<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dini hikayeler &#8211; İsme Özel Şiir</title>
	<atom:link href="https://sevdalilarmekani.com/etiket/dini-hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sevdalilarmekani.com</link>
	<description>Taner temel&#039;in şair ruhlu duygularıyla kurumuştur.Duygularını aktarabileceği bir blog sitesidir.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Sep 2016 19:53:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://sevdalilarmekani.com/wp-content/uploads/2016/07/cropped-icon-150x150.png</url>
	<title>dini hikayeler &#8211; İsme Özel Şiir</title>
	<link>https://sevdalilarmekani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Adetiniz Böyle Değil mi ?</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/adetiniz-boyle-degil-mi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/adetiniz-boyle-degil-mi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Sep 2016 19:48:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adetiniz]]></category>
		<category><![CDATA[Adetiniz Böyle Değil mi]]></category>
		<category><![CDATA[BÖYLE]]></category>
		<category><![CDATA[Değil mi]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[güzel dini sözler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=15259</guid>

					<description><![CDATA[<p>Delinin biri camiye girer, belli ki namaz kılacak. Ama oturmaz, meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer-dolanır. Bir oraya, bir buraya her köşeye dikkatlice bakar ve hızla çıkar gider. Az sonra sırtında bağlanmış odunlarla tekrar gelir camiye ve tam namaza başlamak üzere olan cemaatle birlikte saf tutar. Ama sırtındaki odunlarla güç bela bitirir namazını. Eğilip kalktıkça &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/adetiniz-boyle-degil-mi.html">Adetiniz Böyle Değil mi ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Delinin biri camiye girer, belli ki namaz kılacak. Ama oturmaz, meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer-dolanır. Bir oraya, bir buraya her köşeye dikkatlice bakar ve hızla çıkar gider.</p>
<p>Az sonra sırtında bağlanmış odunlarla tekrar gelir camiye ve tam namaza başlamak üzere olan cemaatle birlikte saf tutar. Ama sırtındaki odunlarla güç bela bitirir namazını. Eğilip kalktıkça yere düşen odunlar, çıkardığı ses vs. derken, tabii cemaat de rahatsız olmuştur bu durumdan. Nihayet biter <a href="https://sevdalilarmekani.com/adetiniz-boyle-degil-mi.html">namaz</a>, bitmesine ama her kafadan bir ses çıkar. Herkes kıpırdanmaya, adama söylenmeye başlamıştır bile. İmama kadar ulaşır sesler, hafiften tartışmalar.</p>
<p>İmam aynı mahalleden, bilir az çok garibin halini, şefkatle yaklaşır meczubun yanına ve der ki:<br />
“Oğlum böyle namaz mı olur, sırtında odunlarla, sen ne yaptın? Hem kendini hem de çevreni rahatsız ettin bak, bir daha namaz kılmaya yüksüz gel olur mu?”</p>
<p>Bunu duyan meczub melül-mahzun, ama manalı bir bakışla sorar</p>
<p>“<a href="https://sevdalilarmekani.com/adetiniz-boyle-degil-mi.html">Âdetiniz</a> böyle değil mi?”<br />
“Ne âdeti?!” der Hoca..</p>
<p>Cemaat da toplanmış, merak ve şaşkınlıkla olayı izlemektedir o sıra..</p>
<p>Der ki meczub bu kez:</p>
<p>“<a href="https://sevdalilarmekani.com/adetiniz-boyle-degil-mi.html">Hocam</a> ben namaz kılmak için girdim camiye, şöyle kendime uygun bir yer ararken içeridekilere baktım, gördüm ki herkesin sırtında bir şeyler var. Zannettim ki adet böyledir, ben de şu odunları yüklendim geldim işte, neden kızıyorsun? Kızacaksan herkese kız, tek bana değil!</p>
<p>Hoca şaşırır: “Benim sırtımda da mı var?” der..</p>
<p>“Evet” der meczub, “Hepinizin sırtı yüklü!”..</p>
<p>Cemaatte ise hafiften “deli işte!” manasına,bıyık altından gülüşmeler başlamıştır. Meczub bu kez öne atılır ve tek tek cemaati işaret ederek, saf bir çocukça, heyecanla bağırır:</p>
<p>“Bak bunun sırtında mavi gözlü bir çocuk, bunda kocaman bir elma ağacı vardı..</p>
<p>Bunda kırık bir kapı, bunda bir tencere yemek, bunda kızarmış tavuk, şunun sırtında yeşil gözlü esmer bir hatun, bununkinde de yaşlı annesi vardı!..”</p>
<p>Sonra iki elini yanlarına salar başını sallar ve umutsuzca;</p>
<p>“ <a href="https://sevdalilarmekani.com/adetiniz-boyle-degil-mi.html">Boş</a> yok, boş yok hiç!. diye tekrarlar.</p>
<p>O böyle söyleyince, herkes dehşet içinde şaşkınlıkla birbirinin yüzüne bakar!</p>
<p>Aynen doğrudur dedikleri çünkü; kimi doğacak çocuğunu düşünüyordur namazda,kimi bahçesindeki meyve ağaçlarını, biri onaracağı kapıyı, diğeri lokantasında pişireceği yemeği. Biri açtır aklında yiyeceği tavuk, birinin sırtında sevdiği kadın, diğerinde de bakıma muhtaç annesi vardır.</p>
<p>“Peki söyle bakalım bende ne vardı?” der, bu kez endişeyle Hoca..</p>
<p>O da der ki:</p>
<p>“Zaten en çok da sana şaştım hoca! Sırtında kocaman bir inek vardı!</p>
<p>Meğerse efendim, hocanın ineği hastaymış, “öldü mü ölecek mi?” diye  düşünürmüş namazda&#8230;</p>
<p><b>Harâbât ehlini hor görme sakın, defineye mâlik viraneler var </b><b><br />
</b><b>Bildirince bildiren, yüreği olan görüyor elbet</b></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/adetiniz-boyle-degil-mi.html">Adetiniz Böyle Değil mi ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/adetiniz-boyle-degil-mi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet Ve Tevazu</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/adalet-ve-tevazu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/adalet-ve-tevazu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Aug 2016 17:23:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Ve Tevazu]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Ve Tevazu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=15057</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi. Yakınlarından birisi &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/adalet-ve-tevazu.html">Adalet Ve Tevazu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Emevi halifelerinin büyüğü <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/adalet-ve-tevazu">Ömer</a> b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz&#8217;e bir elma hediye göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri götüren görevliye şöyle dedi:</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Ona de ki, elma yerini bulmuştur.</em></strong></p>
<p><strong><em>Fakat görevli itiraz edecek oldu:</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/adalet-ve-tevazu">Halife</a> cevap verdi:</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Evet ama, Rasulullah s.a.v.&#8217;e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur.</em></strong></p>
<p><strong><em>Valilerin maaşlarını çok bol verirdi. Sebebini şöyle açıklardı:</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Valiler para sıkıntısı çekmezler, bütün ihtiyaçları karşılanırsa, kendilerini halkın işlerine vakfederler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bir gece halifenin yanında bir misafiri vardı. Kandilin yakıtı tükenmişti. Misafir dedi ki:</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin.</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım.</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Olmaz, misafire iş gördürmek yiğitlikten sayılmaz.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kendisi kalktı, kandilin yağını koyup yerine döndü ve şöyle dedi:</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Ben kalkıp iş yaparken de Ömer&#8217;dim; gelip oturdum, yine aynı Ömer&#8217;im.</em></strong></p>
<p><strong><em>İki buçuk yıllık halifelik döneminde İslâm aleminde adaleti hakim kılmıştı. Büyük dedesi Hz. Ömer r.a. gibi <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/adalet-ve-tevazu">adalet</a> ve basiret sahibiydi. Henüz kırk yaşlarında iken onu çekemeyenler tarafından bin dinar altın para karşılığında hizmetçisi eliyle zehirlenmişti. Hizmetçisi suçunu itiraf ettiğinde, Ömer b. Abdülaziz, paraları adamdan alarak devlet hazinesine koymuş, kendisini serbest bırakmış, öldürülmekten kurtulması için de kaçmasını söylemişti.</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/adalet-ve-tevazu.html">Adalet Ve Tevazu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/adalet-ve-tevazu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adak</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/adak.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/adak.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Aug 2016 19:32:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adak]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[dinle ilgili bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=15047</guid>

					<description><![CDATA[<p>Padişahlar meclisinin kandili Sultan Mahmut Gazne&#8217;den kalkıp Hintlilerle savaşa gitmişti. Hintlilerin pek kalabalık olan ordularını görünce canı sı­kıldı, şaşırdı. O adil sultan bir adakta bulundu; &#8220;eğer&#8221; dedi, &#8220;Bu orduyu yenebilirsem, elde edeceğim bütün ganimetleri yoksullara dağıtayım.&#8221; Nihayet savaş bitti. Sultan Mahmut galip gelmiş, sayısız ganimetler elde edilmişti. O kara yüzlü düşman bozulup dağılmış, ardına da &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/adak.html">Adak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/adak">Padişahlar</a> meclisinin kandili Sultan Mahmut Gazne&#8217;den kalkıp Hintlilerle savaşa gitmişti.</em></strong></p>
<p><strong><em>Hintlilerin pek kalabalık olan ordularını görünce canı sı­kıldı, şaşırdı. O adil sultan bir adakta bulundu; &#8220;eğer&#8221; dedi, &#8220;Bu orduyu yenebilirsem, elde edeceğim bütün ganimetleri yoksullara dağıtayım.&#8221; Nihayet savaş bitti. Sultan Mahmut galip gelmiş, sayısız ganimetler elde edilmişti. O kara yüzlü düşman bozulup dağılmış, ardına da bir parçasına bile kimse­nin değer biçemeyeceği ganimetler bırakmıştı.</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/adak">Sultan</a>, hemen adamlarından birini çağırıp dedi ki:</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Bu ganimetleri yoksullara dağıt. Çünkü savaştan Önce Allah&#8217;a adakta bulunmuştum. Şimdi bu adağımı yerine getirmem la­zım.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em> Herkes itiraz etti,</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8211; Bunca mal, bunca altın değer bilmez bir avuç yoksula verilir mi? Ya askere ver, memnun olsun, düşmanına kinlenerek savaşa hazırlansın, ya da emret hazi­ne ne götürsünler&#8221; dediler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Sultan tereddüde düştü, düşünceye daldı. Adağımı yerine getirip yoksullara mı dağıttırayım, yoksa dediklerini mi yapayım, diye şaşırdı kaldı. Tam o sırada Ebul Hüseyn denen zeki bin meczup ordunun içinden geçiyordu. Sultan Mahmut onu uzaktan görünce &#8220;hah&#8221; dedi, &#8220;Şu meczubu yanıma getir­teyim, ona sorayım, ne derse onu yapayım. Çünkü o ne asker tanır, ne de sultan. Söylenecek sözü sakınmadan söyler.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>Ebul HÜseyn&#8217;i yanına çağırdı, olayı ona olduğu gibi anlattı.</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/adak">Meczup</a> dedi ki:</em></strong></p>
<p><strong><em>-Sultanım şimdi iki şeyden birini yap­mak gerek. Eğer bir daha Allah&#8217;a işin düşmeyecekse merak etme; bunların dediğini yap, adağını düşünme. Yok, bir za­man gelecek, yine işin ona düşecekse utan, onlara uyma sa­kın, adağını yerine getir. Madem Allah sana yardım etti, işini düze çıkardı; demek ki kendisine düşeni yaptı. Sana düşen iş nerde peki? Niçin sözünü yerine getirmiyorsun?</em></strong></p>
<p><strong><em>Sonunda Sultan Mahmut ganimetin hepsini yoksullara dağıttırdı, sonu da adı gibi Mahmut oldu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Mantıku&#8217;t- Tayr, Kuş Dili, Feridüddin Attar</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/adak.html">Adak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/adak.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abid Kadınla Recep Ayı</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/abid-kadinla-recep-ayi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/abid-kadinla-recep-ayi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Aug 2016 19:59:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Abid Kadınla]]></category>
		<category><![CDATA[Abid Kadınla Recep Ayı]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[dini sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Ayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=15013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vakti zamanında bir kadın vardı. Zamanını devamlı olarak Kâbe&#8217;de ibadet etmekle geçiriyordu. Recep ayı girdiğinde de, Allah&#8217;a olan sonsuz sevgi ve saygısını dile getirmek için, günde on bir defa ihlâs sûresini okuyordu. Ayrıca Recep ayına karşı beslediği saygısını ifade için de atlas elbisesini çıkarıp, en değersiz elbisesini giyiyordu. &#160; Abid kadın bir Recep ayında hasta &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/abid-kadinla-recep-ayi.html">Abid Kadınla Recep Ayı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><strong><em><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/abid-kadinla-recep-ayi">Vakti</a> zamanında bir kadın vardı. Zamanını devamlı olarak Kâbe&#8217;de ibadet etmekle geçiriyordu. Recep ayı girdiğinde de, Allah&#8217;a olan sonsuz sevgi ve saygısını dile getirmek için, günde on bir defa ihlâs sûresini okuyordu. Ayrıca Recep ayına karşı beslediği saygısını ifade için de atlas elbisesini çıkarıp, en değersiz elbisesini giyiyordu. </em></strong></div>
<p>&nbsp;</p>
<div>
<p><strong><em>Abid kadın bir Recep ayında hasta düştü. Çok <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/abid-kadinla-recep-ayi">sevdiği</a> oğluna da öldüğü takdirde kendisini üzerindeki değersiz elbisesiyle defnetmesini vasiyet etti. </em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/abid-kadinla-recep-ayi">Nihayet</a> kadın bir gün ruhunu teslim edip bu fani âlem veda etti. Oğlu, sanki annesinin vasiyeti yokmuş gibi, ötekine berikine gösteriş olsun diye, annesini en şık ve pahalı elbisesiyle defnederek onun son sözünü yerine getirmedi. </em></strong></p>
<p><strong><em>Ölümünden sonra bir gece rüyasında annesini gören oğlana annesi, &#8220;Sevgili oğlum, niye vasiyetimi tutmadın? Ben senden razı ve hoşnut değilim&#8221; diye şikâyette bulunuyordu. </em></strong></p>
<p><strong><em>Sabah uykudan uyanan oğlan gece rüyasında gördüğü annesinin vasiyetini yerine getirmek üzere alelacele kabri başına varıp da kabrini açtığında baktı ki, annesi yok. Hayretten dona kalıp iki gözü iki çeşme hüngür hüngür ağlamaya başladı. Ama nasıl ağlıyordu, sormayın. Üstünü başını yolarak. </em></strong></p>
<p><strong><em>Tam bu sırada bir ses duydu. Sesin sahibi şöyle diyordu: &#8220;Ey kulum, sen bilmiyor musun ki Recep ayını oruç tutarak geçiren kimseleri biz, kabrinde tek başına yalnız bırakmayız.&#8221; </em></strong></p>
<p><strong><em>Zübdetül Vaizin</em></strong></p>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/abid-kadinla-recep-ayi.html">Abid Kadınla Recep Ayı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/abid-kadinla-recep-ayi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdestsiz Süt Vermedim</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-sut-vermedim.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-sut-vermedim.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2016 18:53:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Abdestsiz]]></category>
		<category><![CDATA[Abdestsiz Süt Vermedim]]></category>
		<category><![CDATA[dinde yaşanmış gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Süt]]></category>
		<category><![CDATA[Vermedim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=14984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ahmed-i Bîcân bir gün, Gelibolu&#8217;nun en büyük câmisinde vâz veriyordu. Herkes huşû içinde söylenenleri dinliyordu. &#8220;Kardeşlerim! İnsanı Rabbinden uzaklaştıran perdelerin en büyüğü, kalbi öldürmek, karartmaktır. Kalbin ölmesine kararmasına sebep de dünyayı sevmektir. Bir hadîs-i kutsîde buyruldu ki:&#8221;Ey Âdemoğlu! Kanâat et zengin ol. Hasedi terket, râhat ol! Dünyâyı terket, dînin halis olsun.&#8221; Kim gıybeti terkederse, Allahü &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-sut-vermedim.html">Abdestsiz Süt Vermedim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmed-i Bîcân bir gün, Gelibolu&#8217;nun en büyük câmisinde vâz veriyordu. Herkes huşû içinde söylenenleri dinliyordu.</p>
<p>&#8220;<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/abdestsiz-sut-vermedim">Kardeş</a>lerim! İnsanı Rabbinden uzaklaştıran perdelerin en büyüğü, kalbi öldürmek, karartmaktır. Kalbin ölmesine kararmasına sebep de dünyayı sevmektir. Bir hadîs-i kutsîde buyruldu ki:&#8221;Ey Âdemoğlu! Kanâat et zengin ol. Hasedi terket, râhat ol! Dünyâyı terket, dînin halis olsun.&#8221;</p>
<p>Kim gıybeti terkederse, Allahü teâlâya karşı olan sevgisi çoğalır. Kim az ve doğru konuşursa, aklı tam olur. Kim aza kanâat ederse, gerçekten Allahü teâlânın ahdine inanmış olur. Kim dünyâ için kaygılanırsa Allahü teâlâdan uzaklaşır.&#8221;</p>
<p>Ahmed-i Bîcân hazretleri vâz ettiği kürsüden bir ara başını kaldırdı. Câminin giriş kapısında ağabeyini gördü. Ayakta bekliyor ve kendisine tebessüm ediyordu. İçeri girip bir yere oturmamasına hayret etmişti. Sonra mânevî bir huzurla vâzına devâm etti. Ağabeyinin bu şekilde beklemesi bir türlü aklından çıkmıyordu.</p>
<p>Akşam <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/abdestsiz-sut-vermedim">anne</a>si ile sohbet ederken bu aklından çıkmayan şeyin sebebini öğrenmek istedi ve; &#8220;Anneciğim! Bugün dikkatimi çeken bir şey oldu. Vâz ederken ağabeyim câmi kapısında durmuş, bana bakıyor ve tebessüm ediyordu. Ama içeri girip oturmadı. Sebebini ondan bir suâl eylesen.&#8221; dedi. Evlâdını kıramayan anne ertesi gün büyük oğlu Muhammed Bîcân&#8217;a giderek sohbet arasında kardeşinin vâzı arasında niçin câmiye girmediğini sordu. O da; &#8220;Kardeşim âlim, ârif biridir. Hâcı Bayram-ı Velî hazretlerini görünce bir başka Ahmed oldu. Sözleri hikmet dolu. Gönülleri alan, ruhları cezbeden bir üslûbu var. İlminden, irfânından istifâde edenlerin sayısı belli değil. Ben de mübârek sözlerini dinlemek için gitmiştim. Meleklerin kanatlarını sererek vâzını dinlediklerini gördüm. Basmamak için içeriye girmedim.&#8221; dedi.</p>
<p>Bu duruma çok sevinen annesi, eve dönerek durumu küçük oğlu Ahmed-i Bîcân&#8217;a anlattı. Ahmed Bîcân sevineceği yerde durgunlaştı. Bunu fark eden annesi sebebini sorunca; &#8220;Ağabeyim melekleri gördüğü hâlde ben niçin göremiyorum, acabâ sebebi nedir?&#8221; dedi. Annesi hiç beklemediği bu soru karşısında şaşırdı. Ahmed-i Bîcân hazretleri sonra ilâve etti; &#8220;Anneciğim bunun sebebini senin bilmen lâzım. Biraz düşün bulacaksın.&#8221; dedi.</p>
<p>Annesi bir süre düşündükten sonra yaşlı gözlerle oğluna; &#8220;Sen henüz süt emme çağında idin. Namaza durmuştum. O esnada komşularımdan bir hanım geldi. Sen ağlamaya başladın. Selâm vermeme de az kalmıştı. Kadıncağız ağlamayasın diye seni emzirmeye başladı. Selâmı vermemle birlikte mâni oldumsa da sen bir kaç yudum almıştın. Sonra sordum hanım abdestsiz imiş. Ben seni hiç abdestsiz emzirmedim. Her halde sebebi odur.&#8221; dedi. Ahmed Bîcân; &#8220;Doğru söyledin.&#8221; dedi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-sut-vermedim.html">Abdestsiz Süt Vermedim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-sut-vermedim.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdestsiz Nöbet Tutmam</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam-2.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam-2.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Aug 2016 18:47:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Abdestsiz]]></category>
		<category><![CDATA[Abdestsiz Nöbet Tutmam]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[Tutmam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=14980</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Abdestsiz Nöbet Tutmam Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında, Sarayda gece gündüz nöbet tutan hassa askerleri vardı. Bu nöbetçilerin geleneksel olarak geceleyin bir seslenişleri yankılanırdı etrafta: &#8211; Kimdir o? &#8211; Kim var orda?.. Hiç kimse yoktur ama onlar sanki birilerini görüyormuş gibi, belli aralıklarla hep seslenirlermiş&#8230; Böylece devamlı uyanık durduklarını ve vazife başında olduklarını duyururlarmış. &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam-2.html">Abdestsiz Nöbet Tutmam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<table style="height: 1186px;" border="0" width="1066" cellspacing="2" cellpadding="2">
<tbody>
<tr>
<td><em><big><big><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/abdestsiz-nobet-tutmam">Abdestsiz</a> Nöbet <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/abdestsiz-nobet-tutmam">Tutmam</a></big></big></em></td>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" rowspan="1">
<div><em><big></big>Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında, Sarayda gece gündüz nöbet tutan hassa askerleri vardı. Bu nöbetçilerin geleneksel olarak geceleyin bir seslenişleri yankılanırdı etrafta: </em></div>
<p><em>&#8211; Kimdir o? </em></p>
<p><em>&#8211; Kim var orda?.. Hiç kimse yoktur ama onlar sanki birilerini görüyormuş gibi, belli aralıklarla hep seslenirlermiş&#8230; Böylece devamlı uyanık durduklarını ve vazife başında olduklarını duyururlarmış. Ayrıca bu askerler her saat başı nöbeti başka arkadaşlarına devrederlermiş. Bir gece, yine nöbet yerinden sesler duyar Padişah: </em></p>
<p><em>&#8211; Kimdir o?</em></p>
<p><em>&#8211; Kim var orda?.. </em></p>
<p><em>Aradan 1 saat geçmesine rağmen, yine aynı ses bağırır: </em></p>
<p><em>&#8211; Kimdir o? </em><br />
<em>&#8211; Kimdir var orda?.. </em></p>
<div><em><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/abdestsiz-nobet-tutmam">Padişah</a>&#8216;ın dikkatini çeker. Bu ses, bir saat geçtiği halde değişmemiştir. Halbuki her saat başı nöbetçi değişmelidir. Bir müddet bekler ve tekrar sese dikkat kesilir. Hayret, ses önceki sestir. Nöbetçi niçin değişmemiştir? Sultan Abdülhamid Han, hemen ilgilileri çağırtır ve durumu öğrenmek istediğini söyler. Çünkü kendisine karşı düzenlenmiş müthiş bir bombalı suikasttan kıl payı kurtulmuştur. Ve bu olay daha çok yenidir. Acaba yine bir Ermeni oyunu mu tezgâhlanıyor?</em></div>
<p><em>Biraz sonra saatinde değişmeyen nöbetçi, Padişah&#8217;ın huzurundadır. Heyecan ve korku ile yüzü yerde beklemektedir. </em></p>
<p><em>Padişah sorar: </em></p>
<p><em>&#8211; Sen kaç saattir nöbettesin? </em></p>
<p><em>&#8211; Bir buçuk saate yaklaştı, Hünkârım. </em></p>
<p><em>&#8211; Niçin saat başında vazifeni devretmedin? </em></p>
<p><em>&#8211; Hünkârım, benden sonraki arkadaş rica etti, onun yerine de nöbet tutuyorum. </em></p>
<p><em>&#8211; Niçin? Neden usulü çiğniyorsun? </em></p>
<p><em>O yiğit Mehmetçik utançla indirir mübarek başını. Ürkekliği iyice artar, söylemek istemez. Fakat Padişah&#8217;ın ısrarı üzerine şöyle konuşur: </em></p>
<div><em>&#8211; Padişah&#8217;ım, benden sonraki nöbetçi ihtilâm olmuş. &#8220;Ben bu halde iken Halife-i Müslimîn&#8217;in korunmasında vazife alamam. N&#8217;olur, sen benim yerime de nöbet tut, sonra da ben senin yerine tutarım&#8221; dedi. Ben de kabûl ettim. </em></div>
<p><em>Mehmetçiğin bu inceliği Sultan Abdülhamid Han&#8217;ın çok hoşuna gider. Sabahleyin hemen gusülsüz nöbet tutmayan askeri huzuruna getirtir. Geceki davranışından duyduğu memnuniyetini ifade eder.</em></p>
<div><em> </em></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam-2.html">Abdestsiz Nöbet Tutmam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam-2.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bizans Surlarını Sallayan Anne Duası</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/bizans-surlarini-sallayan-anne-duasi.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/bizans-surlarini-sallayan-anne-duasi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Aug 2016 13:41:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[anne duası]]></category>
		<category><![CDATA[bizans]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=14925</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muradiye Külliyesi… Bursa… Gece kadife örtüsüne bürünmüş sabaha uzanırken, etraftan ateş böceklerinin sesleri geliyordu. Hümâ, bu lâhûtiliğe dalmışken, yüzüne bir anda, ılıman gecenin içini âdeta yırtarak geçen, soğuk bir esinti çarpıverdi. Tam da hayallerini süsleyen bir yıldız görmüşken… “-Bu güzel havada, bu soğuk rüzgâr, olsa olsa, Bizans surlarından geliyordur.” dedi. Konstantiniyye, dünyanın göğsünde parıldayan bir &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bizans-surlarini-sallayan-anne-duasi.html">Bizans Surlarını Sallayan Anne Duası</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muradiye <a href="https://sevdalilarmekani.com/bizans-surlarini-sallayan-anne-duasi.html">Külliyesi…</a> Bursa… Gece kadife örtüsüne bürünmüş sabaha uzanırken, etraftan ateş böceklerinin sesleri geliyordu.</p>
<p>Hümâ, bu lâhûtiliğe dalmışken, yüzüne bir anda, ılıman gecenin içini âdeta yırtarak geçen, soğuk bir esinti çarpıverdi. Tam da hayallerini süsleyen bir yıldız görmüşken…</p>
<p>“-Bu güzel havada, bu soğuk rüzgâr, olsa olsa, <a href="https://sevdalilarmekani.com/bizans-surlarini-sallayan-anne-duasi.html">Bizans</a> surlarından geliyordur.” dedi.</p>
<p><a href="https://sevdalilarmekani.com/bizans-surlarini-sallayan-anne-duasi.html">Konstantiniyye</a>, dünyanın göğsünde parıldayan bir elmas gibi, hayallerini süslüyordu Hümâ Hatun’un&#8230; Elini, karnındaki yavrusuna doğru, ümitle uzattı. Yalnızca o değil, Osmanlı Devleti’nin tüm hanım sultanları, o surları aşacak bir evlat doğurmayı ümit ederlerdi.</p>
<p>Başını, göğe doğru çevirdi. Eliyle uzanmak istercesine:</p>
<p>“-En çok parıldayan şu yıldız, fethin yıldızı olsun. Bu yıldız hiç batmayacak, bu ümit hiç bitmeyecek!..” dedi.</p>
<p>Hümâ, şalını üzerine alarak bahçedeki gülleri suladı. Kâinatın Fahr-i Ebedîsi’yle müjdelenen bu fetih düşüncesinin heyecanıyla gül kokularını içine çekiyor, bir taraftan da o kutlu hadîs-i şerîfi tekrarlıyordu:</p>
<p>“Konstantiniyye elbette fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, fetheden asker ne güzel askerdir.”</p>
<p>* * *</p>
<p>Hümâ Hatun, tekrar tekrar gül kokularını içine çekti, ezân seslerinin Konstantiniyye semalarında yükseldiğini hayal etti. Bizans surlarını sarsacak bir ulu sultanın doğmasını, yalnızca ümmet-i Muhammed değil, kardinal şapkasından sıkılan halk ve onların başındaki rûhânî zümre de bekliyordu.</p>
<p>Bu düşüncelerle gözüne uyku girmedi. İçeri girdi, seccâdesini serip, hâcetini Rabbi’ne arz etti. Küllî irâde, Hümâ hatunun kalbine “istemek” arzusunu koymuştu. Hiç gönlünden uzak tutmadığı bu hâcetini, her niyazına katıyordu. Evlatçığının kıpırtısını hissetti. Elini, onun üzerine koyup buğulanmış gözleriyle ötelere baktı.</p>
<p>Bu bakış, onu 21 sene sonra gerçekleşecek bir fethin, nurlu aydınlığına taşıyordu. Evet, fetih dünyaya aydınlık ışıklarını saçacak, câhiliyenin taassubunu taşıyan her zihniyet, bu ışıkla aydınlanacaktı.</p>
<p>Murâd-ı İlâhi, yani fetih; dünyada beyaz atına binmiş bir kutlu sultanı ararken, onun büyüyen adımları, daha annesinin sulbünde hazırlandı. Bakışları ufukları seyreden sultanların gözlerindeki ışıltı, can aynasından yansıyan bir muhabbettir.</p>
<p>* * *</p>
<p>Ananın sırrı ve muhabbeti, onun can aynasından yansır. Daha bir nutfe hâlindeyken, anneden bir akış başlar. Rahmetin en sıcak kollarına teslim edilecek olan insan, bu beraberlikte, huzur içre huzuru yaşar. En sağlam karargâhta, şefkati hisseder ve kendisini savunmasız bir şekilde teslim eder. Yüce Yaratıcısı, anne karnında, onun gözlerine, burnuna, kaşlarına nakışlarını atar. Ananın umutları, duâları, temiz niyetleri; insanoğlunun kalbine işlenir. Ne Leylâlar, ne Mecnunlar çıksa da karşısına, ana muhabbeti, tüm insan sevgilerinin en mukaddes olanıdır. Allâh’ın bilinmesine uzanan muhabbetlerin, en latîf olanıdır. İlk heyecan, ilk ulvî ateş, ananın kanından, canından beslenerek gelir can parçasının gönlüne…</p>
<p>Güçlü kollar arasında büyüyen çocuk, sığındığı bu kolları, her daim hisseder. At nallarının şakırtılarından, eşsiz bir tarih yazan nice cengâverler, sırtına dokunan bu elden aldığı güçle yola çıkmıştır. Seherlerde seccâdeleri ıslatan, nice ana duâları vardır. O duâlar, yakarış hâlinde yükselirken, fethe doğru adımlar da bir bir sıralanır. İşte, böyle bir muhabbet akışının doğuracağı öyle bir sultan gelecektir ki, dünyaya, onun ufukları dünyayı sallayacaktır. Bu muhabbetin, şefkatli kollarında aktığı anne, Osmanlı’nın hanım sultanlarından, Hatice Âlime Sultan’dır. Hatice Âlime Sultan, “Hümâ Hatun” ismiyle anılır.</p>
<p>“Hümâ ”yani cennet kuşu, devlet kuşu&#8230; Konduğu yere, zenginlik ve mutluluk getirdiğine inanılan efsânevî Hümâ kuşu misâli, Osmanlı’ya saâdet getiren kutlu bir annedir. II. Murat Han’la evlenerek büyük bir devlete vesîle oldu. Hânedânın en şerefli fethini gerçekleştirecek olan büyük fâtih, onun kollarında yetişecekti. M.Ö.’den itibaren 29 defa kuşatılan, fakat kapıları bir türlü açılamayan İstanbul’un fethi, Hümâ Hatun’un evladı Sultan Mehmet’e nasip olacaktı.</p>
<p>* * *</p>
<p>30 Mart 1432, Edirne Sarayı… Yeni doğan şehzâdenin beşiğinin başında, Osmanlı’nın ulu çınarlarından II. Murat Han ve mânevî izini sürüdüğü bir velî, yan yana durmaktadırlar. 2. Murat Han, hep içini kemirip duran arzusunu yineler:</p>
<p>“-Duâ edin… Fetih, ellerimizle müyesser ola&#8230; Konstantiniyye’de Osmanlı sancağının dalgalanışını göreyim.”</p>
<p>Velî, aydınlık çehresiyle, beşikteki şehzâdeye dönerek şunları söyler:</p>
<p>“-İstanbul’un alınışını sen göremeyeceksin, Sultanım… Ben de göremeyeceğim, ama bu beşikteki şehzâde görecek, bir de bizim bu Köse&#8230;”</p>
<p>Konuşturan Allah, konuşan Hacı Bayram-ı Velî Hazretleriydi. “Bizim Köse” dediği ise, İstanbul’un mânevî fâtihi olacak olan Akşemseddin Hazretleri&#8230;</p>
<p>* * *</p>
<p>Bu mânevî müjdeyi alan Hümâ Hatun,vereceği eğitimin, evladının ilerideki adımlarını şekillendireceğinin farkındaydı. Bu müjdeyle birlikte çok daha büyük ihtimam göstermeye başladı. Sütün içine düşen en ufak bir siyah kıl ne denli göze batarsa, o da evladına tertemiz bir seciye kazandırmaya gayret ediyordu. Geleceğin Fâtihlerini yetiştirmek isteyen annelere, Hümâ Hatun, asırlar öncesinden nasıl bir mesaj veriyor bakın:</p>
<p>Hümâ Hatun’a:</p>
<p>“-Fâtih Sultan Mehmet’i nasıl yetiştirdiniz?” diye sorulduğunda cevabı kısa olur:</p>
<p>“-Mehmet’i emzirmeye başlarken Yâsin Sûresi’ni okurdum&#8230; O, hep Yâsin Sûresi’ni dinleyerek büyümüştür.”</p>
<p>O, Kur’ân içine biriktirdiği sevgilerini, şimdi feyiz şebnemleri hâlinde evladına akıtıyordu.</p>
<p>Anneler… Yüreği kara sevdalı, cesâretin soyağacı, umutlarımıza rüzgârıyla yelken veren en kıymetli değerlerimiz… Evlatlarının ilk gönül avcıları, anneleridir. Dîn-i mübînin sevgisini, ninnilerine ve oyunlarına katarlar ve böylece bir insan inşâ ederler.</p>
<p>Hümâ Hatun, Mehmed’ine daha beşikteyken fetih ufkunu aşılıyordu. Kulaklarına bu müjdeye dair güzel sözler fısıldıyordu. Ve beşiğinin başında hep şunları söylüyordu.</p>
<p>“-Ben, seni kelime-i tevhidlerle sallıyorum, sen de Bizans surlarını sallayacaksın!”</p>
<p>* * *</p>
<p>Peki, Hümâ Hatun’un gönlünü kor gibi yakan bu fethi arzulamaktaki muradı neydi? Osmanlı topraklarının genişleyip daha çok iktidar sahibi olması ve bundan kendi payına düşeni almak mı? Onun nasıl bir kalbî kıvamla bu fethi istediğini, koca Fâtih Mehmet Han’ın kendi dilinden aktaracağımız şu sözlerden çok net bir şekilde anlamak mümkündür:</p>
<p>“-Biz, İstanbul’u ona hükmetmek için değil, onun damarlarına taze kan pompalamak için fethedeceğiz. Yılan nasıl gömlek değiştirince rahatlar ve kendini zindeleşmiş hisseder, biz de Konstantiniyye’ye yeni bir gömlek hediye edecek, orada bir insanlık bahçesi vücuda getireceğiz. Beşeriyetin yanlış adreslerde aradığı çözümün, bu şehirde bulunacağını göstereceğiz.</p>
<p>Değil mi ki Peygamber Efendimiz; “İstanbul, muhakkak fetholunacaktır…” diye ötelerden haber vermiş ve onu fethedenleri mübârek dilleriyle övmüştür; bir peygamber sözünün bizim sözlerimiz gibi yalnızca dünyevî, yani sathî bir anlamı kat’iyen olamaz. O, bir şeyin olacağını haber veriyor hedef gösteriyorsa, muhakkak ki, onun bilinen ve görünenden çok ötede bir mânâsı olmalıdır. O mânâ nedir, bunu çözmemiz şart.”</p>
<p>* * *</p>
<p>İnsanlığı kurtarmak için yola çıkıyordu Mehmet Han… Kılıcını da bunun için kuşanıyordu. Fethin başka hangi sebebi olabilirdi ki? O, bu ateşli konuşmasını yaparken orada bulunan Akşemseddin Hazretleri heyecanla, şu sözlerle bu muhteşem tabloyu tamamladı:</p>
<p>“-Mekke, fethin gülüydü. İstanbul ise gülün fethi olacaktır. Kalplerin fethi, kalelerin fethinden çok daha üstündür.”</p>
<p>İşte Sultan Mehmet’in can aynasına yansıyan muhabbetin tezahürleriydi bunlar… Bu bahiste yalnızca anneleri olan Hümâ Hatun’un adını anmak, babaları II. Murat Han için elbette haksızlık olur. Çünkü o da, anneleri kadar şehzâdenin eğitimine titizlik gösteriyordu. Evlatları için maddenin buudlarından geçecek bir eğitim almasını istiyorlardı. Zihin ve kalp ahenginde büyümesini hedefliyorlardı. Oğulları, Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri’nin keşfinde gördüğü “fâtih” olacaktı. Daha özenle yetiştirilmesi gerekiyordu.</p>
<p>Onun ruhunu parlatan ikinci sâik de, şehzâdenin kıymetli hocaları olmuştur. Şehzâde Mehmet, 11 yaşında Molla Gürânî’nin eğitimine verildi. Bu yaşlarında kendisinde çok farklı hâller görülüyordu. Hocasından aldığı ödevlerin hâricinde, kâğıt üzerinde gecelere kadar çalışıyordu. O yaşta bir çocuğun kâğıtlara olan ilgisi, ancak kayık yapıp, suda yüzdürmekten ibarettir. Oysa küçük şehzâde, daha şimdiden karadan yürüteceği gemilerin plânlarını yapıyordu. Bütün bunları, annesi ve babası tarafından verilen ufku görmek için zikrediyoruz.</p>
<p>Dünyada söz sahibi olan bir devletin başına, 18 yaşında geçirilen bir insanı konuşuyoruz. Bugünün şartlarında değerlendirdiğimizde, bu ne kadar da imkânsız görünüyor! Demek, onun sahip olduğu istîdâtlar, annesi ve babası tarafından ne denli bir ihtimamla işlenmiş ki, karşımıza bu yaşta dahî, muhteşem bir lider karakter ortaya çıkıyor.</p>
<p>İşte istidatlara yön veren bir örnek daha… Şehzâde Mehmet yerinde duramayan, kabına sığmayan zeki atak bir çocuktu. Bir gün hocası Molla Gürânî, yaramazlığından dolayı dayak atacağını söylediğinde, koşa koşa annesine giderek şikâyet etti. Fakat hiç ummadığı bir cevapla karşılaştı şehzâde:</p>
<p>“-Evlâdım, hocaların vurduğu yerde gül biter.”</p>
<p>Annesi, ona her zaman sultanlığın çok üstünde yer alan, mânâ padişahlarının üstünlüğünü telkin etti. Zahmetsiz rahmet olamayacağının bilinciyle, zorluklar içinde kalmasından hiç rahatsızlık duymadı.</p>
<p>Babası II. Murat Han da aynı tavrı gösteriyordu; II. Murat Han, “padişah oğlu” olduğu için şımarmasın diye, şehzâdenin gözü önünde hocalarına kendini azarlatmıştı.</p>
<p>Peygamber muhabbeti gönlüne taht kuran baba, kutlu müjdenin Konstantiniyye semâlarında yankılandığı günü görebilmek için oğlunu 12 yaşında tahta çıkarmıştı. Daha sonra padişah koltuğuna oturan Sultan Mehmet, Haçlılar’ın sınırları tehdit ettiğini öğrenince, âcilen bir mektupla babasını tahta çağırdı.</p>
<p>Anne ve babanın muhabbet birliği, küçük şehzâdeye güneş parlaklığıyla yansıyordu. Ebeveynin en mâhir sanatı, çocuğundaki istidatları doğru yönlendirmektir. Hümâ Hatun evlâdında gördüğü cesâret, zekâ, heyecan ve enerjiyi hep dîn-i mübinin yayılmasına yardım yolunda yönlendiriyordu. Cesâret ufkuna yelken veren, bu firâsetli annenin, duâları ve sözleriydi. O, evladına hep şöyle bir ideal noktası gösterdi: Şiddet göstermeksizin kuvvet sahibi olmak, zayıflığa düşmeksizin yumuşaklık ve şefkat sahibi olmak!..</p>
<p>Annesinin dilekleri kabul oldu. Tarih şâhittir ki, Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinden sonra gayr-i müslimlere bu ölçüyle muâmele etti.</p>
<p>Ruh yelkeninin ikinci kanadı ise, hocası Akşemseddin Hazretleri oldu. Şehzâdeyi, gecikmeden, onun eğitimine verdiler. Akşemseddin Hazretleri, keskin nazarlarını kıymetli talebesinden bir an esirgemedi. Sultan Mehmet, hocasının gülşeninde atılan mârifet ve ihlas tohumlarıyla, koca bir çınar olmaya doğru filizleniyordu. Çınar heybetinde, gül zerafeti… Bu sebeple, o meşhur konuşmasını yaptığı gün, Hocası, İstanbul’un fethi için “gülün fethi” diyecekti.</p>
<p>Üç kıta üzerinden dünyayı yönetiyordu, fakat tekbir aldığında âlemi arkasına atan bir kalbin sahibiydi Fatih Sultan Mehmet&#8230; Kalp pusulası değişmiyordu. Onun hayran olduğu, sırmalı kaftanlar içindeki makam sahipleri değildi. Hayran olduğu, derviş kıyafetleri içinde, önünde nurdan bir sütun hâlinde uzanan hocası Akşemsettin Hazretleri idi.</p>
<p>Evet… Evlâdına abdestsiz dokunmayan ananın, nezîh kokulu duyguları… Ve insanlığın kurtuluşunda yükselen bir cihan padişahı… Her şey bu ellerden geçiyor. Zâlimleri büyüten de, fazilet semalarında yükselen sultanları yetiştiren de bu eller… Her şey, onlara bakıyor.</p>
<p>Demek ki, önce kalplerde ihlâs kaleleri dikiliyor, o kalelerden de dünyalar fethediliyor, İstanbul’un fethinde olduğu gibi… “Ana gibi yâr, İstanbul gibi diyar olmaz sözü”, bu mânâya ne kadar da yakışıyor! Hümâ Hatun’umuzun şu sözleri, hep kulaklarımızda yankılansın:</p>
<p>“-Evladım ben seni kelime-i tevhidlerle sallıyorum, sen de Bizans surlarını sallayacaksın.”</p>
<p>Dünyayı sallayacak ihlâs kalelerini diken annelerden olmak istemez misiniz? Hümâ Hatunlardan birisi olmak niyazıyla…</p>
<p>Ayşegül Zobi</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/bizans-surlarini-sallayan-anne-duasi.html">Bizans Surlarını Sallayan Anne Duası</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/bizans-surlarini-sallayan-anne-duasi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdestsiz Nöbet Tutmam!</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Aug 2016 13:34:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[abdest]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı hikayeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=14922</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında, Sarayda gece gündüz nöbet tutan hassa askerleri vardı. Bu nöbetçilerin geleneksel olarak geceleyin bir seslenişleri yankılanırdı etrafta: &#8211; Kimdir o? &#8211; Kim var orda?.. Hiç kimse yoktur ama onlar sanki birilerini görüyormuş gibi, belli aralıklarla hep seslenirlermiş&#8230; Böylece devamlı uyanık durduklarını ve vazife başında olduklarını duyururlarmış. Ayrıca bu askerler her &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam.html">Abdestsiz Nöbet Tutmam!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Sultan İkinci <a href="https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam.html">Abdülhamid Han</a> zamanında, <a href="https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam.html">Saray</a>da gece gündüz nöbet tutan hassa askerleri vardı. Bu <a href="https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam.html">nöbet</a>çilerin geleneksel olarak geceleyin bir seslenişleri yankılanırdı etrafta:</div>
<p>&#8211; Kimdir o?</p>
<p>&#8211; Kim var orda?.. Hiç kimse yoktur ama onlar sanki birilerini görüyormuş gibi, belli aralıklarla hep seslenirlermiş&#8230; Böylece devamlı uyanık durduklarını ve vazife başında olduklarını duyururlarmış. Ayrıca bu askerler her saat başı nöbeti başka arkadaşlarına devrederlermiş. Bir gece, yine nöbet yerinden sesler duyar Padişah:</p>
<p>&#8211; Kimdir o?</p>
<p>&#8211; Kim var orda?..</p>
<p>Aradan 1 saat geçmesine rağmen, yine aynı ses bağırır:</p>
<p>&#8211; Kimdir o?<br />
&#8211; Kimdir var orda?..</p>
<div>Padişah&#8217;ın dikkatini çeker. Bu ses, bir saat geçtiği halde değişmemiştir. Halbuki her saat başı nöbetçi değişmelidir. Bir müddet bekler ve tekrar sese dikkat kesilir. Hayret, ses önceki sestir. Nöbetçi niçin değişmemiştir? Sultan Abdülhamid Han, hemen ilgilileri çağırtır ve durumu öğrenmek istediğini söyler. Çünkü kendisine karşı düzenlenmiş müthiş bir bombalı suikasttan kıl payı kurtulmuştur. Ve bu olay daha çok yenidir. Acaba yine bir Ermeni oyunu mu tezgâhlanıyor?</div>
<p>Biraz sonra saatinde değişmeyen nöbetçi, Padişah&#8217;ın huzurundadır. Heyecan ve korku ile yüzü yerde beklemektedir.</p>
<p>Padişah sorar:</p>
<p>&#8211; Sen kaç saattir nöbettesin?</p>
<p>&#8211; Bir buçuk saate yaklaştı, Hünkârım.</p>
<p>&#8211; Niçin saat başında vazifeni devretmedin?</p>
<p>&#8211; Hünkârım, benden sonraki arkadaş rica etti, onun yerine de nöbet tutuyorum.</p>
<p>&#8211; Niçin? Neden usulü çiğniyorsun?</p>
<p>O yiğit Mehmetçik utançla indirir mübarek başını. Ürkekliği iyice artar, söylemek istemez. Fakat Padişah&#8217;ın ısrarı üzerine şöyle konuşur:</p>
<div>&#8211; Padişah&#8217;ım, benden sonraki nöbetçi ihtilâm olmuş. &#8220;Ben bu halde iken Halife-i Müslimîn&#8217;in korunmasında vazife alamam. N&#8217;olur, sen benim yerime de nöbet tut, sonra da ben senin yerine tutarım&#8221; dedi. Ben de kabûl ettim.</div>
<p>Mehmetçiğin bu inceliği Sultan Abdülhamid Han&#8217;ın çok hoşuna gider. Sabahleyin hemen gusülsüz nöbet tutmayan askeri huzuruna getirtir. Geceki davranışından duyduğu memnuniyetini ifade eder.</p>
<div></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam.html">Abdestsiz Nöbet Tutmam!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/abdestsiz-nobet-tutmam.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serçe Allah’a küsmüştü</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/serce-allaha-kusmustu.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/serce-allaha-kusmustu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2016 16:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[küsmüştü]]></category>
		<category><![CDATA[Serçe Allah’a]]></category>
		<category><![CDATA[Serçe Allah’a küsmüştü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=13440</guid>

					<description><![CDATA[<p>Serçe Allah’a küsmüştü. Günler geçiyordu ve serçe hiçbir şey söylemiyordu. İçine kapanmış derin bir hüzne boğulmuştu. Artık Rabbine bir şey demiyor ve onunla konuşmuyordu! Melekler merakla Allah’a serçeyi soruyorlardı ve her defasında Allah, meleklere “o gelecek” diye cevap veriyordu. “Çünkü onun sesini duyacak tek kulak benim ve onun minik kalbindeki derdini anlayacak olan da tek &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/serce-allaha-kusmustu.html">Serçe Allah’a küsmüştü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Serçe Allah’a küsmüştü.<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/serce-allaha-kusmustu">Günler</a> geçiyordu ve serçe hiçbir şey söylemiyordu.<br />
İçine kapanmış derin bir hüzne boğulmuştu.<br />
Artık Rabbine bir şey demiyor ve onunla konuşmuyordu!<br />
<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/serce-allaha-kusmustu">Melekler</a> merakla Allah’a serçeyi soruyorlardı ve her defasında Allah, meleklere “o gelecek” diye cevap veriyordu.<br />
“Çünkü onun sesini duyacak tek kulak benim ve onun minik kalbindeki derdini anlayacak olan da tek benim” diyordu.<br />
Bir zaman sonra serçe, kalbi hüzün, gözü yaşla dolu bir halde bir ağacın dalına kondu. Hiçbir şey söylemiyordu öyle sessiz sessiz bekliyordu.</p>
<p>Allah,serçeye <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/serce-allaha-kusmustu">seslendi</a>.</p>
<p>Söyle bana! Canını sıkan ve kalbini hüzne boğan derdin nedir senin?</p>
<p>Melekler serçe ne söyleyecek diye ona bakıyordu.</p>
<p>Serçe mahzun biraz da sitemli ses tonuyla;</p>
<p>“<a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/serce-allaha-kusmustu">Küçük</a> bir yuvam vardı. Yorulduğumda dinlendiğim üşüdüğümde sığındığım. Kimseyi rahatsız etmiyordum ve kocaman Dünya’da ufacık bir yerdi kimsenin yerini dar etmiyordu.Sen onu da bana çok gördün neydi o zamansız fırtına? Esip yıktı yuvamı ve beni yuvasız bıraktı.”</p>
<p>Artık konuşamadı serçe sözleri boğazında düğümlendi. Sessizlik Arş-ı rahmanda yankılanıyordu ve melekler başlarını eğmiş Allah’ın vereceği cevabı bekliyordu.</p>
<p>Allah; “ sen, o yuvanda dinlenirken seni avlamak isteyen bir yılan yuvana doğru geliyordu, seni yılandan korumak için fırtınaya emrettim yuvanı yıksın diye böylece sen oradan uzaklaşarak yılandan kurtuldun.</p>
<p>Nice belalar var ki muhabbetimle senden uzaklaştırdım ve sen kuşatıcı muhabbetimi görmüyor geçici belalardan dolayı bana düşman oluyorsun. “ Serçenin gözleri doldu ve hüngür hüngür ağlamaya başladı ve onu çok seven Allah’ın şefkat ve merhametine hayran kaldı.</p>
<p>Utangaç bir sesle “ affet <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/serce-allaha-kusmustu">Allah</a>’ım “ diyebildi sadece.</p>
<p>Ve gönül sözü Arş-ı İlahi’de yankılandı “Affet Allahım”</p>
<p>* Başımıza gelen her musibbette, elbette ki nice hayırlar gizlidir. Rabbimize isyan etmek yerine, olanda hayır vardır diyerek rıza göstermek en güzeli dir</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/serce-allaha-kusmustu.html">Serçe Allah’a küsmüştü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/serce-allaha-kusmustu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>menkıbe‏</title>
		<link>https://sevdalilarmekani.com/menkibe%e2%80%8f-kisalari.html</link>
					<comments>https://sevdalilarmekani.com/menkibe%e2%80%8f-kisalari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2015 18:41:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[menkıbe‏]]></category>
		<category><![CDATA[menkıbe‏ kısaları]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmıs kısalar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanmış olaylar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sevdalilarmekani.com/?p=10537</guid>

					<description><![CDATA[<p>AYAKKABICI yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle.. Adam ona bir kez daha göz &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/menkibe%e2%80%8f-kisalari.html">menkıbe‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/menkibe%e2%80%8f">AYAKKABICI</a></span></p>
<p>yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/menkibe%e2%80%8f">çocuk</a> vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle.. Adam ona bir kez daha <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/menkibe%e2%80%8f">göz</a> attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu.<br />
Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp:<br />
— Küçükk!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.<br />
Çocuk, ona dönerek:<br />
— Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik.<br />
— Bence önemli değil!. diye, atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da imânı.<br />
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:<br />
— Keşke imanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.<br />
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:<br />
— Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?<br />
— Çok basit!. dedi, adam. Eğer imanımız yoksa, <a href="https://sevdalilarmekani.com/tag/menkibe%e2%80%8f">cennete</a> giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükafat görecekler&#8230;<br />
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:<br />
— Baktığın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin?<br />
Çocuk, başını yanlara sallayıp:<br />
— Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki!.<br />
— İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam. Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.<br />
Çocuk biraz düşünüp:<br />
— Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki?<br />
— Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım.<br />
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:<br />
— Üstelik de öğrencisin değil mi? diye sordu.<br />
— İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.<br />
— Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!.<br />
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek<br />
— Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.<br />
— Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?<br />
— Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan haberin yok her halde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40 lira eder.<br />
Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları, üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:<br />
— Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!..<br />
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı.<br />
Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:<br />
— Babam haklıymış!. dedi. “Sakat olduğum için, üzülmeme hiç gerek yok!.” demişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h1 style="text-align: right;"><span style="color: #ff0000;"><strong><em>salih beytekin</em></strong></span></h1>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com/menkibe%e2%80%8f-kisalari.html">menkıbe‏</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://sevdalilarmekani.com">İsme Özel Şiir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sevdalilarmekani.com/menkibe%e2%80%8f-kisalari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
