
Birkaç gün daha o evde adamla kalmış, adam kendisine yemekler pişirmiş yaralarına merhem sürüp ilaçlar içirip iyileşmesini sağlamıştır
Bir gün adam dışarı çıkmış Asuman evde kalmıştır. Masanın üstündeki kitaplara bakar , daktilo ile yazılanları okur, yazılanlar çok hoşuna gider
bayağı etkilenir. Bunları o yazmış olmalı, ne kadar duygulu şeyler yazmış, ne kadar ince ruhlu birisi diye düşünür.Bugüne kadar tanıdığı erkeklerden çok değişik üstelikte baya yakışıklı ve çekici diye düşünür.
Asumaniçersinden kendi kendisine ne o adama aşık mı oluyorum yoksa der.
Aşık olsam da oda beni sever mi ki der.
Böyle düşünceler içersinde iken akşam olmak üzeredir adam hala gelmemiştir, adamı merak etmeye başlamıştır.Kendi kendisine mırıldanarak ilk defa bir erkeği bu tür merak ediyorum, aşk bumu acaba der .
Asuman bu hisler içersinde iken kapı açılır gelen o adamdır. Telaşlı bir şekilde selam verip içeri giren adam valizini çıkarıp eşyalarını amacıylae koymaya başlar.
Asuman sorar ne o acilen bir yere mi gideceksin nedir bu telaşın
Adam evet gidiyorum bir daha görüşemeyiz belki der.
Asuman nereye diye sorar
Adam çok uzaklara diye yanıt verir.
Asumanya ben ne olacağım diye sorar.
Adam ben bu evin bir aylık kirasını vermiştim istersen bir ay burada kalabilirsin der.
Adam valizin toplamıştır telaşlı bir şekilde kapıya doğru yönelir
Asuman ye hoşça kal küçüğüm kendisine iyi bak” der ve kapıda çıkıp merdivenlerden süratle inerek sokağa çıkar, Asuman pencereden adamın arkasından sokaktan kaybolana kadar üzgün gözlerle bakar.
Asuman hiç bu kadar kendin yalnız hissetmemiştir, yaşamında hiç bir erkek kendisini bu kadar etkilememiştir.
Böyle kederler içersinde akşam yemeği bile yemeden yatağın amacıylae ağlayarak sabahı zor etmiştir…
Asuman bundan sonra iyileştiğini ait bulunduğu İstanbul sokaklarına geri dönmesi gerekliliğini düşünerek evden çıkar Tarlabaşından Taksime doğru yürüyüp Emek sinemasın yanındaki kitapçının önünden geçerken gözü gazete standlarına takılır.
Gazetenin birisinde o adamın çok büyükte bir resminin görüp tam sayfa Vatan Haini NAZIM HİKMET Rusya ya Firar etti yazısını okur ve bulunduğu yere çöküp kalır…
Hikaye bu tür bitiyor…ANCAK;
Fosforlu Asumannin yazarı Suat Derviş bu Romanında insan sevgisinin toplum dışına itilmiş bir fahişeyi nasıl değiştirdiğini başarı ile anlatır. Bu Romanda asıl merak edilen kişi, eserin ana kahramanı adamdır.
Adı bile bilinmeyen bu esrarengiz kişi, yeraltında kaçak yaşam sürdüren bir devrimci, aranan siyasal bir suçludur. Hayatta kalmak amacıyla fahişelik yapan Asuman’ yaşamında hiçbir erkek, kendisine siz diyen, saygı gösteren bu adam gibi davranmamıştır.
Bazı incelemeciler bu adamın Nazım Hikmet bulunduğunu söylese de Zihni Anadol, “Hayır, Nazım Hikmet değildi, Reşat Fuat Baraner’di. Vaka gerçekti.
Suat ablanın bizlere söylediği bir gerçektir” demektedir.
Olsun ha NAZIM olmuş
ha REŞAT olmuş..
Her gün bir KADINIMIZIN kör bir bıçağa kör bir kurşuna gittiği bu zamanlarda özlediğimiz bir ERKEK değil mi..
DELİKANLI..
ADAM..
Kadının ETİNİN peşinde olmayan..
Yüreği olan ADAMLARDAN değil mi..