Uğur Kaymaz

Merhaba Arkadaşlar bugun UĞUR  KAYMAZ’dan bahsedelim ve onu zalimce katledenlerden.İnanın bu şarkıyı dinlerken gözlerim doldu.

UĞUR KAYMAZ’a yapılanları sizde okuduğunuzda sizinde tüyleriniz diken diken olcak küçüçük çocuğun terorist denilerek katledilmesi bir ülkenin acı gerceği UĞUR KAYMAZ !

Henüz 12 yaşındayken devlet güçleri tarafından evinin önünde babasıyla birlikte “terörist” olduğu gerekçesiyle vurularak öldürülen Uğur Kaymaz’ın vücudundan 13 kurşun çıkmıştı. Katilleri “meşru müdafaa” denilerek aklandı. AİHM’in cinayetle ilgili Türkiye’ye yönelik soruları ise hâlâ yanıt bekliyor. 21 Kasım 2004’te Mardin Kızıltepe’de katledilen Uğur Kaymaz’ı sevgiyle anıyoruz…

21 Kasım 2004 tarihinde babasıyla beraber öldürüldü Uğur Kaymaz. Bu cinayet, medya tarafından insanlara “Mardin Kızıltepe’de iki terörist öldürüldü” şeklinde duyuruldu. Masum bir baba ve 12 yaşındaki oğlu, evlerinin önünde “terörist” oldukları gerekçesiyle öldürüldü.

12 yaşındaki Uğur’un vücudundan tam 13 kurşun çıkartıldı. Herhangi bir kaza kurşunu veya serseri kurşun değildi bunlar, öldürmek için Uğur’un vücuduna saplanmış kurşunlardı, onu “terörist” ilan edecek olan kurşunlardı.

Uğur Kaymaz ve babasını öldürmekten yargılanan 4 polis memuru, açılan dava sonucunda “meşru müdafaa” gerekçesi ile beraat etti. Temyize giden beraat kararı, Yargıtay tarafından da onandı. Kararda “Eylemin meşru müdafaa sınırları içinde kaldığı” vurgulandı.

Uğur’u ölüm yıldönümlerinde anmak isteyenlere birden çok kez dava açıldı. Aralarında amca Reşat Kaymaz’ın da bulunduğu 6 kişiye ‘örgüt propagandası’ yaptıkları iddiasıyla 1’er yıl hapis cezası verildi.

AİHM’in soruları yanıt bekliyor

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Uğur Kaymaz ve babasının öldürülmesine ilişkin Mart ayında Türkiye’ye yönelttiği raporda şu sorular yer alıyordu:

– Davacıların yakınlarının, sözleşmenin 2. maddesiyle garanti edilen, yaşam hakkına tecavüz edilmiş midir?

– Sözleşmenin 2. maddesinin 2. paragrafında sayılan amaçların gerçekleştirilmesinde orantılı güce başvurulmuş mudur? (AİHM’nin yazısında işaret edilen 2. maddenin 2. fıkrasına göre, güvenlik güçlerinin şiddet kullanabilmesi için “bir kişinin yasadışı şiddete karşı korunması”, “hakkında yakalama kararı veya tutuklama kararı olduğu halde kaçıyor olması” ve “ayaklanma ve isyan çıkmış olması” şartları gerekiyor.)

– Özellikle, ateşli silahlara başvurmayı düzenleyen, olay tarihinde yürürlükte olan mevzuat, sözleşmenin 2. maddesindeki zorunlulukları ve devletin yaşam hakkını koruma taahhüdünü karşılamakta mıdır?

– Polis ve jandarma tarafından yürütülen ve davacıların yakınlarının ölümüyle sonuçlanan operasyonların, ilgililerin hayatlarıyla ilgili risklerin mümkün olduğu kadar azaltılması için, ölümlerine engel olacak bütün tedbirler alınmış mıdır?

– Devlet görevlileri öldürücü güce son çare olarak mı başvurmuşlardır?

– Şüphelileri durdurmak amacıyla daha az radikal metotlara başvurulabilir miydi?

– Yurtiçinde yürütülen tahkikat, sözleşmenin 2. maddesinin gereklerini karşılıyor mu?

“Kadın da olsa çocuk da olsa gereğini yapan” hükümet

AKP’nin iktidarda olduğu 10 yıllık süreçte, 178 çocuk Kürt illerinde yürütülen savaşta devlet güçleri tarafından katledildi.

Mart 2006’da Muş-Bingöl-Diyarbakır üçgeninde 14 PKK gerillasının kimyasal silah kullanılarak öldürülmesinin ardından Diyarbakır, Batman, Siirt gibi yerlerde Kürt halkı sokağa dökülmüştü. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan göstericilerle ilgili olarak “Kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılacak” demişti.

 

taner

Taner Temel HAKINDA BEN KENDİ HALİMDE BİRİYİM YAZDIĞIM SÖZLER VE ŞİİRLER SİZLERİ HAYATA DAHA ÇOK BAĞLAYA BİLMEK VE HAYATI SEVEDİRE BİLMEK İÇİN ÇABALIYORUM.. BUNU BAŞARA BİLİYORSAM NE MUTLU BANA Kİ İNSANLARI HAYATA BAĞLIYORUM.. SAYGILARIMLA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir