı ve besiliydi. Sayılmayacak kadar çok koyun ve sığır sürüleri, demir kır, yağız, al atlar, her biri arslan parçası köpekler, allı-çilli tavuklar, kazlar, ördekler dikkatlerden kaçmayacak kadar çok, sağlıklı ve güzeldi. “Burada her şey seçme” dedi içinden gayr-i ihtiyari…</p>
<p>Kısacası Abdullah Bey; bu güzel insanlara, bu cins atlara, bakımlı temiz şehre hayran kaldı adeta. Misafir olduğu hâne sahibiyle sohbetleri ve onu takiben dostlukları ilerledikçe ilerledi. Gösterilen misafirpervelikten dolayı uzun bir müddet kaldı. Sonra fazla yük olmak endişesiyle bu pek sevdiği insanların memleketinden veda edip ayrıldı.</p>
<p>***<br />
Aradan ne kadar zaman geçti bilen yoktu. Zaman; Abdullah beyin saçını, sakalını ağartmış, belini iyice bükmüştü. O yakışıklı genç gitmiş, yerine çok yaşlı, pir-i fani bir ihtiyar gelmişti. Gelmişti ama o güzel memleketin, güzel insanları arasındaki o hatıralarını hiç unutmamıştı.</p>
<p>Günlerden bir gün, kendi kendine; “artık ahir ömrüme geldim; ölmeden, şu güzel memleketi, misafirperver o iyi insanları, o cins atları bir daha göreyim, helallik alayım, hiç olmazsa emr-i Hak vuku bulunca hasretlik çekmeden şu fani dünyadan çekip gideyim gönül rahatlığıyla…” diyerek son bir gayretle hazırlandı, hayran kaldığı o memleketi ve insanları görmek üzere sefere çıktı.</p>
<p>Eskiden yollar ona dar gelirken şimdi zorlanıyordu. Olsundu, o meşakkate değerdi gideceği yer. Bir kere ahd etmişti, sözünde durmalıydı, zorluklara direndi, yılmadı, pes etmedi. Tozpembe hayaller kurduğu, rüyalarını süsleyen o memlekete geldi. Geldi de aradığı hiç bir şeyi yerli yerinde bulamadı. Pişmanlığı hât safhadaydı. “Keşke gelmeseydim” dese de nafileydi. Şehir; ne o eski bakımlı şehir, insanlar ne o eski güleryüzlü, mütebessim insanlardı. Bağlar, bahçeler kurumuş, caddeler, sokaklar eskimiş, tarlalar çayırlar çöle dönmüştü. Hele o cins atlardan ortalıkta eser yoktu. Sanki tufan olmuş, kırgın gelmiş her şeyi silip süpürmüştü. “Hayallerim yıkıldı” diyip hayıflanırken, tanıdık bir sima aramaya başladı. Ortalıkta kimsecikler görünmüyordu. Her şey hak ile yeksan olmuş, değişmiş, bambaşka şekil almıştı. Tek tük karşılaştıkları ise bırak hâl hatır sormayı; “bir şey ister” diye mi ne, kaçarak uzaklaşıyorlardı. Bu ahalinin yüzleri kara ve somurtkan olduğu kadar, kalpleri de karanlık, halleri huzursuzdu… Onun da elinde olmadan içi karardı. Bu ıssız ve harap olmuş şehri yaş dolu gözlerle dolaşırken o eski, huzurlu günlerden kalmış olabileceğini tahmin ettiği oldukça yaşlı bir adama rastladı, selâm verilip alındıktan sonra ona sordu:</p>
<p>&#8211; Gençliğimde uğramış, günlerce kalmıştım burada. Çok memnun olmuş, istemeyerek ayrılmıştım.<br />
&#8211; Doğrudur bey öyleydik.<br />
&#8211; Dahası var! Misafirperver, gülen gözlü, cömert, sıcak kalpli, hayırsever, dost canlısı iyi insanlar, sürmeli gözlü, sülün boyunlu, kalem kulaklı cins atlarınız, bakımlı yemyeşil bağlarınız, bostanlarınız vardı. Onlara ne oldu?<br />
&#8211; !!!<br />
Gön görmüş ihtiyar; kambur belini azıcık doğrulttu, kırış kırış yüzü gerildi, yorgun gözleri eski bir ışıkla parıldadı, derin derin soludu, içten bir “ah” çekti sanki ciğerleri sökülecek gibi olmuştu. Yer yer yosun bağlamış taş duvara sırtını iyice dayayıp kuvvet aldı. Neden sonra başını kaldırdı, yaş dolu gözlerle:<br />
&#8211; O iyi kalpli, güler yüzlü misafirperver insanlar, o güzelim doru taylara, yağız atlara bindiler, çekip gittiler…<br />
&#8211; Ne oldu da çekip gittiler?<br />
&#8211; Ne sen sor ne de ben söyleyeyim!<br />
&#8211; Ben soracağımı sordum! Sıra sende; söyle, çok merak ediyorum!<br />
&#8211; Çok sebep var da ben en mühimini söyleyeyim!<br />
&#8211; !!!<br />
&#8211; İhlâsı kaybettik.<br />
&#8211; Nasıl ?!<br />
&#8211; Eskiden her şeyi Allah rızası için yapardık, şimdiyse desinler için yapıyoruz, onu da beceremedik vesselâm!<br />
&#8211; Öyle ya; Ameller, niyete bağlıdır. Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: &#8220;Dinimizde esas olan niyettir. Güzel ve doğru niyet şarttır. Müminin niyeti, amelinden önce gelir.” İHLÂS VAR HER ŞEY VAR, İHLÂS YOKSA HİÇBİR ŞEY DE YOK, vesselâm!</p>
<p>Ragıp Karadayı</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler.html">İYİ İNSANLAR GÜZEL ATLARA BİNDİLER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VAKİT GELDİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/vakit-geldi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/vakit-geldi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 17:59:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[VAKİT GELDİ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29671</guid>

					<description><![CDATA[<p>VAKİT GELDİ Cüneyd-i Bağdâdî, insanlara ilim öğretmek için bir meclis kurdu. Herkes bu sohbetlere gelip istifâde etmeye başladı. Bir gün hıristiyan fakat hıristiyan olduğuna dâir görünüşte bir alâmeti bulunmayan bir genç, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin sohbet ettiği meclise gelip, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye şöyle dedi: &#8220;Ey üstâd! Hazret-i Peygamber buyuruyor ki: &#8220;Müminin firâsetinden korkunuz. Çünkü o, Allahü teâlânın nûru &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vakit-geldi.html">VAKİT GELDİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VAKİT GELDİ</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/vakit-geldi">Cüneyd</a>-i Bağdâdî, insanlara ilim öğretmek için bir meclis kurdu. Herkes bu sohbetlere gelip istifâde etmeye başladı. Bir gün hıristiyan fakat hıristiyan olduğuna dâir görünüşte bir alâmeti bulunmayan bir genç, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin sohbet ettiği meclise gelip, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;ye şöyle dedi:<br />
&#8220;Ey üstâd! Hazret-i Peygamber buyuruyor ki:<br />
&#8220;Müminin firâsetinden korkunuz. Çünkü o, Allahü te<span class="text_exposed_show">âlânın nûru ile bakar.&#8221; Bunun mânâsı nedir?&#8221;<br />
Cüneyd-i <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/vakit-geldi">Bağdâdî</a> bir müddet sustu. Sonra başını kaldırıp;<br />
&#8220;Müslüman ol. Müslüman olmak zamânın geldi.&#8221; buyurdu. Meğer o genç hıristiyan imiş. Hemen zünnârını kesip orada müslüman oldu.<br />
İmâm-ı Yâfiî buyuruyor ki: &#8220;İnsanlar, bu hâdisede, Cüneyd-i Bağdâdî&#8217;nin bir kerâmeti var zanneder. Halbuki, bu hâdisede onun iki kerâmeti vardır. Birisi, o gencin hıristiyan olduğunu bilmesi, diğeri de, gencin, müslüman olma vaktinin geldiğini bilmesidir.&#8221;<br />
Kaynak: Evliyalar Ansiklopedisi</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vakit-geldi.html">VAKİT GELDİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/vakit-geldi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEDİKODU VE GIYBET</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/dedikodu-ve-giybet.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/dedikodu-ve-giybet.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 15:25:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[DEDİKODU VE GIYBET]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29666</guid>

					<description><![CDATA[<p>DEDİKODU VE GIYBET Alim bir zât, karşısında duran iki adamı ilgiyle süzerek, “Mesele nedir?” diye sormuş. Adamlardan biri diğerine işaret ederek; “O, yaptığı dedikodularla sadece benim şöhretimi mahvetmekle kalmadı, bu köydeki pek çok insanın da canını yaktı!” demiş. Öteki hemen atılmış: “Üzgünüm… Böyle olsun istememiştim. Söylediklerimin hepsini geri alıyorum.” “Yaa… Bunun gerçekten her şeyi düzelteceğini &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dedikodu-ve-giybet.html">DEDİKODU VE GIYBET</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DEDİKODU VE <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dedikodu-ve-giybet">GIYBET</a></strong></p>
<p>Alim bir zât, karşısında duran iki adamı ilgiyle süzerek, “Mesele nedir?” diye sormuş.</p>
<p>Adamlardan biri diğerine işaret ederek; “O, yaptığı dedikodularla sadece benim şöhretimi mahvetmekle kalmadı, bu köydeki pek çok insanın da canını yaktı!” demiş.</p>
<p>Öteki hemen atılmış: “Üzgünüm… Böyle olsun istememiştim. Söylediklerimin hepsini geri alıyorum.”</p>
<p>“Yaa… Bunun gerçekten her şeyi düzelteceğini mi sanıyorsun?” diye söze katılmış âlim zât, “Yarın köy meydanına kuş tüyü yastığınla gel.”</p>
<p>“Nasıl yani?…”</p>
<p>“Dediğimi yaparsan anlayacaksın.”</p>
<p>Ertesi gün köy meydanında buluşmuşlar. Alim zât, adamın eline bir makas vermiş ve yastığı kesip içindeki tüyleri boşaltmasını söylemiş. Yastıktan boşalan tüyler rüzgârla birlikte etrafa savrulunca, “Şimdi,” demiş bilge, “Bunların hepsini toplayıp bana getir.”</p>
<p>Adam şaşkınlıkla, “Ama bu mümkün değil!” diye cevap vermiş. “Baksanıza, duvarların ardındaki bahçelere kadar savruldular. Öyle geniş bir alana yayıldılar ki, bunların hepsini toplamak imkânsız…”</p>
<p>“Tıpkı başkalarının hakkında sarf ettiğin sözler gibi” demiş âlim zât, “Yaptığın dedikoduların nerelere, ne kadar uzak mesafelere kadar gittiğini ve nelere sebep olduğunu bilebilir misin, söylesene?…”</p>
<p>Gıybet ve <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dedikodu-ve-giybet">dedikodu</a> dinimizde haramdır. Uzak duralım LÜTFEN…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dedikodu-ve-giybet.html">DEDİKODU VE GIYBET</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/dedikodu-ve-giybet.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR MÜSLÜMAN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/cocugunuzu-iyi-bir-musluman.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/cocugunuzu-iyi-bir-musluman.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 12:45:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR MÜSLÜMAN]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29662</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR MÜSLÜMAN OLARAK YETİŞTİRMENİN BİR YOLUNU BULUN. Bir 50 liranız var mı acaba ? Varsa lütfen çıkarıp arka yüzüne bakar mısınız. Orada bir hanımefendinin fotoğrafını göreceksiniz. Para üzerine fotoğrafı basılan ilk Türk kadını. Kendisi ilklere pek yabancı değil aslında. İlk Türk kadın roman yazarı, ilk Türk kadın çevirmen, ilk “muhafazakar” feminist, eserleri batı &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cocugunuzu-iyi-bir-musluman.html">ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR MÜSLÜMAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7be48b82e463b86606038" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cocugunuzu-iyi-bir-musluman">MÜSLÜMAN</a> OLARAK YETİŞTİRMENİN BİR YOLUNU BULUN.</strong></p>
<p>Bir 50 liranız var mı acaba ?<br />
Varsa lütfen çıkarıp arka yüzüne bakar mısınız.<br />
Orada bir hanımefendinin fotoğrafını göreceksiniz.<span class="text_exposed_show"><br />
Para üzerine fotoğrafı basılan ilk <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/cocugunuzu-iyi-bir-musluman">Türk</a> kadını.<br />
Kendisi ilklere pek yabancı değil aslında.<br />
İlk Türk kadın roman yazarı,<br />
ilk Türk kadın çevirmen,<br />
ilk “muhafazakar” feminist,<br />
eserleri batı dillerine ve Arapçaya çevrilen ilk Türk kadın yazar ve düşünür&#8230;<br />
Evet, Ahmet Cevdet Paşa’nın muhterem kerimesi Fatma Aliye Hanımdan bahsediyoruz.<br />
Ne kadar parlak bir kariyer ve ışıltılı bir hayat değil mi?<br />
Değil maalesef&#8230;<br />
Çünkü madalyonun bir de öbür yüzü var.<br />
Döneminin hemen hemen bütün İslamcıları gibi “Batı’nın iyi yönlerini almak lazım” diyen Fatma Aliye hanım dört kızından ikisini, Nimet ve İsmet’i o dönemde yeni açılan Fransız okulu Dame de Sion’a kayıt ettirir.<br />
Nimet okuldaki hocaların hristiyanlık telkinlerinden rahatsız olur ve okuldan ayrılır. Fakat İsmet durumdan pek şikâyetçi değildir ve okulda kalmakta ısrar eder. İki kız kardeş daha sonra yüksek tahsil için Fransa’ya giderler. Nimet tahsilini tamamlayıp döner fakat İsmet geri dönmeyeceğini annesine bir mektupla bildirir. Ve uzun süre iletişimleri kopar.<br />
Ve nihayet yıllar sonra sevgili kızından bir haber alır Fatma Aliye Hanım;<br />
İsmet bir katolik rahibesi olmuştur.<br />
Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın yeğeni Faik Bey’den olma, Mecelle’nin müellifi anlı şanlı Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı Fatma Aliye Hanım’dan doğma İsmet Hanım rahibe olmuştur.<br />
“Ölmeden önce ölmek bu olsa gerek”der Fatma Aliye Hanım. Bütün yazı hayatına son verir ve ömrünün bundan sonraki kısmını kızını aramakla geçirir. Yıllarca ne kendisi kızından bir haber alabilir, ne de kimse kendisinden bir haber alabilir. Hatta gazetelerde hakkında çıkan ölüm ilanını düzelttirmek isteyen yakınlarına engel olur, “bırakın öldü bilsinler” der.<br />
Babasından kalan serveti kızını bulmak için harcar fakat nafile.<br />
Nihayet muzdarip ruhu yorgun ve küskün bedenini terk eder ve kızını bulamadan bu dünyadan göçüp gider&#8230;<br />
50 lira hala elinizde mi ?<br />
Onunla varsa kızınız veya oğlunuza bir hediye alın. Çikolata filan da olur tabi, ama başka şeyler de olabilir.<br />
Bir Elifbâ, Namaz Kitabı veya bir İlmihâl Kitabı mesela.<br />
Yavrunuzu kimselerin eline bırakmayın ve O’nu iyi bir Müslüman olarak yetiştirmenin bir yolunu bulun.<br />
(Alıntıdır)</span></p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/cocugunuzu-iyi-bir-musluman.html">ÇOCUĞUNUZU İYİ BİR MÜSLÜMAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/cocugunuzu-iyi-bir-musluman.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YALNIZ SEKİZ DAKİKAN VAR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/yalniz-sekiz-dakikan-var.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/yalniz-sekiz-dakikan-var.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 09:59:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[YALNIZ SEKİZ DAKİKAN VAR]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29657</guid>

					<description><![CDATA[<p>YALNIZ SEKİZ DAKİKAN VAR Efsaneye göre bir kadın, bir gün kucağındaki çocuğu ile birlikte bir mağaranın önünden geçerken içeriden gelen bir ses duyar: &#8220;İçeri gir ve ne istersen al, ama en mühim olanı unutma! Ayrıca: Sen çıktıktan sonra kapının bir daha asla açılmayacağını da dikkate al&#8230; Ancak bu fırsatı kaçırma, ama yine de en mühim &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yalniz-sekiz-dakikan-var.html">YALNIZ SEKİZ DAKİKAN VAR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7be349a21ff0b94994267" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>YALNIZ <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yalniz-sekiz-dakikan-var">SEKİZ</a> DAKİKAN VAR</strong></p>
<p>Efsaneye göre bir kadın, bir gün kucağındaki çocuğu ile birlikte bir mağaranın önünden geçerken içeriden gelen bir ses duyar:</p>
<p>&#8220;İçeri gir ve ne istersen al, ama en mühim olanı unutma! Ayrıca:<span class="text_exposed_show"><br />
Sen çıktıktan sonra kapının bir daha asla açılmayacağını da dikkate al&#8230;<br />
Ancak bu <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/yalniz-sekiz-dakikan-var">fırsatı</a> kaçırma, ama yine de en mühim şeyi unutma&#8230;&#8221;<br />
Diyor, durmadan ikaz ediyordu.</span></p>
<p>Kadın mağaraya girer ve büyük bir servetle karşılaşır. Yığınla altın ve mücevherleri görünce şaşkına döner ve çocuğunu yere bırakarak hemen büyük bir hırsla mücevherleri toplamaya başlar.<br />
Bu sırada o esrarengiz ses yine duyulur:</p>
<p>&#8220;Yalnız sekiz dakikan var&#8230;&#8221;</p>
<p>Sekiz dakika çabuk geçer. Kadın toplamış olduğu kıymetli taşlar ve altınlarla birlikte mağaranın dışına koşar ve kapı kendiliğinden kapanır&#8230; Bu sırada çocuğunu içerde unutmuş olduğunun farkına varır, ama iş işten çoktan geçmiştir. Ağlamak, sızlamak, dizini dövmek, saçını-başını yolmak fayda vermez.<br />
Kapı bir kere daha açılmamak üzere kapanmıştır.</p>
<p>Zenginlik uzun sürmez, ama ümitsizlik hep yaşar.<br />
Aynı şey çoğu zaman çoğu insanın başına da gelir.<br />
Bu dünyada yaklaşık 80 senelik ömrümüz vardır ve bir ses daima bize:</p>
<p>&#8220;Sakın en mühim şeyi (hesap gününü) unutma!&#8221; der gibidir.</p>
<p>Mühim olan açık, net bir şekilde bellidir, o da:<br />
&#8220;Ebedi hayatı kazanmak&#8230;&#8221;tır.<br />
Kaybedilme ve riske sokamayacağımız şeyler:<br />
Manevi değerler, doğru itikat, doğru arkadaş, doğru çevre, doğru aile, hakiki dostlar ve sana ayrılan sınırlı hayattır.<br />
Maalesef biz en mühim şeyleri çoktan unutmuşa benziyoruz&#8230;</p>
<p>Sevgi, muhabbet, sohbet, mütevazılık, alçak gönüllülük, mertlik, dürüstlük, ihlas, dostluk, doğruluk, samimiyet..</p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/yalniz-sekiz-dakikan-var.html">YALNIZ SEKİZ DAKİKAN VAR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/yalniz-sekiz-dakikan-var.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FAS’IN KEÇİLERİ ARGAN YAĞI ÜRETİMİNDE NASIL ÇALIŞIYOR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/fasin-kecileri-argan-yagi-uretiminde-nasil-calisiyor.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/fasin-kecileri-argan-yagi-uretiminde-nasil-calisiyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 06:59:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[FAS’IN KEÇİLERİ ARGAN YAĞI ÜRETİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29652</guid>

					<description><![CDATA[<p>FAS’IN KEÇİLERİ ARGAN YAĞI ÜRETİMİNDE NASIL ÇALIŞIYOR &#160; Fas’ta yetişen Argan ağaçları, dikenli gövdeleri, şekilsiz ve çelimsiz dalları ile dünyanın en estetik ağaçları sayılmazlar ama onları üzerine tünemiş keçi ordusunu görenler, şaşırıp kala kalıyorlar. Neredeyse sadece Fas’ta yetişebilen Argan ağacının, bilinçsiz kesimler nedeni ile sayıları çok azalmış. Seyrek ormanlık alanda, yaklaşık 20 milyon Argan Ağacı &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/fasin-kecileri-argan-yagi-uretiminde-nasil-calisiyor.html">FAS’IN KEÇİLERİ ARGAN YAĞI ÜRETİMİNDE NASIL ÇALIŞIYOR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>FAS’IN <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/fasin-kecileri-argan-yagi-uretimi">KEÇİLERİ</a> ARGAN YAĞI ÜRETİMİNDE NASIL ÇALIŞIYOR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/fasin-kecileri-argan-yagi-uretimi">Fas’ta</a> yetişen Argan ağaçları, dikenli gövdeleri, şekilsiz ve çelimsiz dalları ile dünyanın en estetik ağaçları sayılmazlar ama onları üzerine tünemiş keçi ordusunu görenler, şaşırıp kala kalıyorlar.</p>
<p>Neredeyse sadece Fas’ta yetişebilen Argan ağacının, bilinçsiz kesimler nedeni ile sayıları çok azalmış. Seyrek ormanlık alanda, yaklaşık 20 mil<span class="text_exposed_show">yon Argan Ağacı var. Ağaçlar ülke tarafından koruma altına alınmış durumda.</span></p>
<p>Normalde çiftçilerin ağaçlara zarar verdiği gerekçesiyle keçilerin dallara çıkmasını engellemesi gerekir. Ancak bu ülkede çiftçiler onların özellikle dallara çıkıp, dikenli ağaçların meyvesini yemelerini istiyor. Çünkü bu keçiler, karınlarını doyururken aynı zamanda birer kozmetik işçisi gibi çalışıyor. Nasıl mı?</p>
<p>Uçsuz bucaksız çöllerde Fas’a özgü argan isimli ağaçlar yetişiyor. 200 yıla kadar yaşayabilen bitkinin badem büyüklüğünde sert çekirdekleri bulunuyor. Çekirdekleri kırmak öyle kolay değil. Keçiler bu lezzete bayılıyorlar.</p>
<p>Argan ağacı yılda bir kez meyve veriyor. Çiftçiler yıl boyunca ağaçların bakımını yapıyor ve keçilerin ağaçlara yaklaşmasını engelliyorlar. Ne zaman ki meyveler iyice olgunlaşıyor, çiftçiler, iştahları kabarmış keçi ordularına, koydukları yasağı kaldırıyorlar. İşte o zaman keçi ordularının muhteşem şöleni başlıyor. Keçi ordusu tarafından istila edilmiş Argan ağacını görenler, gözlerine inanamıyorlar. Çünkü keçiler hem kalabalık gruplar halinde geliyor, hem de dikenlere aldırmadan incecik dallara tırmanabiliyorlar.</p>
<p>Çiftçilerin koruma altındaki Argan Ağaçlarının meyvelerini keçilere sunma nedeni, bu ilginç manzaranın ortaya çıkmasını sağlamak değil. Çiftçiler keçilere izin veriyorlar, çünkü değerli argan yağının üretilmesinde, bu keçi ordularına büyük iş düşüyor.</p>
<p>Keçi ordularının sindirim sistemlerinden geçen meyve çekirdekleri, keçi dışkılarından toplanıp, sıkılarak yağı çıkarılıyor. Çıkarılan bu yağ, kozmetik sanayinde kullanılıyor. Cilde ve saçlara çok faydalı olduğu söyleniyor. Son yıllarda yapılan pazarlama faaliyetlerinin de katkısı ile ticari değeri bir hayli yükselmiş durumda.</p>
<p>Argan yağının faydaları, keçi ordularının keyifli ziyafeti, Fas köylerine geçim kaynağı olması ve “Keçili Ağaç”ların etkili görüntüsü, hepsi harika haberler ancak bölgede yaşayan keçi nüfusu her geçen gün artarken, Argan ağaçlarının sayısı azalıyor. Koruma altında olsa da Argan Ağacının soyunun tükenmesinden korkuluyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/fasin-kecileri-argan-yagi-uretiminde-nasil-calisiyor.html">FAS’IN KEÇİLERİ ARGAN YAĞI ÜRETİMİNDE NASIL ÇALIŞIYOR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/fasin-kecileri-argan-yagi-uretiminde-nasil-calisiyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DERVİŞ VE KUŞ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/dervis-ve-kus.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/dervis-ve-kus.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 04:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[DERVİŞ VE KUŞ]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29648</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERVİŞ VE KUŞ Bir gün yaralı bir kuş Hazreti Süleyman&#8216;a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hazreti Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar; “Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?” Derviş kendini savunur; “Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dervis-ve-kus.html">DERVİŞ VE KUŞ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERVİŞ VE KUŞ</strong></p>
<p>Bir gün yaralı bir kuş Hazreti <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/dervis-ve-kus">Süleyman</a>&#8216;a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.<br />
Hazreti Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır.<br />
Ve ona sorar;<span class="text_exposed_show"><br />
“Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?”<br />
Derviş kendini savunur;<br />
“Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı.<br />
Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”<br />
Bunun üzerine Hazreti Süleyman kuşa döner ve der ki; “Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”<br />
Kuş kendini savunur.<br />
“Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”<br />
Hazreti Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.<br />
“Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.<br />
Kuş o anda;<br />
“Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.<br />
“Neden” diye sorar Hazreti Süleyman.<br />
Kuş sebebini şöyle açıklar;<br />
“Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar&#8230;<br />
Siz iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın&#8230;<br />
Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.&#8221;</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/dervis-ve-kus.html">DERVİŞ VE KUŞ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/dervis-ve-kus.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/vakti-saati-gelince-olur.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/vakti-saati-gelince-olur.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 19:07:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29679</guid>

					<description><![CDATA[<p>VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR Müslümanlardan birinin yahûdî bir ortağı vardı. Ortağını ne kadar İslâma dâvet etti ise, Müslümanlığı kabûl etmedi. Hattâ bu ortağına; &#8220;Eğer müslüman olursan, malımın üçte birini sana veririm.&#8221; dedi. Yahûdî yine kabûl etmedi. O Müslüman başka bir gün; &#8220;Eğer Müslüman olursan, malımın yarısını sana veririm.&#8221; demesine rağmen yine kabûl etmedi. Müslüman tüccar &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vakti-saati-gelince-olur.html">VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR</strong></p>
<p>Müslümanlardan birinin <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler">yahûdî</a> bir ortağı vardı. Ortağını ne kadar İslâma dâvet etti ise, Müslümanlığı kabûl etmedi. Hattâ bu ortağına;<br />
&#8220;Eğer müslüman olursan, malımın üçte birini sana veririm.&#8221; dedi. Yahûdî yine kabûl etmedi.</p>
<p>O <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/iyi-insanlar-guzel-atlara-bindiler">Müslüman</a> başka bir gün;<span class="text_exposed_show"><br />
&#8220;Eğer Müslüman olursan, malımın yarısını sana veririm.&#8221; demesine rağmen yine kabûl etmedi.<br />
Müslüman tüccar bir süre sonra;</span></p>
<p>&#8220;Eğer Müslüman olursan, malımın üçte ikisini sana veririm.&#8221; dedi. Yahûdî yine kabûl etmedi.</p>
<p>Müslüman tüccar artık ortağının Müslüman olmasından ümidini kesmişti. O Müslüman, bir gün Ebû Saîd Mîhenî&#8217;nin dergâhının yanından geçiyordu. Yahûdî ortağı da yanında idi. Bu sırada dergâha girdi. Ebû Saîd Mîhenî bu sırada sohbet ediyordu. Yahûdî ortağı da kendi kendine;</p>
<p>&#8220;Ben de mescide gireyim, bir dinleyeyim, bakalım neler anlatıyor. Onun halk arasında kabûl görmesinin sebebi nedir bir göreyim? Yahûdî olduğuma dâir üzerimde her hangi bir işâret olmadığı için beni nasıl olsa tanımaz.&#8221; dedi. Yahûdî, gizlenerek mescide girdi. Bir direğin arkasına oturdu. Ebû Saîd Mîhenî sohbet esnâsında bir ara yahûdînin arkasında oturduğu direğe doğru dönerek;</p>
<p>&#8220;Ey yahûdî! Direğin arkasında ne kadar kendini gizlemeye çalışsan da gizlenemezsin.&#8221; dedi.</p>
<p>Yahûdî gayri ihtiyârî ayağa kalktı. Ebû Saîd Mîhenî&#8217;nin yanına vardı. Ebû Saîd hazretleri ona Müslüman olmasını söyleyince, bu dâveti kabûl edip, Müslüman oldu.</p>
<p>Ebû Saîd hazretleri ona;<br />
&#8220;Şimdi ortağının yanına git. Sana Müslümanlığı öğretsin. İşler vakti zamânı gelince olur. Ondan önce olmaz. Zamânı gelince Müslüman olmak için malın üçte birine, yarısına ve üçte ikisini vermeye hâcet kalmaz.&#8221; buyurdu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/vakti-saati-gelince-olur.html">VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/vakti-saati-gelince-olur.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/benim-kil-cadirim-bana-yeter.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/benim-kil-cadirim-bana-yeter.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 17:26:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29638</guid>

					<description><![CDATA[<p>BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER! Ömer bin Abdülazîz Hazretleri’nin hayatından: Ömer bin Ömer bin Abdülazîz halife olduktan sonra hilâfet konağına götürülmek üzere alay atları getirdiler. “Bunlar ne?” deyince; “Hilâfete mahsûs bineklerdir” cevâbını işitince; “Kendi atım, benim hâlime daha muvafıktır” diyerek saltanat bineklerini geri çevirip, kendi hayvanına bindi. Hilâfet otağına gitmeyip, “Hilâfet otağında Süleymân’ın ailesi var. Ben &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/benim-kil-cadirim-bana-yeter.html">BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER!</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/benim-kil-cadirim-bana-yeter">Ömer</a> bin Abdülazîz Hazretleri’nin hayatından: Ömer bin Ömer bin Abdülazîz halife olduktan sonra hilâfet konağına götürülmek üzere alay atları getirdiler. “Bunlar ne?” deyince; “Hilâfete mahsûs bineklerdir” cevâbını işitince;</p>
<p>“Kendi atım, benim hâlime daha muvafıktır” diyerek saltanat bineklerini geri çevirip, kendi hayvanına bindi. Hilâfet otağına gitmeyip, “Hilâfet<span class="text_exposed_show"> otağında Süleymân’ın ailesi var. Ben onların rahatsız olmalarını uygun görmem. Onlar yerleşinceye kadar, benim kıl çadırım bana yeter!” buyurdu.</span></p>
<p>Bu sözleri, insafı ve ahlâkî büyüklüğünü ne güzel <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/benim-kil-cadirim-bana-yeter">ifâde</a> etmektedir. Evine gitti, âzâdlı kölesi, Onun pek kederli ve düşünceli olduğunu görünce: Bu hâlinizin sebebi nedir? diye sordu. Cevâbında buyurdu ki: “Doğudan batıya kadar olan Ümmet-i Muhammed’in hukukunu yerine getirme bana vazîfe oldu. Bundan büyük endişe edecek şey olur mu?”</p>
<p>Daha sonra hanımı ve amcası kızı olan Fâtıma binti Abdülmelik’i yanına çağırıp, buyurdu ki; “Eğer benimle birlikte yaşamak istersen ziynet ve mücevherlerini Beyt-ül-mal’a bırak. Zira onlar senin yanında iken ben seninle beraber olamam.”</p>
<p>Fâtıma, bütün ziynet ve mücevherlerini Beyt-ül-mal’a verdi. Fâtıma’nın bu davranışı, Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) kızı Hazreti Fâtıma gibi manevî süsler ve rûhî meziyetler ile yaşamaya karar verdiğini göstermekte idi. Ömer bin Abdülazîz de, ellibin altınının hepsini dağıttı. Bir elbisesi kaldı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/benim-kil-cadirim-bana-yeter.html">BENİM KIL ÇADIRIM BANA YETER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/benim-kil-cadirim-bana-yeter.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KIBLE YÖNÜ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kible-yonu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kible-yonu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 15:30:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[KIBLE YÖNÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29632</guid>

					<description><![CDATA[<p>KIBLE YÖNÜ Adam, bineceği otobüsün kalkmasına bir saatten fazla süre olduğu için, terminalin yarı aydınlık koridorlarını arşınlıyordu. Ellerini yıkamak üzere biraz ilerideki mescide yanaştığında, iş tulumları giymiş bir genç ona doğru gelerek: &#8211; Herhalde namaz kılacaksınız, dedi. Abdest alma yerimiz de mevcuttur. Adam, elindeki sigaranın külünü delikanlının ayakları dibine silkelerken: &#8211; Sen herhalde görevlisin, diye &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kible-yonu.html">KIBLE YÖNÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIBLE YÖNÜ</strong></p>
<p>Adam, bineceği otobüsün kalkmasına bir saatten fazla süre olduğu için, terminalin yarı aydınlık koridorlarını arşınlıyordu.<br />
Ellerini yıkamak üzere biraz ilerideki mescide yanaştığında, iş tulumları giymiş bir genç ona doğru gelerek:<br />
&#8211; Herhalde namaz kılacaksınız, dedi. <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kible-yonu">Abdest</a> alma yerimiz de mevcuttur.<br />
Adam, elindeki sigaranın külünü delikanlının ayakları dibine silkelerken:<span class="text_exposed_show"><br />
&#8211; Sen herhalde görevlisin, diye diklendi. Ne iş yaparsın burada?<br />
Delikanlı, köşedeki süpürgeye işaret ederek:<br />
&#8211; Temizlikçiyim efendim, diye kekeledi. Lavabo ve tuvaleti temizliyorum.<br />
Adam, onu alaycı gözlerle süzerken:<br />
&#8211; Ben, namazı senin gibi çulsuzlara bıraktım, diye sırıttı. Bu iş size öyle yakışıyor ki&#8230;<br />
Temizlikçi genç, adamın hakaretine aldırmayacak kadar olgundu. Fakat namaza karşı yapılan saygısızlık, canını çok sıkmıştı.<br />
Vereceği cevabı bir süre düşündükten sonra, susmayı tercih ederek işine döndü.<br />
&#8230;.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kible-yonu">Adam</a>, mağrur adımlarla oradan uzaklaşırken, başının döndüğünü hissetti. Sırtından çıkartarak koluna aldığı kaşe paltonun ağırlığını da ilk defa fark ediyordu. Biraz önce yediği iki porsiyon kebap, herhalde tansiyonunu yükseltmiş ve kendisini hâlsiz bırakmıştı. Birkaç adim daha attığında âniden fenalaşarak dizleri üzerine çöktü. Allah&#8217;tan ki kolundaki palto ondan önce yere serilmiş ve yeni aldığı takım elbisenin kirlenmesini engellemişti.<br />
Adam, çömelmiş vaziyette olmasına rağmen fırıldak gibi dönen başını yere dayayarak bir müddet dinlendi ve tekrar doğrulduğunda, aynı rahatsızlığı duyarak hareketini tekrarladı. Fakat, başkaları tarafından görülmüş olmaktan endişe ediyordu. Bunun için başını yerden kaldırıp sağa sola bakındığında, terminalin çaycısı olduğu anlaşılan bir gençle burun buruna geldi.<br />
Delikanlı, adamı saygılı bir ifadeyle selâmlarken:<br />
&#8211; Allah kabul etsin bey amca, dedi.<br />
Ama kıble biraz daha sağa doğruydu.</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kible-yonu.html">KIBLE YÖNÜ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kible-yonu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KIZIM SANA SÖYLÜYORUM</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/kizim-sana-soyluyorum.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/kizim-sana-soyluyorum.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 12:23:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[KIZIM SANA SÖYLÜYORUM]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29628</guid>

					<description><![CDATA[<p>KIZIM SANA SÖYLÜYORUM Çocuklarıma genel ahlak kurallarıyla ilgili bir konuşma yapmak istiyordum. Konuşmadan önce oturup fikirlerimi metne dökeyim dedim. Yani bu yazı çocuklar için! Yoksa biz yetişkinler için böyle bir yazıya gerek olduğunu düşünmüyorum. Biz zaten zihinsel ve bedensel gelişimimizi tamamladığımız için bu kuralları biliyor ve uyguluyoruz… Maksat çocuklar bilinçlensin işte! Bak evladım! Ben askere &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kizim-sana-soyluyorum.html">KIZIM SANA SÖYLÜYORUM</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7a70cd309fb7c93177422" class="text_exposed_root text_exposed"><strong><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kizim-sana-soyluyorum">KIZIM</a> SANA SÖYLÜYORUM</strong></div>
<div class="text_exposed_root text_exposed">Çocuklarıma genel ahlak kurallarıyla ilgili bir konuşma yapmak istiyordum. Konuşmadan önce oturup fikirlerimi metne dökeyim dedim. Yani bu yazı çocuklar için! Yoksa biz yetişkinler için böyle bir yazıya gerek olduğunu düşünmüyorum. Biz zaten zihinsel ve bedensel gelişimimizi tamamladığımız için bu kuralları biliyor ve uyguluyoruz…<br />
Maksat <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/kizim-sana-soyluyorum">çocuklar</a> bilinçlensin işte!<br />
Bak evlad<span class="text_exposed_show">ım!<br />
Ben askere giderken bir arkadaşım kenara çekip şöyle dedi;<br />
“Salih, askerde iki şeye çok dikkat edeceksin; Bir, revirciyle samimi ol. İki; koğuşçuyla iyi geçin. Revirci, hasta olmadığın hâlde sana sevk vererek biraz nefes aldırır. Koğuşçu da gündüz yatmana ses çıkarmaz.”<br />
Ben askere bu vizyonla gittim. Yani neredeyse otuz yaşına gelmiş bir adam olarak vatani görevimi yapmaya giderken en büyük idealim, bu iki kritik pozisyonla iyi geçinmekti.<br />
Sen de bu zihniyetin farklı versiyonlarıyla çok karşılaşacaksın. “Müdürleri boş ver, asıl iş memurda bitiyor!” diyenler olacak mesela çevrende. Sen onlara bakma ve iş yaptırabilmek için illa birilerini “görme!” Çünkü belediyedeki işini halletmek için bir tanıdık araştıranla, belediyeye işçi alırken kendi akrabalarını öne alan adam aynı kişidir. Sürekli eleştirdiğimiz rant kavgası, toplumsal olarak yaşadığımız zaafın devlet kurumlarındaki bir yansımasıdır aslında. Ele talkımı verip, kendin salkımı yutma! Yoksa kendi gölgesine sinirlenen adamdan bir farkın kalmaz.<br />
Sevgili oğlum!<br />
Bir toplumun medeniyet ölçüsü trafikte, tuvalette ve kuyrukta ortaya çıkar. Umumi tuvaletler biraz hususi bir konu olduğu için biz diğer iki konuya bakalım.<br />
Trafik kurallarını ihlal etmek, ihlal etmeyenleri apaçık aptal yerine koymak demektir. Bunu sakın normal görme. İhaleye fesat karıştırmakla, emniyet şeridini ihlal etmek arasında bir fark yoktur. Eğer araç kuyruğuna girmemek için sağdaki çıkışa soldan dalarsan, işini hızlandırmak için rüşvet veren adamla aynı şeyi yapmış olursun.<br />
Bir keresinde arabaya birisini almıştım. Yanıma oturan kişi araba kullanma şeklimden rahatsız olmuş gibiydi. Bir ara telefonu çaldı. Kendisini arayan kişiye, “Biz bir arkadaşla kurallara uya uya geliyoruz. Biraz geç kalabilirim” dedi. Telefonu kapattıktan sonra da “İşe birisini alırken aslında önce arabasına bineceksin. Araba sürüşünden o kişinin ne kadar kıvrak bir zekâsı olduğu ve iş bitirici bir adam olup olmadığı net anlaşılır” dedi.<br />
Yani aslında bana, “Senden bir cacık olmaz!” mesajını verdi. Bu tür insanlarla sen de karşılaşacaksın. Sakın kendini kötü hissetme ve doğru bildiğini yap!<br />
Gelelim kuyruk olayına. Normalde sıra beklemek gayet normal bir hadisedir. Herkesin sıra düzenine uyduğu bir ortamda beş saat de beklesen mesele yok. Bizi asıl yoran şey sıra beklemek değil, aldatılma veya aptal yerine konulma korkusudur. Yani iyi olanın kazandığı kargaşa ortamında pasif kalarak geriye düşme endişesi yorar bizi.<br />
Mesela markette kasa kuyruğunda bekliyorsun. Önünde üç kişi var. Bu sırada yeni bir kasa açıldı. Yeni açılan kasaya, kuyruğun en önündeki kişi geçer. En arkadaki adam koşturarak yeni açılan kasaya saldırmaz.<br />
Veya şöyle söyleyeyim. Aynı bankaya ait iki bankamatik var. İki kişi para çekiyor. Üç kişi de bekliyor. Bu üç kişi kendi aralarında bir sıra yaparlar ve en öndeki, boşalan bankamatiğe geçer. Para çeken kişiler incelenerek, hangisinin işinin önce biteceği tahmin edilerek konum alınmaz.<br />
Bunlar şimdi sana önemsiz gibi gelebilir. Ama inan çok önemli. Çünkü kuyruk düzelirse, baş da düzelir.<br />
Toplumda çok sık kullanılan bir cümle var; “Oyunu kuralına göre oynayacaksın!” Eğer burada kural diye bahsedilen şey kuralsızlıksa, oyundan çık. Her durumda ahlaki davranmak bazen yalnız kalmayı gerektirir. Eğer etik cesaretin varsa bunu göze alabilirsin. Ama kalabalığın her yaptığını mübah görürsen, bir zaman sonra helal-haram dengen bozulur. Bu denge bir kere bozulursa da artık dik duramaz ve bir ömür yalpalamaya devam edersin.<br />
Rantçıları, belediyeden usulsüz iş kapanları veya köşeyi dönen müteahhitleri eleştirmeden önce dönüp kendine bir bak. Başkalarının hakkını gasbetmeyi uyanıklık olarak görüyor, iş bitirici olmanın ilk şartının diğer insanları aptal yerine koymak olduğunu düşünüyorsan, liyakatten dem vurarak başkalarını eleştiremezsin!<br />
Liyakat layık olmak demektir. Sen doğru olanı yap ve işine bak!<br />
Sonuçta layık olduğun şekilde yönetilirsin.</span></div>
<div class="text_exposed_root text_exposed"><span class="text_exposed_show"><br />
<strong>Salih Uyan</strong></span></div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/kizim-sana-soyluyorum.html">KIZIM SANA SÖYLÜYORUM</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/kizim-sana-soyluyorum.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 09:55:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29624</guid>

					<description><![CDATA[<p>NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI… Ertesi gün ameliyat olacağı için gündüzden bütün evi dipten bucaktan temizlemiş, pırıl pırıl yapıp duşunu almış ve biraz uyumak için yatağına uzanmıştı. Annesi bir kadının evi her zaman temiz olmalı temizlik diriye de ölüye de lazım derdi. Annesi aklına gelince dudaklarına acı bir tebessüm gelip yerleşti ve içinden, haklısın &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini.html">NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI…</strong></p>
<p>Ertesi gün <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini">ameliyat</a> olacağı için gündüzden bütün evi dipten bucaktan temizlemiş, pırıl pırıl yapıp duşunu almış ve biraz uyumak için yatağına uzanmıştı. Annesi bir kadının evi her zaman temiz olmalı temizlik diriye de ölüye de lazım derdi.<br />
Annesi aklına gelince dudaklarına acı bir tebessüm gelip yerleşti ve içinden, haklısın canım annem bak ben de <span class="text_exposed_show">evimi temizledim ölürsem herkes evimi temiz görecek, yaşarsam da kendim evime gelip tertemiz oturacağım diye düşündü. Son zamanlarda hiç iyi değildi yemek yiyemiyor, hızla kilo kaybediyordu. Gittiği doktorlar, karaciğer kanserisin mecburen ameliyat olman lazım demişlerdi. İlk önce kabul etmemiş gittiği yere kadar demiş ama ağrıları dayanılmaz olunca mecburen kabul etmişti. Oğluna üzülmesin diye kanser olduğunu söylememişti.<br />
Fidan elli iki yaşında adı gibi fidan bir kadındı. Babası başlık parasını çok istediği için çok sevdiği kocasıyla kaçarak evlenmiş, kaçarak evlendiği için de babası tarafından evlatlıktan reddedilmişti.<br />
Kocasının bütün iyi niyet girişimleri ve döktüğü diller babasını yumuşatmaya yetmemişti. Zavallı annesinin de çırpınmaları boşa gitmiş, kocasını inadından vazgeçirememişti. Evlendiklerinde Fidan on sekiz, kocası yirmi üç yaşındaydı. Kocası çok sevecen çalışkan, namuslu; hem yetim hem öksüz bir gençti. Annesi babası kömürden zehirlenip ölünce anneannesi yanına alıp büyütmüştü.<br />
Evliliklerinin ikinci yılında Allahü teala nur topu gibi bir erkek evlat vermişti. Artık mutluluklarına diyecek yoktu. Küçük bir ev kiralamış kocasının kazancıyla da gül gibi geçinip gidiyorlardı. Fidan oğlunu çok zor bir doğumla dünyaya getirdiği için kanaması durmamış doktorlar mecburen ameliyat edip rahmini almak zorunda kalmışlardı bunun için de başka çocukları olmamıştı. Karısının çok üzüldüğünü gören adam &#8220;Üzülme canım. Allah bunu bağışlasın yeter&#8221; demişti.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini">Fidan</a> şimdi bunları düşünürken iyi ki de olmamış bir taneyi zor büyüttük ikinci olsa nasıl büyütecektik diye düşünüyordu. Güya uyumak için yatağa girmişti ama ameliyatın heyecanıyla uyuyamıyor, mazi gözlerinin önünden sinema şeridi gibi geçip duruyordu. Oğlunu el bebek gül bebek büyütmüş çok zor şartlarla yeter ki o okusun deyip en iyi okullarda okutmuş ve okul bitince de sevdiği kızla evlendirmişlerdi.<br />
Lakin mutlulukları uzun sürmemiş çok sevdiği kocasını dört yıl önce gittikleri bir ahbaplarının düğününde havaya sıkılan bir kurşunun isabet etmesi sonucu kaybetmişti. Zaten evlendikten sonra sık sık gelmeyen oğlu babası öldükten sonra arayı daha çok açmış lütfen uğrar olmuştu.<br />
Bir gün oğlunun evine misafir olarak gittiğinde gelininin oğluna bak canım annen misafir olarak her zaman gelebilir ama şimdi kocasının öldüğünü bahane edip yalnızım korkuyorum gibi nedenlerle gelip buraya yerleşmesin hiç çekemem dediğini, oğlunun da annem gelmez hem gelirse ben uygun bir dille anlatırım diye cevap verdiğini duymuş oracıkta yüreğine keskin bir hançer saplanmıştı.<br />
Artık oğlunun neden sık sık gelmediğini neden arayıp sormadığını anlamıştı. &#8220;Allah&#8217;ım beni hiç kimseye muhtaç etme bu öz evladım olsa dahi&#8230;&#8221; diye dua etti. Saate bakan Fidan saatin beş buçuk olduğunu gördü; yedide hastanede olacaktı bütün gece gözünü kırpmamıştı yorgun ve bitkindi. Ameliyat olacağını oğluna söyleyince o da nasıl olduysa &#8220;Ben gelir seni hastaneye götürürüm&#8221; demişti. Fidan kalkıp yatağını dizip abdestini alıp namazını kıldı artık hazırdı bundan sonrası Allah&#8217;ın bileceği bir şeydi.<br />
İşte oğlu gelmiş kornaya basıyordu Fidan son kez evine bakıp kapıdan çıkıp arabaya bindi. Yol boyu oğlu tek laf etmemişti oysa oğlu onun hayattaki tek varlığıydı birbirlerinden başka kimseleri yoktu iki çift güzel söz söyleyip annesine moral verebilir, onun heyecanını yatıştırabilirdi annesinin çok beklemesine rağmen yapmadı taş gibi yol boyunca susup durdu. Şimdi ise sırasının gelmesini beklerken iki yabancı gibi yan yana oturuyorlardı.<br />
Tam bu sırada hemşire yanlarına gelip, &#8220;Buyurun Fidan hanım sizi ameliyata hazırlamamız lazım&#8221; deyince Fidan ayağa kalkıp oğluna, &#8220;Yavrum ölüm dirim dünyası kendine iyi bak. Şunu unutma ki sen benim canımdan cansın.&#8221; deyip sarılmak isteyince oğlu, &#8220;Aman anne bu kadar duygusallığa gerek yok. Lütfen abartma&#8221; deyince zavallı annenin sarılmak için açılan kolları iki yanına düştü. Peki yavrum dediğin gibi olsun deyip uzun uzun evladının yüzünü seyrettikten sonra derin bir iç çekip hemşireyle birlikte yürüyüp gitti. Artık hıçkıra hıçkıra ağlıyordu ne olursa olsun onun yavrusuydu sarılamamış kokusunu içine çekememişti.<br />
Annesini hastanede bırakan oğlu eve gidip karısını alıp kaynanasına kahvaltıya gitti. Damadını karşısında gören kaynana, &#8220;Hayırdır oğlum annen hastaneye yatmadı mı?&#8221; diye sorunca damadı &#8220;Evet hastanede. Sabah götürdüm yatırdım birazdan ameliyata girecek&#8221; deyince hayretler içinde kalan kadın &#8220;Aman oğlum neden anneni orada sahipsiz bırakıp geldin?&#8221; deyip kocasına döndü ve &#8220;Bey kalk hemen hastaneye gidiyoruz o kadıncağızın bizden başka kimsesi yok onu oralarda bir başına bırakamayız.<br />
Bugün ona yarın bize&#8230;&#8221; derken kınayan gözlerle hem ,, hem de kızına bakıyordu. Kaynanasının sözleriyle mahcup olan damat tamam hadi hep beraber gidelim deyip hastaneye gelmişlerdi. Onlar hastaneye geldikten bir saat sonra ameliyathaneden çıkan doktor; Fidan Seri&#8217;nin yakınları kim deyince oğlu ayağa kalkıp &#8220;Ben oğluyum&#8221; dedi.<br />
Doktor başını önüne eğip &#8220;Çok üzgünüm annenizi kurtaramadık. Maalesef kanser her yerini sarmış&#8221; dedi. Herkes donup kalmıştı. Kaynanası gözyaşları içinde damadına ve kızına dönüp:<br />
&#8220;Evet, çocuklar şunu unutmayın ki anne ve babalar ölümsüz değildir. Her fani gibi onlar da bir gün göçüp giderler. Onun için kıymetleri yaşarken bilinmeli; öldükten sonra maalesef geçmiş ola&#8230;&#8221; dedi.<br />
Zavallı Fidan Hanım son kez özene bezene temizlediği ve oturmak nasip olmadığı evinden alınıp çok sevdiği kocasının yanında toprağa verileli bir hafta olmuştu.<br />
Oğlu artık gideceği, arayıp soran kimsesi olmamanın, hayatta tek başına kalmanın ne demek olduğunu çok iyi anlamıştı ama artık çok geçti. Şimdi annesinin mezarı başında oturmuş hem ağlıyor hem de: &#8220;Anneciğim beni affet! Nereden bilecektim o sarılmak isteğinin son sarılma olacağını.&#8221; derken eğilmiş toprağını öpüyordu. Evet, o gün Bayramdı ve artık elini öpeceği bir annesi de yoktu&#8230;</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini.html">NEREDEN BİLECEKTİM SON SARILMA İSTEĞİ OLACAĞINI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/nereden-bilecektim-son-sarilma-istegi-olacagini.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN İTALYAN MAHKEMESİ</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 06:15:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN İTALYAN MAHKEMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29618</guid>

					<description><![CDATA[<p>EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN İTALYAN MAHKEMESİ! 1911 senesi Ramazan Bayramı’nın 3. günü, Libya sahillerine çıkan Müstevli İtalyan askerleri, bulabildikleri herkesi; teslim olanları bile öldürdüler. Trablus’ta kurdukları Divan-ı Harp’te, grup grup getirilen esirlerin yargılanmaları 3’er dakika sürerdi. Karar hemen binanın arkasında duvarın önünde infaz edilirdi&#8230; Bir gün elleri kelepçeli bir yaşlı, bir orta yaşlı, bir de delikanlı, çöl kıyafeti &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi.html">EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN İTALYAN MAHKEMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_xlr">
<div id="id_5d7a6f09812518816405740" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi">İTALYAN</a> MAHKEMESİ!</strong></p>
<p>1911 senesi <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi">Ramazan</a> Bayramı’nın 3. günü, Libya sahillerine çıkan Müstevli İtalyan askerleri, bulabildikleri herkesi; teslim olanları bile öldürdüler.<br />
Trablus’ta kurdukları Divan-ı Harp’te, grup grup getirilen esirlerin yargılanmaları 3’er dakika sürerdi. Karar hemen binanın arkasında duvarın önünde infaz edilirdi&#8230;<br />
Bir gün elleri kelepçeli bir yaşlı, bir orta<span class="text_exposed_show"> yaşlı, bir de delikanlı, çöl kıyafeti içinde mahkemenin önüne çıkarılır. Başkan Albay Carlo Torelli, bu zavallıları yargılamak için tercümana der ki:<br />
&#8211; Sor bakalım, bunlar kimdir?</span></p>
<p>“Ben bir Osmanlı’yım”<br />
Elleri kelepçeli orta yaşlı olanı, gayet iyi bir İtalyanca ile cevap verir:<br />
&#8211; Reis bey, tercüman istemez. Ben Osmanlı ordusunun albayı Ahmet Alaaddin’im. Bu yaşlı zat emekli Paşa Mehmet benim babamdır. Savaş için görev istedi. Bu delikanlı ise benim oğlumdur. Gönüllü olarak askere gitmiştir.<br />
Hakim donup kalır.<br />
&#8211; Yalan söylüyorsun, bu söylediklerin için belgen var mı?<br />
Ahmet Albay koynundan, kelepçeli elleri ile bir buruşuk kağıt çıkartıp fırlatır.<br />
İtalyan albayı şaşırmıştır. Zira salonda biri İngiliz, biri Fransız iki gazeteci vardır. Hakim sözlerini tarta tarta konuşmaya mecbur kalır:<br />
&#8211; Siz 26 Ekim 1912 günü bizim askerlerimizi arkadan vurdunuz. Bize bağlı kalacağınıza söz verdiğiniz hâlde bunu neden yaptınız?<br />
&#8211; Osmanlı hiçbir zaman arkadan vurmaz. Asıl siz bu topraklarda ne arıyorsunuz? Bu Avrupalıların bir haydutluğudur. O harekâtı bizzat idâre ettim.</p>
<p>“Suçunu itiraf etmiştir”<br />
&#8211; Suçlu, suçunu itiraf etmiştir. Kurşuna dizilmelerine karar verilmiştir.<br />
Bu üç kişi hemen dışarı çıkartılırken, iki yabancı gazeteci ayağa kalkıp, bu mahkûmların önlerinde şapkalarını çıkartarak saygıyla selâmlarlar. Biraz sonra binanın arkasından, bir manganın silah sesleri geldiğinde, gazeteciler, mahkeme heyetine arkalarını dönüp dışarı çıkarken; mahkemenin eşiğine tükürürler&#8230;</p>
<p>Vehbi Tülek &#8211; 24 Ekim 2003 Cuma</p>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi.html">EŞİĞİNE TÜKÜRÜLEN İTALYAN MAHKEMESİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/esigine-tukurulen-italyan-mahkemesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEVİZ KURDU</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/ceviz-kurdu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/ceviz-kurdu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 04:15:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[CEVİZ KURDU]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29614</guid>

					<description><![CDATA[<p>CEVİZ KURDU!.. Ceviz kurdu, cevize gireceği kadar bir delik açar ve cevizin içine girer. Cevizin içi insan beynine benzer, kurt başlar cevizi yemeye. Elbette ki buraya kadarı normal. Yedikçe şişmanlar şişmanladıkça karnı büyür. Yeterince doyunca yükünü tutunca! Gitmek ister ama girdiği delikten çıkması mümkün değildir istese de çıkamaz. İşin enteresan ve daha da kötü tarafı; &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ceviz-kurdu.html">CEVİZ KURDU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CEVİZ KURDU!..</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ceviz-kurdu">Ceviz</a> kurdu, cevize gireceği kadar bir delik açar ve cevizin içine girer.</p>
<p>Cevizin içi insan beynine benzer, kurt başlar cevizi yemeye.</p>
<p>Elbette ki buraya kadarı normal. Yedikçe şişmanlar şişmanladıkça karnı büyür.</p>
<p>Yeterince doyunca yükünü tutunca! Gitmek ister ama girdiği delikten çıkması mümkün değildir istese de çıkamaz.</p>
<p>İşin enteresan ve daha da kötü tarafı; İçi yenilen cevizin kabuğu da kurumuş ve iyice sertleşmiştir&#8230; Artık o deliği genişletmek te imkansızdır.</p>
<p>Kurtçuk oturup etrafına bakar, düşünür taşınır delikten geçip çıkmak için tek çaresi vardır; zayıflamayı beklemek.</p>
<p>Aç kaldıkça <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/ceviz-kurdu">zayıflar</a>, eski cılız haline döner. Ve bir gün bitap düşmek üzere ilk başladığı gibi cevizden çıkar.</p>
<p>Ama çıktığında mevsim bitmiş, ortada aç ve cılız bir kurtçuk ile bir içsiz bomboş bir ceviz kabuğu kalmıştır.</p>
<p>Kimi insanlardaki para ve mal &#8211; mülk hırsı da ceviz kurduna benzer.</p>
<p>O hırsı yenip, artık yeter, dediğinde baharlar ve yazlar bitmiş olur.</p>
<p>Geriye sadece, ömrünün sonbaharı ve belki de çeşitli hastalıklar, ilaçlar ve diyetler ile geçirmek zorunda kalacağı, koskoca bir kara kış kalmış olur&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/ceviz-kurdu.html">CEVİZ KURDU</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/ceviz-kurdu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UYAN ÇAVUŞ TİZ UYAN</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/uyan-cavus-tiz-uyan.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/uyan-cavus-tiz-uyan.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Sep 2019 16:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[UYAN ÇAVUŞ TİZ UYAN]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29609</guid>

					<description><![CDATA[<p>UYAN ÇAVUŞ TİZ UYAN Birinci Cihan Harbinde Jandarma çavuşluğu yapmış Murteza Baba İstanbul&#8217;un işgal hangâmesinde sallandığı yıllarda Rumlar Batı Anadolu köylerinde muzırlık yapmaya başlayınca, oralara sevk edilen kuvvetlerin içinde Murtaza Çavuş&#8217;da varmış. RumIarı geri püskürte püskürte Daya Kadın diye bir yere varmışlar. Hem epey yoruldukları için, hem de gece bastırdığı için, orada, Balkan Harbinden kalma &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uyan-cavus-tiz-uyan.html">UYAN ÇAVUŞ TİZ UYAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="js_i" class="_5pbx userContent _3576" data-testid="post_message" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;K&quot;}">
<div id="id_5d7a687686b575d38685645" class="text_exposed_root text_exposed">
<p><strong>UYAN <a href="https://sevdalilarmekani.com/category/dini-bilgiler/okunmaya-deger-hikayeler">ÇAVUŞ</a> TİZ UYAN</strong></p>
<p>Birinci Cihan Harbinde Jandarma çavuşluğu yapmış Murteza Baba İstanbul&#8217;un işgal hangâmesinde sallandığı yıllarda Rumlar Batı Anadolu köylerinde muzırlık yapmaya başlayınca, oralara sevk edilen kuvvetlerin içinde Murtaza Çavuş&#8217;da varmış.</p>
<p>RumIarı geri püskürte püskürte Daya Kadın diye bir yere varmışlar. Hem epey yoruldukları için, hem de gece bastırdığı için, orada, Balkan Harbinden kalma tabyalarda geceleme durumu hasıl olmuş. Bir nöbetçi dikmişler, diğerl<span class="text_exposed_show">eri yatmış.</span></p>
<div class="text_exposed_show">
<p>Murtaza Çavuş da yatmış tabii, derken, bir müddet sonra <a href="https://sevdalilarmekani.com/category/dini-bilgiler/okunmaya-deger-hikayeler">nöbetçi</a> de uyuklayınca Murtaza Çavuş&#8217;a görünmeyen biri:</p>
<p>Uyan Çavuş tiz uyan!<br />
Atik ol kurnaz davran!<br />
Hemen kaldır eratı,<br />
Aha geliyor düşman!</p>
<p>der gibi tekmelemeye başlıyor! Hemen uyanıyor&#8217; tabii, asker tetikte uyur. Sonra dikkatlice etraflarına şöyle bir bakıyor ki, Rumlar sürüne sürüne kendilerine doğru geliyor! Ayın ondördüymüş o gün, ay ışığında görüyor bunu. Derhal askerleri uyandırarak bir cayırtı koparıyorlar! RumIarın bir kısmı ölü, bir kısmı yaralı def olup gidiyorlar ..</p>
<p>Sabah olunca, gece kendisine görünmeyen bir kimse tarafından tekme atılan yeri kazdırınca bir Türk şehidi çıkıyor.</p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
<div class="_3x-2" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;H&quot;}">
<div data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;H&quot;}">
<div class="mtm">
<div>
<div>
<div class="_5cq3 _1ktf" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;E&quot;}"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/uyan-cavus-tiz-uyan.html">UYAN ÇAVUŞ TİZ UYAN</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/uyan-cavus-tiz-uyan.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR İDAMLIK HALİL VARDI ASILDI</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bir-idamlik-halil-vardi-asildi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bir-idamlik-halil-vardi-asildi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Sep 2019 11:41:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmediğimiz gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[BİR İDAMLIK HALİL VARDI ASILDI]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yaşanmış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayatla ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[ögrenmeniz için ilginç bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29604</guid>

					<description><![CDATA[<p>BİR İDAMLIK HALİL VARDI ASILDI Orgeneral Kenan Evren: “Adalet yerini bulsun diye bir sağdan bir soldan asıyorduk. Asmazsan bunlar virüs gibi çoğalır, işte o zaman Atatürk ilke ve inkılaplarından koparız.” Manisa Saruhanlı’dan bir vatan evladı… Henüz 18 Yaşında. İmam Hatip son sınıfta evlenir ki üç beş günlük damattır daha. Bir bakar darbe olmuş (12 Eylül &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-idamlik-halil-vardi-asildi.html">BİR İDAMLIK HALİL VARDI ASILDI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİR İDAMLIK HALİL VARDI <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-idamlik-halil-vardi-asildi">ASILDI</a></strong></p>
<p>Orgeneral Kenan Evren: “Adalet yerini bulsun diye bir sağdan bir soldan asıyorduk. Asmazsan bunlar virüs gibi çoğalır, işte o zaman Atatürk ilke ve inkılaplarından koparız.”</p>
<p>Manisa Saruhanlı’dan bir vatan evladı… Henüz 18 Yaşında. İmam Hatip son sınıfta evlenir ki üç beş günlük damattır daha. Bir bakar darbe olmuş (12 Eylül 1980) apar topar alınmış karakola. Karıştığı hadise var mıdır, yoksa kulp mu takılır bilmiyoruz. Bildiğimiz şu ki isnat edilen suçları kabul etmeyecektir asla. 3 Haziran 1983 günü radyo ve televizyonda idam edildiğine dair haberler yayınlandığında, emniyete götürülmüş sıkıştırılmaktadır hâlâ&#8230; Kalem kıranların vicdanları da rahat değildir anlaşılan. İşkence iki gün sürecek ve bir şey alamayacaktırlar ondan. Ne belge, bilgi, ne itiraf, ne imza…<br />
Lakin koskoca konsey başkanı “asılsın” buyurmuştur, dönecek değillerdir ya!</p>
<p><strong>MÜSAİT MİSİNİZ HOCAM?</strong></p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/bir-idamlik-halil-vardi-asildi">5 Haziran</a> akşamı iki sivil memur Muradiye Camii imamı Abdullah Hoca’ya gelirler, “bi’ nikâhımız vardı hocam!”<br />
-Buyurun gidelim tamam.<br />
Araba Buca Cezaevinin önünde durur. Hâkimler, hekimler, cankurtaranlar… Anlar ki yine darağacı kuruldu avluya…<br />
Abdullah Hoca daha evvel solcu gençlerin infazına getirilmiş ancak onlar “biz Allah’a, kitaba inanmıyoruz” deyip dinî telkini reddedince bükmüş boynunu çekilmiştir kenara.<br />
Elbette endişelidir, terslenmekten çekinir ne de olsa.<br />
Derken kapı açılır, elleri arkadan kelepçeli iki mahpus (Selçuk Duracık ve Halil Esendağ) içeri alınırlar. Gençler “Selamün Aleyküm” derler sıcak, mülayim bir ses tonuyla.<br />
Üzerlerinde kefene benzer libaslar, başlarında akça pakça namaz takkeleri ve ayaklarında bu gün için saklandığı belli çoraplar vardır&#8230; Kar beyaz ama!<br />
Sanki eski bir dost gibidirler, bir yerlerden aşina. Odadakilerle bakışır gülümserler. Ne bir tavır, ne bi’ eda.<br />
Tabip sorar “Herhangi bir şikâyetiniz?”<br />
“Yok, elhamdülilah” derler “taş gibiyiz evvelallah”.<br />
-Son arzunuz?<br />
-Mümkünse cenazelerimiz ailemize verilsin, o kadar.<br />
Hocaefendi “Kardeşlerim” der, “Dünya bir imtihan koridorudur. Ölüm ise ahiret hayatına açılan kapı. Ne mutlu bu yola Allah teâlâya iman ederek çıkanlara…”<br />
Gençler ikişer rekât namaz kılar, son dualarını yaparlar. Nur alâ nur, bir sükûnet oturur simalarına.</p>
<p><strong>BOYNUNDA YAFTA</strong></p>
<p>Ortalık nasıl sessiz, ökçeler çınlar avluda. Projektörler yanınca sehpa daha bir büyür sanki, kara kara gölgeler yollar sağa sola. Yağlı urgan tehditkârdır, hafif hafif salınmakta…<br />
Ürpertici bir manzara… Hoca efendi: “Yaşım altmışı geçmiş” de, “alacağımı almışım dünyadan. Buna rağmen ürkmedim desem yalan olur. Elim ayağım titredi heyecandan.”<br />
İnfaza Selçuk’tan başlarlar. Yafta asılır boynuna, delikanlı dimdik yürür sehpaya.<br />
-Allah’a gidiyorsun Selçuk.<br />
Tebessümle başını sallar “biliyorum hocam, inşallah!”<br />
Tekbir getirir, tevhid söyler, zikri hiç kesmez son ana kadar. Boynuna urganı geçirirken cellatına bir şeyler fısıldar. Adamın yüzü değişir, allak pullak olur âdeta.<br />
Cellat sandalyeyi çeker, o malum çatırtı. Bedeni döner döner ve yüzü kıbleye gelince durur hizada. Hekim tamam deyince alır, masaya yatırırlar, manalı bir tebessüm, sanki başka âlemlere bakmakta.</p>
<p><strong>HÜSN-İ HATİME</strong></p>
<p>Halil “darağacında slogan atacak mısın” diye soran arkadaşlarına “hayır” demiştir, “asla!” Son cümlesinin kelime-i şehadet olmasını ister zira. Yürekli bir çocuktur, intihar olmasın diye tabureyi tekmelemeyecektir, ölümden korktuğundan değil yoksa.<br />
O da arkadaşı gibi eğilip bir şeyler söyler celladının kulağına.<br />
Bedeni aynen Selçuk gibi döner, yüzü kıbleye gelince, son nefesini verir uzunca bir solukla. Boğazından urganı çıkarıp masaya yatırırlar. Gözleri yarı açıktır, belli ki güzel şeyler seyretmektedir o anda.<br />
Abdullah Hoca göz kapaklarını çeker, çenesini bağlar. Yasin-i şerif tilavetine başlar. Mesleği icabı çok ölü görmüştür ama bunlar başka&#8230; Salih bir müminin uyku hâli vardır simalarında.<br />
Cellat duvarın dibine çökmüş, elleri şakaklarında. Hoca efendi çıkarken yaklaşıp sorar “sahi ne söylediler sana?”<br />
-Belki inanmayacaksın ama hakkını helal et dediler hocam. Bize genelde küfredilir oysa…</p>
<p><strong>MÛTÛ KABLE ENTE MÛT!</strong></p>
<p>Halil ölmeden ölen bir gençtir. Allah’tan (celle celalüh) ne gelirse başı üstüne. Kahrın da hoş der, lütfun da…<br />
Devletin vereceği idam gömleğini istemeyecek kadar hassastır, idam hâli bu, ola ki yırtılır, kirlenir zeval gelmesindir milletin malına. Kendine o güne has bir libas yaptırmak ister, bezi helal parayla alınsındır ama…<br />
Koğuşta 23 ülkücü vardır, bakın şu işe ki alayından çıkan para bir bez alamaz. O günlerde içlerinden birine beyaz bir nevresim gelmiştir, terzi ustaca keser biçer, cübbe kefen arası bir şey çıkarır onlara.<br />
Tamam olmuştur işte. Eğer namazlarını bununla kılar, zikre bununla otururlar ve gözyaşlarıyla yuğup yuğup yıkarlarsa…<br />
Halil’in bir niyazı daha vardır Cenâb-ı Hakk’tan. Ah ruhunu, yağmurun hafif hafif çiselediği bir seher vakti teslim edecek olsa.<br />
Arzu işte… Nelere kadir değildir ki yüce Mevla!</p>
<p><strong>BENDEN DUYMUŞ OLMAYIN AMA!</strong></p>
<p>Buca Cezaevinde o gün alışılmadık bir hava vardır. Gazeteler bırakılmamış, mazgal açılmamıştır. Bu “infaz var” demektir temayüllere bakılırsa. Yine kimi sallandıracaklardır acaba? Terzi geçerken fısıldar, “Halil ile Selçuk’u asacaklar haberiniz ola!”<br />
Koğuş buz keser âdeta. Ne yapabilirsin ki? Derhâl abdestler alınır, seccadeler yayılır, okumasına bilen Mushaf-ı şerifini açar, bilmeyenler tespihlerine sarılırlar.<br />
Duvar, duvar, katil duvar.<br />
Dua ile ulaşabilirler anca…<br />
Gece yarısına kadar iki hatim indirir, sık sık parmaklıklara çıkar Salat-ü selam yollarlar Server-i Kâinat’a… Bu yanık seda arkadaşlarının hücrelerine de ulaşıyordur mutlaka&#8230; Şafak sökerken serinlik çöker, inceden yağmur atar. Hani toprak kokusunu yükseltecek kadar.<br />
Tuhaf! Şu kavruk İzmir haziranında!<br />
Koğuştakiler ağlamaklıdır. “Halil’in duası kabul oldu arkadaşlar!”<br />
Ölüme özenilir mi?<br />
Nasıl özenilmez, birazdan can vereceğini biliyorsun ve sana tövbe, helalleşme, kelime-i şehadet imkânı tanınıyor.</p>
<p><strong>ARDIMDAN AĞLAMAYIN!</strong></p>
<p>Ertesi sabah gardiyanlar koğuşun gediklilerini çağırırlar. “Gelin, müdür beyin verecekleri var.” Halil’in emanetleridir bunlar… Yatak döşek, üst baş, cüz, takke, misvak ve dinî kitaplar…<br />
Notlar arasında kıldığı kaza namazlarının listesi vardır. Ölümle ilgili ayet-i kerime ve hadis-i şerifleri toplamıştır bir kâğıda. Ve bir mektup. Annesine babasına hitaben yazılmış. Besmele ile başlar, Resul-i Ekrem’e salat ve selamlarla devam eder. Ebeveynine “sabredin” der, “arkasından yakınmak mevtayı bizar eder zira!”<br />
Ve küçük küçük paketler… Üşenmemiş tek tek etiketlemiştir. Ancak gazeteye sarılı bir bez dikkatlerini çeker. Üzerinde ne yazı, ne işaret. Ya çoraptır, ya fanila. Ne olabilir ki başka?<br />
Tereddütle açarlar. Aaa o da ne? Yeşil bir tülbent! Etrafında zarif bir oya…<br />
İhtimal; iki buçuk yıl kaldığı ölüm hücresinde hanımın danesi dert ortağı olmuştur ona.<br />
Boğazlarda düğümler, yutkunan yutkunana&#8230;<br />
İşe yarayan eşyaları mahpuslara dağıtır, hatıraları ailesine yollarlar. Halil’in babası dindar bir insandır. Olanları tevekkülle karşılar. Annesi de öyledir zahir, lakin bir soru gezinmektedir kadıncağızın kafasında. Tamam, oğlu tekbirlerle, tehlillerle vefat etmiştir ama… Şehadet makamına ulaşmış mıdır acaba?<br />
Mürüvvet Hanım o gece rüyasında cennet bahçelerinde dolanmaktadır. Sahabeler toplanmış, sanki birini bekliyorlar. Merakla sorar: Hayırdır, neler oluyor burada?<br />
Bilmiyor musun, şehit Halil’in düğünü var. Resulullah Efendimiz teşrif buyuracak nikâhını! Süphanallah!</p>
<p><strong>İrfan Özfatura &#8211; Türkiye Gazetesi 12 Eylül 2016</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bir-idamlik-halil-vardi-asildi.html">BİR İDAMLIK HALİL VARDI ASILDI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bir-idamlik-halil-vardi-asildi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÖVBE</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/tovbe.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/tovbe.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Sep 2019 10:49:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Okunmaya Değer Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[hiç duyulmamış hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[TÖVBE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=29590</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÖVBE Ebu Said (radıyallahü anh) anlatıyor: &#8220;Resûlullah (sallallahü aleyhi vesellem) buyurdular ki: Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir râhib tarif edildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânının olup olmadığını sordu. Râhib: &#8211; Hayır yoktur! dedi. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/tovbe.html">TÖVBE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/tovbe"><strong>TÖVBE</strong></a></p>
<p>Ebu Said (radıyallahü anh) anlatıyor: &#8220;Resûlullah (sallallahü aleyhi vesellem) buyurdular ki:</p>
<p>Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir râhib tarif edildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânının olup olmadığını sordu.</p>
<p>Râhib:</p>
<p>&#8211; Hayır yoktur! dedi. Herif onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı.</p>
<p>Adamcağız, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine âlim bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânı olup olmadığını sordu.</p>
<p>Âlim:</p>
<p>&#8211; Evet, vardır, seninle tövben arasına kim perde olabilir? dedi. Ve ilâve etti:</p>
<p>&#8211; Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zîra orada Allah&#8217;a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla Allah ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer.</p>
<p>Adam yola çıktı. Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilâfa düştüler.</p>
<p>Rahmet melekleri:</p>
<p>&#8211; Bu adam tövbekâr olarak geldi. Kalben Allah yönelmişti, dediler.</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/tovbe">Azab</a> melekleri de:</p>
<p>&#8211; Bu adam hiçbir hayır işlemedi, dediler.</p>
<p>Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar.</p>
<p>Hakem onlara:</p>
<p>&#8211; Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin,dedi.</p>
<p>Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldılar.&#8221;</p>
<p>Kaynak: Buharî, Enbiya 50; Müslim, Tövbe 46, (2766)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/tovbe.html">TÖVBE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/tovbe.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
